Vız ne demek? | Vız anlamı nedir? | Vız

Vız anlamı nedir?

Vız ne demek?

Vız anlamı nedir?

Vız | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Uçan böceklerin kanatlarıyla çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Arılar vız vız uçuşuyordu. Vız geçmek, vız gelmek = Çabuk geçip kulak asmamak, ehemmiyet vermemek: Söyledimse de vız geçti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. videlicet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. felsefe). Bütün bilgilerin ve ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin etkinliğini belirten doktrin, etkincilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activisme

fel. etkincilik

1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme.

2.İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imas. olup vasfı terkibilere girer). Asılan, asılı bul unan: Dil-Avîz = Gönlün asılı bulunduğu, gönlü çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan billûr veya madenden süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. luster. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. pendant. luster. lustre. luminaire. ficture. lighting. ceiling lamp. fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آویزه] asılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eski Cenova (Genova) hükümeti ve ahalisi: Cenevizliler’den kalma; Ceneviz donanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard nut. hard nut to crack. as hard nut to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEVZ) (i. A.). Koz denilen maruf meyve. Ceviz ağacı: Koz ağacı. Cevz-i bua — Küçük hindistancevizi. Cevz-i mâil = Tatula. Cevz-i mukayyî = Kargabüken. Cevz-i Hİndî = Hindistan cevizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hickory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walnut. made of walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Koz): Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememelk gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi ceviz ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, Avîhten = asılmak). Ufak hediye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Avîhten = asılmak). Gönlün asıldığı; gönlü kendine bağlı tutan, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلاویز] güzel, gönül çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) Ka - Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Yabancı devlet parası.

2.Yabancı ülkelerde yabancı paralarla ödenecek olan poliçe, çek gibi senetler.

3.Özlü söz, böyle sözleri taşıyan afiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign currency. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign currency. foreign exchange. motto. slogan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign exchange. foreign currency / exchange. motto. slogan or a decorative ribbon or poster. placard. foreign assets. foreign currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International exchange. valuta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate. foreign exchange rate. rate of exchange. level of exchange. foreign exchange quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tam renkli, elektronik vizör, LCD’ye, daha alışıldık, geleneksel SLR fotoğraf makinesi stili alternatif olarak kullanılabilir. Sistemde tüm menüler gösterilmektedir. Gözünüzün yaklaştığını algılayan sensör içermektedir ve kullanıldığında görüntüyü otomatik olarak vizöre yönlendirebilir. Vizör ve LCD arasındaki bu otomatik “bu veya şu” çıkış seçimi, güç tüketimini azaltmakta ve pil ömrünü uzatmaktadır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. improvisation

doğaçlama

Doğaçlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. improvise

doğaçlama

Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanları sokup kanatan bir cins sinek. bk. Uvez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: carte de visite). Ziyaret kâğıdı. Herkesin isim, unvan, görev ve adresi yazılı ince mukavva parçası ki, ziyaretlerde tebriklerde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Kart.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business card. card. visiting-card. visiting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visiting card. calling card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling card. business card. business / calling card. pasteboard. personal card. visiting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur sebze ki, yaprağı ve az çok kalın olan kökü yemeğe ve turşu vesaireye girer. Sukerevizi, yabankerevizi = İnciden, selâmotu. Dağkerevizi = Imparatorya denilen bitki cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery. celeriac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celeriac. celery root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(apium graveolens): Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur. Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. constructivisme

kurmacılık

Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Yabancı Kelime

Fr. multivision

çoklu gösterim

Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» den if.) (mü. mütecâvize).

1.Geçen, aşan: Haddini mütecâviz.

2.Tecavüz ve taarruz eden, sarkıntılık eden: İki devletten hangisi mütecavizdir?

3.Geçen, aşan, ziyade, fazla: Beş bini mütecaviz («beş binden mütecaviz» dememeli).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor. assailant. aggressive. exceeding. over. invader. rapist. off base. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متجاوز] aşkın. 2.saldırgan, tecavüzkâr. 3.sarkıntılık eden, tecavüzcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Doğuştancılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nativisme

ruh b. doğuştancılık

Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivisme

fel. nesnelcilik

Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. audio-visuel

görsel-işitsel

Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio-visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Optik Vizör, LCD ekranın zor görülebildiği parlak güneş ışığı altında ya da düşük aydınlatma koşullarında kullanılır. Güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. passivisé

etkisizleştirilmiş

Etkisiz duruma getirilmiş.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Üstün. 2.Elek. Süzgeç. 3.Balık. 4.Güzellik. Cilve. 5.İran hükümdarı Hüsrev’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Auguste Comte tarafından kurulan ve felsefe meselelerinin müsbet vakalara dayanılarak müsbet ilimler tarafından çözüleceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positivisme

fel. olguculuk

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizik ötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte’un açtığı felsefe çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. primitivisme

fel. ilkelcilik

1. Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş.

2.İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1) İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. (2) Rusya`da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich`in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remittance fund. cover. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour receiver. colour set. colour television.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. révisé

düzeltilmiş, yenilenmiş

“Düzeltmek, yenilemek” anlamındaki revize etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revision. revisal. revise. review. turnaround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhaul. reconsideration. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overheal and repair. reconsideration. reexamination. revision. overhauling. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. relativisme

fel. görecelik

Bağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شباویز] ishak kuşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gerçeklerin insanlara ancak kendi düşüncelerinin mahsulü olarak göründüğünü kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivisme

fel. öznelcilik

Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(TA’VİZ) (i. A. «iyâz» dan masdar). Muska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVİZ) (i. A. «ivaz» dan masdar) (c. tâvizât) Bir şeyin diğer bir şey yerine geçmesi, bedel verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. compromise. concession. quid pro quo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. compromise. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعویذ] muska.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعویض] ödün. 2.değiştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan masdar). Câiz görme ve görülme, cevaz verme, izin verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowing. permitting. sanctioning. advising. recommending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجویز] uygun görme. 2.izin verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tecviz). Câiz görmeler, görülmeler

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفویض] birine bırakma. 2.ihale etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.birine bırakılmak. 2.ihale edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). T. Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyle hareketli veya hareketsiz şekillerin hayâlini uzaklara nakletme usûlü.

2.Bunun alıcı cihazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

t.v. television. tv. boob tube. box. gogglebox. telly. the tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tele. television. telly. the box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television. above- the-line-advertising. advertising medium. communication media. console. gross rating point. high- involvement product. telly. theme advertising. tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecine. television film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program / schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television broadcast. television broadcasting. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. videlicet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. viser’den).

1.Bir memur tarafından görülmesi şart olan evrakın bir tarafına yapılan «görülmüştür» işareti: Tezkereyi vize etmek.

2.Gidilecek memleket sefaretince pasaportla yapılan muamele.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visa. vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visa. visa vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vezir. Grand Vizier sadrazam. vizierate, viziership i vezirlik, sadrazamlık. vizierial s. vezire ait, sadrazam tarafından verilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi).

1.Uçuşan böcekler gibi ince bir sesle gürültü etmek: Sivrisinekler vızlayıp, vızıldayıp duruyordu.

2.Yavaş bir sesle fakat durmadan şikâyet etmek, sızlanıp durmak: Artık sen de vızıldayıp durma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sing. whiz. whizz. whoosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buzz. to hum. to bellyache continuously. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sızlanmak, aralıksız şikâyet edip durmak: Artık çok vızıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi).

1.Uçuşan böceklerin çıkardığı ince ses: Arıların vızıltısı.

2.Aralıksız ve sıkıcı şikâyet, sızıltı: Artık vızıltı elverir, bak bir vızıltı çıkmasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sibilance. whiz. whizz. zing. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. fizz. whiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. hum. continuous bellyaching. burr. whiz whizz. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bir işin sürat ve kolaylıkla olmasını taklit ve tasvir eder, haydi haydi: Bu işi vızır vızır yapar, vızır vızır geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Ziyaret.

2.Hekimin bir hastayı ziyareti. 3.Hekim ücreti: O tabibin vizitesi kaç liradır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee. visit. daily attendance. doctor's rounds/fee. domiciliary/medical visit. fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vızıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whiz. to buzz. to hum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kürkü çok beğenilen bir sansar cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mink. mink mink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mink coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. viseur

bakaç

Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view finder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finder. viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. visor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yük, ağırlık, Fars. bâr.

2.Suç, günah.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vision

1. sin. ve TV gösterim, 2 ileri görüş,

3.ülkü,

4.görünüm,

5.sağgörü

1. Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlaması.

2.Daha sonra olabilecekleri düşünme işi. 3.İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke.

4.Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu.

5.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by