Vali ne demek? | Vali anlamı nedir? | Vali

Vali anlamı nedir?

Vali ne demek?

Vali anlamı nedir?

Vali | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(VALİ) (i. A. «velâyet» ten if.) (c. vulât). Bir vilâyetin idaresine memur adam, en yüksek mülkî Amir ve hükümetin temsilcisi bulunan zat: Vâli-i vilâyet, vâli paşa, İzmir vâlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exarch. governor. proconsul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governor. governor ilbay. governor of a province. vali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one of the Aesir and avenger of Balder; son of Odin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governor. governor of a province. vali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one of the Aesir and avenger of Balder; son of Odin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir vilayeti idare eden en büyük memur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Arası kesilmeksizin, arka arkaya, birbiri ardınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التوالی] peşpeşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva ağaçları olan yer, ayva bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). atlı, şövalye; ,şövalye ruhlu kimse, centilmen; kavalye;(bh). ingiltere kralı 1.Şarl taraftarı; (s). kendini beğenmiş, kibirli, mağrur serbest, laubali. cavalierly (z). önemsemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalye, atlı süvari; lejyon donör gibi nişan veya rütbe sahibi; kahraman ve mert kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercurial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hakkında dava olunan: O, davalı bir çiftliktir.

2.İddiası büyük. Müddeî = Davacı adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent. defendant. defence. defense. libelee. libellee. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. litigant. respondent. in dispute. contested. impleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requiring a lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iyi hava alan, havadar: Pek havalı bir yer, bir evdir.

2.Bir türlü havası olan: Güzel, sıcak, soğuk havalı yer.

3.Derece ve perdesi olan: Havalı, nişan, çalgı, harfler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Etraf, civar, çepeçevre olan yerler: Bu havâlîde hiç yağmur yağmadı. O havâlînin ahalisi pek çalışkan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. showy. stylish. dashing. flash. flatulent. hot-air. jaunty. la-di-da. la-di-dah. nifty. nobby. ostentatious. pneumatic. posh. rakish. swagger. swanky. swell. swish. tonish. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. flamboyant. pneumatic. posh. showy. swanky. breezy. attractive. eye-catching. flashy. stuck-up. pneumatically actuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated. attractive. eye-catching. pneumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborhood. vicinity. envircns. suburbs. regions. districts. neighbourhood. environs. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. vicinity. environ. district. region. vicinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوالی] yöre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pneumatic brake. air / pneumatic brake. air brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geçersiz, hükümsüz, battal, muteber olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) hasta zayıf, hastaIıklı, yatalak, sakat; hastaya mahsus; (i.) hasta kimse, yatalak kimse; sakat kimse; (f.) çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek; malul kılmak; hasta olmak, malul olmak; (ing.) hasta sayarak memleketine göndermek. invali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hükümsüz kılmak, battal etmek. invalidation (i.) hükümsüz bırakma, iptal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümsüzlük, muteber olmayış, battallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaaleb). Kaabler, kalıplar, bk. Kalıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz çeşidinden bir cins hasır otu, tüylü saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sancak olacak genişlikte toprak: Bir livâlık vardır.

2.Mîr-i livâlık, mîr-i livâ rütbesi: Miralayken livâlık verildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevlâ). (bk.) Mevlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevlid, mîlâd). (bk.) Mevlid, Milâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevlûd). (bk.) Mevlûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyva ile yapılmış, içinde meyva bulunan veya meyvası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Meyva ağaçları olan yer.

2.Sofrada yemiş konmaya mahsus kap, meyve tabağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ve kısaltılmışı: IIvâlık). İki alay askerden mürekkep bir tugaya kumanda eden, mîr-i livâ rütbesi taşıyan generalin sıfatı: On sene mîr-i livâlık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldovan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vely» den if.) (mü. mütevâliyye). Birbirini tâkib eden, aralık vermeksizin devam eden, artsız arasız, bir düziye olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Birbirini tâkib ederek, aralık vermeksizin, bir düziye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متواليا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ovalardan ibaret (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which contains grassy plains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which contains grassy plains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıva sürülmüş, sıvası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâli). Talihler, bahtlar, kısmetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good to be fried in a pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vely»den). Birbiri arkasından gelme, arası kesilmeksizin devam etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توالی] kesintisiz sürme, birbirini izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintisiz sürmek, birbirini izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yiğit, cesur, yürekli, kuvvetli; kahramanca. valiancy, valiantness i. kahramanlık, yiğitlik. valiantly z. kahramanca, yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten) (tes. vâlideyn). Doğurtan, ata, baba, Fars. peder, Ar. eb. Tesniye: Ana, baba: Vâlideyne hürmet etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ والد] baba. 2.yol açan, doğuran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muteber, geçerli; doğru, sağlam; huk. meşru, kanuni. validly z. muteber olarak, meriyette, meşru olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muteber kılmak, geçerli hale koymak; tasdik etmek, onaylamak. valida'tion i. onaylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ana, Fars. mâder, Ar. ümm: Vâlidesine mektup yazdı, vâlîde hanım nasıldır? Uvey valide = Uvey anne. Kayınvillde = Kaynana. Vâlide Sultan = Osmanlı imparatorunun annesi olan imparatoriçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والده] anne, ana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) (m. vâlid). (bk.) VAlid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والدین] anababa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meriyet, geçerlik, muteberlik; yürürlük; sağlamlık, doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «veleh» den if.) (mü. vâlihe). Hayrete dalan, hayran, şaşakalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واله] şaşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şaşakalmış, hayret etmiş, hayran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Valih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vali sıfat, vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship. proconsulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship. governor's office. province. governor generalship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük el bavulu, valiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [واليان] valiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Küçük el bavulu, büyücek çanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. suitcase. valise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitcase. traveling bag. baggage. luggage. valise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by