Wa ne demek? | Wa anlamı nedir? | Wa

Wa anlamı nedir?

Wa ne demek?

Wa anlamı nedir?

Wa | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Washington (eyaleti).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahsisat, harçlık, aylık, haftalık vb; bırakma; karşılık; müsamaha, göz yumma, müsaade, rıza; itiraf, kabul, teslim; (tic). fiyat indirimi, tenzilât; tolerans, yedek pay; (f). harçlık bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daima, her zaman, her vakit; her defa, muntazam; evvelden beri, mütemadiyen, boyuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). zaten, her halükârda, hangi şartlar altında olursa olsun; ne ise; dikkatsizce, dalgacı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer altı yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir mahzen veya bodrumun girişi; geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat çapraz; aykırı, tersine, karşı; edat bir taraftan karşı tarafa; karşı, zıt. athwartship (z)., (den), alabandadan alabandaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski ikiye ayrılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Bir yıldız kümesi. (Fr. bootis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek, gözlemek, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uyanık, tetikte, (sak). be awake to -e karşı uyanık olmak. awakening (i)., (s). uykudan uyanış; (s). uyandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyandırmak; uyarmak, ikaz etmek; kışkırtmak, tahrik etmek; uyanmak; farkına varmak, gözü açllmak; harekete geçmek, canlanmak, dirilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(f).ödül müküfat; olarak vermek;hükmen vermek, hükmetmek, verilmesini emretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).haberdar, farkında, vakıf, uyanık. be awere of farkında olmak, farkına varmak. awareness (i). farkında olama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). su seviyesi ile beraber; (s). suyla örtülü; dalgalarla yıkanan; suda yüzen, dalgaların sağa sola attığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uzağa, uzakta; bir yana; -den, -dan be away bulunmamak, başka yere gitmişolmak. becarriedaway sürüklenrnek; kapılmak. carry away alıp götürmek, sürüklemek . come away bırakıp gelmek. cut away kesmek, kesip atmak. do away with yok etmek, öl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Defol ! Haydi !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli işe yakışmaz, sakar, hantal, biçimsiz, yakışık almayan, münasebetsiz , kaba; idaresi güç. awkwardly (z). acemicesine. awkwardness (i). beceriksizlik, acemilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). geriye doğru, tersine, geri geri; geçmiş zamanlara doğru, geri; (s). geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen; isteksiz, çekingen ; geç backwardly (z).geriye doğru olarak backwardness (i). geriye doğru olma; geç kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık küreklerinin veya gemi pervanesinin geriye attlğı su, serpinti; kendisini yaratan olayın bitiminden sonra da devam eden durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir set vasltaslyle geri çevrilen su; dümen suyu, gemi pervanesinin geriye attlğı su; durgun su; durgunluk , ilgisizlik; (f)., (den). siya etmek, tersine kürek çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balmumu; f. balmumu sürmek, balmumu ile cilalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. feryat etmek, ağlamak; hayıflanmak; üzüntüsünü beyan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (ünlem) sakınmak, kaçınmak; dikkat etmek, gözünü açmak; b.h., (ünlem) Dikkat! Sakm ha! Aman!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kıyısında tahtalardan yapılmış kaldırım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. porsun, marinel başı, lostromo. boatswain's chair izbarço iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Gaborone.

Nüfus: 1.359.000.

Yüzölçümü: 224.607 km2.

Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Namibya, Güneyde Güney Afrika, Kuzeydoğuda Zimbabwe.

Önemli Şehirleri: Gaborone, Serowe, Manna.

Din: %50 yerel inançlar, %50 Hristiyan.

Dil: İngilizce, Setswana.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Tarih: Bölgeye ilk yerleşen “bushmen”ler idi. Bantus’lar zamanında bölge, 1886 yılında Bechvanaland adıyla İngiliz himayesine girdi ve bu statüsü, güneyden ve güneybatıdan yöneltilen Boer ve Alman işgallerini durdurdu.

Ülke 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazandı ve ismi Botswana olarak değiştirildi.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve madencilik (elmas, bakır, nikel…) ülke ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Botswana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulaşıkşı. chief cook and bottlewasher her türlü ev işi yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki bina arasındaki yalnız üstü kapalı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya ile yapılmış içkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. Broadway Caddesi: Broadway tiyatro dünyası. offBroadway i. deneysel tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siper ile korumak, muhafaza altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gizli, özel veya karanlık yol, dolaşık yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Amerikan zencilelerinin oynadığı bir çeşit oyun; (f). çalımla dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karaman kimyonu, (bot). Carum carvi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devekuşu cinsinden fakat daha ufak boyda bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). serseri; akıntıyla sürüklenen; değersiz diye atılmış;(i). kazazede (denizde); reddedilmiş kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(i). azgınlık zamanlarında kedilerin çıkardığı seslere benzer sesler çıkarmak; bu şekilde bağırmak, haykırmak; kediler gibi kavga etmek; (i). azgın kedi sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eğreti ve asma) iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Ing)., (astr). Büyükay takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(meteor). soğuk dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). den. kamara iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korkak kimse. cowardly (s). korkak, ödlek, alçak, yüreksiz. cowardice, cowardliness (i). korkaklık, alçaklık, namertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). filika veya kik serdümeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). caketatay, bonjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). talimar kayak tığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda'nın Delft şehrinde yapılan çini işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den öksüz vardiya, gemide kısa akşam nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (huk). eşinden miras kalan malı veya ünvanı olan dul kadın; (k.dili). ağır başlı yaşlı kadın. queen dowager vefat etmis olan kralın dul eşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f).,(s). cüce, bodur hayvan veya fidan; (f). büyümesini önlemek, cüceleştirmek; karşılaştırma yaparak gölgede bırakmak, küçük göstermek; (s). kısa boylu, cüce olan, bodur. dwarf elder yaban mürveri,(bot.) Sambucus ebulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodurca, oldukça kısa . dwarf stinger küçük ısırgan otu, (bot.) Urtica urens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek, toprak işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri, kulak salgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kenarı üste gelecek şekilde, yan yan, yandan . not be able to get a word in edgeways karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dik, dikine; ucu ileriye doğru; uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kundağa sarmak, sargılamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu; argo göz boyama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu, göz damlası; göz yaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (golf) çimenli yol; bir koy,liman veya ırmağın seyredilebilen kısmı, serbest geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz tabaklar; çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yassılamasına, düz, düzlemesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoppa, bir dalda durmaz, maymun iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, çabuk yetiştirmek, ilerlemesine yardımcı olmak; göndermek, yeni adrese göndermek, sevketmek. forwarder (i). sevkeden firma, malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi; ambar. forwarding address yeni adres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ileride olan, öndeki, ön; ileri, ilerlemiş; küstah, cüretkâr; aşırı, müfrit; radikal; (i)., futbol ön sırada yer alan oyuncu, forvet. forward buying ileride teslim edilmek üzere satın alma. forward pass (A.B.D). futbol ileri doğru verilen pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri doğru, ileri, doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak, dikkati çekmek; nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, inatçı, asi, serkeş. frowardly (z). terslikle. frowardness (i). terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i boz ördek, zool Anas streptera

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ünlem yol, geçit, pasaj; den ambarda eşya arasındaki geçit; guvertede bir kısımdan ötekine geçilen iskele; iskele tahtası; ünlem Yol ver I Yağlı boya I Destur I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçıp kurtulma, paçayı kurtarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili istemeyerek ağzından laf kaçırma, ifşa, açığa vurma; hediye dağıtımı; dama gibi bir oyunda oyuncunun taş veya el kaybetmesini hedef tutan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) filika küpeştesi, borda tirizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) ortada, yan yolda; yetersiz olarak; (s.) yetersiz; yarı yolda bulunan (han veya otel). halfway house hapisten çıkanlann geçici olarak kalabileceği yurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koridor; hol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) madeni eşya, hırdavat; nalbur dükkânı; silâh; kompütör aksamı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.), ambar ağzı, lombar ağzı; buna benzer bodrum kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hawaii .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş garson .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ırmağı besleyen kaynaklar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilerleme, terakki, yol alma, ileri gitme. make headway ilerlemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). cennete yönelen; (z). cennete doğru; göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). cehenneme doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azami kabarma: taşkın. highwater mark suyun azami kabarma noktası; doruk; en yüksek başarı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde. highwayman (i). eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). domuzlara yedirilecek mutfak artıkları; değersiz şey; slang atmasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eve doğru olan, eve doğru giden; z. eve doğru, vatana doğru. homeward bound evine veya memleketine dönmekte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle mutfakta kullanılan ev eşyalan, kap- kacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içeride bulunan, iç, dahili; bâtıni, manevi, ruhsal; (i.) iç kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içte, içeride; derunen, derinliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içyüz, gerçek hal; bâtınilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içeriye doğru, fikir veya ruhun derinliğine doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Javel suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili taşra; küçük, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. kama yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. vişne rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit martı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuveyt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., den. rüzgâr altı tarafına ait veya buna doğru; i. rüzgar altı tarafı veya yönü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatça kımıldanacak yer, bol yer; den. geminin yolundan rüzgar altına düşmesi. have leeway faaliyet sahası olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak su seviyesi işareti; bir şeyin en alçak veya en düşük noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık; soğuk, kayıtsız, ilgisiz. lukewarmly z. ılık olarak; ilgisizce. lukewarmness il ılıklık; kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir cins deniz anası; eski harp gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit saç biçimi, marsel ondülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok kısa dalga, bin ile otuz bin megahertz arasında titreşimi olan elektromanyetik dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. bir fuarda panayıra mahsus kısım; s. yarı yolda olan; z. yarı yolda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız ve tesirsiz (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yürüyüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gargara, ağız yıkamak için kullanılan antiseptik bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizgergedanı, zool. Monodon monoceros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moğollar zamanında Hindistan'da Müslüman hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. new wave

yeni dalga

Herhangi bir ülkede belirli bir dönemde birdenbire ortaya çıkan genç yönetmenler topluluğu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Al. Değil mi?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) kuzeye doğru; (s.) kuzeye bakan; (i.) kuzey taraf. north wardly (z.), (s.) kuzeye doğru (olan); kuzeyden (esen). northwards (z.) kuzeye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Norveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) şimdi, bugünlerde, şimdiki zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (k.dili) hiç bir suretle, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) New York'un tiyatro merkezinde olmayan (tiyatro); deneysel (tiyatro).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ileriye doğru giden, ilerleyen, ilerlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,onwards z. ileriye doğru, ileri, ileride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ottawa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, zor ulaşılan, sapa; acayip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. dış, harici; z. dışarıya doğru; görünüşte; i. dış, dış kısım; dıştaki alem; dış görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dıştan; dışa doğru; dıştan görünüşe göre, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dışarıya doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pantolonu tutturmak için eteği düğmeli çocuk bluzu; (argo) kadın gibi adam, efemine erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekspres yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayalara mahsus yol, patika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaş öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Ne hak ile? Hangi yetkiyle? q.v. kıs. quod vide müracaat, buna bakınız, b., bk. rabbin'ical s hahamlara veya öğrettikleri şeylere ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen arkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ravalpindi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit yosun, (bot.) Laminaria digitata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenileme, tamir, tekerrür; abonenin yenilenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mükâfatlandırmak, mükâfatını vermek, ödül vermek; karşılığını vermek; gönül okşamak; taltif etmek; i. mükâfat, ödül, karşılık; ücret, bahşiş. rewardable s. mükâfatlandırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sağa doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun vasıtalar geçen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halat bükme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvez, bot. Sorbus aucuparia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kaçak, kaçkın, firari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pist; ırmak yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ruanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz suyuna ait, tuzlu suda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili haylaz kimse, ciğeri beş para etmez adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scalawag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. vurgusuz hecelerde görülen zayıf ve nötr bir ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yolu; kaba dalgalı deniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iağım pisliği. sewage disposal lağım pisliğini yok etme veya kullanılır hale koyma sistemi, lağım boşaltma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yelkovan, (zool.) Puffinus puffinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kollu kadın bluzu, şömizye bluz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). mağazalarda çalışanlara ve alıcılara yardım eden görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler, toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de sıcak renklerdirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın yan tarafından esen hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gümüş eşya, gümüş sofra takımı; kaşık ve çatal takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüklerin yığıldığı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava yolu; asma yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uykuda gezmek. sleep walking i. uyurgezerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyurgezer kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., çoğ. gemi yapı kızağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yolunu bulup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keşişleme yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat yolu, hızyolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşma savağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bünyesi kuvvetli, iri yapılı; cesur, yürekli, yiğit; i. cesur ve kuvvetli adam; sadık parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharç, kâhya; ambar memuru, idare memuru; erkek hostes, kamarot, gemi garsonu; işçi temsilcisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın kamarot, hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharçlık; idare, yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. krikette puan kazanmaktansa kaybetmemek için oynamak; Avustralya mecliste zorluk çıkararak muhalefet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert bir çeşit çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saniye ölçer saat, duraklı saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istif etme; istif yeri; istif harcı; istif olunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biletsiz kaçak gemi yolcusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. dosdoğru; i., dönemeçsiz koşu yolu; z. hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. metro; tünel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güneşe doğru (olan). sunwards z. güneşe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) tahta bezi; ilâç veya yağ sürmeye veya yara temizlemeye mahsus sünger parçası; tüfek namlusunu temizlemeye mahsus harbinin ucundaki paçavra parçası; (argo) herif; f. tahta bezi ile silmek. swab the decks den. güverteyi ucu paçavr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Almanya'nın güneybatısında bulunan Suabia eyaletine ait veya orada oturan; i. Suabialı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yağma, çapul. swag man i. Avustralya'da sırtında bohçasıyla dolaşan rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. madeni eşyaya çekiçle vurarak biçim vermekte kullanılan kalıp; f. böyle bir kalıpla şekil vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. kasılarak yürümek; kabadayılık etmek, slang. afi kesmek, atmak; i. kabadayılık, kabadayıca hareket; s. şık, modaya uygun. swagger around kasılarak yürümek. swagger stick subayın süs için taşıdığı kamçı. swaggerer i. kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'nın doğusunda konuşulan beynelmilel bir dil, Savahili, Savahilice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. swale i. bataklık; leh. gölgelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) genç köylü, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yutmak; içine çekmek, emmek; k.dili. herhangi bir sözün gerçek olup olmadığını araştırmadan kabul etmek; geri almak (söylediği sözü); tahammül etmek, yutup oturmak, sineye çekmek; i. yutma, yudum; den. makara yivi. swallow a camel yutulmaz bir ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç, zool. Hirundo. bank swallow kum kırlangıcı, zool. Riparia riparia. barn swallow kır kırlangıcı, zool. Hirundo rustica. chimney swallow bacalarda yuva yapan kırlangıç. red rumped swallow kızıl kırlangıç, zool. Hirundo daurica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatal kuyruk; kanatları çatal kuyruğa benzer birkaç çeşit kelebek. swallowtailed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç otu, bot. Cynanchum vincetoxicum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindu dininde hoca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. batak, bataklık; f. bataklığa batırmak; içine su doldurup batırmak, içine dalga girip batırmak; yağdırmak; batağa saplanmak veya batmak; müşkül vaziyette bırakmak; içine su dolup batmak; silip süpürmek. swamp boat az su çeken uçak pervaneli dib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklıkta çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuğu, zool. Cygnus; tatlı sesli şarkıcı veya şair. swan dive başı geriye kolları suya doğru uzatarak yapılan dalış. swan's down kuğunun ufak ve yumuşak tüyü. swan maiden efsanelerde istediği zaman kuğu şekline girebilen güzel kız. swan song efsan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., leh. yemin etmek. I swan ! Çok şaştım ! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) gösteriş, caka; f. caka satmak, gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(-ped, -ping) i., k.dili. değiş tokuş etmek; i. değiş tokuş, trampa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da ulusal egemenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim, çimenlik; f. çimenle kaplamak veya kaplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. arı veya böcek oğlu; hareket halindeki böcek sürüsü; küme, sürü, yığın; f. ana kovanından ayrılıp başka yere gitmek, oğul vermek; sürü halinde toplanmak; kaynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ip veya ağaca tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (şiir) esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esmer, siyah; güneşten yanmış. swarthiness i. esmerlik, karalık, güneş yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çalkantı, çalkantı sesi; dar gelgit yatağı; f. çalkantı sesi ile kıyıyı yalamak; caka satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. övüngen kimse; kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) yassı bir şey ile vurmak, ezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orakla biçilip bir yana bırakılmış buğday veya ot; biçerdöver veya orakla bir defada biçilen yer. cut a wide swath gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sargı ile sarmak; çevrelemek; i. sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran kimse veya şey; sineklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; eğmek, meylettirmek; etkilemek, tesir etmek; idare etmek, istediği tarafa yöneltmek; den. bedenin ağırlığını vererek hisa etmek; eğilmek, meyletmek; taraftar olmak; dönüp gitmek; iki yana veya ileri geri sallanmak; hakim olmak, hükmetm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swaziland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra takımı (çatal, bıçak, kaşık) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) maden suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tayvan, Formoza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç yollu; üç kola ayrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. hız yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el ilânı. throwaway line (tiyatro) duyulmayacak bir sırada söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pat küt vurmak; i. pat küt vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. çapraz; i. filika oturaklarından biri, kürekçinin oturduğu tahta; f. karşı gelmek, muhalefet etmek; işini bozmak, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit etkisi altında kalan su; deniz kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgitin girdiği kanal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) cimri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneke kaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, uysal; yaklaşan. toward'ly s. eski uslu, uysal; uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) -e doğru, doğrultusunda, tarafına doğru; -e yakın, -e karşı; için. towards evening akşama doğru, akşam üzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. tramvay, tramvay hattı; maden ocaklannda hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boş laf etmek, saçmalamak; i. boş laf, saçma; geveze adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (eski) iki; i. iki kimse veya şey; (su derinliği) iki kulaç, on iki kadem, üç buçuk metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yay kirişi gibi ses çıkarmak, tıngırdamak; genizden konuşmak veya ses çıkarmak; i. yay kirişinin sesi, tıngırtı; genizden çıkan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tıngırdamak, tıngırdatmak; i. tıngırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den gelen bir çeşit yeşil çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. (eski) it was.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkide familyasından yerde büyüyen bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki kollu, iki yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan, habersiz; önemsemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hazırlıksız olarak, evvelden düşünmeden; beklenmedik bir anda, gafil avlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. su altında olan veya kullanılan; geminin su hattından aşağıda olan; i. su seviyesinin altında olan kısım; z. suyun altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yolunda, yoluna girmiş, başlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilinmeyen, bilinemeyen; anlaşılması imkansız. the Unknowable fels. bilinmeyen gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukafatlandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağını çözmek, bandajını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, ters; huysuz; uygunsuz, münasebetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barışçı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazeretsiz: savunulamaz; affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, mazeretsiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanlk olmayan, gafil, dikkatsiz, tedbirsiz. unwarily z .tedbirsizce. unwariness i. gaflet, tedbirsizlik, dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yukarıya doğru giden; yukarıya dönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yukarı doğru, yukarı. upwards of -den daha fazla, -den yukarı, -in üstünde; yak laşlk olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Vichy madensuyu; maden suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kls Women'a Army Auxiliary Corps

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., İng. Women's Auxiliary Air Force.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., İng. Women's Auxiliary Army Service.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wobble.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. WAAC'de çalışan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapısı ince ve yumuşak bir çeşit bazalt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) mantıksız; sapık, kaçık; tuhaf; manyak. wackily z. mantıksızca. wackiness i. kaçıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) tutam, tomar; tıkaç, tampon; tüfek sıkısı; topak; k.dili. büyük miktar, çok para; f. tıkaç koymak; tomar şekline getirmek. a wad of gum papuç kadar çiklet. bet one's wad k.dili. eldeki bütün parayı bahse yatırmak. shoot one's wa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkaç, tampon; vatka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. badi badi yürümek, paytak paytak yürümek; i. badi badi yürüyüş. waddly s. paytak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sığ suda oynamak; sığ su veya çamur içinde yürümek. wade into k.dili. şiddetle girişmek. wade through (sığ su veya çamur) içinden geçmek; ağır ağır ve güçlükle ilerlemek; zorla tamamlamak. wad'ing i. suda yürüme. wading boots kalçaya kadar çıkan uz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığ su veya çamur içinde yürüyen kimse; uzunbacaklılardan herhangi bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vadi, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. WAAF'te çalışan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çok ince bisküvit; yufka; kâğıt helvası; üzerinde çok kısımlı elektronik devre bulunan silikon parçası; Katoliklerin Aşai Rabbani ayininde kullandlkları mayasız ince ekmek; eskiden mektupları mühürlemede kullanılan yuvarlak etiket; f. etiket il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) anlamsız konuşmak; kararsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalıpla yapılan bir çeşit gözleme. waffle iron ızgara şeklinde gözleme kalıbı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. rüzgar yönünü belirten flama; f., (eski) el sallayarak işaret vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yavaş yavaş götürmek, sürüklemek (rüzgar veya dalgalarla); i. hafif ses veya koku; sürüyüp götürme; hafif esinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) i. sallamak; çenesi ötmek; hareket etmek; İng., (argo) okuldan kaçmak; i. sallama. set tongues wagging dile düşürmek. The tail wags the dog dünya tersine dönüyor. the world wags on and we wag with it. Dünya ile birlikte yuvarlanıp gidi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse, latifeci kimse. waggery i. şaka, latife; mizah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (mücadele, münakaşa, savaş) devam etmek, sürdürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret, maaş. wages i. ücret; karşılık. wage earner, wageworker i. işçi, ücretli işçi. living wage geçimi temin edecek maaş. wage scale barem. The wages of sin is death. Günahın kefareti ölümdür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahis, bahis tutuşma; f. bahis tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaka kabilinden, şakacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallanmak; sallamak; sarsılmak; i. sallayış sallanış. waggly s. sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. waggon i. dört tekerlekli yük arabası; dört tekerlekli açık oyuncak araba; k.dili. tevkif edilenleri taşımaya mahsus polis arabası; tekerlekli servis masası; İng. yük vagonu, katar; (argo) zırhlı savaş gemisi. on the wagon k.dili. içkiyi bırakmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vagonli, yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir araba dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyruksallayan, zool. Motacilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vahabi. Wahabiism i. Vahabilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kimsesiz çocuk; bulunmuş ve sahibi bellisiz şey; hırsızın kaçarken düşürdüğü çalıntı eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. feryat etmek, figan etmek; hayıflanmak; yas tutmak; i. figan. Wailing Wall Kudüs'te ağlama duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarlada kullanılan yük arabası. the Wain İng. Büyükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -ted, -ting) tahta kaplama, lambri; İng. doğramacılıkta kullanılan en iyi cins meşe; f. lambri kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplamalık tahta; kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabası yapıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bel; herhangi bir şeyin orta kısmındaki girinti; kadın elbisesinin üst kısmı; bulüz; geminin orta kısmı, bel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbisenin beli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşak, peştamal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bele kadar çıkan, yarı beline kadar; adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bel yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beklemek; hazır olmak; bekletilmek, durmak; k.dili. ertelemek, bekletmek. wait for beklemek. wait on hizmetçilik yapmak, servis yapmak; ziyaretine gitmek; bağlı olmak; leh. beklemek. wait on one hand and foot birinin etrafmda dört dönmek. wait at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekleme, bekleme süresi; gecikme; ara; pusu; İng. Noel'de sokaklarda çalıp söyleyen müzisyen grubu üyesi. lie in wait pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çengelli dikenleri olan herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garson; bekleyen kimse; tepsi. waitress i. kadın garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iddiadan vaz geçmek, feragat etmek, sarfınazar etmek; ertelemek tehir etmek; huk. hakkından vaz geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hakkından vaz geçme, feragat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-d veya woke, woken) uyanmak; uyanık kalmak; canlanmak, yeni hayat bulmak; uyandırmak; ikaz etmek; canlandırmak, ihya etmek; leh. ölünün başında beklemek, sabahlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geceleri ölüyü bekleme; ölüyü beklerken verilen ziyafet; dini merasim için sabahlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen suyu, geminin izi. in the wake of yakından izleyen; (bir şeyin) sonucu olarak; peşinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. danaayağı, bot. Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanık, tetikte olan; uykusuz. wakefully z. uyanık olarak. wake fulness i. uyanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyandırmak; ikaz etmek; harekete getirmek; uyanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Wallachia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir Alman asalet unvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

elma, ceviz, kereviz ve yeşil salata ile yapılan mayonezli salata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kamçı izi, dayak beresi; kumaş üstünde kabarık çizgi; f. kamçı ile iz bırakmak; çizgili kumaş dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gal eyaleti, Galler ülkesi. Prince of Wales Büyük Britanya veliahtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. vallhalla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yürümek, yürüyerek gitmek, yaya gitmek; davranmak, hareket etmek; yürütmek, yavaş gezdirmek; beraberinde yürüyüşe çıkmak; öldükten sonra hayalet olarak dünyaya gelmek; adımlamak, adımla ölçmek; ağır bir yükü köşeleri üzerinde yürüterek taşımak;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezme, yürüme. walking beam makinada kuvvet nakleden ve muntazam rakkas hareketiyle işleyen kol. walking delegate sendika temsilcisi. walking dictionary her kelimenin anlamını söylemeye hazır olan kimse, canlı sözlük. walking legs yürüyebilme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önemsiz rol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. işçi grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kolay kazanılan at yarışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. asansörsüz bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçit, kaldırım, patika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. valkyrie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duvar; çoğ. kale bedeni; sur; f. etrafına duvar çekmek. wall creeper duvar tırmaşık kuşu, zool. Tichodroma muraria. wall pepper damkoruğu, bot. Sedum acre. wall plate duvar latası; mak. bağlantı levhası. wall plug elek. duvar prizi. wall side

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya özgü ufak kanguru, vallabiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflak eyaleti. Wallachian i. Ulah, Eflaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kaplaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan, para cüzdanı; sırt çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akçıl gözbebeği; tirsi gibi akçıl gözlü balık. walleyed s. akçıl gözbebekli; gözbebeği ıraksak, şaşı; (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçe şebboyu, bot. Matthiole; sarı şebboy, bot. Cheiranthus cheiri; k.dili. partide dans edecek kimsesi olmadığı için duvara yakın kalan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Valon; Valon dili, Valonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. dayak atmak, dövmek, pataklamak; i., k.dili. dayak. wallopinst s., i., k.dili. çok büyük (miktar). pack a wallop çok etkili olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çamur içinde yuvarlanmak, ağnamak; kendini sefahate vermek; sallanmadan dolayı zor ilerlemek; i. çamurda yuvarlanma; hayvanın yuvarlandığı çamurlu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duvardan duvara; uçtan uca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceviz; ceviz ağacı, bot. Juglans; cevizin kerestesi; ceviz rengi. black walnut kara ceviz, bot. Juglans nigra. English walnut adi ceviz, bot. Juglans regia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir mayıstan önceki gece (Alman folklorunda büyücü karılarının toplandıkları gece).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mors, zool. Odobenus rosmarus; s. morsa özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vals; vals havası; (argo) kolay başanlan iş; f. vals yapmak. waltz through kolayca başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika kızılderililerinin para veya sus olarak kullandıkları boncuklar; k.dili. para, mangır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş Alan Ağı anlamına gelir ve temelde birbirlerine bağlı LAN’lar ağıdır. Internet bugün var olan en büyük WAN olarak kabul edilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solgun, soluk, benzi sararmış; hastalık veya üzüntü gösteren, bitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değnek, çubuk; asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolaşmak, gezinmek; yolu şaşırarak dolanıp durmak; yoldan çıkmak; konudan ayrılmak; sayıklamak, abuk sabuk konuşmak; içinde dolaşmak; i. dolaşma, gezinme. wanderer i. gayesizce dolaşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşan, gezen, gezginci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

telgrafçiçeği, bot. Tradescantia fluminensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyahat tutkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Seylan adasına özgü bir maymun, langur, zool. Presbytis cephalopterus; aslankuyruklu maymun, zool. Macaca silenus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. azalmak, küçülmek; solmak; batmak, zayıflamak; i. azalış; solma; zeval; ayın on beşinden sonra ayın küçülmesi. on the wane azalmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. sızdırmak, hileyle koparmak; hileye baş vurmak; tesir ederek elde etmek; dolaylı yoldan sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (Kanada) ağaç kütüklerini kesme yerinde gereçlerin saklandığı dolap; kulübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni bir çeşit ufak ve hafif iç yakımlı makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istemek, arzu etmek; eksiği olmak; aramak; İng. muhtaç olmak, gerektirmek; yoksul olmak. want for muhtaç olmak, ihtiyacını hissetmek. want to k.dili. gerekmek. Call it what you want. Ne derseniz deyin. The dog wants out. Köpek dışan çıkmak istiyor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yokluk, adem; eksiklik, noksan; lüzum, ihtiyaç; gerek, hacet; sıkıntı, zaruret, yoksulluk, fakirlik; istek, arzu. want ad k.dili., gazet. küçük ilan. be in want muhtaç olmak. for want of bulunmadığından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenen, aranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) eksik, noksan; (edat) -siz, eksik, az. wanting in noksan, eksik. be wanting in common sense sağduyudan yoksun olmak. be found wanting kusurlu bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. zevk veya sefahat düşkünü; şehvet düşkünü; avare dolaşan; sebepsiz; kötü niyetli; ahlâksız, ahlâksızlık düşkünü; aklına eseni yapan, önünü arkasını düşünmeyen; i. şehvet düşkünü kimse; ahlaksız kimse; kayıt altına girmeyen kimse; f. kendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. eskiden bazı yerlerde kontluk bölgesinin bir bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya özgü iri geyik, zool. Cervus canadensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) savaşmak, harp etmek, muharebe etmek, cenk etmek; düşmanlık etmek, düşman olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş, harp, muharebe; mücadele; strateji; s. savaşa özgü, savaşta kullanılan, savaş sonucu oluşan. war cloud savaş bulutu, savaşa alâmet olan şey. war correspondent savaş muhabiri. war crime savaş suçu. war criminal savaş suçlusu. war cry sava

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kuş gibi ötmek, şakımak; çağıldamak; terennüm etmek; titrek ses çıkarmak; i. kuş gibi ötüş, şakıma; tatlı ses; nağme, makam; sığırsineği sürfesinin hayvanlann sırtında meydana getirdiği çıban. warble fly sığırsineği, zool. Hypodermatidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş gibi öten kimse; tatlı sesli kimse; ötleğengillerden bir kuş; Amerika'ya özgü sinek yiyen bir kuş, zool. Parulidae. barred warbler çizgili ötleğen, zool. Sylvia nisoria. garden warbler bahçe ötleğeni, zool. Sylvia borin. masked warbler maskeli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koğuş; bölge, mıntıka; huk. vesayet altında bulunan çocuk; vesayet, koruma; kilit dili; f. emniyetli yerde korumak. ward off savuşturmak, geçiştirmek, geri çevirmek. ward heeler A.B.D., (argo) semtin oylarını kazanmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -e doğru, yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompostoluk bir çeşit armut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; hükümdar asası; İng. hapishane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin tüm giysileri, giyecekler; gardırop, giysi dolabı; tiyatro kostümleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde oyun salonu ve yemekhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ward.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhafızlık; vasilik, vesayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım (eşya); çoğ. emtia, satılacak mallar; çanak çömlek, seramik eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dikkat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depo, imalât yerinde satış bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp, savaşma, savaş; mücadele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merminin patlayıcı madde taşıyan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cenkçi, dövüşken, kavgacı; savaşa ait; askeri; savaşla tehdit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihirbaz, büyücü, cinci; falcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık, hafif sıcak; ısıtan, sıcak tutan; hararetli; canlı; gayretli, şevkli; heyecanlı, çabuk heyecanlanan; sıcakkanlı; sıkıcı; güz. san. sıcak (renk); yeni, taze; saklanan şeye veya gerçeğe yaklaşmış durumda olan. warm front meteor. sıcak hava kitl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısıtmak, kızdırmak; ısınmak, kızmak; teşvik etmek, teşvik olunmak .warm to veya toward şevkle sarılmak. warm up ısınmak; ısıtmak; yarışmadan önce hafif idman yapmak; motoru ısıtmak için çalıştırmak; konser veya temsilden önce son bir hazırlık yapm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüreği sıcak, sevgi dolu; samimi, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaşa kışkırtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcaklık, ılıklık; hararet, ateşlilik, çoşkunluk; samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. ısınma; son hazırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikaz etmek, uyarmak, tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; huk. ihbar etmek, ihtar etmek; öğütlemek, tavsiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ihtar, uyarma, ikaz; ihbar; s. uyarıcı; ihbar eden. a week's warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak, ikaz etmek, tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek, ibret almak. warn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eğrilmek; eğrilip çarpılmasına sebep olmak; doğru yoldan sapmak veya saptırmak; den. bir yere bağlanmış palamarı çekerek yürütmek; hav. yesarilenmek. warped s. eğrilmiş; sapık, sapkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğrilik, çarpıklık; dokumacılıkta çözgü, arış; den. palamar, levalık yoma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılderililerin savaşa gitmesi. on the warpath kavgaya hazır; parlamaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temin etmek; teminat vermek, garanti etmek; korkusuzca beyan etmek; salahiyet vermek; memur etmek; izin vermek, ruhsat vermek; kefil olmak; hak kazandırmak; her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek. No excuse can warrant this misbehavior. Hiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. tevkif müzekkeresi; arama tezkeresi; kefalet, teminat, garanti; ruhsat, yetki, salâhiyet; makbuz; ask. tayin emri. warrant for one's arrest tevkif müzekkeresi. warrant officer gedikli erbaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşanın çok olduğu yer; ufak av hayvanları üretim sahası; ırmakta balık üretim sahası; kalaballk mahalle; İng. parmaklıklı yerde yabanıl hayvan üretme imtiyazı; ağıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaşçı, cenkçi, muharip; cenk eri, asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Varşova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siğil. warts and all olduğu gibi, bütün ayrıntılarıyle, güzel olmayan taraflarını saklamadan. wart hog Afrika yaban domuzu, zool. Phacochoerus aethiopicus. wart'y s. siğilli, üstü siğil dolu; siğil gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı sütleğen, bot. Euphorbia helioscopia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaştan yıpranmış, savaş yorgunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatlı, uyanık, açıkgöz. be wary of ...den sakınmak; dikkat etmek. warily z. uyanık olarak. wariness i. uyanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. be.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yıkama, yıkanma; çamaşır; deniz veya nehir suyunun çalkanmasından hasıl olan ses; dalga sesi, kürek palası veya gemi çarkının meydana getirdiği su akıntısı; dalgaların sahile attığı süprüntü; sulu mutfak artığı; ağıza güzel koku vermek için kul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıkamak, ıslatmak; su ile silmek; yıkanmak, banyo yapmak; ince boya tabakası ile kaplamak, yaldızlamak; temizlemek; min. toprağı yıkayarak altın filizini ayırmak; yıkanmaya dayanmak (kumaş); hafif hafif çarpmak (dalga); aşınmak. wash away su ile

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ütü istemez ve yıkanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünde çamaşır yıkanan oluklu tahta; den. dalga girmesin diye kapının önüne veya güverteye konulan siper; girintili çıkıntılı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabun bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamaşır günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmuş, solgun, soluk; k.dili. çok yorgun, bitkin; batkın, müflis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) yıldızı sönmüş, bitmiş; k.dili. bitkin düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkayan şey veya kimse; mak. pul, rondela; çamaşır makinası; gaz yıkama cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamaşırcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkama, yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Washington.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sel basması ile meydana gelen çukur; sel sularının sürüklemesi;( argo) başarısızlık; yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabun bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuvalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamaşır teknesi, leğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sulu, kuvvetsiz, çorba gibi, hafif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. was not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanarısı, zool. Vespa; sarı arı. wasp waist sıkma bel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., aşağ., (argo) beyaz Protestan Amerikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huysuz; ince belli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırçın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şerefe içme; içki alemi; işret için içilen baharlı içki; eski bir selâmlama; f. işret etmek, içki alemi yapmak; birinin şerefine içmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. frengi teşhis testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski) -idin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. atılmış, kullanılmaz; bedenden çıkarılmış, ifraz edilmiş; boş, hali, terkedilmiş; çorak; viran, harap; artık, yeterinden fazla; i. israf, telef, çarçur, heder, savurma; iyi kullanmama, değerlendirmeme; boş arazi; metruk arazi; beyaban; ıssız yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harap etmek, viraneye çevirmek; aşındırmak, kullanıp yıpratmak; harcamak, boşuna sarfetmek, israf etmek; kaybetmek; (argo) öldürmek; aşınmak; heba olmak; aşırı derecede kilo vermek. waste away zayıflaya zayıflaya eriyip gitmek; ağır ağır azalmak veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöp sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harap eden; müsrif, savurgan, boş yere ziyan eden. wastefully z. israf ederek. wastefulness i. israf, ziyankarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atılacak kâğıt, çöp kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. israfçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. artık su savağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsrif kimse; bir işe yaramaz kimse; avare kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, dikkat etmek; beklemek, gözlemek; fırsat kollamak; tetikte olmak; gözkulak olmak; bekçilik etmek, nöbet beklemek, nöbetçi olmak; gözetmek; gözetlemek, seyretmek; sabahlamak. watch for beklemek, yolunu gözlemek. watch out dikkat etmek. watch

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cep veya kol saatı; bekçilik, gözetleme; uyanıklık; nöbetçilik, nöbet tutma; nöbetçi, bekçi; devriye; nöbet yeri veya süresi; eskiden gecenin bir kısmı; den. nöbet, posta, vardiya; den. aynı vardiyada nöbet tutan tayfalar. watch band kol saatı kay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat kapağı veya mahfazası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi köpeği; kanunsuz veya umuma zararlı hareketlere karşı tetikte olan kimse veya makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tetik, uyanık. watchfully z. tetikte, uyanık olarak. watchfulness i. uyanık oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nöbetçi kulesi, bekçi kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parola; düstur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su; deniz, göl, nehir; su birikintisi; gölek, gölcük, gölet; elmasın parlaklık ve şeffaflığı; hare, kumaşın şanjanı; mükemmellik, kalite; karşılığı olmadan ilâve olunan sermaye; çoğ. kara suları; çoğ. sular. water ballet su balesi. water bearer suc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sulamak; suvarmak, su vermek; harelemek (ipek); su katmak, sulandırmak; sulanmak; su içmek (hayvan), suvarılmak; karşılığı olmadan hisse senetlerini çoğaltmak. water down sulandırmak; hafifletmek, yumuşatmak. The smell of fresh bread makes my mouth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzen; su yoluyle taşınan; su yoluyle bulaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Orta Afrika'da bulunan iri bir cins antilop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu, kanal; dere, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suteresi, bot. Nasturtium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çağlayan, çavlan, şelâle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su kuşu, su kuşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilde arsa; şehrin liman bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sulama; suvarma; hareleme; s. sulayan, sulayıcı; sahildeki; kaplıcaya yakın. watering place içmeler, maden suları bulunan yer; plaj; kaplıca. watering pot bahçe sulama kovası, süzgeçli kova. watering trough yalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içi su dolmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Waterloo savaşı; kesin yenilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karpuz, bot. Citrullus vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. su geçirmez; i. yağmurluk, empermeabl; f. sugeçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su çekmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ne arasındaki set; su bölümü çizgisi; boşaltma havzası; sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil, kıyı, yalı; s. sahilde yaşayan; su kenarında biten; sahile özgü; sahilde çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. su kayağı yapmak; i. su kayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslak, sırsıklam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suda eriyebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizden veya gölden kasırga kuvvetiyle hortum halinde yukarı çekilen su, deniz hortumu; oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su geçirmez, akmaz, sızmaz; çok sıkı, göz açtırmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu; gemi güvertesinde biriken suyu akıtmaya mahsus açık oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. su dağıtım tertibatı; su oyunları; (argo) gözyaşı; (argo) yağmur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sudan aşınmış, suda eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sulu, suya ait; sulak, suyu bol; su gibi, suya benzer; tatsız, lezzetsiz; zayıf, sudan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vat. watthour i. vat saat. watt'-meter i. vatmetre, vat ölçeği. wat'tage i. vat ile ifade edilen elektrik gücü miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dal veya çubuklardan örülmüş yapı; çubuk, saz, kamış, dal; hayvanlarda sarkık gerdan; f. ince çubuklarla çit örmek; ince çubukları hasır gibi örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kedi gibi miyavlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dalgalanmak; sallanmak; sallamak; dalgalandırmak, dalga dalga etmek. ondüle yapmak; harelemek; elle işaret etmek. wave farewell el veya mendil sallayarak veda etmek. wave on el işaretiyle ileri gitmesini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalga; dalgalanma; el işareti; el sallama; hare, kumaş dalgası; dalga gibi kabaran şey; sıcak veya soğuk dalgası. wave band (radyo) dalga. wave front fiz. dalga sınırı. wave set mizamplide kullanılan fiksatif. wave theory fiz. dalga teorisi; dilb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalga uzunluğu, dalga boyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. iniş izni vermeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallanmak; titremek; sendelemek; tereddüt etmek, duraksamak, kararsız olmak; i. sallanma; tereddüt, kararsızlık. waveringly z .tereddüt ederek, kararsızlık içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. donanmasında kadın görevliler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. waul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.dili. plak yapmak, plak doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mum, balmumu; balmumuna benzer herhangi bir madde; parafin; kırmızı balmumu; kulak kiri; bot. bitkilerin ifraz ettiği balmumuna benzer madde; kunduracı zifti veya mumu; cilâ; f. üstüne balmumu sürmek, mumlamak; cilâlamak. wax bean sarı kabuklu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. öfke nöbeti. wax'y s. öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. artmak, yükselmek, büyümek, olmak. wax beautiful güzelleşmek. wax eloquent belâgatli konuşmak. wax strong kuvvetlenmek. The moon waxed and the moon waned. Günler geçti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarfiyat; lüzumsuz sarfiyat, israf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekkuyruk kuşu, zool. Bombycilla garrula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balmumu işi; balmumundan yapılmış insan heykeli; çoğ. balmumundan yapılmış insan heykelleri müzesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol, tarik; yön, yan, taraf, cihet; yer; mesafe; usul, tarz; husus; adet, itiyat, huy; hal, durum, halet; gidiş, ilerleme, ileri gitme; çare, vasıta; huk. irtifak hakkı, geçit hakkı; çoğ. gemi kızağı. ways and means mali tedbirler, para temini, tah

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manifesto, yolcu manifestosu, nakliye senedi, kıs. w.b.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolcu, yaya yolcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yolculuk eden; i. yolculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yolunu kesmek; pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) yepyeni, özgün, ileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) yönünde, -e doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yol kenarı; s. yol kenarındaki. go by the wayside daha önemli bir şeyden dolayı rafa kaldırılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, dik başlı, inatçı, aksi; düzensiz, intizamsız, darmadağınık. waywardly z. inatçılıkla, dik başlılıkla; düzensiz bir şekilde. waywardness i. inatçılık, dik başlılık; düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

renkli zemin üzerinde beyaz süsü olan bir çeşit ingiliz çömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rejimle kilosunu ayarlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. badana; cilt kremi; (argo) örtbas etme: f. badanalamak; örtbas etmek; k.dili. oyunda sayı vermeden yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamen uyanık; açıkgöz, zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i. işaretle (haber) vermek; i. işaret verme; işaretle verilen haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika yerlilerinin çadır veya kulubesi; alacık; A.B.D., k.dili. siyasi toplantılar için kullanılan bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. yavan, sulu, hafif; karaktersiz, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by