Ven ne demek? | Ven anlamı nedir? | Ven

Ven anlamı nedir?

Ven ne demek?

Ven anlamı nedir?

Ven | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Venerable.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelme, gelip çatma, görünme , olma, vuku. Advent (i)., (kil). Hazreti İsa'nın dünyaya gelmesi; Noel'den evvel bir ay müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) arızi, harici, tesadüfe bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yardımcılar mânâsiyle Avân yerine ve en fazla kötülükte birine yardakçılık yapanlar hakkında kullanılıyorsa da, Arapça’da böyle bir kelime yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. helpers. accomplices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عونه] yardakçılar, avene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İpe geçirilmiş askı; incir, üzüm Avengi. (Dilimizde kullanılan «hevenk» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). intikam almak, öç almak. avenge oneself on -den intikam almak, -den öç almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cadde, geniş yol, sokak; girilecek veya çıkılacak yol; iki tarafı ağaçlıklı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysev).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâni, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çavın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşatılıp tatlılaştırılmış ve kalıplar halinde sıkıştırılmış tütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın derisinden veya tenasül Aletinden yapılmış kırbaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kurtuba’da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tuzağa düşürmek; hile ile önüne geçmek, atlatmak; etrafını dolaşmak. circumventer circumventor (i). tuzağa düşüren kimse; atlatan kimse. circumvention (i). tuzağa düşürme; atlatma. circumventive (s). tuzağa düşürücü; atlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sakalı bıyığı tıraş olunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave; (s). yarık, ayrık, çatal. cloven - footed, cloven - hoofed (s). çatal tırnaklı; şeytanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). birbirine yaklaşmış, yaklaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karşı gelmek, muhalefet etmek; itiraz etmek; bozmak, ihlâl etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanuna ve nizama karşı koyma ihlâl; mâni olma. in contravention of hilâfında, ragmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geleneğe uygunluk, yakışıklık; (çoğ). terbiye icabı olan şeyler, adap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak; (huk). mahkemeye celbetmek ; toplanmak, bir araya gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grupu toplantıya çağırıp oturumu açan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, rahatIık, kolaylık, münasip oluş, elverişli oluş; (çoğ). konfor. at your convenience size uygun gelen bir zamanda, mümkün olduğu kadar yakın bir zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, elverişli, münasip, müsait, rahat, kullanışlı; kolay ele geçer, kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahibelerin bulunduğu manastır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). (tar). gizli dini toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kongre, toplantı; mukavele, anlaşma; kabul edilen düzen; âdet, gelenek; (fels). ulaşım. conventioneer (i). delege.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahibe manastırına ait; (i). manastıra bağlı rahip veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten bir bitki, bu yüzden sabun otu denir (saponaria officlnalis). Çöven ağdayı ağartmak İçin helvacılıkta da kullanıldığından helvacı kökü diye de anılır.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sabunotu): Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpüren, kir temizleyici bir bitkidir. Helvacılıkta, ağdayı ağartmak için de kullanılır. Kökü, büyük ve kalındır. Dışı, hafif kırmızımtıraktır. Çiçekleri; pembe, beyaz olup, salkım şeklindedir. Köklerin dövülmesinden çöven elde edilir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. Kusturur ve balgam söktürür. Cilt hastalıklarında da faydalanılır. Temizleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). akit, ahit, söz, sözleşme, anlaşma, mukavele, muahede; (f). akdetmek, ahdetmek, anlaşmaya girmek, sözleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere'de bir şehir. send to Coventry (ing). arkadaşlık ilişkilerini kesmek, yüzüne bakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). korkak, namert, alçak (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanepe, sedir, divan; (ing). küçük yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «derbend»den galat), (bk.) Derbend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin tanelerini saplarından ayırmak için kullanılan, altında keskin çakmaktaşları çakılı bulunan kızak biçiminde vasıta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). drive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döven. (bk.) Döven, döğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Daha hafif, daha zararsız: Ehven-i şer veya ehven»i şerreyn = iki fenalığın en hafifi. 2.Daha ve pek ucuz: Ehven fiyatla satılıyor. Bunu ehven almışsınız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexpensive. cheap. commodious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billig. preiswert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهون] çok ucuz. 2.çok kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lesser of two evils. the lesser evil. of two evils choose the less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ucuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ucuzluk, ehveniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el’den). Ele geçirilen deri, yün ve kumaştan el mahfazası. Ellik, elcik (eldivenlik tabiri yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eldiven yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on bir; i. on bir rakamı (11, Xl); oyunda on bir kişilik takım. elevenses i. ing, k.dili sabah (saat 11.00'de) hafif yemek. eleventh s on birinci, on birde bir. eleventh hour son dakika, karar değiştirmek için son fırsat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, neşelendirmek, ferahlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zehirlemek, zehir katmak; acılık vermek; kin aşılamak, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şevk, arzu, istek. 2.Şan, şeref.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güvenen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güven duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seven erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düzleştirmek, düzletmek, tesviyeetmek; up ile eşitlemek, müsavi hale getirmek, düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) hatta, bile, dahi; düz, eşit olarak; tamamıyla, tam. even if olsa bile. even so öyle olsa da, rağmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düz, düzlem, müstevi; eşit, müsavi; düzenli, muntazam; doğru, tarafsız,bitaraf; paralel, muvazi, denk, aynı seviyede;çift, tam (sayı); temkinli, değişmez .evencolor her tarafı aynı tonda olan renk. evenhanded (s.) tarafsız, bitaraf. even number çift

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ,şiir akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gezici vaiz; dört İncil'i yazanlardan biri. evangelis'tic (s.) dört İncil'e ait, İncil va'zma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Hıristiyan olmayanlara İncil'i öğretmek; Hıristiyanlığa çevirmek. evanlleliza'tion (i.) İncil'i öğretme, İncil'i öğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam; gece; suvare; bir şeyin sona ermekte olduğu devre, özellikle ömrün son seneleri. evening dress gece elbisesi. evening primrose eşekotu, (bot.) Oenothera biennis. evening star akşam yıldızı, güneş battıktan sonra görülen Zühre yıldızı Good even

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam duası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka, hadise; sonuç, netice, akıbet. at all events, in any event her halûkârda, ne olursa olsun. in the event of takdirde, halinde. quite an event olağanüstü bir durum. eventful (s.) hadiselerle dolu. eventfully (z.) olaylarla dolu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şiir akşam, akşam vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıbette, netice olarak vaki olan, nihai, en sonraki. eventually (z.) nihayet, sonunda, er geç, ilerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sonuçlanmak, neticelenmek; çıkmak, meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hararet, şiddet ve hiddet, şevk, iştiyak, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şevkli, gayretli, hararetli, sıcak, ateşli. fervently (z). şevkle, hararetle, gayretle. fervor (i). ateşlilik, hararet, şevk, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden, dikenli bir çalı (astragalus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. verilmiş, hediye edilmiş; müptelâ, düşkün; belirli, muayyen, imza ve tarihi atılmış (vesika); i. ilk bilgi, veri. given name küçük isim, birinci isim. gizmo bak. gismo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (bak.) grave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtimat. Güven beslemek, güven duymak: Bir şeye, birine güvenmek, inanmak. Güven oyu almak = Başbakan ve hükümetin tutumu Millet Meclisi’nce tasvib edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. confidence. reliance. assurance. faith. affiance. belief. credence. credit. dependance. dependence. positiveness. sureness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. confidence. credence. credit. dependence. faith. reliance. safety. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. reliance. trust. security. safety. assurance. credence. dependence. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2.İnanma ve bağlanma duygusu. 3.Yüreklilik, cesaret. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faith. reliance. trust. confidence. reliance itimat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. confidence. reliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme, gurur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy. dependable. secure. trusty. confidential. authentic. bankable. calculable. certain. credible. creditable. gilt-edged. regular. responsible. right-hand. solid. sound. stalwart. stanch. staunch. straight. sure. above suspicion. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. confidential. credible. dependable. foolproof. good. honest. reliable. responsible. right. safe. solid. sound. staunch. sure. tried. trustworthy. trusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidential. reliable. trustworthy. trustable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustworthiness. reliability. stability. authenticity. credibility. faithfulness. responsibility. solidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credibility. integrity. reliability. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliability. trustworthiness. dependability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtimad olunmak: Oyle adama güvenilmez, rastgele adama güvenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncertain. untrustable. unreliable. untrustworthy. unfaithful. unsound. irresponsible. precarious. beyond belief. discredited. elusive. elusory. faithless. insecure. shifty. slippery. suspicious. treacherous. unstable. unsteady. whacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. dubious. faithless. foxy. insecure. jaundiced. precarious. shady. shaky. shifty. slippery. unreliable. wonky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cronk. faithless. precarious. reptilian. shifty. treacherous. unfaithful. unreliable. untrustworthy. unworthy of credit. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvenmek işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. trustworthy. confident. delicate. foolproof. reliable. secure. snug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependable. secure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikede bulunmama hâli, emniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. safety. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. safety. confidence. back up. security system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arabanın akü bağlantısından her ayrıldığında kafa biriminin ayarlanması için bir kod girilmesini gerektiren çalınmayı önleme çözümü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvenmek işi. (bk.) Güvenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trusting. relying. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dayanmak, itimad etmek, birine veya bir şeye dayanıp rahatlamak, rahatlık duymak: Ben size güvendim, şemsiyeme güvenerek o yağmurda dışarı çıktım, elimdeki sopaya güvenerek köpekten kaçmadım.

2.Gözü kesmek, göze kestirmek, becereceğini kestirmek, mağrur olmak: Siz, ona o kadar güvenmeyiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall back upon a thing. pin one's faith on. give credence to. place reliance in. place reliance on. rely on. trust. count on. have confidence in. believe. put faith in. put one's trust in. accredit. bank on. bargain on. base oneself on. build. calcul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believe. credit. depend. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trust in. to rely on. accredit. believe. confide in. depend. figure on. lean. rely. repose. rest upon. take into confidence. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vote of confidence. confidence vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistrustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecure. distrustful itimatsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distrustful. insecure. sceptical skeptical. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. mistrust. distrust. doubt. no confidence. discredit. disbelief. shyness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of confidence. disbelief. discredit. distrust. doubt. insecurity. mistrust. nonconfidence. want of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thresher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هاون] havan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (f.) Iiman; melce, sığınak; (f.) sığınmak, limana girmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâin). Hainler. (bk.) HAin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cennet; gök, sema; (b.h). Allah, Cenabı Hak; saadet, mutluluk. For heaven's sake ! Allah aşkına ! Good Heavens! Aman yarabbi ! in seventh heaven çok mutlu. move heaven and earth mümkün olan her şeyi yapmak. smell to high heaven pis kokmak. Whe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cennet gibi, çok güzel; göğe ait; gökte bulunan, semavi; tanrısal, ilâhi. heavenliness (i). tanrısallık, ilahilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). cennete yönelen; (z). cennete doğru; göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging bunch of fruit. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılıp muhafaza olunmak üzere bir sapa geçirilmiş meyve bağı: Bir hevenk üvez, üzüm, elma, incir. Hevenk üzümü = Asılıp kış için muhafaza olunmuş üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akraba, yakınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sahip, mâlik, efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خداوند] Tanrı. 2.padişah. 3.efendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hükümdarlık. 2.Efendi, sahip, maliklik. 3.Hakim, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Amir, hâkim, sahip.

2.Padişah, imparator, hükümdar.

3.I. Sultan Murad HAn Gazi’nin (1362-1389) lakabıdır ve bu vesileyle, şehzadeliğinde valilik yaptığı Bursa vilâyetine de Cumhuriyet’e kadar böyle denmiştir.

4.Mevlânâ Celâleddin-i RÜmî hakkında da kullanılmıştır (yalnız Osmanlı padişahları için kullanılan «hünkâr» tâbiri hudâvendigârin kısaltılmışıdır).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خداوندگار] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, hükümdar, bay. 2.Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Amir, hükümdar. 2.Osmanlı padişahlarından I. Murad’ın ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.İlsev).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zahmet, rahatsızlık, güçlük; uygunsuzluk, münasebetsizlik; f. rahatsız etmek, zahmet vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, münasebetsiz; zahmetli, müşkül, çetin; elverişsiz. inconveniently z. münasebetsiz bir şekilde; elverişsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. borcunu ödeyemez, iflâs etmiş; borcu kapamaya kâfi olmayan; i. müflis kimse. insolvency i. müflislik, iflâs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, araya girmek, müdahale etmek, düzeltme maksadıyle araya girmek; arada bulunmak; diğer olaylar arasında meydana gelmek; aracılık yapmak; (huk.) nüfuzunu kullanmak, dava dahili olmak. intervention (i.) aracılık; müdahale, karışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) damarın içinde bulunan veya damarın içine tesir eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icat etmek, ihtira etmek, çıkarmak, türetmek; uydurmak, düzmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icat; ihtira, türetme, uydurma, yalan; icat kabiliyeti, ihtira kuvveti; özellik, hususiyet, orijinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yaratıcı, buluşları olan; icat etmekle ilgili, hünerli. inventiveness (i.) icat kabiliyeti, yaratıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icat eden kimse, mucit, türeten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) envanter; deftere kayıtlı eşya; (f.) müfredat defterine geçirmek, kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corded ladder. rope ladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gençleşen; gençleştirici. juvenescence i. gençleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. genç; olgunlaşmamış; gençliğe özgü, gençliğe yaraşır; i. genç kimse, çocuk; genç rolündeki oyuncu. juvenile court çocuk mahkemesi. juvenile delinquency çocugun suç işlemesi. juvenile delinquent suçlu çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç, çoğ. bir yazar veya ressamın gençliğinde yaptığı eserler; gençlere uygun eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olgunlaşmamış bir kimsenin tavrı; gençlik hali; gençlik, gençler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public safety. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Geven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dik yokuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (f.) lavanta çiçeği; bu bitkiden alınan lavanta; güzel koku; eflatun rengi; (s.) lavanta çiçeği renginde; f arasına lavanta çiçeği koymak, lavanta serpmek. lavender oil lavantadan çıkarılan yağ. lavender water lavanta suyu. French lavender k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maya, hamur; maya gibi işleyen tesir; f. mayalandırmak, maya ile kabartmak; maya gibi tesir etmek; bozmak. leaven the lump bütün hamuru mayalamak; hepsine tesir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik) (İ. levante = kaldıran). Lumbar kapağını kaldırmaya mahsus zincir ve palanga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. levantino = Yakın Doğu ahalisinden).

1.Vaktiyle Venedikliler’ in kullandıkları hafif asker.

2.Osmanlı deniz kuvvetlerinde denizci er; bazen umumiyetle denizci mânâsında da kullanılır: Turgut Reis şanlı bir leventti. 3.Osmanlılar’da paşaların maiyetinde bir çeşit ücretli kara askeri. 4.mec. Çevik, hareketli, hafif tavır ve yakışıklı kıyafetli. Şehlevend = baş levend. mec. İrice yapılı güzel.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لوند] Osmanlı deniz eri. 2.ayyaş. 3.zampara. 4.kabadayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) 1.Osmanlı donanmasında vazifeli asker denizci. 2.Eskiden Venedikliler’in şark memleketlerinden maaşla topladıkları denizcil(Erkek İsmi) 3.Yakışıklı, boylu poslu kimse. 4.Atak, gözü pek, hareketli ve çevik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Leventçe: Levendâne yürüyor, bir tavr-ı levendâne ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Levend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Levent olma.

2.Hafif ve yakışıklı hareket, tavır ve kıyafet: Leventlik satmak istiyor.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. up ile neşelendirmek, canlandırmak; neşelenmek, canlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: nerdübân). Yukarıya çıkmak için kullanılan basamaklı yol: Taş, tahta merdiven, çifte merdiven. (musiki) Ses dizisi, skala. İğreti merdiven = İstenilen yere konanı. Asma merdiven = Kıskaç. İp merdiven = Orçun, özgüç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stairs. steps. stairway. staircase. ladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staircase. stairs. stairway. ladder. stepladder. steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stairs. staircase. steps. ladder. escape. stairway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نردبان] merdiven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «unvân» dan imef.) (mü. muanvene). Unvanlı, bir unvanı olan: Filân unvanla muanven bir şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avn» den masdar). Yardım, yardım etme, yardımcılık: Birisi muâvenet etsin, tek başıma yapamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. assistance. social welfare. furtherance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاونت] yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to help. to assist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yardım etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dtvân.dan imef.) (mü. müdevvene). Dtvân şekline konmuş, bir yere getirilip bir düzen verilmiş: Müdevven şiirleri vardır, Asâr-ı müdevvene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Tedvin olunmuş eserler, bir araya getirilmiş te’lif kitaplar: O kütüphanede bir hayli kıymetli müdevvenât vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den imef.) (mü. müvevene). Yapılmış, hâsıl olmuş, husûle getirilmiş, vücut bulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Husûle gelmiş ve vücut bulmuş şeyler, yaratılmışlar, varlıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levn» den imef.) (mü. mülevvene).

1.Renkli: Mülevven cam.

2.Boyanmış, boyalı: Lâcivertle mülevven.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملون] rengarenk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir şed makam (Batı İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İran’ın batı yöresinde ünlü bir kent. 2.Musikide bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başka devletlerin işine karışmama siyaseti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok seven.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus bir tür ötleğen, zool. Seiurus aurocapillus; çömlekçi kuşu, zool. Furnarius rufus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-reliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-reliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kendine güvenen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonradan görme kimse yeni zengin olmuş kimse, hacı ağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. bâzû-bend’den galat). Kolçak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ulaşma, Ar. ittisal, taallûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yolsuz kadın-erkek münasebetlerine aracılık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp. procurer. pander. go-between. fancy man. bawd. ponce. souteneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pander. pimp. procurer. bastard. son of a bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procurer. pimp. scoundrel. fancy man. whoremonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pandering. procuration. procuring. panderism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. başkalarının ihtiyaçlarını evvelden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önünden giden, önce gelen; koruyucu. prevenience i. önce gelme, önceden yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önlemek, engellemek, durdurmak, önünü almak. preventable s. önlenebilir, önüne geçilebilir, durdurulur. prevention i. önleme, engelleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. önleyici, engelleyici; i. önleyici şey; önleyici tedbir. preventive detention A.B.D. suçluların, yeni suç işlememesi için, yargılanıncaya kadar hapse atılması. preventive measures önleyici tedbirler. preventive war önleme savaşı. preventively z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prevantoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak, köken, asıl, menşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Fransa'da Provans vilâyetine ait; i. Provanslı kimse; Provans lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan yemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak, köken, esas, menşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kuzgun, (zool.) Corvus corax; (s.) kuzguni, simsiyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aç kurt gibi yemek; yağma etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kökü tıbda kullanılan bir bitki ki, en iyi cinsi Çin’de çıkar: Çin râvendi; râvend kökü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ışgın): Karabuğdaygiller familyasından; büyük yapraklı, çok yıllık bir bitki cinsidir. Sebze veya süs bitkisi olarak da yetiştirilen türleri vardır. Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek yerlerde ışgın denilen türü yetişir. Boyu 150 cm kadardır. Mayıs - Haziran aylarında çiçek açar. Yaprakları dairemsi, kenarları ince dişli, yüzeyi pürüzlü ve serttir. Kökleri ilaç yapımında kullanılır. Taze sürgünleri ve genç yapraklarından da sebze olarak faydalanılır. İçeriğinde Tanen vardır. Kokusu kendine hastır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. İdrarın rengini sarıya boyar. Çok miktarda kullanılırsa ishal yapar.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kökleri ve sapları ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) açgözlü; yırtıcı, canavarca; çıldırmış, kudurmuş; (i.) açgözIülük; av.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok aç; yırtıcı hale gelmiş. ravenously (z.) aç kurt gibi. ravenousness (i.) canavarca iştah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhubarb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhabarber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar gençleştirmek; canlandırmak, ihya etmek. rejuvena'tion i. yeniden gençleştirme, ihya. rejuvenescence i. yeniden gençleştirme; biyol. bazı alglerde olduğu gibi protoplazmanın hücre cidarını delip çıkması ve yeni cidarlar teşkil etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir şeyi öğelerine ayırma gücü olan; i. eritici madde; tıb. bir şişi gidermeye yarayan hazır ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri dönen kimse veya şey; hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. öç almak, intikam almak, hıncını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öç, intikam; kin, intikam arzusu; öç alma fırsatı. revengeful s. intikam alıcı, kinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelir, irat, varidat; bir hükümetin yıllık geliri; varidat dairesi. revenue cutter gümrük kaçakçılığına engel olmak için kullanılan silahlı deniz motoru; gümrük muhafaza gemisi. revenue office maliye tahsil şubesi. revenue stamp damga pulu. public

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شارب الليل والنهار] ayyaş, gece demez gündüz demez içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çöpçülük etmek; temizlemek; mak. silindirden eksoz boşaltmak; çöplükten işe yarar şey aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leş yiyen hayvan; kimse; İng. çöpçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) mukavelenameleri yazan kimse, arzuhalci; noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kur’an’ı Kerîm’ln okuma kaidelerini, bazı husust alâmet ve şekillerle kayıt ve işeret etmek usûlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlışlıkla, yanılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهوا] yanlışlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başa gelen, heyecan verici hâdise, macera, sergüzeşt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. episode. experience. exploit. adventure macera. escapade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. escapade. exploit. push / pull theory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. rover. adventurer maceracı. maceraperest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist adventurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرواندام] servi boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yedi; (i.) yedi sayısı veya rakamı (7, Vll); yedili iskambil kâğıdı. seven fold (i.), (z.) yedi kat, yedi misli. seven won ders of the world dünyanın yedi harikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevcan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli gül, sevgiyi hatırlatan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevgün).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on yedi seventeenyear locust krizalit devresini on yedi senede toprak altında tamamlayan bir cins çekirge. seventeenth (s.) on yedinci; on yedide bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yedinci; yedide bir; (i.) yedide bir kısım; yedinci şey; (müz.) yedili. seventh day yedinci gün, cumartesi günü. seventh heaven büyük mutluluk; göğün yedinci tabakası, yedinci gök.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yetmiş (sayısı) sev entieth (s.) yetmişinci; yetmişte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Matem, yas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيون] ağıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man or boy habitually negligent of neathess and order; the correlative term to slattern, or slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slovene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a coarse obnoxious person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giyim ve davranışında dikkatsiz kimse, şapşal kimse. slovenly s., z. intizamsız, şapşal, gevşek; z. düzensiz olarak. slovenliness i. şapşallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovene. slovenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Slovene language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Slovenyalı; s. Slovenya'ya veya Slovenya'lılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Slovenya, Yugoslavya'nın bir eyaleti. Slovenian s., i. Slovenyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slovenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa, Adriyatik Denizi kıyısında, Avusturya ile Hırvatistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 15 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 20,253 km².

Sınırları: toplam: 1,165 km.

sınır komşuları: Avusturya 330 km, Hırvatistan 501 km, İtalya 232 km, Macaristan 102 km.

Sahil şeridi: 46.6 km.

İklimi: Kıyıda Akdeniz iklimi, plato ve vadilerde kıtasal iklim görülmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Triglav 2,864 m.

Doğal kaynakları: Linyit, kurşun, çinko, cıva, uranyum, gümüş, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %24 Ormanlık arazi: %54.

Diğer: %7 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları ve depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,930,132 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 2.11 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.51 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.08 yıl.

Erkeklerde: 71.2 yıl.

Kadınlarda: 79.17 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.02 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den küçük (1999 verileri).

Ulus: Slovenyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Slovenyalı %88, Hırvat %3, Sırp %2, Boşnak %1, Yugoslav %0.6, Macar %0.4, diğer %5 (1991).

Din: Roma Katolikleri %68.8, Diğer Katolikler %2, Lutherci %1, Müslüman %1, ateist %4.3, diğer %22.9.

Diller: Slovence %91, Sırpça - Hırvatça %6, diğer %3.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Slovenya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Slovenya.

Yerel tam adı: Republika Slovenija.

yerel kısa şekli: Slovenija.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Ljubljana.

İdari bölümler: 136 belediye ve 11 şehir belediyesi Ajdovscina, Beltinci, Bled, Bohinj, Borovnica, Bovec, Brda, Brezice, Brezovica, Cankova-Tisina, Celje, Cerklje na Gorenjskem, Cerknica, Cerkno, Crensovci, Crna na Koroskem, Crnomelj, Destrnik-Trnovska Vas, Divaca, Dobrepolje, Dobrova-Horjul-Polhov Gradec, Dol pri Ljubljani, Domzale, Dornava, Dravograd, Duplek, Gorenja Vas-Poljane, Gorisnica, Gornja Radgona, Gornji Grad, Gornji Petrovci, Grosuplje, Hodos Salovci, Hrastnik, Hrpelje-Kozina, Idrija, Ig, Ilirska Bistrica, Ivancna Gorica, Izola, Jesenice, Jursinci, Kamnik, Kanal, Kidricevo, Kobarid, Kobilje, Kocevje, Komen, Koper, Kozje, Kranj, Kranjska Gora, Krsko, Kungota, Kuzma, Lasko, Lenart, Lendava, Litija, Ljubljana, Ljubno, Ljutomer, Logatec, Loska Dolina, Loski Potok, Luce, Lukovica, Majsperk, Maribor, Medvode, Menges, Metlika, Mezica, Miren-Kostanjevica, Mislinja, Moravce, Moravske Toplice, Mozirje, Murska Sobota, Muta, Naklo, Nazarje, Nova Gorica, Novo Mesto, Odranci, Ormoz, Osilnica, Pesnica, Pi


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bütün borçlarını ödemeye muktedir; eritici; çözücü; i. çözümleyici şey; eritici sıvı. solvency i. bütün borçlarını ödeme iktidarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yadigâr hatıra, andaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Milliyetçilik duygusu taassup derecesinde olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. desteklemek, yardımına yetişmek; araya girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imdadına yetişme, vardım; devletten alınan tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takip etmek, izlemek, arkasından gelmek; sonra meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç öven.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göreneklere uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taahhüt edilmemiş; bir ahde girmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düz olmayan, puruzlu; eşit olmayan, gayri muntazam; tek, iki ile tam olarak bolünemeyen (sayı). unevenly z. düz veya eşit olmayarak. unevenness düz olmayış; eşit olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hadisesiz, olaysız; sessiz. uneventfully z. hadise olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayasız (hamur, ekmek). unleavened bread hamursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ün seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Öküzleri dürtmekte kullanılan ucu bizli deynek, boyunduruk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. toplardamar

Kanın, vücudun her yanından kalbe gitmesine yarayan damar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a blood vessel that carries blood from the capillaries toward the heart; all veins except the pulmonary carry unaerated blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satın alınır rüşvetle kandırılır, para ile elde edilir; onurunu satmaya hazır. venal'ity i. nüfuz ve yetkisini satma rüşvet yeme. venally z. rüşvet yiyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ava ait, avla ilgili, avda kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak veya böcek kanadında damar düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. satmak; ilân etmek; satıcılık yapmak; satılmak. vender, vendor i. satıcı, işportacı, çerçi. vendible s. satılabilir. vend'ing machine (madeni para ile çalıştırılan) satıcı makina. vendi'tion i. satış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere ve iskoçya göllerinde bulunan alabalık cinsinden lezzetli bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. alıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan davası, kan gütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.italya’nın kuzey doğusunda bir şehir.

2.Eski Venedik devleti.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaplamak, kaplama yapmak; fig. cilâlamak, yaldızlamak; i. kaplama tahtası; gösteriş, yapma tavır, yaldız, cilâ. veneering i. kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhterem, saygı değer; kutsal, huşu uyandıran. venerably z. saygı uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel ilişkiye ait; tıb. cinsel ilişkiden meydana gelen, zührevi. venereal disease zührevi hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) avcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) aşırı cinsel ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. toplar damardan kan alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Venedik'e ait; i. Venedikli. Venetian blind jaluzi. Venetian glass Venedik kristali. Venetian pearl camdan yapılmlş taklit inci. Venetian window orta kısmı enli ve diğer iki yan ensiz uç bölümlü pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venezuela. venezuelan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın kuzeyinde, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Kolombiya ile Guyana arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 8 00 Kuzey enlemi, 66 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 912,050 km².

Sınırları: toplam: 4,993 km.

sınır komşuları: Brezilya 2,200 km, Kolombiya 2,050 km, Guyana 743 km.

Sahil şeridi: 2,800 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Kuzeybatıda And Dağları ve Maracaibo ovaları, orta kısımda ovalar, güneydoğuda Guyana dağlık arazisi yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Bolivar (La Columna) 5,007 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, altın, boksit, diğer mineraller, değerli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %34.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,900 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, toprak kaymaları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,916,810 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.56 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.31 yıl.

Erkeklerde: 70.29 yıl.

Kadınlarda: 76.56 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.49 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 62,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri).

Ulus: Venezuelalı.

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyol, İtalyan, Portekiz, Arap, Alman, Afrikalı, yerli halk.

Din: Roma Katolikleri %96, Protestan %2, diğer %2.

Diller: İspanyolca (resmi), bir takım yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: : %91.1.

erkekler: %91.8.

kadınlar: %90.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Venezuela Cumhuriyeti.

kısa şekli : Venezuela.

Yerel tam adı: Republica Bolivariana de Venezuela.

yerel kısa şekli: Venezuela.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Caracas.

İdari bölümler: 23 eyalet,1 federal bölge, ve 1 federal bağımlı; Amazonas, Anzoategui, Apure, Aragua, Barinas, Bolivar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Dependencias Federales, Distrito Federal, Falcon, Guarico, Lara, Merida, Miranda, Monagas, Nueva Esparta, Portuguesa, Sucre, Tachira, Trujillo, Vargas, Yaracuy, Zulia.

Bağımsızlık günü: 5 Temmuz 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 5 Temmuz (1811).

Anayasa: 30 Aralık 1999.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CAN, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 3, G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venezuela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. intikam, öç; öç alma. with a vengeance büyük bir şiddetle; son derecede, ziyadesiyle, alabildiğine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öç alıcı, intikam alıcı, hınçlı, kinci. vengefully z. kinle, hınçla. vengefulness i. kinlilik, hınçlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. geldim, gördüm yendim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ilah. affolunur, kolayca affedilebilir, affı mümkün. veniality, venialness i. af imkânı. venially z. affedilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. davetiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik eti, karaca eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan veya akrep zehiri, ağı; kötülük, garez, kin, düşmanlık, diş bileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zehirli; zehirleyici; düşman, kin dolu, diş bileyen. venomously z. zehirli bir şekilde. venomousness i. zehirlilik; kinlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damarlılık; toplardamarlarda kirli kan bolluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toplardamara ait; kirli kana ait; bot., zool. damarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. delik; menfez, ağız, açma; nefeslik; zool. hayvan kıçı; ask. top falyası; mahreç, çıkak, çıkıt; yarık; f. dışarı salıvermek; ifade etmek, göstermek, belirtmek. give vent to açığa vurmak. He vented his fury on the dog öfkesini köpekten çıkardı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karın, batın; çıkıntı; huk. rahim, ana rahmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hava vermek, havalandırmak; açığa vurmak, ilan etmek. ventilating fan vantilatör, fırıldaklı yelpaze. ventila'tion i. havalandırma. ventilator i. havalandırma düzeni, vantilator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karna ait, karında olan; anat. vücudun aşağı veya ön kısmına doğru; vücudun ön veya aşağı kısmındaki; bot. çiçeğin iç tarafına ait; i., zool. karın yüzgeci. ventrally z. karın tarafından, karna doru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beden veya organda boşluk; karıncık. ventric'ular s. karıncıkla ilgili, karıncığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbekli; ortada veya yanda şişkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vantrlogluk. ventriloquist i. vantrlog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) karın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. risk, riziko: şans işi, tehlikeli iş, cüret: f. bahta bırakmak; cesaret edip girişmek: cüret etmek: tehlikeli işe atılmak, riske girmek. at a venture rasgele. May I venture a suggestion? Bir teklifte bulunabilir miyim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüretli, atak, atılgan; riskli. venturesomely z. cesaretle. venturesomeness i. yiğitlik; maceraperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözüpek, atılgan, cesur, cüretli; riskli, tehlikeli. venturously z. atılganca cesaretle. venturousness pervasızlık, cesurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. mahkeme yeri; olay yeri, cinayet mahalli; yetki dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Utârit’ten sonra Güneşe en yakın gezegen; Zühre, Çulpan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star. lucifer. venus. vesper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşk tanrıçası Venüs; astr. Zühre, Venüs, Çulpan, Çobanyıldızı. Venus's flytrap sinekkapan, bot. Dionaea muscipula. Venus's looking glass ayna otu, bot. Specularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Kadın İsmi) - Merkür’den sonra, Güneş’e en yakın olan gezegen. Çobanyıldızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Salepgillerden esmer kırmızımtrak renkte feir süs bitkisi ve çiçekleri (cypripedium calceolus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit talaş böreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yurdunu milletini seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tıpta kullanılan bir bitki, Fr. aristolocche.

Türkçe Sözlük by