Verme ne demek? | Verme anlamı nedir? | Verme

Verme anlamı nedir?

Verme ne demek?

Verme anlamı nedir?

Verme | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

conferment. lodgment. rendering. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving. cession. conferment. dation. deliverance. dotation. expense. feeding. granting. issuance. pay. rendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. to deliver a replication. respond. return. answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a course of lectures. to give lessons. to hold a course. to give lectures. deliver a course of lectures. instruct. lecture. school. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (el-vermek).

1.Yetmek, Osm. kifayet etmek, kâfi olmak: Bu kadarı bana elverir.

2.Münasip ve muvafık olmak, uymak, uygun gelmek: O, benim işime elvermez.

3.Faydalı ve nâfî olmak, hesaba gelmek: Onun teklifi bana elvermez.

4.Vuku bulmak, vâki olmak, çökmek, hükmünü icra etmek: Pişmanlık elverdi. Elverir = KAfi, yeter, artık istemez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Evlendirmek, Osm. tezvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give back. to return. negotiate back. redeliver. render. repay. restitute. restore. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göğermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. declare. notify. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin karar vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanmak, tahmin etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamada bulunmak, açıklama yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. authorize. brook. consent. countenance. empower. excuse. have. let. permit. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a discharge. allow. consent. empower. grant permission. to give leave. to grant leave. let. okay. to give permission. to grant permission. permit. to give sanction. set one's seal to. suffer. to give time off. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. choose. decide. determine. resolve. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge. adjudicate. to give a decision. to passjudgment to enter a decree. to form one's judgment. arbitrate. award. decide. determine. elect. to give judgment judgement. make a decision. make up one's mind. opt. pass. pass upon. to pass a resolution of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. counter. counteract. react. rejoin. reply. retort. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerback. to answer. counter. respond. talk back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değer vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Artık tutmamak, bırakmak, salıvermek, engel olmamak: Suyu koyuverdi; köpeği gündüzün bağlı tutup gece bahçeye koyuverirler.

2.Hapisten veya diğer bir bağlı halden çıkarmak, serbest bırakmak: Esirleri koyuverdiler; bir gece hapsedip gündüz kokuverdi. 3.İzin vermek, gitmeye müsaade etmek, bırakmak; ben gelinceye kadar sen misafirleri koyuverme.

4.Tutmayıp ve zaptetmeyip serbest bırakmak, koparmak: Bir kahkaha koyuverdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mesh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süre tanımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ad vermek, adlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe out. to exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. float a ban. lend. lend out. to put out on loan. loan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass a vote of non confidence. throw. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. harry. haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

titretmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tinge. to liven up. to enliven. to add spice and zest to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

canlılık kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. prescribe. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. direct. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

releasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tutulmuş olanı koyuvermek, bırakmak.

2.Mahbus olanı hapisten kurtarmak, mahbesten çıkarmak.

3.Uzatmak, koyuvermek: Sakal salıverdi. 4.Bir şeyi zaptedemeyip bırakıvermek; kaçırmak: Kahkahaları salıverdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let go. to set free. to release. to liberate. to free. to acquit. to unwind. to disengage. to dismiss. to outspan. to unbend. to unfasten. to blow-off. to leave. to relax. to discharge. to demobilize. to pay. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

durgunluk vermek, sekteye uğratmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.meyva vermek. 2.sonuç vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağırlık vermek, rahatsız etmek, sıkıntı vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. close. heal. lift. scotch. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to terminate. to put an end to. abate. to put the boot in. call off. close. scotch. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayrıntılı açıklamada bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

direktif vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir toprağın yetişme ortamının, bitki ve hayvan toplumunun veya akarsuların arzu edilen ürünü, yararlanılabilir biyolojik kütleyi verebilme yeteneği veya kapasitesidir. Bu yetenek veya kapasite, iklim, toprak, bitki, hayvan, bakım ve işletme tekniğinin kombinasyonuna (ortak etkisine) bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (siir) parlak kırmızı; yaldız; lal, yakut; s. parlak kırmızı lal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vermek, teslim etmek, Osm. İtâ etmek: Paketi bana verin, parayı kime verdiniz?

2.Hediye ve ihsan etmek, bağışlamak: Fakirlere verir, o kimseye bir şey vermez.

3.Ödemek, Osm. tediye etmek: Aldığınız eşyanın parasını verdiniz mi?

4.Çıkarmak, neşretmek: Islanınca fena bir koku veriyor.

5.Hâsıl etmek, meydana getirmek; verimi olmak: Bu tarla senede ne veriyor? Bankaya yatırılan para ne kadar faiz verir?

6.Yormak, tefsîr etmek: Bu sözünü neye veriyorsunuz? Bana olan dargınlığına veriyorum. Yardımcı fiil olarak, sür’at bildirir: Alıvermek, gidivermek, yazıvermek ki, hemen alıp geçmek vesaire demektir. Ateşe vermek = Yakmak. Ara vermek = Fasıla vermek, kesmek. Ara vermeksizin = Fasılasız. Arka vermek = Dayanmak. Arka arkaya vermek = Birbirine dayanmak, yardımlaşmak. Elvermek = Yetmek. Ele vermek — Haber verip teslim etmek, sırrını meydana çıkarmak. Aman vermek =

1.Affetmek.

2.Zaman vermek, müsaade etmek. Uste vermek =

1.Değiştirilen bir şey için fazla bir şey vermek.

2.Fayda beklerken zarar görmek: Paramı almadıktan başka kaybettiğim şemsiyeyi de üste vermiş olduk. Baş vermek =

1.Canını feda etmek, baş koymak.

2.Başaklanmak, baş bağlamak. Başbaşa vermek = Konuşmak. Bereket versin = Allah bolluk versin. Bereket versin ki = İyi ki, Allah’a şükrolsun ki. Bel vermek = Eğilmek, öne doğru kanburlaşmak, beli çıkmak: Bu duvar bel vermiş. Boy vermek = Uzamak. Boyun vermek = İtaat, baş eğme. Pay vermek, payını vermek = Paylamak, çıkışmak, sövmek. Pey vermek = Satın aldığını temin için bir şeyin kıymetinden bir miktarını önceden vermek. Teminat vermek = Sağlamlaştırmak İçin bir karşılık göstermek. Can vermek =

1.Ölmek.

2.Pek fazla istemek. Hak vermek = Haklı bulmak. Renk vermek = Belli etmek. Zahmet vermek = Yormak. Senet vermek = Taahhüt etmek. Söz vermek = VAd ve taahhüt etmek. Falan şey süsünü vermek = Ona benzetmek, onun gibi tanıtmak: Adam kendine tüccar süsü verdi. Şan vermek = Şöhret kazanmak. Kaçamak vermek =

1.Firar etmek.

2.Vazifesi başına gitmemek. Kulak vermek = Dinlemek. Mânâ vermek = Tevil etmek, başka bir maksada yormak: Benim sözüme, buraya gelişime mânâ vermiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to conced

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. to vie in marriage. to produce. to yield. to hold. to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accredit. authorize. depute. empower. entitle. licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to delegate authority. capacitate. chair. clothe with powers. commission. delegate. delegate power. empower. entitle. invest. vest sb with authority. warrant. to confer powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. dismiss. send about one's business. to make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. damage. harm. impair. injure. prejudice. strain. vandalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by