Vey ne demek? | Vey anlamı nedir? | Vey

Vey anlamı nedir?

Vey ne demek?

Vey anlamı nedir?

Vey | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(e.). Ve edatı ile «ey» hitap edatından mürekkep olup, ikisinin mânâlarını muhafaza ederek (ve ey gibi), başlıca nazımda kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آه و واویلا] feryat, âh çekme, figan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız bir, bir tanecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koku, râyiha: Anber-bO = Anber gibi kokan. Hoş-bû = Güzel râyihalı. mec. Ümit: BÜy-i vefâ = Vefadarlık kokusu (ümidi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nakletmek, götürmek, taşımak; geçirmek; ifade etmek; (huk). başkasına terketmek, devretmek. conveyable (s). nakledilebilir; devredilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakletme; araba; (huk). terk, feragatname, temlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakledici şey veya kimse. conveyor belt taşıyıcı kayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı kuluçkadan çıkan yavrulan hepsi ; çil, keklik veya bıldırcın sürüsü; grup, takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasdanma, Ar. ittikâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). E, haydi! hal ya: De imdi = Haydi şimdi! De de = Ya yal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harman savurmaya mahsus kalın yaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) («eb»den). Ana baba, Ar. vâlideyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. parents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parents. father and mother. folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابوین] anababa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Art, jirka, kıç, halef: Evin, geminin, kervanın gerisi. 2.Bir şeyin sonra gelen kısmı, son, art: Kışın, soğuğun, alınan haberlerin gerisi. 3.insan ve hayvanın arkasındaki organ, kıç, kuyruk. Ar. acz, verâ: Tavuğun gerisi. 4.Alt taraf, Ar. mâbâd: Gerisi gelecektir. Gerisi bundan iyidir.

5.Dönüş, avdet; arkaya doğru hareket: Sağdan geri, soldan geri. 6.Arkada bulunan, art, halef, Fars. pesîn: Binanın, geminin geri tarafı, kervanın geri kısmı.Sonraki, Ar. muahhar, ait: Hikâyenin geri kısmı, yazın geri sıcakları.Aşağı bulunan, Fars. dön. Derste arkadaşlarından geridir.Gerçek vakitten az gösteren, ileri mukabili: Sizin saat geridir.Arkada, artta: Geri kalmak, geri geri gidiyor.Sonra, Ar. bâde, muahhar: Şimden geri.Tekrar, yine: Geri gitmek, geri dönmek, geri çevirmek, geri vermek. Katılan harflerle beraber yer ve zaman zarfları teşkil eder: Geriden, geride, geriye, gerisince: Geride kalmak, geriye dönmek, geriden yürümek, gerisince gitmek. Geri almak = Tekrar almak: Malımı beğenmezse geri alırım. Bu sözü geri alın. Gerisini almak = Kalan kısmı da yapıpı bitirmek: O işin gerisini aldınız mı? Ayakları geri geri gitmek = Gönülsüz ve istemiyerek gitmek. Geri çevirmek = İade etmek, yüzgeri etmek. Geri dönmek = Avdet etmek. Geri durmak = Teşebbüs etmemek, karışmamak, ictinâb etmek, çekilmek. Geri kalmak =

1.Diğerlerine yetişememek, arkada kalmak: Arkadaşlarından geri kaldı. O, kimseden geri kalmıyor.

2.Tehir olunmak, geciktirilmek, muvakkaten vazgeçilip yapılmamak: O iş geri kaldı.

3.Uzak olmak, vazgeçmek: Çalışmaktan geri kalmıyor.

4.Gecikmek: Bugün vapur geri kaldı. Geri koymak = Tehir etmek, sonraya bırakmak. Geri gelmek = Geri dönmek. Geri gitmek = Çökmek, çözülmek. Geri vermek = Red, iade etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: gorille). Maymunların en büyük ve en vahşî cinsi ki, Afrika’da yaşar ve insana benzerliği en fazla olan maymun cinsidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezarlık, kabristan. graveyard shift gece vardiyası (fab- rikalarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2.Bostan korkuluğu, höyük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Evlenmekte olan erkek, gelin mukabili, Ar. arûs: Güvey ölmek, gelin güvey, güvey gelinin koltuğuna girdi. 2.Bir adamın kızını veya kızı olan yakınlarından bir kızı almış olan adam, damat: Filânın güveysi, o, benim güveyimdir. Güveyotu = Bir cins bitki Fars. merzencûş. Içgüveysi = Karısının evine giden damat. Içgüveyisinden hallice = Kendi hâlinde, kendi derdiyle sessiz sedasız uğraşır durumda. Güvey feneri = KAkünç denilen bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridegroom. bridgeroom. son-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridegroom. son-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güvey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindibâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güvey hâli, evlenmekte olan adamın hâli. 2.Damatlık, Ar. sıhriyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Türkistan’da Aral gölünün güneyindeki delta ve çevresindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Belli, Aşikâr, Ar. belirli, açık: Bu işin böyle olduğu hüveydâdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Kadın İsmi) - Açık, apaçık, belli, besbelli, zahir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayvân» dan itas.) (c. huveynât). Gözle görünmez küçük hayvan, mikrop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. huveyn). Gözle görünemeyecek kadar küçük olan hayvancıklar, mikroplar, (bk.) Huveyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasala» dan itas.) (c. huveysalat) (tıp). Cild altında olan bir takım kabarcıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heyve» den itas) (tıp). Koleraya benzer salgın ishal, küçük kolera, Fr. chlirine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هویدا] açık, aşikâr, besbelli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Karısı tarafının evinde oturan damat. Içgüveysinden hallice = (Şaka yollu) pek de iyi değil, kötüce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyor. conveyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kuwait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kuwait. kuwaiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kuwait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi kıyısında, Irak ve Suudi Arabistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 29 30 Kuzey enlemi, 45 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 17,820 km².

Sınırları: toplam: 462 km.

sınır komşuları: Irak 240 km, Suudi Arabistan 222 km.

Sahil şeridi: 499 km.

İklimi: Kuru çöl iklimi, aşırı sıcak yazlar ve kısa, serin kışlar.

Arazi yapısı: Düz ve hafif dalgalı çöl arazisi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: 306 m.

Doğal kaynakları: petrol, balık, karides, doğal gaz.

Sulanan arazi: 130 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,418,393 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.52 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 15.66 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.71 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.2 yıl.

Erkeklerde: 76.13 yıl.

Kadınlarda: 78.31 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.91 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.12 (2001 tahmini).

Ulus: Kuveytli.

Nüfusun etnik dağılımı: Kuveytli %45, diğer Araplar %35, Güney Asya %9, İran %4, diğer %7.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan, Hindu, Pers, diğer %15.

Diller: Arapça (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %83.5.

erkekler: %85.1.

kadınlar: %81.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kuveyt Devleti.

kısa şekli : Kuveyt.

Yerel tam adı: Dawlat al Kuwayt.

yerel kısa şekli: Al Kuwayt.

ingilizce: Kuwait.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Küveyt.

İdari bölümler: 5 eyalet; Al Ahmadi, Al Farwaniyah, Al ‘Asimah, Al Jahra’, Hawalli.

Bağımsızlık günü: 19 Haziran 1961 (İngiltere’den).

Milli bayram: Milli gün, 25 şubat (1950).

Anayasa: 11 Kasım 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BDEAC, CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), I


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kuwaiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kuwaiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

neşelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Çekirdekçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılıkta kütük çevirmek için kullanılan ucu demir çengelli sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tedarik etmek, sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik etme; levazım, zahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, tedarik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hoş, ince, nazik, Rüveyde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rüveyda).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zariflik, incelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili. orta hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, dikkatle her şeye göz gezdirmek, muayene etmek; yoklamak, yoklama yapmak; düşünmek, mülâhaza etmek, mütalaa etmek; teftiş etmek; haritasını çıkarmak, mesaha etmek. surveyor i. mesahacı, mesaha memuru; gümrük müfettişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesaha, yüzölçümü, teftiş, tetkik, yoklama, muayene; mülâhaza, mütalaa; harita veya plan yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseer. overlooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesaha ilmi, yer ölçmesi; mesaha etme. aerial surveying havadan mesaha etme, uçakla harita çıkarma. hydrographic surveying bir bölgenin idrografik haritasını çıkarma. photographic surveying fotoğraf çekmek suretiyle mesaha etme. surveyor's level

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ölçü terazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Eskiden kalbin ortasında bulunduğu sanılan, siyah nokta.

2.Mec. Kalbde gizli olen şey, niyet, duygu.

3.(Botanik) Tohumların tam ortasındaki nokta ve tanecik.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. 2.Tohumun ortasında bulunan tanecik. 3.Kalpteki gizli günah. - İsim olarak kullanılması uygun değildir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik) (tâc’ın küçültülmüşü). Çiçeğin yeşil olan dış kısmı dışında kalan yaprakları ki, bir küçük tâcı andırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: ÜGEY) (i.). Öz zıddı: Uvey baba = Öz baba olmayan ana kocası. Uvey ana = Öz ana olmayan baba karısı. Uvey oğul, kız = Karı kocadan birine göre diğerinin başka kan kocadan dünyaya gelmiş evlâdı. Uvey kardeş = Uvey baba veya üvey ana evlâdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. step-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoptive. step. foster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step father-. step father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepbrother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step-brother / sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step daughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step daughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvercine benzer, fakat daha büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle dove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İsteyen, arzu eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واویلا] yazık, eyvahlar olsun. 2.çığlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çığlıklar atılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VE YA) (e.).

1.İki ayrı şeyi anlatan fakat aynı değerde kabûl edilen kelimelerden ikincisinin başına getirilir: Elma veya armut, ikisi de olur.

2.Aynı neticeye varan iki zıt kelimeden ikincisinin önüne getirilir: Sıcak veya soğuk ne olsa içeceğim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VE YAHUT) (e.). Yahut, veya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yoksulluk, muhtaçlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazık, Ar. hayf, Fars. dirîğ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ویل] yazık, yazıklar olsun, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslı Üveys’tir. Kurt anlamında. Veysel Karanı: Raşid halifeler döneminde Şam’dan Medine’ye gelerek yaşamış, Medine-i Münevvere’de itibarlı bir hayat sürmüş. Hadis-i şeriflerde övülmüş meşhur veli. Sıffin savaşında şehid olduğu söylenir. - (bkz.Üveys).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoksul, muhtaç. Veysi: Türk şair, yazar (Üsküp 1625).

İsimler ve Anlamları by