Vakit, Vakt ne demek? | Vakit, Vakt anlamı nedir? | Vakit, Vakt

Vakit, Vakt anlamı nedir?

Vakit, Vakt ne demek?

Vakit, Vakt anlamı nedir?

Vakit, Vakt | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. evkaat).

1.Zaman, Fars. hengâm: Şimdiki vakitte, vakit nakittir.

2.Saat, günün muhtelif saatleri: Geç vakit, gece vakti, acaba vakit nasıl?

3.Mevsim: Orak vakti, ağaç dikme vakti. 4.Geçim vaziyeti: Onun vakti iyidir, vakitler darlaştı.

5.Devir, asır, çağ, içinde bulunulan zaman: Allâme-i vakt. O vakit = O zaman. Bu vakit = Şimdi. Ne vakit? = Ne zaman? Her vakit = Her zaman, daima. Vaktinde = I. Münasip zamanda.

2.Mevsiminde. Bir vakit =

1.Geçmiş ve muayyen olmayan bir zamanda: Ben de bir vakit öyle bir çiftlik almıştım.

2.Geçmiş zamanda, vaktiyle: Amerika’ya züğürt gidip, zengin dönmek bir vakit idi. Vaktiyle =

1.Zamanında: Bu çiçeği vaktiyle dikmemişsiniz.

2.Eski zamanda, geçmiş zamanda: Vaktiyle öyle bir teşebbüs etmiş idim, vaktiyle bizde Farsça daha çok okunurdu. Vakit vakit = GAh, zaman zaman, nöbet nöbet. Vakit ve hâl (vakt ü hâl) = Geçim vaziyeti. Vakt-i zevâl = Oğle vakti. Vakt-i gurûbî = Güneşin batışından başlanarak hesap olunan vakit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, münasebetsiz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

her zaman, daima.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevkit). (bk.) Mevkit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high noon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noon. midday. noonday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high noon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noon. midday. noonday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father time. hour. season. time. when. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

season. time. the right time. appointed time. hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. the right time. time (for doing sth. when. hour. tide. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potter putter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. evkaat).

1.Zaman, Fars. hengâm: Şimdiki vakitte, vakit nakittir.

2.Saat, günün muhtelif saatleri: Geç vakit, gece vakti, acaba vakit nasıl?

3.Mevsim: Orak vakti, ağaç dikme vakti. 4.Geçim vaziyeti: Onun vakti iyidir, vakitler darlaştı.

5.Devir, asır, çağ, içinde bulunulan zaman: Allâme-i vakt. O vakit = O zaman. Bu vakit = Şimdi. Ne vakit? = Ne zaman? Her vakit = Her zaman, daima. Vaktinde = I. Münasip zamanda.

2.Mevsiminde. Bir vakit =

1.Geçmiş ve muayyen olmayan bir zamanda: Ben de bir vakit öyle bir çiftlik almıştım.

2.Geçmiş zamanda, vaktiyle: Amerika’ya züğürt gidip, zengin dönmek bir vakit idi. Vaktiyle =

1.Zamanında: Bu çiçeği vaktiyle dikmemişsiniz.

2.Eski zamanda, geçmiş zamanda: Vaktiyle öyle bir teşebbüs etmiş idim, vaktiyle bizde Farsça daha çok okunurdu. Vakit vakit = GAh, zaman zaman, nöbet nöbet. Vakit ve hâl (vakt ü hâl) = Geçim vaziyeti. Vakt-i zevâl = Oğle vakti. Vakt-i gurûbî = Güneşin batışından başlanarak hesap olunan vakit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasip vakit ve zamanda veya gerekli mevsiminde olan: Vakitli vakitsiz, (bk.) Vakitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done at the right time. done in due season. timely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pünktlich. rechtzeitig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without considering whether or not it is the proper time to do. in and out of season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Münasip vaktinde olmayan, Fars. nâ-be-hengâm: Vakitsiz teşebbüs.

2.Mevsiminde olmayan, Fars. nâbe-mevsim: Vakitsiz meyve.

3.Geç, geç vakitte: Siz vakitsiz geldiniz, şimdi vakitsizdir, gidilemez.

4.Mevsimsiz. Vakitli vakitsiz = Münasip olan veya olmayan zamanda, her vakit: O, bize vakitli vakitsiz gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature. unearthly. untimely. inopportune. ill-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done at an unsuitable time. premature. too early. out of season. ill timed. untimely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untimeliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقت] vakit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). O vakit ki, ne zaman ki, olduğu vakit, kaçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقتاکه] –diği zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit bakımından. Vakten min-el evkaat = Zamanın birinde, günlerden bir gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time. in time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the proper time. in the past. once. once upon a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یواقيت] yakutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by