Vol. ne demek? | Vol. anlamı nedir? | Vol.

Vol. anlamı nedir?

Vol. ne demek?

Vol. anlamı nedir?

Vol. | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. volcano, volume, volunteer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilikseverlik; cömertlik; yardım, sadaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardımsever, başkalarına iyilik etmek isteyen; kar gayesi gütmeyen.benevolently z. yardımseverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarılmış, bukulmuş, dürülmuş, helezoni, helisel; karışık, zor anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büklüm,sarılış,dürülüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakil, devir, intikal, hak intikali, havale, terk; gerileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). intikal ettirmek, devretmek, havale etmek, bırakmak, terk etmek; (gen). on, upon veya to ile geçmek, intikal etmek, kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. evolution

gelişme

Gelişmek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) evolüt, kıvrıklık merkez eğrisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) evrim, tekamül, inkişaf, gelişme, açılma. evolutionary (s.) evrimsel, tekamü1i. evolutionism (i.) evrim teorisi; bu teoriye inanma. evolutionist (i.) evrim teorisi taraftarı; zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed veya led, ing veya ling) (k).dili vakit öIdürmek, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppalık; saçmalık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, ehemmiyetsiz; anlamsız, manasız, saçma, boş uçarı, sathi. frivolously (z). hafiflikle, ehemmiyetsiz bir şekilde. frivolousness (i). uçarılık; önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine sarmak; birbirine dolaşmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. involucres, involucra) (bot.) Iifafe, bürüm, bileşik çiçeklerin sapları altında bulunup bir daire teşkil eden ufak yapraklar. involucral (s.) böyle ufak yaprakları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilmeden yapılan ihtiyar harici; tasarlanmamış. involuntar'ily (z.) istemeyerek, ihtiyar harici olarak, elde olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dolaşık, müşkül, karışık, girift; (bot.) içeriye kıvrılmış; (zool.) bazı böcek kabukları gibi içeriye kıvrılmış, helezoni; (i.), (geom.) involut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıvırma, sarma; kıvrılmış şey; karışıklık, dolaşıklık; (gram.) muğlak cümle, karışık ifade; (fizyol.) genişlemiş veya açılmış bir uzvun eski haline dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icap ettirmek, bağlamak, tabi kılmak; sarmak, kuşatmak, ihata etmek, içine almak, ihtiva etmek; karıştılrmak, sokmak (müşkülat veya derde); duçar etmek; (mat.) belirli bir dereceye yükseltmek. be involved (gen.) in iie alakası olmak, karışmış bul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolayca anlaşılamayan; çapraşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağlılık, ilgi, alaka; karıştırılma, sarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1000 volta eşit elektrik gerilimi birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electromotive force equal to one thousand volts. a unit of potential equal to a thousand volts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lağv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burton. destruction. perdition. ruination. smash. smash up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the dogs. go phut. go to rack and ruin. go to ruin. be ruined. go smash. be destroyed. canker. go down. lie in ruins. shipwreck. smash. smash up. go west.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatter. to be destroyed. to be ruined. to be spoiled. to be cut up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be destroyed. to be ruined. to be obliterated. to be wiped out. to go to the dogs. fall. perish. to go to pot. to go smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü niyetli, hain. malevolence i. kötü niyet. malevolently z. kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. voltun milyonda biri, mikrovolt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) ister istemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) üst üste gelmiş; birbirine sarılmış (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. jeoloji). Toparlak taneler hâlinde kalker.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. isyan etmek, ayaklanmak; karşı gelmek; (at veya against ile) tiksinmek; i. isyan, ayaklanma; şiddetli anlaşmazlık halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, iğrenç, korkunç. revoltingly z. tiksindirici surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. geriye veya aşağıya doğru kıvrılmış (yaprak kenarları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönme, devir; bir cismin bir merkez etrafında dönmesi; bir gezegenin güneş etrafında dönmesi; devir süresi, devre; inkılâp, devrim, fikir devrimi, hal ve kıyafetlerin değişmesi; devlet yönetiminin tamamen değiştirilmesi; ihtilâl, isyan. revolution

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek; dönmek, devretmek; bir devre içinde dönmek; mutalaa etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Tabanca, altıpatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, revolves; specifically, a firearm with several chambers or barrels so arranged as to revolve on an axis, and be discharged in succession by the same lock; a repeater. a pistol with a revolving cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolver. pistol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pistol with a revolving cylinder. a door consisting of four orthogonal partitions that rotate about a central pivot; a door designed to equalize the air pressure in tall buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, usually a handgun, with a multi-chambered cylinder that rotates to successively align each chamber with a single barrel and firing pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term credit card issuers use for card holders who roll over part of the bill to the next month, instead of paying off the balance in full each month About seven out of 10 card holders revolve the debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term credit card issuers use for cardholders who roll over part of the account balance to the next month, instead of paying off the balance in full each month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projectile weapon of the pistol type, having a breechloading chambered cylinder so arranged that the cocking of the hammer or movement of the trigger rotates it and brings the next cartridge in line with the barrel for firing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of pistol named for its unique feeding system consisting of a revolving cylinder with multiple cartridge chambers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gat , gun , revolver , sixgun , revolvers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabanca, mükerrer ateşli tabanca, altıpatlar, revolver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. döner, devir yapan. revolving door döner kapı. revolving fund döner sermaye, işleyen para; daima ödünç verilip iade edilen para. revolving light döner fener.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

amonyum karbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yukarı Volta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit talaş böreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. volcano, volume, volunteer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir motorun veya bir makinenin çalışmasını düzenlemek için kullanılan çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flywheel. balance wheel düzenteker. blas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flywheel. steering wheel. flounce. frill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçan, uçabilen; atik, çevik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1879'da Alman Johann Schleyer tarafından icat olunan milletler arası uydurma dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anat. avuca veya ayak tabanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buhar olabilen, buharlaşabilen, uçar, gaz haline gelir; havai, hafif meşrep; dönek; çabuk alevlenir; kısa süreli, geçici; devamsız. volatileness, volatility i. buharlaşabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uçucu gaz haline koymak veya girmek, buhar olmak. volatilizable s. buhara dönüşmesi mümkün. volatiliza'tion i. buharlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanardağ kabilinden, yanardağ gibi; yanardağ içinden çıkmış; volkan gibi; patlayan. volcanic ash yanardağ külü. volcanic bomb yanardağ patlamasında dışarıya flrlayan yuvarlak lav parçası. volcanic cone yanardağ lavlarından meydana gelen konik yığ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanardağ ısısının etkisine maruz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağ, volkan. volcanist i. yanardağ uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. volkanik olaylardan bahseden ilim. volcanological s. bu ilme ait. volcanologist i. bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deal at cards that draws all the tricks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To win all the tricks by a vole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They have a thick head, short ears, and a short hairy tail. any of various small mouselike rodents of the family Cricetidae having a stout short-tailed body and inconspicuous ears and inhabiting fields or meadows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of various small mouselike rodents of the family Cricetidae having a stout short-tailed body and inconspicuous ears and inhabiting fields or meadows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarla faresi, kır sıçanı. field vole kır sıçanı, zool. Microtus arvalis. short-tailed vole tarla sıçanı, zool. Microtus agrestis. water vole su sıçanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bazı iskambil oyunlarında bütün kağıtları kazanma; f. bir oyunda bütün partiyi kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük kuş kafesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). El ile oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. volleyball

sp. uçan top

Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volleyball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volleyball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Al.). W senbolüyle gösterilen, ancak 3.000 derecede eriyen, tungten diye de anılan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Volga nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı kayıklarının ağ dolamaları: Voli çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casting of a large fishing net. ill-gotten gain. haul. quick buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçucu, uçabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçuş; uçma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. irade, irade kuvveti. voli tive s. iradeye ait, irade kabilinden; irade veya arzu ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yanardağ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. volcan

jeol. yanardağ

Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano yanardağ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) - Yanardağ, burkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lieder) Al. halk türküsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yaylım ateş; küfür savurma; (tenis) topun yere değmeden geri vurulması, vole; f. yaylım ateş etmek; birçok şeyi hep birden atmak; (tenis) topu yere değmeden vurup geri çevirmek, vole vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. voleybol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. volontarisme

fel. ve ruh b. istenççilik

Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. motoru kapatıp uçağı planör gibi kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektromotor kuvvet veya elektromotor gerilim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular tread; a gait by which a horse going sideways round a center makes two concentric tracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden movement to avoid a thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical potential One volt is the electrical potential that will cause one ampere of current to flow through one ohm of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electrical pressure One volt is the amount of pressure that will cause one ampere of current in one ohm of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The derived SI unit of electric potential difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The meter-kilogram-second unit of electromotive force, or potential difference; the potential difference between two points in an electric field such that one JOULE of work moves a charge of one COULOMB between these points The electrical force that, if s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measure for electrical potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A VOLT is a unit of electrical pressure measuring the force or push of electricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of electromotive force or electrical pressure One volt is the amount of pressure that will cause one ampere of current to flow through one ohm of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantitative unit of measurement of electrical voltage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of potential difference or electromotive force One volt is the potential difference needed to produce one ampere of current through a resistance of one ohm Voltage is the driving force throughout a sound system from the microphone input to the speake

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electrical pressure It measures the force or push of electricity Volts represent pressure, correspondent to the pressure of water in a pipe A volt is the unit of electromotive force or electric pressure analogous to water pressure in pounds per

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of potential difference; joules per coulomb Electrical 'pressure '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement of electromotive force necessary to produce one ampere of current in a circuit having a total resistance of one ohm The volt is named for Alessandro Volta, an 18th century Italian physicist. measure of electrical potential, 110-vol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of voltage or potential difference. a unit of measurement for electrical pressure; named after the Italian scientist Alessandro Volta. the unit of electrical potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electromotive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of electromotive force Amount of force required to drive a steady current of one ampere through a resistance of one ohm current of one a. the unit of electrical potential defined as one joule of work per coulomb of charge transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measure for voltage Voltage is the electrical pressure which forces the current to flow in a conductor such as a wire Volt-Ampere Voltage multiplied by the current ; apparent power For instance, a device rated at 10 amps and 120 V has a VA rat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit that measures the amount of electrical pressure. a unit of potential equal to the potential difference between two points on a conductor carrying a current of 1 ampere when the power dissipated between the two points is 1 watt; equivalent to the po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atın bir merkez etrafında yan yan yürüyerek dolaşması; eskrimde vuruştan sakınmak için yapılan ani sıçrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. volt. volt ampere voltamper. volt meter i. voltmetre, voltölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. gemicilik).

1.Bir halatı bir yere bir defa dolama.

2.İki zencirin birbirine, zencirin demire dolaşması.

3.Geminin rüzgâra karşı gidebilmek için sağa sola zigzag yapması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A turning; a time; chiefly used in phrases signifying that the part is to be repeated one, two, or more times; as, una volta, once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Seconda volta, second time, points to certain modifications in the close of a repeated strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian physicist after whom the volt is named; studied electric currents and invented the voltaic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one turn of a hawser or cable around a cleat. fouling of a cable. traverse sailing. hitch. rolling. lurching. tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian physicist after whom the volt is named; studied electric currents and invented the voltaic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -te) İt., müz. defa, kere, devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. voltaj, gerilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kimyasal kuvvetle meydana gelen elektriğe ait, galvanik. voltaic battery, voltaic pile kimyasal elektrik meydana getiren batarya, galvanik pil. voltaic induction elektrikleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr.). Elektrikte gerilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. voltage

fiz. gerilim

Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromotive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltage. tension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Y.). Elektrik akımıyla suyu ayrıştırmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatmetre, vatları ölçme aleti; volt veya amperi ölçebilen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt-ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. cephe değiştirme, geriye dönme, politika değiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. T.). Volt ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentiometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan, söz akıcılığı olan; çenebaz; yuvarlanan; bot. sarılan. volubility i. çok ve çabuk konuşma, cerbeze. volubly z. akıcı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. volume

ses düzeyi, ses

Müzikte sesin alçaklığı veya yüksekliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap cildi; bir cilt kitap; hacim, oylum; miktar; müz. sesin azlığı veya çokluğu. an odd volume tek cilt. It speaks volumes. Çok manalıdır. Kitaplar doldurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. gaz veya sıvı veya katı cisimlerin hacmini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. maddelerin hacimlerini karşılaştırarak ölçmeye ait. volumetrically z. hacimleri ölçerek. volumetry i. hacim ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hacimli, pek büyük; çok cilt doldurur; çok katlı; çok kitap yazan, verimli, doğurgan. voluminously z. verimli bir şekilde. voluminousness i. doğurganlık, verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ihtiyari, isteyerek, istemli, gönül rızası ile, gönüllü, fahri, gönülden kopan; iradeye bağlı; kendi isteğiyle hareket eden, irade sahibi; hür, serbest; i. ihtiyari hareket; müz. kilisede ayin başlamadan önce veya bittikten sonra org solosu. vo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. din ve eğitim kurumlarının yardımlarla desteklenmesi ilkesi; gönüllü iş veya para ile idare edilen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kendi isteği ile bir vazifeye giren kimse, gönüllü; gönüllü asker; huk. kendisine karşılıksız olarak mal verilen kimse; ekilmeden büyüyen bitki; s. gönüllülerden ibaret, gönüllü; kendiliğinden büyüyen; f. kendi isteği ile bir şeyi teklif

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvetli; sefahate düşkün; duysal, hissi; zevki seven, zevke düşkün, tenperver. voluptuously z. şehvetli bir şekilde. voluptuousness i. şehvete düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mim. kıvrım, sarmal bir şekilde kıvrılan süs; zool. sarmal tek kabuklu deniz böceği kabuğunun bir kıvrımı; zool. sarmal kabuklu bir çeşit deniz böceği; s. sarmal, helezoni, kıvrık. volution i. helezonun her bir kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by