Vera ne demek? | Vera anlamı nedir? | Vera

Vera anlamı nedir?

Vera ne demek?

Vera anlamı nedir?

Vera | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arka, geri, Ar. zahr: Verâ-i cebel = Dağın ardı.

2.Kıç, geri, dübür. Mâ-verâ = Bir şeyin arkasında ve ötesinde bulunan şey. Meverâ-ün-Nehr = Ceyhun ile Seyhun arasındaki büyük Türk ülkesi. Mâverâ-üt-tabîiyye = Felsefede, tabiatın üstünde ve dışında olan hâl, metafizik.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ورا] öte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, itti(Kadın İsmi) 2.Halk, mahluk, alem, kainat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VERA) (i. A.). Haramdan, yasak olan şeylerden kaçınma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortasını bulmak, vasatisini alrnak; vasati olarak yapmak veya almak; vasati yekun tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). vasati hesap, ortalama, vasat, orta; cari olan fiyat, derece veya miktar; adi ölçü; (den). hasar, avarya; (s). muhammin , avarya duzenleyen eksper. average clause sigortada verilecek tazminatın miktar ını sınırlayan madde. above the aver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. average

1. ortalama,

2.sp. sayı farkı

1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı).

2.Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içecek, meşrubat, içki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. cengâver). Cenkçiler, dövüşkenler, savaşçılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenkçiye, savaşana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sigorta miktarı ve cinsi; (gazet). olay veya konunun takip edilmesi ve yazılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dânişver). Bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) DAverî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teslim etme, verme; kurtarma, kurtuluş; fikrini açıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEVERAN) (i. A.). Dolaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dönüp dolaşma, cevelân: Kanın deveranı.

2.Ağızdan ağıza gezme, tedavül: Deveran eden bir havadise göre. Öyle bir söz deveran ediyor.

3.(galat olarak devrân şeklinde) Devir, felek, talih.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation. circulation. revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. compass. gyration. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوران] dönme, dolaşma, dolaşım. deverân etmek dönmek, dolanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dil-Aver). Yürekliler, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaynayıp fışkırma: Yanardağın ağzından ateşler feveran eder. Fıskiyeden bol su feverân etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فوران] fışkırma. 2.kaynama. feverân etmek fışkırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şark ile garb, doğu ile batı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاوران] doğu ve batı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gerçekle ilgisi olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düzeltilemez; bir daha ele geçmez, geri alınamaz, telâfi edilemez; tahsili kabil olmayan. irrecoverably (z.) bir daha ele geçmeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. kâmperver). Kâm, istek sahipleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manivela kudreti; slang piston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mâ = bağlama edâtı, verâ = arka, geri, öte). Bir şayln arkasında, ötesinde, gerisinde bulunan, öte. Mlverâ-On-nehr = Aşağıya bak. Mâverâ-üttabllyye = Tabiatın ötesinde ve üstünde bulunan şey, gayrı tabit hâl. Miverly-ı Kafkas = Kuzey Kafkasya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ماورا] öte, ötesinde. 2.ahiret, öbür dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ara, geri, bir şeyin ötesinde bulunan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hf. A.). «Nehrin ötesi».

1.Amu Deryâ ile Sır-Deryâ arasındaki büyük Batı Türkistan ülkesi. 2.Türk musikisinde bir mürekkep makam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hâl. F ). Misafirleri kabûl edip kendilerine ikram ederek veya böyle yapan adama lâyık surette: Bizi mihmân-perverâne kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslulukla, namusa uyarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nazlanarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beklenilenden daha başarılı olmak. overachiever i. (okulda) beklenilenden daha başarılı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (rolu) abartmalı bir şekilde oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baştan başa olan, bir uçtan bir uca olan; kapsayıcı, ayrıntılı; i., İng. iş tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. iş tulumu; İng. sugeçirmez uzun tozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde kemer meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korkutup hareketten alıkoymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşhaş ve gelincik cinsine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebat, azim, taannüt; ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psik. bir düşünce veya harekete fazlasıyle saplanıp kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست پرورانه] doğruluktan yana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Selâm veya teşekkür maksadıyla öne doğru bel kırarak eğilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. bow. reverence. courtesy. curtesy. curtsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow. curtsy. curtsey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سروران] önderler, liderler, başlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) birkaç, çeşitli, muhtelif; ayrı, başka, münferit, tek; (huk.) özlük, şahsi. severally (z.) birer birer, ayrı ayrı, tek tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) ayrılık, müstakil olma; ferdi mülkiyet. in severalty (huk.) ferdi olarak (mülkiyet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ayırma, ayrılma, alakayı kesme. severance pay işten ayrılma tazminatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s keşfedilmesi imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedavisi güç; geri getirilemez, telâfi edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرورانه] yurtseverce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VERA) (i. A.). Haramdan, yasak olan şeylerden kaçınma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü; gerçeğe sadık; hakiki, doğru. veraciously z. doğrulukla. veraciousness i. doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakikat, gerçek; dürüstlük, doğruluk; gerçeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce). Camlı taraça, balkon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piazza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veranda. porch. sun porch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open, roofed gallery or portico, adjoining a dwelling house, forming an out-of-door sitting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Loggia. a porch along the outside of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veranda. porch. patio. winter garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a porch along the outside of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck , patio , porch , veranda , verandah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. veranda, taraça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vâris olma, bir şahsın ölümünde para ve mallarına sahip olma hakkı, mirasçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheritance. heredity kalıtım. soyaçekim. administration. tutorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheritance. heredity. hereditary transmission. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وراثت] varislik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. veratrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by