W,w ne demek? | W,w anlamı nedir? | W,w

W,w anlamı nedir?

W,w ne demek?

W,w anlamı nedir?

W,w | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz alfabesinin yirmi üçüncü harfi; kim. tungsten, volfram; fiz. erke; vat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2:2 Pulldown diğer Pulldown düzenlerinden farklıdır; çünkü herhangi bir kareyi kopyalamaz. Bunun yerine, video şifre çözücüsüne videoyu tek bir Aşamalı Kare olarak değil, iki birbirine geçmiş alan olarak görüntülemesini söyler. PAL ya da SECAM video standartlarının kullanıldığı ülkelerde, televizyon için çekilen bir saniyede 25 kare olarak çekilir. PAL video standardı saniyede 25 kare görüntüler; böylece filmden videoya aktarım basittir; her film karesi için bir video karesi çekilir. Saniyede 30 kare kullanılarak çekilen program ve filmleri, 60 Hz tarama hızına sahip NTSC videoya aktarmak için 2:2 Pulldown özelliği de kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğruluğunu kabul etmek, teslim etmek, onaylamak, tasdik etmek; şükranla tanımak; gerçek veya kanuni olduğunu kabul etmek. acknowledgment (i). teslim, onaylama, tasdik, itiraf, kabul, teşekkür; senet, tasdikname, borç ikrarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş battıktan sonraki parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, şaşaalı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bırakmak, izin vermek, müsaade etmek; tasvip etmek; tasdik etmek; hesaba katmak, saymak; itiraf etmek, kabul etmek, teslim etmek; razı olmak, rıza göstermek; itiraf etmek; hesaplamak. allowable (s). caiz, meşru, hesaba katılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahsisat, harçlık, aylık, haftalık vb; bırakma; karşılık; müsamaha, göz yumma, müsaade, rıza; itiraf, kabul, teslim; (tic). fiyat indirimi, tenzilât; tolerans, yedek pay; (f). harçlık bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daima, her zaman, her vakit; her defa, muntazam; evvelden beri, mütemadiyen, boyuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yeniden, tekrar, baştan, bir daha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevap, karşılık, mukabele; (müz). bir çalgının başka bir çalgıya cevap vermesi; hesabın doğru sonucu. answerless (s). cevapsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cevap vermek, gelmek (çağrılınca) , gitmek; halletmek; mukabele etmek, karşılamak; ihtiyacı karşılamak; ödemek , hesap görmek; to i/e tekabül etmek, uymak. answer back karşılık vermek. answer for that ondan sorumlu olmak. answer the doorbel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). her nasılsa, ne olursa olsun, hiç bir surette her halde; dikkatsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). zaten, her halükârda, hangi şartlar altında olursa olsun; ne ise; dikkatsizce, dalgacı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). herhangi bir yere veya yerde, her yere, hiç bir yere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., her nasıl olursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer altı yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir mahzen veya bodrumun girişi; geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ok. arrowhead (i). ok başı, temren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ararot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ok gibi; süratli; okla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). eğri olarak, çarpık bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). atomic weight.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat çapraz; aykırı, tersine, karşı; edat bir taraftan karşı tarafa; karşı, zıt. athwartship (z)., (den), alabandadan alabandaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski ikiye ayrılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı; cıvıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (Al). Allaha ısmarladlk; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça söylemek, beyan etmek, ilân etmek, ikrar etmek, itiraf etmek, kabul ve tasdik etmek.avowal (i). beyan, ilân, ikrar, itiraf, kabul, tasdik. avowedly (z). açıkça, sarahaten, alenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Bir yıldız kümesi. (Fr. bootis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek, gözlemek, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uyanık, tetikte, (sak). be awake to -e karşı uyanık olmak. awakening (i)., (s). uykudan uyanış; (s). uyandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyandırmak; uyarmak, ikaz etmek; kışkırtmak, tahrik etmek; uyanmak; farkına varmak, gözü açllmak; harekete geçmek, canlanmak, dirilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(f).ödül müküfat; olarak vermek;hükmen vermek, hükmetmek, verilmesini emretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).haberdar, farkında, vakıf, uyanık. be awere of farkında olmak, farkına varmak. awareness (i). farkında olama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). su seviyesi ile beraber; (s). suyla örtülü; dalgalarla yıkanan; suda yüzen, dalgaların sağa sola attığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uzağa, uzakta; bir yana; -den, -dan be away bulunmamak, başka yere gitmişolmak. becarriedaway sürüklenrnek; kapılmak. carry away alıp götürmek, sürüklemek . come away bırakıp gelmek. cut away kesmek, kesip atmak. do away with yok etmek, öl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Defol ! Haydi !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korkutmak, dehşete düşürmek huşu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, huşu, haşyet. awesome (s). korku veren, korku veya huşu ifade eden. awestricken, awestruck (s). huşu içinde, hayran kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). rüzgâr üstüne, rüzgâr üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s).,(den). dipten ayrılmış (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehşet verici; müthiş, berbat, çok kötü; (k).dili heybetli, iri awfully (z)., (k).dili çok; çok fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). biraz, kısa bir zaman için, bir müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). telaşlı; (z).telaşla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli işe yakışmaz, sakar, hantal, biçimsiz, yakışık almayan, münasebetsiz , kaba; idaresi güç. awkwardly (z). acemicesine. awkwardness (i). beceriksizlik, acemilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (biz)., saraç ve kunduracı bizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). diken, kılçık, sorguç. awns of barley arpa dikenleri, arpa kılçıkları. awned, awny (s). dikenli, kılçıklı, sakallı. awnless (s). kılçıksız, sorguçsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tente, güneşlik, sayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). awake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). absent without leave asker kaçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). çarpık, yan, ters, yanlış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cayma; (fig). yelkenleri indirme; tam teslimiyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i ) sırtı madeni bir çubukla kuvvetlendirilmiş ince dişli bir çeşit testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek yüzlü kılıç; bu çeşit kılıcı kullanan eskrimci. backswordsman (i).kılıç kullanan eskrimci. back talk küstahça konuşma, karşllık verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). geriye doğru, tersine, geri geri; geçmiş zamanlara doğru, geri; (s). geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen; isteksiz, çekingen ; geç backwardly (z).geriye doğru olarak backwardness (i). geriye doğru olma; geç kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık küreklerinin veya gemi pervanesinin geriye attlğı su, serpinti; kendisini yaratan olayın bitiminden sonra da devam eden durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir set vasltaslyle geri çevrilen su; dümen suyu, gemi pervanesinin geriye attlğı su; durgun su; durgunluk , ilgisizlik; (f)., (den). siya etmek, tersine kürek çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (çoğ). meskun yerlerden uzak veya ağaçlardan yarı temizlenmiş yerler; (s). kaba, basit, incelikten uzak. backwoodsman (i). böyle bir mıntıkada yaşayan kimse; kaba ve basit adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bailiff denilen yetki bölgesi; A.B.D. ihtisas sahası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle A.B.D.'nin kuzeydoğusunda yetişen bir cins sarılı kırmızılı kış elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mak. şerit testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el arabası; ing. seyyar sebze ve meyva satıcılarının kullandığı itilerek yürütülen araba; Büyük Britanyada tarihten evvelki devirlerde yaşamış olan kimselerin mezarlarının bulunduğu tepe; tepe (bu gün özellikle yer isimlerinde kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paşa; azametli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıhlamur ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski) genelev patronu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müstehcen söz veya davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık saçık, müstehcen; (i). müstehcen söz. bawdily (z). açık saçık bir şekilde. bawdiness (i). açık saçık oluş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). haykırmak, bağırmak, feryat etmek; bağırarak satış yapmak (işportacı); yüksek sesle ağlamak; (i). haykırış, feryat. bawl out A.B.D., (argo) azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiğ taneleri ile ıslatmak, nemlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak arkadaşı, yakın dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden şilte yapmak için kullanılan bir çeşit saman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balmumu; f. balmumu sürmek, balmumu ile cilalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekletilmiş şaraplann üzerinde meydana gelen ince tabaka halindeki kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mücevherle donatmak; ziynet eşyasıyla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; kükremek; yüksek sesle konuşmak; bağırmak; i. böğürme, kükreme, bağırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek., çoğ. körük; akciğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kösemen, boynunda çan asılı olan koç; ne yaptığını bilmeyen bir topluluga önderlik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) aşağı, aşağıda, alt katta; dünya yüzünde; cehennemde; altında; (edat) -den aşağı. below par ikt. başabaştan aşağı, paritenin altında. watch below den. palavra nöbetsisi, rahatçı vardiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hediye etmek, vermek, ihsan etmek, yerine koymak;( kız) vermek. bestowal, bestowment i. ihsan, verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saçmak, kaplamak, dağıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z. arada, arasında, aralarında, aralarından; araya; ortada, ortaya. between you and me söz aramızda. few and far between nadiren, seyrek. in between sallantıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., (eski), şiir arasında, arada, ortada. betwixt and between ikisi ortası, ne o ne bu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. feryat etmek, ağlamak; hayıflanmak; üzüntüsünü beyan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (ünlem) sakınmak, kaçınmak; dikkat etmek, gözünü açmak; b.h., (ünlem) Dikkat! Sakm ha! Aman!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşlrtmak, sersemletmek, hayrette bırakmak. bewilderment i. şaşkmlık, sersemlik, hayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü yapmak; tehir etmek; cezbetmek, hayran etmek. bewitcher i. cezbedici kimse, çekici kimse, alımlı kimse. bewitching s. cazibeli. bewitchingly z. cazibeli olarak. bewitchment i. büyü, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., eski ağzından kaçırmak..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kodaman, mühim kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük ve kaba dalga, dalgalar halinde yükselen herhangi bir şey (duman v.b.); f. dalgalar halinde kabarmak, yükselmek. billowy s. dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. boru çiçegi, kahkaha çiçedi, gunduz sefası, cadır çiçegi, bot Convolvulus arvensis hooded bindweed kopek pençesi, bof Calystegia sepium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtluca, zeravent, bot. Aristolochia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki haftada bir vaki olan; haftada iki kere olan; i. iki haftada bir yayınlanan dergi veya bülten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıplamaya lâyık, mesul, kabahatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. blow.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakam ağacı, bakkam, bot. Haematoxylon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darbe, vuruş; hamle, saldırı; ani gelen bela, felaket; rüzgar, şiddetli esinti; k.dili övünme, yüksekten atma. at one blow bir hamlede. come to blows kavgaya tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. esmek; üflemek; rüzgara kapılmak, rüzgarla sürüklenmek; çalmak, çalınmak, ses vermek; solumak, nefes nefese kalmak; k.dili övünmek, yüksekten atmak; A.B.D., (argo) ayrılmak, defolmak; üfleyerek itmek;(cama) üfleyerek şekil vermek;(atı) yorgunluktan çat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. top atışında arkaya gelen gazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oto dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazları; bu gazları arkaya iten tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tırtılları leşte veya canlı hayvanda büyüyen bir kaç sinekten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.BD., (argo) palavracı kimse, kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişmiş; soluğu kesilmiş, nefes nefese olan; içine sürfe bırakılmış; üflemek suretiyle meydana getirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlama (lastik); (argo) eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleme borusu, üfleç, kamışçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. infilak, patlama; k.dili hiddetten kendinden geçme; kavga; büyütülmüş resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakımsız, karışık (saç v.b.); kırmızı yüzlü (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engerekotu, bot. Echium vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kıyısında tahtalardan yapılmış kaldırım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. porsun, marinel başı, lostromo. boatswain's chair izbarço iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika bıldırcını, zool. Colinus virginiamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dans müziği olarak bir piyano çalma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap kurdu, kitap okumaya düskün kimse; kağıt kurdu, zool. Ptirida; kitap kurdu, zool. Anobium hirtum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ödunç almak, borç almak; mat. ödunç almak (çıkarma işleminde). borrow trouble önceden tasasını çekmek. borrowing i. başka bir dilden alınan kelime veya deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Gaborone.

Nüfus: 1.359.000.

Yüzölçümü: 224.607 km2.

Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Namibya, Güneyde Güney Afrika, Kuzeydoğuda Zimbabwe.

Önemli Şehirleri: Gaborone, Serowe, Manna.

Din: %50 yerel inançlar, %50 Hristiyan.

Dil: İngilizce, Setswana.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Tarih: Bölgeye ilk yerleşen “bushmen”ler idi. Bantus’lar zamanında bölge, 1886 yılında Bechvanaland adıyla İngiliz himayesine girdi ve bu statüsü, güneyden ve güneybatıdan yöneltilen Boer ve Alman işgallerini durdurdu.

Ülke 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazandı ve ismi Botswana olarak değiştirildi.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve madencilik (elmas, bakır, nikel…) ülke ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Botswana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulaşıkşı. chief cook and bottlewasher her türlü ev işi yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerinden kopmuş ve aşınmşş iri kaya parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş, pruva (gemi).bowman i. baş tarafta kürek çeken adam; filikada pruvacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş eğerek selamlama, reverans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başını eğerek selamlamak, reverans yapmak; eğmek; başını eğdirmek; başını eğerek yol göstermek; ezmek. bow and scrape yaltaklanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yay; okçu; kavis; gökkuşağı; boyunduruk; fiyonk; f., müz. yay ile çalmak. bow tie papyon kravat, kelebek kravat. bow window kavisli daire şeklinde iç kısmı enli pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpek havlaması; havlama taklidi; ç.dili köpek, havhav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eserden ahlaka aykırı olduğu düşünülen kısımları çıkarmak veya değiştirmek; ıslah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağırsak; gen. çoğç iç kısımlar; f. bağırsaklarını çıkarmak. bowel movement dışkı çıkarma; dışkıç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafına kameriye yapmak; ihata etmek, kuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç Euchre'' denilen iskambil oyununda bacak;(şiir) bahçe köşkü, kameriye, kulübe; den. pruvada iki lenger çapadan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. çiftlik; sayfiye evi. the Bowery New York şehrinde bulunan, eskiden adi eğlence yerleri ve otellerle dolu olan uzun ve geniş bir cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uzun ve eğri av bıçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kase, çukur kap; tas, leğen; tahta top; birkaç tip top oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir çeşit top oyunu oynamak; top gibi yuvarlamak; top atmak. bowl over vurup devirmek; şaşırtmak, şaşkına çevirmek. be bowled over hayretten donup kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çarpık bacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bowling oyununda topu atan kimse. bowler hat melon şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borina; bir çeşit düğüm, barço bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağır topla oynanan bir oyun. bowling alley bu oyuna mahsus dar yol. bowling green bu oyunun oynandığı yeşil saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okçu, ok atan kimse; yay çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ok menzili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cıvadra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kiriş; f. iple boğarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okçu, ok yapan veya satan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biz, kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yepyeni, gıcır gıcır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domuz etinden yapılmış ufak sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gürültülü munakaşa, ağız dalaşı, kavga; A.B.D., (argo) gürültülü ziyafet; eski bir Fransız halk oyunu; f kavga etmek; patırtı etmek; gürül gürül akmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi gelişmiş adale; adale kuvveti; haş1anmış yabani domuz eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, adaleli. brawniness i. kuvvetlilik, adaleli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki bina arasındaki yalnız üstü kapalı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mayalama yoluyla bira gibi içkiler yapmak; hazırlamak, kaynatmak, sebep olmak (fesat, kötülük v.b.); i. bir defada çekilen miktar (bira); mayalanmak suretiyle hazırlanmış içki. be brewing patlamak üzere olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya ile yapılmış içkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira yapan kimse, biracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. et suyu; tirit, et suyuna batırılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. Broadway Caddesi: Broadway tiyatro dünyası. offBroadway i. deneysel tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaş: alın: çehre, yüz: yamaç, sarp bir yerin kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sert bakış veya sözlerle gözünü korkutmak, yıldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kahve rengi; s. kahverengi, kahve renkli, esmer derili; güneşten yanmış; Malezya ırkına mensup; f. karartmak, kararmak; esmerletmek, esmerleşmek; kızartmak. brown bread siyah ekmek. brown paper kahverengi veya diğer koyu renk bir ambalaj kâğıdı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halk masallarında gizlice ev iş1erine yardımcı olan iyi huylu bir peri; A.B.D. fındıklı ve çikolatalı bir çeşit kek. Brownie 7-9 yaş1arı arasında kız izci; bir çeşit ucuz fotoğraf makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmi karartma, voltaj duşüklüğü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (otlamak, yemek sığır, koyun v.b.); (kitabı) gözden geçirmek; i. fidanların ve ağaçların taze sürgünleri veya dalları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara buğday, esmer buğday, sert buğday, karabaş, Arap darısı, bot. Fagopyrum esculentum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalın kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siper ile korumak, muhafaza altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek katlı ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyuk, in, yuva; barınak, sığmak; f. tünel kazmak, yuva yapmak, oyuk açmak; bir oyuk veya yuvada gizlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). böcek kapan bir bitki, (bot). Pinguicula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

daire testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ek görev, ilave iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talimatname, içtüzük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gizli, özel veya karanlık yol, dolaşık yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darbımesel, atasözü;çok kullanılan bir deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Amerikan zencilelerinin oynadığı bir çeşit oyun; (f). çalımla dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). toy, tecrübesiz; tüyleri bitmemiş (kuş); basık; (i) basık arazi. callowness (i). toyluk, tecrübesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum (ışık öIçü birimi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum fitili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karaman kimyonu, (bot). Carum carvi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeden bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topluma uyma güçlüğü çeken fert ve ailelerin sosyologlar tarafından incelenmesi ve yönetilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahun cevizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devekuşu cinsinden fakat daha ufak boyda bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). serseri; akıntıyla sürüklenen; değersiz diye atılmış;(i). kazazede (denizde); reddedilmiş kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). slogan; (matb). sözlük veya ansiklopedilerde sayfanın tepesine yazılan ve o sayfadaki ilk veya son kelimeyi gösteren kelime; bir aktörün diğerine ipucu olabilecek son sözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(i). azgınlık zamanlarında kedilerin çıkardığı seslere benzer sesler çıkarmak; bu şekilde bağırmak, haykırmak; kediler gibi kavga etmek; (i). azgın kedi sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çarkı felek; el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eğreti ve asma) iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karga sesi, gak; (f). karga gibi ötmek, gaklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD çalarların ve değiştiricilerin CD-R/RW çalma yeteneğini belirtir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women) kadın başkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Ing)., (astr). Büyükay takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women)., (ing). hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (Ieh). çiğnemek: (i). ağız dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çiğnemek: düşünmek, kafa yormak; tütün çiğnemek; (i). çiğneme; lokma. chew out azarlamak. chew the cud geviş getirmek. chew the rag çene çalmak. chewing gum çiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş otu, sıçankulağı, (bot). Cerastium arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin dışındaki büyük şehirlerde Çinlilerin oturduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahverengi veya siyah tüylü, siyah dilli ,çin köpeği; (ABD)., (argo). yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kızartılmış erişte ile servis yapllan çinlilere ait türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hardalla yapılan karışık turşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balıklı sebze çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pençe, hayvan pençesindeki kıvnk tırnak; pençeye benzer bir alet; (f). yırtmak, tırmalamak, pençe atmak; kaşımak. claw hammer domuz tırnağı çekiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f yumak; mit ipucu olarak sökülen yumak; ipucu; den yelkenin uskuta yakası; f yumak yapmak, sarmak; bir ipucu vasıtaslyla yol göstermek; den yelkeni yukan serene veya direğe hisa etmek clew line kuntra uskuta not have a clew hiC bir fikri olmamak, elin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). soytarı palyaço; köylü; kaba adam; (f). soytarılık etmek. clownish (s). budala; kaba. clownishness (i).soytarılık; kabalık; budalalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı müessesede çalışan kimselerden her biri; meslektaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örümcek ağı; dayanıklı olmayan herhangi bir şey; tuzak, ağ, hile; (çoğ). örümcek ağları; zihin karışıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabah, slang karga bokunu yemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişli çark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(meteor). soğuk dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, düşüş, sukut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamu yararı, amme menfaati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). den. kamara iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

harp gemilerinde kumanda kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bilakis, aksine; ters istikamete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). reklam ilânları hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişe açacağı, tirbuşon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi kavak ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geriye doğru sayma; hazırlık devresi (bilhassa roket ve atom bombası denemelerinde kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamını yitirmiş herhangi bir yaygın kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denge sağlamak için ağırlık koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıt gitmek, engellemek, mâni olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inek; dişi fil, dişi balina, büyük dişi hayvan. cow shark boz camgöz, (zool). Hexanchus griseus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yıldırmak, gözünü korkutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korkak kimse. cowardly (s). korkak, ödlek, alçak, yüreksiz. cowardice, cowardliness (i). korkaklık, alçaklık, namertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır baldıranı, (bot). Cicuta virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ineklerin boynuna asılan çıngırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmızı yaban mersini, (bot). Vaccinium vitis-idaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovboy, sığırtmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iokomotif mahmuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ABD)., (argo). yüksek ziraat okulu; üniversite seviyesinde fakat şehirden uzak yüksek okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çömelmek, korkudan yere çökmek, korkup çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovboy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manastır rahiplerinin giydikleri cüppe, bu cüppenin kukuletası; baca şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başlık şeklinde, kukuletalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa alnın üstünde diğer saçların aksi yönünde çıkan bir tutam saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak motorunun kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ineklerde çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD)., (k.dili). kovboy, sığırtmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya ve Afrika'nın bazı yerlerin depara olarak kullanılan birkaç çeşit ufak deniz salyangozu kabuğu. panther cowry yılanbaşı, (zool). Cypraea pantherina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çuha çiçeği, (bot). Primula veris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). filika veya kik serdümeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( ABD)., (k.dili). sıkı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kursak; hayvan midesi. It stuck in my craw ondan hoşlanmadım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istakozdan küçük ve ona benzer tatlı su veya deniz hayvanı, kerevides, karavide, böcek, (zool). Astacus veya Cambarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sürünmek, çok yavaş yürümek, emeklemek; dalkavukluk etmek; (i). sürünme, çok yavaş gitme. crawl stroke kulaçlama yüzüş. The rock crawled with insects Taşın üstünde böcekler kaynıyordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tayfa, mürettebat; takım; güruh, sürü, kitle, kalabalık. crew cut (ABD). alabrost ıraş, asker tıraşı. crew neck yakasız ve boynu saran gömlek ve süveter tipi. a motley crew karışık bir grup, güruh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gevşek bükülmüş iplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). şehri bir uçtan diğer uca geçen; şehri enine geçen; (z). şehri bir uçtan diğer uca geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatar yayı, arbalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yandan esen rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çapraz, birbirini keserek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çapraz bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). horoz gibi ötmek; sevinçle haykırmak; övünmek, atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karga, (zool). Corvus; horoz ötmesi. crow's-foot (i). karga ayağına benzer şey; ihtiyarlıkta göz kenarlarında husule gelen kırışıklar. crows-nest (i)., (den). direk üzerindeki gözcü yeri. as the crow flies kuş uçuşu. European crow kızılca karga, (zoo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). manivela, domuz tırnağı, kol demiri, kazayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doluşmak, toplanmak, birikmek; sıkıştırmak, doldurmak; üzerinde durmak, ısrar etmek. crowd into doluşmak. crowd out sıkıstırarak çıkarmak, dışarıya itelemek (birisine); yer bırakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalabalık, izdiham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünçiçeği, (bot(. Ranunculus acris ; kazayağı water crowfoot yırtıcılar ayası, (bot). Ranunculus aquatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç; hükümdarlık; hükümdar; taça benzer şey; şeref ve itibar veren şey; tepe, baş; başlık; beş şilin kıymetinde eski bir ingiliz parası; kron, Çekoslovakya ve Danimarka para birimi; (bot). tohum fidanında sapın kök ile birleştiği nokta; (bot). bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f taç aiydirmek; başlık koymak, tamamlamak, ikmal etmek; süslemek, tezyin etmek; (dama oyununda) dama yapmak; dişe kron takmak; kdili başa vurmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cue/review işlevi, kasette hızlı ileri ya da geri çalma olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (bilhassa geceleri) sokağa çıkma yasağı; eski zamanlarda gece ışıkları ve ateşi mecburi söndürme zamanı, bu saati bildiren çan sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çulluk, (zool). Numenius arquatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). caketatay, bonjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). talimar kayak tığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fisto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danaburnuna benzeyen ve otsu bitkileri yiyen bir kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). hundredweight (ing). 112 libre, yaklaşık olarak 50 kilo; (A.B.D). 100 libre, 45,5 ki lo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Darvin veya onun evrim teorisine ait. Darwinism (i). Darvin nazariyesi, Darvincilik, doğal ayıklanma öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). jackdaw.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işini ağırdan alarak vakit kaybetmek, ağır davranmak, oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tan, fecir, sabah, şafak sökmesi, gün ağarması, gün doğması; zuhur, ilk görünüş; (f). görünmeye başlamak, aydınlanmak, intikal etmek. dawn on anlaşılmak, sezilmek. It davvned on me. Kafama dank etti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağacın kuru dalları, kurumuş dallar veya ağaçlar; (A.B.D). değersiz malzeme, faydasız kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda'nın Delft şehrinde yapılan çini işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiy, şebnem; gençliğin baharı ; (f). çiyle ıslatmak. dewberry (i). böğürtlen, (bot). Rubus caesius. dewdrop (i). çiy damlası. dew point çiy düşmesi için gerekli ısı derecesi. dewworm (i). solucan. mountain dew kaçak imal edilen viski, alkoll

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzey Amerika'da 70 paralelde bulunan radar istasyonları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle büyükbaş hayvanların boynu altındaki sarkık deri gerdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiye ait, çiyle ıslanmış, rutubetli, nemli. dewiness (i). Islaklık, nem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo ahmak kimse, alık kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabul etmemek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsaade etmemek, engel olmak men etmek; inkar etmek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). reddetmek, tanımamak, tekzip etmek, inkâr etmek. disavowal (i). ret, tekzip, inkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). reddetmek, inkâr etmek, tanımamak, kabul etmemek, sahip çıkmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den öksüz vardiya, gemide kısa akşam nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızılcığa benzer bir ağaç, (bot). Cornus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (huk). eşinden miras kalan malı veya ünvanı olan dul kadın; (k.dili). ağır başlı yaşlı kadın. queen dowager vefat etmis olan kralın dul eşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). derbeder, üstü başı dökülen; (i). acayip kıyafetli kimse, modaya aldırış etmeyen kadın; meyvalı pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahta çivi, ince yuvarlak tahta; (f). tahta çivi ile tutturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). dul kadına hayatı boyunca kocasının gayri menkullerinden tahsis olunan irat; drahoma, çeyiz parası, ağırlık, başlık; kabiliyet, istidat, vergi; (f) . çeyiz veya ağırlık vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince kuş tüyü, yonda; ince tüy, ayva tüyü, hav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı indirmek, alaşağı etmek, yere yıkmak, devirmek, düşürmek; (k.dili). yenmek (sporda); bir yudumda içmek, slang mideye indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aşağı, aşağıya; güneye doğru; tiyatro sahneye doğru, ileride. down and out hayatta yenilgiye uğramış, bezgin, bitkin. down at the heels perişan bir halde. down at the mouth, down in the dumps üzüntülü, hayal kırıklığına uğramış, meyus, cesareti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıya yönelen; (k.dili). üzgün, argın. be down on kızgın olmak, karşı olmak, garez bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; talihin ters dönmesi. ups and downs hayattaki iniş çıkışlar, iyi ve kötü günler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). New England; Maine eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili). Avustralya, Yeni Zelanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (müz). öIçünün birinci vuruşu; (s). kötümser, bedbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşağıya yönelmiş; üzgün, kederli; (i). aşağıya yönelme; maden ocağına hava veren boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (argo). müsekkin, yatıştırıcı maddeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, yıkılış, sükut, gerileme, çökme, inkıraz; yağmur boşanması. downfallen (s). düşmüş, yıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyus, kederli, morali bozuk, maneviyatı kırılmış, mahzun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). yokuş aşağı, aşağıya; (s). inişli, meyilli. go downhill düşüş göstermek, bozulmak (başarı, sıhhat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli yağmur, sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). tamam; kesin, kati; çok; (z). tamamen, büsbütün; doğrudan doğruya, açıkça, dobra dobra, sözunu esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney ingiltere'de yüksek meralar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağmur suyunu çatıdan yere akıtan oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahnenin onu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aşağı kata, aşağı katta, aşağıya, aşağıda; (s). aşağıda olan; (i). aşağı kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıntı yonünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıkma, devirme, yıkılma, devrilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). makul, gerçekçi; uygulanabilir, gerçekleştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z)., (s). şehrin merkezi, çarşının bulunduğu taraf; (z). çarşı istikametinde, çarşı tarafında; (s). şehrin merkezinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den)., (s). ayaklar altında çiğnenmiş; mazlum, haksızlığa uğramış, mağdur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s ince tuylu, havlı; tuy gibi yumuşak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeyiz; kabiliyet, istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çubukla yeraltında su veya maden damarı araştırmak. dowsing rod yer altında su aramak için kullanılan çatal şeklinde çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekme, çekiş; silâh çekme; çekilen bir şey (kur'a gibi); ilgi çeken herhangi bir şey; berabere kalma, berabere biten oyun (satranç, dama); (A.B.D). dik yamaçlı ve derin vadi; bir köprünün açılan kısmı. beat to the draw önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (drew, drawn) çekmek, sürüklemek; (kuyudan su) çekmek; silah çekmek; cezbetmek, ilgi çekmek; çizmek, resmetmek, kelimelerle tasvir etmek; içine çekmek, emmek (hava, sıvı); ilham almak, kaynak olarak kullanmak; almak (faiz, pa ra); suyunu boşaltm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yukarı çekilip açı labilen köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). havale alan kimse, muhatap kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekmece, göz; (çoğ). don, külot. chest of drawers çekme gözlü konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeken kimse, çekme işini gören araç veya kimse; plan çizen kimse; barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çizim, karakalem resim, resim taslağı; kroki, plan; çizme sanatı; piyango, çekiliş. drawing account açık hesap. drawing board resim tahtası. draw (ing). book resim defteri. drawing card ilgi çekici kimse veya program. drawing compasses resim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kelimeleri uzatarak konuşmak; (i). ağır ağır konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). draw: (s). bitkin, yorgun görünüşlü. drawn butter salça gibi kullanılan eritilmiş ve çoğunlukla un ve sıcak su ile karıştırılmış tereyağı. drawn game veya battle berabere bitmiş oyun veya savaş. drawn work iplik çekilerek işlenen nakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir torbanın ağzını büzerek kapamakta kullanılan ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). draw.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suda boğulmak; suda boğmak; su altında bırakmak, batırmak; bastırmak (keder, üzüntü); out ile gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak. drowned in sleep ağır uykuya dalmış. drowned in tears iki gözü iki çeşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). uyuklamak, ayakta uyumak, pineklemek; uyku vermek; pinekleyerek vakit öldürmek; (i). uyuklama, yarı uykulu yarı uyanık olma hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uykulu, ağırlık basmış ağır, uyuşuk; uyku veren; sersem. drowsily (z). uyuşuklukla, uyur gezer bir halde. drowsiness (i). uykulu olma, uyuşukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mercimeği, (bot.) Lemna minör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD+RW (Digital Versatile Disc), diske kayıt yapılabilen ve birçok defa üzerine yeniden yazdırılabilen bir kayıt formatıdır. Diskler birçok standart DVD oynatıcıda oynatılabilir

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD-RW (Digital Versatile Disc), diske kayıt yapılabilen ve birçok defa üzerine yeniden yazdırılabilen bir kayıt formatıdır (VR modu). Diskler birçok standart DVD oynatıcıda oynatılabilir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f).,(s). cüce, bodur hayvan veya fidan; (f). büyümesini önlemek, cüceleştirmek; karşılaştırma yaparak gölgede bırakmak, küçük göstermek; (s). kısa boylu, cüce olan, bodur. dwarf elder yaban mürveri,(bot.) Sambucus ebulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodurca, oldukça kısa . dwarf stinger küçük ısırgan otu, (bot.) Urtica urens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (dwelt veya dwelled, dwell ing.) oturmak, ikamet etmek, sakin olmak; hayat sürmek, yaşamakta devam etmek; on (ile) bir konu üzerinde durmak, kalmak, devam etmek. dwell in de ikamet etmek oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikamet eden veya oturan, kimse, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş azalmak veya ufalmak, küçülmek; önemini kaybetmek, zeval bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kartal gibi hızlı ve yüksekten uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek, toprak işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask.) toprak tabyası, topraktan yapılan set, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan, yer solucanı, (zool.) Lumbricus terrestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri, kulak salgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulağa kaçan, (zool.) Forfi cula auricularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Tanımlamalı (ED) Tweeter. Bu karbon kompozit tweeter, hafifliği üstün dayanıklılıkla birleştirerek, Super Audio CD’lerin dinlenilmesi için ideal, 70kHz’ye uzanan bir frekans aralığına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edelvays, Alp dağlarına mahsus küçük beyaz bir çiçek, (bot.) Leontopodium alpinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kenarı üste gelecek şekilde, yan yan, yandan . not be able to get a word in edgeways karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dirsek; dirsek şekli. elbow grease k.dili alın teri, emek. at his elbow yanı başında, elinin altında. out at the elbows fakir, kılıksız, pejmürde, perişan. rub elbows with (tanınmış kimselerle) vakit geçirmek. up to the elbows çok meşgul, işi baş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dirsekle itmek veya vurmak; ite kaka yol açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatça hareket edilebilecek yer, geniş yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka yere, başka yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koymak, muhafaza etmek gizlemek, gölgelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yetki vermek, salâhiyet tanımak; izin vermek, müsaade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., with ile irat bağlamak; bahşetmek, ihsan etmek, vakfetmek. endowed with malik, haiz. endowment i. Allah vergisi, doğuştan gelen özel kabiliyetler; bağış, teberru, vakıf, okul ve hastane gibi kurumların iane olarak toplanmış sermayesi. endowment i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dik, dikine; ucu ileriye doğru; uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kundağa sarmak, sargılamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafım sarmak, örmek, tırmanmak (sarmaşık), bükmek, dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarmak, dolaştırmak, bükmek, örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) dolaşmak, a sarılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çekinmek, içtinap etmek; -den sakınmak, kaçınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) belli şartlar karşılanıncaya kadar malın üçüncü bir şahsın kontrolü altında tutulması. Esculapian (bak.) Aesculapian.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişi koyun, marya. ewe Iamb dişi kuzu; (fig.) gözbebeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ibrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaş. eyebrow pencil kaş kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu; argo göz boyama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu, göz damlası; göz yaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görgü şahidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bina veya duvar cephesine konan mermer gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (golf) çimenli yol; bir koy,liman veya ırmağın seyredilebilen kısmı, serbest geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). nadas olarak dinlendirilen arazi, nadas; dinlendirilecek tarlayı sürme, nadas etme, canlıların hamile olmadığı devir: (s). nadasa bırakılmış, ekilmemiş; (f). dinlendirilecek tarlayı sürmek, nadas etmek. Iie fallow boş kalmak. fallow crop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sarı; deve tüyü rengi. fallow deer Avrupa'ya mahsus açık sarı renkte bir çeşit küçük geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i)., (s). Uğurlar olsun, Güle güle. (i). ayrılma, gitme; veda, geçirme,uğurlama; (s). son, ayrılma. farewell dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). bir batında doğan domuz yavruları; (s). yavrulamayan (inek); (f). yavrulamak (domuz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). karaca veya geyik yavrusu; açık kahverengi; (s). bu renkten olan; (f). doğurmak, yavrulamak (geyik, karaca). fawn color açık kahverengi. in fawn gebe (geyik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., on ile yaltaklanmak, yüz suyu dökmek, dalkavukluk etmek. fawningly (z). yaltaklanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony FD Trinitron® WEGA®, hem yatay, hem dikey düzlemde tamamen düz ekranlı ilk resim tüpüdür. Neredeyse hiç yansımasız, etkileyici düzeyde titreşimsiz görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüy siklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). adam, kişi, herif, insan; slang ulan; arkadaş, yoldaş, refik; hemcins; akran, eş; doktora veya bilimsel araştırma bursu alan kimse; akademi üyesi. fellow citizen, fellow countryman vatandaş, yurttaş. fellow feeling ortak duygu, aynı şey baş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beraberce hoş vakit geçirme, arkadaşlık, refakat; samimiyet; üniversitede bilimsel araştırma için verilen burs; birlik; kurum, dernek, cemiyet, kulüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dönme dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). âkırkarha, bir çeşit kasımpatı, koyungözü, (bot). Chrysanthemum parthenium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). az; (i). az miktar. a few birkaç. a few of his friends dostlarından bazıları. a man of few words az konuşan adam. every few days birkaç günde bir. not a few pek de az değil, birçok. some few birkaç, birkaç kişi. quite a few birçok. the few

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Adalarına mahsus bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotu, (bot). Scrophularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple tarafından geliştirilen, bilgisayara ve çevre ürünleri bağlanmada kullanılan yüksek hızlı arayüz bağlantısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (zool). sansara benzer küçük bir hayvan, kokarca; bu hayvanın kürkü. fitch (i)., fitch brush kokarca kılından fırça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz tabaklar; çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yassılamasına, düz, düzlemesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at solucanı, (zool). Ascaris megalocephala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, çatlaklık, rahne; sakat, kusur, defo; ayıp; (f). çatlatmak, sakatlamak; sakat olmak, defolu olmak; çatlamak. flawless (s). kusursuz. flawy (s). kusurlu. flawlessness (i). kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birdenbire çıkan geçici ruzgâr, bora; rüzgârın yönünün değişmesi. flawy (s). rüzgârlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fIy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). bazı köpeklerin aşağı sarkan üst dudağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akmak, akıntı gibi gitmek, cereyan etmek, seyelan etmek; dalgalanmak, sallanmak; kabarmak, met halinde olmak; dolmak,dopdolu olmak; bol bol içilmek (şarap); su basmak; akıtmak. flowing (s). akıcı,belagatli. flowing bowl içki, içki kâsesi. flowing s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akış, akıntı, cereyan, seyelân; (fiz). akı; belirli zamanda akan su miktarı; met; akıcılık, düzgün konuşabilme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey; (kim)., (çoğ). buhardan toz haline gelmiş olan madde; (f). çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak; açılıp gelişmek, olgunlaşmak, ke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek açan bitki, belirli zamanlarda çiçek veren bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süslü gösterişli, tumturaklı: çiçeklere ait, çiçekli, çiçeği çok. floweriness (i). gösteriş, tumturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoppa, bir dalda durmaz, maymun iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek yumurtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinek yumurtası ile dolu; bozuk, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzenteker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). takip etmek, izlemek; mesleğinde çalışmak; kovalamak, peşini bırakmamak, arkasından yetişmeye çalışmak; uymak, taklit etmek, örnek almak; sonucu olmak, anlaşılmak, çıkmak; (i). takip, izleme. follow after peşinden gitmek, takip etmek. follow

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak giyecekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor ayak hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınmış, yorulmuş, ayakları acımış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (knew, known) önceden bilmek. foreknow'ledge (i). önceden bilme, önceden alınan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ima etmek, (colloq). dokundurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (showed, shown) önceden göstermek, önceden söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkalfa kadın: jurinin kadın başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önsöz mukaddeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (swore, sworn) bırakmak için yemin etmek; yeminle inkâr etmek, yeminle reddetmek; bırakmak. forswear oneself yalan yere yemin etmek. foresworn (s). yalan yere yemin etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, çabuk yetiştirmek, ilerlemesine yardımcı olmak; göndermek, yeni adrese göndermek, sevketmek. forwarder (i). sevkeden firma, malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi; ambar. forwarding address yeni adres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ileride olan, öndeki, ön; ileri, ilerlemiş; küstah, cüretkâr; aşırı, müfrit; radikal; (i)., futbol ön sırada yer alan oyuncu, forvet. forward buying ileride teslim edilmek üzere satın alma. forward pass (A.B.D). futbol ileri doğru verilen pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri doğru, ileri, doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak, dikkati çekmek; nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fowl, fowls) (f). kuş; kümes hayvanı; tavuk, hindi veya ördek eti; (f). yabani kuş avlamak. barnyard fowl kümes hayvanı. Cochin fowl çin tavuğu. guinea fowl Hint tavuğu, Beç tavuğu, (zool). Numida meleagris. jungle fowl yaban tavuğu, (zool

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İngiltere’deki Freeview sistemi, dijital yerüstü hizmetlere verilen addır. Set üstü cihaz ya da Freeview teknolojili TV seti aracılığıyla bir görüntüleyici seçtiği dijital kanalları ücretsiz alabilir. Daha fazla bilgi için bkz. www.freeview.co.uk

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal kanallara geçiş sağlayan alıcı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekerlekleri serbest dönen; (k). dili fazla serbest davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fels). elindelik, ihtiyar, hür irade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gönüllü, kendiliğinden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam üstünde buz tutmasından meydana gelen çiçek şekilleri, buz çiçekleri; buz çiçeklerinin taklidi olarak maden üzerine yapılan süsler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, inatçı, asi, serkeş. frowardly (z). terslikle. frowardness (i). terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kaşlarını çatmak; hiddetle bakmak; (i). kaş çatma, hiddetli bakış. frown on uygun görmemek; menetmek. frowningly (z). kaşlarını çatarak, memnun olmadığını belirterek; hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dağınık, şapşal, pasaklı, kirli; çirkin; küf kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f farbala, saçak; şa tafatlı süs, cicili bicili şey; f farbala ile süs!e mek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sabanın açtığı iz, karık; kırışık; tahta veya maden üstüne kazılan ufak oluk; f saban izi yapmak; alında kırışık Iık hâsıl etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i boz ördek, zool Anas streptera

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pandomima tarzında bir çeşit gölge oyunu, kukla oyunu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i darağacl; spor barfiks gallows bird asılacak herif, ipten kazıktan kurtulmuş kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ünlem yol, geçit, pasaj; den ambarda eşya arasındaki geçit; guvertede bir kısımdan ötekine geçilen iskele; iskele tahtası; ünlem Yol ver I Yağlı boya I Destur I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havagazı tesisatı veya deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili ahmakça bakmak; i. ahmak veya hantal kimse. gawky s. hantal, eli işe yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi bir aileden gelen kadın, hanımefendi, kibar kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçıp kurtulma, paçayı kurtarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak, cicili bicili değersiz şey, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana; bir çeşit parlak koyu kırmızı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili istemeyerek ağzından laf kaçırma, ifşa, açığa vurma; hediye dağıtımı; dama gibi bir oyunda oyuncunun taş veya el kaybetmesini hedef tutan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kenarında yetişen ve eskiden camcılıkta kullanılan tuzlu bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ısıdan kızarmak veya beyazlaşmak, kor haline gelmek, yanmak; sıcak olmak, hararetli o!mak; kızarmak, kırmızılaşmak; şevke gelmek, alevlenmek; i. şevk, parlaklık, kızartı; hararet; ateş; şevk ve gayret. glowworm i. ateş böceği, yıldız kurdu, kand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dik dik bakmak, öfke ile bakmak; i. öfkeli bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemirmek, ısıra ısıra yemek; sancı vermek (mideye); sıkıntı vermek. gnawing i. ezinti, ezilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu: simsar, tellâl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (uzakdoğuda) ambar. godroon (bak.) gadroon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) Limosa familyasından çulluğa benzeyen bir kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), good will iyi niyet, hüsnüniyet, hayırhahlık; neşe; (ikt.) bir ticaret yerinin itibar ve müşteri ilişkileri gibi manevi değerleri. good-will ambassador iyi niyet elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) atmaca, çakırdoğan, (zool.) Accipiter gentilis; doğu atmacası, (zool.) Accipiter nisus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kadın elbisesi, özellikle gecelik; robdosambr; avukat veya profesör cüppesi, resmi elbise, biniş; (f.) elbise giydirmek. town and gown şehir halkı ve üniversite cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binişli kimse (avukat, hakim, profesör, hoca, papaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) gross weight brüt ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Grand WEGA®, en yeni, 16:9 resim biçiminde yüksek çözünürlüklü LCD arkadan projeksiyonlu TV’lere verilen addır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İngiltere'de Greenwich şehri. Greenwich mean time, G.M.T. Greenwich meridyenine göre ayarlanan milletlerarası saat ayarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grow.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gruesome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hodançiçeği, (bot.) Lithospermum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) temel, esas .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (grew, grown) büyümek, gelişmek, inkişaf etmek, serpilmek; çoğalmak, artmak, ilerlemek, olmak; hâsıl olmak, çıkmak; büyütmek, yetiştirmek, meydana getirmek; hası1 etmek. grow on one gittikçe daha çok beğenilmek, bir kimseyi kendine ısındırmak. g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetiştirici, üretici .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) hırlamak, homurdanmak; gurlamak, guruldamak; (i.) homurtu, homurdanma, hırlama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) homurdanan kimse; A.B.D., argo bira kabı; Kanada'da kücük buzul .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grow; (s.) yetişmiş, yetişkin, büyümüş grownup (s.) büyümüş. grownup (i.) yetişkin kimse. grownups (i.) yetişkinler .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) büyüme, gelişme, inkişaf, yetişme; artma; mahsul; kaynak; (tıb.) marazi teşekkük. growth stock bir firmanın kâra geçeceği düşüncesiyle satın alınan hisse senedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç, dehşetli, iğrenç. gruesomely (z.) dehşetle, korkunç, bir şekilde. gruesomeness (i.) dehşet, korkunçluk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kaba gülüş, kahkaha; (f.) kahkaha ile gülmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın Güneyinde, Güney Atlas Okyanusunda adalar. Güney Georgia Falkland Adaları’nın yaklaşık 1300 km doğu-güneydoğusunda yer alır. Güney Sandwich Adaları ise Güney Georgia’nın yaklaşık 640 km güneydoğusunda bulunmaktadır.

Coğrafi konumu: 54 30 Güney enlemi, 37 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 3,903 km².

Sınırları: 0 km.

İklimi: Çeşitlilik göstermektedir. Batıdan esen rüzgarlar yıl boyunca çeşitli aralıklarla görülmektedir. Bütün yağışlarla birlikte, adalara kar da düşmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Paget Dağı (Güney Georgia) 2,934 m.

Doğal kaynakları: Balık (Adaların toprakları ya koruma altında alanlar ya da özel bilimsel bölgelerdir; dört özel fok türü ve dört özel penguen cinsi yaşamaktadır.

Doğal afetler: Volkanik aktivite ve gemiler için zor deniz şartları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları.

ingilizce: South Georgia and the South Sandwich Islands.

Bağımsızlık durumu: Birleşik Krallıklara bağlıdır. Adalar şimdi aynı zamanda Falkland Adaları’nın valisi de olan bir Komisyoner tarafından yönetilen bir Birleşik Krallık Denizaşırı Toprak alanıdır.

Milli bayram: Liberasyon Günü, 14 Haziran (1982).

Anayasa: 3 Ekim 1985.

Hukuk sistemi: İngiltere hukuku.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomi balıkçılık ve çevre turizmi güdümlüdür. Güney Georgia’yı ziyaret başvuruları, ziyaretçilere bir enformasyon bülteni sunan Komisyoner’e yazılı olarak yapılmaktadır. Grytviken’da bir balina avcılığı müzesi mevcuttur. Isles Koyu fok ve kuş gözlemciliği için pek çok fırsat sunar.

İletişim Bilgileri

İletişim notu: Bütün telefon, faks ve e-posta iletişimleri uluslararası uydu sistemleri vasıtasıyla kullanılmaktadır. Halka açık telefon ve faks imkanları yoktur. Güney Georgia’yla yapılacak telefon görüşmelerinin uluslararası operatör tarafından kaydının alınması gerekir. Güney Georgia pulları kullanılarak posta gönderilebilir, fakat postanın ulaşması iki aya kadar uzayabilir.

Internet kısaltması:.gs.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Grytviken.

Hava alanları: yok.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) filika küpeştesi, borda tirizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), hack saw demir testeresi, vargel testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) ortada, yan yolda; yetersiz olarak; (s.) yetersiz; yarı yolda bulunan (han veya otel). halfway house hapisten çıkanlann geçici olarak kalabileceği yurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahmak, budala, ebleh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdis etmek, kutsamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 31 Ekim akşamı, çocukların türlü kıyafetlere girerek eğlenceler tertip ettikleri hortlak gecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koridor; hol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iş, elişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (k.dili) kullanılmış, elden düşme; (i.) kullanılmış elbise veya eşya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el testeresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) elişi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) e! yazısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) madeni eşya, hırdavat; nalbur dükkânı; silâh; kompütör aksamı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gürgen, meşe, karaağaç gibi) sert tahtalı ağaç; bu ağaçların keresteleri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok çalışkan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) tapan, kesek kırma makinası; (f.) tırmık çekmek, kesek kırmak; hırpalamak, eziyet etmek; sinirlendirmek. harrowing (s.) üzücü, asap bozucu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.), ambar ağzı, lombar ağzı; buna benzer bodrum kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (bak.) hem .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bazı hayvanlarda üçüncü göz kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) koşum atını sesle sola döndürmek; (i.) bu hareket için ata verilen emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hawaii .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) flurcun, (zool.) Cocco thraustes coccothraustes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (f.) şahin, doğan, (zool.) Falco; atmaca, (zool.) Accipiter; çaylak; askeri kuvvetle ihtilâfı halletmek isteyen kimse; (f.) atmaca veya şahin ile kuş avlamak; atmaca gibi kuşa saldırmak. hawkish (s.) savaş yanlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) öksürerek gırtlağını temizlemeye çalışmak; balgam çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alttan saplı sıvacı tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sokakta öteberi satmak, seyyar satıcılık yapmak .hawker (i.) seyyar satıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin bakışlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı çiçekli bir bitki, (bot.) Hieracium mouseear hawk weed tırnak otu, farekulağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) Ioça deliği; geminin önü, baş taraftan çifte demirli geminin zincir yatağı. hawsehole (i.) Ioça deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) palamar, yoma, kablo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alıç, (bot.) Crataegus oxyacantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahırın üst katında kuru ot saklamaya mahsus yer; burada saklanan saman yığını .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kuru ot balyalarını bağlamakta kullanılan tel; (s.), (k.dili) ayarsız, bozuk; deli, çatlak. go haywire (k.dili.) sapıtmak, delirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş garson .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ırmağı besleyen kaynaklar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilerleme, terakki, yol alma, ileri gitme. make headway ilerlemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zihni çalışma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). cennete yönelen; (z). cennete doğru; göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ibrani; Musevi; ibrani dili, ibranice; (s). ibranilere veya Musevilere ait. Hebrew calendar (bak). calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eşek anırması, anırma; kahkaha atarak kaba bir şekilde gülme; (f). anırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). cehenneme doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bununla; ilişikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balta ile vurarak kesmek; yontmak, çentmek; kesmek, yarmak. hew down kesip devirmek (ağaç). hew out yontarak şekil vermek; zahmetle meydana getirmek. hew to the line kurallara kelimesi kelimesine uymak. hewer (i). odun kesicisi, baltacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azami kabarma: taşkın. highwater mark suyun azami kabarma noktası; doruk; en yüksek başarı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde. highwayman (i). eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). entellektüel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(A.B.D).,(k).dili halkoyunları gecesi, folklor programı; halk müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). domuzlara yedirilecek mutfak artıkları; değersiz şey; slang atmasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içi boş, oyuk; çukur, derin, çökük; yankı yapan, boşluktan gelen (ses); yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr; aç. hollow pretense gösteriş, samimiyetsizlik. hollow victory bir şeye yaramayan zafer, boş başarı. beat him hollow mahvetmek, tam bir yenil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuk yer, çukur; dere; (f). oymak, içini oymak, çukur açmak; oyulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, riyakâr, güvenilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollywood.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde yapılan içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eve doğru olan, eve doğru giden; z. eve doğru, vatana doğru. homeward bound evine veya memleketine dönmekte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödev, evde hazırlanacak ders.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı bitkilerin yapraklannda bulunan tatlı özsu; bazı ufak böceklerin salgısı olan tatlı sıvı; pekmezle ıslatılan bir çeşit tütün; bal gibi tatlı olan herhangi bir şey. honeydew melon kavun, şamama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arıçiçeği, bot. Cerinthe retorta; tüylü yoğurtotu, bot. Galium cruciatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince bağırsaklarda bulunan azı kancalı bir çeşit solucan, kancalı kurt, zool. Ancylostoma. hookworm disease tıb. bu solucandan ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. beygirgücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kamçı, kırbaç; f. kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ata iyi binen kadın. hort. kıs. horticulture.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle mutfakta kullanılan ev eşyalan, kap- kacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev hanımı; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. nasıl, ne, ne suretle, ne gibi, ne kadar, ne derecede, ne halde, ne maksatla; niçin; i. yapma tarzı. How about it? Ne dersiniz? How are you? Nasılsınız? How do you do? Nasılsınız? How goes it? How is it going? Ne var ne yok? Ne âlem desiniz? İ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., eski bununla beraber, mamafih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahfe; fil veya deve sırtında taşınan tenteli taht.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, A.B.D, k.dili merhaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. mamafih, bununla beraber, ama, fakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. obüs, havan topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ulumak; inlemek, feryat etmek; kahkaha atmak; i. uluma; inleme, inilti, feryat. howl down yuhalayarak kürsüden indirmek, yuhalayarak susturmak. howling dervish Rufai dervişi. howling monkey Güney Amerika'ya mahsus uzun kuyruklu ve uluma sesi çı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havlavan hayvan, bağıran kimse veya hayvan: argo gülünç hata, budalaca yanlışlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. her ne derecede, her ne kadar, her nasıl olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Hidroloji ve Su Kaynakları (Birleşmiş Milletler/WMO)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeri ölçer gibi yürüyen bir çeşit tırtıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. klik, başkalarına kapalı grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içeriye doğru çekilmiş; zihni meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(indwelt) iskan etmek; nüfuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akış. inflow pipe içeri akıtma borusu, verici boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin içine doğru büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine batmış. ingrown nail etin içine gömülerek büyüyen ayak tırnağı, batan tırnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili evlilik vasıtası ile yakın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine örmek veya sarmak; örülmek, sarılmak. intertwiningly (z.) birbirine örerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) röportaj yapmak, görüşmek; (i.) görüşme, mülakat, röportaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wove, woven) beraber dokumak, dokuyarak birbirine birleştirmek; birbirine karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wound) birbirine sarmak, bir arada bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entwine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entwist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içeride bulunan, iç, dahili; bâtıni, manevi, ruhsal; (i.) iç kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içte, içeride; derunen, derinliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içyüz, gerçek hal; bâtınilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içeriye doğru, fikir veya ruhun derinliğine doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (inwove, inwoven) başka kumaş içine dokuyup örmek, bir kumaş içine başka bir şey dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) enwrap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) enwreathe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) işlenerek başka bir şeye geçirilmiş; içine başka şeyler dokunmuş, karışıp birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir tür küçük karga, (zool.) Corvus monedula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kriko, miçaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse, kukla; değersiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Mikado'nun çöpleri, bu çöplerle oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Javel suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çene; çoğ. ağız; mengene gibi aletlerin karşılıklı iki parçasından biri; (argo) laf, çene çalma; f., (argo) çene çalmak, dırlanmak. jawbone i., f. çene kemiği; f., (argo) tehditle baskı yapmak. jawbreaker i. çok sert akide şekeri; konkasor, kır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili taşra; küçük, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yahudi. Jewbaiting i. Yahudilere eza etme. jew's-harp i. dişlerin arasına sıkıştırılarak çalınan ufak bir çalgı, ağız tamburası. jew's mallow bir tür ebegümeci, bot. Corchorus olitorius. jew's pitch Lut gölü civarından elde edilen madeni. zift. wan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., jew down k.dili, asağ. alışverişte pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kıymetli taş, cevher, mücevher; cep saatlerinin içindeki taş; değerli şahıs veya şey; f. kıymetli taşlarla süslemek; cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek. jeweller i. kuyumcu; mücevherat satıcısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi halkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalı oyma testeresi. jigsaw puzzle oyma testeresi ile kesilmiş tahta parçalarından ibaret bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) zenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) zencileri diğer halktan ayırt eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula, bot. Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çene kemiği, alt çene; çifte gerdan, gıdık; (kümes) hayvanların boynu altındaki sarkık deri, gerdan. cheek by jowl sıkı fıkı; yan yana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. kama yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değersiz şey, ıvır zıvır; hafif ve çerez türünden yiyecek, abur cubur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saksıgüzeli, bot. Cotyledon umbelicus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ .-women) i. kadın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. vişne rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit martı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yeni Zeland'a mahsus bir kuş, kivi, bak. apteryx; ask, (argo) uçuş yapma yan havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamberçiçeği, bot. Centaurea nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) know.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yere serici (darbe), mat edici; portatif, taşınmak için sökülür kurulur (eşya); (i.) yere serme; portatif eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örülmüş veya düğümlenmiş şeritten esvap süsü, bir çeşit dantela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (knew, known) bilmek, tanımak; seçmek, farketmek; iyi bilmek, malumatı olmak, malumat edinmek; haberi olmak, haberdar olmak; ezberlemek; tecrübeyle bilmek; eski cinsi münasebette bulunmak. He should have known better than to do it. O işi yapmayacak k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bilgi, malumat. be in the know malumatı olmak, gizli bir şeyden haberi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bilgisi olan, malumatı olan; çok bilmiş, şeytan, kurnaz, açıkgöz. knowingly (z.) bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bilgi, malumat, vukuf; ilim; kanaat; eski cinsi münasebet. intuitive knowledge hisle edinilen bilgi. take knowledge of biri hakkında (bir şey) anlamak. this branch of knowledge ilmin bu dalı. to my knowledge bildiğim kadar, bildiğime göre. knowle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) know.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Çinlilerde diz çöküp alnı yere vurmak suretiyle ibadet veya hürmet; (f.) bu suretle ibadet etmek ve hürmet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuveyt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) kilowatt(s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) kilowatthours.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zarkanatlılardan bir böcek, (zool.) Neuroptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dantel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dört veya altı köşeli ağaç vidası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) emlâk ve arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) ihtiyat askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek ile yün karışımı dokunmuş bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmurkuşuna benzeyen bir kuş, kızkuşu; (zool.) Vanellus vanellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur; adalet; hukuk; tabiat kanunu; usul, töre, âdet. the law hâkim veya avukatlar sınıfı; polis law and order küçük suçlara karsı şiddet; sokaklarda emniyet. law court mahkeme. law merchant ticaret kanunu. l

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanunname, kanun dergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) caiz, kanuna uygun, kanuni, meşru. lawfully (z.) kanuna uygun bir şekilde, kanuna göre, kanun gereğince. law fulness (i.) kanuna uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanun yapan kimse, kanun yapıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna aykırı, kanun tanımaz, nizamsız, kanunsuz; serkeş. lawlessly (z.) kanun tanımayarak, serkeşçe. lawlessness (i.) kanunsuzluk, kanun tanımazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meclis üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ince keten bezi; ince keten veya pamuklu kumaş; ince elek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimenlik meydan, çayır, çimen, çim tarhı. lawn mower çimen biçme makinası. lawn party çimenlik yerde yapılan eğlence veya ziyafet. lawn sprinkler çimen sulama aygıtı. lawn tennis açık havada oynanan tenis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lavrensiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişotu, (bot.) Plumbago europaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., den. rüzgâr altı tarafına ait veya buna doğru; i. rüzgar altı tarafı veya yönü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatça kımıldanacak yer, bol yer; den. geminin yolundan rüzgar altına düşmesi. have leeway faaliyet sahası olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ways z., s. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal kırıklığı; azalma; kuvvet veya enerjinin azalması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, iffetsiz, uçarı. lewdly z. uçarıca lewdness i. uçarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. ciltte kabarcıklar meydana getiren zehirli bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hafif; ehemmiyetsiz; i., spor tüy siklet; eksik ayar; zekâ ve şahsiyeti önemsiz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keza, aynı şekilde ve de, ve yine, bunun gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünle karışık keten veya pamuktan yapılmış kaba kumaş; eski ne olduğu belirsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılyaprak, koyunotu, bot. Agrimonia eupatorium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciğerli sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başka bir lisandan alınan kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tetanos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, bot. Haematoxylon campechianum; bu ağacın gayet sert kerestesi; bu ağaçtan çıkan kırmızı boya maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. alçak, yüksek olmayan; alçaktaki, aşağıdaki; ekvatora yakın; ufka yakın; alçak gönüllü, mütevazı; hakir; az; ucuz, adi; yavaş; müz. pes; kuvvetsiz, zayıf, baygın; sıkıntılı; alçak, rezil; geri, medeniyetsiz; kısa, bodur, boysuz; karamsar; üzgün;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; i., böğürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili alçak, ahlaksız; alçakça yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi düşünüşlü, alçak fikirleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak basınçlı; meteor. normalden aşağı basıncı belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, tasalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak su seviyesi işareti; bir şeyin en alçak veya en düşük noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşağı tabakadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak konsol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, tahsil görmemiş, kültürsüz, basit (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili hakikat, bir işin içyüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. indirmek; azaltmak, eksiltmek, tenzil etmek; zayıflatmak; alçaltmak, rezil etmek; müz. pesleştirmek; inmek, azalmak, eksilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. daha aşağı; daha alçak. lower case minüskül, küçük harf. lower chamber halk meclisi, avam kamarası. lower class alt tabaka. lower criticism metnin aslını araştıran eleştiri. lower court huk. bidayet mahkemesi, alt mahkeme. lower deck ikinci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. surat asmak, somurtmak; karartmak (bulut); i. asık surat, kaşlarını çatarak bakma. lowering s. somurtkan; kararmış (gök).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., s. düz arazi, ova; s. ovaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı; kopuk, hayta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. rütbe veya mevkice asağı; mütevazı, alçak gönüllü; z. ikinci derecede, aşagı. lowliness i. alçak gönüllülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yakalı (elbise), dekolte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak sesli, pes sesli; heyecansız; az meyilli (çatı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asansörsüz ve alçak (bina).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuma gömülen halkalı deniz kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık; soğuk, kayıtsız, ilgisiz. lukewarmly z. ılık olarak; ilgisizce. lukewarmness il ılıklık; kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciğerotu, bot. Pulmonaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal Amerika'ya özgü iri bir papağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deliotu, bot. Alyssum; bir tür hodan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

denize iniş yapan havacılara mahsus bir çeşit cankurtaran yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tartı tamam olsun diye ilâve edilen ağırlık; takım tamam olsun diye ilâve olunan değersiz kimse veya şey (okeye dördüncü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Malawi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebegümeci, bot. Malva sylvestris .marsh mallow hatmi, bot. Althea officinalis. musk mallow amber çiçeği, bot. Hibiscus abelmoschus. yellow mallow, Indian mallow sarı hatmi, bot. Abutilon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir cins deniz anası; eski harp gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. hayvanlara yedirilen pancar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan kuvveti; işçi sayısı, personel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit saç biçimi, marsel ondülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik; öz. marrowbone i. ilik kemiği; çoğ. çapraz iki kemik. marrowfat i. bir çeşit bezelye. chilled to the marrow soğuk iliğine geçmiş, iliğine kadar üşümüş. spinal marrow murdar ilik, omurilik. vegetable marrow sakız kabağı, bot. Cucurbita. pepo ma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokuma ben zer bir çeşit hafif şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su maydanozu, bot. Apium nodiflorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit yapmaya yarayan kereste; kibrit çöpü gibi ufak tahta parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti isa nın on iki havarisinden biri olup ismini dört incilden birine veren, Matta; Matta incili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaz, memeli hayvanların veya balığın gırtlak veya çenesi; kursak: mide; k.dili, leh. anne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, iğrenç, tatsız; tiksindirici surette hisli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tur alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1620 tarihinde ingiltere'den Amerika'ya meşhur bir göçmen kafilesini götüren geminin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çayır. meadow grass çayır otu, çimen. meadow rue çayır sedefi, bot. Thalictrum meadow saffron güz çiğdemi, bot. Colchicum autumnale. meadow clover çayırtirfili, bot. Trifolium pratense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı göğsü üstünde: siyah hilâl şekli bulunan ötücü bir çayır kuşu, zool. Sturnella magna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. olgun; yıllanmış (şarap) dolgun, yumuşak, tatlı (ses veya renk); iyi huylu, hoş tabiatlı; keyifli; yumuşak (toprak); f. olgunlaşmak; yumuşatmak, yumuşamak. mellowness i. olgunluk; yumuşaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. miyav; f. miyavlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soytarı, palyaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madeni eşyalar; maden işi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. atmaca kafesi; f., up ile kafese koymak. mews i., ing. ahırdan bozma evleri olan dar sokak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. miyavlamak; i. kedi miyavlaması; miyavlama taklidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. martı, zool. Larus canus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bebek gibi zayıf sesle ağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. meow.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok kısa dalga, bin ile otuz bin megahertz arasında titreşimi olan elektromanyetik dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., k.dili az kültürlü, sıradan zevkleri olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta siklette boksör veya güreşçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. bir fuarda panayıra mahsus kısım; s. yarı yolda olan; z. yarı yolda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta ortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'nin orta bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ. wives i. ebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kış ortası, karakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küf; bitkiler üzerinde yetişen çok zararlı küf; f. küflendirmek; küflenmek, küf bağlamak. mildewy s. küflü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız ve tesirsiz (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütümsü özsuyu ve tohumlarında ipek gibi tüydemetleri olan bir bitki, bot. Asclepias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütotu, bot. Polygala vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.değirmen yapan veya tamir eden adam, değirmenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (argo) sanrı uyandırıcı; çıldırtıcı; i. sanrılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. golyan balığı, zool. Phoxinus phoxinus; küçük balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargaotu, bot. Lysimachia nummularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yürüyüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferda, ertesi gün; eski, şiir yarın; sabah. good morrow eski sabahlar hayrolsun. on the morrow ertesi gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moskova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yosun kaplı; eskimiş, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayınvalide, kaynana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow +100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow 100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow 200Hz, TV kare hızını dört katına çıkaran dünyanın ilk teknolojisidir ve görüntü netliğini dev bir adım ileri götürmüştür. Her aksiyona bir değil, üç yeni görüntü eklenir ve her yöndeki hareket tahmin edilerek şaşırtıcı 200 kare/saniye hızında görüntülenen güçlü ve keskin görüntüler oluşturulur. Spor görüntülerinde aksiyonun hiçbir ayrıntısını kaçırmayacaksınız. 24 kare/saniye hızında çekilmiş filmler ve çizgi filmler de yedi yeni görüntü eklenerek Motionflow 200Hz ile geliştirilir ve rahatsız edici titreşim ve bulanıklık ortadan kaldırılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow PRO 100Hz, BRAVIA TV’lerde hareketli görüntülerde bulanıklığı azaltıp standart kare hızını iki katına çıkararak bugüne kadarki en net, en kesintisiz ve gerçeğe en yakın yüksek hızlı görüntüler sınar. Saniyedeki kare sayısını akıllı bir şekilde iki katına çıkaran Motionflow Pro 100Hz, arka ışığı yakıp söndürme teknolojisi de kullanır. Motionflow’un yeni bir özelliği olan Arka Işığı Yanıp Sönme teknolojisi performansı daha da artırmaktadır. İlave karelerle ekranda kesintisiz bir aksiyon akışı yaratılmasına ek olarak, Arka Işık Yanıp Sönme hızlı aksiyonları zirveye çıkarır. Resimler daha net, daha keskin ve nerdeyse hiç ‘titreşim’ olmadan görüntülenir. Arka ışığı kapatıp açmak suretiyle çalışır, böylece hızlı spor veya macera sahneleri ekrandan hızla geçerken daha az bulanıklık görürsünüz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gargara, ağız yıkamak için kullanılan antiseptik bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (mowed, mown) biçmek, tırpan veya orak ile biçmek; down ile top ve ya tüfek ateşi ile biçip öldürmek. mowing machine ekin biçme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekin yığını, ot yığını; ambarda ekin veya ot yığınına mahsus kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelin, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., gen. pol. bağımsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etli ve baharatlı Hint çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., k.dili, sakabir şeyin aksi gideceği varsa, aksi gider kuralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) nortwest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. dar, ensiz; sınırlı; dar düşünceli, dar fikirli; darlık içinde; cüzi, az; sıkı, dikkatli; İng., leh. hasis, tamahkar, cimri; i. dar geçit, çoğ. dar boğaz; f. daraltmak, eninden almak; sınırlamak; kısmak; daralmak, çekmek, ensizleşmek. narro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dar fikirli, dar görüşlü, bağnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizgergedanı, zool. Monodon monoceros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saksıgüzeli, bot. Umbilicus pendulinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moğollar zamanında Hindistan'da Müslüman hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hiç bir işi beceremeyen (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyuna takılan şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğne işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeş oğlu, erkek yeğen. nepho- önek bulut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. network

bilgisayar ağı

Aynı bilgi kaynaklarını paylaşan çok sayıda iletişim hatlarıyla birbirine bağlı bilgisayar şebekesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.şebeke; ağ örgüsü; yayın istasyonları şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni; taze; yeni çıkmış, yeni keşfolunmuş; tazelenmiş, yenilenmiş; görülmemiş, alışılmamış. new moon yeni ay, ayça, hilal. New Testament İncili Şerif, Yeni Ahit. new town önceden düzenlenmiş plana göre kurulmuş şehir banliyösü. New World Yeni Düny

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeni Gine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. new wave

yeni dalga

Herhangi bir ülkede belirli bir dönemde birdenbire ortaya çıkan genç yönetmenler topluluğu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek )yeniden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni çıkmış, yeni icat edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni yağmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yeni çıkmış, yeni model.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni biçilmiş (çim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni gelmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeni Delhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. sarmal merdivenin orta direği; tırabzanın başındaki veya dibindeki direk. newel post tırabzan babası. New England Birleşik Amerika'nın kuzeydoğu kısmındaki eyaletlerine verilen ortak ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yakın zamanlarda; yeniden. newly-wed i. yeni evli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber, havadis. news media haber yayınlama araçları. news vender İng. gazeteci. break the news ilk haber vermek. newsy s., k.dili haberlerle dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ajans haberleri, haber yayını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basılmış mektup şeklinde ve belirli aralıklarla çıkan gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bahsedilmeye değer kimse veya olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete yazarı; gazete sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kâğıdı, üçüncü hamur kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinemada dünya haberlerini veren film.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek sayfalık gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satılacak gazetelere mahsus yer, gazete tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bahsedilmeye değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak keler, su keleri, semender. smooth newt kaypak semender, zool. Lissotriton punctatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. büyük İngiliz tabiat bilgini Newtona veya onun kanununa ait; i. Newton kanunu taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeni Zeland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Al. Değil mi?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus; geceleri geç yatma adeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanlıkta manzarayı ekran üzerinde gösteren elektronik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatak kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya kuş beyinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) northnorthwest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Teri

Nofollow, kullanıcı etkileşimli web sitelerindeki spamları engellemek için Google tarafından 2005›in başlarında geliştirilmiş bir etiket içi değişkendir. Nofollow ile bir siteye link verirseniz o linki Google görmez. Bir başka deyişle link yerine koymaz. Bu şekilde verilen linkler PageRank değerini etkilemez.

Teknolojik Teri by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (leh.) hiç bir suretle, asla. noise tnoyz) (i.), (f.) ses, gürültü, patırtı, şamata, velvele, yaygara; haberleşmede gönderiler haberi değiştiren veya karıştıran parazit. enerjide düzensizlik; (f.) gürültü etmek, ses çıkarmak. noise about yaymak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) kuzeye doğru; (s.) kuzeye bakan; (i.) kuzey taraf. north wardly (z.), (s.) kuzeye doğru (olan); kuzeyden (esen). northwards (z.) kuzeye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karayel. northwesterly (s.) karayel yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Norveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Norveçli; Norveç diline ait; (i.) Norveçli kimse; Norveç dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) uçakta önceden yer ayırtan ve sonradan gitmediği halde haber vermeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dikkate değer, önemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, (i.), (s.) şimdi; şimdiki halde; bağlaç mademki; (i.) şimdiki zaman; (s.), argo günümüze uygun. now and again, now and then ara sıra, zaman zaman. now then şu halde, öyle ise. now this, now that bazen biri bazen öteki, bir bu bir o.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) şimdi, bugünlerde, şimdiki zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (k.dili) hiç bir suretle, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) noel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) hiç bir yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) hiç bir suretle, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) net weight.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) New York'un tiyatro merkezinde olmayan (tiyatro); deneysel (tiyatro).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafif grimsi beyaz renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ileriye doğru giden, ilerleyen, ilerlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,onwards z. ileriye doğru, ileri, ileride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kafes halinde işlemeli süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka suretle, başka türlü; yoksa, olmazsa, aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öteki dünya işlerine dalmış, bu dünyadan olmayan; hayali işlerle meşgul. otherworldliness i. öteki dünya işlerine dalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ottawa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-grew, -grown) büyüdükçe giysileri küçük gelmek; zamanla bırakmak veya vaz gecmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir başka şeyden gelişerek büyüyen şey; fazlalık; doğal bir sonuç veya gelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanuna karşı gelen kimse; kanuni haklardan yoksun bırakılmış kimse, sürgün; f. yasaklamak; kanun dışı ilan etmek; kanuni haklardan yoksun bı- rakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuna karşı gelme; kanun dışı kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, zor ulaşılan, sapa; acayip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. dış, harici; z. dışarıya doğru; görünüşte; i. dış, dış kısım; dıştaki alem; dış görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dıştan; dışa doğru; dıştan görünüşe göre, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dışarıya doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha fazla dayanmak; yıpranmak; tüketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korkutup hareketten alıkoymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üfleyip gidermek; (kum, kar ile) eserek kaplamak; (nefesli çalgıyı) asıl sesinden daha yukan sese çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı, şişirilmiş; tazeliğini kaybetmiş (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla kalabalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-drew, -drawn) abartma ile söylemek; hesap mevcudundan fazla para çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taşmak; çok bol olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşma; taşkın şey; çok bol şey; akaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek bol; taşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birbirini örtecek derecede büyümek (fidan); fazla boy atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararsız hale getirmek; cebir ve kuvvetle yenmek; çok tesir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkıcı, kahredici; çok kuvvetli (sebep, koku, his).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendi üstünlüğüyle gölgelemek, düşürmek, küçültmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

suyu üstten alan dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (threw, thrown) yıkmak, düşürmek, yere vurmak; bozmak, yenmek; harap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkma, devirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerinde yükselmek, daha yüksek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tartıda fazla gelen miktar, fazla ağırlık: şişmanlık; şişman: f. fazla yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; etkilemek, bunaltmak; garketmek, boğmak; başından aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kuvvetli, karşı konulamaz; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetinden fazla çalıştırmak veya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrote, written) fazla ince bir üslupla yazmak; fazla uzun yazmak; bir yazı üzerinde düzeltme yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla işlemeli; sinirleri bozuk; aşırı heyecanlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. borcu olmak, borçlu olmak; bir hissin etkisi altında olmak; minnettarı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borç olan; borçlu. owing to sebebiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baykuş zool. Strigiformes. owlish s. baykuş gibi. eagle owl puhu kuşu, zool. Bubo bubo. little owl kukumav, zool. Athene noctua. scops owl cüce baykuş, zool. Otus scops. shorteared owl bataklık baykuşu, zool. Asio flammeus. tawny owl alaca baykuş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak baykuş, kukumav, zool. Athene noctua; baykuş yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine değgin, özel, kendinin, kendi; öz. Ann's own book Ann'in kendi kitabı. be one's own man başına buyruk olmak. come into one's own kendi malına sahip olmak; layık olduğu mevkie erişmek. hold one's own yerini korumak on one's own kendi hesab

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. malik olmak, sahip olmak; tanımak, kabul etmek, doğrulamak, itiraf etmek; teslim etmek. own up k.dili tam ve doğru olarak itiraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahip mal sahibi. ownership i. mülkiyet, sahiplik. owneroccupied s. ing sahibinin oturduğu (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz boyunduruğundan boynun altına gelen U şeklinde parça; A.B.D. Irmağın U şeklindeki dönemeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili şiddetli öfke; A.B.D., k.dili pataklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bir çeşit elma pastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pantolonu tutturmak için eteği düğmeli çocuk bluzu; (argo) kadın gibi adam, efemine erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerikaya mahsus bir ağaç, bot. Asiminia triloba; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekspres yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgâr çiçeği, bot. Anemone pulsatilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. patchwork

kırkyama

Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb.ni yapma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaş artıklarından dikilmiş yorgan; uydurma iş; yama işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayalara mahsus yol, patika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mor çiçekli bir süs ağacı, bot. Paulownia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan pençesi; k.dili el, özellikle kaba el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pençe atmak; kabaca ellemek; ön ayak ile yeri eşelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kastanyola, ırgat kastanyolası; f. kastanyola ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rehin, rehine; rehine koyma. in pawn rehinde pawn broker rehinle ödünç para veren kimse, tefeci. pawn shop tefeci dükkânı pawn ticket rehin senedi veya makbuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak; malını veya canını tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., satranç piyon, piyade, paytak; bir işe alet edilen fakat önemsenmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. rehinle ödünç para veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mülkünü rehin eden kimse. pawpaw bak. papaw.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok ufak; i. ufak boylu kimse, ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kıs. dwt yirmi dört buğday ağırlığında eczacı tartısı (1,56 gram).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir peni karşlılığında satın alınabilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Of! Püf!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kiliselerde oturacak sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkuşu, zool. Vanellus cristatus; kara başlı martı; sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurşun ve kalay alaşımı; bu alaşımdan yapılan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Of ! (sabırsızlık veya tiksinme belirtir)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mak. başı x şek linde oluklu vida. Phillips screwdriver yıldız tornavida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony görüntü ve video düzenleme yazılımı paketi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Picture Power, akıllı resim ve kontrast geliştirme teknolojilerini içermektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parça başı iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazayağı, bot. Cheno podium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basurotu, bot. Ranun culus ficaria .great pilewort sıracaotu, bot. Scrophularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yastık; yastık gibi herhangi bir şey; den. cıvadra ıskaçası; f. yastığa yatırmak; altına yastık koymak. pillow block mak. şaft kovanı. pillow lace kopanaki. pillowy s. yastık gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yastık yüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarkıfelek; fırıldak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük bir çeşit bağırsak solucanı, sivrikuyruk, askarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. plough i., f. saban; sabana benzer herhangi bir alet; lokomotifin önünde kar süpüren alet; atlarla çekilen kar supürgesi; f .saban ile toprağı işlemek, saban sürmek; gemi gibi yarıp geçmek; yol açıp arasından geçmek; (ing), (argo) sınavda çakmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi yamağı; köylü çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saban süren kimse; köylü, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saban demiri, saban kulağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. icabında saban demirinin toprağa batmasına engel olan ağaçayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabanın sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kontrplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurbağa yavrusu, iribaş. pollock bak. pallack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Prisoner of War.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. toz, pudra; barut; f. üzerine toz ekmek; dövüp toz haline getirmek; toz haline gelmek; pudra kullanmak; eski (atı) hızla koşturmak. powdered milk süt tozu. powdered sugar pudraşekeri. powder flask, powder horn barutluk barut mahfazası. powder

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetenek, kabiliyet; iktidar, kuvvet, kudret, güç; hüküm; etki, tesir, hakimiyet, nüfuz, yetki, salâhiyet; fiz. erk, erke; devlet, hükümet; huk. bir başkası adına herhangi bir işi yapma yetkisi, vekâlet, ve kâletname; melaike; mat. üs, bir sayının k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, kudretli; yetki veya nüfuzu olan; keskin, sert etkili, tesirli; k.dili çok miktarda. powerfully z. kudretle, kuvvetle. powerfulness i. kudretlilik, kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik santralı; (argo) olağanüstü enerjiye sahip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetsiz, kudretsiz, elinden hiç bir şey gelmeyen. powerlessly z. kuvvetsizce, eli kolu bağlı olarak. powerlessness i. kuvvetsizlik, eli kolu bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., k.dili toplantı; Kızılderililerle yapılan toplantı; f. toplantıda tartışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övülmeye değer, takdire layık. praiseworthily z. övülmeye layık bir şekilde, methe lâyık surette. praiseworthiness i. methe layık olma, değerlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçuk karides, deniz tekesi, zool. Palaemon serratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa işi, basım işi; basılmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. gelecek programdan gösterilen parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaş öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin başı, pruva; sivri çıkıntı; (şiir) gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret; cesaret isteyen iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sinsi sinsi dolaşmak; fırsat kollayarak gizli gizli gezinmek; i. sinsi sinsi dolaşma. prowl car A.B.D. polis arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( ünlem ) Öf!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt yapımında kullaınlan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meal, mefhum, mana; sadet, konu; huk. bir kanunun hüküm kısmı;saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo birisini susturucu veya bastırıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir kütüğü) uzunlamasına dörde biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zeki, çabuk anlar, çabuk cevap verir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Ne hak ile? Hangi yetkiyle? q.v. kıs. quod vide müracaat, buna bakınız, b., bk. rabbin'ical s hahamlara veya öğrettikleri şeylere ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen arkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saman nezlesine sebep olan yaygın bir ot, bot. Ambrosia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanaryaotu, bot. Senecio.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökkuşağı, yağmurkuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, alkım rainbow. chaser hayal peşinde koşan kimse. rainbow trout çelikbaş alabalık, zool. Salma irideus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kutu içinde mercek ile gösterilen resimler; sokakta gösterilen oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çiğ, pişmemiş; ham, işlenmemiş, terbiye edilmemiş bükülmemiş, tasfiye olunmamış; olgunlaşmamış; derisi sıyrılmış; soğuk; taze, yeni; acemi, tecrübesiz; (i.), the ile sıyrık. in the raw doğal halde, işlenmemiş; ABD, (k.dili) çıplak. raw deal a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet ayarlarında oluşan “renk paraziti” bulanıklığını önleyen görüntü işleme.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ravalpindi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kemikleri çıkık, çok zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabaklanmamış deri, ham deri; ham deriden yapılmış kamçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) konfeksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit yosun, (bot.) Laminaria digitata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pas rengi ardıçkuşu; Amerika'ya mahsus kırmızı kanatlı bir çeşit karatavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırmızı kereste veren bir çeşit ağaç; Kaliforniya'ya mahsus ve dünyanın en yüksek ağacı olan bir cins servi ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) portakal rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilemek, yenileştirmek; yeni hayat vermek; tekrar başlamak, yeniden başlamak; tekrar etmek; tazelemek, canlandırmak, gençleştirmek; tamir etmek; eksiğini tamamlamak; müddeti uzatmak; yenilenmek; yeniden başlamak. renewable s. yenilenir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenileme, tamir, tekerrür; abonenin yenilenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şöhret, ün, nam, şan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşhur, şöhretli, namlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayışkıran, saban kıran, bot. Ononis hircina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden gözden geçirme, bir daha inceleme; yeniden yoklama, resmi teftiş; eleştiri, tenkit; edebiyat ve fikir mecmuası; huk. bir davanın temyiz mahkemesince yeniden incelenmesi. court of review yargıtay, temyiz mahkemesi. pass in review geçit töre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden incelemek, bir daha dikkatle muayene etmek; eleştiri yazmak; (askeri kuvvetleri) teftiş etmek; huk. (mahkeme kararını) yeniden incelemek; tekrar gözden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eleştirmen, tenkit yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mükâfatlandırmak, mükâfatını vermek, ödül vermek; karşılığını vermek; gönül okşamak; taltif etmek; i. mükâfat, ödül, karşılık; ücret, bahşiş. rewardable s. mükâfatlandırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden tel döşemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak; yeni kelimelerle söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jinriksha .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sağa doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mantar hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkı testeresi, tahtayı uzunluğuna kesmeye yarayan testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun vasıtalar geçen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idman olarak koşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halat bükme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal bir ağacın koyu kırmızı ve güzel kokulu odunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. keresteyi veya taşı kabaca yontmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yuvarlak kurt, zool. Ascaris lumbricoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kavga, patırtı, kargaşa; f. kavga çıkarmak; kavgaya karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıra, saf, dizi; sıra evler; sıra evleri olan sokak. hard row to hoe zor iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kürek çekmek, kürek kullanmak; kürek çekerek götürmek, kürekle yürütmek; i. kürek çekme; kayıkla dolaşma, sandal gezintisi. row against the tide akıntıya karşı kürek çekmek, güçlüklere karşı uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvez, bot. Sorbus aucuparia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. kayık, sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. külhanbeyi, karışıklık çıkarmaya meyilli kimse; s. külhanbeyi gibi. rowdiness, rowdyism i. külhanbeylik. rowdyish s. külhanbeyce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mahmuz; f. mahmuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa biten ot; ikinci mahsul; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Iskarmoz, yarım ay ıskarmoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. köhne, harap; yorgun, hastalıklı, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kaçak, kaçkın, firari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özet, hulasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pist; ırmak yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ruanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. southsouthwest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. southwest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı Germen kabilelerinin beşinci yüzyılda düzenlenen kanunnamesi; eskiden Fransa'da kadınların tahta geçmelerini yasaklayan kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benzi sararmış, soluk yüzlü, solgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçi söğüt ağacı; bot. Salix caprea; sepetlik söğüt ağacı veya bu ağacın bir dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz suyuna ait, tuzlu suda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla, tuz fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üşnan, çorak, dikenli çöven, bot. Salsola kali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sandviç; f. sandviç yapmak; iki şey veya madde arasına sıkıştırmak. sandwich man k.dili önünde ve arkasında ilân levhaları asılı olan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı veya sarı boya veren bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş Hint ağacı; mobilya yapımında kullanılan sertçe bir çeşit sarı Hint ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, sawn) bıçkı, testere; bıçkı makinası; f. bıçkı ile biçmek, testere ile kesmek; bıçkı ile biçer gibi hareketler yapmak. saw pit bıçkı hendeği. circular saw yuvarlak testere. crosscut saw enine kesen bıçkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atasözü, darbımesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. see.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) cerrah, slang. kasap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkı tozu, testere talaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testereballğı, zool. Pristis pectinatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testere sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testere tezgahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. testere gibi dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili haylaz kimse, ciğeri beş para etmez adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scalawag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bostan korkuluğu; hırpani kılıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul ödevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. vurgusuz hecelerde görülen zayıf ve nötr bir ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara kulak asmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaşlarını çatıp bakmak; i. tehdit ederek bakma, tehditkâr bakış scowl'ingly z. kaş çatarak; tehdit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kötü bir şekilde veya acele ile yazmak, karalamak; i. karalanmış yazı, acemice ve karışık yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf ve kuru, kemikleri çıkmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vida; uskur, gemi pervanesi; vidanın dönmesi; dönüş, çevriliş; basınç, tazyik; İng., (argo) maaş; İng. işe yaramayan at; başkasından para sızdıran adam; (argo) hapishane gardiyanı; İng., (argo) küçük tütün paketi; f. vidayı çevirmek; burmak, vi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (A.B.D.), (argo) serseri kimse, acayip kimse; havada kavis yapan top; s. saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornavida; portakal suyu ve votka kokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vida ile sıkıştırılmış; yivli; eğri büğrü; İng., (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) kafadan çatlak, deli; tuhaf, acayip; karışık; şüphe uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fildişi oyma işi; f. bu işi hünerle yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yolu; kaba dalgalı deniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yosunu, su yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize karşı dayanıklı, denize açılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tahterevalli; ileri geri hareket; iniş çıkış; s. aşağı yukarı (hareket); f. aşağı yukarı sallanmak, çöğünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. sedliç tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inatçılık, benlikçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. haftada iki defa çıkan (yayın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (sewed veya sewn) dikmek, dikiş dikmek. sew on üzerine dikmek, dikerek iliştirmek. sew up dikip kapamak; (k.dili) başarmak, halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iağım pisliği. sewage disposal lağım pisliğini yok etme veya kullanılır hale koyma sistemi, lağım boşaltma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iağım. sewer system kanalizasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanalizasyon; lağım pisliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikiş, dikilecek veya dikilmiş şey. sewing circle bir araya ge!erek yardım için dikiş diken kadınlar. sewing machine dikiş makinası. sewing silk ibrişim. sewing woman dikişçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) sew.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) göIge, karanlık; resmin göIgeli yeri; yansı, akis; hayal, şekil; birinin peşinden ayrılmayan kimse, kuyruk; gözcü, dedektif; eser, iz; tayf, hayalet; (f.) gölgelemek, gölge düşürmek; karartmak; göIgesi gibi peşinden ayrılmayarak gizlice gö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hayali bir rakip ile idman yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yer yatağı; ABD, argo haraca bağlama; (s.) alıştırma amacıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) sığ; sathi, yüzeysel; (i.) sığ yer, kumsal; (f.) sığlaştırmak. shallow breathing soluma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gecekondu bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zeki, şeytan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) çalılık; (çoğ.) pancar gibi sebzenin yaprakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şal, omuz atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski bir nefesli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yelkovan, (zool.) Puffinus puffinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.), (bak.) show.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mayasız ekmek, hamursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişi kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., f deniz kazası, geminin kazaya uğraması; gemi enkazı; harap olma perişanlık; (f). gemiyi parçalamak; kazaya uğramak, kaza geçirmek; harap etmek, mahvetmek, bitirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tersane işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kollu kadın bluzu, şömizye bluz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). mağazalarda çalışanlara ve alıcılara yardım eden görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). satılmadan eskiyen (mal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski veya (Ing). shew (şo) (f). (i). göstermek, arzetmek, göz önüne koymak; ihsan etmek; izhar etmek, meydana çıkarmak; içeriye götürmek; anlatmak, ispat etmek; söylemek; öğretmek; görünmek, gözükmek, kendini göstermek; yarışmaya katılmak; yarışta üçünc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde temsil verilen vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vitrin, dükkân camekânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambilde eldeki bütün kâğıtları açma; kati bir sonuca varan planların açığa çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sağanak, sağanağa benzer herhangi bir şey; duş; bol verilen şey; (A.B.D). geline veya bebeğe hediyelerin verildiği parti; (f). yağdırmak, sağanak halinde yağdırmak veya yağmak. shower bath duş. heavy shower sağanak. Iight (slight) shower ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. shower screen

duş kabini

Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir tür kabin, banyo kabini.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gösteriş, göz önüne serme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seyircinin ilgisini çekmek için sahnede gösteri yapan kimse; eğlence yeri sahibi veya müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşhir sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). show.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili gösteriş yapma; gösteriş yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göstermeye değer bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen programların, genellikle gazeteler/TV program kılavuzlarında belirtilen numara kodlarını girerek kayıt zamanlayıcısının programlanmasını sağlayan bir yöntem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gösterişli. showily (z). gösteriş olsun diye. showiness (i). gösterişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soreks, (zool). Soricidae; şirret kadın, ters huylu kadın. shrewmouse (i). (çoğ. mice) soreks water shrew su soreksi, (zool). Neomys fodiens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıllı, anlayışlı, dirayetli; kurnaz, açıkgöz; zeki, keskin. shrewdly (z). kurnazca. shrewdness (i). kurnazlık, açık gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters huylu, aksi, her zaman kusur bulan. shrewishly (z). terslikle, aksilik ederek. shrewishness (i). terslik, aksi huylu oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fabrikada işi tatil etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler, toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de sıcak renklerdirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan tarafa indirilen şiddetli darbe; f. yandan çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın yan tarafından esen hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yandan çarklı vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gümüş eşya, gümüş sofra takımı; kaşık ve çatal takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmakotu, bot. Potentilla anserina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. veter, kiriş; gen. çoğ. kuvvet, enerji; kuvvet ve kudret verici şey; f. kirişle kuvvetlendirmek. the sinews of war harp için gerekli olan para ve sair levazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeter gibi; kuvvetli, adaleli; dinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oturma grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. eğri, çarpık; birbirine paralel olmayan; i. erilik, çarpıklık; bükülme; f. eğri yoldan gitmek; yan bakmak; eğriltmek, çarpltmak; başka anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz renkli benekleri olan hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kebap şişi; şişe benzer herhangi bir şey; saka kılıç; f. kebap şişine geçirmek; şişe dizmek; şişlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüklerin yığıldığı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava yolu; asma yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçak ile havada yazılan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lahana salatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uykuda gezmek. sleep walking i. uyurgezerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyurgezer kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. slay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çevirmek, vira etmek, dönmek; i. çevirme, vira etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. bir sürü, çok miktar. a slew of çok miktarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanta çiçeği, bot. Calceolaria integrifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., çoğ. gemi yapı kızağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., f. yavaş, ağır, bati; ağır yürür, yavaş gider; geri kalmış; güç anlayan; can sıkıcı, bıktırıcı; hızlı koşmaya elverişli olmayan (koşu yolu); z. yavaş yavaş, ağır ağır; f., (sık sık up veya down ile) hızını eksiltmek, yavaşlatmak; ağırlaşmak, y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavaşlama (bilhassa işçi işveren münasebetlerinde işi mahsustan yavaşlatma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. işi ağırdan alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güç anlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köryılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su biberi, bot. Poly gonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sneak preview

sin. ön izleme

Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar; kar gibi şey; kar yağışı; (argo) beyaz zehir, eroin; televizyon ekranında kar fırtınası gibi görünen beyaz lekeler; f. kar yağmak; karla kaplamak; A.B.D., (argo) kusur veya bilgisizliğini örtmek için abartmalı konuşmak. snow blindness kar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar topu; kartopu, bot. Viburnum; f. kar topuna tutmak; artmak, çığ gibi büyümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inci çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispinoz; (argo) eroin veya kokain tiryakisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kardan mahsur kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar yığıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardelen, bot. Galanthus nivalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir defada yağan kar miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar arabası, motorlu kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar temizleme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolunu çığdan korumak için yapılan siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar ayakkabısı; f. kar ayakkabısı ile karda yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar fırtınası, tipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kar gibi, bembeyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı; kar gibi, beyaz. snowily z. karlı olarak. snowiness i. karlı oluş; beyazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöven, helvacıkökü, sabunotu, bot. Saponaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yolunu bulup, her nasılsa. somehow or other her nasıl olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yolunu bulup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. biraz, bir dereceye kadar; i. bir parça, bir şey; önemli kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. bir yere, bir yerde; i. bir yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yönde. in somewise bir noktada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keder, elem, esef hüzün, gam, üzüntü; nedamet, pişmanlık; dert, keder verici şey; f. kederlenmek, esef etmek, ıstırap çekmek; matem tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, elemli, hazin, keder verici. sorrowfully z. hazin bir şekilde, elemle. sorrowfulness i. hüzün, keder, elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güney güneybatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keşişleme yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., k.dili. solak oyuncu; s. solak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güneybatı, lodos yönü; s. lodosa doğru; lodostan esen; z. lodostan veya lodosa doğru. southwester i. şiddetli lodos rüzgârı; geniş kenarlı gemici şapkası. southwesterly s. lodostan veya lodosa doğru. southwestern s. lodos tarafında olan. sout

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney-batı Afrika, Namibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. southwester.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişi domuz; mad. erimiş maden oluğu; bu olukta yapılan maden külçesi. sow thistle eşek marulu, bot. Sonchus oleraceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ed veya sown) tohum ekmek, tohum saçmak; yaymak, saçmak, neşretmek. sow one's wild oats gençlikte çılgınlıklar yapmak, başında kavak yelleri esmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşankulağı, siklamen, buhurumeryem, bot. Cyclamen europaeum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bel işi; hazırlık işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., leh. yepyeni, gıcır gıcır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serçe, zool. Passer domesticus; serçeye benzer kuş. sparrow hawk atmaca, zool. Accipiternisus. English sparrow, house sparrow serçe, zool. Passer domesticus. rock sparrow kayalık serçesi, zool. Petronia petronia Spanish sparrow bataklık serçesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, leh. kuşkonmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yumurta dökmek (balık); meydana getirmek, ,çıkarmak; iç balık yumurtası; hayvan yavrusu; hasılat, sonuç; istiridye yumurtası; ufak balık; bot. mantar tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkası için nutuk metni yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat yolu, hızyolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavşanotu, veronika, bot. Veronica officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kusmak, istifrağ etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşma savağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz kurtluca, bot. Atractylis gummifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisinin denize inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşıkotu, bot. Cochlearia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. nokta kaynağı yapmak; i. nokta kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yayılıp yatmak, sere serpe uzanmak; yatarken kol ve bacakları yaymak; dağınık olmak, yayılmış olmak (fidan); i. yayılıp yatma, sere serpe uzanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika kızılderilisi kadın; (argo) kız kadın. squaw man kızılderili bir kadınla evlenip onun kabilesinde yaşayan beyaz erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acı acı bağırmak, viyaklamak; k.dili. şikâyet etmek; i. acı ve ince ses; k.dili. şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle çalışan çağırma hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şikâyetçi; hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bünyesi kuvvetli, iri yapılı; cesur, yürekli, yiğit; i. cesur ve kuvvetli adam; sadık parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün eyaleti kapsayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.çelik işi; çelik bina iskeleti; çoğ. çelik fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. azaltan; i. azalma, düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadan çarklı nehir gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafif ateşte kaynatmak; kaynamak; k.dili. endişe etmek; i. türlü, güveç; k.dili. kuruntu, endişe, merak. stew in one's own juice kendi başına açtığı derde yanmak . in a stew telâşla, heyecanla, acele ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharç, kâhya; ambar memuru, idare memuru; erkek hostes, kamarot, gemi garsonu; işçi temsilcisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın kamarot, hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharçlık; idare, yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişirilmiş; (argo) sarhoş, küfelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türlü tenceresi, güveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula gibi pis kokulu herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. krikette puan kazanmaktansa kaybetmemek için oynamak; Avustralya mecliste zorluk çıkararak muhalefet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert bir çeşit çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarcı işi; çoğ. taş kesilen ve yontulan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saniye ölçer saat, duraklı saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istif etmek, üst üste yerleştirmek; saklamak; densarmak (yelkeni); (argo) durdurmak; dinmek. stow away saklamak; kaçak seyahat etmek için vapur veya uçak içinde saklanmak; ambara yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istif etme; istif yeri; istif harcı; istif olunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biletsiz kaçak gemi yolcusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. dosdoğru; i., dönemeçsiz koşu yolu; z. hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saman; tahılların kuru sapı; zerre, çok ufak şey. straw boss A.B.D., k.dili. işçi başı, kalfa. straw color saman rengi. straw hat hasır şapka. strawhat circuit sayfiyede yazlık tiyatro. straw man hasırdan adam; kukla; hayali düşman, kendi tarafını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilek; çilek bitkisi, bot. Fragaria: çilek rengi. strawberry blond açık kızıl saçlı kimse. strawberry mark doğuştan vücutta bulunan kırmızı leke. strawberry tree kocayemiş, bot. Arbutus unedo. crushed strawberry bir çeşit donuk kızıl renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. samandan karton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strewed: strewed veya strewn) saçmak, yaymak; yayarak kaplamak; dağıtmak, neşretmek; dağılmak, saçılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli iradeli; inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. metro; tünel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen bir düşük frekans hoparlörü. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi İçin sol ve sağ kanallardan beslenen düşük frekanslı hoparlördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su serpintisi içinde görülen gökkuşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş gülü, bot. Drosera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş batması, gurup, akşam; geniş kenarlı kadın şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. serseri kimse; Avustralya'da dilenci serseri; (argo) çok sıkı disiplinli gemi süvarisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayçiçeği, gün çiçeği, günebakan, bot. Helianthus annuus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tan, fecir; güneşin ısıtıcı ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güneşe doğru (olan). sunwards z. güneşe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneşin hareket ettiği yönde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) tahta bezi; ilâç veya yağ sürmeye veya yara temizlemeye mahsus sünger parçası; tüfek namlusunu temizlemeye mahsus harbinin ucundaki paçavra parçası; (argo) herif; f. tahta bezi ile silmek. swab the decks den. güverteyi ucu paçavr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Almanya'nın güneybatısında bulunan Suabia eyaletine ait veya orada oturan; i. Suabialı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yağma, çapul. swag man i. Avustralya'da sırtında bohçasıyla dolaşan rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. madeni eşyaya çekiçle vurarak biçim vermekte kullanılan kalıp; f. böyle bir kalıpla şekil vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. kasılarak yürümek; kabadayılık etmek, slang. afi kesmek, atmak; i. kabadayılık, kabadayıca hareket; s. şık, modaya uygun. swagger around kasılarak yürümek. swagger stick subayın süs için taşıdığı kamçı. swaggerer i. kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'nın doğusunda konuşulan beynelmilel bir dil, Savahili, Savahilice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. swale i. bataklık; leh. gölgelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) genç köylü, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yutmak; içine çekmek, emmek; k.dili. herhangi bir sözün gerçek olup olmadığını araştırmadan kabul etmek; geri almak (söylediği sözü); tahammül etmek, yutup oturmak, sineye çekmek; i. yutma, yudum; den. makara yivi. swallow a camel yutulmaz bir ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç, zool. Hirundo. bank swallow kum kırlangıcı, zool. Riparia riparia. barn swallow kır kırlangıcı, zool. Hirundo rustica. chimney swallow bacalarda yuva yapan kırlangıç. red rumped swallow kızıl kırlangıç, zool. Hirundo daurica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatal kuyruk; kanatları çatal kuyruğa benzer birkaç çeşit kelebek. swallowtailed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç otu, bot. Cynanchum vincetoxicum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindu dininde hoca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. batak, bataklık; f. bataklığa batırmak; içine su doldurup batırmak, içine dalga girip batırmak; yağdırmak; batağa saplanmak veya batmak; müşkül vaziyette bırakmak; içine su dolup batmak; silip süpürmek. swamp boat az su çeken uçak pervaneli dib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklıkta çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuğu, zool. Cygnus; tatlı sesli şarkıcı veya şair. swan dive başı geriye kolları suya doğru uzatarak yapılan dalış. swan's down kuğunun ufak ve yumuşak tüyü. swan maiden efsanelerde istediği zaman kuğu şekline girebilen güzel kız. swan song efsan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., leh. yemin etmek. I swan ! Çok şaştım ! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) gösteriş, caka; f. caka satmak, gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(-ped, -ping) i., k.dili. değiş tokuş etmek; i. değiş tokuş, trampa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da ulusal egemenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim, çimenlik; f. çimenle kaplamak veya kaplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. arı veya böcek oğlu; hareket halindeki böcek sürüsü; küme, sürü, yığın; f. ana kovanından ayrılıp başka yere gitmek, oğul vermek; sürü halinde toplanmak; kaynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ip veya ağaca tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (şiir) esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esmer, siyah; güneşten yanmış. swarthiness i. esmerlik, karalık, güneş yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çalkantı, çalkantı sesi; dar gelgit yatağı; f. çalkantı sesi ile kıyıyı yalamak; caka satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. övüngen kimse; kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) yassı bir şey ile vurmak, ezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orakla biçilip bir yana bırakılmış buğday veya ot; biçerdöver veya orakla bir defada biçilen yer. cut a wide swath gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sargı ile sarmak; çevrelemek; i. sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran kimse veya şey; sineklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; eğmek, meylettirmek; etkilemek, tesir etmek; idare etmek, istediği tarafa yöneltmek; den. bedenin ağırlığını vererek hisa etmek; eğilmek, meyletmek; taraftar olmak; dönüp gitmek; iki yana veya ileri geri sallanmak; hakim olmak, hükmetm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) yeminle tasdik etmek; yemin ettirmek; yeminle vaat etmek; yemin etmek, ant içmek; huk. yeminle ifade vermek; küfretmek, sövmek, sövüp saymak. swear at bir kimseye küfretmek. swear by bir şey üzerine yemin etmek; tam manasıyla güvenmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ter; terletici iş; herhangi bir cisimden ifraz olunan ter gibi sıvı; f. terlemek, ter dökmek; ter gibi madde ifraz etmek; mayalamak (tütün yaprağı); k.dili. ağır iş görmek; terletmek; ter ile ıslatmak, ısıtarak halletmek; eritip arasına akıtmak (

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri buğu dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazak, hırka, süeter, pulover; terleyen kimse veya şey; işçilerini çok çalıştıran ve az ücret ödeyen patron; terletici ilaç. sweater girl k.dili. vücut hatlarını belli edecek derecede dar kazak giyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhate zararlı şartlar altında az ücretle işçi çalıştıran iş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terli, terlemiş, ter gibi; terletici, ağır, güç. sweatiness i. terlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveçli; k.h., İng. İsveç'te yetişen bir cins şalgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsveç'e ait, İsveçli; İsveç diliyle ilgili; i. İsveç dili, İsveççe. Swedish massage tıb. İsveç beden hareketleri ile birlikte yapılan masaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swept) süpürmek, süpürge ile temizlemek, toplamak veya götürmek, süpürüp götürmek; sürüklenmek, sürüklemek; yayılmak; süpürge gibi sürümek; süpürge sürter gibi sürtmek; her tarafına dikkatle bakmak; taramak; salınarak hızla geçmek; azametle yürüy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçü, sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük bir alanı kapsayan, şümullü, genel, umumi. sweeping statement geniş ve genel kapsamı olan ifade. sweepings i., çoğ. süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango ve at yarışlarında kazanınca verilen büyük meblağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. tatlı, şekerli; taze; hoş, latif, güzel; sevimli, şirin; mülâyim, nazik, yumuşak; mak. sessiz, gürültüsüz; verimli, mümbit (toprak); sert olmayan (şarap); i. tatlı şey, tatlı; çoğ. bonbon, şekerleme; güzel ve hoş kokulu şey; sevgili, maşuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tatlılaştırmak, tadını artırmak, hoş bir hale getirmek; k.dili. daha cazip bir hale getirmek; tatlı olmak. sweetener, sweetening i. şekerli olmayan tatlılaştırıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sevgili; sevgilim, canım; ing. şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi tatlı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tatlı tatlı, sevimli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hoşluk, tatlılık, sevimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaymak ağacı, bot. Annona squamosa; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed; -ed veya swollen)i., s. şişmek, kabarmak; büyümek, yükselmek, artmak, çoğalmak; göğsü kabarmak, iftihar etmek; k.dili. kurulmak, çalım satmak; büyütmek, şişirmek, kabartmak, artırmak çoğaltmak; müz. crescendo ve takiben diminuendo yapmak; i. k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirpi balığı, zool. Tetraodon spadiceus; balon balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ter dökmek; sıcaktan bayılacak hale gelmek; i., k.dili. hararet basması; sıcaklık duyma. sweltering s. boğucu sıcak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sweep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. doğru yoldan sapmak, inhiraf etmek; yoldan çıkmak, sapmak; direksiyonu kırmak; doğru yoldan saptırmak; i. doğru yoldan sapma, inhiraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıca benzer bir kuş, kılıç kırlangıcı, zool. Apus apus; çok süratli hareket eden bir çeşit kertenkele; iplik sarma silindiri. whitebellied swift yelyutan, akkarınlı sağan, zool. Apus melba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. çabuk hızlı süratli; çabuk gelen; ayağına tez çevik; çabuk geçen, kısa süren, ömürsüz; z., (şiir) çabucak, süratle. swiftfooted s. hızlı koşan ayağına tez. swifthanded s. eline ayağına çabuk. swiftwinged s. hızlı uçan. swiftly z. süratle hızla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i., k.dili. içmek, kafayı çekmek; bir yudumda dikmek; i. bir içim, yudum; içme, slang. kafayı çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok içmek, arzu ile içmek; i. domuz yemi; sulu yem, yal; çerçöp; (argo) bir yudumda içilen içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swam, swum, -ming) i. yüzmek; batmamak, su yüzünde durmak; gen. in ile taşmak, dolmak; boğulmak, içine batmak; yüzdürmek; yüzerek geçmek; i. yüzme; yüzme hareketi. swim against the stream olaylara karşı koymak. swim bladder balıkta hava kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (swam, swum, -ming) baş dönmesi, baygınlık; f. başı dönmek, sersemlemek, bayılmak. My head is swimming Başım dönüyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabukluların karnı altında bulunan yüzgeç ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüzme; baş dönmesi; s. dönen (baş); yüzen, yüzmeye ait veya uygun; sulu, yaşlı (göz). swimming hole A.B.D. derede yüzmeye elverişli derin kısım. swimming pool A.B.D. swimming bath ing. yüzme havuzu. swimmingly z. kolaylıkla, süratle, başarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, dolandırıcılık etmek; i. dolandırıcılık, dolandırma. swindler i. dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'pox i. domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf makinasının arkasında bulunan çeşitli açılara göre düzenleme cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dövmek, kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sallanan şey veya kimse; (argo) çılgınca hayatın tadını çıkarmaya uğraşan kimse; (argo) eşini paylaşan çiftten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tokmağı; f. tokmakla dövmek (keten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hızlı gitmek için kanatları kısmen kapanabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; hayvan gibi, kaba. swinishly z. hayvanca. swinishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kuvvetli bir darbe indirmek, kolunun bütün hızıyla vurmak; slang. aşırmak, yürütmek; çalmak; i. tulumba kolu; kuvvetli darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) kalitesiz bira; bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keten tokmağı; hububatı harman yerinde dövmek için kullanılan uzun değneğin ucuna bağlı kısa değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. girdap gibi dönmek veya döndürmek; i. girdap gibi dönme; girdap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. havada hareket ederken ıslık gibi ses çıkarmak; hışırdamak (ipekli kumaş); i. hışırtı, fışırtı; (argo) homoseksüel kimse; s., ing., (argo) cazip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsviçreli, İsviçre'ye mahsus; i., (tek. ve çoğ.) İsviçreli kimse, İsviçre halkı. Swiss chard pazı. Swiss cheese isviçre'de yapılan iri delikli sarı bir peynir, gravyer. Swiss steak domates ve soğan sosuyla yenen İsviçre usulü biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Switzerland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince ağaç dalı, çubuk; inek kuyruğunun ucu; ilâve saç, postiş; demiryolu makası; elek. devre anahtarı, anahtar; şalter; f. çubukla vurmak, dövmek; sallamak (kamçı); d.y. makastan geçirmek; elektrik düğmesini çevirmek; değiş tokuş etmek. switc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. viraj, dönemeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sustalı bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telefon santralı; anahtar tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu makasçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led -ling) bir tarafı mil üzerinde dönen çifte halka; den. fırdöndü; f. mil veya mihver üzerinde döndürmek veya dönmek. swivel block den. milli makara. swivel chair vidalı döner iskemle. swivel gun mil üzerinde dönen top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) telaş, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romla yapılan bir içki. swizzle stick içki karıştırmak için kullanılan çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swell; s. şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bayılmak, üzerine baygınlık gelmek; i. bayılma, baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak için üstüne çullanmak (çaylak); i. üstüne çullanma; ani saldırış. swoop up kapmak. with one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç, pala; yetki, salâhiyet, kudret, hükümdarlık, askeri kuvvet, silâh gücü; savaş, tahribat; kılıçtan geçirme. sword bayonet kılıç şeklinde süngü. sword bearer silâhtar. sword belt kılıç kayışı. sword blade kılıç namlusu. sword dance kılıç dan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanma hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıçbalığı, zool. Xiphias gladius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim, kılıç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanmakta usta olan kimse. swordsmanship i. kılıç kullanmada ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kuyruk, zool. Xiphophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear. sworn brother bir kimseyle kardeş olmaya yemin etmiş kimse, kan kardeşi. sworn enemy ezeli düşman, can düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i., ing., (argo) çok çalışmak (özellikle ders), slang. hafızlamak, ineklemek; i. çok çalışan talebe, slang. inek; çok çalışma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (eski), kıs. Gods wounds Vay canına !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swing.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra takımı (çatal, bıçak, kaşık) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) maden suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tayvan, Formoza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sokulur takılır, portatif; i. portatif alet; (A.B.D.), k.dili. gururunu kırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

talk pudrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. donyağı; mum yağı; f. mum yağı ile yağlamak. tallowy s. yaglı; mum yağına benzer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsak kurdu, şerit, tenya, zool. Taenia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. götürü iş; külfetli iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilye oyunu; bilye; bu oyun için başlangıç çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanen yerine şap ve tuz kullanmak suretiyle kösele yapmak; (ing.) Leh. dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz ve cafcaflı, bayağı, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.. esmer, koyu kumral, sarımsı kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım halinde çalışma işbirliğiyle yapılan grup çalışması

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufacık, minnacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyona bakmak, televizyonda görmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) teşekküre lâyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) erimek, buzları çözülmek: erime derecesine gelmek (hava); Isınmak, samimileşmek; eritmek; (i.) erime, çözülme; havanın buzları eritecek derecede ısınması; samimileşme; ısınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onunla; aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adale, kas; çoğ. adali kuvvet, kuvvet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsak solucanı, askarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç yollu; üç kola ayrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. throw.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. hız yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (threw, thrown) i. atmak, fırlatmak; ipeği büküp ibrişim yapmak; düşürmek; giyivermek, arkaslna alıvermek; (hayvan) yavrulamak; (zar) atmak; mak. kolu çevirerek açmak veya kapamak (makas); (güreşte) yere atmak, düşürmek; (çömlek) şekillendirmek; (arg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el ilânı. throwaway line (tiyatro) duyulmayacak bir sırada söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atavizm, atacılık; geri atış, daha eski bir safhaya geri atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ibrişim büken kimse; zar ile oynayan adam, kumarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parmakla döndürülen vida; kelebek başlı cıvata; baş parmağı sıkan eski bir işkence aleti; f. bu aletle işkence yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşekli yıldırımlı fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pat küt vurmak; i. pat küt vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. çapraz; i. filika oturaklarından biri, kürekçinin oturduğu tahta; f. karşı gelmek, muhalefet etmek; işini bozmak, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fas'a mahsus santarak ağacının güzel kokulu kerestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit etkisi altında kalan su; deniz kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgitin girdiği kanal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) cimri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündelik iş, saatle çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eskimiş, bayatlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneke kaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Kuzey Amerika kızılderililerinin bir çeşit savaş baltası; f. bu balta ile vurup ölüdürmek. bury the tomahawk savaştan vazgeçmek, barış yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. yarın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişotugillerden herhangi bitki, bot. Dentaria; gizli otu, bot. Lathraea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(argo) (çocuk, kadın) ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili iyi cins, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda gol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yedeğe alıp çekmek; çekmek; i. yedekte çekme veya çekilme; yedekte çekilen duba; çekme halatı. have in tow yedekte bulundurmak; peşine takıp gezdirmek. take in tow yedeğe almak, yedekte çekmek; himaye altına almak. tow'age i. yedekte çekme; yed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıtık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, uysal; yaklaşan. toward'ly s. eski uslu, uysal; uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) -e doğru, doğrultusunda, tarafına doğru; -e yakın, -e karşı; için. towards evening akşama doğru, akşam üzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. römorkör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havlu, silecek, peşkir; f. havlu ile kurulamak veya kurulanmak. Turkish towel kaliteli havlu. towel(l)ing i. havluluk bez throw in the towel; k.dili pes demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kule, burç: kale, hisar; f. başkalarından yüksek olmak; dikine havalanmak (kuş). tower over bir diğerinden daha yüksek olmak. a tower of strength insana manevi kuvvet veren kimse. the Tower Londra'nın eski kalesi. water tower yüksek su deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, kule gibi; çok şiddetli, şiddeti artan towering rage dehşetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma saçlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme halatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba; şehir; şehir halkı; şehrin iş merkezi. town and gown tüccarlar ile üniversite. town clerk kasaba sicil memuru. town council belediye meclisi. town crier şehir tellâlı. town hall belediye binası. town house şehirdeki ev; İng. belediye dair

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba ile yöresi ve bağlantıları, kaza, ilçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sehirli, hemşeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir halkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanal kenarında gemiyi çeken beygirlere mahsus yedek yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. tramvay, tramvay hattı; maden ocaklannda hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tarak ağı ile balık tutmak; torba şeklinde ağ ile deniz dibini taramak; i. kayık arkasından çekilen çok çengelli olta; deniz dibini taramaya mahsus torba şeklinde ağ. trawler i. torba şeklinde ağ ile ballk tutmak için kullanılan gemi; bu şekild

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak deiğrmeninde ayakla döndürülen tekerlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. üç haftada bir veya haftada üç kere (olan veya çıkan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. pantolon pair of trousers pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) zannetmek, sanmak; düşünmek; inanmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mala, sürgü; fidanları sökmeye veya dikmeye mahsus el küreği; f. mala ile sıvamak, malalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itimada lâyık, güvenilir. trustworthiness i. güvenilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baykuş ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılacak gibi, yıkılmak üzere, yarı yıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devrik (yaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boş laf etmek, saçmalamak; i. boş laf, saçma; geveze adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (eski) iki; i. iki kimse veya şey; (su derinliği) iki kulaç, on iki kadem, üç buçuk metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yay kirişi gibi ses çıkarmak, tıngırdamak; genizden konuşmak veya ses çıkarmak; i. yay kirişinin sesi, tıngırtı; genizden çıkan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tıngırdamak, tıngırdatmak; i. tıngırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den gelen bir çeşit yeşil çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. (eski) it was.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkide familyasından yerde büyüyen bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çimdikleyip çekmek; i. çimdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzü kabarık olarak dokunmuş yünlü kumaş, tüvit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gelişigüzel şarkı söylemek veya ıslık çalmak; çalmak (çalgı); i. kemanınkini andıran ses. tweedledum and tweedledee birbirine tıpatıp benzeyen iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. between.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuş yavrusunun cıvıltısı; f. böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiz sesler için küçük hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. cımbızla almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. cımbız; cerrah aletleri takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on ikinci; on ikide bir. Twelfth-night i. Noelden on iki gün sonraki gece (beş ocak gecesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on iki. Twelve Apostles Hazreti İsa'nın havarisi olan on iki resul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. on ikili, kromatik, makamı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. on iki kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., bak. duodecimo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıl, sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yirminci; yirmide bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) herif; ulan, velet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) iki, çift, iki kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çifte ağızlı savaş baltası; demirin bir ucu keser ve öbür ucu balta şeklinde bir çeşit kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iki kere, iki defa. twice-told s. iki defa söylenmiş, çok söylenmiş; eskimiş, köhne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. döndürerek oynatmak; önemsiz şeylerle meşgul olmak; i. hafifçe döndürme. twiddle one's thumbs parmaklarıyle oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince dal, sürgün, çubuk. twig'gy s. ince dala benzer veya buna ait; ince dalları çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) İng., (argo) anlamak, kavramak; incelemek, iyice bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca karanlık; başarının sönmesi; mec. yarı buçuk veya az bilgi. Twilight of the Gods İskandinav mit tanrılarla devlerin birbirlerini mahvettikleri savaş. twilight sleep doğum ağrılarını azaltmada kullanılan hafif anestezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., (eski) it will.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kabarık ve çapraz dokunmuş kumaş; f. böyle kumaş dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (-ned, -ning) ikiz; çift; f. ikiz doğurmak; ikiz olarak doğmak; ikiz gibi kılmak. twin'born s. ikiz olarak doğmuş. Siamese twins birbirine yapışık olarak doğmuş ikiz kardeşler. the Twins ikizler burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. çifte uskurlu; iki ağızlı vida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sicim; sarma; sarılış; ipliğin karışıp dolaşması; f. bükmek, sarmak; sarılmak, çöreklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire sancı vermek, ıstırap vermek, birdenbire sancılanmak; i. birden gelen şiddetli sancı; azap, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpıştırmak; pırıldamak; çabuk çabuk görünüp kaybolmak; biduziye yanıp sönmek; i. göz kırpıştırma; pırıldama, pırıltı; bir göz açıp kapama müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz kırpıştırma; pırıltı, pırıldama; bir an. in the twinkling of an eye göz açıp kapayıncaya kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiz doğurma; iki şey veya kimsenin birleşmesi; iki kristalin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dönmek; fırıldatmak; çevirmek; burmak; i. çevriliş, dönüş, kıvrılış; kıvrım, büklüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bükmek; sarmak; burmak; burkmak; ters anlam vermek; bükülmek; sarılmak; burulmak; şaşırtmak; helezoni döndürmek; kıvrımlar meydana getirmek; dolambaçlı yönde çevirmek; bozmak; i. bükülme; sarılma; burma; burkulma; ibrişim; burmalı ekmek; bükme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. azarlamak, kusurunu yüzüne vurmak; takılmak, kızdırmak; i. takılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire kapıp çekmek; seğirmek; i. çekip koparma, kapıp çekme; bir kasın gayri ihtiyari oynaması, seğirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cıvıldamak; kıs kıs gülmek; yüreği çarpmak, heyecanlanmak; cıvıldar gibi söylemek; i. cıvıltı; heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (şiir) arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki, çift. two bits A.B.D. yirmibeş sent. two cent's worth A.B.D., (argo) fikrini anlatma sırası. two-chamber system çift meclis sistemi. two part iki kısımlı. by twos ikişer ikişer. in two iki kısma (kesmek). put two and two together düşünere

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. beş paralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ağızlı, iki yüzü keskin, iki anlamlı, iki tesirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikiyüzlü; sahtekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. kuvvetli ve saldırgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. iki kat, iki misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çifte başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki direkli gemi veya şilep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek. çift fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki katlı (ip), iki katmerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki noktası olan, iki noktadan bahseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki yanlı; ikiyüzlü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (iskambil) iki; A.B.D., (argo) önemsiz kimse; A.B.D., (argo) iki dolarlık kağıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki kollu, iki yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 5 x 10 cm büyüklüğünde; i. bu büyüklükte kiriş tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) tek fiyatına satılan iki parça eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elli; iki el ile kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. iki penilik İngiliz parası; az miktar; önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İng. iki peni kıymetinde, adi, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki kişi ile yapılan, çift, iki kişilik (dans veya oyun).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.daktiloda yazı yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı makinası, daktilo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktiloda yazı yazma, daktilografi; daktilo yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul edilmemiş, onaylanmamış, cevaplandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevaplandırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan, habersiz; önemsemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hazırlıksız olarak, evvelden düşünmeden; beklenmedik bir anda, gafil avlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (to ile) fark edilmeden; habersizce. do something unbeknown to someone bir işi başka birinin haberi olmadan yapmak. Unbeknownst to us, they had already bought the house. Bizim haberimiz olmadan evi almışlar bile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmemiş, baş eğmemiş, boyun eğmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taçtan mahrum etmek, tahttan indirmek. uncrowned s. taç giymemiş; resmi sıfatı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçların altındaki çalılar; bir postun kısa tüyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı, anafor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. su altında olan veya kullanılan; geminin su hattından aşağıda olan; i. su seviyesinin altında olan kısım; z. suyun altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yolunda, yoluna girmiş, başlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç çamaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. normalden az ağırlığı olan; zayıf; i. normalden az olan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilgi uyandıramamak, etkileyememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük orman ağaçları altında büyüyen ufak ağaç veya çalılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölüler diyan; toplumun suçlular tabakası, kanunsuzlar âlemi; arz küresinin öbür tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-wrote,-written) imza etmek; sigorta etmek; bir teşebbüsün masrafını ödemeyi taahhüt etmek; sağlama bağlamak.. underwriter i. sigortacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis olunmamış, kutsal olmayan; kutsalllğı bozulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilinmeyen, bilinemeyen; anlaşılması imkansız. the Unknowable fels. bilinmeyen gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habersiz. unknowingly z. bilmeyerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bilinmeyen, meçhul, yabancı; i. meçhul kimse, yabancı. Unknown Soldier Meçhul Asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, gayri kanuni, kanunsuz. unlawfully z. kanunsuzca. unlawfulness i. kanunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukafatlandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vidalarını çıkarmak, gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize çıkmaya elverişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed,- sewn) dikilmiş seyi sökmek, dikişini sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağını çözmek, bandajını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) sözünü geri almak, yemininden dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapmaz; değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, ters; huysuz; uygunsuz, münasebetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güvenilmez, itimada lâyık olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (dolaşık veya sarılmış şeyi) açmak; çözülmek, açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bükümünü açmak, ayırıp açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barışçı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazeretsiz: savunulamaz; affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, mazeretsiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanlk olmayan, gafil, dikkatsiz, tedbirsiz. unwarily z .tedbirsizce. unwariness i. gaflet, tedbirsizlik, dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmak bilmez, yorulmaz, bıkmaz, usanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wove, woven) (dokunmuş veya işlenmiş şeyi) sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nahoş, tatsız, hoş karşılanmayan, istenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi olmayan, rahatsız, hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (ölümüne) ağlanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam olmayan, sakat, sıhhatsiz; bozuk; zararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by
<