Vent ne demek? | Vent anlamı nedir? | Vent

Vent anlamı nedir?

Vent ne demek?

Vent anlamı nedir?

Vent | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. delik; menfez, ağız, açma; nefeslik; zool. hayvan kıçı; ask. top falyası; mahreç, çıkak, çıkıt; yarık; f. dışarı salıvermek; ifade etmek, göstermek, belirtmek. give vent to açığa vurmak. He vented his fury on the dog öfkesini köpekten çıkardı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelme, gelip çatma, görünme , olma, vuku. Advent (i)., (kil). Hazreti İsa'nın dünyaya gelmesi; Noel'den evvel bir ay müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) arızi, harici, tesadüfe bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tuzağa düşürmek; hile ile önüne geçmek, atlatmak; etrafını dolaşmak. circumventer circumventor (i). tuzağa düşüren kimse; atlatan kimse. circumvention (i). tuzağa düşürme; atlatma. circumventive (s). tuzağa düşürücü; atlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). birbirine yaklaşmış, yaklaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanuna ve nizama karşı koyma ihlâl; mâni olma. in contravention of hilâfında, ragmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahibelerin bulunduğu manastır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). (tar). gizli dini toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kongre, toplantı; mukavele, anlaşma; kabul edilen düzen; âdet, gelenek; (fels). ulaşım. conventioneer (i). delege.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahibe manastırına ait; (i). manastıra bağlı rahip veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere'de bir şehir. send to Coventry (ing). arkadaşlık ilişkilerini kesmek, yüzüne bakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka, hadise; sonuç, netice, akıbet. at all events, in any event her halûkârda, ne olursa olsun. in the event of takdirde, halinde. quite an event olağanüstü bir durum. eventful (s.) hadiselerle dolu. eventfully (z.) olaylarla dolu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şiir akşam, akşam vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıbette, netice olarak vaki olan, nihai, en sonraki. eventually (z.) nihayet, sonunda, er geç, ilerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sonuçlanmak, neticelenmek; çıkmak, meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şevkli, gayretli, hararetli, sıcak, ateşli. fervently (z). şevkle, hararetle, gayretle. fervor (i). ateşlilik, hararet, şevk, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. borcunu ödeyemez, iflâs etmiş; borcu kapamaya kâfi olmayan; i. müflis kimse. insolvency i. müflislik, iflâs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icat etmek, ihtira etmek, çıkarmak, türetmek; uydurmak, düzmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icat; ihtira, türetme, uydurma, yalan; icat kabiliyeti, ihtira kuvveti; özellik, hususiyet, orijinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yaratıcı, buluşları olan; icat etmekle ilgili, hünerli. inventiveness (i.) icat kabiliyeti, yaratıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icat eden kimse, mucit, türeten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) envanter; deftere kayıtlı eşya; (f.) müfredat defterine geçirmek, kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Levend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Levent olma.

2.Hafif ve yakışıklı hareket, tavır ve kıyafet: Leventlik satmak istiyor.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başka devletlerin işine karışmama siyaseti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önlemek, engellemek, durdurmak, önünü almak. preventable s. önlenebilir, önüne geçilebilir, durdurulur. prevention i. önleme, engelleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. önleyici, engelleyici; i. önleyici şey; önleyici tedbir. preventive detention A.B.D. suçluların, yeni suç işlememesi için, yargılanıncaya kadar hapse atılması. preventive measures önleyici tedbirler. preventive war önleme savaşı. preventively z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prevantoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhubarb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhabarber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir şeyi öğelerine ayırma gücü olan; i. eritici madde; tıb. bir şişi gidermeye yarayan hazır ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on yedi seventeenyear locust krizalit devresini on yedi senede toprak altında tamamlayan bir cins çekirge. seventeenth (s.) on yedinci; on yedide bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yedinci; yedide bir; (i.) yedide bir kısım; yedinci şey; (müz.) yedili. seventh day yedinci gün, cumartesi günü. seventh heaven büyük mutluluk; göğün yedinci tabakası, yedinci gök.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yetmiş (sayısı) sev entieth (s.) yetmişinci; yetmişte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bütün borçlarını ödemeye muktedir; eritici; çözücü; i. çözümleyici şey; eritici sıvı. solvency i. bütün borçlarını ödeme iktidarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imdadına yetişme, vardım; devletten alınan tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göreneklere uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hadisesiz, olaysız; sessiz. uneventfully z. hadise olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karın, batın; çıkıntı; huk. rahim, ana rahmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hava vermek, havalandırmak; açığa vurmak, ilan etmek. ventilating fan vantilatör, fırıldaklı yelpaze. ventila'tion i. havalandırma. ventilator i. havalandırma düzeni, vantilator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karna ait, karında olan; anat. vücudun aşağı veya ön kısmına doğru; vücudun ön veya aşağı kısmındaki; bot. çiçeğin iç tarafına ait; i., zool. karın yüzgeci. ventrally z. karın tarafından, karna doru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beden veya organda boşluk; karıncık. ventric'ular s. karıncıkla ilgili, karıncığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbekli; ortada veya yanda şişkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vantrlogluk. ventriloquist i. vantrlog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) karın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. risk, riziko: şans işi, tehlikeli iş, cüret: f. bahta bırakmak; cesaret edip girişmek: cüret etmek: tehlikeli işe atılmak, riske girmek. at a venture rasgele. May I venture a suggestion? Bir teklifte bulunabilir miyim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüretli, atak, atılgan; riskli. venturesomely z. cesaretle. venturesomeness i. yiğitlik; maceraperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözüpek, atılgan, cesur, cüretli; riskli, tehlikeli. venturously z. atılganca cesaretle. venturousness pervasızlık, cesurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit talaş böreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by