W.c. ne demek? | W.c. anlamı nedir? | W.c.

W.c. anlamı nedir?

W.c. ne demek?

W.c. anlamı nedir?

W.c. | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. water closet, without charge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklardakoltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerdekat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorlakişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayangünü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses kalitesi için genişletilmiş 24 bit çözünürlüklü yüksek kalite Dijital Analog Dönüştürücü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2:2 Pulldown diğer Pulldown düzenlerinden farklıdır; çünkü herhangi bir kareyi kopyalamaz. Bunun yerine, video şifre çözücüsüne videoyu tek bir Aşamalı Kare olarak değil, iki birbirine geçmiş alan olarak görüntülemesini söyler. PAL ya da SECAM video standartlarının kullanıldığı ülkelerde, televizyon için çekilen bir saniyede 25 kare olarak çekilir. PAL video standardı saniyede 25 kare görüntüler; böylece filmden videoya aktarım basittir; her film karesi için bir video karesi çekilir. Saniyede 30 kare kullanılarak çekilen program ve filmleri, 60 Hz tarama hızına sahip NTSC videoya aktarmak için 2:2 Pulldown özelliği de kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pikselleri açıp kapatan, her biri kırmızı, yeşil ve mavi renkleri görüntülemek için tahsis edilmiş üç ayrı sıvı kristal ekran paneli kullanan arka projeksiyon ve ön ekran projektörlerinde Sony damgası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4 renkli LCD ekran (kırmızı, mavi, yeşil ve sarı), görüntüyü kendi tercihinize göre düzenlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-R. Aynı zamanda görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alâkart, yemek listesine göre, her yemeğin ayrı ayrı fiyatı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AAC (Gelişmiş Ses Kodlama) mp3’ten sonra geliştirilen bir ses formatıdır. Sony PlayStation®, PSP® ve WALKMAN® modellerinde standart olan AAC teknolojisi, aynı bit hızında daha verimli ses sıkıştırma özelliğine sahiptir. Böylece, ister yeni bir oyun oynuyor ister en sevdiğiniz şarkıyı dinliyor olun, üstün bir ses kalitesi elde edersiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Ses Kodlaması. Dijital olarak sıkıştırılmış müzik formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ucubeler, pek acayip, tuhaf şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir muzu, (bot) Musa textilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aba veya abadan giyecek şeyler yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aba maker. aba seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), (den) faça. taken aback şaşırmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) davar hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hesap tahtası; (mim )sütun başlığmdan geçen düz tabla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Bant Genişliği Kontrollü (Automatic Bandwidth Control – ABC) radyo, yakın frekanslı istasyonlardan kaynaklanan bozulma parazitlerini en aza indirerek daha iyi yayın kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alfabe; herhangi bir şeyin temel kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبچين] peştemal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek ; (özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek abdica'tion (i) tacını ve tahtını terk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) zorla almak,(kadın yahut çocuk) kaçırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çocuk) kaçırma; kız kaçırma abductor(i) kaçıran kimse; dışarı çeken kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah’ın kulu. Cebbar, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’l-Hüsna’dandır. - (bkz.el-Mucib).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script. alphabet alfabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. the ABC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) çok basit;(i) okumayı yeni öğrenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askıda oluş, muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda, askıda, muallâkta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sefil, alçak, aşağılık; gurursuz; köle gibi abjectly (z). alçakça, sefilce abjectness (i) alçaklık, adilik, sefillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler; muska; anlamsız söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tıb) çıban, apse, cerahat kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). absis, fasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kesme, kesilme, ani bitiş;(kon). (san). inkıta, ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaçmak, firar etmek, kanundan kaçmak, özellikle alacaklıdan kaçmak absconder (i) kaçak, firari, kanundan kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaybubet, yokluk; (huk). gaip oluş, gıyap; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (yiyecek, zevk v.b. şeylerden) kendini geri tutma; perhiz, imsak abstinent (s). perhizkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). eşya veya fikirlerden soyut olan; soyut, mücerret; dalgın; ideal, nazari, kuramsal; (i) özet. abstract noun soyut isim abstract number soyut sayı, mücerret adet. in the abstract kuramsal olarak. abstractly (z). soyut olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, ayırmak veya tecrit etmek; çalmak, aşırmak; kimyasal usullerle ayırmak, çıkarmak; özetlemek, hulâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zihin meşguliyeti, dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) soyutlama; çıkarma, tecrit, ayırma; münzevi hayat; zihin meşguliyeti, dalgınlık; çalma, aşırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, çokluk, bereket; servet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lezzetsiz ve sıhhate muzır olarak dikkatsiz pişmiş adi yemekler: Aburcubur yemekler, aburcubur yemeyip iyi beslenmeli. 2.Ağızdan gelen, dikkatsin, adi söz, saçma sapan, hezeyan: Aburcubur laf etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fildişi, bağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i h (bk.) Aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Tok olmayan, yemeğe iştahı olan. Adam, hayvan ve karına sıfat olur: Açım, karnım açtır, aç kalmak.

2.Doymaz, tamahkâr, harts: Ne aç adam!

3.Fakir, muhtaç, ihtiyacı olan.

4.Kuraktan ziyâde kavrulmuş: Aç toprak. Aç açına = Aç olarak, bir şey yemeksizin. Aç doyurmak = Fakirleri yedirmek. Aç karnına = Aç iken, daha bir şey yemeden. Açlık: Acından ölmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungry. covetous. empty. unfed. esurient. greedy for. hollow. ravenous. starveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. famished. hungry. peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungry. covetous. greedy. insatiable. hollow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاج] fildişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آج] ılgın ağacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). account.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Amca, ağabey. 2.Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3.Büyük

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Şüphe ve tereddüt beyan eder: bekledikleri misafir geldi mi acaba? Acaba o da gelecek midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if. i wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whether. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I wonder. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Duman.

2.Bulut.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener. any device used to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) akasya; aksalkım ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğitimle ilgili; ilmi; soyut, mücerret, pratiğe dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademisyen, terbiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademi, yüksek okul: ilim adamları cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجائب] tuhaf, ilginç, acaip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. acîbe). (bk.) Acîbe. (Müfred gibi)’ acip, garip, tuhaf, şaşacak: Acâip iş; acâip adam; garip şey: Acâip, öyle mi dedi? (bk.) Acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1.Mısır’ ın ehramları.

2.Bâbil’in asma bahçeleri. 3.Zeus’un heykeli. 4.Rodos heykeli. 5.Efes’ te Artemis mâbedi. 6.Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi.İskenderiye deniz feneri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.Acâyip şeyler.

2.Anormal varatılmış mahlûklar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Eceller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجالة] alelacele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fundagillerden, güzel renkli çiçekler açan bir bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Açmak işini yapan

2.(i. anatomi). Mafsallar arasındaki açıları genişletmeye yarayan kaslar, basıta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that opens extensor. tensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger otu, ayı yoncası,(bot), Acanthus;(mim). sütun başlıklarında kullanılan akantos yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). çalgı eşliği olmadan söylenen (şarkı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılgan, kabına sığmaz, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Anahtar, (Anahtar Rumca olup, asıl Türkçesi açar’dır).


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Becerikli. 2.Atılgan, ele avuca sığmaz. 3.Halk. 4.Yeni, taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik bulunan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acâip»).

1.Alışılanlara aykırı, garip, yadırganan: Acayip kılık.

2.Acayip hava.

3.Ünlem olarak hayret gösterir: Demek öyle ha? Acayip!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. weird. odd. unusual. curious. out-of-the-way. bizarre. queer. antic. kinky. freak. screwball. comical. crotchety. droll. exotic. fanciful. fantastic. fantastical. flaky. freakish. grotesque. incongruous. kooky. novel. outlandish. peculiar. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awfully. bizarre. bloody. cranky. curious. droll. extraordinary. fantastic. freak. freakish. funky. funny. futuristic. grotesque. kinky. nifty. odd. offbeat. outlandish. peculiar. queer. singular. specimen. strange. uncanny. uncommon. weird. astonishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iktidara gelmek, iş başına geçmek; razı olmak, muvafakat etmek accede to the throne cülus etmek, tahta çıkmak accede to one's wishes birinin isteklerine razı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki) (aççelerando okunur). Sür’at arttırılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gradually accelerating the movement. a gradually increasing tempo of music; 'my ear will not accept such violent accelerandos' gradually increasing in tempo with increasing speed; 'here you must play accelerando'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gradual quickening of the tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Becoming gradually faster Abbreviated accel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Increase of speed in music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What happens when drummers have to keep a steady beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning getting faster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An increase in velocity. a gradually increasing tempo of music; 'my ear will not accept such violent accelerandos'. with increasing speed; 'here you must play accelerando'. gradually increasing in tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).,(it) , (müz). tedricen artan hız ile, accelerando.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızlandırmak, süratlendirmek , tacil etmek, hızlanmak, sürat kazanmak accelera'tion (i). hızlandırma, tacil etme, süratin artması accelerator (i)., oto gaz pedalı; (fiz). siklotron veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aksan, telâffuzda bir heceye verilen kuvvet ; aksan i,sareti, vurgu; şive; hisleri belirtmek için cümlede belirli kelime veya hecelerin vurgulandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aksan vermek, telâffuzda bir heceyi vurgulu olarak okumak ; önemle belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine basarak okumak; önemle belirtmek accentua'tion (i). aksan koyma, vurgulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, almak; icabet etmek; onaylamak, tasdik etmek, razı olmak; anlamak, mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, makbul be acceptable makbule geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; kabul edilme ; tasdik ve imza olunmuş tahvil, poliçe v,b non-acceptance (i), (huk). ademi kabul, ret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giriş, yol, methal, geçit; artma, Çoğalma; (tıb). nöbet have access yanına girebilmek, huzura kabul edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanına girilebilir, içine girilebilir; kolay bulunur; kandırılabilir; alınır, bulunur accessibil'ity (i). yanına gitme imkânı, içine girilebilme imkanı, kolay bulunma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıl olma, ulaşma, varış; artma, Çoğalma; cülus, tahta çıkma; (müzeye, kütüphaneye) yeni gelen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). yardımcı olan, muavenet eden; suç ortaklığı eden;(i). aksesuar, yardımcı şey; suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarf usul ve prensipleri ; tasrif, çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza, arıza; (gram). sarf bölüğü; (fels). ilinek, âraz, accident insurance kaza sigortası acciden'tal (s)., (i). kaza eseri olan, arızi; rastlantı eseri olan, tesadüfi; esaslı olmayan;(i)., (müz). armür dö kle'den sonra tesadüfi olarak gele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkışlamak; bağırarak ilân etmek; bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalyelik rütbesi verilirken kucaklama, öpme veya kılıç yüzü ile omuza hafifçe vurma töreni; mükâfat; övme; (müz). rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma, intibak; birinin işini görmeye razı olma, Iütufkarlık; düzen; yerleşme; telif etme, uzlaştırma ; ödünç, istikraz. accommodations (i). yatacak yer, konfor, rahatı sağlayan şartlar accommodation train (ABD). birçok istasyonda duran yolc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzlaştırmak, telif etmek, uyum sağlamak, ahenk vermek; teslim etmek; uymak, mutabık olmak, ahenkli olmak accord with ahenkli olmak, uygun olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, uzlaşma, itilâf, birleşme, ittifak, ittihat; uyum, ahenk; uygunluk ; istek; (huk). mahkeme haricinde uzlaşma, sulh with one accord hep birlikte of one's own accord kendiliğinden, kendi rızası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyum, ahenk, uzlaşma in accordance with (-e) göre, (-e) uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), yaklaşıp hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap vermek, sebebini belirtmek; cevap vermek; saymak, itibar etmek account for hesap vermek, sebebini izah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap; pusula; tarif, beyan; rivayet, hikâye, izahat; önem, ehemmiyet, kıymet, değer; sebep, cihet. account book hesap defteri. accounts payable (tic). tediye olunacak hesaplar accounts receivable (tic). tahsil olunacak hesaplar account r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sorumlu, mesul; tarif edilebilir, anlatılabilir accountabil ity (i). sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasebeci, sayman accountancy (i). muhasebecilik accounting (i). muhasebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri giyecek vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Akra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inanmak, güvenmek, itimat etmek, itibar etmek; itimatname vererek memur etmek accredita'tion (i),(ABD). (bir okul, yüksek okul veya üniversiteye teftişten sonra verilen) muadelet belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). büyüyen, çoğalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (s). birleşmek, yapışmak; eklenip büyümek; eklemek; (s). ekli; birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek; gelişme, uzvi büyüme; katılma; yapışma; ilhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyüme, artış; artış miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ziyadeleşmek, çoğalmak; hasıl olmak, gelmek; (huk). hak olarak hissesine düşmek; gerçekleşmek, tahakkuk etmek accrued expense tahakkuk etmiş masraf . accrued interest tahakkuk etmiş faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“AccuCORE”, Sony disk ortamı teknolojisini tanımlayan bir terim ve bu teknolojinin yüksek teknik beceri ve güvenilirliğini ifade eden bir simgedir. “AccuCORE” (sözcük oluşumu) teriminin kaynağı, “Accurate Compatibility & Reliability” (Hatasız Uyumluluk ve Güvenilirlik)’tir. Amacımız “AccuCORE”un global promosyon ve yayılma etkinlikleri yoluyla Sony disk ortamı için yüksek algılama ve gelişmiş güvenilirlik oluşturmaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yığmak; toplamak , biriktirmek; birikmek, çoğalmak, yığılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yığma, biriktirme, toplama; toplanma, yığılma; biriktirilmiş veya toplanmış şeyler; biriktirilip sermayeye eklenen faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğruluk, dikkat, titizlik, ihtimam, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru, sahi, tam; ince accurately (z). doğru olarak, kusursuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). accuracy. ac.curs.ed (s). lanetlenmiş, melun,meşum, nefret uyandıran, menfur.accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Lânetlenmiş, melun, meşum; nefret uyandıran, menfur. accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suclamak, itham etmek, cürüm isnat etmek accusa'tion (i). cürüm isnadı, suçlama, itham; töhmet accused (s). sanık, maznun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak accustom oneself alışmak, âdet edinmek, itiyat peyda etmek be accustomed to itiyadında olmak , alışkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ace

sp. servis sayısı

Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit; a single point or spot on a card or die; the card or die so marked; as, the ace of diamonds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A very small quantity or degree; a particle; an atom; a jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single point won by a stroke, as in handball, rackets, etc.; in tennis, frequently, a point won by a service stroke. a serve that the receiver is unable to reach one of four playing cards in a deck having a single pip on its face someone who is dazzling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the smallest whole number or a numeral representing this number; 'he has the one but will need a two and three to go with it'; 'they had lunch at one'. one of four playing cards in a deck having a single pip on its face. someone who is dazzlingly skilled

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by the European Community relating to the Environment, for promotion of clean technology and the recycling of waste products Agenda 21: Agreement on action to be taken to protect the Environment It proposes integrating environmental protection and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shot with which the receiver cannot even make contact with the racquet; used especially with reference to service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Computing Environment: a consortium to agree on an open architecture based on the MIPS R4000 chip A computer architecture ARCS will be defined, on which either OS/2 or Open Desktop can be run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angiotensin Converting Enzyme is a sort of hormone in the kidney which controls the body's fluid/salt balance and has a major role in maintaining blood pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ASIC Compiler Environment The graphical user interface delivery mechanism for submicron gate-array memory compiler elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Composition Explorer A spacecraft studying the heliosphere and cosmic rays more!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by the Community relating to the Environment, for promotion of clean technology and the recycling of waste products.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes a legal serve that goes into play in such a way that the returner cannot even make contact with the ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Computing Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A serve that the opponent cannot return; as a verb, to serve an ace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest or lowest card in the deck In a high only poker game, the ace is always high with the exception of a 5 high straight, A,2,3,4,5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Council on Education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agriculture in Concert with the Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Communication Exchange The current National Relay Service provider and emergency call person for the text based emergency call service. 1 a score of 1 on a hole 2 holing the first shot, or tee shot, on a hole Example: An ace or hole in one is u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Coaster Enthusiasts The worlds largest rollercoaster club Famous for the Exclusive Ride Time at their events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A valid serve that is not reached by the opponent. attitude control electronics - Unit in Microlab-1 spacecraft that controls spacecraft attitude Also the suffix of level 0 attitude files.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A serve where the receiver fails to return or even touch the ball The point is won by the server.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Composition Explorer Located with SOHO at L1, ACE provides 24 hour coverage of the solar wind parameters and solar energetic particle intensity ACE may give as much as an hour's warning of CME's that can cause geomagnetic storms here at Earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allied Command Europe One of the two primary divisions of NATO The other is Allied Command Atlantic Its commander is the SACEUR See SHAPE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). as, birli iskambil oyununda); zerre; beş düşman uçağı düşüren pilot; spor as oyuncu. ace in the hole (ABD). argo en son koz, yedek koz. He was within an ace of falling .Az daha düşecekti Düşmesine ramak kaldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam devleti hüküm sürerdi. Şimdi ise Hollanda sömürgesidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acib» den itaf.). Daha acayip, daha veya pek garip ve tuhaf: Acebü’l acâyip = Acayiplerin en acayibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجب] tuhaflık. 2.acaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجبا] acaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halsizlik, kaygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Acebü’l acâib» den galat). Pek acayip, pek garip, çok tuhaf ve gülünç: acelacâib bir kıyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Bir işi çabuk yapmaya veya çabuk bitirmeye çalışma, sabırsızlık, ivgenlik, ivedilik, şitâb: acele etmek; acele ile iş görmek, acele ile = Çabuk, ivgenlikle, sabırsızlıkla, aceleten, aceleye gelmek — Dar vakitte acele ile yapılmak, aceleye getirmek = Çabucak yaptırmak, alelacele = Acele ile, çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hasty. urgent. hurried. hurry-up. early. flying. pressing. too previous. hastily. hurriedly. in haste. in a hurry. discomposedly. hotfoot. hurry. haste. rush. dispatch. precipitancy. urgency. bustle. expedition. precipitance. precipitate. press. whir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. cursory. dispatch. haste. hasty. hurried. hurry. hustle. immediate. nippy. precipitate. precipitation. pressing. rush. urgent. hastily. in a hurry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haste. urgency. hurry. flurry. bustle. cursory. dispatch. with dispatch. expedition. hasty. hustle. make a beeline. precipitance. press. pressing. prompt. in short order. speedy. white heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجله] acele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. hasten. hurry. hustle. nip. rush. scurry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurry up. to make haste. to hasten. to be quick. to rush. to scurry. to flurry. beetle. come on. to put one's best foot forward. get a hump / hustle. hotfoot. hump on. hurry. hurry on. hurry up. to put one's best leg foremost. to shake a leg. look ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acele ile iş gören, sabırsız, içi dar, acul: Pek aceleci adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hasty. hustler. impatient. slippy. precipitant. rash. precipitate. precipitous. brash. impetuous. headfirst. headforemost. headlong. precipitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash. hothead. impetuous. precipitate. rash. hasty. impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hasting person. impatient. brash. expeditious. hasty. impetuous. precipitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness. rashness. precipitance. unwise or excessive haste. hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quicken. to hasten. to accelerate. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Acele ile, alelacele, sabırsızlıkla ve çabuk yapmak gayretiyle: Aceleten yazdım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجلة] çarçabuk, alelacele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azalea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Kokusuz, fundagillerden çeşitli renklerde çiçekler açan bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1. Türk musikisinde porte’nin beşinci çizgisine yazılan fa perdesi. 2.Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan çok eski, şimdi pek az kullanılan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acâm).

1.Arap olmayan kavimler. Arab’ın gayrı, fasih Arabça söylemeyen adam: Arab ve Acem; Arâb ve Acâm.

2.Bilhassa iranlı, Iran ahalisinden adam, Fars eyaleti halkından: Bizim Acem dediğimiz adamların çoğu Türkmen’dir.

3.İran, Acemistan: Aceme gitti; Acem seyahatnâmesi. Acem gömleği = İş için esvab üzerine giyilen uzun ve geniş gömlek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acim).

1.Arab olmıyan, Arab’ın gayrı.

2.Arapça’yı iyi söylemiyen, Acemî.

3.İranlı, Acem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian. iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم] arap olmayan. 2.İranlı, acem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arap olmayan milletlerin hepsi 2.Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3.Özellikle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü’l-Küttab, 1723.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk ağzında Farsça.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) farsça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü).

1.Arab’ın gayrı olan kavimlerden birine mensup bulunan, Arab olnıyan, Arab’ın gayri. 2.İranî, İranlı, Fürsî: O Arabî, ben Acemî.

3.Acemi, tecrübesiz, ustalık kazanmamış, mübtedi, çırak. Acemi oğlanı = Yeniçeri şâkirdi ve mülâzimi. 4.Yabancı: Siz buranın acemisisiniz galiba (Önce dil hususunda kullanılıp Arab olmamakla iyi Arabça söyleyemiyenlere denilmiş ve sonra mânâsı genişlemiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arab olmıyan ve Arabçayı iyi söylemiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. clumsy. unskilled. untrained. learner. unbaked. inexpert. callow. green. guiltless. half-baked. inept. new. raw. simple. strange. sucking. unfledged. unseasoned. unversed. young. young in one's job. beginner. novice. stranger. trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. brash. callow. colt. cub. fresh. new. novice. raw. untrained. inexperienced. green. tyro. greenhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. unskilled. unfamiliar with. unfledged. callow. inexperienced. amateur. clumsy. erk. fresh. gauche. inexpert. johnny raw. left handed. noncongnoscenti. novice. rude. strange. tiro. tyro. unhandy. unpractised. unversed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجمی] deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw recruit draftee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsyly. verdantly. greenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardly. clumsily. ineptly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Agent)

Acentalık sözleşmesi çerçevesinde, faaliyet gösterdikleri mahalde, sadece sermaye piyasası araçlarına ilişkin alım ve satım emirlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. representative. agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. agency. agent. commercial agent. bureau. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Agente).

1.Bir vapur şirketinin her iskeledeki memuru.

2.Bir şirket veya idarenin diğer memleketteki vekili. 3.Bu memur veya vekilin memuriyeti ve idarehanesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. franchise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezsiz, merkez dışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şaşma, şaşa kalma, taaccüb, hayret: Acebde kaldım.

1.(müzekkeriyle müennesi bir) acib, garib, şaşacak, tuhaf: N« acep iş = Acaba, yarın bayram mı acep?


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hz.İsmail (a.s.)’in annesi (bkz.Hacer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). acılaştırmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sentetik kumaş, rayon; asetik asit tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sirke gibi, ekşi. acetic acid asetik asit, sirke asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekşitmek, ekşimek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aseton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asetilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acizler, (bk.) Aciz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجزه] düşkünler, âcizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Eski Yunanistan'a ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (f). ağrı, sızı, acı; (f) ağrımak, sızlamak, acımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (bot). aken, kapçık meyva, tek tohumlu, açılmaz ve sert kabuklu bir meyve tipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, yapabilmek, üstesinden gelmek; kazanmak, meydana getirmek muzaffer olmak achievement (i). başarı, muvaffakiyet; husule getirme, başarma; husule getirilmiş şey. achievement test başarı testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyol). ökçe veteri, Aşil kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). cücelik, bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tatlının zıddı, acı ilâç. 2 İçilemiyen tuzlu: Acı su.

3.Mizaca hoş gelmiyen, sert, acı söz.

4.Kulağa kötü gelen: Acı ses, acıağaç = Kavasiye, acıalma = Yenmez bir elma, acıbadem = Acımtırak ve sert kokulu bir cins badem, acıçaça = Bir cins balık, acıhıyar = Ebûcehil karpuzu, acımarul = Hindibâ nev’i, acıyonca = Yoncanın bir-cinsi, bed ve nahoş bir suretle = Acı acı bağırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Acık).

1.Dert, keder, elem.

2.Ağrı, sızı, vecâ.

3.Musibet, matem, yas.

4.İntikam, öc, sert, yürekler acısı = Pek acınacak hal, kuyruk acısı = Kin, acı çıkarmak = Zararı gidermek, öç olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Birbiriyle kesişen iki satıh veya iki çizginin birleştiği yerde meydana gelen açıklık, zaviye. Açı ölçü birimi 360 eşit parçaya bölündüğü takdirde «derece», 400 eşit parçaya bölündüğü takdirde «grat» tır. Açıların büyüklüğü kenarlarının uzunluğuna değil, iki kenar arasındaki açıklığa bağlıdır. Bu açıklık iletki (minkale) ile ölçülür. Açıların ölçülmesinde daha çok «derece» kullanılır. Birbirini bütünleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Birbirini tümleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Çevre açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Dar açı: Dik açıdan küçük olan açıdır. Dik açı: Doğru açının yarısı büyüklüğünde olan açı. (90 derece veya 100 grat). Doğru açı: Bir kenarı öbür kenarının uzantısı olan açıdır. (İSO derece veya 200 grat). İki düzlemli açı: Aynı doğrudan geçen iki yarım düzlemin meydana getirdiği açıdır. Karşı durumlu açılar: Bir doğru, iki paralel doğruyu kesince, kesen ve kesilen doğrunun aynı tarafındaki açılara denir. Kiriş teğet açısı: Bir dairenin aynı noktasından çizilen bir teğetle bir kiriş arasındaki açıdır. Komşu açılar: Birer kenarları ve köşeleri ortak olan ve öbür kenarları ortak kenarın başka başka tarafında bulunan iki açıdır. Merkez açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Tam açı: Bir doğru çizginin bir noktası etrafında kendi üstüne gelinceye kadar döndürülmesiyle meydana gelen açıdır. Ter» açılar: Kenarları birbirlerinin uzantılarından ibaret olan açılar. Terseş açılar: Bir doğru iki paralel doğruyu kesince doğruların aynı yönünde bulunan açılardır. İki çeşittir: Açı kesilen doğruların içerisinde ise iç ters açı; kesilen doğruların dışında ise dış ters açı denir. Yöndeş açı: Bir doğrunun paralel iki doğruyu kesmesiyle meydana gelen, kesen doğrunun aynı yönünde, kesilen doğruların biri içinde, biri dışında olan aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. bitter. peppery. brackish. acrid. biting. painful. sad. sorrowful. lamentable. grievous. tragic. cutting. poignant. sardonic. scathing. shrill. splitting. harsh. severe. incisive. pungent. trenchant. vitriolic. pain. ache. hurt. sting. gnawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. acrid. acrimonious. affliction. agitation. anguish. astringent. bitter. cutting. distress. gnawing. grief. grievous. heartache. heartbreak. hot. pain. pang. piercing. poignant. pungent. rank. sardonic. sorrow. sting. suffering. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. suffering. affliction. tribulation. grief. sorrow. ache. biting. bitter. distress. gip. hard. harsh. hurt. ill. piercing. sour. sting. trenchant. vitriolic. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuvasya ağacı): Sedefotugillerden; 2-3 metre boyunda küçük bir bitkidir. İnce kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Bu ülkelerde acı ağaç kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin kuvvetleneceğine inanılır. Hekimlikte; kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi “Quassine”dir. Çok acıdır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undrinkable water. briny / hard water. brackish water. raw water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerden küçük bir ağaç. Hekimlikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acîbe. (Aceb’den i.). Şaşacak, garip, tuhaf, hayrete değer: Emr-i acîb, umûr-ı acîbe, acîbü’l huy = Şekil ve sureti garip, acîbü’l kıyâfe = Kıyafeti tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Aceb’den: Tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجيب] tuhaf, acayip, ilginç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Lupine, Lupin, Lupine): 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir. Memleketimizde üç türü bulunmaktadır. - Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir. - Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır. - Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir. Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloid taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acalb). Şaşacak iş, hayret veren ve uyandıran şey, garibe, zamanın acîbesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجيبه] şaşılacak şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açan, fetheden.

2.Keşif ve halleden, halledici. 3.Cilâ ve perdah eden, cilâcı.

4.Sevinç ve ferahlık veren: Gönül açıcı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. that opens. opener. willow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener. expander. spreader. switch. polisher. commentator. varnisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Herbstzeitlose, Krokus, Colchique, Colchicum, Autumn crocuses): Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitkidir. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çiğdemi” olarak da bilinir. Yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Tıbbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdı. Bunun için bir tutam acı çiğdem tohumu, 2-3 diş sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım bir tülbente emdirilip, ağrıyan kısma sarılır. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne ve diken şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). asit, ekşi şey, ekşi; (s). asit niteliğinde; asit fazlalığı olan. acid'ity (i). ekşilik , ekşime, asidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). asit etmek, ekşitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayhoş etmek, biraz ekşitmek. acidulous (s) mayhoş, eksice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Keder, elem.

2.Matem, yas. (bk.) acı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «açmak» tan).

1.Kapalının zıddı, açık kapı, ev, sandık.

2.Kapalı olmayan, mânisiz: Açık yol.

3.Geniş, vâsî: Açık meydan, deniz.

4.Örtüsüz, çıplak: Başı, kollan açık.

5.Seyrek, aralıklı: Açık adımlar, açık kaş.

6.Bulutsuz, berrak: Açık hava.Aşikâr, vazıh: Açık söz, ibare.Gönül açıcı, ferah verici: Açık bir yer.Koyu olmayan, beyaza çalan: Açık mavi, pembe.Perdesiz, iffet hususunda laubali: Filan kadın açıktır, açık meşrepli.Sahipsiz, boş, münhal: Açık memuriyet.Mahfuz olmayan, istihkâmsız: Açık liman, kasaba.Bozuk, ihtilâflı: Filanla aramız açıktır.İsim yeri boş olan: Açık bono, poliçe.Aşikâr sarâhaten: Açık söylemek. 16. Sesle: Açık okumak. Açık ağız: Bönlük, şaşkınlık. Açık el: Cömertlik, sahavet. Eli açık: Cömert, sehavetli. Alnı açık: Serbest, pervasız. Açık saçık: Adâb dışı giyinme, söz. Açık kapı: Misafirseverlik: Açıkgöz: Uyanık, becerikli. Gözü açık gitmek: Arzusuna kavuşamayıp hasret İçinde ölmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin geniş tarafı: Deniz açığı: Engin açıklarda, enginde.

2.Bir şeyin dış tarafı, hariç: Açıktan adam alınmaz.

3.Memuriyetsizlik, mâzuliyet: İşten çıkarılma, açığa çıkmak.

4.Vazife ve memuriyeti olmayıp muvakkaten işsiz bulunan subay veya memur: Açıkta kalmış.

5.Açık renk: Açığa boyamak.

6.Hesap muvazenesinde noksan: Bütçe açığı, açığı çıktı. Açıktan, açıktan açığa — Zahiren, alenen, Aşikâre. Açığa vurmak = Meydana çıkarmak. Açıklar livası = Boş gezen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. sig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank cheque. blank check. open cheque. (US check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement in blank. blank endorsement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open credit. bank of overdraft. blank credit. clean credit. credit in blank. open-book credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension salary. half pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ballot. open vote. to open vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy. improper. impure. indecent. lewd. nasty. obscene. pornographic. ribald. risqué. salacious. smutty. spicy. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. obscene. pornographic. bawdy. dirty. filthy. fruity. immodest. naughty. racy. ribald. scabrous. smutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate. clearly. lucid. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. definite. definitely. clearly. clean- cut. direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chartreuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open hearted. candid. honest. open. frank. sincere. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outright. frankly. outspokenly. straight out. directly. clearly. clear. openly. plainly. above-board. nakedly. avowedly. bluntly. cloudlessly. declaredly. definitely. distinctly. downright. evidently. expressly. fairly. flatly. manifestly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. frankly. freely. openly. outright. plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. above-board. bluntly. above board. evidently. expressly. frankly. obviously. openly. point blank. straight from the shoulder. simply. straight out. unreservedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly speaking. strictly speaking. in plain words. to tell the truth. in plain english. frankly. strictly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in plain words. to tell the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in all honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borsadaki kıymetli evrakın değer değişmeleri üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek.

2.Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative. revealing. expository. elucidatory. illuminating. illuminative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. expository. explicative. elucidative. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elemli, kederli, feci: Acıklı hikâye.

2.Matemli, yaslı: Kadıncağız acıklıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. pathetic. piteous. pitiful. plaintive. sad. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. tragic. touching. pathetic. a person who has experienced much grief. distressing. dolorous. grievous. harrowing. mournful. piteous. pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık.

2.Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır.

3.Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır.

4.Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı.

5.İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Açlık duymak, aç olmak: Çok acıktım, karnım acıktı.

2.Çok arzu etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to be hungry. to be famished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu.

2.Uzaktan.

3.İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aç komak, açlığa düşürmek.

2.Açlık vermek, iştiha açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acile) («ecUden if. hukuk. Vadeye bağlı, vadesi gelince vuku bulacak olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acile) (acele’den if.). t. Aceleci, açık, aceleci, müstacel.

2.Şimdiki, hazır, müstakbel ve mühletli olmayan, peşin: Emr-i Acil, devay-i Acil, mihr-i Acil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgent. immediate. pressing. exigent. importunate. crying. insistent. direful. instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. immediate. importunate. instant. pressing. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgent. pressing. prompt. immediate. hasty. swift. speedy. it admits of no delay. sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Council of Independent Laboratories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجل] acil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Açılmak eyleminden emir; serpil

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting from different angles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı olmak, meraret kesbetmek: Bu salatalık acılanmış (Çağatayca: Acınmak). Mec. Şiddet ve hiddete gelip kötü huylu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bitter. to turn rancid. to grieve. to be afflicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning rancid / sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn rancid / sour. to become irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın dolunay halinde olmaya başlaması

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. hukuk). Vadeye bağlı olarak, vadesi hululünde icra olunmak üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Acele ile, müstacel olarak, serian, derhal: Mektebin Acilen açılması isteniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. hastily. promptly. in haste. now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. promptly. immediately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. without delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجلا] derhal, acil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acısı olan, üzüntülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. spicy. bitter. sad. mourning. sorrowful. heartbroken. heartsick. heartsore. disconsolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anguished. grieved. mourning. disconsolate. spicy. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grieved. sorrowful. mourning. having a bitter taste. hot. spicy. sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı olan şeyin hali, meraret. Mec. Sertlik, şiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterness. acridness. acridity. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). İnhiraf: gök ekvatoru ile bir yıldızın arasındaki uzaklık. Kuzeye doğru uzaklık, artı, güneye doğru olan da eksi işaretiyle gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right ascension. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. opening. declination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açılma.

2.Bir binanın kullanılmaya yahut yeni bir kuruluşun işlemeye başlaması, açılış töreni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural. opening. opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. fade-in. dehiscence çatlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kapalı halden çıkmak: Kapı açıldı.

2.Dağılmak, çekilmek: Bulutlar, kalabalık açıldı.

3.Temizlenmek: Bu bez açılmıyor.

4.Berrak ve açık olmak: Hava açıldı.

5.Yapraklanmak: Gül, çiçek açıldı.

6.Neşelenmek, gönül ferahlığı peyda etmek: İnsan gezmekle açılır.Mahcupluk ve tutukluktan kurtulup, serbestlenmek.Genişlik kazanmak: Oda açıldı.Uzağa, engine salmak: Vapur açıldı.Başlamak: Meclis açıldı.Bahse başlamak: Söz açıldı.Zuhur etmek, hasıl olmak: İş açıldı.Boş kalmak, münhal olmak: Filan memuriyet açıldı.Sır söylemek, emniyet edip her şeyi söylemek: Bana açıldı. Ara açılmak = Bozuşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open oneself. open. be opened. come open. open out. open in. open up. disperse. admit smb. into one's confidence. disclose one's secret. become relaxed. refresh. air. bare. disentangle. diverge. effuse. expand. fine. flower. gape. come loose. get loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. confide. dilate. gape. open. spread. thaw. unbend. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. to clear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acımak işi. 2.Merhamet: Adamda acıma diye bir şey yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassion. pity. sympathy. commiseration. ruth. pathos. feeling. aching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. sympathy. clemency merhamet. commiseration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. compassion. commisseration. mercy. turning rancid. hurting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: açıkmak). 1, Ağrımak, ağrıyı mucip olmak: Elim acıyor.

2.Keder ve teessüf etmek, merhamete gelmek: Şu adamın haline acırım.

3.Esirgemek, kıyamamak: Emeğime acırım. («Ağrımak» ile «acımak» arasındaki fark şudur ki: Ağrı daha esaslı ve derin, acı sathî, lâkin daha müessir ve yakıcı olur. Sızı ise başlıca sinirde nöbet nöbet gelip geçenidir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. ache. bite. sting. feel sorry for. be sorry for. deplore. feel pity for. pity smb. commiserate. have compassion. feel for smb. have mercy. pity. relent. rue. smart. sympathize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. hurt. pity. smart. sting. to hurt. to smart. to sting. to ache. to be/feel sorry for sb. to have/take pity on sb. to relent. to show mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to give pain. to ache. to feel sore. to pity. to feel sorrow for. to feel compassion. to commisserate. deplore. feel. feel for. to feel pity for. relent. show clemency. smart. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted. pitiless. cruel. tyrannic. tyrannical. atrocious. brutal. coldhearted. cutthroat. dead. ferocious. fiendish. flinty. grim. harsh. implacable. inclement. inexorable. inhumane. merciless. outrageous. relentless. without remorse. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. brutal. cruel. diabolical. ferocious. fiendish. fierce. grim. heartless. inhuman. inhumane. mean. merciless. punitive. relentless. remorseless. repressive. rough. ruthless. satanic. savage. stern. stony. uncharitab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthless. cruel. bitter. cutthroat. diabolical. dog- eat dog-. draconian. flinty. grim. harsh. heartless. implacable. inexorable. inhuman. merciless. pitiless. relentless. remorseless. repressive. satanic. truculent. tyrannical. uncharitable. unfeeling. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya çalar lezzette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittersih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya dönük, acıca, acımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Hamur.

2.Yoğrulmuş şey, çamur ve saire.

3.Hamur gibi yoğrulmuş ve kaşıkla yenecek ilâç, macun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Rengi ve tadı değişmiş, bozulmuş pis su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجين] macun, yoğurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merhamete şayan, teessüf veren: Acınacak bir haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable. lamentable. pitiable. pitiful. regrettable. sad. sorry. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitiable. deplorable. miserable. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keder ve teessüf olunmak: Haline acınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Cfbiyoloji). İnkişaf etmek, gelişmek. Yorganı atmak: Çocuk açındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pitied. to be regretted. to lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant. protractor iletkiprotractor. protractor iletki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protractor. goniometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. acre) (ecr’den if. hukuk). Bir şeyi kiraya veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az acı, acıya çalar, acımtırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban turpu denilen b.ir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseradish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acıyıp merhamet etmek.

2.Himaye etmek, sahip çıkmak, korumak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acımasına sebep ol acıttım.

2.Cefa ve eziyet vermek. acımak, ağrıtmak, ağrı ve sızı vermek: Elimi


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. cause pain. pain. bite. sting. gnaw. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. sting. to hurt. to pain. to cause pain. to make sth bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain. to smart. to do sb hurt. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılkantarongillerden bir bitki. Acı olan yaprakları hekimlikte kullanılır (Menyantes trifoliata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İktidarsızlık, beceriksizlik, el yetmeme: Ben aczimi bilirim, aczimle beraber hizmet hevesiyle bu işe teşebbüs ettim; izhar-ı ıcz etmek = İktidarsızlığını itiraf ve beyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acize, c. aceze) (acz’den if.).

1.İktidarsız, geyr-i muktedir, zayıf, gevşek, elinden iş gelmez: Aciz bir adamdır; kendi işini görmekten Acizdir.

2.Şaşırmış, ne yapacağını bilmez, dermansız: Ben bu işde Aciz kaldım; insan cevap vermekten Aciz kalır.

3.Konuşan şahsın söylediği tevazu kelimesi: Acizleri, Aciz bendeleri. Darülaceze = Düşkünler yurdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. icaz).

1.(anatomi). Sağrı, insan ve hayvanın gerisi, kıçı; azmü’l »cz = Kuyruk sokumu kemiği. 2.Beyitin son kelimesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. inability. helplessness. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvency. inability. weakness. helplessness. helpless. personal disability. unable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجز] aciz. 2.ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aciz ve iktidarsızlıkla, hakirane: Acizâne takdimine cüret kılındı; Acizâne bir kitap yazmağa başladım.

2.Tevazu ifadesi olarak kullanılır: Taraf-ı Acizaneme irsal buyurulan tahrirat yed-i Acizaneme vasıl oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزانه] acizce. 2.alçakgönüllüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bu Acize ait veya mensup ve müteallik, tevazu tâbiridir: Pcder-i Acizî = Pederim; »Üy-I Aciziye — Taraf-ı Acizaneme, Acizâne tarafıma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزی] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Beceriksizlik, kabiliyetsizlik.

2.Fakirlik, tevâzu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجزیت] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. helplessness. insolvency. failure. unableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçaksavar ateşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâ, perdah, lostra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. glaze. opener. a device for opening things. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâ ve perdah veren sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polisher. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açkı vasıtasıyle parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. glazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğruluğunu kabul etmek, teslim etmek, onaylamak, tasdik etmek; şükranla tanımak; gerçek veya kanuni olduğunu kabul etmek. acknowledgment (i). teslim, onaylama, tasdik, itiraf, kabul, teşekkür; senet, tasdikname, borç ikrarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14.yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tok olmayanın hali, yemeğe iştahı mucip hal: Açlık çekmek,

2.Kıtlık, yokluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. starvation. dearth. famine. hollowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. famine. starvation. poverty yoksulluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. becoming hungry. starvation. famine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyilsiz. aclinic line pusula iğnesinin meyilli olmayıp kendiliğinden yatay kaldığı mıknatıslı ekvator çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harflere nokta koma. (Az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ham topraktan yeni tarlaya tahvil olunmuş yer.

2.Asılıp yüzülmek için koyunun bacağına açılan delik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. undoing. clearance. disclosure. inauguration. spreading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. clearing. deforestation. a kind of bun. reduction of print pastes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclosure. exposure. tip- up. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyi kapalı halden çıkarmak: Kapıyı açmak.

2.Örtülü şeyden örtüyü kaldırmak: Baş açmak.

3.Katlanmış şeyi çözmek: Bohça, bayrak açmak.

4.Delmek, kazmak: Delik, kapı açmak.

5.Bir şeyden engelleri giderip serbest bırakmak: Yol açmak.

6.Tıkalı şeyden tıkacı çıkarmak: Şişe, boru açmak.Genişletmek, tevsî etmek: Odayı, bahçeyi, meydanı açmak.Kazıp ziraat etmek, işlemek: Tarla, arazi açmak.Aralığı tevsî edip seyrekleştirmek: Parmaklığı açmak.Yufka haline koymak: Hamur açmak.Tathir etmek, temizlemek: Çamaşırı açmak.Cilâ ve perdah vermek.Umuma ait bir bina kurmak ve idare etmek: Mektep açmak, tiyatro açmak.izah ve tafsil etmek: İbareyi, sözü açmak.İşleri sürmek: Söz, bahis açmak. 16. Emniyet edip söylemek, gizliyi söylemek: Bana bir şey açmadı. 17. Çözmek, halletmek: Düğüm açmak. 18. Yapraklanmak: Çiçek, ağaç açmak. 19. Berrak ve bulutsuz olmak: Hava açmak istemiyor. 20. Cilâlanmak. 21. Açığa varmak, engine açılmak: Gemi açıldı. Adım açmak: Acele ile yürümek. Ağız açmak: Söylemek, söze başlamak. Ağız açmamak: Susmayı tercih etmek. İştah açmak: İştah getirmek. El açmak: Dilenmek. Baş açmak: Beddua etmek. Bayrak açmak: Ayaklanmak. Çığır açmak: Yeni bir tarz ve usul icad etmek. Defter açmak: iane toplamak. Fal açmak: Fala bakmak. Kapı, yol açmak: Bir işte başkalarına örnek olmak. Kalem açmak: Yontmak. Göz açmak -İhtiyatlı ve dikkatli, gaflet etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ketum. Satranç ve dama oyunlarında karşı tarafı aldatmak, şaşkın duruma düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, olgunluk zirvesi; (Tıb). buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yoğurma, hamur tutma, hamur veya çamur ve macun ve ona benzer bir şeyi el İle ezip karıştırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sivilce; (Tıb). akne, bir çeşit cilt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), küstahça; eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede rahibe yardım eden memur; yardımcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplan boğan, bıldırcın otu,(bot). Aconitum napellus. wolfsbane aconite kurtboğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşe palamudu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işitme duyusu ile ilgili, ses ilmine ait, işitmeye ait. akustik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akustik ilmi; akustik bina inşa etme ilmi. acoustics (i)., bir odanın akustik vasfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haberdar etmek, bilgi vermek, malumat vermek. be acquainted with tanımak, şahsen bilmek. acquaint oneself with öğrenmek, aşinallk peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanıdık, bildik; iyi bilme; haber, bilgi, malumat; tanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ele geçen şey; (huk). verasetten başka bir şekilde ele geçen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, razı olmak, muvafakat etmek. acquiescence (i). uysallık, razı olma, kabul etme. acquiescently (z). uysallıkla,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ele geçirmek, elde etmek, kazanmak, istihsal etmek, tedarik etmek. acquired (s). kazanılmış, müktesep. acquired characteristics doğuştan olmayıp sonradan kazanılan özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanılan şey, iktisap; kütüphaneye yeni gelen kitap; müzeye yeni gelen eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak; davranmak hareket etmek. acquit oneself well vazifesini iyi yapmak. be acquitted beraat etmek, temize çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zimmetten kurtulma; ibra senedi, makbuz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir arazi ölçü birimi, 0404 hektar, 0404 dönüm, 430 eski dönüm. God's acre mezarlık. acres (i)., (çoğ). emlak, arazi; (k). dili çok miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönüm miktarı, arazi alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ekşi, keskin, sert; zihni kurcalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ters, haşin, sert. ac'rimony (i). acılık, haşinlik, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrobat, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). akromyon, omuz çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç kelimenin baş harflerinin veya ilk hecelerinin bir araya gelmesiyle oluşan kelime: NATO, U N ESCO.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale veya hisar, akropol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat ortasından, iSinden veya üstünden karşı tarafa geçerek; edat çaprazvari, öbür tarafa, karşı yakada. come across rast gelmek, tesadüf etmek; (k). dili görünmek. come across with (k). dili istemeyerek vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrostiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıcakken yumuşak olan plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapılan şey, iş, fiil, ameliye; kanun; resmi yazı; tiyatro perde. act of God (huk). icbar edici sebep, insan kudretinden üstün afet(yıldırım inmesi gibi). caught in the act suçüstü (cürmü meşhut halinde) yakalanmış. put on an act poz yapmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rol yapmak, oynamak; taklit etmek; yapmak, işlemek; etkilemek, tesir etmek; hareket etmek, davranmak; temsil etmek, rolünü oynamak. act up yaramazlık etmek, gösteriş yapmak. act as başkasının vazifesini yapmak. act on a suggestion yapılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapan, işleyen, temsil eden; vekil olan, vekâlet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneş vb. ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliğine ait. actinic rays kimyasal değişiklikler meydana getiren ışınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aktinyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş, amel, çalışma, meşguliyet, faaliyet, fiil; hukuk davası; etki, tesir, kuvvet, nüfuz; tiyatro bir oyundaki olaylar dizisi; harekete geçme (asker,makina v.b.). actionable (s). dava edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Başkası vasıtasıyle açmak, açmağa sevk ve icbar etmek: Kapıyı açtırdım, (bk.) açık.

2.Bir daha işlenmemiş ham araziyi sürmek. Ağız açtırmak: Söylemeye mecbur etmek. Göz açtırmamak: Pek sıkı tutup bir şeye müsaade etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have opened. to cause to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened. to let open. to let be opened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faal hale getirmek, harekete geçirmek; (fiz). radyoaktif hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faal hale getirme; lâğım sularının hava ve bakterilerle temas ettirilmesi sonucunda temiz su haline getirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket kuvveti olan, etkin, değiştirebilen, fail; faal, çalışkan; pratik; hareketli, canlı, yerinde duramayan, çevik; (gram). etken, aktif; (tic). faiz getiren, paraya çabuk çevrilebilen (sermaye). active officer muvazzaf subay. active vol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faaliyet; fiil, amel; kuvvet; etki, tesir; faal oluş; tez canlılık, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). artist, aktör, oyuncu; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). artist, aktris, kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) gerçek, hakiki, asli, asıl, fiili; şimdiki. actual'ity (i). hakikat ac'tualize (f). gerçekleştirmek, hakiki kılmak, kuvveden fiile çIkarmak. actually (z). hakikatte , gerçekten; bilfiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayat sigortası istatistikleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvveden fiile çıkarmak , harekete getirmek; olumlu bir şekilde etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keskinlik, sivrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (acele’den imüb). Pek acele eden, içi dar, sabırsız, aceleci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجول] aceleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجولانه] acele acele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri; iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirayet, feraset, çabuk kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. cosmos. universe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dünya, varlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyaca tanınmış, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kabakgillerden bir çeşit hıyar. Ustü hafif olukludur. Bazıları tüylüce olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ajurlu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri, keskin, ince; zeki, zeyrek, açıkgöz; aşırı hassas; tiz, keskin (ses); (Tıb). akut; hâd, vahim, ağır, şiddetli. acute angle dar açı.acutely (z). zekâ ile; şiddetle. acuteness (i). zekâ keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c. acâiz). Dilimizde galat olarak «acûze» kullanılır. Kocakarı, kötü huylu ve kötü görünüşlü. Hilekâr ve büyücü kadın. Berda’l acûz = Kocakarı soğuğu ki mart sonlarında olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجوز] kocakarı. 2.cadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجوزه] kocakarı. 2.cadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آجر] tuğla. 2.kiremit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Aggio). Para farkının banka muameleleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aciz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجز] acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki. Yaprakları çay gibi haşlanılarak içilir. Yurdumuzda çok yetişir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvia officinalis): Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

insaniyete yakışır surette, insaniyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademcik» hatadır). Küçük ve hakir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adam yiyen.

2.Adama salar veya adamdan ürker (hayvan).

3.Alışkanlıktan insanın üzerine gelen (hayvan).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kur’a çekme, isimlerin yazılı bulunduğu kâğıtlardan herhangi birini çekerek belirtme yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Adcılık doktrinine bağlı kimse, bu doktrinle ilgili şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Cins ve türlerin yalnız ismen var olduğunu ileri süren felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiryaki, müptelâ kimse, bir şeye düşkün kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak. be addicted to alışmak, kendini vermek, tiryakisi olmak, müptelâ olmak, düşkün olmak addictive (s). tiryaki eden, alışkanlık husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). getirmek, göstermek (delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم توجه] ilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adamcasına, insaniyete yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehliyet, yetenek, kifayet, yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as usual. in number. numerically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bunun için, buna mahsus; bu zamana kadar. ad hoc committee kısa sureli ve tek bir vazife için kurulan komite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıcaklık ışınlarını geçirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişik olma, yakınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, yakın, komşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). sıfat; (s). sıfat cinsinden olan, niteleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, ek, esası teşkil etmeyen kısım; iş arkadaşı, yardımcı, muavin; (gram). başka kelimeleri tanımlamak veya nitelemek için kullanılan kelime veya kelimeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adliyede meslekî görevi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gençlik, büyüme çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delikanlı, genç, büyümekte olan.(kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adriya Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilâve edilen, katma , ek olan, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilerleme, ileri gitme, terakki, terfi; fiyat yükselmesi; avans, öndelik. advances (i)., (çoğ). ilerlemeler; (k).dili açık verme, asılma. advance guard öncü kuvvet. in advance önde, ileride; peşin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, ilerlemek, ileri götürmek, ileri gitmek, terakki etmek, terakki ettirmek, terfi etmek, terfi ettirmek; artmak, yükselmek (fiyat) ; avans vermek, ödünç vermek; teklif etmek. advanced (s). ilerlemiş, ileri advancement (i). terfi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğüt, nasihat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket halinde ve sabit olan hava ve gazlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roket, güdümlü mermi ve uzay gemilerinin çalışması konusunda tek bir tabaka sayılan atmosfer ve onun dışındaki boşluk. aerospace industry uzay gemileri ve bunların teçhizatlarını imal eden sanayi kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Afet-i cân» den galat). Pek yaramaz ve tek durmaz (çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. rascal. impish. puckish. pickle. urchin. little perisher. little monster. imp. guttersnipe. scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey. urchin. unruly. mischievous. naughty. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicked cub. impish. prankster. rogue. unruly. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفت جان] can belası. 2.güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etkilemek, tesir etmek, değiştirmek ; müteessir etmek, dokunmak; taslamak. affect ignorance cahillik taslamak, bilmezlikten gelmek. My arm is affected. Hastalık koluma yayıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık, taklit; naz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taklitçi, sahte tavırlı, poz yapan; etkilenmiş, tesir altında kalmış, müteessir. affectedly (z). yapmacık tavırlarla. affectedness (i). yapmacık, sahte tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taklitçi, sahte tavırlı; etkileyen, tesir eden, müessir. affectingly (z) müessir şekilde, etkileyici bir tarzda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet; etkileme , tesir etme, teessür; hastalık. play on one's affections karşısındakinin hislerine hitap etmek. win one's affection bir kimsenin sevgisini kazanmak. affectionate (s). seven; sevgi gösteren.affectionately (z). sevg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hissi, dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). nişanlamak; (i). nişan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keder vermek, üzmek, mahzun etmek, müteessir etmek; müptela etmek, belaya düşürmek. affliction (i). dert, keder, elem, belâ afflictive (s). keder veya elem verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, refah, servet; (-e) doğru akış (kan),affluent (s). bol akan; bol, mebzul; zengin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, muaf tutmak. affranchisement (i). azatlık, azat etme, af.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Afrika. African (i)., (s). Afrikalı; (s). Afrika'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). geminin kıç tarafındaki güverte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl tesirden sonra görülen tali tesir, tali reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş battıktan sonraki parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl piyesten sonraki oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing net for fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ağmak» dan).

1.Büyük, sap ve dalları sert nebat, ağaç, dal: Servi ağacı, çınar ağacı. Meyvaların isimlerine göre anılarak o meyvaları veren ağaçlara delalet eder: Elma, armut, kestane ağacı.

2.Kereste, tahta, odun: Ağaçtan iskemle.

3.Direk, sırık. Karaağaç, kızılağaç, kan ağacı vesaire terkiplerinin ilk sırasına (bk.) Ağaçtan, yani tahta ve odundan yapılmış, Ar. haşebî = Ağaç tekne.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboreal. tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboreal. tree. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree. wood. timber wooden. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treefrog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragacanth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağaç. Bunların dalları taflan gibi dibinden başlayarak çatallanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small tree. shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çileğe ve daha ziyade böğürtlen meyvasına benzer, lâkin ondan büyük, güzel, kokulu bir meyva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarkanatlılardan bir böcek. Kurtçukları daha çok gül fidanlarında yaşar (Hylotoma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları delerek içlerinde yaşayan bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacı çok, ormanımsı yer: Ağaçlık bir mahal. Ağaçları olan küçük yer, küçük koru: Orada bir ağaçlık vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. silvan. thicket. wooded. woody. copse. wood. bosky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood lot. well-wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless. without trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ödağacı (bot). Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katran köpüğü, (bot) Agaricus campestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz tenli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker ve pekmek vesaireden yapılmış lüzucetli şekerleme ve macun yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıta, fail; iş, faaliyet; acentalık, vekâlet; acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy penalty. stern penalty. severe punishment. heavy sentence. severe sentence. heavy fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü için ağıt söyleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic. causing to cry / to weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping. whining. weeper. mourner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, şaşaalı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kara ayit, (bot). Vitex agnus castus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münakaşa yoluyla istediğini elde etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anodyne. painkiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic. anodyne. pain killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir memleketin topraklarını iktisadi yönden inceleyen ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as friends. laid back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hacer). Taşlar, (bk.) Hacer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احجار] taşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook aşçı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head cook. chef aşçıbaşı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). İncil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد جدید] İncil ve ekleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâk ilmi ile uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorally. corruptly. indecently. obscenely. perversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ahmak, ahmakımsı, ahmağa benzer, ahmaklar tarzında, ahmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doltish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishly. stupidly. like an idiot. silly. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayınağacı çeşidinden kerestelik bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Akıntılı bir hastalık.

2.Küçük akarsu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle kullanılan küçük gümüş sikke, pul.

2.Nakid, para, zenginlik. Ak akça = Gümüş meskukât. Ufak akça = Bozuk para: Akça etmez. Bir akça = Pek değersiz. Akça tahtası = Sarrafların para saydıkları kenarlı ve bir tarafı dar ve açık tahta. Bir kese akça = Beş yüz kuruş meblağ. Akça kesesi = Para kesesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Beyazımsı, beyazca, akrak, akımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Oldukça ak, beyazca. 2.Eskiden kullanılan küçük gümüş para, nakit. 3.Temiz, saf, iyi niyetli kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins orman ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple. maple isfendan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir kiraz çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Paraya bağlı, paralı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Temiz, dürüst kimse

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - iyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık, züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) akça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz zırh sahibi yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz çiçek- Daha çok örfte kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Solunmaya yarayan organ. Ree (karaciğere karşı böyle adlandırılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulmonary. pulmonic. lung. lungs. bellows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lung. pulmonary. lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Karındanbacaklı yumuşakçaların bir ciğerle nefes alanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaza çalar, beyazımtrak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Beyazımsı, solgun Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

evvelce, az önce, yakında: Akdemce yazmış olduğum üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Akan, cârî, revan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid. fluent. smooth. diffluent. facile. fastmoving. flowing. mellifluous. runny. speaking. torrential. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluent. fluid. liquid. mellifluous. smooth. fluent. fluently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid. fluent. continuous current. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Edebiyat). Herhangi bir yazının kolaylıkla okunabilir bir üslûpta yazılmış olması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor. spin doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. rational. rationalistic. rationalist. level-headed. level. orthodox. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalist usçu. rasyonalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalistic. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her varlığın aklî bir sebebe dayandığını, bilginin kaynağının akıl prensipleri olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism usçuluk. rasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisely. cleverly. intelligently. judicious. no-nonsense. sagacious. sane. sensible. shrewd. wisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. advisable. advisedly. cleverly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapul için hücum eden süvari askeri, akıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kayınağacı): Kayıngillerden; nemli topraklarda yetişen bir ağaçtır. Meyveleri küçüktür. Yaprakları ilkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Şişmanlamayı önler. Romatizma ağrılarını dinlendirir. Ayak kokularını keser. Saçları gürleştirir, kepekleri yok eder. Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kalp kifayetsizliğinin sebep olduğu idrar tutukluğunu giderir. Vücutta biriken tuzu atar. Üremi ve albüminde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as he sees it. he imagines (by mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Akıl hastalıkları hekimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Piyano vesair musiki Aletlerine düzen veren usta, düzenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuner. piano tuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Akşam erken yatan.

2.Her akşam belirli surette içkiye devam eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual evening drinker. working in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a habitual drinker in the evenings. sb who works in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz taç.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار جهان] dünyanın her tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitleri yeniden sıralayan, kırılmışları yenileyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiler. transposer. transmitter. passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who repairs tile roofs. transmitter. transmitting-medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

taze sıva üzerinde yapılan; açık havada; açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Karışık renkli, rengârenk: Alaca kumaş. Alaca bulaca. Deli alacası : Zevke uygun olmıyan birbirini tutmaz parlak renklerle boyanmış. Alacakaranlık = Akşam ve şafaktan evvelki yarı karanlık. Fr. Cr puscule.

1.Karışık renkler: Deli alacayı sever, insanın alacası içinde, hayvanın dışındadır.

2.Birkaç renkte iplikten imal edilmiş bir dokuma ki Anadolu’nun birçok yerlerinde yapılır: İplik alacası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured. piebald. pied. speckled. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speckled. pied. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir anlaşma veya hesaba göre alınması gereken para,, mal veya başka şey. Alacağı olsun = Günün birinde ona gösteririm anlamında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable. money owed to one. debt owed to one. credit. holding. claim. chose in action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. money owed to one. credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. credit. receivable. chose in action. adjusted trial balance. lien. money on account. receivable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renklerde, rengârenk. Alacalı bulacalı = istenmiyecek, hoşa gitmiyecek surette çok renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mottled. pied. motley. multicoloured. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. speckled. mottled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır, çalı çırpıdan yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Ah, vah I alackaday ünlem Yazık, eyvah!.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk oymaklarının (aşiretlerinin) çalı çırpıdan ve çitten meskenleri. Oba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). neşe ve çeviklik, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. stockjobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herkesle eğlenmeyi seven, müstehzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mocker. mocking. derisive. barbed. cynical. facetious. ironic. ironical. mordacious. shavian. snappish. sneering. wry. scoffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cynic. derisive. ironic. quizzical. tease. teaser. disdainful. derisory. scornful. contemptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisive. mocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyazlaşan; akçıl, beyaza çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parlak kırmızıya çalar renkte.

2.Ala çalar doru (At).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de yer, toprak demek olan «al» dan yahut «alt» tan;.

1.Yüksek karşılığı, aşağı, pes.

2.Boyu kısa, kısır, (mec.)

1.Karakteri ve nesli aşağı, kötü huylu, zelil, dûn.

2.Hasis, pinti, cimri. 3.Korkak, nâmerd. Alçak gönüllü = Mütevazı, kibirsiz. Alçaktan görüşmek = Kibir etmemek, tevazu göstermek. Yalımı alçak = Kibri olmayan, tevazu sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az alçak, pek yüksek olmayan. Alçaklıkla, zillet ve tenezzülle: Alçakça yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yükseklik karşılığı, pestî.

2.Boy kısalığı, (mec.) Zillet.

2.Mübalağalı hasislik, cimrilik.

3.Korkaklık, nâmertlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alçalmak işi. 2.(coğrafya) Toprağın çökerek oturması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simya, alşimi.alchemist (i). simyager, alşimist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam harç yapmada kullanılan maruf beyaz toz, cibs. Alçı taşı = Bunun ezilmemişi, taş hâlinde olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster of Paris. gypsum. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast in plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i, eski Kur'an ı kerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer; kameriye; (jeol). düz kayanın tabakaları içine nehrin açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır, her şeye kolay inanır, kanan, aldanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğfal, hile, oyun, aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İğfal eden, muğfil, hilekâr.

2.Yalan söyleyen, yalancı, aldatan.

3.Dış görünüşü emniyet verip insanın itimadını celbeden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. deceitful. deceptive. specious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. misleading. baffling. candied. catching bargain. catchy. colourable. deceitful. deceiver. delusive. dishonest. fallacious. funny. hollow. illusory. specious. two dime. will- of-the-wisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmak maksadıyle yapılan oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. trick. feint. legerdemain. shiftiness. sleight. sleight-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. trick. catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. trick. con. funny business. hockey pokey. hype. jookerie. sell. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatan, yalancı, (bk.) Aldatıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Derecelerine göre, sırasıyle. (bk.) Alâ: Alâ-merâtibihim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Topluca, toplu olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Çok acele ederek, çarçabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in great haste. in a big hurry. head over heels. headfirst. posthaste. sharpish. whip and spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العجله] çarçabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاجمال] topluca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek F. câh = mansıb). Büyük mesnet ve mansıpta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Ali = Yüksek F. cenâb = cânib). Haysiyetli, yüksek karakterli, küçüklüğe düşmeyen, hasis olmayan, cömert, açık elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî erik çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorn apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawthorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Ekşimuşmula): Gülgillerden; kırlarda yabani olarak yetişen bir ağaçtır. Meyveleri; küçük muşmulaya benzer, kırmızı renklidir. Tadı mayhoştur. Hekimlikte meyvesi kullanılır. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i) (Erkek İsmi) - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz.Ali ve Can).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça

1.Cömert.

2.Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar.

3.zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurnazca ve haince tertip. «Alicengiz oyunu» tâbirinde geçer: Öyle bir alicengiz oyunu oynadı ki adamcağız mahvoldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Alan, Ahiz.

2.Satın alan, müşteri, tâlib: Bu malın alıcısı yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who collects payments. collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applauder. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatan veya hükümdara sadakat; sadakat, bağlılık, merbutiyet (gerçeğe, bir partiye v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alegorik, kinayeli , remzi. allegorically (z). kinaye kabilinden , mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarımsak veya soğan gibi olan yahut kokan; sarımsaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, birleşme, uyuşma , ittifak; evlenme ile hâsıl olan akrabalık, dünürlük; (zool). birbirine benzeyen bir takım familyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylev, nutuk, hitabe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bırakmak, izin vermek, müsaade etmek; tasvip etmek; tasdik etmek; hesaba katmak, saymak; itiraf etmek, kabul etmek, teslim etmek; razı olmak, rıza göstermek; itiraf etmek; hesaplamak. allowable (s). caiz, meşru, hesaba katılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahsisat, harçlık, aylık, haftalık vb; bırakma; karşılık; müsamaha, göz yumma, müsaade, rıza; itiraf, kabul, teslim; (tic). fiyat indirimi, tenzilât; tolerans, yedek pay; (f). harçlık bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yenibahar; baş biber ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takvim, yıllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish worker working in Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower jaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrial subway. subway crossing. underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir cinsin içinde bulunan ikinci derecedeki bir cins.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşten sonra gelen: Altıncı sınıf, altıncı sene; onaltıncı, yüz yirmialtıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altından şeyler yapan san’atkâr. Altını varak hâline getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra sensory perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underscore. underline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Altından taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bakır alaşımı. 2.Kırmızı bakır. 3.Kırmızı, al gözlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daima, her zaman, her vakit; her defa, muntazam; evvelden beri, mütemadiyen, boyuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mermilerin nişanı, hedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardından koşulan, erişilmek istenen şey, gaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goal. aim. target. ideal. intention. will. bourn. bourne. cause. consummation. design. destination. dream. drift. function. idea. intent. meaning. mission. object. objective. point. purpose. scope. sense. terminus. turn. use. view. wherefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. cause. end. function. goal. intent. object. objective. point. purpose. sake. target. use. intention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpose. aim. goal. objective. cause. design. end. intent. meaning. object. terminus. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آماج] hedef. 2.nişan tahtası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişanın konduğu yer, hedef mahalli, nişangâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آماجگاه] nişan alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. fasten on. purpose. will. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. to aim. to intend. to purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim at. to purpose. to intend. aim. plan on. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeful. having a purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a specified goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentionality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aimless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aimless. blind. desultory. meaningless. purposeless. senseless. shiftless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of any goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mercanköşk otu, (bot) Majorana hortensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede ambarın muhafaza ve idaresine memur adam, ambar emîni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storekeeper. warehouse official. trucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anbarcılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhit, çevre, ortam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hepyek ; talihsizlik , şanssızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cankurtaran, ambulans : gezici hastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yahut amuca. (i.) (A. «amm» dan). Babanın erkek kardeşi: Amcam, amcamın oğlu, kızı; onunla amca oğullarıyız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avuncular. paternal uncle. uncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle. uncle. a familiar address to an older man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle. collateral ancestors. related in the collateral line. special cousins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amateur Motorcycle Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Maritime Safety Authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alaskan Malamute Club of America is the 'parent' club for the Malamute breed in the USA Club members are expected to follow a Code of Ethics in breeding and competing with Alaskan Malamutes The AMCA and it's members are also responsible for maintainin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Amca olma hali. 2.Uvey amca.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amca oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bâb-ı Alt’de MAbeyn-i Hümâyûnla olan muhabere kaleminin reisi ve Meclis-i HAss-ı Vükelâ başkâtibi: Amedci Bey. Asıl resmî adı: Amedî-i Dİvân-i Hümâyûn’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amedci unvan ve mansıbı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para cezasına çarptırmak, ceza vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Habeşistan'ın resmi lisanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dostane, dostça amicably (z). dostçasına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). mahkemenin fahri müşaviri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). amino asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amonyak ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uşak ağacından elde edilen sakız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Malayalılarda görülen ve ruhsal bir bunalımı takip ederek şiddetli öldürme arzusu Seklinde beliren hastalık. run amuck öldürme arzusuyla sağa sola saldırmak ; cinnet getirerek etrafa hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nişastaya benzer, nişastalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anbarcı sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Cehaletle, bilmeyerek, bilmezlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high street. main street. main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip kartlaşmış ve alışık (kaz, hindi vesaire), mec. İşlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmiş, kurnaz, usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full-grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. grown up. big. experienced. shrewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherly. experienced. shrewd. huge. fruitbearing. matronly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip alışmış olan hayvanın veya işlerde kocalainason bitkisi yıp tecrübe kazanmış adamın hâli. mec. Ustalık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'ya mahsus bir ,çeşit büyük boa yılanı; herhangi bir çeşit boa yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir Yunan lirik sairi, Anakrion. Anacreon'tic (s)., ,şiir Anakrion'un lirik üslubuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). oksijensiz yaşayabilen; oksijenin yokluğu ile ilgili veya oksijen yokluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetsiz ve usulsüz kazanç arkasında koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seçme, seçilmiş. an'alects(i)., (çoğ). seçme eserler veya parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel tahlili. analytic geometry çözümsel geometri. analytically (z). tahlil yolu ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), anarşiye ait; kanun tanımayan anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anarşi; kargaşalık, ihtilâl. anar'chic (s). anarşiye ait; kanun tanımıyan. anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutionalist. constitutional expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede anbarın muhafaza ve idaresine memur adam, anbar emini. (bk.) Ambar, ambarcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Onun gibi, onun kadar, o kadar, öylece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshly. ill. just. narrowly. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much. that much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anti-Neutrophil Cytoplasmic Antibody Found as cANCA or pANCA The former is found in Wegener's granulomatosis whereas the latter is more non-specific. is an abbreviation for anti-neutrophil cytoplasmic antibody This is a type of antibody that is associated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antineutrophil cytoplasmic antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airport Noise and Capacity Act of 1990, prohibits U S airports from adopting overly restrictive or outright punitive anti-noise ordinances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Nature Conservation Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Anca ve ancılayın gibi «an» suretini alan «o» işaret ismiyle «cak» edatından).

1.Tek, yalnız, sade, mücerret: İbâdete müstahak, ancak Cenâb-ı Hak’ tır.

2.Mahzâ, sırf hassaten: Ancak ilim öğrenmek ve terbiye için mektebe gidilir.

3.Tamamı tamamına, dara dar, güç hal ile: Bu iş ancak akşama kadar biter. Bu çuval ancak bir kile alır.

4.Lâkin, fakat, ama: Ava gidecektim, ancak hava müsaade etmedi. 5.O kadar, onun gibi, ancılayın: Kalenderlik ise ancak o kadar olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

only. barely. hardly. merely. purely. scarcely. however. on the other hand. but. nevertheless. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barely. but. hardly. only. merely. just. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

however. on the other hand. but. just. hardly. barely. only. solely. merely. bare. just about. nevermore. scarcely. simply. by the skin of one's teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Melek ‘ otu. (Hıristiyanlar’da kadın ismi de olur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cet, ata, soy sop, dede. ancestor'ial, ances'tral (s). ecdada ait, ecdattan kalmış, geçmiş zamanlara ait. an'cestry (i). ecdat, nesep; iyi aileden gelme, asalet, soyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), demirlemek, lenger atmak. anchorable (s). demirlenebilir. anchoringplace (i). demirleme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). demir, çapa, lenger; iki duvarı birbirine tutturan demir; halat çekişme oyununda en arkada duran adam; çıkar yol, dayanak noktası. anchor ground gemi demirleyecek yer, demir yeri. anchorhold (i). demirin tutması; emniyet. at anchor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demirleme yeri, liman; demirleme, demirlenmiş olma; güven, emniyet ; demirleme harcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir köşeye çekilmiş olan kimse, münzevi hayat yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. anchorman

ana haber sunucusu

Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamsi balığı, tirhos balığı, (zool). Engraulis encrasicholus; ançüez . anchovy pear Batı Hint Adalarında yetişen bir ağacın meyvası; bu ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). eski, kadim, eski zamandan kalma;(i). yaşlı adam, ata, baba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut onculayın. Aslı: Ancalayın). Öylece, o suretle, o mertebede, o kadar. (Uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «buncalayın» a karşılıktır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Hamsi balığı tuzlaması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anchois

hamsi ezmesi

Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relic. remembrance. souvenir. memento. keepsake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

souvenir. memento. reminiscence. rememberances. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anekdot, kısa hikâye, menkıbe, fıkra. an'ecdotal (s). fıkra tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yankısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). anestetik, eter, kloroform vb gibi hissi iptal eden ilâç; (s). uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yeniden, tekrar, baştan, bir daha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğribüğrü, girintili çıkıntılı. anfractuos'ity (i). iğribüğrülük , girintili çıkıntılı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melekotu, (bot). Angelica,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çitten, döşemesiz araba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ingiliz kilisesine mensup kimse, Anglikan; (s). İngiliz kilisesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiliz diline mahsus deyim; ingiliz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). İngilizleştirmek, (i). İngilizleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzetmesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopla görülebilen hayvancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). animizmle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollster. inquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fame interviewer. reporter. pollist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bildirmek, beyan etmek, haber vermek, ilân etmek. announcer (i). spiker. announcement (i). tebliğ, ilân, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilan etmek, tebliğ etmek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, tebliğ etme, bildirme, ilân; (bh). Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansırmayı mucip olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevap, karşılık, mukabele; (müz). bir çalgının başka bir çalgıya cevap vermesi; hesabın doğru sonucu. answerless (s). cevapsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cevap vermek, gelmek (çağrılınca) , gitmek; halletmek; mukabele etmek, karşılamak; ihtiyacı karşılamak; ödemek , hesap görmek; to i/e tekabül etmek, uymak. answer back karşılık vermek. answer for that ondan sorumlu olmak. answer the doorbel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make an oath. swear. take oath. vow. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mide ekşimesini tedavi eden, asitleri giderici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Güney Kutbu ve civarı; (s). Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evvellik, öncelik, takaddüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). önce gelen, evvel, mukaddem; (i). önerti; geçmişte vaki olay; geçmiş, mazi; ,(cog). ced, soy; (gram). zamirin yerini aldığı isim veya tümleç; (mat). bir denklemin ilk ünitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). solucanları bağırsaktan defeden;(i). solucan ilâcı, solucan düşürücü ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok sert bir çeşit maden kömürü, antrasit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanı evrenin merkezi olarak kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soytarılık, maskaralık, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Deccal, Sahte Mesih; Mesih düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Hıristiyan dinine karşı gelen veya çIkan; Deccal'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kon). (san). ani bir değişiklikle daha az etkili bir hale gelen ifade ile ilgili; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). bir eksenden zıt yönlere giden tabakaların bükülmesi veya kemeri, yukaç. anticli,nal (s). yukaça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpınmayı önleyen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeye karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuhaflık.

2.Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., oto vuruntu kesici yakıt ilâvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek arkalıklı sandalyede oturulunca başın geldiği kısmı örten bez parçası; koltuk örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). raşitizme karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumsal örgüt ve yararlara karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşıt olan, tezatlı;tezat mahiyetinde .antithetically (z). tezat teşkil ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (biyol). antitoksik.antitoxin i antitoksin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). her nasılsa, ne olursa olsun, hiç bir surette her halde; dikkatsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). herhangi bir yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). zaten, her halükârda, hangi şartlar altında olursa olsun; ne ise; dikkatsizce, dalgacı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). herhangi bir yere veya yerde, her yere, hiç bir yere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., her nasıl olursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Birinci Dünya Savaşında Avustralya ve Yeni Zelanda askeri, Anzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çabuk, süratle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD' nin güneybatısında bulunan Kızılderili kabile gruplarından biri; (k.h.). pariste gece soyguncusu,külhanbeyi, apaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Işıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). parça başına, her biri, her birine, tane olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Ahit'e bağlı olup İbranice metinleri bulunmadığı için herkesSe Kitabı Mukaddes'in metnine dahil edilmeyen ve bazı kiliselerce mukaddes kabul edilen bir takım kitaplar, apokrifa. apocryphal (s). apokrifaya ait; doğruluğu kabul edilmey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sabit, belli, itiraz kaldırmaz, müsellem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inme veya felce ait; felce meyilli. an apoplectic fit inme gelmesi, felç inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının mahkeme huzuruna çıkması. for the sake of appearances ele güne karşı, gösteriş olsun diye, zevahiri kurtarmak için. keep up app

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştiha, şiddetli arzu; tabii eğilim, temayül, istidat. appetens (s). after veya of ile arzulu, istekli, iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sezilebilir, tefrik edilebilir; değer biçilebilir, takdir edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paha biçmek, kıymet takdir etmek, değerlemek; kadrini bilmek, kıymet bilmek; fiyatı yükseltmek, değerlendirmek ; ayırt etmek, tefrik etmek; fiyatı yükselmek , kıymeti artmak, değerlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdir, değerlendirme , kıymet bilme; tenkit, özellikle lehte tenkit; (tic). kıymet artışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıymet bilen, takdir ettiğini gösteren, takdirkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yaklaştırmak, yakına getirmek, yaklaşmak, yanaşmak, yakına gelmek ; baş vurmak, müracaat etmek; başlamak, işe koyulmak; (i). yaklaşma, yanaşma; methal; başlangıç; spor golf topunu yeşil meydana sokan vuruş. approachable (s). müracaat e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olan şey veya kimse; ilâve, ek, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşte ısınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayısı, zerdali, (bot). Prunus armeniaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzik eşliğinde su revüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). suda yaşar; suya ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).su yolu kemeri, kemerli su yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-election. by election. special election. off year elections. off year election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Araba yapan sanatkâr.

2.Araba süren adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. coachman. carter. wagoner. cartwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car driver. person who sells cars. coachman. cabman. wag g oner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Araba yapmak sanatı.

2.Araba sürenin hal ve sıfatı.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Arapça; (s). Arabistan-a veya Araplara ait. Arabic League Arap Birligi. Arabic numerals Arap rakamları, bugün kullandığımız rakamlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştıran, barıştıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dirsek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topallık, aksaklık, (bk.) Arec.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). Bir sonuca varmak için kullanılan şey, vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicular. vehicle. means. appliance. tool. instrument. facility. implement. medium. organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appliance. medium. organ. transport. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. tool. vehicle. means. appliance. implement. medium. organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (coğ). (zool). eklembacaklıların örümcek ve akrep sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool örümcek ve akrep cinsinden hayvan; (s). bu hayvanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). araknoid, beyin zarlarından biri; (s)., (bot). örümceksi, ağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştırmak için araya giren kimse: Vasıta, mutavassıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediator. go-between. middleman. intercessor. intermediary. in-between. interceder. intermediate. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. intermediary. middleman. mediator. go-between. broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. go-between. mediator. middleman. negotiator. conciliator. us- weather market-maker. fixer. friendly arbitrator. go- between. go between. interagent. interceder. intercessor. intermediate. intermediate agent. mesne. transactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. through. via. by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the mediation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aracının gördüğü iş, vasıtalık, tavassut; vesatet: O, bu işi ancak benim aracılığımla yapabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention. mediatorship. agency. agency business. intercession. intermediate trade. procuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediation)

Sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. İki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

media. facilities. resources.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. arak = ter F. çiden = toplamak). Teri içmeğe mahsus olarak başlığın altına giyilen takke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. pilferer. tealeaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرقچين] takke kavuk altı takkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.F.). Rahatlık arayan, dinlenmek isteyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Aram veya eski Suriye'ye ait; (i). Arami dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) -1.Gönül rahatı. 2.Sevgili, sevilen güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Araplar’ın tarz ve haline uygun ve bunlara mensup ve müteallik: Arapça lisan, Arapça yaşayış, Arapça şarkı. Araplar’ın dilinde veya hal ve tarzlarında: Arapça söylemek, Arapça yaşamak.

2.Lisân-ı Arabî: Arapça pek vâsî bir lisandır. Mısır Arapçasının Şam Arapçasından hayli farkı vardır, mec. Anlaşılmayan meçhul şey: Bu, benim için Arapçadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Arabic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinden çıkılamaz derecede karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woolly hair. tangled skein. skein. tangle. snarl. dogs dinner. elflock. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash. ragbag. snarl. tangle. fuzzy hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mix up. muddle. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

searching. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiring. searching. researcher. investigator. explorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. investigator. explorer. inquiring. searching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a researcher. research.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitive. investigative. researcher. explorer. investigator. surveyor. analyst. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research man. research worker. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Denize düşen şeyleri arayıp çıkarmakla meşgul adam.

2.Gümrükte yolcuların eşyasını muayeneye memur adam. Bir şeyi arar gibi dönüp dolaşan. Arayıcı fişek: Bu suretle dolaşan donanma fişeği. Arayıcı kevkeb: Osmanlıca’da «şehâb-ı sâkıb» denilen yıldız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs inspector searching. hunter. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- road vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. arbede = kavga, F. cüsten = aramak). Kavga çıkarmayı seven, kavgacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عربده جو] kavgacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), ağaca benzeme, ağaç şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekil ve büyüklük bakımından ağaca benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavis; kemer, ark, yay; yay eklinde olan herhangi bir şey. arc lamp, arc light ark lâmbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Aralıklarda Net Odaklamalı (ARC-F) lens, tüm ekranda görüntü kalitesinin tutarlı olmasını sağlar. 1920 x1080 HD çözünürlükte Dijital Projektör SXRD™ panellerinden en iyi şekilde yararlanacak şekilde tasarlanan ARC-F daha keskin ve daha net görüntüler ve görüntü tutarlılığı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (arec’in müennesi). t. Aksak, topal.

2.Sırtlan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -1.Temiz, namuslu. 2.Aksak, topal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mim). sıra kemerler; kemer altı, üstü kapalı çarşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke; cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian (s). bu ülkeye ait; sakin, asude; sade, basit; pastoral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sırri, gizli, saklı, herkesçe bilinmesi caiz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sır, muamma; eski simyacıların çözmeye çalıştıkları doğal sırlar; kuvvetli ve niteliği meçhul ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazlı, cilveli, çapkın. archly (z). cilveli bir eda ile. archness (i). cilvelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). archaic, archaism, architect.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer, tak; ayak kemeri; kavis arch stone kemerin kilidi makamında olan taş. arch supporter ayak kemerine destek, kavis. arch of triumph zafer takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kemer yapmak veya kemerlerle kapatmak, kemer ekline koymak, kemer eklini almak; (sırt veya kaş) kabartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek baş, en büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). archeology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadim, eski; artık kullanılmayan , modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) artık kullanılmayan söz veya terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş melek; melek otu, (bot). Archangelica officinalis archangelic (s). baş meleğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskopos. archbishopric (i) başpiskoposluk makamı veya bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başdiyakoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskoposun idaresi altındaki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arşidük. archducal (s). arşidüke ait. archduchess (i). ariduşes. archduch'y (i). arşidükün idaresi altındaki bölge. archduke'dom (i). arşidüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş düşman; şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkeoloji. archeological (s).arkeoloji ile ilgili. archeolog-ically (z). arkeoloji ile ilgili olarak. archeol'ogist (i). arkeolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okçu, kemankeş. archery (i). okçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl numune, ilk örnek, orijinal model veya numune.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü Yunan matematikçisi Arşimed'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mimarlığa ait, yapı veya plan Çizmeye ait; teknik yönden mimarlığı andıran; bir sistemin organizasyon kurallarını belirten (ilim v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina'da dokuz hâkimden biri; hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer altı yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arktik, Kuzey Kutbuyla ilgili veya o bölgede bulunan; çok soğuk. Arctic Circle Kuzey Kutup dairesi. Arctic Current Kuzey Buz Denizinden gelen akıntı. arctic fox kutup tilkisi. Arctic Ocean Kuzey Buz Denizi. Arctic Zone Kuzey Kutbu ile Kuzey Kutup

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kavisli, bükümlü, eğri. arcua-tion (i). eğme, eğrilik, kavis: (mim). kemerli inşaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ servisi, ar’ar. Çeşidi çoktur: Çalı ardıcı, dikenli, kara, kızıl ardıç, Hint ardıcı. Ardıç tohumu = Bu ağacın verdiği sert kokulu, yuvarlak bir ufak tohum. Ardıç suyu, katranı. Ardıç kuşu = Sarılı kara tavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juniper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juniper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Wacholder, Geniévre, Juniper): Kışın yapraklarını dökmeyen daimi yeşil ağaçlardan. Yaprakları küçük pulsu veya iğne şeklinde olup 1-2 cm uzunluğundadır. Bir evcikli veya iki evcikli bitkilerdir. Ardıç yemişi diye anılan kozalakları dişi ağaçlar üzerinde bulunur. Ardıç türleri kozalaklarının büyüklüğüne, rengine ve özellikle her kozalağın içinde bulunan tohumlarının sayısına göre birbirinden ayırt edilir. Çesitleri ve kullanıldığı yerler: Sıcak iklimlerde ve korunmuş alanlarda ağaç gibi büyümesine karşılık, soğuk bölgelerde çalı manzarasındadırlar. Genel olarak odunu yumuşak ve dayanıklıdır. Kurşun kalem yapılır. Kerestesi de demiryolu traversi olarak kullanılır. Bütün Kuzey Yarımküre’de yetişen 60 türü vardır. Memleketimizde 8 ardıç türü yetişmekte olup önemlileri şunlardır: - Katran ardıcı (Juniperus oxycedrus): Trakya ve Anadolu’da yaygındır. Çalı veya küçük bir ağaç şeklindedir. Yaprakları üçlü ve batıcıdır. Kozalakları kırmızımsı olup iki tohumludur. Dallarından elde edilen katranı cilt hastalıklarında kullanılır. - Adi ardıç (Juniperus communis): Memleketimizde Trakya bölgesinde tesadüf edilen çalımsı veya küçük agaçlardandır, yaprakları batıcıdır. Kozalakları mavimsi siyah renkli, üç tohumludur. İdrar söktürücü olarak kullanılır. - Bodur ardıç (Juniperus nana): Memleketimiz dağlarında, özellikle Kuzey Anadolu dağlarında geniş topluluklar meydana getirir. Kozalakları mavimsi siyah renklidir. Yenir ve idrar söktürücü özelliktedir. - Kokar ardıç (Juniperus foetidissima): Doğu Akdeniz Bölgesi ağacıdır. Memleketimizin dağlık yerlerinde yetişir. Sürgünleri dört köşeli, kozalakları mavimsi siyah renkli, 1-2 tohumludur. Yapraklar ezildiği zaman fena kokular çıkarır. - Yüksek ardıç (Juniperus excelsa): Memleketimizin dağlık bölgelerinde yetişir. Sürgünleri dört köşeli değildir. Kozalakları mavimsi siyah renkli, 4-6 tohumludur. - Finike ardıcı (Juniperus phoenicea): Batı ve Güney Anadolu’da yetişen çalımsı, bodur ağaçlardandır. Kozalakları kızılımsı kahverengi, 4-9 tohumludur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare. ousel. ouzel. mavis. song-thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hemen arkasından, arkası sıra, ardı sıra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir mahzen veya bodrumun girişi; geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («araç» den smüş). Topal, aksak, leng.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç çeşit hurma ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topal aksak adamın yürümesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kumlu, kum gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. dokumacılıkta). Enine atılan iplik, atkı, arış mukabili, pud. Dağ argacı: Dağın yassı tepesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woof. weft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Argaç atmak, atkılamak.

2.Sarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «urûc»dan).

1.Topal, aksak, müen. «Arice».

2.Noksan.

3.Çıkıp inen.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Barış, asayiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeper. agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture. beekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeping. apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3,

5.8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması,

5.Sayı ileSayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, saf, arı. 2.Barış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe).

1.Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2.Bu felsefe yolunda bulunma hali.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent. conditioner. sterilizer. purger. refiner. rectifier. filter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by