Vazı ne demek? | Vazı anlamı nedir? | Vazı

Vazı anlamı nedir?

Vazı ne demek?

Vazı anlamı nedir?

Vazı | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واضع] koyan, koyucu. 2.hazırlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.).

1.Avrupa’da vaktiyle asilzadelerle köylüler arasında yer alan şehirliler sınıfı.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeoisie

kent soyluluk

Burjuva sınıfı


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie kentsoyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie. communist bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایفای وظيفه] görev yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görev yapmak, görevini yerine getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müf. lâzime) (cem’ül-cem’i: levâzımât) (askerlik). Askerin yiyecek ve giyeceği ile uğraşan askerî sınıf: Levazım sınıfı, subayı, bk. Lâzıme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplies. necessities. requisites. material. equipment. paraphernal property. purveyance. stores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لوازم] gereçler, gerekli şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levazım sınıfından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mevzî). (bk.) Mevzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîzSn). (bk.) Mİzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vaz.dan if.) (mü. mütevâz’a). Kendini aşağı tutan, alçak gönüllü, kibirsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezy» den if.) (mü. mütevâziyye) (tes. mütevâziyeyn). (matematik, geometride) Asla blrleşmemek üzere birbirine karşı eşit aralıkta uzayıp giden. Mütevâzlyü’l-adlâ, mütevâziyü’s-sutOh = Kenarları ve yüzeyleri eşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. humble. unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. modest. low. obscure. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. humble. unpresuming. demiss. meek. pudent. small. unassuming. unobtrusive. unpretending. unpretentious. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. unpretentious. unsophisticated. parallel koşut. paralel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vezn» den İf.). Muvazeneli, ölçülü, denk olan, tartıları bir, ağırlığı denk, dengeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Asla birleşmekslzln birbirine karşı bir aralıkta uzanıp giderek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vezeye» den İf.). (mü. muvâziyye). Biri diğerinin karşısında olarak birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmaksızın uzanan, paralel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muvâzi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازی] paralel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzûb.dan if.) (mü. muvâzibe). Bir işe devamla çalışan, bir işle bir düzüye uğraşan: Tahsile muvâzib bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezin» den if.) (mü. muvâzine).

1.Ağırlıkta bir ve eşit olan.

2.Muvazeneli, Ahenkll, dengeli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متواضع] alçakgönüllü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوازن] oranlı, uyumlu, dengeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متواضيانه] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi «nâzile» kullanılmamıştır).

1.Hadiseler, olaylar, felâketler.

2.(Türkçe m. nezle): Nevâzile uğradım, nevâzil oldum (bu mânâ ile nezlenin cem’i sanılarak kullanılmıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama, okşayış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوازش] okşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

okşamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayan, okşayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezy»den) (geometri). İki çizginin birbirine dokunmadan sonsuza kadar yan yana uzanması, paralellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. incumbency. mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. service. task. charge. situation. post. obligation. function. homework. classwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. charge. duty. responsibility. homework. job. employment. task. business. commission. function. jurisdiction. office. position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وظيفه] görev. 2.ödev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وظيفه دار] görevli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be charged with a duty. to be assigned. to be entrusted with (a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with (a duty a task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in charge görevli. on duty görevli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with a duty / task ; on duty ; employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وظيفه شناس] görevine düşkün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. clear. easily understood. perspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واضح] açık, net.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واضحا] açıkça, açık olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. position. set. state. things. circumstance. situation. attitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition , state ; situation , circumstances , plight ; position. aspect. ball-game. circumstance. condition. demeanour. fixed position. footing. juncture. occasion. picture. pose. posture. set up. state. status. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضعيت] durum, konum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وضيع] alçak, aşağı. 2.mütevazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by