Vas ne demek? | Vas anlamı nedir? | Vas

Vas anlamı nedir?

Vas ne demek?

Vas anlamı nedir?

Vas | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. vasa) biyol. damar, kanal vas de ferans anat. meni kanalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavs). Kavisler. (bk.) Kavs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (den). Dur ! Agantal Abosa !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-assertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce suit. divorce case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yelken bezi, çadır bezi; çadır; yelken; kanaviçe; (güz). (san). tuval; tuval üzerine yapılmış resim. canvasback (i). Kuzey Amerika'ya mahsus yabani ördek. under canvas ,çadırda; yelken açmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kapı kapı dolaşarak oy veya sipariş toplamak; tetkik etmek, incelemek; soruşturmak; muzakere etmek, tartışmak; (i). sipariş toplama; oy toplama; tetkik, inceleme; soruşturma; seçim kampanyası. canvasser (i). sipariş veya oy toplayan kimse; tetk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güneş. Güneşli y(Erkek İsmi) 2.Güney.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câsûs’un c. Casuslar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cuvaş Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage pail. slop pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyuk yarık, buzulda veya bir seddin yüzünde açılan yarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigantic. giant-like. colossal. gargantuan. monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colossal. enormous. gargantuan. gigantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gargantuan. gigantic. ginormous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دواساز] çare olan. 2.tedavi eden, şifa veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, viran etmek, mahvetmek; (k).dili utandırmak. devasta'tion (i). harap etme, viran olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersal).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaçınma, sakınma; baştan savma cevap, kaçamak; bahan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. evsat).

1.Evsaflar, ortaklar, (bk.) Evsat.

2.c. Orta günler, orta zamanlar, ortalar: Muharremin evâsıtında, evâsıt-ı ömründe.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواسط] ortalar, ortadakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb.) damarlardan dışarıya kan akıtmak veya akmak. extravasa'tion (i). bu çeşit akma; böyle akan kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gaşiye). (bk.) Gaşiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gavs’dan imüb.). Dalgıç, inci, sünger vesaire bulmak veya batan şeyleri çıkarmak için denizin dibine inen adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غواص] dalgıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla war. guerilla fighting / war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Geveşt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music for a belly dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir çeşit sulu boya ve bu boya ile yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Renk, boya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVASS) (i. A. c.). Hâslar, eskiden halktan ayrı ve üstün sayılan yurttaş sınıfı, üst tabaka, avâm mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVASS) (i. A. c.) (m. hâsse). Hasseler, duygular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâşiye). Hâşiyeler, notlar, (bk.) HAşiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İyi hava alamayan: Havasız bir yer, bir oda.

2.Çeşitli derece ve perdeleri olmayan: Havasız nişan, çalgı, harfler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. stuffy. air-free. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. stuffy. airless. badly ventilated. frowzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of ventilation. closeness. airlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خواص] seçkin kişiler. 2.nitelikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâs, hâssa). Gûyâ boş inanışlardan vesair şeylerden neticeler çıkarmak marifeti, bir çeşit fal. Ehl-i havvâs = Bu mârifeti bilmek iddiasında bulunanlar, (bk.) HAs, hâssa.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil war. domestic warfare. internal war. civil commotion. intestine war. war exclusion clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. innovation

yenileşim

Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istilâ, saldırı, akın; tehlikeli veya zararlı bir şeyin saldırması veya sirayeti. invasive (s.) istilaya ait; saldırıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution. public lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud / letting. blood feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cariye, halayık (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch on a ratchet wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Büyük Amirler hizmetinde çavuş, emir çavuşu.

2.İş sahiplerini çağıran görevli, mahkeme hedemesi, muhzır, mübâşir: Kavas gelip çağırdı.

3.Yabancı elçiliklerde diplomatların maiyetinde hususî kıyafetli muhafaza memuru ki, eski zamanlardan kalmış bir şeydir.

4.Banka gibi yerlerde kullanılan silâhlı muhafız (bugün yalnız

3.mânâsı ile kullanılmaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kavass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipstaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Okçu, tüfekçi, tüfekli alet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavas sıfat ve hizmeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ,L.). Acı ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» ten imüb.). Okla silâhlı asker

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(manna): Bir çeşit dişbudak olan fraxinus ornus ağacının torba şeklinde ve içi sıvı dolu yerine yapılan kesiklerden çıkan sıvıdır. İçeriğinde mannit şekeri vardır. Yuvarlak, yassı, billuri, kuru parçalardır. Rengi soluk sarımsı ve içi beyazdır. Kokusu bala benzer. Lezzeti şekerlidir. Suda kolay erir. Kullanıldığı yerler: Kolay kullanılır, hoş bir müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birds nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pide şeklinde, ince ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı gümüş külçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mâşiye bu mânâda kullanılmaz). Yük hayvanlarıyla süt ve etleri için beslenen hayvanlar: Göçebelerin başlıca serveti mevâşîden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misâk). (bk.) Misak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevsim), (bk.) Mevsim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. motivation

1. isteklendirme,

2.güdüleme

1. İsteklendirmek işi. 2.Güdülemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation. motivation güdülenme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan if.) (mü. mutavassıta).

1.Araya giren, tavassut eden, aracı.

2.Orta halde olan, ortada gelen, ikisi ortası, vasatî.

3.Komisyoncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. middleman. go-between. medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vusûl»den masdar). Birbirine vâsıl olma, ulaşma, kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vusûl»dan masdar). Yetişme, vâsıl olma: Saat beşte buraya muvâsalat ettiler (bu mânâ Arapça’da olmayıp dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مواصلات] varma, ulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Teselli. 2.Devlet hizmetindeyken ölenlerin ailelerine maaş bağlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik Arap şiir ve musikisinde bir şekil. Türk musikisinde Beste formuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Vİşâh» dan imef.) (mü. müveşşaha).

1.Süslenmiş, süslü, giyinip kuşanmış.

2.(edebiyat) Mısrâlarının birinci harfleri bir kelime teşkil eden şiir (akrostiş), (bk.) Muvaşşah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsiye). Nâsiyeler, alınlar, (bk.) NAsiye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok düşük aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken, örneğin pozlama süresinin 10 saniye ya da daha fazla olduğu durumlarda bu özellik görüntüde oluşan parazitleri algılar ve yok eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD monitörde kristal netliğinde dondurulmuş görüntü ve yavaş gösterimin izlenmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış kaplayan, şümullu. pervasively z. yayılarak, kaplayarak, şümullü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pervâsı olmayan, korkusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. daring. gutsy. reckless. careless. devil-may-care. bluff. daft. fond. harum-scarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. fearless. unrestrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil- may-care. devilish. devil may care. fearless. heedless. nervy. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [ پرواسز] çekinmeyen. 2.korkmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derring do. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réservation

ayırtma

Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservation. booking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. reservation. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).Harp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war. fighting. wartime. war. warfare. battle. fight. combat. fighting. struggle. campaign. conflict. crusade. fray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war. fighting. wartime. warfare. battle. fight. combat. struggle. campaign. conflict. crusade. fray. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. war. warfare. struggle. striving. battle. hostilities. hostility. sword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, cenk, muharebe, harb. Doğuş, kavga. Mücadele uğraş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battleship. warship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting ship. war vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Savaşan, Ar. muhârib.

2.iyi savaşan, çok savaşan, cengâver.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting. combatant. warlike. belligerent. bellicose. martial. trigger-happy. fighter. warrior. combatant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighter. martial. militant. warlike. warrior. bellicose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Savaşan asker, insan, savaşçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Savaşmak işi, muharebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting. shooting stick. warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbetmek, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. make war. war. battle. fight a battle. struggle. campaign. conflict. contend. strive against. strive with. wage war against. wage war on smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. combat. fight. struggle. war. top struggle. dispute. to work and struggle hard. to fight. to battle. to war. to fight sth. to combat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight. to wage war. to battle. to fight against sth / sb. to make war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sivas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bulaşmak, bir şey sıva gibi üstüne sürülmek.

2.Yapışkan hâle gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear sth on sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sanskritçe’den). Gamalı haç işareti, eski Alman NAZI partisinin senbolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hadım ağası, harem ağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan masdar) (c. tavassutât). Barıştırmak, yardım veya aracılık etmek: Kendilerini barıştırmaya tavassut etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. interposition. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توسط] aracılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mediate. to act as a mediator. to interpose. to intervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aracılık etmek, aracı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ savaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kedi cinsinden, pos


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lynx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lynx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evâsıt).

1.Orta, iki taraftan eşit mesafede olan yer, Fars. miyân.

2.Ara, merkez, iç, göbek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everyday. fair. fair average. indifferent. mediocre. medium. par. undistinguished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. indifferent. medial. mediocre. middling. undistinguished. middle. average. environment. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediocre. ordinary. average. middling. arithmetic mean. centre. environment. the common run. medial. middle. middle class. so so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسط] orta. 2.ortalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vasatiyye).

1.Ortada bulunan, arada olan iç.

2.İkisi ortası, orta hâlde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسطی] ortalama. 2.orta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. damar cinsinden; damarlı, damarları çok. vascular'ity i. damar damar olma, damarlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vazo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meni kanalı ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vasectomie

kısırlaştırma

Kısırlaştırmak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark vazelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vasıf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصف] nitelik, özellik. 2.övgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vasfiyye). Hâl ve sıfatla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasıfla ilgili, vasfa ait. Nitelikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasfı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasâyet» ten smüş.) (c. avsiyâ).

1.Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getiren şahıs.

2.Bülûğa ermemiş yetimlerin mallarını idare eden kimse.

3.Bülûğa ermemiş krallara vekâlet eden şahıs: Kralın vasîsi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelar. tutelary. administrator. conservator. custodian. guardian. tutor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. executor. trustee. guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. guardian. executor. bail absolute. balius. curator. general guardian. liberal. tutor. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Visual Approach Slope Indicator A series of lights using Fresnel lenses that cause them to change colors at different viewing angles, providing visual cues to pilots as to whether their aircraft is on the correct vertical path for an approach to a runway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسع] geniş. 2.yaygın. 3.kapsamlı. 4.enli. 5.bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse. 2.Geniş, açık, enli, bol, kapsayıcı. 3.Her şeyi ihata edici. Bilgisinin boyutları sınırsız. 4.Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülvasi). Kur’an-ı Kerim’de zikredilen isimlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan if.) (mü. vâsıta). Ortada bulunan, ikisi ortası, Ar. mutavassıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at’ten) (mü. vâsia). Geniş, enli, bol. Arzullâh-ı vâsia — Allah’ın yeri geniştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâf).

1.Bir şahıs veya şeyin hâiz olduğu hâl ve sıfat: Filan adamın, filan şeyin vasfı.

2.Bir şahıs veya şeyin hâl ve hususiyetlerini sayarak tarif etme.

3.Övmek: Sizin vasfınızı ediyorlardı.

4.İsim çeşitlerinden sıfat. Vasf-ı terkîbî, sıfat tamlaması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan) (mü. vâsıfa). Vasıflandıran, birinin vasıflarını anlatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. qualification. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. qualification. quality. characteristic. feature. adjective. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet. 2.Bir şeyin mahiyeti, sıfatı, tabiatı, karakteri ile bunların tarif ve sayılması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıf).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be described / characterized / qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unqualified. unskilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unskilled worker. dilutee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüsûk» tan if.) (mü. vâsıka). İnanan, itimat eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güvenilen, emin, mutemed. Abbasi halifelerinden birinin unvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VASL) (i.). T. Bağlama.

2.Şiir ve bestede iki kelimenin son ve ilk hecelerini bitiştirerek okuma, ulama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüsûl» den if.) (mü. vâsıla) (c. vâsılîn).

1.Yetişen, ulaşan, Osm. vusul bulan: Akşam vâsıl oluruz.

2.Kavuşan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واصل] ulaşan, kavuşan, gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ulaşan, kavuşan, yetişen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vasî hâli, vasinin gördüğü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanlight. transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vesâit).

1.iki şey arasında münasebet kurmaya yardımcı olan şey: Muhabere vasıtası.

2.Araya giren, iki şahıs veya tarafın aralarını bulan adam, aracı, Osm. miyancı: Anlaşmalarına vasıta oldu, fabrika ile görüşmemize vasıta olacak bir adam lâzım.

3.Alet, Alet gibi kullanılan şey. 4.Neseb, soy silsilesinin her bir derecesi, atalardan her biri: Onun nesebi sekiz vasıta ile filana vasıl olur. S. Nakil vasıtası veya halk arasında bundan kısaltılmış olarak vasıta = Otomobil, araba, tren vesaire. Bil-vâsıta = Doğrudan olmayarak, birinin araya girmesiyle, birini araya koyarak. Tekâlif-i bi’l-vâsıta = Gümrük vs. şeklinde alınan vergi, vasıtalı vergi. Bilâ-vasıta = Vasıtasız, doğrudan doğruya. Tekâlif-i bilâ-vasıta = Doğrudan doğruya alınan vergi, vasıtasız vergi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. facility. instrumentality. medium. resource. stepping stone. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. means. medium. organ. intermediary. means of transportation. vehicle. implement. instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. means. vehicle. means of transportation. implement. intermediary. agency. agent. appliance. handle. instrumentality. intermediate. organ. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسطه] aracı. 2.araç, alet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VASIYYET) (i. A.) (c. vesâyâ).

1.Bir kimsenin hayattayken, öldükten sonra yapılmasını istediği şeyler hakkında verdiği emir veya istek: Falan yere defnolunmasını vasiyet etti, müteveffânın bir vasiyeti vardır.

2.(cem’i) ihtarlar, nasihatler, tenbihler: O hususta vekiline vesâyâda bulundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devise. testament. will. last will and testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. testament. last request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bequeath. to bequeath. to make a request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصيت] vasiyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ulaşma, birleşme, bitişik, fasi mukabili. 2.Sevdiğine kavuşm, Ar. visâl, vuslat.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصل] ulaşma. 2.kavuşma, vuslat. 3.bağlama, ulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek), fizyol. damar, kanal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damar daraltan ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damargenişleten ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kan damarlarını büzücü veya genişletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan). Vasıf ve tarif eden, vasıfların sayarak anlatan veya medheden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصاف] öven, anlatan, tavsif eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Niteliklerini bildirerek anlatan ya da öven. Vassaf el-Hazrat. İranlı tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصال] ulaştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. vasal, biat eden kimse; tebaa; kul, hizmetli köle; s. köle gibi. vassalage i. vasallık; derebeylik sistemi; kölelik; tımar zeamet; vasallar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasleden, ulaştıran, birleştiren. 2.Sayfalan yapışan, eski yazılı bir kitabın sayfalarını ayıran sanatkar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (Eski) yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş engin, vasi; çok büyük; çok, kulliyetli. vas'titude vast'ness i. genişlik; büyüklük; çokluk. vastly z. çok. vast'y s., (şiir) büyük, geniş, engin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tımarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeytan, iblis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingerly. languishing. largo. leisurely. lingering. not fast. poco. slow. slowspeed. tardy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentle. heavy. inert. leisurely. slack. slow. tardy. torpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu seçenek, alacakaranlık fonların önündeki nesnelerin çekilmesi için fotoğraf makinesini düşük enstantane hızında çalıştırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. slowly. quite slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather slowly. rather quietly. rather softly. rather gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decelerate. ease off. slack up. slacken. slow. slow down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slow down. to become slow or mild. to become soft. to lose force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowdown. to slow down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decelerate. retard. slack. slacken. slow. go slow. slow down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retard. slow. to slow down. to retard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slow down. to slow sth down. to slacken. to retard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim araması ve yavaş oynatım gibi tüm oynatma hızlarında yumuşak görüntü sağlayan geliştirilmiş bir işlev. Saniyede gösterilen resim sayısı %50 artırılır.

Teknolojik Terim by