Vasi, Vasi ne demek? | Vasi, Vasi anlamı nedir? | Vasi, Vasi

Vasi, Vasi anlamı nedir?

Vasi, Vasi ne demek?

Vasi, Vasi anlamı nedir?

Vasi, Vasi | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at’ten) (mü. vâsia). Geniş, enli, bol. Arzullâh-ı vâsia — Allah’ın yeri geniştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-assertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce suit. divorce case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câsûs’un c. Casuslar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage pail. slop pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaçınma, sakınma; baştan savma cevap, kaçamak; bahan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. evsat).

1.Evsaflar, ortaklar, (bk.) Evsat.

2.c. Orta günler, orta zamanlar, ortalar: Muharremin evâsıtında, evâsıt-ı ömründe.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواسط] ortalar, ortadakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gaşiye). (bk.) Gaşiye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla war. guerilla fighting / war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music for a belly dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâşiye). Hâşiyeler, notlar, (bk.) HAşiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İyi hava alamayan: Havasız bir yer, bir oda.

2.Çeşitli derece ve perdeleri olmayan: Havasız nişan, çalgı, harfler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. stuffy. air-free. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. stuffy. airless. badly ventilated. frowzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of ventilation. closeness. airlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istilâ, saldırı, akın; tehlikeli veya zararlı bir şeyin saldırması veya sirayeti. invasive (s.) istilaya ait; saldırıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution. public lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud / letting. blood feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch on a ratchet wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(manna): Bir çeşit dişbudak olan fraxinus ornus ağacının torba şeklinde ve içi sıvı dolu yerine yapılan kesiklerden çıkan sıvıdır. İçeriğinde mannit şekeri vardır. Yuvarlak, yassı, billuri, kuru parçalardır. Rengi soluk sarımsı ve içi beyazdır. Kokusu bala benzer. Lezzeti şekerlidir. Suda kolay erir. Kullanıldığı yerler: Kolay kullanılır, hoş bir müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birds nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mâşiye bu mânâda kullanılmaz). Yük hayvanlarıyla süt ve etleri için beslenen hayvanlar: Göçebelerin başlıca serveti mevâşîden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misâk). (bk.) Misak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevsim), (bk.) Mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsiye). Nâsiyeler, alınlar, (bk.) NAsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış kaplayan, şümullu. pervasively z. yayılarak, kaplayarak, şümullü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pervâsı olmayan, korkusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. daring. gutsy. reckless. careless. devil-may-care. bluff. daft. fond. harum-scarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. fearless. unrestrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil- may-care. devilish. devil may care. fearless. heedless. nervy. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [ پرواسز] çekinmeyen. 2.korkmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derring do. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hadım ağası, harem ağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasâyet» ten smüş.) (c. avsiyâ).

1.Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getiren şahıs.

2.Bülûğa ermemiş yetimlerin mallarını idare eden kimse.

3.Bülûğa ermemiş krallara vekâlet eden şahıs: Kralın vasîsi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelar. tutelary. administrator. conservator. custodian. guardian. tutor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. executor. trustee. guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. guardian. executor. bail absolute. balius. curator. general guardian. liberal. tutor. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Visual Approach Slope Indicator A series of lights using Fresnel lenses that cause them to change colors at different viewing angles, providing visual cues to pilots as to whether their aircraft is on the correct vertical path for an approach to a runway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسع] geniş. 2.yaygın. 3.kapsamlı. 4.enli. 5.bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse. 2.Geniş, açık, enli, bol, kapsayıcı. 3.Her şeyi ihata edici. Bilgisinin boyutları sınırsız. 4.Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülvasi). Kur’an-ı Kerim’de zikredilen isimlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan if.) (mü. vâsıta). Ortada bulunan, ikisi ortası, Ar. mutavassıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at’ten) (mü. vâsia). Geniş, enli, bol. Arzullâh-ı vâsia — Allah’ın yeri geniştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâf).

1.Bir şahıs veya şeyin hâiz olduğu hâl ve sıfat: Filan adamın, filan şeyin vasfı.

2.Bir şahıs veya şeyin hâl ve hususiyetlerini sayarak tarif etme.

3.Övmek: Sizin vasfınızı ediyorlardı.

4.İsim çeşitlerinden sıfat. Vasf-ı terkîbî, sıfat tamlaması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan) (mü. vâsıfa). Vasıflandıran, birinin vasıflarını anlatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. qualification. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. qualification. quality. characteristic. feature. adjective. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet. 2.Bir şeyin mahiyeti, sıfatı, tabiatı, karakteri ile bunların tarif ve sayılması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıf).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be described / characterized / qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unqualified. unskilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unskilled worker. dilutee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüsûk» tan if.) (mü. vâsıka). İnanan, itimat eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güvenilen, emin, mutemed. Abbasi halifelerinden birinin unvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VASL) (i.). T. Bağlama.

2.Şiir ve bestede iki kelimenin son ve ilk hecelerini bitiştirerek okuma, ulama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüsûl» den if.) (mü. vâsıla) (c. vâsılîn).

1.Yetişen, ulaşan, Osm. vusul bulan: Akşam vâsıl oluruz.

2.Kavuşan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واصل] ulaşan, kavuşan, gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ulaşan, kavuşan, yetişen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vasî hâli, vasinin gördüğü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanlight. transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vesâit).

1.iki şey arasında münasebet kurmaya yardımcı olan şey: Muhabere vasıtası.

2.Araya giren, iki şahıs veya tarafın aralarını bulan adam, aracı, Osm. miyancı: Anlaşmalarına vasıta oldu, fabrika ile görüşmemize vasıta olacak bir adam lâzım.

3.Alet, Alet gibi kullanılan şey. 4.Neseb, soy silsilesinin her bir derecesi, atalardan her biri: Onun nesebi sekiz vasıta ile filana vasıl olur. S. Nakil vasıtası veya halk arasında bundan kısaltılmış olarak vasıta = Otomobil, araba, tren vesaire. Bil-vâsıta = Doğrudan olmayarak, birinin araya girmesiyle, birini araya koyarak. Tekâlif-i bi’l-vâsıta = Gümrük vs. şeklinde alınan vergi, vasıtalı vergi. Bilâ-vasıta = Vasıtasız, doğrudan doğruya. Tekâlif-i bilâ-vasıta = Doğrudan doğruya alınan vergi, vasıtasız vergi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. facility. instrumentality. medium. resource. stepping stone. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. means. medium. organ. intermediary. means of transportation. vehicle. implement. instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. means. vehicle. means of transportation. implement. intermediary. agency. agent. appliance. handle. instrumentality. intermediate. organ. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسطه] aracı. 2.araç, alet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VASIYYET) (i. A.) (c. vesâyâ).

1.Bir kimsenin hayattayken, öldükten sonra yapılmasını istediği şeyler hakkında verdiği emir veya istek: Falan yere defnolunmasını vasiyet etti, müteveffânın bir vasiyeti vardır.

2.(cem’i) ihtarlar, nasihatler, tenbihler: O hususta vekiline vesâyâda bulundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devise. testament. will. last will and testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. testament. last request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bequeath. to bequeath. to make a request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصيت] vasiyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by