Vüs ne demek? | Vüs anlamı nedir? | Vüs

Vüs anlamı nedir?

Vüs ne demek?

Vüs anlamı nedir?

Vüs | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Kudret, iktidar, bir işi yapabilmek kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Okyanusya kıtasının esası olan ülke ve devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian. aussie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australia. australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Australia) Coğrafi Verileri

Konum: Avustralya dünyanın en eski kıtalarından biridir. Hint ve Pasifik Okyanusları arasında uzanır. Komple bir kıtayı kaplayan tek ülkedir.

Coğrafi konumu: 27 00 Güney enlemi 133 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avustralya kıtası.

Yüzölçümü: toplam: 7686850 km².

Kara: 7617930 km².

Su: 68920 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 25760 km.

İklimi: Kıtanın hemen hemen üçte biri tropik ve kalanı ılıman bölgedir. En soğuk bölgeler Tasmanya’nın yayla ve yüksek yerlerinde ve anakaranın güney doğu kıyılarındadır. Yıllık ortalama sıcaklık kuzeyde 27 dereceden güneyde 13 dereceye kadar değişir.

Arazi yapısı: Genellikle yüksek olmayan yaylalar güneydoğuda verimli ovalar yer almaktadır. Erozyonla ortaya çıkan asıl ana kara 3000 milyon yıldan daha yaşlıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Eyre Gölü -15 m.

en yüksek noktası: Kosciuszko Dağı 2229 m.

Doğal kaynakları: boksit kömür demir yatakları bakır kalay gümüş uranyum nikel tungsten mineraller kurşun çinko elmas doğal gaz petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

Otlaklar: %54.

Ormanlık arazi: %19.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 25450 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Kıyı boyunca kasırgalar; sert kuraklıklar.

Coğrafi Not: Toprak bakımından Rusya Kanada Çin Amerika ve Brezilya’dan sonra dünyanın

6.en büyük ülkesidir. Avustralya dünyanın en büyük adası ve en küçük kıtasıdır. Ayrıca bir ülkeden oluşan tek kıtadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 20264082 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %19.6 (erkek 2031313; kadın 1936802).

15-64 yaş: %67.3 (erkek 6881863; kadın 6764709).

65 yaş ve üzeri: %13.1 (erkek 1170589; kadın 1478806) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.85 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.85 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.02 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.63 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.5 yıl.

Erkeklerde: 77.64 yıl.

Kadınlarda: 83.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 14000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Avustralyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %92; Asya Kökenli %7; Aborjinler ve diğerleri %1.

Din: Anglikan %26.1; Roman Katolik %26; Diğer Hıristiyan Mezhepleri %24.3.

Dil: İngilizce ve diğer yerel lisanlar.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99.

Erkek: %99.

Kadın: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Avustralya.

ingilizce: Australia.

Yönetim biçimi: Federal Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Canberra.

İdari bölümler: 6 eyalet New South Wales Victoria Queensland


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avustralya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Almanca: Osterreiche). Bir orta Avrupa ülkesi, Avusturya. Osm. Nemçe, eski Avusturya ve Macaristan devleti, Avusturya imparatorluğu ile Macaristan krallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Austria) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa’da İtalya ile Slovenya’nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 47 20 Kuzey enlemi 13 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 83870 km².

Kara: 82444 km².

Su: 1426 km².

Sınırları: toplam: 2562 km.

Sınır komşuları: Çek Cumhuriyeti 362 km Almanya 784 km Macaristan 366 km İtalya 430 km Liechtenstein 35 km Slovakya 91 km Slovenya 330 km İsviçre 164 km.

Sahil şeridi: 0 km.

İklimi: Ilıman kıtasal iklim.

Arazi yapısı: Batı ve güneyinde Alpler doğu ve kuzey kısımlarda çoğunlukla düzlükler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Neu***dler See 40 m; en yüksek noktası: Grossglockner 6960 m.

Doğal kaynakları: Demir kereste magnezit kurşun kömür linyit bakır hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %39.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 457 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 8192880 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.09 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.94 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.68 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.6 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.07 yıl.

Erkeklerde: 76.17 yıl.

Kadınlarda: 82.11 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.36 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 10000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Avusturyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Avusturyalı %98 Hırvat Sloven diğer (Macar Çek Slovak diğer).

Din: Roma Katolikleri %73.6 Protestanlar %4.7 Müslümanlar ve diğer %21.7.

Diller: Almanca (resmi) macarca slovence hırvatca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Avusturya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Avusturya.

Yerel tam adı: Republik Oesterreich.

yerel kısa şekli: Oesterreich.

ingilizce: Austria.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Viyana.

İdari bölümler: 9 eyalet; Burgenland Kaernten Niederoesterreich Oberoesterreich Salzburg Steiermark Tirol Vorarlberg Wien.

Bağımsızlık günü: 1156 (Bavarya’dan).

Milli bayram: Ulusal gün 26 Ekim (1955).

Anayasa: 1920.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası) AsDB (Asya Kalkınma Bankası) AG (Avustralya Grubu) BIS (Uluslararası İmar Bankası) BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) (gözlemci) CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi) CE (Avrupa Konseyi) CEI (Orta Avrupa Girişimi) CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı) EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi) EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası) ECE (Birleşmiş Milletl


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbe sıralamasında üsçavuşla başgedikli arasındaki assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master sergeant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe çav fiilinden).

1.Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizme tinde bulunan yâver veya muhzır gibi subaylara denilirdi. Tanzimat’tan önceki Osmanlı saray teşkilâtında çavuşlar, padişahın yâverleri ve çavuşbaşı mâbeyn müşîri idi. Çavuşluk, Enderun mensupları arasında da bir pâye idi. 2.Şimdi orduda onbaşıdan yukarı ve assubaydan aşağı bir derecedir: Piyade, süvari, topçu çavuşu. Başçavuş = Usçavuşla başgedikli arasındaki assubay. Emir çavuşu = Emir ve evrak tebliğ ve ulaştırılmasında kumandanın maiyetinde bulunan çavuş.

3.işçi vesairenin başları. Çavuş üzümü = Vaktiyle bir çavuş tarafından çubuğu TAif’ten İstanbul’a getirilmiş, iri taneli güzel bir çeşit üzüm. Çavuş kuşu = Kırlı kuşu, ibibik kuşu, hüdhüd.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. noncom. non-commissioned officer. noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. head man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. c). Çavuşlar, (bk.) Çavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş rütbe ve vazifesi: Piyade, süvari çavuşluğu, başçavuşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sham. put-up job. thrown game. rigged game. collusion. frame- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dövme, Ar. darb.

2.Dövüşme, vuruşma. Ar. mudârebe.

3.Vurup ezme, Ar. sahk.

4.Topa tutma. (bk.) Döğüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. punch-up. scrap. tilt. affray. set-to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawl. fight. beating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. beating. scuffle. brawl. battle. combat. fray. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi dövüşen, dövüşmeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini dövmek, birlikte dövüş etmek. (bk.) Döğüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. have a fight. combat. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. to fight. to struggle. to combat. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight. to struggle. to clash. carve up. engage. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dövüştürmek, (bk.) Döğüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pit against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kel hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock fight. cockfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kavuşmak işi. 2.(botanik) Mantar ve yosun sınıfından olan bazı bitkilerde en basit cinsî birleşme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. meeting. reunion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleşmek, bir yere gelip temas etmek, Osm. ittisâl ve iltisâk etmek: Bu ceket kavuşmuyor, kapı kanatları birbirine güzelce kavuşmalı.

2.Görüşmek, konuşmak, buluşmak, bir araya gelmek, ayrılık ve hasretten sonra tekrar buluşma: Sevdiğine kavuşmak, çoluk çocuğuna kavuşacaktır.

3.Yara vesaire ağzı kapanmak, iki tarafının derisi birleşmek: Yarası daha tamamiyle kavuşmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. come together. rejoin. reunite. converge. resume. retrieve. return to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retrieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reunited with. to succeed in getting sth long sought for. to reach. to arrive at. to flow into another. to join another. to meet. to overlap properly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleştirmek, yan yana getirmek, temas ettirmek, Osm. ilsak etmek: Etekleri, önünü kavuşturmak, ellerini göğsü üzerinde kavuşturmak.

2.Mülâkat ettirmek, bir yere getirip görüştürmek. Ayrılıktan sonra birleştirmek: Allah sizi sevdiklerinize kavuştursun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring together. fold. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. to cause to meet. to bring together. to unite. to cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reunite sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yer küre bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri, İçtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjunction içtima.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2.İçtima. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Adil, necip. 2.Keyaniyan’ın II. padişahı olup Keykubat’ın torunu ve halefidir. Key’lerin ikinci padişahı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koğuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Kovuşturmak işi. 2.Suçu bildirilen biri hekkınde yapılan soruşturma ve araştırma, takibat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution. investigation of a case by a legal agency of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peşine düşmek, takip etmek, kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecute. to prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to investigate a crime. to prosecute sb. to take criminal proceedings against sb. to proceed against sb by law. to initiate / to institute / to take / to recur to / to have recourse to le. legal proceedings against sb. prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ovuşturmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürerek ovmak: Ellerini ovuşturmak, mec. El ovuşturmak = Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürülerek ovulmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırılmış, hayat verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geçmek, iyileşmek, iyi olmak: Sıtma, başağrısı, sancı savuştu.

2.Gizlice kaçmak, yançizmek, gitmek, çekilmek: Biz otururken o usulcacık savuşmuş (sıvışmış da denir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geçirmek, geçiştirmek.

2.Kurtulmak, baştan atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry. to cause to go away. to avoid. to escape. to parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of. to shake. to ward off. to parry. to deflect. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Söğüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küfürleşmek: Çocukları sövüştürmemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVÜS) (i. A.) (c. etvâs, tevâvîs) (Yunanca ve belki Hintçe’den). Tavukgillerden, güzel tüylü, çirkin sesli kuş. Ak tavus, kara tavus = Kızkuşu türünden iki çeşit yerli kuş. mec. Tavuskuyruğu = Şiddetli kusma: Bir tavus kuyruğu salıverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak sesi, yürüyüş sesi, tapış, (tıpış).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peacock. peacockpeacock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peacock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاوس] tavus kuşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Cebrail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayaklar pek az patırdı edecek şekilde yürümek, tıpış tıpış yürümek (tapış tapış yürümek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» ten). Kavislenme, eğilme, eğri biçime girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» ten). Kirlenme, pislenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karışma, karmakarış olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbesi assubay çavuşla assubay başçavuş arasında olan assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki şeyi birbirine sürterek uvmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i).

1.Geniş, bol: Pek vüsatli bir ova.

2.Müsaadeli; mW’ sâit: Vüsatli zaman, hâl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vüsûk» dan). Pek sağlam. ■

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثقی] sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok sağlam, pek kuvvetli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Urvetul-Vuska (Pek sağlam kulp) müslümanlık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصله] ek. 2.yama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşıkın sevgilisine kavuşması, Ar. visâl, vasi; firkat mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصلت] ulaşma. 2.kavuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.) (müz. evsat). Kurûn-ı vustâ = Orta çağ. (bk.) Evsat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسطی] orta, iç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Orta, ortada bulunan, arada olan, iç. 2.Orta parmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sağlam surette inanma, güvenme, itimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Varma,, erişme, yetişme, Ar. muvasalat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصول] ulaşma, gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelmek, ulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), l. Genişlik, bolluk; Ovanın vüs’ati. 2.Mâlî iktidar, varlık: Öyle işlere girişmeye bu aralık vüs’atım yoktur.

Türkçe Sözlük by