Vis ne demek? | Vis anlamı nedir? | Vis

Vis anlamı nedir?

Vis ne demek?

Vis anlamı nedir?

Vis | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. vires) Lat. kuvvet, kudret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye edilebilir; uygun, münasip, muvafık. advisabil'ity, advisableness (i). uygunluk, muvafık olma, tavsiyeye lâyık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek; öğüt veya nasihat vermek, akıl öğretmek; haber veya bilgi vermek; danışmak, istişare etmek, akıl sormak. ill-advised (s). akılsız, tedbirsiz well-advised (s). tedbirli, akıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) danışman, müşavir; danışman öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activiste

etkinci

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). «Görünce» anlamına gelen bir terim. Gösterildikçe ödenmesi lâzımgelen poliçelere yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. testimonial. reference. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. testimonial. certificate of good service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. certificate of good service. bene decessit. character. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritilmiş sığır yağı ve eti. Çerviş yağı = Bu madde ile sade yağın karışımı olan adi yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenet demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dervîşân).

1.Fakir ve muhtaç adam.

2.Tarikat mensubu olarak o tarikatın tekkesinde hizmet eden adam: Mevlevî dervişi. 3.İşini Hakk’a bırakan saf, kanaatkâr ve mütevazı: Derviş adamdır. Unvan gibi ismin başına da konurdu: Derviş Ahmed, Derviş Ali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dervish. fakir. marabout. santon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dervish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dervish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درویش] yoksul. 2.tarikat şeyhine bağlı mürit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2.Fakir ve muhtaç kimse. 3.Daha çok lakap olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dervişlere mahsus veya lâyık olan, dervişlere yakışır surette olan: Dervîşâne kıyafet, dervîşâne söz: Dervîşâne yaşıyor.

2.Tevekkül, tevazu ve iç temizliğiyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. derviş). Dervişler. (bk.) Derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درویشان] dervişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derviş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Derviş hal, sıfat ve kıyafeti: Dervişlik herkesin harcı değildir.

2.Tevekkül, tevazu ve iç temizliği: Benim dervişliğim öyle şeylere engeldir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tasarlamak, plan yapmak; akıl etmek, tertip etmek; kurmak, icat etmek; (huk). bilhassa gayri menkul mülkü vasiyet etmek; (i). vasiyet, vasiyet yoluyla bırakılan mülk. devisable s vasiyet olunabilir; tertip edilebilir devisee' i vasiyetle k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taksimi mümkün, bölünebilir, ayrılabilir. divisibil'ity (i). bölünebilme, taksim edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölme, taksim ayırma; bölünme, taksim olunma; hudut, bölme; parça, kısım, bölüm, bölge, daire; uyuşmazlık, anlaşmazlık, ayrılık, fark; oy kullanmada Parlamentonun ikiye ayrılması; (mat). bölme, taksim; (ask). fırka, tümen; den donanmanın bir filos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölen, dağıtan; anlaşmazlık yaratan, ayrılık yaratan, ihtilâf çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). bölen. greatest common divisor en büyük ortak bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iki yüz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دویست] ikiyüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. peri veya cine ait, cin gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vecit haline getirmek, zevkten çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, tahayyul etmek; zihninde canlandırmak, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahayyül etmek, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yığılmak, toplanmak, Osm. tecemmû, tahaşşüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gece Mavisi, yeni ÇİZGİ tasarım konseptinden ilham alınarak yaratılmıştır. TV kapalıyken, dikkatin dağılmasına neden olmadan görüntüleme deneyimi keyfini en üstü düzeye çıkarmak için, siyah rengin karanlığına bağlı olarak, çerçeve tamamen yok olur. Ama yakından bakınca, gece yarısı gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi, odanızın gerçekten ayrılmaz bir parçası haline gelen çerçevenin içerisine katıştırılmış parlak tozları görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geviş getiren memeli hayvanların, yedikleri şeyi tekrar ağıza getirip yeniden çiğnemeleri: Deve de, inek ve koyun gibi geviş getirir.

2.mec. ihtiyarların çenesinin gayr-ı ihtiyârî titremesi. Ağız gevişi = mec. Her zaman söylenen söz, Ar. vird-i zeban.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chewing the cud. rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret service. intelligence agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hamseci, hamse yazan, mesnevi şeklinde beş manzum uzun hikâye yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. irticalen ,çalgı çalmak veya şiir söylemek; o anda uydurmak; birdenbire çaresini bulmak. improvisa'tion i. irticalen şiir söyleme veya çalgı ,çalma; irticalen söylenmiş şiir veya çalınan müzik parçası; o anda uydurma. im'proviser, improv'isator i. ir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tavsiye edilemez; makul olmayan; akla uygun olmayan. inadvisability i. makul olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görülmez, görünmez, gözle seçilemez; çabuk kestirilemez; (ikt.) resmi hesaplarda gözükmeyen; (i.) görülmeyen şey veya kimse. invisible ink ancak kimyasal etki veya ısı tesiriyle görünen, aslında renksiz olan mürekkep. invisibil'ity, invis'ib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin farklı alanlarındaki en iyi kontrast oranını belirleyen bir Dinamik Dijital Resim Geliştirme işlemi. Düşük kontrastlı alanların işlenerek daha net, daha ayrıntılı bir görüntü elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAVS) (i. A.) t. Yay, Fars. kemân.

2.(geometri) Daire çenberinin bir kısmı.

3.(astronomi) Yay burcu: Burc-ı kavs. Kavs-i kuzah = Gökkuşağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc. bow. camber. curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc. curve. bow. camber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوس] yay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yay. 2.Gökyüzü, ay, burcu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) müsrif, savurgan; mebzul, bol, pek çok; (f.) israf etmek, bol bol harcamak. lavish gifts on one birine bol bol hediye vermek, hediyelere gark etmek. lavishness (i.) müsriflik, savurganlık, ifrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Açık mavi gözlü beyaz ve sarışın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pas rengi ardıçkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Terementi ağacı tohumu.

2.Kılıçta ve bazı kumaşlarda görülen dalga: Bu kılıcın, kumaşın güzel bir menevişi vardır (bu ikinci mânâ ile aslı «meviş» tir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilloche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallizing. moiré. iris. metachromatism. galling. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalgalanmak, dalgalı olmak, Osm. hârelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Terementi ağacının tohumu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meneviş, menevişli vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış öğüt veya bilgi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» ten if.) (mü. mütekavvise). Yay gibi eğri, eğrilmlş, bükülmüş, kavisli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» den if.) (mü. mütelevvise). Pis, kirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «teşevvüş» ten if.) (mü. müteşevvişe). Karışık, karmakarışık, anlaşılmaz, çözümü zor («müşevveş» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesvese» den if.) (mü. müvesvise). Vesveseci, şüpheci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerlilerin yabancılardan üstün tutulması, yerlilerin hak ve çıkarlarını koruma siyaseti; fels. doğuştan gelen fikirlerin var olduğunu ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşı gelme eğilimi; şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde bulunur). Yazan, yazıcı, kâtip. Hoş-nüvîs = İyi yazan, hattat. Vak’a-nüvî» = Resmî tarihçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde geçer). Yazılı, yazılmış. Ser-nüvişt = Alınyazısı, kader.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) nesnellik taraftarlığı; (güz.) (san.) nesnel öğeler kullanma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectiviste

fel. nesnelci

Nesnelcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ovogon dağarcığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katedral veya kilise önündeki avlu; kilise önünde bulunan sütunlar veya kemer altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titiz, huysuz, ters, aksi, hırçın. peevishly z. huysuzca, hırçınlıkla. peevishness i. huysuzluk, aksilik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalça kemiği arasındaki boşluk, havsala, pelvis, leğen; anat., zool. leğen kuşağı kemikleri. pelvic arch veya girdle anat., zool. leğen kuşağı kemikleri. pelvic cavity alt karın, havsala, pelvis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pozitivizm, olguculuk, müspetçilik, Auguste Comte felsefesi. positivist i. bu felsefe taraftarı, müspetçi, pozitivist. positivis'tic s. pozitivizm taraftarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positiviste

fel. olgucu

Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basiret, sağduyu; önceden görme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkelcilik. primitivist i. ilkelcilik yanlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. (2) Rusya`da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich`in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tedarik, tedarik olunan şey; hazırlama, hazırlık; koşul, şart; çoğ. zahire, erzak; f. tedarik etmek, yemek veya gerekli şeyleri sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, muvakkat, eğreti. provisionally z. geçici olarak; şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -sos veya -soes) huk. sözleşmeye konulan kayıt, şart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarta bağlı, koşullu; geçici, muvakkat, eğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) nadir bulunur şey; harikulade kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) esritmek, çok sevindirmek; ırzına tecavüz etmek; eski zorla kapıp götürmek, gasp etmek. ravishment (i.) esrime, kendinden geçme; ırza tecavüz; eski zorla kapıp götürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esritici, çok sevindirici, kendinden geçiren, büyüleyici. ravishingly (z.) büyüleyici şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sabıkalı kimsenin yeniden suç işleme eğilimi. recidivist (i.) ikinci defa mahkum olmuş kimse, sabıkalı kimse. recidivous (s.) çok sabıkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gidiş, yürüyüş.

2.Tarz, uslûb: Hareket tarzı: Bu revişle, bu revişte.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روش] gidiş. 2.tarz, yöntem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar gözden geçirip düzeltmek; İng. tekrarlamak (ders); değiştirmek; i. düzeltme, yeniden gözden geçirme; matb. ikinci prova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltme, tashih; düzeltilmiş baskı. revisionist i. değişiklik taraftarı (öğreti veya siyaset konusunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tashih edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. relativist

fel. göreci

Bağıntıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ صدا نویس] teyp. 2.gramofon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. self-service

seçal

Kafeterya, lokanta, büyük mağaza vb. yerlerde yemeği alma, parayı kasaya ödeme gibi bazı hizmetlerin alıcı tarafından yerine getirilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ. servizio) (denizcilik). Armada bulunan hareketli halatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. ser = baş, nüvişten = yazmak).

1.Başa yazılan, alın yazısı, kader, takdir.

2.Sernâme, unvan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنوشت] yazgı, alın yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Hizmet, sofra hizmeti. 2.İdarî bir bütünü meydana getiren kısımlardan biri, şûbe: Senetler servisi, otobüs servisi. Servis kapısı = Bazı ev ve apartımanlarda dışarıdan öteberileri almak için kullanılan ayrı kapı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. serving. serve. service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. round. serve. service. department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. department. section. service charge. vehicle operated by a business or government office to convey its employees. accomodations. course. non price competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serving cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard's van.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service elevator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service elevator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serving dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish up. serve up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Servi ormanlığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سروستان] servilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevme, sevmek tarzı, muhabbet: Onu öyle bir sevişle seviyor ki!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulative. love making. making love. petting. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking. caressing each ohter. sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirini sevmek: Onlar çok sevişiyorlar.

2.Cinsî münasebette bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make love. have sex. sleep with. lie with. bang. bill. jump. lay. pet. shag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet. to make love. to like one another. be good friends. to love/like each other. to make love. to have sex. to pet. to neck. to sleep together. to sleep with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to love each other. to have sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortadan kaldırma. Siviş yılı = Hicrî ve milâdî yıllar arasındaki fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yapışıp bulaşan, mec. İnsanlar hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate person who sticks to one like glue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Belli etmeden gitmek, kaçmak.

2.Bulaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take french leave. take wing. light out. make tracks. do a bunk. sneak out of. nip off. decamp. duck. fade. flee. get away. hook it. scram. sheer off. shift away. sidle away. skedaddle. skin out. skip it. slide. slink off. make off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. evade. scuttle. sneak. to slip away. disappear. decamp. to sneak off. to abscond. to scuttle. to clear out. to clear off. to make off. to do a bunk. to bunk off. to slope off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slip away. to sneak off. to do a bunk. cut and run. cut one's stick. decamp. to take french leave. to make one's getaway. hive off. to sling one's hook. hook it. hop it. to take it on the lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. köle gibi, köleye yakışır; esir huylu. slavish imitation körü körüne taklit etme. slavishly z. kölece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öznelcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectiviste

fel. öznelci

Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denetlemek, teftiş etmek, nezaret etmek; idare etmek, bakmak. supervi'sion i. denetleme, nezaret, murakabe; idare. supervisor i. müfettiş, denetçi. supervi'sory s. denetçiye özgü; denetimsel; denetleyici, teftiş edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F A ). Tarih yazan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاریخ نویس] tarihçi, tarih yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyonla yaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyon, uzagörüm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» den) (c. telvîsât).

1.Bulaştırma, kirletme.

2.mec. Bozma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirtying. sullying. fouling. ruining. making a mess of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kirletmek. Beni de telvis ettiniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. teşvîşât). Karıştırma, karmakarışık etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırsızlığa alışmış; hırsız gibi, hırsızlık kabilinden. thievishly z. hırsızca. thievishness i. hırsızlık alışkanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nasihat almamış (kimse); tedbirsiz, düşüncesiz (hareket). unadvisedly z. tedbirsizce; nasihat almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicler. annalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقعه نویس] tarih yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقعه نویسان] tarih yazarları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-saed, -saing) vize, tasdik imzası; f. vize etmek, tasdik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüz, surat, çehre, sima; görünüş. visaged s. yüzlü, çehreli; görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثاق] antlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan). Sevdiğine kavuşma, vuslat. Firak mukabili: Visâl-i yâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصال] ulaşma, varma. 2.kavuşma, vuslat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kavuşma, ulaşma ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Damgalı, nişanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Koramiral.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. (çoğ. visàvis) (edat) karşı karşıya; i. karşı karşıya oturan veya duran kimse; aynı görevde bulunan memur; karşılıklı oturulur bir çeşit çift sandalye; (edat) hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus iri bir sıçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. insan veya hayvanın iç uzuvları, ahşa, bağırlar. visceral s. iç uzuvlara ait. viscerate f. bağırsaklarını çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, tutkal gibi. viscid'ity i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selülozu alkali ve su ile karıştırarak yapılan ve suni ipek için kullanılan yapışkan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvıların yapış kanlığını ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanlık, lüzucet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vikont. viscountess i. vikontes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, tutkal gibi, luzuci, cıvık. viscously z. yapış yapış. viscousness i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. visa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mengene; f. mengene ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hintlilerin üç büyük ilâhlarından ikincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülür, görünür; açık, belli. visibil'ity i. görünebilme; görme imkânı, görünürlük, görüş. visibly z. görünebilir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vizigot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. görüş; görme kuvveti; görme; önsezi; hayal, imgelem; kuruntu, evham, kuruntuya dayanan şey; f. hayal gibi görmek. visional s. hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hayali, hayal kabilinden, merak ve kuruntu cinsinden; meraklı, kuruntulu; önseziye ait; düşsel; i. hayale kapılan kimse, hayalperest kimse. visionariness i. kuruntululuk, meraklılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ziyaret etmek, yoklamak, gömrüşmeye gitmek; resmi ziyarette bulunmak; hastayı muayene için gitmek (doktor); özel bir maksatla gelmek; musallat olmak, çektirmek; i. ziyaret, görüşmeye gitme; doktorun hastaya gitmesi, vizite; k.dili. sohbet; teft

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ziyaret eden; i. ziyaretçi; göçmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziyaret, ziyaret etme; resmi kontrol; musallat olma. visitatorial s. teftişe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziyaret eden. visiting book yapılmış veya yapılacak ziyaretlerin yazıldığı defter. visiting card kartvizit. visiting day kabul günü. visiting fireman A.B.D., k.dili. resmi ziyarette bulunan kimse. visiting nurse gezer hastabakıcı. visiting profess

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir, ziyaretçi; müfettiş; turist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Tahıllardan çekilen ve damıtılarak yapılan bir çeşit ağır alkollü içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch. whiskey. whisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiskey. hoo t ch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice- consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscosity. viscosity akışmazlık. ağdalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vişne jurubü, şerbeti. 2.Kirazla vişne arası meyve veren bir ağaç ve meyvesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mayhoşça ve koyu renkli bir çeşit kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello cherry. sour cherry. morello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello. sour cherry. black cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello. sour cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ekşi kiraz): Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Meyvesinde şeker, elma ve limon asidi, A ve C vitamini vardır. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser, ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çürük vişne renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple brown. oxide brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miğferin açılıp kapanan ön parçası; güneşlik, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; yaygın görünüş; hayal edilen şeyler silsilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polonya'da Vistül nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görme duyusuna ait, optik, görülebilir, görülmesi mümkün. visual aid öğretimde görme yoluyle bilgi vermek için kullanılan sinema gibi araç. visual angle görüş açısı. visual education görerek eğitim. visual field görüş sahası. visual nerve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözünde canlandırmak, tahayyül etmek. visualiza'tion i. gözünde canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama. vivisectionist i. böyle teşrih yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by