Vat ne demek? | Vat anlamı nedir? | Vat

Vat anlamı nedir?

Vat ne demek?

Vat anlamı nedir?

Vat | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

watt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large vessel, cistern, or tub, especially one used for holding in an immature state, chemical preparations for dyeing, or for tanning, or for tanning leather, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure for liquids, and also a dry measure; especially, a liquid measure in Belgium and Holland, corresponding to the hectoliter of the metric system, which contains 22.01 imperial gallons, or 26.4 standard gallons in the United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wooden tub for washing ores and mineral substances in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A square, hollow place on the back of a calcining furnace, where tin ore is laid to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel for holding holy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put or transfer into a vat. a tax levied on the difference between a commodity's price before taxes and its cost of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a tax levied on the difference between a commodity's price before taxes and its cost of production. a large open vessel for holding or storing liquids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Value-added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-added tax. value-added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-added tax [TOP].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abr Value added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value added tax The method of indirect taxation whereby a tax is levied at each stage of production on the value added at that specific stage, a tax calculated as a percentage of purchase price, payable on the purchase of goods and services in certain cou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Visual Audio Tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This Unix audio teleconferencing tool enables you to talk to one or more people over an Internet connection In most cases, all you need is the Unix VAT program, IP connection, and sound hardware The VAT program's window is divided into two parts: the righ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total VAT amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tub or a tank used for dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Tax A tax applied to the sale of goods and services Business can reclaim VAT paid for 'inputs' Small businesses below annual turnover threshold limits and meeting other conditions do not need to register for VAT, although there may be advantag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for vane air temperature sensor. is a tax levied on a firm as a percentage of its value added, to avoid the multiplying effect of taxes as the product passes through different stages of production The tax is based on the difference between the val

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indirect tax levied on goods and services. abbrev Value Added Tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large container used for washing, fulling or dyeing cloth Vertical wheel A water wheel which is immersed in the water vertically and has a horizontal transmission shaft Vertical-axis turbine A horizontal turbine having an axis which is arranged orthogon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. tekne, fıçı; gerdel; boya fıçısı; sarnıç; f. tekneye koymak; teknede ıslatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., İng. valueaddedtax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faal hale getirmek, harekete geçirmek; (fiz). radyoaktif hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faal hale getirme; lâğım sularının hava ve bakterilerle temas ettirilmesi sonucunda temiz su haline getirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe «ağa» sözünün Arapça çokluğu. Ağalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağırlaştırmak, kötüleştirmek , şiddetlendirmek; (k). dili kızdırmak, darıltmak; tahriş etmek; abartmak, mübalâğa etmek. aggrava,tion (i). kızdırma, darıltma: şiddetlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آهنگ اصوات] ses uyumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uht.). Kızkardeşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kuvvet). Kuvvetler. (bk.) Kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. savt, savtlar, sesler), (bk.) Savt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Atıfet). Atıfetler, lutuflar. (bk.) Atıfet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Berât’ın c.). Eskiden rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren fermanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروات] beratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEREVAT) (i. A. c.) (m. berât). Beratlar (fermanlar), (bk.) Berat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyülemek, cezbetmek. captiva'tion (i). büyüleme, cezbetme. captivator (i). büyüleyen şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). basit bir melodi, hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkası iri başlı ve ucu somun geçmek üzere yivli vida, başlıca potrelleri, demir ve tahtaları birbirine bağlamaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. gib. pin bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. bolt screw. pin. screw bolt. pintle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başı kalın çomak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruma, muhafaza, himaye, koruyuculuk; doğal kaynakları koruma (orman, toprak,, yabani hayvanlar). conservation of energy (fiz). kudretin baki kalması. conservation of matter (fiz). maddenin baki kalması. conservationist (i). doğal kaynakları koru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tutucu, muhafazakâr; ıIımlı, mutedil; (i). tutucu kimse; koruyucu madde. Conservative (i). (ingilterede) Muhafazakar Parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iimonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kravat, boyunbağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarlayı sürüp ekmek, yetiştirmek; terbiye etmek; beslemek; (başka bir kimseyi) kendine bağlamaya çalışmak. cultivate a friendship dostluk kazanmaya çalışmak. cultivable, cultivatable (s). ekilebilir, yetiştirilebilir. cultivated (s). ekili; zarif,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavislenme, bükülme, eğrilme, eğrilik, eğiliş; (mat). eğrilik. curvature of the spine (tıb). belkemiği kayması, belkemiğinin eğriliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalışamaz duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoksunluk, mahrumiyet, mahrum olma, ihtiyaç; kayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl, memba, köken, menşe; türetme, iştikak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). türemiş, iştikak etmiş, müştak; (i). türev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Türkçe söylenişi: divit). Eskiden yazı yazmak, üzere, mürekkep ve kalem konacak yeri olan, madenden bir Alet ki belde taşınırdı (yalnız mürekkep koymaya mahsus olanına hokka denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوات] divit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. edat). Edatlar, Aletler, (bk.) Edat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tools. instruments. implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. tools. instruments. implements. gadgets. utensils. appliances. device. tool equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادوات] avadanlık, araçlar, aletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kazı makinası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. excavateur

kazaratar, kazmaç

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. digger. power shovel. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. power shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ismin bir hali.Benzerlik gösterir. Bence, karaca, delice gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yer küresini eksenine dik olarak iki eşit parçaya ayırdığı farzedilen düzlemle, yeryüzü arasındaki arakesit, hatt-ı istiva: Ekvatorun uzunluğu 40.000 km.’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator. equator eşlek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ecuador. equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Quito.

Nüfus: 10.677.000.

Yüzölçümü: 269.178 km2.

Komşuları: Kuzeyde Kolombiya, doğuda ve güneyde Peru.

Önemli Şehirleri: Guaya quil, Quito.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İspanya, kuzey inka imparatorluğu olan bölgeyi 1633’te fethetti. 24 Mayıs 1822’de Kurtuluş güçleri Quito yakınlarında İspanyolları yenilgiye uğrattı. Ekvator önce Büyük Kolombiya Cumhuriyeti’nin parçası oldu ama 13 Mayıs 1980’de ayrıldı. 1968’den itibaren sivil ve askeri diktatörlerce yönetildi. 1979’da askeri cunta idareyi demokratik sivil hükümete devretti.

1972’den beri ekonomi petrol ihracatına dayanmaktadır. Ekvator, 20 bin kişiyi evsiz bırakan ve ülkenin önemli petrol hatlarını harap eden 5-6 Mart depremini takiben 8.2 milyara yakın dış borcu nedeniyle faiz ödemelerini 1987’de erteledi.

Ülkedeki Hintliler 1990’larda daha fazla hak talep eden bir dizi protesto düzenlediler.


Ülke by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T).

1.Ekvatorla ilgili. 2.Astronomi araştırmalarında kullanılan bir cihaz.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équaritoral

coğ. eşleksel

Ekvator’la ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yüceltmek, kaldırmak; terfi ettirmek; bir üst makama atamak; ihya etmek, moralini yükseltmek. elevated i., elevated railway A.B.D. yol üstünde uzayan bir köprü üzerinden geçen demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yükseltme, yüceltme, kaldırma; yükseliş; yüksek yer, tepe, bayır; yükseklik, deniz seviyesine oranla yükseklik; binanın irtifaen suret ve şekli, dikey resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. asansör; yükselten veya kaldıran araç; bir uzvu kaldıran adale; A.B.D. tahıl ambarı; tahılı üst katlara nakleden makine; hav. irtifa dümeni. elevator controls goşisman kumandaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meyt). Meytler. Arâzî-i emvâ» = Hiç işlenmemiş boş yerler, (bk.) Meyt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموات] ölüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıflatmak, gevşeklik vermek, kuvvet veya cesaretini kırmak, moralini bozmak. enerva'tion i. zayıflatma, kuvvetten düşürme, zayıflık. en'ervate(d) s. zayıflamış, gevşemiş, kuvvetten düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yaz mevsimini geçirmek; (zool.) yazı uykuda geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) birkaç çeşit salyangozda olduğu gibi yazın sıcak ve kuraklığından ileri gelen uyuşukluk; (bot.) çiçek tomurcuğunda petal ve sepallerin dizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصوات] sesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kazı yapmak, kazmak, hafriyat yapmak, kazıp çıkarmak, kazıp açmak. excava'tion (i.) kazı, hafriyat, çukur. ex'-cavator (i.) ekskavatör, kazma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazve). Gazveler, kutsat savaşlar, (bk.) Gazve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزوات] savaşlar, harpler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyununda halk görüşünün ve duyuşunun temsilcisi olan Karagöz’e karşı, kendisini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma gibi özenişleri temsil eden şahsın adı olup bu karakterde bulunanlar için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c.) (m. hâtûn) (Türkçe’den Arapçaiaştırılmış). Hâtûnlar, hanımlar. (bk.) HAtûn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.>A.) [خواتين] hatunlar, saygın hanımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâtır). Hatırlar. (bk.) Hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hürde = hurda).

1.Ufak tefek şeyler, ehemmiyetsiz şeyler, öteberi. 2.Demirden eski Alet vs.: Sokak köşelerinde hırdavat satanlar, hırdavat dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmongery. smallwares. hardware. petty wares. scraps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. ironmongery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. used hardware. junk. worn-out things. garnish. fittings. hardware supplies. garniture. lumber. furniture. lumber room. hardware store. narrow goods. hardware department. petty wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adam. (bk.) Hurdacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware-seller. junkdealer. hardwareman. hardware dealer. hardware store. ironmongery. small dealer. ironmonger's shop. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallware s business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hırvatça konuşan bir Slav kavmine mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian. serb. croat. serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Croat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Hırvat tarz veya dilinde: Hırvatça söylemek, Hırvatça şarkı, dil.

2.Hırvat dili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatian. the Croat language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa, Adriyatik Denizi kıyısında, Bosna - Hersek ve Slovenya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 45 10 Kuzey enlemi, 15 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 56,542 km².

Sınırları: toplam: 2,197 km.

sınır komşuları: Bosna - Hersek 932 km, Macaristan 329 km, Sırbistan 241 km, Karadağ 25 km, Slovenya 670 km.

Sahil şeridi: 5,835 km.

İklimi: Akdeniz ve kıtasal iklim etkilidir.

Arazi yapısı: Coğrafik olarak çeşitlilik göstermektedir; Macaristan sınırı boyunca düz ovalar, Adriyatik kıyısında yüksek olmayan dağlar ve dağlık bölge yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Dinara 1,830 m.

Doğal kaynakları: Petrol, az miktarda kömür, boksit, demir, kalsiyum, doğal asfalt, silis, mika, kil, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25.82.

Sürekli ekinler: %2.19.

Diğer: %71.99 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 110 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yıkıcı depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,494,749 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.58 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.99 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.72 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.68 yıl.

Erkeklerde: 71.03 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 10 (2001 verileri).

Ulus: Hırvat.

Nüfusun etnik dağılımı: Hırvat %89.6, Sırp %4.5, diğer %5.9 (Boşnak, Macar, Slovenyalı, Çek ve Romalı) (2001).

Din: Roma Katolikleri %87.8, Ortodoks %4.4, Müslüman %1.3, Protestan %0.4, diğer %6.1 (2001).

Diller: Hırvatça %96.1, Sırpça %1, diğer %2.9 (İtalyanca, Macarca, Çekce, Slovakca ve Almanca).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.5.

erkekler: %99.4.

kadınlar: %97.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hırvatistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hırvatistan.

Yerel tam adı: Republika Hrvatska.

yerel kısa şekli: Hrvatska.

ingilizce: Croatia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Zagrep.

İdari bölümler: 20 bölge ve 1 şehir; Bjelovarsko-Bilogorska Zupanija, Brodsko-Posavska Zupanija, Dubrovacko-Neretvanska Zupanija, Istarska Zupanija, Karlovacka Zupanija, Koprivnicko-Krizevacka Zupanija, Krapinsko-Zagorska Zupanija, Licko-Senjska Zupanija, Medimurska Zupanija, Osjecko-Baranjska Zupanija, Pozesko-Slavonska Zupanija, Primorsko-Goranska Zupanija, Sibensko-Kninska Zupanija, Sisacko-Moslavacka Zupanija, Splitsko-Dalmatinska Zupanija, Varazdinska


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت وطنيه] askerlik. 2.vatan hizmeti, vatan borcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب الوطن من الایمان] vatan sevgisi imandan gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاوات] ilaveler, ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sinirlerini kuvvetlendirmek; metanet ve cesaret vermek; canlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilik çıkarmak, değişiklik yapmak. innova'tion i. yenilik; icat. in'novator i. yenilik çıkaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. innovative

yenileşimci

Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnerken (yemeğe) tükürük katmak. insalivation i. tükürük katma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAVVAD) (i. A. «kıyâdet» ten imüb.). Pezevenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımsı ve sertçe bir cins domates ki, başlıca turşusu yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yekpare ağaçtan oyulmuş kap, tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng.). Bin vatlık elektrik gücü birimi; kilovat saniyede bir kilojul iş meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt-hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conservateur

tutucu

Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory. school. academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Boyunbağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. cravat. necktie. four-in-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Küreyveler. bk. Küreyve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) umumi hela; lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bir uzvu yukarı kaldıran kas, levator kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (LÜt kavminin adından). Lûtîlik, homoseksüellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواطه] kulamparalık, oğlancılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «mevt» ten).

1.Cansız şeyler, cemâdât.

2.İşlenmemiş, boş ve sahipsiz arazi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevtin), (bk.) Mevtin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevketmek, harekete getirmek. motiva,tion i. harekete getirme; saik, dürtü, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâ» dan masdar). Hastaya bakıp ilâç verme, doktorun bir hasta hakkında kullandığı İlâç ve tedbirler: Filân tabibin müdâvâtı bana pek iyi geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevâ» den masdar). Aynı hâl ve derecede olma, beraberlik, farksızlık, birinin diğerinden İmtiyazı ve başkalarına üstünlüğü olmaması hâli, eşit olma, eşitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.) (mü. mutavattına). Bir yeri vatan seçen, yerleşen, yerleşik, yerleşmiş: Ankara’da mutavattın oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vetr» den if.). (mü. mütevâtire). Halk arasında söylenilen, ağızdan ağıza yayılan: Öyle bir havadis mütevâtır oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.). Tavattun etmiş, vatan tutmuş, yurt edinmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساوات] eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) eşitsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yerleşik, yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) obovat, ters yumurtamsı (yaprak), geniş ucu yukarıya doğru olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikkatli bakma, inceleme; gözlem, rasat; fikir, yorum; (ask.) gözetleme. observation car yolcuların etrafı seyretmesine uygun şekilde geniş pencereleri olan vagon. observation post (ask.) topçu rasat mevzii. observational (s.) gözlem kabilinden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rasathane; etrafın manzarasını seyretmek için yapılmış kule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. observatoire

gök b. gözlemevi

Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. yumurta şeklindeki (yaprak), yumurtamsı, ovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. coşkunca alkış; eski Romalılann ikinci derecede bir zafer için yaptıklan geçit töreni veya zafer alayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow tie. dickey bow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow tie. dickey bow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nereye varacağını düşünmeden, saygı kaidelerine aldırmadan, aklına estiği gibi hareket eden, konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. plainspoken. politically incorrect. indiscreet. thoughtless. blunt. headfirst. headlong. gauche. harum-scarum. headforemost. out-of-turn. plump. without tact. unadvised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facetious. gauche. indiscreet. tactless. disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. harum scarum. heavy handed. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, saklanma; muhafaza, koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saklayan, koruyan; i. koruyucu şey, bozulmayı önleyici kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. préservatif

kaput

Cinsel ilişkilerle geçebilecek hastalıklardan korunmak veya kadının gebe kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince, saydam bir çeşit kılıf.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservative. condom. rubber. sheath. french letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condom. rubber. sheath. prophylactic kaput.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condom. french letter. rubber. sheath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özel, hususi, kişisel; gizli, mahrem; gayri resmi; i., ask. nefer, er, asker; çoğ. edep yerleri. in private mahrem olarak, özel bir şekilde. privateness i. mahremlik, özellik, gizlilik. private car özel araba. private detective özel detektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet izniyle savaşan korsan gemisi. privateering i. hükümet izniyle korsanlık yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoksunluk, mahrumiyet, ihtiyaç, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahrum edici, yok eden; olumsuz, menfi; i. olumsuzluk belirten ek veya kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar yürürlüğe koymak, tekrar çalıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenileştirmek, tazelemek, tazeleştirmek. renova'tion i. yenileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer ayırtma, ayırtılmış yer; açığa vurmama, fikrinin hepsini söylememe; hıfız, muhafaza, bilhassa şahsı için saklama; şüphe; şart, ihtiraz kaydı; A.B.D. bilhassa kızılderililer için ayrılmış arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. râvî). Râvîler, rivâyet edenler, (bk.) RAvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. salât). Müfred gibi «Allahümme salli alâ seyyldinâ Muhammedin ve alâ Alihi Muhammed» duAsı. Salavât getirmek, okumak = Bir tehlike hâlinde bu duânın okunması Adet olduğundan, pek sert adam hakkında: Yanına salavâtla varılır, denilir, (bk.) Salât.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtarış, kurtarma; kurtuluş, halâs, necat; ilah mağfiret, gufran, yarlıgama. Salvation Army ing., A.B.D. fakirler için para toplayan bir Protestan grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.” Ar. «savâd»dan). Gümüş üstüne kurşunla yapılan karakalem nakışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derede hayvanlara su İçirilen yer. Ar. şerîa, Fars. Ab-hor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvanları) Çayırda beslemek, otlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.) (sebze’nin çokluğu. Türkçe şekli: zerzevat). Pişirilerek yemekte yenen, salata ve turşusu yapılan: Bamya, patlıcan, domates, fasulye, lahana vesair yeşillikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şehvet). Şehvetler. (bk.) Şehvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekve). Şikâyetler, sızıntılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefsini koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. semâ). Semalar, gökler, (bk.) Semâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سموات] gökler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gökl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı özel. semiprivate room hastanede iki, üç veya dört yataklı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seneler, yıllar, sinîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوات] yıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Seneler, yıllar, sinin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb plaster sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açlık, ölüm derecesinde açlık; açlıktan ölme. starvationwages geçindirmeyen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanlarda bulunan, orman böcekleri tarafından yayılan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takım ve takıntıları mânâsındaki «takım taklavat» tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan masdar) Yerleşme, bir yeri vatan edinme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توطن] yerleşme, yurt tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleşmek, yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vitr»den) (c. tevâtürât). Bir haberin ağızdan ağza yayılması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواتر] yaygın söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan ağıza yayılarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili şıklaştırmak, süslemek; süslenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı derecede muhafazakâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlenmemiş (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. valflı, valf gibi, valf şeklindeki; bot. kenarları birbirine bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitat. home. homeland. land. motherland. native land. native shore. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. home. land. one's native country. motherland. native country. homeland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherland. home. one's native country. motherland. mother country. homeland. shipping country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وطن] yurt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yurt, ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitor. traitor to his country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high treason. lese-majesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. compatriot. countryman. fellow countryman. countrywoman. fellow countrywoman. man-in-the-street. national. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. countryman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [وطنداش] yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship. national status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to one's country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وطنی] yurt ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرور] yurtsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرورانه] yurtseverce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic. public-spirited person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriot. patriot yurtsever. patriotic yurtsever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heimatlos. stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vatikan; papalık. Vatican City Vatikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber katili; peygamber öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kehanette bulunmak. vaticinal s. kehanet kabilinden. vaticina'tion i. kehanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wadding. stuffing. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padding. wadding. shoulder padding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder padding in a garment. pad. stuffing. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streetcar driver. tramdriver. motorman. trolley man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., F. «sebzevât» tan galat). Yemekte kullanılan, yani et veyahut zeytinyağı ile pişirilen çeşitli bitkiler, patlıcan, bamya, domates, kabak, lahana, soğan gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables göveri. göverti. sebze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables. garden ware. garden truck. produce. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. zât). Şahıslar, zâtlar, (bk.) ZAt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذوات] kişiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by