Vırvır, Vır Vır ne demek? | Vırvır, Vır Vır anlamı nedir? | Vırvır, Vır Vır

Vırvır, Vır Vır anlamı nedir?

Vırvır, Vır Vır ne demek?

Vırvır, Vır Vır anlamı nedir?

Vırvır, Vır Vır | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Usandıracak surette söylenme, can sıkan sızıltı, vırıltı: Vır vır edip durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir işin sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جور] haksızlık, üzülme, üzme, zulüm. cevir çekmek acı çekmek, zulüm görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tercüme, (bk.) Tercüme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendering. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. translation. version. translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. translator. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. inverter. rotating. rotary. driving. prime mover. turnover. invertor. reactor. rotator. convertor. converter. transformer. switch commutator. commutating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. filming. taking. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filming. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öteye beriye koşup dolanmak. Fars. tek ü pû etmek (tekâpû).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çeşitli hububat karıştırılıp çevirilmekle vücuda gelmiş karışık zahire.

2.Suların dönmesi ve döndüğü yer, girdap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevirmek fiili ve tarzı, (bk.) Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çevirmek işi. (bk.) Çevirmek.

2.Şişte döndürülerek kebap olmuş kuzu vesaire. Çevrilerek yapılmış (kebap) vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. rotation. spin. twirl. surround. enclosure. inclosure. conversion. translation. diversion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürmek: Kebabı çevirmeli. Su, değirmeni; buhar, vapur çarkını çevirir.

2.Alt üst etmek, öbür yüzünü üste getirmek: Yaprağı çevir. 3, Etrafını almak, kuşatmak, çepçevre dolaştırmak: Bağa duvar çevirmeli. 4.Geri döndürmek, iade etmek: Kendisini yarı yoldan çevirdiler.

5.Bozmak, başka hale koymak, değiştirmek: Lâkırdısını çevirdi. 6.Geri almak, nakzetmek, bozmak: Mukaveleyi çevirdi. Ayakkabıyı çevirmek = Gitmeye davet etmek, nezaketle kovmak. Çehreyi çevirmek = Yüz ekşitmek. Geri çevirmek = iade etmek, kabûl etmemek. Yüz çevirmek = İltifat etmemek, vazgeçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürtmek, biri vasıtasıyle çevirmek ve döndürmek: Şiş kebabını devamlı çevirtmek lâzımdır.

2.Öbür yüzü görünecek surette alt üst ettirmek: O sayfayı çevirt.

3.Etrafını kuşattırmak, çepçevre kuşattırmak: Bağa duvar çevirtmeli. 4.Bir vasıtayla geri döndürmek; iade ettirmek: Uşağını gönderip kendisini yarı yoldan çevirtti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth translated. to have sth turned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivirtmek, çivrindi. (bk.) Çevirmek vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da on üyesi olan hükümet meclisi azalarından her biri; yetkili makamda bulunan on kişiden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aslı: devr) (c. edvâr).

1.Dönme, bir şeyin kendi mihveri üzerinde hareketi: Dünyanın devri, vapur çarkının devri. 2.Bir şeyin çevresinde dolaşma: Hacılar KAbe’nin etrafını devrederler.

3.Bir memleketin her tarafını gezip dolaşma, seyahat: Vali devre çıktı. Kaymakam, kazasını devretmektedir.

4.Bazı tarikatlere mensup dervişlerin dönerek ettikleri zikir ve semâ.

5.Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli: Yiyecekleri gemiden anbara devrettiler. Bu eşyayı sandıktan dolaba devredin.

6.Bir şeyin diğerine teslimi: Giden, resmî vesikaları yerine gelene devretmeye mecburdur. Sandığın mevcudunu kime devir ve teslim ettiniz?Bir bölük veya takım askerin, teftiş ve emniyeti muhafaza için dolaşması: Devir kolu, devre çıkmak.(masdar mânâsını muhafaza etmeyerek) Zaman, çağ, asır: Cennetmekân Kanunî Sultan Süleyman HAn Hazretleri’nin devri. Fütûhat devri.Bir zamanın bölündüğü kısımların beheri: Bazı eski kavimlerde birkaç yıl bir devir teşkil ederdi. Zatürrienin üç devri vardır. Bu hastalığın birinci devri tehlikelidir. Devr-i ebvâb = Kapı kapı gezip dolaşma. Devr-i zamân, devr-i felek = Talih, kader. Devir ve teselsül = Davanın delile ve delilin davaya ilgisiyle davanın dönüp dolaşıp yine eski hâline gelerek hal olunamaması. Devir dairesi = (denizcilik) Geminin çeşitli hızla ve muhtelif dümen açısıyle çizdiği daire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. period. epoch. era. circulation. cycle. revolution. rotation. turnover. alienation. assignation. assignment. cession. circle. circumvolution. currency. disposal. eyre. grant. gyration. release. rev. rounder. spin. take-over. transfer. transferen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. period. epoch. era. circulation. cycle. revolution. rotation. turnover. alienation. assignation. assignment. cession. circle. circumvolution. currency. disposal. eyre. grant. gyration. release. rev. rounder. spin. take-over. transfer. transferen. cir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnover. age. circle. circulation. cycle. epoch. era. period. revolution. turn. revolving. turning. transfer. take-over. rotation. delivery. circuit. speed. circular motion. wheel. tide. endorsement. abalienation. recording acts. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Eşit zaman aralıkları ile tekrarlanan hareket: Bir sarkacın hareketi devirlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic. cyclic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic. rotary. endorsed. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upset. overturning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overthrow. dumping. knock-down. falling. tilting. tipping. overturning. felling. rolling. overturn. roll. subversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fif. «devr» den). Yıkmak, düşürmek, bir yana yatırmak, baş aşağı çevirmek: Fıçıyı, ağacı devirmek. Çam devirmek = Pot kırmak, halt ve hata etmek, kabalıkla münasebetsiz bir şey söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. overset. overturn. roll. tip. topple. upset. to overturn. to turn upside down. to upset. to topple. to knock down. to floor. to tip. to tilt to one side. to cut sth down. to overthrow. to subvert. to bring sb down. to drink down. to toss off. to do

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to subvert. to overturn. to overthrow. to fell. to tilt. to knock down. to throw. to turn upside down. to upset. to finish reading. to tip over. to tilt over. to spill. to overset. knock over. to turn over. roll. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devirme işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafını çevirmek, kuşatmak, ihata etmek, içine almak, şamil olmak. environment i. çevre, muhit, etraf, içinde bulunulan şartlar. environmen'tal s. çevresel, etrafındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dolay, civar, havali, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İşini bilen, tedbirli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Evirmek işi. 2.(mantık) Bir önermenin konusu ile yükleminin yerlerini değiştirerek yeni bir önerme çıkarmak, akis.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma, sapan, lüzumsuz şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Koşturmak, acele ettirmek.

2.Döndürmek, çevirmek («evirip çevirmek» tâbirinde kullandığımız «evirmek» fiili bundan yapmadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iL.). T. Sapından kendir denilen ve ketenden kaba olan bir lif çıkan bir çeşit tarım bitkisi. 2.Bu bitkinin tohumu ki, kuş yemi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bhang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp plant. marijuana. bhang. hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(esrarotu): Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmaksızın dolanıp sarılmayı taklit ve ifade edip art arda kullanılır: Kıvır kıvır kıvrılmak, kıvranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in curls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, ehemmiyetsiz, ıvır zıvır: Bu pek öyle kıvır zıvır bir eser sayılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Düz durmayıp kıvrılan, buruşup toplanan, buruşuk: Kıvırcık saç, sakal; kıvırcık lahana, salata; kıvırcık koyun.

2.Koyunun, tüyü, kıvrılan, kuyruğu İnce ve kısa bir cinsi ki, başlıca Rumeli’ne mahsus olup eti lezzetli ve makbûldür: Rumeli kıvırcığı; o kasap, kıvırcıktan başka koyun kesmiyor.

3.Kıvırcık koyunun eti: Kıvırcığı kaça veriyorlar?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. crisp. frizzy. crispy. curled. frizzly. woolly. curly-fleeced sheep. curly-head. curly-pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıvırmak işi. 2.Kumaş kenarının fitil gibi burularak dikilmesi, biye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. curling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curling. twistling. crimping. folding. bend. bender. contortion. involution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eğirip bükmek kıvırcık hâline koymak: Saçını sakalını kıvırmak onun merakıdır.

2.Katlamak, bükmek, kırmak: Şu kâğıdın ucunu kıvırmaIı.

3.Kumaşın kenarını parmak ucu İle büküp öyle durması İçin dikmek, büzerek ve fitil yeparak kenarını kırmak: Şu mendilin kenarını kıvırmak

4.mec. Becermek, başa çıkmak: O işi de kıvırdı; bunu kıvırabilirse aşk olsun.

5.Oynamak, raksetmek, nâz ve cilve ile kırılmak: Kıvıra kıvıra oynadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirm out of. have a command of. bend. twist. curl. fold. turn down. turn back. handle. manage. do successfully. angle. contort. crimp. crisp. crook. curl up. drape. enfold. entwine. entwist. fold down. frill. frizz. frizzle. gauffer. goffer. gopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. double. invent. turn. twine. twist. weave. to curl. to frizz. to twist. to crook. to crimp. to crinkle. to dance/walk in a sexy way. to fold back. to pull off. to succeed in. to invent. to make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curl. to twist. to crimp. to fold back. to pull off. to manage to do. to undulate or to wriggle sensuously (a part of the body. bend. crook. crumple. fold. turn down. writhe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eğirtip büktürmek: Şu ibrişimi biraz daha kıvırtmalı.

2.Katlamak, büktürmek, kırdırmak: Yazılı kâğıtların birer köşesini kıvırtmalı.

3.Kumaşın kenarını fitil gibi büktürüp diktirmek: Şu tülbentlerin kenarlarını kıvırtmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb curl or twist sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). İki sesin çevrilmesi ki, Ahengî çevirmenin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İbranilerde ölmüş adamın karısı ile ölünün kardeşinin veya en yakın akrabasının evlenme mecburi yeti; s. bu âdete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mücâvire).

1.Komşu.

2.Bir büyük mâbet veya türbenin yanında yalnızlığa çekilen: Kâbe-i Şerîfe mücâvirleri, Hazret-i Yahyâ’ nın türbesinde mücâvir idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devr» den if.) (mü. müdevvire). Döndüren, çeviren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşveret» ten if.) (mü. müşâvire).

1.Kendisine danışılan, yol gösteren: Müşâvir-i hâl.

2.Büyük memurluklarda, kendisine danışmak üzere maiyetine tayin olunan memur: Dışişleri hukuk müşâviri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisor. adviser. counsellor. counselor. syndic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor danışman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. consultant. advisor adviser. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sûret» ten if.) (mü. musavvire) (c. musavvirîn). Resim ve tasvir yapan ressam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصور] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mütecâvire). Civarda bulunan, komşu. (matematik) Zevâyây-ı mütecâvire = Yan yana bulunan açılar, zevâyây-ı mütebâdile zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevr»den if.) (mü. mütehevvire). Hiddet ve öfkeye uğramış olan, neticeyi düşünmeksizin saldıran, gözü dönmüş, coşkun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiddete kapılıp neticesini düşünmeksizin saldırarak, coşkunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müzevvirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zever» den İf.) (mü. müzevvire). Yalancı, sahtekâr, yalandan senet vesaire uyduran, dolandırıcı.

2.(Türkçe) Söz yetiştiren, ara açan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancılıkla, dolandırıcılıkla, tezviratla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalancılık, sahtekârlık, dolandırıcılık, söz yetiştiricilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجاور] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزور] arabozucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan yüzünün rengi, betbeniz. Nevri dönmek = Ansızın öfkeye kapılmak, sinirlenmek, (bk.) Nevr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parlaklık. 2.Ağaç çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Okul, kışla gibi yerlerde ufak tefek hastalıkları olanların yatırıldıkları hasta odası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary. sick bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick bay. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continually. continuously. in succession. full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler, resimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASVİR) (i. A. «sûret» ten masdar) (c. tesâvîr, tasvîrât).

1.Bir şeyin şeklini çıkarma, resmini yapma.

2.Resim yaparcasına güzel târif etme.

3.Resim: Tasvirinizi gördüm (birinci cem’i asıl bu mânâ ile kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. picture. portrait. portrayal. depiction. pen-portrait. portraiture. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture. representation. description betim. betimleme. design resim. design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depiction. description. descriptive narration. image. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصویر] resmetme. 2.resim. 3.niteleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Betimleme. 2.Resim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive. figurative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تصویرکار] tasvir edici, tasvir eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVR) (i. A.) (c. etvâr).

1.Hareket şekli, hâl, edâ, tarz: Tavrı hiç hoşuma gitmiyor.

2.(Türkçe) Yapma ve sahte hâl ve hareket, azamet, gösteriş: Bu adamın tavrı hiç çekilmez.

3.(musiki) Okuyuş ve çalış üslûbu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. attitude. manner. air. posture. address. aspect. behavior. behaviour. carriage. demeanor. demeanour. deportment. face. form. mien. port. pose. presence. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. behaviour. demeanour. fashion. front. style. tone. mode. manner. arrogant manner. bearing. arrogance. pose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner. air. expression. airs. affectation. put-on. pose attitudinizing. assumption. attitude. bearing. behaviour. carriage. conduct. demeanour. deportment. mien. mode. plague. style. tone. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEDVİR) (i. A. «devr»den).

1.Çevirme, döndürme.

2.Yuvarlak etme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation. rotating. revolving. turning. making sth round in shape. directing. management. administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تدویر] döndürme. 2.idare etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan) (c. tenvîrât). Aydınlatma, ışıklandırma: Odayı mumla tenvir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. enlightening. enlightenment. informing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنویر] aydınlatma, ışıklandırma. 2.düşünce yoluyla aydınlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aydınlatma, ışıklandırma.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler. (bk.) Tasvir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler, tasvirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزویر] arabozuculuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevr»den) (c. tezvîrât).

1.Sahtelendirme, yalan karıştırma.

2.Dolandırma, hiyie ve desise kullanma.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -virs, -viri) en yüksek hükümet mevkiini eşit olarak elde tutan üç devlet başkanından biri. triumvirate i. üç kişinin bir arada devlet başkanı olması, triumvirlik; üçler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. kudret veya yetkinin ötesinde; k.dili. yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Bir düziye, kesmeksizin, arasız, durmadan: Vira söylüyor, vira çeviriyordu.

2.(denizcilik) Maçuna vesaire makinesinin çevrilmesi kumandası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incessantly. continuously. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incessantly. keep on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. virage

dönemeç

Bir yolun yön değiştirdiği yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve dönemeç. curve of a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. curve in a road. highway curve. switch back. switchback. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. virüsten meydana gelmiş, virüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VİRAN) (i. F.).

1.Yıkık, harap: Viran bir hane, bir köy. 2.mec. Mahzun, üzüntülü, hüzünlü, kederli, tesellisiz: Gönlümü viran etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramshackle. ruinous. ruined. in ruins. tumbledown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in ruins. ruined. ruinous. tumble- down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ویران] yıkık, harap olmuş. 2.yıkıntı, harabe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkmak, harap etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yıkılmak, harap olmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yıkılmış bina kalıntısı, harâbe: Orada birtakım vîrâneler vardır.

2.Yıkılmaya yüztutmuş bina, eski ev: Bir vîrânede oturuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wreck. a ruin. ruin. ruined building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a building in ruins. desolation. rat trap. wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ویرانه] yıkıntı alan, harap yer, harap bina.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harabeleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place containing a ruin or ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ویرانی] haraplık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harap ve ıssız yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes, -gos) şirret kadın, kavgacı kadın, cadaloz kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evrâd). Belirli vakitlerde okunması mânevî vazife olarak alışılagelen esmâ-i hüsnâ veya Ayetler, duâlar vesaire. Vird-i zebân = Her zaman söylenen ve tekrar olunan dilekler. Diline vird etmek = Daima tekrar edip durmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ورد] dua.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dua etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) bir çeşit Fransız nazım şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus güzel sesli ve böcek yiyen bir çeşit ufak kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik; bot. anormal yeşil renk. virescent s. yeşilleşen; yeşilimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişebilir ölçüde (eski) bir ingiliz arazi ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çubuk şeklinde ince ve uzun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kız, bakire; b.h. Hazreti Meryem; b.h., astr. Sünbüle burcu; s. baki reye yakışır, kız gibi, afif; kullanılmamış, dokunulmamış, temiz; tabii; el değmemiş, bakir. virgin forest bakir orman. Virgin Queen ingiltere kraliçesi

1.Elizabeth. virgin


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. virginal, on altıncı ve on yedinci yuzyıllara ait ve çembaloya benzer ayaksız çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakireye yakışır, kıza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerindeki eyaletlerden biri. Virginia creeper frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia. Virginia reel bir Amerikan halk dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, bakirelik, iffetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Sünbüle burcu ve takım yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma. virgule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma. point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. eğri çizgi ( / ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeşilimsi. viridescence i .hafif yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik, tazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Usandıracak surette söylenmek, tekrar tekrar söyleyip durmak: İki saat yırladı, vırıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendine söylenip durmak, usandıracak şekilde söylenmek: Bu dilenciye ne versen yine vırıldanmadan gitmez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkeğe ait; erkekçe, yiğit, güçlü. viril'ity i. erkeklik; mertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadında erkeklik özelliklerinin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usandıracak surette söylenme, sızlanma: Bu dilenckıin de vırıltısı çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vırıldamak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. virement

tic. para aktarımı

Banka hesabındaki fonların belli bir miktarının başka bir hesaba aktarılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. bank transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. bank giro. internal transfer. virement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. virüslerle uğraşan tıb. dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nadirlik ve güzellik; ince sanat eserleri; güzel sanatlar sevgisi. articles of virtu güzel sanat eserleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gerçek kuvveti olan; gerçek olmayan; fiili; kuvvet veren; kuvvette olup eyleme geçmemiş, zımni. a virtual promise ima edilen vaat. the virtual ruler kuvvetine dayanarak hüküm süren kimse. virtually z. gerçekte; hemen hemen; fiilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki ön hoparlörü kullanarak Dolby® Surround Ses efekti sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hassa, hasiyet; fazilet, iyi ahlâk doğruluk, meziyet; iffet; ismet; kuvvet, tesir. by virtue of yetkisiyle, -den dolayı, nedeniyle, binaen. make a virtue of necessity lâzım olan şeyi seve seve yapmak,gerekli olan şeyden fazilet çıkarmak. virtueless

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -sos, -si) virtüöz, hüner sahibi kimse; güzel sanatlar meraklısı kimse. virtuosity i. virtüözlük, hüner; güzel sanatlara karşı kabiliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erdem sahibi; doğru ve dürüst; iffetli. virtuously z. erdemli bir şekilde. virtuousness i. erdemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuoso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuoso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok zehirli, çok tehlikeli, öldürücü; çok kötücül; kin hissini kötülükle belirten. virulence, -cy i. çok zehirlilik, tehlikelilik; aşırı sertlik; şiddetli düşmanlık; şiddetli kin. virulently z. zehirli olarak; kinle, düşmanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Çok küçük bir çeşit mikrop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germ. virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. virus. viral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. virüs; hastalıktan ileri gelen zehir; aşı için kullanılan zehirli madde; ahlâki veya manevi zehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Usandıracak surette söylenme, can sıkan sızıltı, vırıltı: Vır vır edip durma.

Türkçe Sözlük by