Vekalet Panhi | Vekalet Panhi ne demek? | Vekalet Panhi anlamı nedir?

Vekalet Panhi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: vekalet panhi

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapan, işleyen, temsil eden; vekil olan, vekâlet eden.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mahkeme ve davalara müteallik işler dairesi: Adliye nezareti, adliye nazırı, adliye vekâleti ve vekili. Adliyeye müracaat etmek. 2. II. Mahmud’un bastırdığı eski altın para.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıta, fail; iş, faaliyet; acentalık, vekâlet; acente.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kök demek olan «asılıdan). 1. Köklü ve esaslı olma, metanet. 2. Zadegânlık, necabet, soy ve neseb sahibi olma. 3. Bizzat kendi işi için ve kendi namına hareket, vekâletin zıddı: Asalet yoluyla.

Türkçe Sözlük

(A.). Bizzat kendi işi için, vekâlet yoluyla olmayarak: Hem kendi tarafından asâleten, hem filan tarafından vekâleten tebrike geldim. Şimdiye kadar vekâlet etmekte iken bu defa asâleten memur oldu.

Türkçe Sözlük

(i. A. «asıl» dan smüş.). 1. Soylu, asıl ve neseb sahibi, necîb: Asîl adam. 2. Vekâlet yoluyla hareket etmeyip asaleten ve kendi namına hareket eden: Vekilin asîlden farkı yoktur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itimat sebebi, delil; (çoğ). kimlik kartı, ehliyet, vekaletname, itimatname gibi evrak.

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. («umur-ı dâhiliyye» den kısaltma). Devletin kendi ülkesiyle alâkalı işlere, yani iç idare işlerine bakan vekâlet, bakanlık: Dahiliye vekâleti, dahiliye vekili. 2. İç hastalıkları.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

Türkçe Sözlük

(Fİ’L) (i. A.) (c. ef’Al). 1. iş, amel, kâr: Fiil-i hayr = İyi iş. Fiil-i şer = kötü İş. Ef’Al-ı hasene = Güzel işler. 2. Tasavvurda kalmayıp meydana ç.ıkan, işlenen, vücut bulan şey, sözden ibaret olmayıp mevcut ve görünür olan iş: Bu niyeti fiile getirirse, fiili sözüne uyuyor. Söz kâfi değildir, fiil lâzım. 3. (gramer) Olayı ve zamanı belli eden kelime, fiil. Fiil-i müteaddî = Yazdı. Fill-i lâzım = Geldi. Fiil-i mâlum = Gördü. Fiil-i meçhOl = Gördüğü. Fiil-i mizî = Geldi. Fiil-i müzârî = Gelir vs. Fa-ülfiil. Ar. fiillerde birinci aslî harf. Ayn-ül-flll = İkinci harfi. Lâm-ül-fiil = Üçüncü harfi. Fiile getirmek, fiile ihrâç eylemek = İcra etmek. Bll-fiil = İşte, işte olarak, sahiden, asâleten, itibârî veya kuvvede yahut vekâlet suretiyle olmayarak: Bilfiil askerlik ettim. Bilfiil bu memuriyette bulunan. Fiil-i şeni = (bk.) Şeni.

Türkçe Sözlük

(Fİ’LEN) (i. A.). İşle, hakikatte, hayalî veya sözle olmayarak, vekâletle değil, şahsen, bizzat: Fiilen askerlik yaptı. Fiilen fukaraya yardım ediyor.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor. 2. Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor. 3. Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor. 4. Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manda; vekalet; emir, ferman; emirname.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaizlik, papazlık; papazlar; bakanlık, vekâlet; hizmet, yardım. Ministry of Agriculture Tarım Bakanlığı. Ministry of Commerce Ticaret Bakanlığı. Ministry of Communications Ulaştırma Bakanlığı. Ministry of Customs and Monopolies Gümrük ve Tekel Baka

Türkçe Sözlük

(MUAVİN) (i. A. «avn» den İf.) (mü. muâvine). Yardımcı, muavenet ve yardım eden. Ef’Al-i muâvine = Olmak ve etmek gibi mürekkep fiillerin yapısına giren fiiller. Asâkir-i muâvine = Orduya yardım etmek üzere savaşta toplanan başıbozuk askerler. Bir memura yardım ve yokluğunda vekâlet etmek üzere tâyin olunmuş memur, müsteşar, müşavir, İkinci: Vali, müdür, defterdar muavini. Şûray-ı devlet muavinleri = İmparatorluk devrinde danıştay üye yardımcısı olan görevliler.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekâlet» ten imef.) (mü. müvekkeie). Tevkil olunmuş, biri tarafından vekil tayin olunmuş.

Türkçe Sözlük

(I. A. «vekâlet» ten if.) (mü. müvekkile). Vekil tayin eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موکل] vekalet veren.

Türkçe Sözlük

(i. A. «umor-ı nâfia dan kısaltılmış). Bayındırlık: Nâfia vekâleti, vekili.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ad, isim: Ahmed nâmında bir adam. 2. Şöhret, şan: Nâm aldı nâm kazandı, nâm verdi. 3. Yöneltme, adres. Benim nâmıma bir mektup geldi. 4. Vekâlet: Ben sizin nâmınıza, evrakı imza ettim. Be-nâm = 1. isimli: Rüstem nâmiyle be-nâm bir kahraman. 2. Meşhur: Yiğitlikle be-nâm bir adam. Bed-nâm = Kötülükle şöhret bulmuş. Nîk-nâm = İyilikle meşhur, hayırla anılan. Nâmında = İsimli, adlı: İncili Çavuş nâmında bir nedîm. Nâmına = ismen itibârî olarak. Nâm ve nişân = İz ve eser: Nâm ve nişanı kalmadı, bulunmadı, (sıfat terkiplerinde) İsimli adam: Pervîz nâm şahıs: Pervîz isimli adam.

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Vekillik, vekâlet 2. Kadı vekâleti, kadılık, nâiblik. 3. Nahiye kadılığı. 4. Hükümdarın çocuk veya dışarıda olması hâlinde hükümdar vekilliği: Bu krallık niyabetle idare ediliyor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetenek, kabiliyet; iktidar, kuvvet, kudret, güç; hüküm; etki, tesir, hakimiyet, nüfuz, yetki, salâhiyet; fiz. erk, erke; devlet, hükümet; huk. bir başkası adına herhangi bir işi yapma yetkisi, vekâlet, ve kâletname; melaike; mat. üs, bir sayının k

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik, elde etme; huk. vekillik, vekalet; vekâletname; pezevenklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekil; vekillik, vekâlet; vekaletname.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetli; alıkoyan kimse: huk. avukat tutarken yapılan anlaşma; vekalet ücreti; tar. tımar ve zeamet sahiplerinin buyruğunda bulunup bazı hizmetlerle yükümlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., bedel; vekil; f. vekil tayin etmek; bedel olarak koymak; vekâlet etmek; yerine geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başka bir şeyin yerine kullanma; bir başkasının yerine koyma, bir başkasının yerini alma. sub'stitutive, substitutional, substitutionary s. vekâlet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıllık; silsile, dizi, sıra; birbiri arkasından gelen şeyler; vekâlet, yerine geçme; yerine geçme hakkı döl döş.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekâlet» ten). Vekil tayin etme, birini vekil etme, vekil tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazine; maliye dairesi; maliye vekâleti; bilgi hazinesi (kitap); büyük antoloji. treasury bill kısa vadeli hazine bonosu. treasury note A.B.D. hazinenin çıkardığı kâğıt para. treasury stock bir kumpanyanın kendi kasasında kalan hisse senetleri. trea

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasâyet» ten smüş.) (c. avsiyâ). 1. Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getiren şahıs. 2. Bülûğa ermemiş yetimlerin mallarını idare eden kimse. 3. Bülûğa ermemiş krallara vekâlet eden şahıs: Kralın vasîsi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başkasının işini görmeye memur olma, vekillik. 2. (hukuk) Kendi işi ile başkasını vazifelendirme ve 0 işte onu kendi yerine koyma. 3. Hükümet azalığı, bakanlık, nâzırlık. Başvekâlet = Başvekillik. Vekâlet-i devriye = Başkasına devir, yani bir diğerini vekil etmeye selâhiyetli olan vekilin vekilliği.

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. attorneyship. ministry.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وکالت] vekillik. 2.bakanlık. 3.avukatlık.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vekâlet yoluyla, vekil olarak, başkasının adına.

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil sıfat ve vazifesi, vekâlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papa veya piskopos vekili; kilise papazı. vicar general piskopos yardımclsı. vicarate, vicarship i. papa veya piskopos vekilliği; papazlık. vicarial s. papaz veya piskopos vekiline ait; vekâlet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkasının yerine yapılmış; vekaleten yapılan; başkasının yaşantısına katıldığını hayal ederek duyulan; tıb. vücudun umulmadık yerinde meydana gelen. vicariously z. başkası hesabına, vekaleten.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. vekil; s. vekâlet eden. vicegerency i. vekâlet, vekillik.