Vam ne demek? | Vam anlamı nedir? | Vam

Vam anlamı nedir?

Vam ne demek?

Vam anlamı nedir?

Vam | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Borç, Ar. deyn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وام] borç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavm). Kavimler. (bk.) Kavm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peoples. nations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوام] kavimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amme), (bk.) Amme. Müfred gibi: Umum, aşağı tabaka, aşağı takım, ayaktakımı havâs mukabili: Avâm için yazılmış şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Am). Yıllar, (bk.) Am.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populace. the public. to populace. the common people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the common people. the lower classes. herd. common herd. hoipolloi. populace populacy. proletariat. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوام] halk tabakası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil). Amiller. (bk.) Amil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوامل] etkenler, faktörler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = yükseltme edatı, Arapça devâm = dâim olma). Devam üzre bulunan, süren dâim, bâkî: Sıhhat ve Afiyette ber-devam olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuing. going on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بردوام] sürekli, devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيت اقوام ]Birleşmiş Milletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmi). Camiler. (bk.) CAmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوامع] camiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوامد] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmûs). e. mandalar, su sığırları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواميس] mandalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEVAM) (i. A.). I. Daim olma, sürme, kesilmeme: Ömrün devamı. İki günden beri yağmur devam ediyor. Zelzele beş saniye devam etti. Burada bu sıcak çok devam etmez.

2.Sebat, devamlı şekilde uğraşma: İnsan mesleğinde devam etmelidir. Her iş elinden gelir, lâkin devamı yoktur.

3.Bir göreve veya bir işe girme ve gidip gelme: Oğlunuz nereye devam ediyor? Filân kaleme, falan daireye devam ediyor. Kumara, ava, tiyatroya devam ettiğini işittim. Ber-devim = Devam eden, kesilmeyen. Osm. gayrı munkati: Aklbeti berdevâm olsun I Aleddevim = Mütemadiyen, aralıksız, fâsılasız, bilâfasıla, dalma, bir düzüye: Aleddevâm okumakla meşguldür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. continued existance. continuation. permanence. permanency. steadiness. duration. endurance. follow-through. perpetuation. progression. prosecution. pursuance. sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. pursuance. run. standing. continuance. continuity. duration. attendance. go on! keep on! keep going!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. continuation. continuity. attending. carrying on. extension. continuance. permanency. progression. pursuance. sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوام] süreklilik. 2.kalıcılık. 3.devam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin durdurulduğu noktadan otomatik olarak çalmaya devam etmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. hold. last. persist. resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go on. to continue. to keep on. to carry on with. to attend. go. go ahead. hold. keep. keep going. last. progress. run. run on. stick with. wage. carry on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. maintain. perpetuate. preserve. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. carry on. hold. perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürer, sürekli: Birkaç gün devamlı yağmur yeğdi. Devamlı bir baş ağrısı.

2.Sebatlı, işinde mütemadiyen çalışan: İşinde devamlıdır.

3.Görevine hergün giden, daima iş ve vazifesi başında bulunan: Talebenin en devamlısı odur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual. permanent. frequent. regular. everlasting. non-stop. assiduous. chronic. continued. hourly. incessant. invariable. lasting. persistent. settled. steady. sustained. unabating. unbroken. unceasing. unremitting. invariably. regula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. continual. continuous. stable. standing. steady. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. continuous. incessant. lasting. permanent. persistent. unbroken. continual. increasing. regular. uninterrupted. unintermitting. uniform. steady. unceasing. running. standing. holding on. non-stop. attending. round. consecutive. durable. slow. pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. durability. progression. regularity. endlessness. lastingness. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürmeyen, çok sürmez, geçici, süreksiz. Osm. bakasız, muvakkat: Bu mevsimde soğuk devamsızdır. Dünya nimeti devamsızdır.

2.İşine devam etmeyen, sürekli çalışmayan, sebatsız: Elinden iş gelirse de devamsızdır.

3.Görevine hergün gitmeyen, daima işi ve vazifesi başında bulunmayan: Devamsız olmasaydı iyi yetişecekti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentee. without continuity. inconstant. irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. inconstant. without continuity. desultory. discontinuous. discrete. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürmeme, süreksizlik: Dünya nimetlerinin devamsızlığı inkâr olunamaz.

2.Sebatsızlık, sürekli çalışmama: Devamsızlıkla insan hiç bir işte muvaffak olamaz.

3.Görevine hergün gitmeme, deima iş ve vazifenin başında bulunmama: O çocuğun devamsızlığı iyi yetişmemesine sebep oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. absenteeism. lack of continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absenteeism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emr). Emirler (buyruk ve ferman mânâsına olan emrin cem’idir. iş mânâsına gelen emrinki ise «umûr» gelir), (bk.) Emir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوامر] emirler, buyruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gaamıza çok kullanılmaz) Kolay anlaşılmaz incelikler, meydanda olmayan gizli incelikler: Hukukun gavâmızını bilen bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) kabahatin esasını teşkil eden şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâmme). Zararlı böcekler, (bk.) HAmme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Duruş, durma, Osm. kaim, kâin ve mevcut olma: Bir mülkün kıvâmı ancak adalet İle olur.

2.Sıvı, bir şeyin koyuluk derecesi: Bal, pekmez kıvâmında.

3.Her durumun lâzım gelen derecesi, tav (aslı: tâb), çağ: Tam kıvâmındadır; kıvamını bulmak; kıvama gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. consistence. propitious moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. thickness. degree of density. temper. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvama gelmek, koyulaşmak, koyulukta ve diğer bir halde münasip dereceyi bulmak: Kıvamlanıncaya kadar kaynatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the right consistency. to reach the right movement. or stage. to reach one's prime. to get into one's stride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvâmında olan, lüzumu derecede koyuluk vesaire hâlinde bulunan, tavında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the right consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvamında olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not yet of the right consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi lamia kullanılmaz). Parlamalar, Ar. envâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Parlamalar, nurlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. levvâme) (levm’den imüb.). Levm eden, aşağılayan. Nefs-i levvâme = Bir kötülük yaptıktan sonra hâsıl olan vicdan rahatsızlığı; nefsin üç çeşidinden biri olup, diğer ikisine nefs-i emmâre ve nefs-i mutmaine denir, bk. Emmâre, mutmain.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A .c.) (m. nâmûs). Namuslar. (bk.) Namus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tamir etmek, yenileştirmek; ayakkabının yüzünü değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıvamak işi. Kaplanmış, kaplama surette sürülmüş: Gümüş sıvama bir çekmece.

2.Pek sık takılmış, zemini pek az görünecek surette takılmış: Sıvama inci, sıvama bir yelek.

3.Bir dü züye hiç aralık kalmamak üzere bol bol kaplama: Kaldırımlar sıvama çamur. (bk.) Sıvamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastering. facing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasting. covered with. to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastering sth. right up to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıva sürmek, sıva ile kaplamak: Yapıyı sıvamak.

2.Bulaştırmak.

3.Her tarafını kaplamak, yalnız süs için ötesine berisine bakmayıp her tarafını kaplamak: Çekmeceye gümüş sıvamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sığamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. parget. roll up. draw up. tuck up. turn up. daub. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. plaster. point. to plaster. to stucco. to daub. bedaub. to roll up. fold up. to bedaub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster. to plaster sth with a substance. to smear sth on or over sth. daub. plaster over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tûmâr). Tomarlar. (bk.) Tomar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وامدار] borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وامخواه] alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vâmıka). Aşık, sevdalı, tutkun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Seven, aşık. 2.Vamık ile Azra öyküsünün erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vamık).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, vamose f., (ünlem), A.B.D., (argo) defolmak; (ünlem) Çek arabanı! Toz ol! Defol!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy woman. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To advance; to travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a boot or shoe above the sole and welt, and in front of the ankle seam; an upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any piece added to an old thing to give it a new appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Vamp, v. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To provide, as a shoe, with new upper leather; hence, to piece, as any old thing, with a new part; to repair; to patch; often followed by up. piece of leather forming the front part of the upper of a shoe an improvised musical accompaniment provide with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vamp. unscrupulous seductress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, commonly the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating part of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a shoe upper from the instep forward to the toe See the color-coded sneaker for an illustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play a chord progression repeatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short sequence of chords that is repeated over and over again. the part of the shoe that cover the top of the foot and toes Either a Russian V-Vamp cut, or a rounded U shape There are variations of both with different brands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete forepart of a shoe upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Analysis of Management Practices. a seductive woman who uses her sex appeal to exploit men. an improvised musical accompaniment. piece of leather forming the front part of the upper of a shoe. make up; 'vamp up an excuse for not attending the meetin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saya, kundura veya çizme yüzü; yamalık; müz. basit ve notasız eşlik; f. kunduraya yüz takmak; yamalamak; müz. eşlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., k.dili. maceraperest kadın, erkek peşinde koşan kadın, vamp; f., k.dili. (erkeği) ayartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. vampire).

1.Öldükten sonra güyâ mezardan çıkıp halka musallat olarak dehşet ve zarar veren hayalet, cadı, karakoncolos.

2.Amerika’ya mahsus bir nevi büyük yarasa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vampir, hortlak; kan emici bir çeşit büyük yarasa. vampire bat vampir, zool. Desmodus vampir'ic s. vampir cinsinden; kan emici. vam'pirism vampire inanma; kan emicilik; cadılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et seq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by