Van ne demek? | Van anlamı nedir? | Van

Van anlamı nedir?

Van ne demek?

Van anlamı nedir?

Van | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

van city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The front of an army; the first line or leading column; also, the front line or foremost division of a fleet, either in sailing or in battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shovel used in cleansing ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wash or cleanse, as a small portion of ore, on a shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light wagon, either covered or open, used by tradesmen and others fore the transportation of goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large covered wagon for moving furniture, etc., also for conveying wild beasts, etc., for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A close railway car for baggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Note under Car, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fan or other contrivance, as a sieve, for winnowing grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wing with which the air is beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fan, or to cleanse by fanning; to winnow. a truck with an enclosed cargo space a camper equipped with living quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any creative group active in the innovation and application of new concepts and techniques in a given field. the leading units moving at the head of an army. a camper equipped with living quarters. a truck with an enclosed cargo space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network A third party network that transmits data between trading partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-added Network. Value added network VAN services provide shared, private messaging networks for supporting EDI applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network is a third-party communications network that can accept a message from virtually any computer hardware and software configuration and can deliver the message to a receiver that uses different hardware and software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-Added Network A VAN company is an organization that helps companies exchange private documents, usual via EDI systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Networking providers that differentiate themselves on the basis of local-dial availability, upper-layer services , network management, and global connectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network is an independently contracted company, which acts as a post office for sending and receiving electronic transactions to and from trading partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of a number of forms of motorized transportation larger than a car but smaller than a bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Movers call all types and kinds of trucks used for moving 'vans' A van can be as small as a small econoline pack van or as large as a long tractor-trailer. value-added network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Network Third-party service organizations that deliver EDI messages from senders to receivers This is a highly secure and private alternative to the Internet VAN's typically charge by data character sent/received, so longer messages cost more

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Land Rover fitted with windowless rear roofsides These are quite common in Britain since tax codes there charge much higher rates on vehicles with rear side windows see also Blindside. a specialized common carrier that 'adds value' over and above the st

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Van refers to the enzymes found in bacteria that is resistant to the antibiotic Vancomycin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-Added Network A private data communications network used for EDI transactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A railway goods vehicle which has a roof. [1] A covered road vehicle for carrying goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-Added Network A third party service provider that facilitates the transmission of electronic data among multiple trading partners Service may include EDI communications skill, expertise, and equipment necessary to receive, store, and transmit electr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-purpose vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri kollar, ordu veya donanmanın keşif kolu; öncüler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. üstü kapalı yük arabası; ing. furgon; f. yük arabası veya vagon ile taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilerleme, ileri gitme, terakki, terfi; fiyat yükselmesi; avans, öndelik. advances (i)., (çoğ). ilerlemeler; (k).dili açık verme, asılma. advance guard öncü kuvvet. in advance önde, ileride; peşin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, ilerlemek, ileri götürmek, ileri gitmek, terakki etmek, terakki ettirmek, terfi etmek, terfi ettirmek; artmak, yükselmek (fiyat) ; avans vermek, ödünç vermek; teklif etmek. advanced (s). ilerlemiş, ileri advancement (i). terfi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوان] ceylanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوانه] ceylan gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. antimoine, kimya). Basit cisimlerden (elemanlardan) bir maden ki, kurşunla karışık olarak matbaacılıkta kullanılır, antimon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit, zaman, hengâm: Avân-ı şebâbında = Gençlik zamanlarında.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوان] zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avant-garde

öncü

Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlerideki bir alacağa sayılmak üzere önceden verilen para.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avance

öndelik

Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance payment. retaining fee. head start. retainer. earnest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance pays. feed. headway. advanced credit. retainer. retaining fee. lead. advance money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük,

2.kazanım,

3.yarar

1. Üstün olma durumu.

2.Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak.

3.Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir tarafı dışarıya açık olan oda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باغچوان] bahçıvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçeye bakan, bir bahçe idare eden, bahçeye bakmak san’atını bilen adam: Konağın bahçıvanı; falan adam iyi bahçıvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener. horticulturist. hedger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçıvan İşi ve san’atı, bahçeye bakmak, çiçek, ağaç ve sebze yetiştirmek ilmi: Bizde bahçvanlık ediyor; bahçıvanlıkta mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardening. horticulture. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde Devr-i Revân usûlünün bir adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. lüks hayatı seven kimse, keyfine düşkün adam; neşeli arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sihirbaza lâyık olan veya lâyık surette, sihirbazâne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervan; üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba; kamyon; (ing). arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, taze, delikanlı. - Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz.Civan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cânib). Canipler, yönler, (bk.) CAnib.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوانب] yanlar, yönler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sabık, eski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı cuvân).). Genç, taze adam, delikanlı. Nev-clvân = Pek genç delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı, yakışıklı. - (bkz.Cevan, cuvan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, baht = talih). Talihi yâver, bahtı uyanık, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, merd = er). Cömerd, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmerd’ln c. civânmerdler, cömertler, eli açık olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmertlik, cömertlik, sahâvet, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cömertlik, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Civân’ın c. civanlar, gençler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانان] gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان بخت] talihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mutlu, şanslı (kimse).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: cuvânî). Gençlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانی] gençlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gençlik, şebâb. (bk.) Civan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانمرد] cömert. 2.soylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz yumma; suç ortaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruma; (ing). doğal kaynakları koruma teşkilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tertip, tertibat, icat; mekanizma; gizli plan, entrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Koşan, süratle yürüyen.

2.Koşarak, süratle.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2.Koşmak. Süratle, hızla gitmek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 14 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. devâvîn) (Farsçadan Arapça’laşmış).

1.Büyük meclis, yüksek meclis: Dİvan kurulmak.

2.Eskiden muhakeme için kurulan yüksek meclis: Dİvân-ı Hümâyûn = Osmanlı İmparatorluğu zamanında bugünkü bakanlar kurulunun (kabine) karşılığı olan teşkilât. Amedî-i Dİvân-ı Hümâyûn = Vaktiyle bu meclisin başkâtibi. Tercüman-ı Dİvân-ı Hümâyûn = Eskiden padişahın huzurunda tercümanlık eden şahıs.

3.Eskiden bir şâirin şiirlerini kafiyelerine göre, harf sırası tertibiyle toplayan şiir mecmuası: Bâkî dîvânı, Nâbî dîvânı. Devâvîn-i şuarâ = Şair divanları. Dîvân efendisi = Vaktiyle vezirlerin resmî ve hususî başkâtipleri ki, yazışmaları idare ederlerdi. Dîvân-ı temyiz = Eskiden her vilâyet merkezinde bulunan temyiz mahkemesine verilen isimdi: Dİvân-ı harp = Askerleri muhakeme etmek üzere kurulmuş fevkalâde askerî mahkeme: Dİvân-ı harb-i örfî = Örfî idare altındaki memlekette siyasî işlerden, asayiş ve inzibatla alâkalı işlerden sanık olanları muhakeme etmek üzere kurulmuş askerî mahkeme. Dîvân durmak = Verilecek emirleri almak üzere ayakta ellerini kavuşturup durmak. Ayak dîvânı = Fevkalâde hallerde acele olarak kurulan meclis.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day bed. divan. ottoman. couch. dewan. council. lounge. sociable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. divan. sofa. council of a state. collected poems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book; esp., a collection of poems written by one author; as, the divan of Hafiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Turkey and other Oriental countries: A council of state; a royal court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also used by the poets for a grand deliberative council or assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chief officer of state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A saloon or hall where a council is held, in Oriental countries, the state reception room in places, and in the houses of the richer citizens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cushions on the floor or on benches are ranged round the room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cushioned seat, or a large, low sofa or couch; especially, one fixed to its place, and not movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coffee and smoking saloon. a long backless sofa a Muslim council chamber or law court a collection of Persian or Arabic poems a Muslim council of state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan. council of state. public sitting. collected poems. couch. council. cycle. lounge. sofa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long backless sofa. a Muslim council of state. a collection of Persian or Arabic poems. a Muslim council chamber or law court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upholstered couch without arms or back Originated from the Turkish habit of piling rugs for reclining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Persian term initially designating the official registers,later the administrative offices of the state, and finally the sovereign's council of state There was a distinction between the Divan i-Am, or chamber for public audience with the prince which was

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Council of senior military officers during the Ottoman period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دیوان] meclis. 2.padişah meclisi. 3.şairin şiirlerinin bir araya getirildiği eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sedir; divan, meclisi hümayun, büyük meclis; salon, divan odası; tütün ve kahve içmeye mahsus salon veya oda; divan, bir şairin alfabetik sıraya göre düzenlenmiş şiirlerinin toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odalar arasındaki geniş sofa, sale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bakanları, yargıtay, danıştay üyeleri ve cumhuriyet başsavcısını, vazifeleriyle alâkalı suçlardan ötürü muhakeme etmek için Yargıtayla Danıştay üyelerinden kurulan fevkalâde mahkeme, yüce divan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), (bk.) Dİvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafiye itibariyle harf sırası tertibiyle yapılan küçük şiir mecmuası, eksik dîvân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Deli, Ar. meczub.

2.Aptal, alık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. lunatic. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانه] deli, çılgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dîvânelik, delilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Delicesine hareket eden, çılgın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانگی] delilik, çılgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Delilik.

2.Aptallık, alıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dîvânîye). Dîvan ile alâkalı. Hatt-ı dîvânî = Dİvân-ı hümâyûnda ferman ve beratların yazılmasına mahsus güzel ve girift bir nevi yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DİVAN-I MUHASEBAT) (i. F. A.). Muhasebeler dîvânı, Sayıştay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. ebrû). Kaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) {m. kevn). Kevnler, oluşumlar, (bk.) Kevn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اکوان] dünyalar. 2.varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlıklar, alemler, dünyalar. - (bkz.Evren).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. levn). Levnler, renkler, (bk.) Levn. Birkaç rekli, rengâ-renk, alacalı: Elvân kâğıt, elvân basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to elves; elvish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to certain veins of feldspathic or porphyritic rock crossing metalliferous veins in the mining districts of Cornwall; as, an elvan course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rock of an elvan vein, or the elvan vein itself; an elvan course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الوان] renkler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Levnler, renkler, çok renkli, polikrom. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventory. certificate of inventory. stock ledger. stock sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Genç erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ERCUVANİ (i), (bk.) Erguvan, erguvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) 1.Erguvan çiçeği. 2.Kızıl şey. 3.Kırmızı kadife. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوان] erguvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel bir kızıl rengi olan çiçek ki, Arapça’da bundan alınarak ercuvan denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judas tree. redbud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوان] erguvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kırmızımtrak bir çiçek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erguvan çiçeği renginde, güzel ve parlak kızıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوانی] erguvan rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Erivan, Revan şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit, zaman, hengâm: Evân-ı şebâbında = Gençlik zamanında (Avân telâffuzu galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوان] çağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yavaş yavaş gözden kaybolmak, zail olmak, kaybolmak. evanescence (i.) yavaş yavaş kaybolma, zeval. evanescent (s.) gözden kaybolan, hafızadan silinen, zail olan, çabuk uçan; (bot.) dayanmayan, çabuk solan; mat son derece küçük, cüzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) evangelical, evangelist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İncil'in getirdiği haber; İncil kitaplarından biri; iyi haber, müjde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) muhafazakar Protestan; Protestan; (s.) İncil'e ait, İncil'e özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «enâ») (dilimizde kullanılmamıştır). Kaplar, mutfak çay, kahve ve aydınlatma vesaire takımları: Evânî-i sîm-ü zer = Altın ve gümüş kaplar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اوانی ترابه] toprak çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), şiir zeval bulmak, yok olmak, gözden kaybolmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İncil müjdesini getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Köşk, kasr.

2.Büyük salon, dîvân: Eyvân-ı Kisrâ = Irak’ta Tayısfûn harabelerinde SAsânî şahinşahlarının büyük saraylarının yıkıntısı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ایوان] ayvan. 2.sundurma. 3.çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok, bol, Ar. kesir, aşırı: Eşk-i firâvân döktü = Pek çok gözyaşı döktü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فراوان] bol, çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s galvanik, galvanizme ait; elektrik çarpmasına benzeyen gal vanic battery, galvanic pile galvanik batarya galvanic electricity galvanik elek trik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimyasal kuvvetle husule gelen elektrik, galvanizm; t/b gal vanik elektrik cereyanı ile tedavi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To affect with galvanism; to subject to the action of electrical currents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plate, as with gold, silver, etc., by means of electricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To restore to consciousness by galvanic action ; hence, to stimulate or excite to a factitious animation or activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat, as iron, with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Galvanized iron. stimulate by administering a shock cover with zinc; 'galvanize steel'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coat a metal surface with zinc using various processes. to coat with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat a metal with zinc Galvanization is the process of coating a metal with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat a metal surface with zinc as a protection against corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat with zinc to protect against corrosion Left Lay - Strand - Strand in which the cover wires are laid in a helix having a left-hand pitch - Rope - Rope in which the strands are laid in a helix having a left-hand pitch. to stimulate to action ; ' sta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f harekete getirmek, heyecanlandırmak, tahrik etmek; mad gal vanizlemek, galvanizle kaplamak; galvanik cereyan geçirmek; r,b elektrikle (adale) çalıştırmak galvaniza'tion i galvanik ce reyanı geçirme, galvanize etme galvanized iron çinko, saç, galva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erimiş çinkoya batırılarak kaplanmış (demir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Galvanize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Galvani’nin adından) (i. fizik). Birbiri üzerine tesir eden maddelerin birbirine geçmesi neticesinde elektrik meydana gelmesi hâdisesi. Bu hâdise önce 1789’da Galvani tarafından ölü kurbağaların incelenmesi sırasında tesbit edilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotype. electro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An epoxy coated plaster relief model of a coin created in order to produce master hubs, which in turn produce coin dies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An epoxy coated plaster relief model of a coin, token or medal created by electrodeposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvano metre, elektrik öIçegi galvanometry i elektrik cereyanı öIçme ilmi galvanoplastic s galva noplastik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. galvanometre). Elektrik cereyanının kuvvet ve şiddetini ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. fizik). İçinde erimiş maden bulunan bir sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o sıvıya doldurulan eşyayı maden tabakasıyle kaplama işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galva noplasti, galvanizm ile kaplama usulü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. gev). Kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kahramanlar, yiğitl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şikayete sebep olan hal, keder verici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir şeyi dövüp ufaltmaya mahsus tahta, maden veya taştan kap: Havanda dövmek.

2.Tütün kıymaya mahsus Alet ki, ağzına bağlı satırı vardır.

3.Bomba ve obüs atmaya mahsus kısa top. Havaneli = Havanın destesi. Havanda su dövmek = Boş yere vakit harcamak, mânâsız şeylerle uğraşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar. muller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar (for pounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma atışlar yapmakta kullanılan, namlusu yivsiz top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Havana; Küba tütününden yapılmış puro .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayvân). Hayvanlar, (bk.) Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hayvanât, hayavân).

1.Canlı şey, insanla beraber her canlı: Kara hayvanı, deniz hayvanı. Hayvân-ı nâtık = Konuşan hayvan, insan. Hayvânât-ı ehliyye = Evcil, sahipli ve işe yarar hayvanlar.

2.İnsan olmayan idrâksiz canlı yaratık: O, insan değil hayvandır. İnsanın hayvandan farkı akıl ve idrâkidir.

3.Yük kaldıran ve araba çeken ve binilen hayvan, beygir, katır, merkep vesaire. Hayvanlara yem vermek, hayvanları çayıra çıkarmak.

4.mec. Akılsız ve idrâksiz insan, ahmak: Hayvan mısın? (bu mânâ ile sıfat gibi kullanılır): Hayvan herif. Hayvln-ı nebâtî = Sünger gibi yarı hayvan yarı bitki olan bir sınıf canlılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Dirlik, sağlık, hayat, Fars. zindegî: Ab-ı hayvân = Ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. beast. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. beast. brute. churl. pest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. beast. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حيوان] canlı. 2.hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get. young animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal feed. animal feeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayvân). Hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoological gardens. zoo. zoological garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan gibi, hayvan ca bir halde, akılsızlıkla, idrâksiz: Hayvanca oturuş, hayvanca muamele ediyor. Hayvancasına = Hayvan gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestial. brutal. bestially. rudely. stupidly. brutally. brutishly. brute. brutish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like an animal. beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaplık hayvanlar veya hizmet hayvanları yetiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-breeding. cattle-dealing. stockbreeding. breeding. cattle dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockbreeding. cattle-dealing. animal husbandry. cattle breeding. livestock production. livestock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayvâniyye). Hayvana ait. Umumiyet üzere, canlılara veya akıl ve idrâkten mahrum olan hayvanlara ait: Hiss-i hayvânî, mevâdd-ı hayvâniyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. brute. brutish. animal-like. bestial. sensual. carnal. huge. great. enormous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal like. brutal. brutish. sensual. carnal. animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيوانی] hayvansal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيوانيه] hayvana özgü, hayvansal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hayvanlık, canlı hal ve sıfatı.

2.Akıl ve idrâke ve insanlığa ait olmayıp, insanın hayvanlardan olması sıfatiyle olan hâl: Bu adamın hayvâniyyeti galip; şehvet, hayvâniyyet icaplarındandır.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan hâline gelme. mec. Çok kabalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bestial. brutal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan hal ve sıfatı. idrâksizlik, akılsızlık: Hayvanlığın lüzumu yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality. animalism. brutishness. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animalism. brutishness. bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hârlık (horluk), hakaret, zillet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir vezire, Mısır hıdivine yakışır şekilde: Hıdîvâne yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هندوانه] karpuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. ah), mec.

1.Sâdık dostlar, samimî dostlar: İhvân arasında öyle şeyler aranmaz.

2.Aynı mezhep veya tarikata mensup bulunanlar: Ihvân-ı dîn. O bizim ihvândandır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوان] dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Sadık, samimi candan dostlar. 2.Aynı tarikata mensup insanlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz, etrafına dikkat etmez, dalgın. inobservance i. dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) konu dışı, sadet dışı; mevzu ile alâkası olmayan, günün mühim konularıyle ilgisi olmayan. irrelevance (i.) konu dışı olma. irrelevancy (i.) konu dışı olan şey. irrelevantly (z.) konu ile ilgisi olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sevimsiz, kendisini bir şey sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. van.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. trailer. mobile home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. camping railer. dwelling motor car. trailer coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bakırdan yayvan yemek kabı ki, başlıca askere mahsustur: Her mangaya bir karavana yahni verilir.

2.İnce ve yassı elmas.

3.Atışta hedefe vuramama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pot. potshot. mess-tin. mess. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large cattle. cauldron. food. chow. mess. soldier's meal. missing target completely. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاروان] kervan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kervan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاروان سرای] kervansaray.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Aktarma, nakil. Kavança etmek = Aktarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of a sail or boom shifting. substituting (one thing for another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kanûn). Kanunlar. bk. Kanun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوانين] kanunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toprak veya camdan, ağzı geniş kap, ufak küp: Yağ, turşu kavanozu.

2.Toprak veye çiniden ağzı geniş ve bazen dar küçük kap: Reçel, İlâç, enfiye, pomat kavanozu, mürekkep kavanozu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small glass jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kârbân» dan). Büyük kafile: Hacılar kervanı. Kervanotu = Başotu, asaron. Kervanbaşı = Bir kervanın reisi. Kervankuşu = Bir cins kuş. Kervankıran, kervan kevkebi (yıldızı) = Sabahın erken saatinde görünen gezegen, Zü’hre, Venüs, çobanyıldızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کروان] kafile, kervan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanı idare eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanbaşı, bir kervanı idare eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravaneer caravanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Zühre, Venüs yıldızının bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâRBAN-SERAY) (i.). Büyük anayollarda kervanların konmasına mahsus büyük hanlar ki, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai. caravansary. serai. seray. khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravansaray. inn with a large courtyard. caravansary caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. karvanserây.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühâl (Satürn) gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کيوان] Satürn, Zuhal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Satürn yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendine güvenen, öğünen, tefâhür eden. Ar. müftehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladness. pleasure. proper pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladness. pleasure. elation. mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Sevinç, memnuniyet. 2.Övünen, güvenen, iftihar eden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. pleased. justly proud. chuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine güvenmek, öğünmek, memnun olmak, koltuklar kabarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tarih). Büyük Fransız ihtilâlinde cumhuriyeti ilân eden ihtilâl meclisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convention

anlaşma

Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonnuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Arı yuvası, arıların içinde bal yaptıkları yuva.

2.Fişeklerin mahafazası İçin barut ve kurşun İle dolu bakır veya teneke zıvana: Fişek kovanı. Kocanotu =» Yüksük otu. Kovançlçeğl = Arı üşen, oğulotu çeşidi, mec. Arı kovanı mec. = Çok kalabalık yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Arkasına düşen, takip eden. Yelkovan =

1.Rüzgâra göre dönen şey kl, rüzgârın semtini göstermek İçin yüksek yerlere konulur.

2.Ocağın veya soba borusunun tepesine konup rüzgârın takip ettiği tarafa doğru dönerek tütmeye engel olan başlık.

3.Saatin Ikl İbresinden, dakikaları gösteren uzunu (diğerine «akrep» denir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expulsive. beehive. hive. case. shell. barrel. snout. socket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive. cartridge case. shell case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hive. beehive. cartridge case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. lavanda).

1.Ufak mor bir çiçek veren bir cins ot ki, bahçelere tarla ve yol kenarlarına dikilir: Lavanta suyu.

2.Güzel kokulu su: Bir şişe lavanta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Kadın İsmi) - Lavanta çiçeğinden elde edilen güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akdeniz'in doğu sahili ve bu sahildeki memleketler; kitap ciltlemeye mahsus özel meşin. levanter i. Akdeniz'de esen doğu rüzgarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yakın Doğu’da yerleşmiş veya evlenerek soyu karışmış Avrupalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

levantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Levantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Yakın Doğu'ya ait; Yakın Doğu'da ticaret yapan; i Yakın Doğulu kimse, bilhassa anası veya babası Avrupalı olan kimse, Levanten; bir çeşit ipekli kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa, Baltik Denizi kıyısında, Letonya ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 56 00 Kuzey enlemi, 24 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 65,200 km².

Sınırları: toplam: 1,613 km.

sınır komşuları: Beyaz Rusya 653.5 km, Letonya 588 km, Polonya 103.7 km, Rusya 267.8 km.

Sahil şeridi: 90 km.

İklimi: Deniz ve kıtasal iklim tipleri arasında geçiş yaşandığı görülür.

Arazi yapısı: Alçak ovalar, çok sayıda dağınık küçük göller, verimli topraklar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Baltik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Juozapines/Kalnas 292 m.

Doğal kaynakları: Bataklık kömürü, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %44.81.

daimi ekinler: %0.9.

Diğer: %54.29 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 70 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,585,906 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.3 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.71 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.2 yıl.

Erkeklerde: 69.2 yıl.

Kadınlarda: 79.49 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.2 çocuk/1 kadın (2006 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Litvanyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Litvanyalı %80.6, Rus %8.7, Polonyalı %7, Beyaz Rus %1.6, diğer %2.1.

Din: Roma Katolikleri, Lutherciler, Rus Ortodoksları, Protestanlar, Evangelist Hıristiyan Baptistler, Müslümanlar, Museviler.

Diller: Litvanyaca (resmi), Polonyaca, Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.6.

erkekler: %99.7.

kadınlar: %99.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Litvanya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Litvanya.

Yerel tam adı: Lietuvos Respublika.

yerel kısa şekli: Lietuva.

Eski adı: Litvanya Sovyet Sosyalist.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Vilnius.

İdari bölümler: 44 bölge ve 11 belediye: Akmenes Rajonas, Alytaus Rajonas, Alytus, Anyksciu Rajonas, Birstonas, Birzu Rajonas, Druskininkai, Ignalinos Rajonas, Jonavos Rajonas, Joniskio Rajonas, Jurbarko Rajonas, Kaisiadoriu Rajonas, Kaunas, Kauno Rajonas, Kedainiu Rajonas, Kelmes Rajonas, Klaipeda, Klaipedos Rajonas, Kretingos Rajonas, Kupiskio Rajonas, Lazdiju Rajonas, Marijampole, Marijampoles Rajonas, Mazeikiu Rajonas, Moletu Rajonas, Neringa Pakruojo Rajonas, Palanga, Panevezio Rajonas, Panevezys, Pasvalio Rajonas, Plunges Rajonas, Prienu Rajonas, Radviliskio Rajonas, Raseiniu Rajonas, Rokiskio Rajonas, Sakiu Rajonas, Salcininku Rajonas, Siauliai, Siauliu Rajonas, Silales Rajonas, Silutes Rajonas, Sirvintu Rajonas, Skuodo Rajonas, Svencioniu Rajonas, Taurages Rajonas, Telsiu Rajonas, Traku Rajonas, Ukmerges Rajonas, Utenos Rajonas, Varenos Rajonas, Vilkaviskio Rajonas, Vil


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. menservants) uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat).

1.Hudut muhafızı.

2.Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («zaman» demek olan müfredi «melâ» dilimizde kullanılmaz). Gündüz ile gece, tün ve gün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emevi sülalesinin Mervan kolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâni), (bk.) MAnî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «üns» den masdar).

1.Ünsiyet, arkadaşlık, birbirine alışıp, birlikte yaşama.

2.İnsandan kaçmayış, insana alışan, vahşî hayvanın insana alışması: Bazı hayvanlar kolaylıkla müvâneset kazanırlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zayıf, kuvvetsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناتوان] güçsüz, zayıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taze, genç adam, delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوجوان] delikanlı, genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Budizme göre insanın aşırı istek ve tutkularından kurtulma yoluyle eriştiği salt mutluluk durumu; mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (ism-i cem’ olup müfredi yoktur). Kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسوان] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, neşeli, genç. 2.Mert, gözüpek, genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.h.i.) (Erkek İsmi) - İran’da 531-579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, “adil” lakabıyla anılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerine getirme, yapma; görenek, adet, örf; tören, usul; mezhep, tarikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dikkat eden, dikkatli, riayet eden; itaatli, kanuna riayetkâr. observantly (z.) dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paravane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. paravent). Kumaş veya bez kaplı, icabında katlanıp taşınabilen çerçeveli perde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paravan, gemi pruvasının iki tarafına takılıp mayınlara karşı kullanılan torpil şeklinde cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yurt dışında tarlası, bahçesi olan kimselere, serbestçe gidip gelmeleri için verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laissez-passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laissez-passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 16. yüzyılda revaçta olan bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pâybend’den galat). Atın ayağına vurulan bağ, köstek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. pâspân’dan galat). Çarşı bekçisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهلوان] yiğit. 2.pehlivan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Güreşçi, Fars. keştigîr: Yusuf pehlivan. Hasan pehlivan.

2.Cesur, yiğit, kahraman, Fars. dilâver. Pehlivan tekkesi = Güreş talimhanesi. Pehlivan yakısı = Keskin yakı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pehlevân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Güreşçi. 2.Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Işığın etrafında dönmeyi seven gece kelebeği, kepenek.

2.Vapur, uçak vesaireyi hareket ettirmeye yarayan, birkaç kanatlı çark.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propeller. moth. rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade. fan. propeller. screw. moth. screw-propeller. prop. flywheel. paddle wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. moth. propeller. wheel. fan blower. screw. impeller. paddle wheel. air propeller. screw propeller. rotor. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پروانه] pervane böceği. 2.fırıldak, pervane. 3.ulak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروانه وش] pervane gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç, bıçak vesairenin kabza içine giren kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Zafiyete uğramış kimselerin bakıldığı sağlık evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Nokta, sayı. Puvan hesabıyla yenmek = Hasmından çok sayı alarak oyunu kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Liste tutan; elindeki listeye işaret yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RAHTVAN) (i ). At gaşiyesinin sırmalı kaytanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «râh-vâr» dan galat).

1.Biniciyi sarsmaksızın süratle yürüyen at ve katır yürüyüşü: Bu atın güzel r vanı vardır.

2.Bu nevi yürüyüşle yürüyen at: Bir rahvan almak isterim.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun, münasebeti olan, alâkalı, ilgili. relevance, relevancy i. münasebet, ilgi, alaka, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen, akan. Ab-ı revân = Akarsu. Taht-ı revân = Hayvan ve insanların arasına alınarak taşınan bir çeşit mahfil. Rûh-i revân = mec. Sevgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yerevan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روان] giden. 2.akan. 3.ruh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Akan, su gibi akıp giden. 2.Ruh, can. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gitmek, yola koyulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Revan-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can bağışlayan, taze hayat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen. Reyine olmak = Gitmek, yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. «revganî», yani sadeyağla yapılan). Tepside pişen irmik yahut undan bir tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rövanş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hoşnudluk, rızâ. Rıdvân-AII»hu aleyh = Allah ondan razı olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennetin muhafızı ve kapıcısı olan melek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رضوان] cennet. 2.cennetin kapıcısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Rıza, razılık, razı olma. 2.Cennet kapısında bekleyen melek. Kur’an’da 10’dan fazla yerde geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rıdvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return match. revenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. return draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.’dan). Yüksek bir havuzun içine fıskiye hâlinde akıp oradan dökülen su ki ekseriya cami avlularında olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادروان] şadırvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindar, iffetli, temiz Müslüman kadınlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deve süren, deveci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geçen, devamsız, muvakkat.

2.Az kıymetli, değersiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Haiti dilinden). Ekvator kuşağındaki geniş çayırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirgin kuraklığa sahip tropik yaz yağışları zonunun (Muson) göreceli homojen bitki toplumlarıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savanna. savannah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savannah. savanna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savanna savannah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin, hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyin üzerine yapılan dam saçağı gibi düz veya sarkık örtü. (bk.) SAyebân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. şehvâniyye). Şehvete ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهوانی] şehvetle ilgili. 2.şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرو روان] yürüyen servi. 2.yürüyen servi boylu güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmetçi, uşak; köle, kul; besleme, yanaşma. servant boy uşak. servant girl hizmetçi kız. fellow servant kapı yoldaşı. public servant memur, devlet memuru. your humble servant, your obedient servant bendeniz, kulunuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Severek al, hatırla. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A..c.) (m. sâniha). Sânihalar, b. Sâniha.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Münasip uygun, yaraşır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sylvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşcasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.

Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen tuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, altı bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer dört bacak daima sabit durumdadır.

Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.

Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?

Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açığa kavuştu.

Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Kuzey Azerbaycan’ın kuzeyini teşkil eden Türk ülkesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.İran’da bir kent adı. 2.Aslan barınağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şirvanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıva sürülmek, sıva ile kaplanmak: Bu yapı daha sıvanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kol ve paça çevrilmek. Kol, paça sıvanmak = Kendi kollarını veya paçalarını çevirip hazırlanmak, bir işe hazılanmek: Siz şimdiden sıvandınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be plastered. to be smeared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subvenir den

para ile desteklenmiş

“Para yardımı yapmak, desteklemek” anlamındaki sübvanse etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subvention

ekon. destekleme

Devletçe yapılan para yardımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subvention. subsidy. benefit payments. export bounty. grants-in aid. patronization. subsidiary coins. subsidies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüreğe ferahlık veren ruh, iç açıcı ilaç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sülvan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (şiir) ormana ait; ormanlık, ağaçlık; ormanlara ait, ormanda yaşayan veya bulunan; i. ormanda yaşayan insan veya hayvan; orman perisi veya ilahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHT-I REVAN) (i. F.) (taht, revân = giden). Eskiden zenginlerin, kadınların veya hastaların nakline mahsus küçücük bir oda biçiminde vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palanquin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter. palanquin. sedan. sedan-chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palanquin. howdah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, salon vs. nin damı, üst kısmı. Tavan başa geçmek, başa yıkılmak = Pek utanacak ve münasebetsiz bir söz işitmekten mahcup ve müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. plafond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic. garret. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garret. attic. mansard. attic story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling price. maximum price. ceiling / maximum price. maximum fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Price)

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-handed broom used to clean ceilings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republic of china.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taiwan. taiwanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Taiwan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya’da, Doğu Çin Denizi, Filipin Denizi, Güney Çin Denizi ve Tayvan Şeridi arasında, Çin’in güneydoğu kıyısında yer alır.

Coğrafi konumu: 23 30 Kuzey enlemi, 121 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 35,980 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 1,566.3 km.

İklimi: Tropikal.

Arazi yapısı: Doğuda engebeli dağlar, batıda düz ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Güney Çin Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Yu Shan 3,952 m.

Doğal kaynakları: Kömür, doğal gaz, kireçtaşı, mermer, asbest.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %24.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %5.

Ormanlık arazi: %55.

Diğer: %15.

Doğal afetler: Deprem ve tufanlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,036,087 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.61 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.67 yıl.

Kadınlarda: 80.47 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.57 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Çinli.

Nüfusun etnik dağılımı: Tayvanlı (Hakka dahiL) %84, Çinli %14, aborigine %2.

Din: Budist, Konfüçyüsçü ve Taoist %93, Hıristiyan %4.5, diğer %2.5.

Diller: Mandarin Çincesi (resmi), Tayvanca (Min), Hakka lehçeleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.1 ((2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: geleneksel adı: Tayvan.

yerel adı: T’ai-wan.

Eski adı: Formosa.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Taipei.

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 10 Ekim (1911).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), BCIE, ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 668.3 milyar $ (2006 verileri).

GSYİH - reel büyüme: %4.4 (2006 verileri).

GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %1.5.

Endüstri: %25.2.

Hizmet: %73.3 (2006 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1 (2006 verileri).

İş gücü: 10.46 milyon (2006 verileri).

İşsizlik oranı: %3.9 (2006 verileri).

Endüstri: Elektronik, petrol arıtma, kimyasallar, tekstil, demir - çelik, makine, çimento, gıda maddeleri.

Endüstrinin büyüme oranı: %6.5 (2006 verileri).

Elektrik üretimi: 189.7 milyar kWh (2005).

Elektrik tüketimi: 175.3 milyar kWh (2005).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2005).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2005).

Tarım ürünleri: Pirinç, mısır, sebze, meyve, çay, domuz, kümes hayvanı, et, süt, balık.

İhracat: 215 milyar $ (2006).

İhracat ürünleri: Makine ve elektrik malzemeleri %51, metaller, tekstil, plastik, kimyasallar.

İhracat ortakları: Çin %22.5, Hong Kong %15.7, ABD %15


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توانا] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ savan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güç, kuvvet, tâkat. Ekseriya aynı mânâda olan tâb ile beraber kullanılır: Bende tâb ve tüvân kalmadı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zengin, servet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güçlü, kuvvetli: Tüvânâ bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong and healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Zengin, mülk sahibi, varsıl.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توان] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توانا] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توانگر] zengin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Düşmanlık.

2.Zulüm, haksızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Papatya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Papatya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gençlik ve güzelliğin başlangıcı ve en parlak devri, tazelik, güzellik, dinçlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنفوان] gençlik ödnemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(UNVAN) (i.).

1.Başlık, bir yazının veya kitabın adı.

2.Bir şahsa yazılan yazıda o şahsın adı dışında mevki ve makamını veya rütbe ve derecesini, şöhret ve lakabını belirten kelime.

3.Kazanılmış ad, mahlas: Onun unvanı koçtur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Unvân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

title. title san.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

title. superscription. degree. denotation. appellation. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir unvanı olan.

2.Unvan satan, övünen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça sütûn’dan ve o da Yunanca’dan).

1.Direk, Ar. amûd.

2.İçi boş direk, zıvana.

3.(matematik) Silindir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. üstüvâniyye). Üstüvane, silindir şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استوانه] silindir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild animal. wild animal / beast. wild beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poppet valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopcock. turncock. valve. gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valve. gate valve. stop valve. stopcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanadyum. vanadium steel vanadyum ile kuvvetlendirilmiş çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). V senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.).

1.Milâd’ın başlarında Kuzey’den inen çeşitli Doğu Germen kabilelerine verilen ad.

2.Vandallar’la alâkalı.

3.mec. Barbar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a Teutonic race, formerly dwelling on the south shore of the Baltic, the most barbarous and fierce of the northern nations that plundered Rome in the 5th century, notorious for destroying the monuments of art and literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, one who willfully destroys or defaces any work of art or literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the Vandals; resembling the Vandals in barbarism and destructiveness. someone who willfully destroys or defaces property a member of the Germanic people who overran Gaul and Spain and North Africa and sacked Rome in 455.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who willfully destroys or defaces property. a member of the Germanic people who overran Gaul and Spain and North Africa and sacked Rome in 455.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. vandal; s. vahşi, yıkıcı. vandalism i. vandalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güzel şeyleri, bilhassa san’at eserlerini mahvetmek isteğini doğuran ruh hâli, barbarlık .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Felemenk'li ressam Van Dyck'ın eseri; Van Dyck'ın resimlerinde görülen modaya göre yaka veya pelerin veya sakal; s. Van Dyck tarzına ait .Vandyke beard keçisakal. Vandyke brown koyu kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgar yönünü gösteren şey, fırıldak, yelkovan; yeldeğirmeni kanadı; pervane kanadı; fırdöndü; tüy bayrağı; den. pinel. weather vane yelkovan, rüzgâr fırıldağı. vaned s. pervaneli; fırdöndülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. gizin ablisi iskota halatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. ileri kol, öncü kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanilya, bot. Vanilla planifolia; bu fidanın yemişleri; vanilya ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sentetik vanilya; vanilyadan çıkarılan bir esans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Salepgillerden çiçekleri beyaz ve kokulu bir bitki ve bunun koku vermek için kullanılan meyvesi (vanilla planifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vanilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vanilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(vanilia planifolia): Salepgiller familyasından; tropikal bölgelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bir bitkidir. Yaprakları sapsız, yassı etlidir. Meyvesi 15-20 cm boyundadır. Kullanılan kısmı henüz yeşilken toplanan ve sırasıyla kuru ve nemli yerlerde bırakılarak kurutulan, olgunlaşmamış meyveleridir. Kendine mahsus bir kokusu vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. Cinsel gücü artırır. Sinir bozukluğunu giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler ve öksürük söktürür. Ruhi bunalımı geçirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak; uçmak; zail olmak; mat. sıfıra eşitlemek; i., dilb. diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı. vanishing cream az yağlı krem. vanislning fraction sıfıra eşit olan kesir. vanishing point birleşme no

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibirlilik, kendini beğenmişlik, fazla gurur; gösteriş, caka; boş şey, abes şey, beyhudelik. vanity case makyaj çantası. Vanity Fair gösteriş dünyası; moda ve eğlence dünyası. vanity publisher yazarın bütün masrafları karşılaması kaydıyle kitap ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenmek, altetmek, mağlup etmek, hakkından gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük; (tenis) düsten sonra gelen puvan. avantaj vantage ground üstünlük sağlayan alan. coign of vantage iş veya gözleme elverişli yer veya saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava akımı sağlayan elektrikli fırıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airexhauster. blower. fan. fanner. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. radiator fan. air propeller. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive / fan belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ventriloque). Karnından konuşan, başkası söylüyormuş gibi konuşma marifeti gösteren kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ventrilogue

karnından konuşan

Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ventouse

çekmen

Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupping glass. sucker. cupping-glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber suction cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Fransa'da savaş alanında askerlere yiyecek ve içki sağlayan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry. humdrum. insipid. nondescript. prosaic. tame. plain. dry. tasteless. unpleasant. disagreable. with too little oil. uninteresting. monotonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless. eaten without anything else. arid. boring. drab. dreadful. dreary. humdrum. jejune. lackluster. mouldy. prosaic. prosy. in bad style. tame. threadbare. toneless. uninspired. unsavory. vapid. wishy washy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go flat. to become dull or uninteresting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vapidity. tastelessness. insipidity. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saatin iki ibresinin büyüğü.

2.Türlü biçimlerde hafif levha (dik bir eksene geçirilerek rüzgârın istikametini göstermeye yarar).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. minute hand. weathercock. minute hand of a watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vane. minute hand. weatercock. weather vane. watchand. clockhand. hip. dog vane. index hand. flier. flyer. wind-up vane. anemoscope. wind vane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kur’an’daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. «zebâne» den).

1.Tütün çubuğu başlığının geçirildiği içi delik mil.

2.Makaranın merkezinden geçirilen içi delik mil.

3.Değirmen taşının ortasında kutup yerini tutan kazık.

4.Birbirine geçen Aletlere açılan delik. Zıvanadan çıkmak = mec. Çok hiddetlenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. joggle. liner. mortice. mortise. sleeve. tenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small pipe. inner tube. tenon. mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zıvanası olan. Zıvanalı sigara = Bir ucunda zıvana bulunan sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zıvanası olmayan.

2.mec. Kaçık.


Türkçe Sözlük by