Vl ne demek? | Vl anlamı nedir? | Vl

Vl anlamı nedir?

Vl ne demek?

Vl anlamı nedir?

Vl | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Virgin Islands.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazing up. blaze. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarmak, iştial etmek, tutuşmak. Mec.

1.Şiddetlenmek.

2.Gazaba gelmek, hiddet etmek, birden parlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. to take fire. to blaze. to grow violent. to flare up. to flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break out in flames. to burst into flames. to grow violent. to flare up. flame. glow. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevlenmiş, alevi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flames. furious. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dere, vadi, su cedveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «av» dan). Av yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting ground. shoot. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. covert. shooting ground. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. dropping thereturn gently over the net to an unprotected spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av, sayd, şikâr etmek, Osm. istiyad etmek: Tavşan, keklik, balık avlamak, mec. Gözetmek, kovalamak, tasarruf etmek. Rüzgâr avlamak = Süratle hareket etmek, Osm. bâd-ı peymâ olmak. Sinek avlamak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunt. shoot. fish. account. bag. chevy. chivvy. chivy. gun. hawk. kill. prey on. prey upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. hunt. pot. to hunt. to bag. to trap. to snare. to deceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hunt. to shoot. to deceive. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, mec. kandırılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av edilmek, saydolunmak, gafil avlanmak, aldatılmak, iğfal olunmak, kandırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting. hunt. pot. prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony AVLS (Ses Seviyesi Sınırlama Sistemi), PSP®, WALKMAN® ve diğer taşınabilir ses cihazlarında bulunan bir koruyucu özelliktir. Gürültülü bir tren gibi yüksek sesli ortamlarda ses seviyesinin tehlikeli düzeylere çıkmasını önlemek üzere tasarlanmıştır. Böylece, kulaklarınızın zarar görmemesi sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Evin veya bir dairenin etrafında duvar veya çitle çevrili yer. Havlu. (Arapça «havi» ve Türkçe «ağıl» ile benzerliği tesadüfî olmak lâzım gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backyard. court. courtyard. quad. quadrangle. yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtyard. court. quadrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

yahut BAVLU (i.).

1.Avcıların, köpeklerini alıştırmak için, kullandıkları tüyden sahte kuş.

2.Alışık doğan yavrusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (zağarı) Bavlı ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بول] idrar. 2.işeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بولی] idrar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idrar yolları hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology üroloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوليه] üroloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç tüyü olmayan, örtüsüz, çırılçıplak: Cascavlak tıraş etmişler. Cascavlak kalma = Tam mânâsıyle eli boş kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplak, açık. Cascavlak = Çırçıplak.

2.Tüysüz, dazlak: Başı cavlak = Daz kafalı. Ar. eslâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplaklık.

2.Tüysüzlük, dazlaklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya), (bk.) Şelâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Büyük çağlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Terbiye olmamış şahin ve doğan yavrusu (terbiye olmuşuna bavlı derler).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar : (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vızıltılı, gürültülü, sesli: Pek civcivli bir yer.

2.Canlı, ruhlu, kalabalıklı: Pazarın en civcivli vakti. 3.Sıcak, hararetli, kaynayan: Sıcağın en civcivli vaktinde.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyi vatandaş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça tabl-bâz’dan galat ki, davulcu demektir). Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire; yan kamaralar da bunların altında bulunurdu: Davlumbazın üstüne çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney hood. paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood fume. hood uptake. fume cupboard. mantel flue. cowl. drum. paddle wheel. paddle box. side paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bk.) Devlet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.)” (e. düvel).

1.Baht, talih, saadet: Devlet ve ikbal İle.

2.Makam ve nimet, servet ve varlık: Devlete nâil olmak.

3.Müstakil olarak idare edilen hükümet ve ülkesi: Türkiye, Avusturya, Fransa devleti. 4.Saltanat süren sülâle, hükümdarlık eden hânedan: Devlet-i Selçukıyye, Devlet-i Abbâsiyye. Ne devlet = Ne saadet, ne bahtiyarlık (Arapça tâbirlerde «devle» şeklinde kullanılır: Sâhib-üd-devle = Devlet sahibi).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دولت] devlet. 2.talih. 3.mevki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (1530-1577). Mübarek Giray’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman. diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister of state. Secretary of State.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state bank. government / state / national bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of state. head of / of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government bond. treasury bond. bill of credit. state bonds. government paper. funded debt. funded loan. public loan. state loan. government s e c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir büyük şahsın veya saygı ifadesi olarak hitâb edilen birinin evi, meskeni, konağı: Dün devlet-hânelerine gittimse de kendilerini bulamadım. Yarın devlet-hânede misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Osmanlı İmparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin, saadet ve ihtişamının sığınacağı yer, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük merkezi olan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Devletçilik sistemine taraftar olan.

2.Bu sisteme uygun olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of the state control. satist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), cemiyet işlerinin, bilhassa ağır sanayi ve tarımın devlet eliyle yürütülmesi usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state control. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state socialism. étatism. statecraft. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nationalized. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devlete maf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DEVLETLU

1.Dünyada. veya ahirette talih ve saadet veya makam ve nimet sahibi: Ne devletli adamdı.

2.Osmanlı devletinde vezirlere ve müşirlere verilen unvandı: Devletlû paşa hazretleri. Sadrâzamlara fehâmetlû devletlû, eski sadrâzamlara: Übbühetlû devletlû, şeyhülislâmla ra: Devletlû semâhatlû, seraskerlere devletlû atûfetlû, dârüssaâdet-iş-şerîfe ağalarına devletlû inâyetlû, mekke şeriflerine devletlû siyâdetlû, şehzâdelere devletlû necâbetlû unvanları verilirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Vezir ve müşir olan pâdişâh dâmat|arına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Sarayın kızlar ağasına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şehzâdeler hakkında kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seraskerlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli. Devletli’nin eski şekli aslı —Jı, —lig olan ek önce —lû, sonra —lu, —lü olmuştur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Korku babası. Mısır’da, Cİze’de, Ehramlar’ın karşısındaki büyük Sfenks heykeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Devletin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («velî» den itaf.).

1.Daha önce gelen, daha iyi. Ar. mukaddem, müraccah: Oyle yapmaktan ise böyle yapmak evlâdır.

2.Daha lâyık, daha uygun, tebrike değer. Ar. enseb: Bu göreve o, benden evlâdır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولی] en iyi, en uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Daha uygun, daha layık, daha iyi üstün. Hayırlı amel.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اولاد] çocuklar. 2.soy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (hukuk). Bir şahsın kız çocuklarından olan torunlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Balkanlar’ın fethinde bulunanların soyundan gelenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’yı taklid ederek Türkler’in yaptıkları bir kelimedir). Evlâtlık, Ar. bünüvvet: Evlâdiyyetle şartlı = Babadan oğula kalmak şartiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

EVLAD, EVLAT (i. A. c.) (m. veled). Veledler, oğullar, (bk.) Veled. i. Çocuk: Evlâd ve ayâl.

2.Soysop, nesil, sülâle: Evlâd-ı Resûl, evlâd-ı fâtihân.

3.Erkek, kız çocuk: Kaç evlâdı vardır? Beş evlâdı, bir erkek evlâdı, bir kız evlâdı vardır; gel evlâdım; gelin evlatlarım. Evlâd-ı zükûr = Erkek çocuklar. Evlâd-ı inâs = Kız çocuklar. Evlâd-ı memleket = Memleket çocukları, ahali, vatandaşlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. cion. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. child. son. children. descendants. daughter. filial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. son. daughter. children. offspring. descent. issue. scion. sonny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oğulluk, Ar. bünüvvet: Falanı evlâtlığa kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted child. foster child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted / foster child. adopted child. adoptee. the adoptee. adoptive child. nurse child. filiation. foster son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmayan, Ar. akîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmama, çocuksuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bahçe ve bostanın ayrıldığı bölüklerin her biri, tarla.

2.Beher dönümü dörde bölmek üzere tarlada derin sürülen sapan yolu: Çiftçi eğilmeyince evlek doğru gitmez.

3.Kırk arşın genişlik ve boydan ibaret olan dönümün çeyreği: Bir dönüm dört evlektir.

4.Su yolu, avlak, Ar. harîk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow. water channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be married off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marrying off. giving in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ev bark sahibi etmek, eş vermek. Osm. teehhül ettirmek, tezvîc etmek: Kızımı evlendirdim; oğlumu evlendireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marry. to marry off. to give in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to marry off. to marry in a civil ceremony. give away. marry. mate. tie. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlenmek işi, Osm. teehhül, tezevvüc, izdivâc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. match. getting married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. bed. celebration of marriage. contraction of marriage. marrying. match. matrimony. wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eş olmak, ev bark sahibi olmak, Osm. teehhül etmek, tezevvüc etmek, izdivaç yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marry. get married. wed. make a match. espouse. lead to the altar. change one's condition. hitch. hitch up. mate. pair off. get spliced. unite. take to wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. to get married. to marry. to get married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get married. to marry. to wed sb. to take sb in marriage. celebrate a marriage. change one's conditions. to change one's condition. contract marriage / matrimony. hitch. step off the carpet. take in matrimony. tie the knot. wed. to take to wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmarried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone. sole. spinster. unmarried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («evlâ» ism-i tafdîline masdar edatı katılarak Türkler’ce yapılmış kelime). Daha lâyık ve münasip olma. Ar. rüchân, takaddüm: Bu işte evleviyyet vardır; falan bu işe evleviyyetle lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولویت] öncelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ev» den). Ev bark sahibi, Ar. müteehhil, zü’l-zerc, karılı, kocalı: Evli adam, evli kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connubial. handcuffed. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

married. hitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

married. having houses. hitched. hooked. wedded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eve mahsus veya lâyık, evde yaşar, Ar. beytî: Evlik hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evli adam veya kadının hâli. Osm. müteehhillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. marital. spousal. nuptial. conjugal. connubial. marriage. spousal. wedlock. matrimony. hymen. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. married. matrimony. union. wedlock. marital. conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrimony. wedlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra conjugal. out of wedlock. illegitimate. unlawful. extramatrimonial. extramarital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. velî). Velîler, (bk.) Velî. Velâyet ve keramet sahibi, Tanrı’ya yakın adam: Bu türbede bir büyük evliyâ yatıyor. Veli gibi iyi ahlâk sahibi: Bu adam Adeta evliyadır (Türkçe’de müfret gibi de kullanılır, fakat «evliyâlar» şeklinde ikinci defa cem hâline getirilmesi kaidelere aykırı sayılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. mahatma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. muslim saint. siant-like person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moslem Saint (s. saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اوليا] velîler. 2.önderler. 3.yetkililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Velil(Erkek İsmi) 2.Allah’ın dostları. 3.İman edip salih amel işleyenl(Erkek İsmi) 4.Allah yolunda mallan ve canlarıyla cihad edenl(Erkek İsmi) 5.Allah’ın emaneti olan dinini ve hükümlerini yeryüzünde tevelli ederek korumaya çalışanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entrusted with a task. to be charged with a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrusting. employment. commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrust. employ. place. give work. commission. deploy. draft. draught. draw out. elect. instruct. post. set on. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. commission. designate. employ. to commission. to charge. to employ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with a duty. to entrust sb with a task. charge. nominate. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assigned duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vazifeli, görevi olan, vazifedar, memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on duty. employee. attendant. functionary. incumbent. office-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. officer. official. charged. employee. in charge. on duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged. assigned. appointed. on duty. commissional. commissioned. functionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. mollycoddle. mother's darling. mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kuvvet, kudret: Lâhavie ve-lâ-kuvvete illâ billahi’l-aliyyUl’-azim = Kuvvet ve kudret ancak Cenâb-ı Hakk’a mahsustur.

2.Sene, yıl.

3.Etraf, çevre (cem’i olan hevâil daha çok kullanılmıştır) (avlı dediğimiz kelime de Yunanca’ dan veya Türkçe ağıl’dan çıkmış değilse, bundan olabilir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حول] güç. 2.çevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay. yap. yelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpek bağırmak, hav hav etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bark. woof. yelp. yap. bay. howl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark at. to bark. to bay. to woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark. to bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Topalan ağacı.

2.Cehrî bitkisinin özsuyu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Etraf, çevre, güç, kuvvet. 2.Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet inmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Avlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce tüyü ve ülkeri olan: Sık havlı kadife, havlı kumaş. Ekseriya tüylü yapılan silecek, el havlusu, abdest havlusu, yemek havlusu, ayak havlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flocculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zencefillerden, güzel kokulu bir bitki cinsi (alpinia).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(alpinia): Zencefilgillerden, ıtırlı bir bitkidir. Doğu Asya’da yetişir. Kök sapları baharat olarak kullanılır. İçeriğinde “Alpinol” ve “Alpinin” gibi maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Tükürük ifrazatını artırır. Göğsü yumuşatır. Vücudun güçlenmesini sağlar. Mide, bağırsak gazlarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. Hava yutmayı önler. Grip ve soğuk algınlıklarında vücudun ısınmasını sağlar. Baş ağrısı ve baş dönmelerini dindirir. İdrar söktürür. Romatizma ve nikrisin şikayetlerini hafifletir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). El, yüz, ayak kurulamaya mahsus tüylü dokuma, (bk.) Havlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. towel. facecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rail. towel cupboard. for making towels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack. toweling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe söylenişi HAVL) (i. A.) (c. ehvâl). Korku, korkma, ürkme, dehşet: Can havliyle = Can korkusuyla. Ebu-I-Hevl = Mısır’da Cİze’de büyük piramitlerin yanında, Firavunlar’dan kalma insan kafalı büyük arslan heykeli. Fransızca: Sphinx. ■

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هول] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Korku getiren, korku veren, korkunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Korku ve dehşet verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هولناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırlayıp atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerde kullanılan kalın bir sicim çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemilerde kullanılan bir çeşit kalın sicim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devletin İtimâdı, güveni. 2.Safevî sadrâzamlarına verilen unvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ağaç çileği, sarı ahududu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin izzeti. Ortaçağ Türk devletlerinde hükümdar unvanlarından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قول] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akvâl).

1.Söz, lâkırdı, Fars. suhan, güftâr: Onun kavliyle hareket ediyor, filânın kavline göre. Fiil zıddı: Fiiti kavline uygun, kavli işine benzemiyor.

3.Sözbirliği etme, sözleşme, mukavele, uyuşma: Biz onunla kavlettik; kavileşmişler. Kavl-i hod = Kendi sözü; kimse tarafından tasdik olunmayan söz. Kavl-i mücerred = İsbat olunmayan söz: O dava kendisinin kavl-i mücerredinde kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kavi = söz, Fars. nâme = yazılı şey). Üzerine bir mukavele ve anlaşma yazılmış ve imzalanmış kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu kabarıp düşmüş, kabuğu ayrılıp dökülmüş: Kavlak ağaç. Kaskavlak (cascavlak) = Büsbütün soyulmuş, çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabarıp parça parça dökülmek, şişip etinden ayrılarak düşmek: Yüzü kavladı, yılanın derisi kavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sözle, söz olarak, zıddı: fiilen. Kendisi kavlen birçok şeyler vadediyorsa da henüz ortada bir şey yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kavliyye). Söze ait: Kavlî eserler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasığı şiş, fıtıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «LA-havle ve lâ-kuvvete illâ-billâ-hül-aliyyül azîm» duası ki, «kuvvet ve kudret ancak Cenab-ı Hak’tadır» mânâsıyie bir belâ ve tehlike sırasında ve sabrın tükendiğini açıklamak için kullanılır: Lâhavle okuyarak gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça ibare). «Sen olmasaydın, yeri, göğü yaratmazdım». Pek meşhur bir hadîs-i kudsî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kedi) Mav etmek, miyavlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مولی] Tanrı. 2.efendi. 3.velî. 4.köle azat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مولد] doğum yeri, doğuş yeri. 2.mevlüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yeni doğmuş çocuk. 2.İhsanın doğduğu y(Erkek İsmi) 3.Doğulan zaman. Hz.Muhammed’in doğumunu anlatan manzum es(Erkek İsmi) - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mevlud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kedi miyav sesi çıkarmak, (bk.) Mavlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mew. miaow. yowl. to meow. to miaow. to mew. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vely» den if.) (mü. müstevliyye).

1.Zapt ve istilâ eden, sahip olan, ele geçiren: Cengiz Han bütün Asya’ya müstevli olmuştu.

2.Yayılan, yayılıp her tarafı kaplayan. Illet-i müstevliye = Vebâ veya kolera gibi, bir yere girince yayılan salgın hastalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invader. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yun.’dan). Navlun, (bk.) Navlun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartage. freight. portage. carriage. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight charge for cargo. freight. freight rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight. freightage. shipment. freight. freight charge. freight fare. truckage. carriage chart. cartage. freight charges. maritime freight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نودولت] sonradan görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have been given the duty of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has taken sth on as a duty. sb who is on duty. incumbent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادق القول] doğru sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gemilerde sancağı, işaret bayrağı ve flamalarını direğe çekmeye mahsus ince ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cirit oyununda atın üstünden topu kaldırıp almada kullanılan ucu eğri deynek, çevgân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saldırma, şiddetli hücum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صولت] akın, saldırı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şiddetli saldırı, hücum.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadınlar arasında «nüzul, felç» mânâsında kullanılan Arapça bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiv şekline girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şiv şeklinde: Şivli duvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça tavile’den veya Latince stabulm’dan). At ahırı. Tavla uşağı = Seyis yardımcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca tavola). Hânelere bölünmüş iki taraflı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla oynanılan oyun ki, satrançla beraber Hindistan’dan gelmiştir: Tavla oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon. tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At beslenen tavlaya bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. tempering. heat treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. dampening. bomboozling. tempering. heat treatment. annealing process. cementation. roasting. lighting. humidification. conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tav vermek, lüzumu derecede ısıtmak veya nemlendirmek: Demiri, kâğıdı, tütünü tavlama.

2.(argo) İyilikle aldatarak bir işe ikna etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper. to bring to its best condition. to swindle. to anneal. to dampen. to chat up. to try and pick up. to try and get off with. to cajole sb. to coax sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dampen. to anneal. to fatten. to trick. to hoodwink. to bamboozle. to pull the wool over sb's eye. to now. to beguile. to charm. to heat-treat. to fry. to roast. to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tava getirmek, semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tava getirilmek, lüzumu derecede “ısıtılmak, kıvâma getirilmek: Demirin işlenmesi için tavlanması lâzımdır.

2.Islanmak, nemlenmek, üstüne su serpilmek: Kâğıt tavlanmadıkça basılmaz.

3.mec. Semirmek, dolmak, tüyü düzelip parlamak: En zayıf hayvan bile çayırdan tavlanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tav verdirmek, su serptirmek, ıslattırmak: Tütünü, kâğıdı tavlattınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tavını bulmuş, kıvâmına gelmiş, lüzumu derecede ısınmış veya ıslanmış: Tavlı demir, tütün, kâğıt.

2.mec. Semiz, dolgun: Tavlı at.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealed. heat treated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde sintinenin üstündeki güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten).

1.Doğurma, dünyaya getirme: Herkesi bir ana tevlid etmiştir.

2.Doğurtma, doğum yapmakta olan bir kadına veya bir dişi hayvana yardım etme, ebelik etme: Filan kadını hangi ebe tevlid etti?

3.mec. Vücuda getirme, hâsıl etme, sebep olma, sebebiyet verme: Bu meseleyi tevlid eden odur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توليد] doğurtma, üretme. 2.meydana getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.üretmek. 2.meydana getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Birini müteselli etme, bir vakfa mütevelli tayin etme.

2.Mütevellîlik, mütevelli sıfat ve vazifesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yivi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbed. grooved. chamfered. rifled. fluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zilve.

Türkçe Sözlük by