Vurucu Tim ne demek? | Vurucu Tim anlamı nedir? | Vurucu Tim

Vurucu Tim anlamı nedir?

Vurucu Tim ne demek?

Vurucu Tim anlamı nedir?

Vurucu Tim | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

team of sharp shooters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلب احتمال] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاستمرار] sürekli, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner of telling. expression. strain. verbalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression. narration. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ adj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek arkalıklı sandalyede oturulunca başın geldiği kısmı örten bez parçası; koltuk örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıtmaya karşı kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). zıt zerrelerden oluşmuş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Sb senbolü ile gösterilen mavimsi beyaz renkte bir maden. Bazı alaşımlarda, bu arada basım harfleri alaşımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antimon, rastık taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. antimoine, kimya). Basit cisimlerden (elemanlardan) bir maden ki, kurşunla karışık olarak matbaacılıkta kullanılır, antimon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining. refinement. purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Artma: Nüfus artması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişince miktarı çoğalır gibi görünen: Artımlı pirinç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aktemur).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su

Hazırlanışı : Su dolu cezveye; 2 kahve kaşığı nane konur. Kaynatılır. Her sabah, aç karnına bir çay bardağı (şekersiz) içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateşli silâhların boşaltılması, atılması, Fars. endaht.

2.Kurşun menzili, kurşunun yetiştiği mesafe.

3.Silâhın bir defa atılması için lâzım gelen barut vesaire: Bir atım barut.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throw carded. throwing. casting (off. pitch. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who cards cotton / wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh atmaya yetecek miktar: Üç atımlık barut. İki atımlık saçma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for rounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatma vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2.Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. representation. description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. conclusion. end. epilogue. termination. ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. end. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. limitless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Barsaklarda kalan sindirim artıkları, böbreklerin süzdüğü sidik ile tükrük, sümük ve ter gibi salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوتيمار] balıkçıl, botimar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santim, frankın yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). iki vuruşlu ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing. distributive. dividing. distribution. handling. circulation. deploy. dispensation. dispersal. dispersion. division. repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. distribution. issue. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. distribution. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. deliveryman. roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gündüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. check. test. audit. review. superintendence. governance. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. check. control. inspection. supervision. audit. censure. censorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. check. inspection. auditing. control. audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. runaway. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünkörü yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Donatmak işi, teçhiz.

2.(askerlik) Birliklere gerekli olan silâh ve makineleri sağlama işi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipping. arming. rig. supplying. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. device. appliance. armature. garnish. harness. tackling. tackle. installation. rigging. rig. purchase. train. mounting. furniture. ap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sedefinden tek olarak çıkan iri, büyük inci. mec. Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Talim ve terbiye, maarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructional. education. training. instruction. schooling. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. education. schooling. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeci, maarifçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. trainer. educationalist. educationist. academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educator. educationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationalist. educator. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) saygıdeğer, itibarlı, değerli, mümtaz, hürmete şayan; sayılabilir. estimably (z.) saygıdeğer bir şekilde, hürmeteşayan olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i.) fikir edinmek , hukum vermek; takdir etmek, tahmin etmek, kestirmek: paha biçmek: hesap etmek: (i.) hesap, tahmin, takdir; rey; fikir; (ikt.) şirket veya devletin önceden yapılansenelik masraflar hesabı estima'tion (i.) hesap etme; hesap, rey,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologue

köken bilimci

Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom manufacturing. contract manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sütten kesilmiş çocuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar) (Kadın İsmi) 1.Sütten kesilmiş. 2.Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.- Hz.Peygamber’in Hz.Hatice’den dünyaya gelen en küçük kızının adıdır. Hicretten 18 yıl önce 605’te Mekke’de dünyaya gelmiştir. 632 yılında Medine’de vefat etmiştir. 18 yaşında iken Hz.Ali ile evlenmiş, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin, Hz.Ümmü gülsüm ve Hz.Zeyneb adında dört çocuğu vardır. Rasûlullah (s.a.s)’tan sonra 6 ay yaşamıştır. Lakabı Zehra’dır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fâtımiyye) (c. fâtımiyyûn). Hazret-i FAtıma sülâlesinden olmak iddiasında bulunan ve önce Kuzey Afrika, sonra Mısır’da hükümet süren hanedana mensup imparatorların takındıkları unvandır: Fâtımî ülkesi, Fâtımî hükümeti, Fâtımîler devri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçmiş zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. full-time

tam gün

Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» den if.) (mü. hâtime).

1.Mühürleyen, mühür basan.

2.Bitiren, hatmeden: Hâtim-I Kur’an.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hatm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sona erdiren, bitiren. 2.Mühürleyen, mühürleyici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Son, encâm, akıbet, pâyân: Hâtime çekmek = Bitirmek.

2.Bir kitabın sonuna eklenen makale ki, ekseriya neticesi hükmündedir. Son söz; fâtihe mukaddime, ön söz zıddı: Hâtime-i kitâb, hâtimet-ül-kitâb. r


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاتمه] son. hâtime vermek; son vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hatim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtime = son, Fars. keşîden = çekmek). Hâtime çeken, bitiren, tamamlayan, sona ediren, ikmâl eden: Hâtimekeş olmak = Bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Mühürleme, mühür basma (çok kullanılmışsa da yerine kullanılan temhir yanlış olduğundan, hatm ve tahtîm demek doğrudur).

2.Bitirme, tüketme, sona erdirme: Hatm-i kelâm etmek = Sözü bitirmek. Söze nihayet vermek.

3.Kur’an-ı Kerîm’i tamamen okuyup bitirme, başından sonuna kadar okuma: Ramazanda Kurân-ı Kerîm’i hatmedeceğim. Bir hatim indireceğim.

4.Okuma dersi olarak Kur’an-ı Kerîm’i okuyup bitirme: Bir senede hatmetti: Hatm-I Kur’ An = Kur’an hatmi. Hatm-i kelim = Söz hatmi, sözü bitirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت اجتماعيه] toplum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-service training. on-the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar) (c. ictimâiyyât). T. Toplanma, bir yere gelme, birikme, yığılma: Birçok halk içtimâ etmişti. 2.Bir meclis veya hey’etin toplanması, Ar. in’ikad: Bugün meclisin, komisyonun içtimâ günüdür.

3.İki veya daha fazla şeyin birlikte bulunması: Ictimâ-ı zıddeyn = iki zıt şeyin bir araya gelmesi, (edebiyat) Ictimâ-ı sâkineyn = iki sessiz harfin yan yana bulunması (astronomi) İki gezegenin yan yana gelmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering. meeting. assembly. general meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجتماع] toplanma, bir araya gelme, toplantı. 2.toplum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

toplanmak, bir araya gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعات] toplantılar, bir araya gelişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعی] toplumsal, sosyal, toplumbilimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ictimaiyyata ait. Sosyal, Fr. social.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sosyalleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). insan topluluklarının yaşayışını, bu toplulukları idare eden nizamları inceleyen ilim. Sosyoloji, Fr. sociologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيات] sosyoloji, toplumbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyolog, toplumbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيون] sosyologlar, toplumbilimciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gam» dan masdar). Kederlenme, gamlı ve kederli olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Zararlı yiyeceklerden kaçınma, perhiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHTİMAL) (i. A. «hami» den masdar) (c. ihtimâlât).

1.Yüklenme, kaldırmaya iktidar, tahammül: Nâ-tüvandır, anda bû teklîfe yokdur ihtimâl (Fuzûlî).

2.Mümkün olma, imkân, akla yakın olma, bir şeyin olabilmesi: Bu işin bugün bitmesi ihtimali zayıftır. Buna ihtimal vermem. Ağleb-i İhtimâle (ve doğrusu) ağleb-i ihtimâlâta göre = Her ihtimale karşı. İhtimâli yoktur = Mümkün değildir. İhtimaldir (ve doğrusu muhtemeldir yahut) ihtimali vardır = Mümkündür. İhtimâl-i baîd = Uzak ihtimal. İhtimâl-i galib = Kuvvetli ihtimal. Olabilir, belki: İhtimal bu akşam gelirler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probability. possibility. contingency. chance. likelihood. presumption. eventuality. potentiality. prospect. sight. verisimilitude. odds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. eventuality. possibility. probability. prospect. contingency. probably. very likely. eventually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probability. probably. chance. choice. liability. lookout. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ احتمال] olasılık. 2.yüklenme. 3.belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احتمال که] belki de, muhtemelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanmak, tahmin etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتمالات] olasılıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. ihtimâmât). Fazla dikkatle çalışma, özenerek çalışma: Bu işe tam bir ihtimâm ile teşebbüs edelim. Fazla ihtimâm gerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solicitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. painstaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. accuracy. assiduity. elaboration. heed. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهتمام] özen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dikkatle çalışma, önemle inceleme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» den masdar). Mayalanıp kaynama, ekşiyip mayalanma: Hamur, şarap ihtimâr etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmittal. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. transmittal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education. elementary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary education. primary education. primary instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, evlilik dışında doğan; kanuna aykrı; makul olmayan, saçma. illegitimacy i. piçlik, gayri meşru olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Renk değiştirme.

2.Sararıp solma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLTİMAS) (i. A. «lems»

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favoritism. favouritism. favor. favour. pull. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour. favouritism. pull. protection. patronage. favor. favoritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential treatment. protection. patronage. favour. leverage. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التماس] kayırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), iltimas yapan, yaptıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favo u ritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltiması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba sığmaz; paha biçilmez, takdiri imkansız; çok kıymetli. inestimably z. hesaba gelmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir nesil ve nesebe mensup olma, intisab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ima etmek, dolayısıyle anlatmak. intima'tion (i.) ima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çok yakın dostluk ve ilişkiye ait; deruni, içten, yürekten, candan; mahrem; yakından; (i.) teklifsiz dost; candan arkadaş. be intimate with ile samimi olmak; kanun dışı cinsi münasebeti olmak. intimacy (i.) mahremiyet, teklifsiz dostluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gözünü korkutmak, sindirmek, yıldırmak. intmida'tion (i.) gözdağı verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on- the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). İşitme duyusu, işitme kabiliyeti, Ar. sâmia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayardaki temel kontrol yazılımıdır. Çok bilinen işletim sistemleri arasında DOS, Microsoft® Windows® 95/98/2000/XP ve Windows NT® bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(galatı: İSLİM) (i. İng. steam). Vapur makinesinin vesair makinelerin kazanında birikip makineyi harekete geçiren çok kızgın ve basınçlı buğu, buhar: Vapurun istimi gelmedi, istimi azdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam islim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sem’» den masdar).

1.Dinleme, kulak verme: Ders, vaaz, hadîs, dâvâ istîmâ etmek.

2.Dinleyip kabûl etmek: Feryadımı, nasihatimi istîmâ etmedin.

3.işitme, Osm. mesmû olma: Bu beyti kendisinden istîmâ etmiştim: istîmâ-ı havâdis (bu mânâ ile kullanmak pek doğru değildir).

4.Doktorun bir hastalığı anlamak için kulak verip dinlemesi. Ar. istiksâ: Göğsümü istîmâ etti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استماع] dinleme, kulak verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kulak vermek, dinlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİMAL) (i. A. «amel» den masdar) (c. istimâlât). Kullanma: Silâh istimal etmek; bu kelimeyi hangi mânâda istimal ederler? Hüsn-i istimal = Güzel kullanma, yerine sarfetme: Nüfuz ve iktidarını hüsn-i istimal ediyor. SOlstîmSI (sû-i istimâl) = Yersiz ve kötü kullanma, haddini aşarak yolsuz harekette bulunma: Vazifesini, hükümet nüfuzunu, emniyeti suiistimal etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şumûl»den masdar) (c. iştimâlât). Kaplama, çevirme, şâmil ve hâvi olma: Bu sözlük bütün kullanılan kelimeleri iştimal ediyor (saâdet-iştimâl gibi, Osm. terkipler yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

using. employing. making use of a thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتمال] kapsama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİMALE) (i. A. «meyi» den masdar) (c. istimâlât). Meylettirme, cezbetme, gönül alma, vaatlerle avutma: istimâletle yüze güldüğüne bakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den masdar). Koklama, kokusunu alma: Iştimâm-ı ezhâr = Çiçekleri koklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Amân» dan masdar). Aman dileme, af dileyerek teslim olma: Istîmân eden haydutlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. estimare). Değer takdiri, gümrükte ticarî mallara baha biçmek vazifesi: Istimâre memuru = Eşyaya kıymet biçen memur, muhammin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte ticarî m8İlara baha biçen memur, Ar. muhammin, istimator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. estimatore). Gümrükte ticarî mallara baha biçen memur, Ar. muhammin; istimâreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. steambot). Küçük vapur, çatana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. steamboat

den. çatana

Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamboat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meded»den masdar).

1.Yardım isteme, birinin yardım ve merhametine sığınma: Tanrı’dan istimdâd etti. 2.Düşmana karşı bir kumandandan veyahut müttefik bir devletten asker isteği: Karşısındaki kuvvetin çokluğunu görünce istimdâda mecbur oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمداد] yardım isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask for help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehl» den masdar). Mühlet isteme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمهال] ek süre isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mülkün umumî menfaat için devlet tarafından vatandaştan veya bir hükmî şahsiyetten satın alınması (Türkler’in mülk kelimesinden yaptıkları bir kelimedir, asıl Arapça’sı temellük’dür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory purchase. condemnation. expropriation. impress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استملاک] kamulaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kamulaştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to condemn. confiscate. impress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kamulaştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cmenî»den masdar). Tabiî olmayan bir vasıta ile meniyi dökmek işi. IstimnS bi’l-yed = Elle istimnâ, Fr. masturbation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masturbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمناء] mastürbasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mürûr» dan masdar). Sürme, sürüp bir düziye gitme, devam (sağlam ve müstahkem olma mânâsıyla kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمرار] süreklilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istimrâriyye) (e.). Bir düziye sürüp gitmek mânâsını ifade eder. Siyga-i istimrâriyye Dilimizde «rek» ve «rak» edatlarlyle son bulan fiil kipi: «Giderek» ve «yazarak» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mizâc kelimesinden Türkler’in türettikleri Arapça kelime ki, yanlıştır. Anlama, nabız yoklaması mânâsına kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتماد] güven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devletin İtimâdı, güveni. 2.Safevî sadrâzamlarına verilen unvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güvenerek, dayanarak, istinat ve emniyet ederek, inanarak: Sizin sözünüze İtimâden bu işe teşebbüs ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتمادا] güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİMAD) (i. A. masdar).

1.Dayanma, Ar. istinâd.

2.Güvenme, emniyet: Size itimadım vardır; o adamın sözüne itimat olunmaz, (askerlik). İtimat hattı = Mukavemete ve icabında çekilip dayanmaya elverişli müstahkem mevkiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. trust. reliance. belief. credence. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. reliance. trust. confidence güven. güvenç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. reliance. trust. assurance. credence. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe. to confide in. to trust. to rely upon. accredit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. untrustworthy. distrustful. sceptical skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of trust. disbelief. distrust. doubt. mistrust. untrustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İtimat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. just in time

gerektiğinde üretim

İhtiyaç duyulan yerde ve zamanda üretim yapma tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i. biyoloji). Soydaki hususiyetlerin dünyaya gelen yeni fertlere geçmesi, soyaçekim, veraset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heredity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contribution. heritage. heredity. inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heritage. genetic heritage. inheritance. heredity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary. genetic. heritable. reversionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. public / state administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation. co-education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katma, katış, karıştırma, Ar. meze, zam ve ilhak. Koç katımı = Ayrılmış olan koçların sürüye koyuverilmesi, koyunların çiftleştirilmesi ve bunun mevsimi. Koçkatımı fırtınası = Kasım başlarındaki fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketm» den if.) (mü. kâtime). Söylemeyip sır tutan, sır saklayan: Kâtimü’l-esrâr = Sırları saklayan, sır saklayıcı) (imüb. ketûm daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Katılacak miktar.

2.Katılacak kadar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyük bir özenle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کثيرالاستعمال] çok kullanılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Misk, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak; nesebini tasdik etmek, tasdik etmek. legitima'tion i. meşru kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni; meşru olarak doğmuş; mantıki, düşünceye uygun, elverişli. legitimate child meşru çocuk. legitimate stage oyuncuların ve seyircilerin bir arada bulundukları canlı tiyatro. legitimacy, legitimateness i. kanuna

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuni yetkiyi onaylayan kimse; özellikle Fransa'da Bourbon krallığı taraftarı; İspanya,da Don Carlos partisi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. légitimiste

meşrutiyetçi

Meşrutiyet yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür, hayat müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. harfi harfine harfiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıdemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanı yanlış ayarlamak; zamanını yanlış tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hapis cezası ilamı;ing., k.dili memuriyetten çıkarma, azletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» dan if.) (mü. mütehattime). Son derece lüzumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «latm» dan if.) (mü. mütelâtıma). Birbirine çarpan, çarpışan, çalkalanan, çırpıntılı, dalgalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTİMM) (i. A. «tamâm» dan if.) (mü. mütlmme). Bitiren, bîr şeyin tamamlanmasına yarayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tamamlayan, tamamlayıcı, tamamlamaya yarayan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belli bir maksatla gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaching. education. teaching. schooling. tuition. schoolteaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. instruction. schooling. teaching. tuition. schooling tedris. tedrisat. talim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. instruction. schooling. training. teaching. tuition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıdemli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimal

ekon. ve mat. en uygun

“En iyi, en uygun, en yüksek” anlamlarında kullanılan bir söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best or most favorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a trajectory, path, or control motion, one that minimizes or maximizes some quantity or combination of quantities such as fuel, time, energy, distance, heat transfer, etc This optimum condition, or path, is commonly calculated by a type of m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That mechanism which results in the greatest net gain for the designated economic agent The seller's net gain might be defined in terms of the speed with which the good is sold or the total price received. the algorithm that produces the best results The

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best or most favorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a trajectory, path, or control motion, one that minimizes or maximizes some quantity or combination of quantities such as fuel, time, energy, distance, heat transfer, etc This optimum condition, or path, is commonly calculated by a type of m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That mechanism which results in the greatest net gain for the designated economic agent The seller's net gain might be defined in terms of the speed with which the good is sold or the total price received. the algorithm that produces the best results The

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. dünyada her şeyin iyiliğe hizmet ettiğini ileri süren kuram; iyimserlik. optimist i. iyimser kimse, optimist kimse. optimistic s. iyimser. op- timistically z. iyimserlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimiste

iyimser

Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimisation

mat. en uygun duruma getirme

Mümkün olan en iyi duruma getirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. en iyi şekilde kullanmak, en çok istifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimisme

fel. iyimserlik

1. Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliği. 2.Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü.

3.İnsanlığın ilerlemesine, bütün durum ve şartların iyiye gideceğine inanan öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. coğrafya). Sıcaklık, nem, ışık gibi çeşitli şartların en uygun durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimum

uygun değer

Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum. optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most favorable condition or greatest degree or amount possible under given circumstances most desirable possible under a restriction expressed or implied; 'an optimum return on capital'; 'optimal concentration of a drug'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state that is the best fit for the current situation, the top of the local fitness landscape All minor changes make the solution worst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The level of an abiotic factor or condition in the environment within the tolerance range at which a species or population can function most efficiently or with the greatest positive effect to its physiological or reproductive fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'optimum' attitude mode for the Microlab-1 spacecraft refers to the periods of time when the plane of its orbit is face-on to the sun This is optimum with regard to power, since the solar panels can continuously face the sun It's not optimal with resp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en uygun durum; biyol. herhangi bir organizmanın büyümesi için elverişli ısı, ışık, nem, yer ve gıda gibi şartlar, optimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iş saatlerinden fazla çalışma süresi; s. iş saatlerinden sonraki çalışmalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir pala. Sert ve katı yapılı, güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günün bir kısmında olan veya yapılan, part taym: part time work, part time student.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. part-time

yarım gün

Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinin yarısı olan süre.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğlence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sondan bir evvelki; i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Market Surveillance)

Borsa’da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesi.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun zamanı, tatil saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. prime time

altın saatler

Televizyonun en çok izlendiği saatler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cazda olduğu gibi kesik tempo; kesik tempolu müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Buy in / Sell out)

Temerrüt halinin Borsa Yönetim Kurulu’nun belirlediği süreyi doldurması halinde, sürenin bitimini takip eden ilk iş günü işlem konusu hisse senetlerinin temerrüde düşen üyenin pozisyonuna göre Hisse Senetleri Piyasası Müdürlüğü’nce elektronik ortamda ayrı hisse koduyla, cari fiyattan alım satımının yapılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gemilerin yanaşmasına müsait hâle konmuş kıyı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quay. wharf. dock. jetty. pier. quayside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. ferry. quay. waterfront. wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pier. platform. quay. waterfront. wharf. dock. landing place. sea wall. fleat. jutty. landing. dock land. seabank. dock wall. harbor wall. wharfing. embankments. landing pier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ritm.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rythme

müz. dizem

Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm. beat. cadence. swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadence. rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. cure tedavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kutsiyet taslayan, sofu, mutaassıp. sanctimoniously z. dindarlık taslayarak. sanctimoniousness, sanctimony i. dindarlık taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centime). Yüzde bir. Bir Fransız Frank’ının yüzde biri olan Fransız parası ki, hesapta kolaylık olmak için Osmanlı kuruşunu da yüz santim olarak kabûl etmişlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Santimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satma, satış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mal sahibi hesabına satılan bir şeyden satıcının aldığı yüzde, Ar. bey’iyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission received by a seller. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarımsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekin vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) birer birer, sıra ile, seri halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law. martial law örfi idare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer-zaman ilintisi, dört boyutlu sürekli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkbahar, bahar mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. uyarıcı, muharrik, canlandırıcı, tahrik ve teşvik edici, uyandırıcı; i.uyarıcı veya muharrik şey; k.ili. alkollu içki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyarmak, teşvik etmek, tahrik etmek, harekete geçirmek, kamçılamak; tembih etmek; elektrik kuvvetiyle veya alkollü içki ile harekete geçirmek.stimulation i. uyarım, teşvik, tahrik. stimulative s. uyandırıcı, canlandırıcı, muharrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-i) dürtü, uyarıcı şey, saik.stimulus and response uyarım ve tepke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,f. golfta bir topun diğer bir top ile çukur arasında bulunması; f. topu vurup diğer bir top ile çukur arasına getirmek; engellemek; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SÜ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embezzlement. graft. jobbery. malversation. misapplication. corrupt practices. self- abuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse. malfeasance. misappropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misuse. malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. corruption. misuse. embezzlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» den mas.). Mühür basma, mühürleme: Mektubu tahtîm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. introduction. presentation. introducing. promotion. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. advertisement. publicity. promotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir şeyin çeşnisine bakmak için ağza alınan miktarı, (bk.) Tadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical education / training. technical instruction / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education. basic study / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) şahadetname, belge; tavsiye mektubu, bonservis; takdirname; onaylama; (s.) belgeleyen; takdirlerini bildiren. testimonial dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şahadet, şahitlik; kanıt; leh veya aleyhte tanıtlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tetimmât). Bir şeyin noksanını gideren veya noksanı gidermek için ilâve olunan şey, bir şeyin mükemmel olması için şart olan şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تتمه] tamamlayıcı ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical Interchange Meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for transient intermodulation distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An XML vocabulary used to provide a standard mechanism for offering industry standards associated with the provision, procurement, and use of telecommunications equipment, products, and services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir hastaya yahut yarasına veya hayvana edilen hizmet, bunlara bakma. Hastayı timar etmek = Bakmak. Atı timar atmak = Temizleyip hizmetini görmek.

2.işlemek, bakmak, hizmetini görmek: Siz bağı timar etmemişsiniz.

3.Eskiden cariyelerin dinlenmek için bir yere gitmesi: Filin kalfa timara çıktı.

4.Vaktiyle sipahilere mâlikine olarak verilen arazi. Harbe şevkine mecbur oldukları muayyen miktar askere mukabil o arazinin öşrünü alırlardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grooming. currying. feudality. fief. feud. benefice. manor. vassalage. vavasour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grooming. fief held under condition of military service. benefice. crown land. feoffment. feud. feudal tenure. fief feoff. manor. vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تيمار] bakım. 2.tımar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Timara yani öşrünü aldığı araziye mâlik sipahi. 2.Bir hastahanede hastaların yaralarını bağlayıp değiştiren hastabakıcı, pansumancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. stableman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. timar’dan yapılma veya bîmâr-hane’den galat). Akıl hastalarına mahsus hastahane, Ar. dâr-üş şifâ. Timarhane kaçkını = Deli, delice hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. bin. bughouse. nuthouse. lunatic asylum. mental hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. insane. nut house. bedlam. detention hospital. institution. mental institution. madhouse. nut college. reception institute. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيمارخانه] akıl hastanesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is fit for the insane asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. timâriyye). Tımarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kettledrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Tymbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettledrum. timbal. tymbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümbelek; zool. çekirge karnının alt tarafında bulunup kanadı dokundukça ses çıkaran zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurtaya bulanıp kalıba dökülmüş karışık yemek; davul şeklinde bir çeşit börek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem kereste; kereste ormanı; işlenmiş iri kereste parçası; madde, malzeme; yetenek; den. gemi kaburgası, gemi postası; ünlem Dikkat, düşüyor ! (kesilen ağaç). timber line orman sınırı. timber wolf Amerika'ya mahsus bozkurt, zool. Canis lupus tim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanlık arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan zilli tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayarlamak; uydurmak; saat tutmak; tempo tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit, zaman; süre, müddet; devir, devre; mühlet, vade; saat, dakika; mat. kere, defa; kat, misil; müziğin tem posu; doğurma vakti; ölüm vakti, ecel. time after time, time and again tekrar tekrar. time and a half bir buçuk misli ücret. time and m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’den kayıt yaparken kayıt yaptığınız programın kaydedilmiş kısımlarını veya aynı disk üzerinde kaydedilmiş başka bir programı izlemenize imkan sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartela, bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eski zamandan beri icra olunan, eskiliğinden dolayı muteber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zaman göstergesi; saat tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nihayetsiz, sonsuz, ebedi; belirli zamanı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yerinde olan, uygun; vakitli; z. erken; vaktinde, münasip vakitte. timeliness i. vakitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., spor oyunda kısa ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat, kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (edat) günler, zaman; (edat) kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamana uyan kimse, zamanın adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren veya vapur tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamanla iyiliğini ispat etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündelik iş, saatle çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eskimiş, bayatlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, ürkek; mahcup, utangaç, çekingen. timid'ity, timidness i. utangaçlık. timidly z. ürkerek, utanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. timing

zamanlama

Zamanlamak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayarlama. timing gears motorun içinde valf ayarını temin eden iki dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un fikrine göre şeref ve azametin hâkim prensip olduğu devlet; Aristo'ya göre şeref rütbelerinin servet derecelerine göre verildiği devlet idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ürkek, korkak; ürkeklik ifade eden. timorously z. korkakça. timorousness i. ürkeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit çayır otu, bot. Phleum pratense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. timballer, timpani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. temisîh). Sürüngenler’den büyük bir yırtıcı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alligator. crocodile. cayman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمساح] timsah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örneği timsah olan sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «misi» den) (c. temâsîl). Şekil, biçim, suret, resim, tasvir: Duvardaki timsâl gibi kaldı. Timsâl-i mücessem = Heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sinnbild. bild. inbegriff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمثال] resim. 2.sembol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثالی] sembolik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz’in asıl adı. 2.Katı, sağlam demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir. (bk.) Demir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir. 2.Türk- Moğol imparatoru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam ve güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Timur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir ve taş gibi güçlü ve sert olan. 2.Mardin Artuklular’ın 2.Emiri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Yeni doğan çocukların göğüs kemiği arkasında bulunan ve ergin yaşa gelinceye kadar körelen bir bez, özden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok timur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Tüketmek işi. 2.Üretim karşıtı: İstihlak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumptive. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. consumption yoğaltım. istihlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. using / eating up. expenditure. depletion. drain. exhaustion. attrition. coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelimenin son hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. son, nihai, en son, en uzak; esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez; müfrit, aşırı; en büyük, en yüksek (kuvvet); i. sonuç. ultimate reality son gerçek. ultimate weapon herkesi öldürecek olan silâh. ultimately z. eninde sonunda, nihayette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir devlet tarafından, bir anlaşmazlık karşısında, diğer devlete yapılan son ve kesin ihtar ki, kabul edilmemesi savaşa yol açabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal notice. ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,-s) ültimatom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) geçen ayda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük oğlu varis olarak kabul eden sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. değerinin altında paha biçmek; i. değerinin altında paha biçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. zamansız, vakitsiz, mevsimsiz; vaktinden evvel yetişmiş; erken gelen; z. mevsimsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkilerden ve hayvanlardan ürün sağlama işi, istihsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. manufacture. output. generation. outturn. procurement. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation. making. output. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. business corporation. manufacture. manufacturing. marginal analysis. output. outturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemdeki organik madde üretimini belirlemeyi, inceleme ve araştırma konusu olarak almış bulunan ekoloji dalıdır. Ekosistemdeki madde üretimiyle, enerji tüketimi arasındaki ilişkileride inceleyen toplum ekolojisi dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relations of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dinlenme ve eğlenme amacına hizmet eden peyzajların aksine, sadece tarım ve endüstri amaçlı kullanım için yararlanılan peyzajlardır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden belirlenmiş süre sonunda bir alarmı devreye sokar. İstenen süre görünene kadar tekrar tekrar NAP düğmesine basın. Seçilen NAP süresi geçtiğinde, alarm çalar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due date. date of maturity. maturity date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türlerin doğal ekosistemlerinde bakımı ve geliştirilmesi; çevre dengesinin ve tür çeşitliliğinin korunması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. kelimesi kelimesine, aynen harfi harfine; s. kelimesi kelimesine yapılmış, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurban; mağdur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hile ile soymak, aldatmak. victimiza'tion i. aldatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooter. striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fucker. striker. hitting. batter. beater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

team of sharp shooters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YETİM) (i. A. «yetm» den smüş.) (mü, yetîme) (c. eytâm, yetâmâ)ı T. Babası ölmüş çocuk. 2, Tek, seçkin. Dürr-i yetim = Pek büyük ve değerli inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. fatherless child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. orphan child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيم] biricik, tek. 2.yetim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيمه] yetim kız çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage. charity school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. orphan asylum. children's home. crèche. orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [یتيم خانه] yetimler evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). Sabası olmafyan çocuğun hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. admin. administration. conduct. direction. governance. government. helm. management. rudder. ruling. steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. command. control. direction. disposal. government. hand. management. regime. rule. control idare. manegement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. administrative idari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by