Velik, Ve Lik ne demek? | Velik, Ve Lik anlamı nedir? | Velik, Ve Lik

Velik, Ve Lik anlamı nedir?

Velik, Ve Lik ne demek?

Velik, Ve Lik anlamı nedir?

Velik, Ve Lik | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Velîkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şenlik, mâmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Budalalık, ahmaklık.

2.Kalenderlik, safderunluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suyu bol olma, tazelik.

2.Renklilik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl abdest alırken giyilen bir nevi kısa cüppe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kısa cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. el-Melik, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir gazete ve saireye abone olma, abone olanın hal ve sıfatı, iştirak.

2.Bir gazete ve süreli yayın ve sairenin belirli bir zaman için peşin verilmek suretiyle tahsis edilmiş bedeli, filan gazetenin bir sene için aboneliği şudur (Bunun yerine Fr. «abonnement» da kullanılmıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having. subscribers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness. rashness. precipitance. unwise or excessive haste. hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. franchise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık.

2.Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır.

3.Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır.

4.Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı.

5.İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı olan şeyin hali, meraret. Mec. Sertlik, şiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterness. acridness. acridity. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. helplessness. insolvency. failure. unableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tok olmayanın hali, yemeğe iştahı mucip hal: Açlık çekmek,

2.Kıtlık, yokluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. starvation. dearth. famine. hollowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. famine. starvation. poverty yoksulluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. becoming hungry. starvation. famine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana yakışacak şekilde: Adamlıkla alâkası yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. manly character. honesty. decency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı adı taşıyan iki kişinin hal ve sıfatı ve aralarında münasebet, aynı ismi taşıma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomination. candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy. candidateship. candidature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Cins ve türlerin yalnız ismen var olduğunu ileri süren felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turpitude. commonness. inferior quality. vulgarity. baseness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority. commonness. meanness. baseness. pettiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space for one step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Koruyucu bir şekilde davranış: O, bana çok ağabeylik etti. 2.Ağabey olma hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of being an elder brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacı çok, ormanımsı yer: Ağaçlık bir mahal. Ağaçları olan küçük yer, küçük koru: Orada bir ağaçlık vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. silvan. thicket. wooded. woody. copse. wood. bosky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood lot. well-wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağa unvan ve hal ve sıfatı.

2.Mec. Kerem, fazi, yüksek makam.

3.Kibir, gurur, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality of an agha. being an agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıklet, tartıda ağır şeyin hail.

2.Yavaşlık, bataet.

3.Vakar, temkin.

4.Ağır şeylerin toplamı, eşya, kalabalık.

5.Eskiden geline verilen mihr-i muaccel parası.

6.Gece uykuda basan kâbus: Ağırlık basmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. heaviness. weightiness. gravity. force of gravity. dullness. slowness. severity. arduousness. avoirdupois. heft. massiveness. plummet. ponderosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. brunt. gravity. weight. heaviness. slowness. gravity ağırbaşlılık. severity. burden yük. responsibility sorumluluk. drowsiness. lethargy. foulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaviness. weight. load. ponderosity. gravity. slowness. calmness. seriousness. graveness. richness. indigestibleness. fetidness. putrefaction. dullness. uneasiness. languor. effects. luggage. portion. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sigara takılıp içilen Alet.

2.Nefesle çalınan musiki Aletlerinin ağıza gelen parçası ki ekseriya vidalıdır.

3.Meyve küfelerinin üzerine konulan dal ve yapraklar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. nozzle. cigarette holder. muzzle. funnel huni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette-holder. mouth-piece. nozzle. nosing. nosepipe. nose band. adjutage. ferrous sulphate. mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dostluk, muhabbet, dostça münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. conversance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on friendly terms with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of harmony / agreement. discord. unrhythmic sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzyıllarca önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak maksadını güder; günlük hayatta ise yardımlaşma, yoksullları koruma gibi insanî duyguları, ayrıca müzik, binicilik, silâh kullanma kabiliyetlerini geliştirmeye önem verirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü ahlâk sahibi olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. vice. depravity. debauchery. uncleanliness. corruption. debauch. depravation. dissoluteness. indecency. rascality. turpitude. moral turpitude. viciousness. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorality. corruption. impropriety. impurity. turpitude. vice. immorality. depravity. debauchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. corruption. vice. wickedness. perverseness. perversity. debauchery. depravation. indecency. profligacy. turpitude. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budalalık, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiocy. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. idiocy. stupidity. folly. imbecility. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ahrete mensup ve müteallik: Ahretlik iş.

2.İyi yaşayıp, dünyadan el etek çekmesiyle ahreti kazanmış: Ahretlik = Evlâtlığa kabul olunmuş kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adopted maid. brother and sister forever and hereafter. brother by adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefala benzer bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık, züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Edebiyat). Herhangi bir yazının kolaylıkla okunabilir bir üslûpta yazılmış olması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her varlığın aklî bir sebebe dayandığını, bilginin kaynağının akıl prensipleri olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism usçuluk. rasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. intelligence. cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. cleverness. sagacity. sanity. wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl eksikliği .ahmaklık ve budalalık, akılsızca hareket: Ben akılsızlık ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwiseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. folly. foolish act. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Beyazlık, beyaz renk.

2.Düzgün. Yüz aklığı = Lekesizlik, namus, iffet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hısımlık, yakınlık: Aramızda akrabalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. alliance. blood. kindred. relationship. kinship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinship. cognation. blood. connection. kindred. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topallık, arc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. lameness. lopsidedness. hitch. defect. disorganization. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. fault. trouble. limp. interruption. delayed. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akşama mahsus: Bu akşamlık yemeğimiz vardır. Daha bir akşamlık kömür kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for an evening. enough for evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfortune. ill luck. mishap. rotten luck. trouble. hitch. perversity. crossness. awkwardness. bile. contrariety. contrariness. contretemps. dourness. fractiousness. gruffness. hardness. misadventure. moodiness. petulance. recalcitrance. reverse. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. matter. mishap. mood. reverse. misfortune. hitch. peevishness. crossness. obstinacy. perversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. obstinacy. misfortune. set-back. diversity. pitch. perverseness. perversity. contrariety. distemper. mischance. mishap. mood. setback. tantrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate. to raise difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attarlık). (i.). Kokular yahut kimya maddeleri veya baharat satan adamın işi ve ticareti: Attarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation of European ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rank of colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yükseklik karşılığı, pestî.

2.Boy kısalığı, (mec.) Zillet.

2.Mübalağalı hasislik, cimrilik.

3.Korkaklık, nâmertlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). Çalık, meczûb, budala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. stupid. nimcompoop. ninny. purblind. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی قدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğ(Erkek İsmi) 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). benzer, aynı; (z). birbirinin aynı olarak, farksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Son derece zorba» anlamındaki «alikıran baş kesen» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be astounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çalıklık, meczupluk, budalalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular.

2.Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular.

3.Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be detained. to be set aside as a reserve. to be held in for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kadınların alına taktıkları altınlı ve emaslı süs.

2.Binaların cephesine takılan levha ve kitabe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fronton. frontal. pediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

façade. frontal. hand plate. front plate. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kimya) İçinde alkali bulunan veya alkali ile ilgili olan, kalevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç bir işte faydalı olamıyan, işe yaramayan, saf ve zararsız (kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. left to God (unpredictable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyu ve parlak pembe renk, al rengi. 2.Kadınların yüze sürdükleri al düzgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blusher. rouge. redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman cinsiyeti ve hal ve tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom cap. lower cap. catch title. subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kıymeti altı (kuruş vesaire) olan: Bu kumaşın altılığı da var yediliği de.

2.Boyu altı arşın ve sikleti altı okka vesaire olan: Altılık direk; altılık kuzu.

3.Altı kuruş vesaireden ibaret, altıya bölünen madenî para.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hattatların yazı yazarken kâğıdı dayamak için kullandıkları kalınca kâğıt, el siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster. mat. mount. support. pad. pedestal. doily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. support. base. pad. coaster. horsejack. sole plate. fundament. horse. underlay. bolster. socle. trestle. litter. skid. building block. carriage. centering mount. matting sill. joist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı.

2.Altmış yaşında (Adam).

3.Altmış paralık (sikke).

4.Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentionality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of any goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anbarcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Amca olma hali. 2.Uvey amca.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amedci unvan ve mansıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a worker/labourer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahriye kumandanlığı, kaptanlık, deniz generalliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Amir olma durumu, Amir tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. superiority in rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anbarcı sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip alışmış olan hayvanın veya işlerde kocalainason bitkisi yıp tecrübe kazanmış adamın hâli. mec. Ustalık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key chain. key ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key holder. keyring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key ring. key holder / ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Ana hal ve sıfatı, validelik.

2.Ana yerini tutan kadın, ahret anası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. stepmother. foster-mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. step mother. adoptive mother. woman acting as a mother to a child. maternal love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mother to a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Melek ‘ otu. (Hıristiyanlar’da kadın ismi de olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesine bağlı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesinin itikad yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anızı sökülmemiş olan tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of understanding about a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. incoherency. meaninglessness. senselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. inanity. insignificance. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. odds. incompatiblity. disaccord. discord. fight. mix-up. conflict. controversy. discordance. dissension. disunion. disunity. divided counsel. division. embroilment. friction. imbroglio. quarrel. run-in. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altercation. argument. conflict. controversy. difference. disagreement. discord. dispute. dissension. dissent. dissidence. friction. quarrel. variance. misunderstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. misunderstanding. conflict. difference. disaccord. discord. embroilment. friction. incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. sympathy. judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayış zayıflığı veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebetude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. incomprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

momentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keepsake. souvenir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a mother to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality. anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuhaflık.

2.Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Duvar şamdanı, duvar lambası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall-light. wall fixture. sconce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası dikerek yapılan süs, tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Araba yapmak sanatı.

2.Araba sürenin hal ve sıfatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arabaların konduğu yer.

2.Bir arabayı dolduracak miktarda eşya vesaire. Burada bir arabalık odun var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cart shed. garage. carload. wagonload. truckload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aracının gördüğü iş, vasıtalık, tavassut; vesatet: O, bu işi ancak benim aracılığımla yapabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention. mediatorship. agency. agency business. intercession. intermediate trade. procuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediation)

Sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. İki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide iki ses (perde) arası. Do re aralığı gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iki şey arasındaki boşluk, fâsıla, mesafe: Tahta aralığı.

2.Birkaç oda vesaire arasındaki ufak açıklık: Kapı aralığı.

3.Vakit, zaman, fırsat: Aralık bulamadım, bir aralıkta.

4.Fâsıla, kesme, inkıtâ: Aralık vermek. Aralık aralık = Vakit vakit. Aralıkta = Diğer işler arasında. Aralığa gitmek = Nafile yere mahvolmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seyrek, açık, fâsılalı: Aralık diş.

2.Yarı kapalı: Kapıyı aralık etmek.

3.Yılınayı: Kânûn-ı evvel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing. corridor. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gap. interval. space. opening. time. moment. passageway. corridor. toilet. watercloset. ajar. half open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

December. slot. chasm. lag. leeway. joint. deadspace. hiatus. aperture. break. cranny. dead space. distance. intermission. interspace. lacuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced-out. sparse. discontinuous. episodic. fitful. intermittent. scattered. spasmodic. sporadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic. spaced. at intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced. at intervals. intermittent. sporadic. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless. incessant. on. perpetual. solid. continuous. continuously. nonstop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsızlık, telâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a researcher. research.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture. beekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeping. apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Etsizlik, lagarlık, zayıflık.

2.Sadelik, saflık, temizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedenin yukarısını örten bir çeşit elbise ki, yeleğin üstüne giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back carrier. backpad. backrest. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı.

2.Osmanlı devrinde ilmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat.

3.Toprağı kuvvetli (tarla).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley field. a person from whom a sponger benefits. benefice. sinecure. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arşınla ölçülen veya satılan.

2.Bir arşın boyunda olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayâsızlık, utanmazlık, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmayıp müracaat etme: Artık arsızlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brashness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence. insolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fazlalık, ziyadelik, mezid.

2.Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adilik, aşağı olma hali. 2.Düşük evsaflı, Adi: Aşağılık adam, aşağılık mal. Aşağılık duygusu = Kendisini başkalarından aşağı görme hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-down. unworthy. contemptible. base. abject. no class. dirty. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. mean. no-good. petty. rascally. reptile. reptilian. scabby. scurvy. slavish. snotty. sordid. tinpot. unutterable. vile. wicked. wormy. lowne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. atrocious. base. contemptible. despicable. low. shabby. sordid. unsavoury. vile. baseness. lowness. meanness. mean. ignoble. dishonourable. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness. meanness. vulgarity. mean. ordinary. vulgar. banal. abject. bugger. cheap. contemptible. despicable. inferiority. low- down. mean individual. servile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Halkağzında: Ahçılık) (I.).

1.Aşçı sanatı, hal ve sıfatı: Aşçılık zannolunduğu kadar kolay bir sanat değildir.

2.Yemek pişen yer, aş-hane, mutfak, aşevi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery. cuisine. cooking. culinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aşıkın hal ve sıfatı, Aşık olma, aşka düşme: Aşıklık insanın rahatını bozan bir haldir.

2.Saz ve tanbura çalan kahve şairinin hal ve sıfatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ciddiye alınmayan aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İtaatsizlik, serkeşlik, Osm. bagaa, tuğyân.

2.Günahkârlık.

3.Haydutluk, şekaavet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebelliousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebelliousness. rebellion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey. to set authority at naught. to take the law into one's own hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. high birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleness. performing of the duties of an office not as substitute but by right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşinâ» dan).

1.Tanışıklığa delâlet eden selâm ve selâmlama gibi alâmet (iltifattan hafiftir). Aşinalık etmek = Selâm vermek, selâmlamak, merhaba demek: Bana Aşinâlık etmedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. familiarity. proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintedness. familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagance. excessiveness. extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. excess. exorbitance. intemperance. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a century old. centenary yüzyıllık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. purloining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşk-bâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Askerin sıfat ve vazifesi: Bugün askerlik bir cesaretten ibaret olmayıp Adetâ bir fendir. Türkler, askerlik için yaratılmış gibi bu mesleğe pek elverişlidirler.

2.Askerlere mensup: Askerlik dairesi, askerlik şubesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruitment. recruiting. military service. service. soldiering. draft. enlistment. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. service. soldiership. military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service. soldiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National service. profession of arms. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command office. recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call-up of recruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenasül organı eksik olup, evlenmeye ve doğurmaya yaramayan (karı) retkaa. (i.). Bu tabiî noksan. Aslık İlleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aş» dan). Yiyinti, yiyecekler, erzak, zahire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erzak müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asrîce davranış veya asrî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astara yarar (bez, sıva, boya vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material for lining. paint for undercoating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality or office of anattaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atçıların işi; at koşuları, at sergileri gibi çalışmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding race horses. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapur ateşçisinin sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateş yanan yer, külhan.

2.Ateş taşımaya mahsus kap.

3.Ateşe yarar: Ateşlik odun.

4.Cehennem ateşine lâyık: Ateşlik adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. mettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship. boastfulness. braggardism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturesomeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. recklessness. pluckiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. audacity. pluck. hardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh atmaya yetecek miktar: Üç atımlık barut. İki atımlık saçma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for rounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ecza veya baharat satan adamın işi ve ticareti. Attarlık ediyor. (Halk arasında: Aktarlık).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Serserilik.

2.İşsizlik (eskiden bunun yerine Avâregî kullanılması abestir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. inaction. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Av avlamakla meşgul adamın hal ve sıfatı. (Osm.) Sayyâdlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. hunting. shooting. the chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huntsmanship. shooting. gunning. hunt. hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Canbaz nalını.

2.Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Canbaz nalını.

2.Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment. intemperateness. disproportion. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ay ışığı, mehtap, ay aydınlığı.

2.Işıklı ışık.

3.Işıklı yer.

4.Dam bacası, çatıdaki pencere.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sunny. luminous. sunlit. light-well. clear. high-speed. brightly. illumination. light. daylight. skylight. enlightenment. radiance. air-shaft. airway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. irradiation. light. luminous. sunlit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. light. daylight. clarity. light shaft. opening for light. luminous. bright. luminousness. brilliant. illumined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belli bir alandan geçen ya da verilen ışık miktarını açıklar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Aygırın hal ve sıfatı ve vazifesi: Bu at aygırlık edemez, mec. Azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluktan veya bayılmaktan kurtulmuş adamın hâli, aklı başında olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobriety. clear-headedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. disagreement. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. difference. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. being without any real job. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayda bir ve her ay vuku bulan, aya tâbi olan, Ar. şehrî: Aylık mecmua = Ayda bir neşrolunan mecmua. Bir ayda icra olunan, bir ayda alınan, geçilen: Bir aylık yol, iki aylık iş.

2.Yaşı şu kadar aydan ibafet olan, meydana gelmesinden şu kadar ay geçmiş olan: Altı aylık bir çocuk, üç aylık iş, beş aylık meseli. 3.Bir aylık hizmete mukabil verilen ücret, maaş. Aylık bağlamak = Maaş verilmek. Aylık kesilmek = Maaş kat’olunmak, azledilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monthly. mensal. salary. stipend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monthly. salary. months old. lasting a month. monthly pay maaş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salary. monthly. monthly pay. months old. lasting months.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aylıkla çalışan.

2.Aldığı aylıktan başka geliri olmayan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aydan aya verilen maaş karşılığında hizmet eden (memur veya işçi), görevli, maaşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salaried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salaried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerin kıçı tarafındaki az yuvarlak veya düz kısım. Buraya geminin bağlı bulunduğu limanın adı yazılır. Aynalık tahtası —Sandalların kıç tarafına. oturanın dayanması için konulan tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalak. Ayranlık şişmek: Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception. special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayrı olma hali. Firkat, Ar. müfârakat, Fars. cüdâİ, hicran.

2.Muhalif olma, muhalefet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parting. separation. dissimilarity. difference. standoff. clash. disagreement. dissentient. divorce. faction. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrepancy. faction. separation. split. rift. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. separation. separateness. remoteness. lack of accord. deviation. legal separation. contrast. detachment. discrepancy. disunity. exception. gap. split. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva ağaçları olan yer, ayva bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşrete düşkünlük, bekrilik, aşırı sarhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. dipsomania. intemperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir meclis veya heyet üyelerinin hal ve sıfatı: Danıştay Azâlığına tayin olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azadlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azmış adamın hâli, haşarılık, tehevvür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierceness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. rampage. wildness. fierceness. unruliness. naughtiness. raunchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildness. fierceness. ulceration. naughtiness. being oversexed. depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resoluteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Bir cemiyette herhangi bir vasıf bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar; çoğunluğun aksi, ekalliyet.

2.Bir memleketin nüfusuna göre sayıca az olan kendilerini ayrı bir milletten sayan topluluk, ekalliyet. Azınlıkta kalmak = Bir toplulukta belli bir düşünceyi tutanlar sayıca az çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aziz olma hali. 2.Muziplik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay a trick on a friend for fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fewness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarity. scarcity. rareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcity. minority. paucity. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Babalık, pederlik, übüvvet.

2.Ahiret babası.

3.Uveypeder.

4.Kayınpeder.

5.Doğru ve saf, hile bilmez, mutedil fikirli ve safderun: Babalık adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. parenthood. paternity. pop. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. paternity. stepfather. father-in-law. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhead. stepfather. adoptive father. father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a father to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tam bedenî kuvvet.

2.Gençlik, delikanlılık.

3.Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

XIX. yüzyılda İran’da BAb adında biri tarafından kurulan din sistemi, Bahâİlik, bu mezhepten çıkmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badem ağaçlan bulunan yer, badem ağacı koruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağa bakanın işi ve san’atı: Bağcılık ediyor; bağcılık nazik bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viniculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viniculture. viticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bağî, eşkıya olma, haktan sapma, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. dependence. subjection. addiction. dependency. dependance. habit. bondage. fixation. indulgence. servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. freedom. independency. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. independency. independent means. self-dependence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağların çok olduğu yer, bağ olan yer. Bağlık, bahçelik — Yeşilliği, ağacı, bol olan yer. Bağı, bahçesi çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağlı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. correlation. interdependence. obedience. allegiance. faith. faithfulness. adherence. adhesion. cementation. cohesion. cohesiveness. constancy. devotion. fidelity. homage. interdependency. loyalty. singleness. subordination. troth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. alliance. commitment. constancy. devotion. faith. fidelity. loyalty. dependence. faithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. devotion. faithfulness. affection. statistical correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry fanaticism. bigotry. zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), islâm dininden ayrılmış, İran’dan başka Avrupa ve Amerika’da da yayılmış bulunan BAbîlik’ten doğmuş bir din.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçeleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place full of gardens. plot for a garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçıvan İşi ve san’atı, bahçeye bakmak, çiçek, ağaç ve sebze yetiştirmek ilmi: Bizde bahçvanlık ediyor; bahçıvanlıkta mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardening. horticulture. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihlilik, mes’ut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. prosperity. good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an unfortunate occurrence. being ill-starred. tough luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcılık, remilcllik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrepair. neglect. lack of proper care. want of care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. lack of good care. want of care. dilapidation. lack of care. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copperworking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginhood. virginity. maidenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginity erdenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maidenhood. virginity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bakkal İşi ve ticareti: Bakkallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business of a grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su içinde yaşayıp solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen omurgalıların genel adı. Ar. semek, Fars. mâhî: Deniz balığı, tatlısu balığı. Balık cinsinden olmayıp memeli oldukları halde suyun içinde yaşayan bazı hayvanlara dahi denir: Kadırga balığı gibi. Atbalığı = Suaygırı. Adabalığı = Kadırga balığı. Ayıbalığı = Fr. phoque (fok) denilen bir cins deniz hayvanı. Ak, alabalık = Bir nevi balık. Balık avcısı = Balıkçı. Balıketli = Narin olduğu halde Azâsı etle örtülü ve eti sıkı (şahıs), şişmana yakın. Balıkotu = BAhizühre denilen bir cins nebat, balıkları avlamıya mahsus bir terkip. Balıksırtı = Ortası yüksekçe kabarık yol. Balıkyağı = Morina balığından çıkan ve semirmek için içilen yağ. Balık baştan kokar = Kötülüklerin başta olanlardan başladığını anlatan atasözü. Baltknefesi = Balinagillerin başından çıkarılan bir çeşit yağ. Balık istifi gibi = Son derece sıkışık bir durumda. Balık kavağa çıkınca = Olmayacak işler için söylenir. Balık yumurtası = Bazı cins balıkların, eritilmiş balmumuna bandırılarak saklanan yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. finny. piscine. fish. ichthyo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curry. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. hack. pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod liver oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod oil. cold-liver oil. codfish oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık tutan ve satan adam, balık avcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turna çeşidinden, balıkla beslenir bir çeşit kuş, butimar, ebülhazin, sebiter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyophagous. piscivorous. heron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. fish-eating. piscivorous. egret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı sanatı. Sayd-ı mâhî = Balık avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing. fishery. fishing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery. fishing. fisheries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık yiyerek beslenen bir cins küçük deniz kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman denmiyecek, zayıf da sayılmayacak derecede toplu vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is neither thin nor fat. plumpish. fleshy. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither fat nor thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Balık saklamaya mahsus büyük depo.

2.Vaktiyle balık avcılığı emininin idarehanesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centre for the marketing and taxation of fish. fish market. fishstore. fishhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başaşağı olarak suya dalma tarzı. Bu atlayışta vücut dümdüz ve gergin olur, kollar baş hizasında birleşmiş durumdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık gibi gerinip sıçramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BALIKLAĞA) (i.). Deniz veya gölün balık yatağı olan tarafı, sahili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık pulu gibi parıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Balık kılçığı şeklinde, yol yol iç içe geçmiş açılar biçimindeki çizgilerden meydana gelen kumaş deseni. 2.Ortası yüksek olup iki tarafa doğru hafifçe alçalan: Balıksırtı yol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herrignbone. diagonal. round-up. crossfall. herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balkanları olan, dağlık: Balkanlık bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağlarda görülen külleme hastalığının bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. T.). Barbar olma hali, medeniyet noksanlığı, zalimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarism. barbarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarism. brutality. barbarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e). Bâri, hiç değilse, hiç olmazsa. (BAri kullanılması daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k).

1.Başbakan olanın görevi. 2.Başbakanın makamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alçaklık, yükseklik eksikliği. 2.Pelteklik = Dil basıklığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kalb gözü ile göremeyiş, gaflet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. homeliness. primitiveness. smallness. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırılık, ihtilâf, muhalefet, karşı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. alteration. change. dissimilarity. diversity. exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başkan olma ha li. 2.Başkanın vazifesi veya makamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başı yağmurdan muhafazaya mahsus, yağmurluğa bağlı veya ayrı örtü, kukulete: Kaput, muşamba başlığı.

2.Harbde başı ok ve kılıçtan muhafazaya mahsus siper, tulga, miğfer, hod.

3.Direk başı, tepelik.

4.Atın başını ve ensesini muhafazaya mahsus kılıf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Reislik, sergedelik, Amirlik.

2.(Çağatayca’da: Başlığ). Reis, Amir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. prelims. helmet. bonnet. cap. head-dress. headpiece. title. headline. heading. caption. casque. chapiter. hood. lemma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet. cap. headdress. headgear. headline. hood. title. helmet. capital. heading. caption. bride's price. money paid by the bridegroom to the bride's family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caption. heading. title. cap. headline. headscarf. crown. helmet. capital. heading. address director. capital heading. contents heading. cowl. crest. ferrule. head gear. head piece. headpiece. hood. superscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed. helmeted. hooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing a cap. entitled. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untitled. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmacı sanatı, (bk.) Basmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Vaktiyle sultanların tahsisatı, has arpalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of the attorney general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı ve reisi olmayan topluluğun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of government. anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the post of the editorial writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcılık, işi batak olmakla herkesin de malını batıran adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Batıp çökmüş şeyin hali, çöküklük.

2.Çukurluk, derıniik.

3.Müflislik, iflâs.

4.İşi harap olmaktık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. hallowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adîlik: Bu kâğıdın, bu yazının bayağılığı meydandadır.

2.Aşağılık, dûnluk: Bu adamın bayağılığı ilk sözünden anlaşılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarity. coarseness. banality. inferiority. platitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2.Gevşeklik, mecalsizlik.

3.Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4.Susuzluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. being the holder of a franchise. franchise. the territory in which a franchiser has the right to sell a company's product. franchiser's place of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealership. distributorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zenginlik, varlık ve kudret.

2.Döl yatağı, rahim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrama mahsus, bayramlık elbise. Bayram hediyesi, bahşişi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunday clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the veterinary art or profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infancy. babyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infancy. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F. bed = kötü, likâ = yüzü). Yüzü çirkin ve kötü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtsızlık, talihin müsaadesizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlerin tâyînât puslalarını alıp satmak işi ve bundan olunan ticaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkasının kötülüğünü arzu eden adamın hali. Garazkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kötülük, çirkinlik

2.Sertlik, katılık, sert muamele.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بدلقا] çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ve galatı: beğenmemezlik).

1.Beğenmemezlik, takdir etmeme, hoşlanmama: Ben, yemek hakkında beğenmezlik etmem.

2.Tenezzül, sayma-’ ma, kimseyi beğenmeyiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Evli olmayan adamın hali. Evlenmemiş erkek veya kızın hali: Bekârlık evlilikten iyi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelorhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celibacy. bachelorhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçi sıfat ve hizmeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman's duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman's duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işrete ibtilâ, içkiye düşkünlük, sarhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the business of governing a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. film archive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. plait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saç örgüsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sadece kendi çıkarını düşünme hali. 2.(felsefe) Bencil davranışın, bütün ameliyelerin asıl hedefi olduğunu kabul eden doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoism. selfishness. individualism. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoism. self. selfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egotism. solipsism. egoism. self-interest. self-will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be selfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik, bağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiryakilik, (bk.) Beng.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi nefsine çok ehemmiyet verenin hali, enâniyet, gurur, kibir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ego. personality. individuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ego. conceit. self-respect. egotism. personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ego. conceit. individualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-assertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. dissimilarity. divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeness. resemblance. similarity. analogy. mimicry. affinity. approach. community. comparison. conformity. congeniality. identity. kinship. parallel. parallelism. parity. propinquity. sameness. similar. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy. approach. comparison. correspondence. identity. likeness. parallel. resemblance. sameness. semblance. similarity. similitude. affinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. resemblance. analogy. comparison. likeness. propinquity. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness. inimitableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrol station. filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Müsavi olma, Ar. tesâvî, eşitlik, müsâvât.

2.Bir hizada olma. 3, Muvazene, denklik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. togetherness. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unity. cooperation. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.).

1.Perişanlık, haraplık.

2.Pislik, mülevveslik, telvis.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a barber. hairdressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdressing. hairdressing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş altınlık eski para, beşibiryerde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livestock fattening. stockfarming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beş (kuruş vesaire) kıymetinde olan: Beşlik basma.

2.Beş (metre vesaire) boyunda olan: Beşlik direk.

3.Beş parçadan mürekkep veya beşe bölünmüş. Ar. humâsî. Beş kuruşluk veya liralık para. Bir beşlik verdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beste yapma san’atı ve ilmi. Fr. composition (musicale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapıcılık: Filân mektebin bevvaplığı (kapıcılığı) açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklık, beyaz: Karın beyazlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bey sıfatı ve unvanı.

2.Zadegânlık, asalet, necâbet.

3.Bir beyin idaresinde bulunan hükümet, prenslik: Sisam beyliği, Aydın, Menteşe, Anadolu beylikleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümete ve devlete ait, mîrî: Beylik arazi, arâzî-i emiriyye. Beylik gemi = Savaş teknesi. Beylik = Büyük ve geniş kebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackneyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonplace. hackneyed. stock. trite. belonging to the state. governmental. stereotyped. principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackneyed. shopworn. threadbare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bitigçi» den galat olsa gerektir). Osmanlı mülkî teşkilâtında Dİvân-ı Hümâyûn kaleminin reisi. Yanlış bir terkiple beylikçi-i dîvân-ı hümâyûn denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyluluk, asâlet, necâbet, kişizadelik. mec. Müsriflik, düşüncesizce hareket, hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bezgin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. disgust. weariness. lethargy. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticaret, alış veriş eden esnafın hal ve şanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine biber konan küçük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caster. castor. pepper-castor. pepperbox. shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper-pot. pepper-shaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pepper shaker. papper mill. caster. pepper pot. sifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshapeliness. bad behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok bıkmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. boredom. tiredness. weariness. bellyful. ennui. surfeit. tedium. willies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weariness. boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom. disgust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tedium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتهلکه] tehlikesizce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyunlarda bilek incinmelerini önlemek için bileğe takılan meşin sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristband. wriststrap. wristlet. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporter. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation of a ticket taker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. bilgilik). Bilge olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. erudition. savoir vivre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. sagacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Bir faraziye halinde ileri sürülen ve yanlışlığı ustalıkla gizlenip doğru olduğu kabul ettirilmek istenen delil, safsata, sofizm.

2.Bu mahiyetteki delillere dayanan hüküm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgi taslama, Alimlik iddiası. Osm. malûmatfürûşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedantry. sophism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâmet, nişan, emâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاقتضا] gerektiğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bk.) Meçhuliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok tombul, etli butlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyiş. Had-nâ-şinâsî = Haddini bilmezlik. Şükr-nS-şInUsî = Bilmezliğe gelmek (bilmemezliğe dememeli). Osm. tecâhül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan dolayı, bunun üzerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tabur askere kumanda eden subayın rütbe ve sıfatı: Falana binbaşılık verildi, binbaşılığa terfi etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of major. majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Ata binmek mahareti. Ar. fürüsiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. equitation. riding. show jumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. horse-riding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horsemanship. horse-riding. equitation. maneage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bin kuruş, bin lira vesaire kıymetinde olan: Binlik bir beygir.

2.Bin arşın vesaire boyunda veya bin kilo vesaire ağırlığında olan. Bin dirhem, yani iki buçuk okka sıvı olan şişe: Bir binlik zeytinyağı.

3.Bin liralık kâğıt para.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thousand-lira note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one- time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Varlıkların temelini ruh veya madde gibi tek gerçekte bulan, diğerlerini bundan çıkmış olarak düşünen doktrin.

2.Gerçeğin bölünmez bir bütün olup, müstakil parçaları bulunmadığına inanan doktrin, monizm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji) (uyd. k.).

1.Topluluk yerine ferdi hedef alan ve ona önem veren doktrin.

2.Ferdin teşebbüs ve menfaatlerini her türlü kontrolün dışında bırakmak isteyen doktrin.

3.Bütün değer, hak ve ödevlerin topluluktan değil, fertten çıktığına inanan görüş, ferdaniye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism ferdiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haecceity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci olmak hakkı, en başta bulunma: Sınıfta birinciliği kim kazandı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first rank / place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(United Arab Emirates) Başkent: Abu Dabi.

Nüfus: 2.791.000.

Yüzölçümü: 30.000 sg.m:.

Komşuları: Kuzeyde Katar, Batıda ve Güneyde Suudi Arabistan, Doğuda Umman.

Önemli Şehirleri: Abu Daki, Dubavy.

Din: %96 Müslüman, Hindu, Hristiyan.

Dil: Arapça (Resmi) birçok diğer diller.

Yönetim Biçimi: Emirler Federasyonu.

Tarih: Bölgedeki Şeyhler 19. yy. da Dışişleri ve savunmanın kontrolünü İngiltere’ye verdi. 2 aralık 1971’de bu şeyhlikler bağımsız olmak için birleştiler.

Abu Dabi Petrol Şirketi, 1975’de tamamen ulusallaştırıldı. Petrol hatları BAE’ye dünyanın en yüksek kişi başına GSMH’nı sağlar. Son yıllarda uluslararası bankacılık gelişme içindedir.


Ülke by

Ülke

(United Kingdom) Başkent: Londra.

Nüfus: 56.7 milyon.

Yüzölçümü: 244.100 km2.

Komşuları: Batıda Atlas Okyanusu, İrlanda Denizi, İrlanda Cumhuriyeti, Kuzeyde ve Doğuda Kuzey Denizi, Güneyde Manş Denizi.

Önemli Şehirleri: Birmingham, Glasgow Leeds, Sheffield, Liverpool, Brondford Manchester, Edinburg, Bristol, Coventry, Belfast, Nottingham, Leicester.

Din: Anglikan %57, Katolik %13, Presbiteryen %7, Metodist %4, diğer %19.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Çok Partili Meşruti Monarşi.

Siyasal Partiler.

Muhafazakar Parti, İşçi Partisi, Liberal Parti, Sosyal Demokrat Parti, Büyük Britanya Komünist Partisi, İskoç Ulusal Partisi, Galler Milliyetçi Partisi, Ülster Birleşikleri Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi.

Tarih: II. Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’nın ve dünyanın başat gücü olan ülke savaş sonrası yeni bir rol edinmiş, gerek üçüncü dünyadaki ulusçu hareketin etkisiyle, gerekse uluslararası baskıların artmasıyla denizaşırı sömürgelerine bağımsızlıklarını vererek dünyadaki öncü rolünü kaybetmiştir. 1956 Süveyş Krizi’nden sonra Birleşik Krallığın etkisini yitirdiği iyice ortaya çıktı. Bunun İngiliz Uluslar Topluluğu’na yansıması 1970’li yıllarda olmuş, bu yıllardan sonra, topluluk bağımsız üyelerin biraraya geldiği serbest bir birlik halini almıştır. Avrupa bünyesinde oluşturulan örgütlenme hareketlerinin de içinde olan Birleşik Krallık NATO’ya üyeliğinden başka 1973’te de AT’ye dahil olmuştur. Dünya Savaşı’ndan sonra Clemat Attlee’nin liderliğindeki İşçi Partisinin iktidarına rağmen 1951 yılında savaş sırasında başbakanlık yapan Sir Winston Churchill’in oluşturduğu muhafazakarların yönetimine geçerek 13 yıl böyle kalmıştır. 1979 yılına kadar İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti arasında el değiştiren iktidar o tarihten 1990’a kadar Margaret Thatcher’in liderliğindeki muhafazakarların elinde bulunmuştur. Thatcher’in 1990’da istifasıyla boşalan muhafazakar parti liderliği ve başbakanlığa Jon Major seçilmiştir. Birleşik Krallık yönetiminin ülke içindeki en önemli sorunları genel olarak ekonomik nedenlerle dayanmakla beraber Kuzey İrlanda’nın statüsü ve IRA militanlarının yarattıkları terör olayları da yönetimi zor durumda bırakmıştır. Uluslararası alanda en önemli sorun 1982 yılında yaşanan Falkland Krizi olmuş Arjantin Birleşik Krallık yönetiminin başarılı bir sınav verdiği bu olaylar Arjantin’in yenilgisi ile sona ermiş, hemen yapılan genel seçimler sonrasında da Thatcher liderliğindeki Muhafazakarlar iktidarlarını iyice sağlamlaştırmışlardır. Güney Afrika ile geleneksel bağlarına karşın bu ülkede sürdürülmekte olan “apartheid” politikasıyla çeşitli ekonomik yaptırımlar uygulamakta olan Birleşik Krallık yönetimi, 1990’da Nelson Mandela’nın serbest bırakılması üzerine uyguladığı yaptırımlara son verdiği gibi Güney Afrika’ya yatırım yasağını da kaldırılmıştır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir ve tek olma, Ar. ahadiyyet, vahdâniyyet: Allah’ın birliği hakkı için.

2.Toplanma, anlaşma, içtima, ittihat. Ağız, dil, söz birliği: Söz bir etme, El birliği = Müşterek çalışma, müşterek iş: El birliği ile şu işi bitirelim.

3.Uyuşmuş, müttefik, müttehit: Onlar birlik olmuşlar.

4.Bir lira vesaire kıymetinde olan.

5.Bir kilo vesaire ağırlığında veya bir arşın vesaire boyunda olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unity. union. confederation. combination. unit. corps. troop. alliance. body. brotherhood. coalescence. collaboration. combine. communion. company. confederacy. conference. contingent. ensemble. establishment. fellowship. force. fraternity. gild. gui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliance. association. block. brotherhood. college. combination. combine. company. concord. confederacy. confederation. consortium. contingent. ensemble. federation. force. fraternity. league. party. pool. solidarity. union. unison. unit. unity. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. assocation. union. unity. oneness. accord. identity. similarity. equity. corporation. unit. combination. confederacy. consolidation. consortium. federation. gemeinschaft. party. sodality. solidarity. squad. unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde, tüm öğelerin koordinasyonu ile asıl temanın, amacın vurgulanacağı bir birlik yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree (on a plan of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beraber, bir arada.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. co. in collaboration with. in concur with. unisonous. together. as one man. jointly. in common. as well as. co-. cum. with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. together. in company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. in company. in common. cum. all in one. in unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cohabitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. weariness. deadness. fag. fatigue. frazzle. languor. lassitude. over-fatigue. prostration. staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürkten boğaz sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze bahçıvanlığı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truck farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market gardening. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya satan veya boyayan ve nakkaşlık eden adamın sanatı: Boyacılık ediyor, boyacılık pek lüzumlu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyeing. house painting. shoeshining. manufacturing or selling of paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu tarz, bu üslûp, bu gidiş: Böylelikle iş görülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. herewith. in this manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. laundering. no brainer. francise policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for this one time only. just this once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık. Ar. hamâkat, belâhat: Onun budalalığı Aşikârdır. Bir budalalık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. stupidy. madness. idiocy. imbecility. jig. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın ayak bileğinde

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. cloudiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. blur. mackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bumbar doldurmaya mahsus (kıyma vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. however. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless. notwithstanding. all the same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dude ranch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming on a large scale. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ravishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Otlak ve çayırın dördüncü ve son defa biçilmesi. 2.Uç sene işlenmeyip hayvan yayılan tarla. Buzağılık bozmak = Bu suretle terk olunmuş tarlayı açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evkaf gelirlerini toplayan tahsildarın vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. magic. spell. cantankerousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernism. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.).

1.Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur.

2.İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3.Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl düşmüş veya birikmiş yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir saz çalan adamın sanatı, sâzendelik, mutrıblık: Çalgıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan).

1.Bir tarafa eğilmiş, çarpık: Ağzı, burnu çalık.

2.Donmuş, oynamış, bozulmuş: Rengi çalık = Solmuş. Aklı çaJık = Budala.

3.Doğru yürümeyip yan yan giden: Çalık at.

4.İsmi çizilmiş, çıkarılmış, terkedilmiş: Defterden çalık sipâhî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاليک] çelik çomak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalı ile dolu ve örtülü, fundalık: Çalılık bir yer. Çalı ile örtülü yer, çalı ormanı: Orada bir çalılık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bushy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. bushy. copse. heath. scrubby. shrubbery. thicket. brushwood. scrub. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicket. bushes. brushwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkama sanat ve meşguliyeti: Çamaşırcılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2.At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı.

3.Hilekârlık, kurnazlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaziery. selling or installing glass. glazing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Camlı çerçevelerle bölünmüş yer, camlı bölme, yalnız bir kısmı açılıp kapanır camlı büyük kapı veya pencere: Soba camlığı.

2.Çiçek kışlağı, küçük limonluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çam ağaçlarını havi orman.

2.Arnavutluk’un güney-batı kısmı ki, Çam denilen Arnavut kavmiyle meskûn yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hothouse. pine grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvan sıfat ve hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagery. ferocity. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savagery. ferocity. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Animizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilise çanının asıldığı yer, çan kulesi (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. animation. color. colour. crispness. spiritedness. alacrity. bounce. brightness. brio. buoyancy. dynamics. elan. exhilaration. friskiness. ginger. life. lustiness. perkiness. quickness. raciness. sprightliness. stamina. stir. verve. vivac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alacrity. animation. colour. dynamism. ginger. go. life. sap. soul. sparkle. spirit. stir. verve. vitality. liveliness. vigour. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. liveliness. vigour. momentum. action. mobility. dynamism. stir. stirabout. impulse. biological. animal spirits. animation. bounce. briskness. buoyant lift. colour. dash. eagerness. ginger. goings on. image advertising. life blood. pith. shine. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cansız olma hâli. 2.Tembellik, gevşeklik, kuvvetsizlik: Bu cansızlıkla halim ne olacak?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifelessness. frigidity. inanimateness. languor. sluggishness. torpor. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkın adamın hali, sefahet, yolsuzluk, hovardalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. debauchery. rascality. dissipation. dissoluteness. lechery. libertinage. libertinism. licentiousness. roguery. vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. dissipation. profligacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libertinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. involution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tedbir ve ilâç kıtlığı ve imkânsızlığı. Acz, mecburiyet.

2.Bir şeyin zarûrî ve mecburî olması.

3.Bîçarelik, zaruret, ihtiyaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desperation. helplessness. despair. incurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness. poverty. desperation. fatality. resourcelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Vapur vs. makinesini idare eden adamın vazifesi: Çarkçılık kaptanlıktan aşağı sayılır.

2.Bir makinenin tekerleğini veya bir bileği çarkını çeviren bir işçinin işi, hal ve sanatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tellâl vasıtasiyle olunan ilân, yarlığ. Ar. menşur (Anadolu Türkçesi’nde kullanılmaz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çar tarafından idare edilen devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skewness. skew. distortation. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Katolik; başpiskopos, başpapaz, büyük papas, patrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Casusluk, tecessüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin ikiye ayrılıp çatal olması. Çatal olan şeyin hali, çatallanma. Ar. teşâ’ub: Yolun çatallığı.

2.mec. Kargaşalık. Ar. meşkûkiyyet, teşevvüş: Meselenin çatallığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift öküzlerini birbirine bağlayan ağaç. Boyunduruk bu ağaca geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkın olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. stupidity. craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplaklık.

2.Tüysüzlük, dazlaklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a teahouse. the raising of tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay demlendirmekte kullanılan küçük ibrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. tea kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot. kettle. teakettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasiveness. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşil otla ö;tülü, ot biten yer: Çayırlık bir yerdir. Orası hep bağlık, çayırlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a meadowy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. hole in the air. in the hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cehenneme müstehak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamamın ateş yanan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. hobson's choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çekememezlik şekli yanlıştır). Birinin fazilet ve iyi taraflarına tahammül edemeyiş, haset, kıskançlık: Bu çekemezlikle halin ne olacak bilemiyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Efendilik.

2.Terbiye, naziklik, zarafet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kısa kesilmiş dal, sert değnek.

2.Kök salmak üzere yere gömülen ağaç budağı, parçası: Çelikten yetişme.

3.Çocukların oynadığı çelik çomak oyununda çomağa vurmaya yarayan değnek: Çelik çomak oyunu.

4.mec. Halat bağlamak için ağaç ve madenden yapılmış bir Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karbonla birleştirilerek kuvvet ve dayanaklılığı artırılmış demir, pûlât çelikten yapılmış, pûlâdî: Çelik bıçak. Çelik gibi = Güçlü, kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. steely. steel. fid. cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. layer. shoot. bracing. brace. diagonal brace. batter brace. tie. toggle bolt. diagonal. portal bracing. stretcher. pin. scion. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su verilip sertleştirilen demir. 2.Çok güçlü kuvvetli. 3.Kısa kesilmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hakan, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik vasıtasıyle ağaç yetiştirme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelimsiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemenle örtülü, çemenlerle süslü yer: Bahçenin bu tarafını çemenlik yapacağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyilikseverilik, iyilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp ve darbe alışık ve usta adamın hali: Türkler’in cengâverliği meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennete lâyık. Fars. şâyeste-i firdevs, doğru ve dindar adam: Cennetlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Centilmen olanın hali. 2.Centilmence davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen's agreement. gentleman's agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fırtınalı, şiddetli (hava).

2.Karlı, kar yağacağını gösterir (hava).

3.Çamurlu, batak, cıvık (mevsim).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. depot. ammunition store. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. ammunition dump. powder magazine. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrahın yaptığı iş, fenn-i cerrâhî, cerrâhî: Cerrahlık bu son senelerde çok terakki etti, köylerde cerrahlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrar işi, dilencilik: Cerrârlığı sanat edinmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli olma hali. Ar. tenevvû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. variation. variety. distinctness. diversity. diversification. variegation. range. multiplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety. diversity. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversity. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çetin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arduousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility. alacrity. pep. perfections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cihaz için hazırlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yirmi kuruş değerindeki bir mecidiyenin çeyreği kıymetinde olan, beş kuruşluk: Çeyreklik simit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuk ruhlu, masum, içten, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sivrisinekten ve benzeri muzır böceklerden korunmak için yatağın üstüne açılan tülden örtü. Ar. nâmûsiyye.

2.Sivrisinek ve benzeri muzır böceklerin toplandığı süprüntülük ve bataklık yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito net. mosquitoe net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. floristry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çiçek tarlası, bahçenin çiçek yetiştirmeye mahsus yeri. 2.Çiçek koymaya mahsus süslü saksı ki, masanın üzerine ve büyükleri salonun bir tarafına konur.

3.Kışın çiçek saksılarını barındırmaya mahsus camekân, ser.

4.Eski tarzda odalarda kapının yanlarında bulunan ufak hücreler veya mihrap gibi bir yer ki, esasen çiçek koymaya mahsus idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. flower garden. vase. flower head. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnestness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippancy. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yahudilik, Yahudi cinsiyet ve mezhebi. 2.Münâfıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araziyi ekip işlemek sanatı, ziraat, harâset: Çiftçilikle çobanlık, insanlığın en eski gelir kaynaklarının başında gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming. husbandry. agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming. agriculture. farming business. husbandry. tillage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çift sürüp ekin yetiştirmeye mahsus yer, bir kimsenin mülkiyeti altında bulunan çeşitli tarlalarla bağ, orman ve mer’a vesaire kl, işçi ile ve yahut ortaklaşa işleyen ve çiftliğin hususî ev veya kulübelerinde oturan çiftçiler tarafından işlenir: Geminin kıçında, çiftliğin içinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. ranch. farmstead. bowery. duality. grange. hacienda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. plantation. farm place. farmplace. farmstead. farmyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara içmeye mehsus ağızlık, (bk.) Sigaralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Feryad, figan, matem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pişmemiş olan şeyin hali: Bu etin çiğliği meydandadır.

2.Olmamış ve kemale ermemiş meyvenin hali, hamlık.

3.mec. Tecrübesizlik, densizlik, acemilik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. scream. shouting. yell. crow. hoop. shriek. skirl. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. cry. scream. shriek. trumpet. whine. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. scream. loud cry. outcry. screech. shout. shriek. squall. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawness. crudeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlerin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. self-interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Girift çalıları çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrık vesaire yapan doğramacının sanatı ve İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delice hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. escapade. frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. madness. distraction. escapade. fling. folly. fury. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer ince demir Aletler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzde hasıl olan ak lekeler: Yüzüne çillik düşmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çimenli olan yer. (bk.) Çemenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. turf. grassy. meadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cimri olanın hali. 2.Cimrice davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niggardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meanness. stinginess. miserliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess. nearest. parsimony. scrimpiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stingy. skimp. scrimp. pinch. stint. stint money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çimşir ağaçlarıyle örtülü yer, çimşir ormanlığı.

2.Çimşir ağaçlarıyle süslenmiş bahçe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtlety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çınar ağaçları olan yer, çınar ormanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) cincilik, afsunculuk, muskacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çingene cinsiyeti: Onun çingeneliği yüzünden bellidir.

2.mec. Arsızlık, hayasızlık.

3.Pek fazla hasislik: Ne çingene adaml


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çini yapma sanatı: Türk çiniciliği Osmanlı devrinde en yüksek noktasına erişmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art of tile-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplak olanın hâli, giyinmemiş veya soyunmuş olma. Osm. üryanlık, bürehnelik.

2.Süs veya takımdan uzak olanın hâil, sadelik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nude. nudity. nakedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nakedness. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Nimet, ihsan, vazife ve memuriyete nail olma.

2.Tekaüd, emekli, eve çekilip istirahat etme.

3.Emekli maaşı.

4.Çırak olma hâli: Bir marangozun yanında çırağlık (çıraklık) ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş.

2.Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çirkin olanın hali, güzellik karşılığı.

2.Kötülük, fenalık. Ar. redâet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disfigurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakız ağacının verdiği kırmızı meyve, bir nevi merlengiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çit yapmaya elverişli dal veya çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cömertlik, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gençlik, şebâb. (bk.) Civan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Cetvel tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El açıklığı, sahâvet, cûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounty. generosity. liberality. munificence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity. liberality. munificence. benevolence. bounty. chivalry. largesse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çanak, çömlek, testi gibi şeyler yapma veya satma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pottery industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hosiery business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorba yapmaya mahsus, çorbaya yarar: Çorbalık irmik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cuma gününe veya cuma selâmlığı alayına mahsus: Cumalık üniforma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süvarilerin koşu oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) binicilik, at binme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Aralık Geliştirici işlevi, yüksek kontrastlı çekim koşullarının etkilerine karşı görüntünün pozlama ve kontrastını ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakan kadının sıfat ve görevi: O kadın dadılık ediyor, dadılık zor bir vazifedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağcının yaptığı iş. Dağa çıkmak = Eşkıyalık etmek, devlet kuvvetlerine karşı gelmek için dağlara çekilmek. Dağa kaldırmak = Bir kimseyi herhangi bir gaye ile zorla dağa veya tenha bir kıra götürüp orada tutmak. Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın = Hasretin ölüme tercih edildiğini anlatır. Dağdan gelip bağdakini kovmak = Sonradan girdiği bir yerde eskileri beğenmez olmak. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz = Aynı evde oturan iki ailenin er geç geçimsizliğe düşeceğini ifade eder. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur = Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar insanların birbiriyle buluşabileceğini anlatır. Dağ fare doğurmuş = Büyük şeyler beklenen bir işten basit bir netice alınca söylenir. Dağ gibi = Pek büyük, iri, güçlü. Dağ anası = Çok iri kadın. Dağlar kadar = Aşırı ölçüde büyük. Dağlara düşmek = Perişan ve avare olmak. Dağlara, taşlara = Kötü bir durum karşısında söylenir (hepimizden uzak olsun mânâsına).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing. alpinism. hill climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur.

2.İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağları olan, dere, tepe ve dağdan ibaret: Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountainous. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountainous. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Flikaların küpeştesine baştan kıça kadar boyuna konan tahta. (bk.) Talazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a son-in-law. clothes. gifts. etc. bought for the bridegroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Döl almak maksadıyle beslenilen erkek veya dişi hayvan: Damızlık aygır, boğa, keçi, inek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood. stud. kept for breeding. stock. stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal for breeding. stallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud horse. stallion. beast kept for breeding purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Damın saçağı altına gelen aralık yer ki damın yağmuru oraya damlar.

2.Damla hesabiyle alınacak ilâcı damlatıp damlalarını saymaya mahsus lastik ve şişe borucuklardan mürekkep veya birer damladan fazla akıtmayan küçük bir şişeden ibaret Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper. medicine dropper. draining board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosimeter. medicine dropper. drip pin. drip tray. drip box. drip band. hoodmold. dripstone. coping. window silt. stactometer. weather moulding. nosing. pipette. lable. window sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gücenme, infial, hatır kalma: Bana dargınlığının sebebini anlayamadım, yine bir dargınlık çıkaracak.

2.Hiddet, gazab, kızgınlık: Şimdi dargınlığı üstündedir, bir şey söylenmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendliness. huff. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dar olan şeyin hâli, bolluk ve genişlik zıddı. Ar. zıyk, Fars. tengî: Bu kapının, bu sokağın, bu elbisenin darlığı.

2.Dar yer: Darlıkta bulunmak.

3.Sıkıntı, ıztırap: Darlıkta kalmak.

4.Zaruret, ihtiyaç, fakirlik: Darlık çekmek. El darlığı = Hasislik, cimrilik. Gönül darlığı = Osm. inkıbâz-ı derûn, can sıkıntısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrowness. tightness. shortness. stringency. closeness. denseness. drought. exiguity. grayness. greyness. pressure. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strait. narrowness. tightness. shortage. scantiness. poverty. need. difficulty. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightness. narrowness. scantiness. poverty. need. difficulty. straits. hardship. pinch. shortfall. tight squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. felsefe). Tabiat bilgini Darwin tarafından geliştirilen, bütün canlı varlıkların arasında belirli bir yakınlık bağı bulunduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mahkemeye başvurarak bir kimseyi dava etme. Osm. müddeîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requiring a lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behaviourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. firmness. tenacity. solidity. resistance. durability. fortitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durability. toughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dayı akrabalığı.

2.Babayiğitlik, ağalık ve kahramanlık, yiğitlik.

3.Kabadayılık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an uncle. the use of influence. bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıtık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle maliye nezâreti. 2.Şimdi vilâyetlerin malî işlerine bakan daire: İzmir, Konya defterdarlığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal revenue office. revenue board. revenue office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenue office. office of the director of finance of a province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valency. valence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deservingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valuableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıymet düşüklüğü, kıymetsizlik, pahasızlık: Zahirenin bu seneki değersizliği çiftlik sahiplerini zarara soktu.

2.İtibarsızlık, şeref ve haysiyet yokluğu: O adamın değersizliği anlaşıldı.

3.Liyakat ve ehliyet yokluğu, liyakatsizlik, ehliyetsizlik: Öğretmenliğe tayininden sonra değersizliği ortaya çıktı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paltriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Su veya yel değirmenleri çok olan yer.

2.(coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik.

3.Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2.En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür.

2.Mübadele, trampa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanship. a dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. felsefe). Filozof Descartesin prensiplerine dayanan her çeşit doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position of a delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derin çukur veya bir yandan bir yana açılmış yarık: Toprakta bir delik açmak. Bu kâğıtta, basmada delik vardır. İğne deliği, sıçan deliği, kulak, burun deliği. Delinmiş, delikli: Delik bir kova. Delik deşik = Her tarafı delinmiş. Kulağı delik = Anlayışlı, iş bilir. Fars. Agâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole. blowout. eye. leaky. nutcase. orifice. outlet. prick. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hole. bore. orifice. perforation. opening. prison. jail. jug. socket. gap. mesh. eye. leak. tunnel. aperture. pore. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı.

2.Yiğit, cesur, babayiğit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gençlik, Ar. şebâb.

2.Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği veya delikleri olan, delinmiş. Ar. maskub: Delikli tahta, kâğıt, taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. punched. sprocketed. alveolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. having a hole. skimmer. hollow. bored. pierced. punched. celled. spongy. honeycombed. leachy. porose. porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Delikli ve sert bir tabaka ile kaplı bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği olmayan. Deliksiz uyku = Hiç uyanmadan uyunulan uyku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a hole. imperforate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dell adamın hâli ve sıfatı. Ar. cünûn, cinnet.

2.Makul olmayan iş, hareket veya söz: Ben delilik ettim de oğlumu mektebe göndermedim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanity. madness. alienation. foolish behaviour. foolishness. craze. crotchet. folly. lunacy. mania. paranoia. possession. termination of offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highflying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çayın demletildiği kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dengesiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disequilibrium. imbalance. instability. immoderation. excessiveness. mental instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, denâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ve gemi işletmesiyle alâkalı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. seamanship. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine. maritime. navigation. seamanship. sailing. nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamanship. maritime business. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun girmesine engel olup dışarı akmasına yol veren tahta ki, kayığın kenarında olur. Pencerenin alt söğesinin dışındaki şiv tahtaya da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. splashboard. windowsill. windowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equality. equivalence. equilibrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parity. equality. balance. equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denli olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ehemmiyetsizlik, adilik, itibarsızlık.

2.Huysuzluk, dargınlık gösterme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapı kapı gezenin hali, serserilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derebeyinin mülkü, toprağı, devletçiği, idare tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism. bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather trade. skin dressing. tannery. tanning. tanning industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derin olanın hali ve derin olma derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. abyss. deep. deepness. perspective. profoundness. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. deepness. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. profoundity. fairway. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde oluşturulan planlar ile elde edilen derinlik duygusu veya yanılsaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide ses dizisinin kulakta iyi tesir yapması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin.

2.Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir.

3.İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir ses dizisinin kulağa kötü gelmesi. Ar. Tenâfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classroom. schoolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Derviş hal, sıfat ve kıyafeti: Dervişlik herkesin harcı değildir.

2.Tevekkül, tevazu ve iç temizliği: Benim dervişliğim öyle şeylere engeldir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Desisecilik, hilekârlık. Osm. dessâslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. durability. progression. regularity. endlessness. lastingness. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürmeme, süreksizlik: Dünya nimetlerinin devamsızlığı inkâr olunamaz.

2.Sebatsızlık, sürekli çalışmama: Devamsızlıkla insan hiç bir işte muvaffak olamaz.

3.Görevine hergün gitmeme, deima iş ve vazifenin başında bulunmama: O çocuğun devamsızlığı iyi yetişmemesine sebep oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. absenteeism. lack of continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absenteeism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), cemiyet işlerinin, bilhassa ağır sanayi ve tarımın devlet eliyle yürütülmesi usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state control. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state socialism. étatism. statecraft. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, muhafızlık, kolculuk.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski şeyler dikmek sanatı, yamacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işe dikkat etmeyiş, dalgınlıkla ve gelişi güzel iş görme: Dikkatsizlikten ileri gelmiş hatalar. Bu dikkatsizlikle doğru iş. görmek mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. want of care. inattentiveness. inattention. oversight. inadvertence. inadvertency. inobservance. negligence. oscitation. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattention. negligence. oblivion. oversight. carelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpendicularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erectness. perpendicularity. steepness. escarpment. obstinacy. abruptness. rigidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, cesaret, dilîrlik, kahramanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dilenci hal ve sıfatı. Osm. sâİlik: Sonunda dilencilik etmeye mecbur oldu.

2.mec. Arsızlık, aç gözlülük: Çok dilencilik ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beggary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begging. mendicancy. mendicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begging. mendicancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lakırdı söyleyemiyenin hali. Ar. ebkem: Dilsizlik ne zor şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlamlık, Osm. tüvânâlık, tendürüstlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vigor. strength. robustness. starch. vigour. zap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinin hükümlerine tamamiyle uymak. Ar. tedeyyün: O adamın dindarlığı malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dinsiz adamın hali. Ar. ilhad: Dinsizlik bütün Alemde kötü görülür. Dinsizlikle suçlandırılmıştı.

2.mec. Merhametsizlik, gaddarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. irreligion. impiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Diplomatın mesleği, bu sahada ustalık.

2.mec. Kurnazlık, hilekârlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Direkleri çok veya her tarafı direkle kaplı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Canlılık, hayat, yaşayış.

2.Sertlik, katılık, (bk.) Dirlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. vitality. liveliness. vivacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. freshness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayat, yaşayış, ömür: Dirliğine son vermek.

2.Yaşamak İçin lâzım olan şey, nafaka, maaş, gelir: Dirlik düzmek.

3.Birlikte yaşayış, geçinme: Birlikte dirlik etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life. health. livelihood. peace. amity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. peaceful coexistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz, imtizaçsız: Dirliksiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Elipslerde, odaklar arasındaki, uzaklığın büyük eksen uzunluğuna oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş tedavi sanatı ve diş tabipliği: Dişçilikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminineness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female sex. femaleness. feminity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Kuşlarda ve sürüngenlerde kalın bağırsağın son kısmı, göden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sevmemek, hoşlanmamak, hazzetmemek; (i). nefret, hoşlanmayış. take a dislike to soğumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Delilik.

2.Aptallık, alıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dize kadar olan kısa bir çeşit don ki, üstten ve alttan giyilir: Dizlik giyiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee-guard. knee-breeches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship. lectureship. readership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animism. nature worship. naturism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness tabiilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğramacı işi ve san’atı, kapı ve pencere kanat ve çerçeveci gibi işler yapmak sanatı: Doğramacılık zahmetli bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpentry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joinery. woodwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek eşya yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doksan yaşında olan: Doksanlık bir ihtiyar.

2.Doksan kuruş vesaire kıymetinde: Doksanlık ekmek.

3.Doksan kilo vesaire ağırlığında, doksan metre vesaire boyunda. Doksanlık adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing ninety. ninety years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğru gitmeyerek dönüp dolaşan şeyin hali, eğrilik. Ar. İvicâc: Yolun, çay yatağının dolaşıklığı.

2.Karışıklık, birbirine geçme, burgaçlık, giriftlik: İpin, saçın dolaşıklığı.

3.Açıklık ve sarahat yokluğu. Ar. teşevvüş, iğlak: Cümlenin, ifadenin dolaşıklığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being roundabout. intricateness. indirectness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden dönen adamın hali, sözünde durmama. Osm. sebatsızlık. Ar. televvün: Onun dönekliği malûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy. tergiversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flooring. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material suitable for upholstering. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Duka unvanı ve asaleti: Kendisine dukalık tevcih olundu.

2.Bir dukanın idaresinde olan yer: Orası bir dukalıktır; Almanya’da birkaç dukalık vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapı işleri ile meşgul olan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpentry. woodwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duman kaplamış, duman içinde olan, sisli: Hava dumanlık idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümenci işi ve vazifesi: Gemide dümencilik etmek kolay şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dünyaya mahsus veya lâyık: Dünyalık adam: Dünya adamı.

2.Mal, servet: Dünyalığı nasıldır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi önceden düşünüp neticelerini göz önünde bulundurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanca duygu veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. antagonism. hatred. animosity. bad blood. hostility. opposition. animus. dead-set. feud. venom. virulence. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity. antagonism. enmity. feud. hostility. hatred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antagonism. enmity. hatred. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar ve kâgir yapı yapan adamın sanatı ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Duyar olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precision. sensitivity. nerve. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. sensitiveness. delicacy. sentimentality. emotionality. sensibility. sentience. sentiment. susceptibility. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acuity. delicacy. sensibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. sensibility. susceptibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkalarının duygularına, sevinç ve acılarına katılma isteği veya hali. Ar. tecâzüb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. sensibility. romanticism. emotionality. sensuousness. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensibility. sensuality. sentimentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentimentality. being emotional. psychographics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi düzen hali: Dirlik düzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2.Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-footedness. being ill-omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebenin sanatı ve mesleği. Ar. kıbâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midwifery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midwifery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buselik makamının eski adı. Bûselik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancılık, bir yabancı devletin tab’alığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıbbî ecza ve ilâç yapma ve satma sanatı. Ar. saydala, Osm. fenn-i saydalânt, fenn-i ispençiyârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy. pharmaceutics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmaceutics. pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edep ve terbiye eksikliği, terbiyesizlik, arsızlık, hayasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad manners. rudeness. impertinence. immorality. piece of impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sahiplik, mâlik olma: Bu evin efendiliği kime aittir?

2.Efendi sıfat ve unvanı: Okuyup, yazmaya alışıp efendiliği kazandı. Efendilik, beylikten aşağı değildir.

3.Terbiye vakar ve temkin, çelebilik: Efendilik böyle mi olur?

4.Lutuf, ihsan, iyilik: Bana bir efendilik etmiş olacaksınız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve düşünceden mahrumiyet, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâkimiyet (uydurma kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. domination. dominance. supremacy. ascendancy. ascendency. mastery. rule. hegemony. imperium. raj. reign. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominance. domination. dominion. hegemony. possession. rule. sovereignty. ascendancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominance. sovereignty. preeminence. control. domination. hegemony. lordship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğik durma hali, meyil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. propensity. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlence kabilinden.

2.Doymak maksadıyle değil de, oyalanmak için yenen kuru yemişler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidbits. appetizers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİLİK) (i.). Eğreti olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğri olan şeyin hali, çarpıklık. Ar. ivicâc, inhinâ: Değneğin, yolun eğriliği. 2.Doğru olmayan, hile: Eğrilik hiç bir vakit adamı selâmete çıkarmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crookedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camber. curvature. obliquity. warp. crookedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. warp. crookedness. curvature. obliquity. slope. inclination. bevel. dip. tip. sweep. rake. splay. bow. cambering. camber. cant. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİLİK (i.).

1.Kekrelik, acımtrak lezzet.

2.Ekşi yüzlülük. Osm. huşûnet.

3.Sertlik, terslik, acılık (eski kelime).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. disability. inadequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ucuzluk, ehveniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmek ve ona ait ilim ve sanat, ziraat. Ar. felâhat, harâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekine mahsus veya elverişli: Ekinlik tarla, arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekmek yapan ve satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ekmek yapmaya mahsus: Ekmeklik hamur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eksik, nâkıs olma.

2.Eksik bir şeyin tam olması İçin lâzım gelen miktar: Çok eksikliği vardır (eksik de denilir).

3.Ayıp, kusur, noksan: Bunun hiç bir eksikliği yoktur.

4.Azlık, nedret: Onun eksikliği şimdi hissolundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defectiveness. defect. failure. insufficiency. lack. shortage. shortness. incompetence. dearth. defalcation. deficit. desideratum. failing. flimsiness. imperfection. inadequacy. lacuna. lameness. negation. poverty. shortcoming. sketchines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. defect. deficiency. failure. fault. hiatus. imperfection. lack. privation. shortcoming. want. defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. lack. defectiveness. absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ekşi olan şeyin hali, ekşi lezzet. Ar. humz, humûzet.

2.mec. Terslik, sertlik, kötü huyluluk. Osm. bedhûyluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye elverişli, elbise yapmaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. suitable for clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçi sıfat ve memuriyeti, sefaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. mission. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. the quality and functions of an ambassador. delegacy. mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ keçisi, geyik, karaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elli kuruş vesaire kıymetinde olan: Ellilik tütün.

2.Elli aded veya parçadan mürekkep yahut elli şeyi olan: Ellilik defter (elli yapraklı).

3.Elli yaşında olan: Ellilik bir adam.

4.Elli sayısı.

5.Elli kuruş veya lira vesaire kıymetinde: Bir ellilik değer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elma ağaçlan bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. facility. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. practicableness. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere emanet suretiyle gönderilen eşyayı alıp teslim etmek vazifesi: İstanbul ile Bursa arasında emanetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a checkroom attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekaütlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retiring. retirement. superannuation. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emeği geçmiş kıdemli memur veya hizmetçinin hal ve sıfatı: Emektarlıkta ondan ileri kimse yoktur. Onun emektarlığı göz önünde tutulmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veteran service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorbency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emin olan adam veya yerin hal ve sıfatı: (bk.) Emin. Rüsûmât, şehir eminliği = Eski Osmanlı görevlilerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate. principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the real estate business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real-estate agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet ve Asâyiş eksikliği. 2.İtimada lâyık olmayış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. lack of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benlik ve gururla karışık cahillik ve bayağılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. idiocy. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boysuzluk.

2.Biçimsizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düşünmeyiş.

2.Tasasızlık.

3.Vesvesesizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Endîşî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzleştirilmemiş yamrı yumru (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulating ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıklık, genişlik, Osm. vüs’at: Denizin enginliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Genişlik, en: Bu şayağın enliliği makbuldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En eksikliği, darlık: Bu kumaşın ensizliği pek fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari denilen elbiseye uygun: Entarilik basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dilsizlik, ebkemlik.

2.Sükût, sessizlik. Er Erbiyum elemanının senbolü.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness. virtue faziletlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büluğ çağı.

2.Bü luğ çağında yüzde çıkan sivilceler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. puberty. acne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelorhood. the acne common in adolescence. zit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. puberty. teens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişkin olma hali, olgunluk, kâhillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Erkek insan veya hayvanın hal ve sıfatı. Ar. zükûriyyet.

2.İnsan erkekliği. Ar. recûliyyet, Fars: merdî.

3.Bülûğ, bülûğ yaşına erişme, evlât yetiştirebilecek bir yaş ve halde bulunma: Daha erkek olmadan kendisini evlendirmeğe kalkıştılar.

4.mec. Yiğitlik, bahadırlık, şecaat, cesaret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manhood. virility. masculinity. courage. bravery. sexual virility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity. virility. courage. manly behaviour. sexual potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeklik, er olma hali, yiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. courage. bravery. duties of a common soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hünsalık, hürısa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermaphrodite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermaphrodite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan kadının hâli, dulluk, bîkeslik, kimsesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkeple taş, toprak vesaire taşımak sanatı, merkep sürücülüğü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, budalalık, hamakat, münasebetsiz hal ve hareket: Eşeklik etti; eşeklik lâzım değil.

Türkçe Sözlük by