Wagon-lit ne demek? | Wagon-lit anlamı nedir? | Wagon-lit

Wagon-lit anlamı nedir?

Wagon-lit ne demek?

Wagon-lit anlamı nedir?

Wagon-lit | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vagonli, yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iktidar, yetenek, kabiliyet; marifet, hüner; dirayet, zekâ; huk ehliyet, kudret abilities (i) kabiliyetler; hassalar, melekeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaldırılma, ilga abolitionist i herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göktaşı: aerolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, tatlılık, hatırşinaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günün hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualité

güncellik

Güncel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newsreel. topicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.) Umumiyetle, umumî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاطلاق] genellikle. 2.rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşak huyluluk , sevimlilik, tatlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık tavırlar; sunilik; taklit şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock. hanging lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tic. mark. bakalit; telefon ahizeleri v.b. yapımında ve elektrik veya hararet tecridi için kullanılan bir çeşit plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., jeol. derinde bulunan bir çeşit volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, küçümsemek; alçaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vahşilik, canavarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki harfli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Bilgin Biot’nun adından). Kara mika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, şen; sevinçli; memnun. blithely z. neşeli olarak. blitheness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçmalayan, zırvalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, canlı. blithesomeness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldırım saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabiliyet, yetenek; istidat; iktidar, güç; kapasite; ehliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nedensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santilitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkeziyet, merkezde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zebercet, sarı yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarllk, terbiye; kibar söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koalisyon, birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş haline gelmiş gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercanın tek polipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). safdillik, her şeye inanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçluluk, mücrimlik; suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mad). flüor sodyum ve alüminyumdan mürekkep bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takatini kesmek, kuvvetten düşürmek , zayıflatmak. debility (i). zayıflık, takatsizlik, kuvvetsizlik; anormal derecede halsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desilitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On litrelik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter. decalitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Litrenin onda birine eşit hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter. decilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malûliyet; yetersizlik, kifayetsizlik, kuvvetsizlik, zaaf; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock. liquid assets. liquidity position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanışsızlık, faydasız oluş; zararlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dayanıklılık, mukavemet; sürekli oluş, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulak tırmalayıcı, sağır edici (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaynama; taşkınlık, coşkunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektroliz muamelesine elverilşi cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élite

seçkin

Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elite. select. élite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. belirli bir sosyal sınıfın en seçkin kısmı, seçkin kimseler, seçkin sınıf: s. seçkin; ufak boy (on punto) harfleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitically z. bitişik veya ekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark. eolitik kültüre mahsus bir çeşit taş araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taş devrinin en eski zamanlarına ait, eolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incelik, şeffaflık, havailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolaylaştırmak, teshiletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolaylık, suhulet; fesahat;serbestlik; uzluk, hüner; (ask.) özel bir iş için yapılmış bina. facilities (i). vasıta, imkân,bina, tesisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. féodalité

tar. derebeylik

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudality. feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism derebeylik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, vefa; doğruluk. high fidelity (elek). sesi tabii olarak kaydetme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet; nihai oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. feasibility

yapılabilirlik

Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yapan fabrika tarafından konulan isim). Sinek, sivrisinek gibi böcekleri öldürmekte kullanılan ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move with celerity through the air; to fly away with a rapid motion; to dart along; to fleet; as, a bird flits away; a cloud flits along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To flutter; to rove on the wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pass rapidly, as a light substance, from one place to another; to remove; to migrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove from one place or habitation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be unstable; to be easily or often moved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nimble; quick; swift. [Obs.] See Fleet. a secret move ; 'they did a moonlight flit' a sudden quick movement move along rapidly and lightly; skim or dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray insecticide. spray gun used to spread insecticides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sudden quick movement. a secret move ; 'they did a moonlight flit'. move along rapidly and lightly; skim or dart. A flow control unit - the basic unit of information sent through a message passing system that uses virtual cut-through or wormhole routing

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small unit of information at link layer, of size of one or several words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flit, böcekleri öIdürücü ilâç. flitgun (i). flit makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) (i). oradan oraya dolaşmak, gitmek, kuş gibi gelip geçmek; çırpınmak: (i). çırpınma, kuş gibi geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tuzlanmış domuz döşü; kızartılmaya elverişli balık eti; uzun yekpare kereste parçası, direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çırpınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonolite

min. sesli taş

Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resmî işlerin gerektirdiği muameleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi olma, resmiyet; biçimcilik; formalite, usul, âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppalık; saçmalık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gevezelik, boşboğazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., baz. asağ. asalet; asalete has vasıflar, kibarlık; çoğ. sahte kibarIık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasi ve iktisadi coğrafya; jeopolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. parıldamak, parlamak; göze çarpmak; i. parıltı, parlaklık; şaşaa, gösteriş. All that glitters is not gold. Parlayan her şey altın değildir. Görünüşe aldanmamalı. glittery s. parıldayan, parlak, şaşaalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inset lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ezilmiş granit çimentosundan yapılmış bir çeşit döşeme taşı. granolith'ic (s.) bu döşeme taşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılı kırk yaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Birkaç şeyin karışmasından meydana gelen, karma, alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. mixture. admixture. aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليطه] karışım. 2.alaşım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pis kokan nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz litrelik hacim ölçüsü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectoliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da ağır zırhlı piyade askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konukseverlik, misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanlık, husumet, çoğ. savaş, çarpışmalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak gönüllülük, tevazu; boyun eğme, yumuşak başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir cins şeffaf opal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic policy. home policy. internal politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ideal oluş, üIkücü vasıf veya karakter; yaratılcılık; fels. yalmz kavram halinde mevcut olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumamış, kara cahil, okuma yazma bilmeyen. illiteracy i. cehalet, okumamışlık, okuma yazma bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyesiz, nezaketsiz, kaba. impolitely z. terbiyesizce, kaba bir şekilde. impoliteness i. terbiyesizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, isabetsiz, münasebetsiz; siyasete aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iktidarsızlık, ehliyetsizlik, kifayetsizlik yeterli olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyumsuzluk, intibaksızlık, uygun gelmeyiş. inadapt'able s. uyumsuz, intibak edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, nezaketsizlik; kaba davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, incred,ulousness i. kuşku, inanmazllk, şüphecilik. incred'ulously z. inanmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, farklılık; değişebilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakatsizlik, hıyanet; zina; imansızlık, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan bu benzersiz teknoloji, pilin cihazı daha ne kadar çalıştırabileceğini bir dakikalık bir hassasiyetle göstermektedir. InfoLITHIUM piller hafif, küçük, güçlü ve çevre dostudur. Diğer teknolojilerin aksine, hafıza etkisi içermezler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayanıksızlık; kararsızlık, sebatsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail kavminden bir fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics. geopolitical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitical. geopolitic. geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, zevk; İng. ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olgunlaşmamış bir kimsenin tavrı; gençlik hali; gençlik, gençler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bequest. heritage. inheritance. legacy. patrimony. bequest miras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheritance. inherited characteristic. heirdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Eskiden kalyon çeşidinden yük gemisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualitatif

nitel

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. inheritor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vasıf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualité

nitelik

Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality. chop. class. grade. sort. standard. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. chop. prize. quality. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrenin belirli bir boyutu için amaçlanan kalite düzeyinin ortaya konması. Bu düzey ulaşılır olmayabilir ve nicelik olarak ifade edilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of good quality. of high quality. choice. classic. glorified. high-toned. jammy. pukka. qualified. wire-wove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. de luxe. fine. solid. of good quality. high-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high quality. of good quality. in quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. third-class. cheap and nasty. coarse. hand-me-down. inferior. offgrade. ornery. punk. ropy. shoddy. sleazy. third-rate. of poor quality. cheap-jack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. cheap. junk. poor. shoddy. tacky. of poor quality. third-rate. cheapjack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor quality. shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of quality. shoddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i. biyoloji). Soydaki hususiyetlerin dünyaya gelen yeni fertlere geçmesi, soyaçekim, veraset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heredity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contribution. heritage. heredity. inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heritage. genetic heritage. inheritance. heredity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary. genetic. heritable. reversionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic kalıtımsal. irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditable. hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Katalizle alâkalı, kataliz vasfında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Yunanca’dan = anahtar).

1.Anahtar, açıcı Alet. Ar. mlftâh.

2.(Türkçe) Herkes tarafından açılmamak üzere kapı, sandık vesaireye takılan demirden yapılmış bir Alet ki, anahtarla açılıp kapanır: Kilit takmak, vurmak; kilit altında tutmak; orada her şey kilit altındadır. Asmakillt = İğreti kilit kl, halkalara takılır. KilltoHı = Dal ve yaprakları çekildikçe çıkan bir cins ot. (denizcilik) Zincir kilidi = İki boy zinciri biribirine bağlayan halka. Biribirine kilit olmak = Birkaç kişinin biriblriyle bağlantısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. lock. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. padlock. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. padlock. clevis. shackle. linchpin. combination. talon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. catch. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pivotal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keystone. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük kilit.

2.(denizcilik) Kayık küreğinin geçirildiği kürekli tahta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitlemek).

1.Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım.

2.Biribirine geçirmek, kenetlemek: Parmaklarını kilitlemiş duruyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. latch. lock. to lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. to lock. to lock sth / sb in a place. to dovetail. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kltlenmek). Kilit ve anahtarla kapanmak: O odadakiler kilitlenmez; bu kilit bozulmuş, kilitlenmiyor.

2.Biribirine geçmek veya geçirilmek: Parmaklar kilitlenmek. Dişler kilitlenmek = Çeneler biribirine geçmiş gibi sıkışıp durmak ki, soğuktan veya korkudan olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be locked. be fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be locked up. to be dovetailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitletmek). Kilit ve anahtarla kapattımak: Ahırın kapısını seyise kiltletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) ( halk dilinde: kltli).

1.Kilit ve anahtarla kapanmış, kapalı: O odadakiler kilitlidir.

2.Biribirine geçmiş veya geçmiş gibi sıkışmış: Parmaklan, dişleri kilitli duruyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. having a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. provided with a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris. clitoris bızır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertibilité

ekon. çevrilgenlik

Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ).

1.Kendini dünya vatandaşı gören, her yabancı şeye karşı alâka gösteren, milliyet duygularından mahrum kimse.

2.Çeşitli milletten insanları içine alan: Hong-Kong kozmopolit bir şehirdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan. composed of diverse people. person who reckons himself a citizen of the world. cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crédibilité

güvenilirlik

Alınan borcun geri ödenebileceğine dair güvence.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Bir böceğin kelebek olmadan önce koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol) lakolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gök mavisi renginde bir taş, lâcivert taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunşinaslık, kanuna uygunluk, kanunilik, meşruiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sorumluluk, mesuliyet; taahhüt; borç, düyun; çoğ. borçların toplamı, pasif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, el açıklığı; serbest fikirlilik, liberallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., k.dili çarçabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. light; s. yanmış, tutuşturulmuş, aydınlatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. literally, literary, literature.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münacat: mukabele ile okunan dua nakarat, tekrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. litre i. litre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okuyup yazma, okur yazarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harfi, kelimesi kelimesine: her şeyi harfi harfine yerine getiren: kelimesi kelimesine tercüme eden; hakikate uygun. literalism i. harfi harfine açıklama taraftarlığı. literalist i. harfi harfine açıklayan veya tercüme eden kimse. literally z. harf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kitaba veya edebiyata ait, edebi: edebiyatla ilgili. literarily z. edebi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okur yazar, tahsilli; edebiyat bilgisine sahip; i. okur yazar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. münevverler sınıfı: edipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. harfi harfine harfiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. littérature

1. edebiyat,

2.kaynak

1. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi. 2.Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyat: yazılmış kitaplar, eserler: edebi meslek: müz. belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal kurşun oksidi, mürdesenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kolay eğilip bükülebilen, kıvrak. litheness i. kolay eğilip bükülebilme, elastikiyet. lithesome s. kolay eğilip bükülebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lityum oksidi. lithia water ilâç olarak kullanılan lityum oksitli maden suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taşa ait: tıb. mesane taşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. lityum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taşbasması resim: f. taşbasmasıyle resim yapmak. lithog'rapher i. litografyacı. lithog'raphy i. taşbasması, litografi, litografya. litograph'ic(al) s. litografiye ait. litograph'ically z. litografya ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşbilim, litoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilâçla mesane taşını eritme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesanedeki taşı dağıtıcı veya eritici (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arzın kabuğu, taşküre, litosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesaneden taş çıkarma ameliyatı. lithotomic(al) s bu ameliyata ait.lithot'omist i. bu ameliyatı yapan cerrah. lithotomize f. bu ameliyatı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını kırarak çıkarma ameliyatı.lith'otrite i. mesane taşını kırma aleti. lithot'ritist i. bu ameliyatı yapan cerrah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lituanya Lithuanian i., s. Lituanyalı; Lituanya dili; s. Lituanya diline ve halkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahkemeye müracaat etmek; dava açmak; (bir maddeyi) mahkemeye arzetmek. litigant i. davacı; mu- hasım. litiga'tion i. dava etme, dava, muhasamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. davadan hoşlanır: kavgacı; davaya ait; davalı, çekişmeli, kavgalı. litigiously z. kavga edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnusol. Iitmus paper turnusol kağıdı. litmus test durumun tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Taş basması, mahsus mürekkeple yazılmış bir yazı, resim vesairenin yine buna mahsus kilsî bir taşa geçirilmesiyle taşın üzerine mürekkepli bir silindir geçirilince yalnız yazıların üzerine mürekkep bırakması ve üstüne kâğıt konup makinenin altında sıkıştırılmasıyla basılmasından ibaret baskı usûlü: Litoğrafyanın keşfi; litoğrafyada mahareti vardır.

2.Litoğrafya matbaası, taş basmahanesi: Filânın litoğrafyasında basılmıştır.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

taş basması

Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I.). Taşbasması san’ atını bilen ve yapan veya bir taş-basmahanesini idare eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kayalar, taşlar üzerinde çalışan ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithologie

taş bilimi

Taşların yapısını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Dünyanın kabuğunu meydana getiren katı maddelerin tamamı, taşküre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithosphère

jeol. taş yuvarı

Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok diyecek yerde az değil'' der gibi bir fikri olumsuz şekilde ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir desimetre kübe eşit hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of capacity in the metric system, being a cubic decimeter, equal to 61.022 cubic inches, or 2.113 American pints, or 1.76 English pints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal term for a cubic decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of volume equal to one cubic decimetre. n liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric volume measurement equal to a little less than one imperial quart. a metric unit of capacity equal to the volume of 1 kilogram of pure water at 4 degrees centigrade and 760 mm of mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of capacity in the metric system, being a cubic decimeter, equal to 61.022 cubic inches, or 2.113 American pints, or 1.76 English pints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal term for a cubic decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of volume equal to one cubic decimetre. n liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric volume measurement equal to a little less than one imperial quart. a metric unit of capacity equal to the volume of 1 kilogram of pure water at 4 degrees centigrade and 760 mm of mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Litref miktarında sıvı elan: İki litrelik şişe. Beş litrelik kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

B. kıs. Bachelor of Literature.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

D. kıs.Doctor of Literature.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. döküntü, çerçöp yığıntısı; intizamsızlık, karışıklık; kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular; tahtırevan; sedye; hayvanları yatırmak için serilen saman veya kuru ot; f. karmakarışık etmek; doğurmak, bilhassa birden çok yav

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edip, edebiyatsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. sokak veya bahçede çöp kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., umumi yerleri kirleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-r, -st; less veya lesser, least) z., i. küçük, ufak; kısa, az, cüzi; cici; ehemmiyetsiz, değersiz, naçiz; dar fikirli, geri; z. az miktarda; hemen hiç gibi; i. az miktar; ufak şey; az zaman. Little Bear, Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. litt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sahile yakın; i. sahil boyu.littoral cordon jeol. kıyı kordonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -gical s. ayine ait, umumi duaya ait, ayinle ilgili. liturgically z. ayin kabilinden olarak. liturgics i. umumi ibadet merasimini idare etme sanatı; ayinlerin tarih ve tefsiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayinler kitabına bağlı kimse; ayinler kitabını tertip eden veya bu ilmi bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplulukla dua usulli; kilise ayinleri kitabı; ekmek ve şarap takdisi ayini, Aşai Rabbani, komünyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa, Baltik Denizi kıyısında, Letonya ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 56 00 Kuzey enlemi, 24 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 65,200 km².

Sınırları: toplam: 1,613 km.

sınır komşuları: Beyaz Rusya 653.5 km, Letonya 588 km, Polonya 103.7 km, Rusya 267.8 km.

Sahil şeridi: 90 km.

İklimi: Deniz ve kıtasal iklim tipleri arasında geçiş yaşandığı görülür.

Arazi yapısı: Alçak ovalar, çok sayıda dağınık küçük göller, verimli topraklar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Baltik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Juozapines/Kalnas 292 m.

Doğal kaynakları: Bataklık kömürü, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %44.81.

daimi ekinler: %0.9.

Diğer: %54.29 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 70 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,585,906 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.3 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.71 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.2 yıl.

Erkeklerde: 69.2 yıl.

Kadınlarda: 79.49 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.2 çocuk/1 kadın (2006 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Litvanyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Litvanyalı %80.6, Rus %8.7, Polonyalı %7, Beyaz Rus %1.6, diğer %2.1.

Din: Roma Katolikleri, Lutherciler, Rus Ortodoksları, Protestanlar, Evangelist Hıristiyan Baptistler, Müslümanlar, Museviler.

Diller: Litvanyaca (resmi), Polonyaca, Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.6.

erkekler: %99.7.

kadınlar: %99.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Litvanya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Litvanya.

Yerel tam adı: Lietuvos Respublika.

yerel kısa şekli: Lietuva.

Eski adı: Litvanya Sovyet Sosyalist.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Vilnius.

İdari bölümler: 44 bölge ve 11 belediye: Akmenes Rajonas, Alytaus Rajonas, Alytus, Anyksciu Rajonas, Birstonas, Birzu Rajonas, Druskininkai, Ignalinos Rajonas, Jonavos Rajonas, Joniskio Rajonas, Jurbarko Rajonas, Kaisiadoriu Rajonas, Kaunas, Kauno Rajonas, Kedainiu Rajonas, Kelmes Rajonas, Klaipeda, Klaipedos Rajonas, Kretingos Rajonas, Kupiskio Rajonas, Lazdiju Rajonas, Marijampole, Marijampoles Rajonas, Mazeikiu Rajonas, Moletu Rajonas, Neringa Pakruojo Rajonas, Palanga, Panevezio Rajonas, Panevezys, Pasvalio Rajonas, Plunges Rajonas, Prienu Rajonas, Radviliskio Rajonas, Raseiniu Rajonas, Rokiskio Rajonas, Sakiu Rajonas, Salcininku Rajonas, Siauliai, Siauliu Rajonas, Silales Rajonas, Silutes Rajonas, Sirvintu Rajonas, Skuodo Rajonas, Svencioniu Rajonas, Taurages Rajonas, Telsiu Rajonas, Traku Rajonas, Ukmerges Rajonas, Utenos Rajonas, Varenos Rajonas, Vilkaviskio Rajonas, Vil


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Li senbolü ile gösterilen, 6,94 atom ağırlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mevki, mahal, mevzi, mekan; bir şeyin bulunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan büyükçe taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zihniyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mentalité

anlayış

Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava etkisine rağmen katı kalan bir çeşit marn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddilik, cismanilik; maddiyet; lüzum, önem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesi zamanlardan kalma büyük taş anıt, megalit. megalithic s. eski zaman büyük taş anıtına ait. megalo (önek) büyük, aşırı derecede büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihniyet, düşünüş, fikir durumu; zekâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Piskopos, despot, bir memleketin Hıristiyan reisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başşehre ait; başpiskoposa ait; i. metropolit; başşehirde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük şehirlerde işleyen yeraltı treni: İstanbul’daki tünel Türkiye’nin tek metrosudur, metropolitenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Metropolit sıfat, unvan ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı taşların yapısında bulunan mikroskopik billûrlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Litrenin binde biri, bir santimetre küp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter. millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saldırgan, atak; azimkar, faal; kavgacı, militan. militancy i. saldırganlık; azimkarlık. militantly z. saldırganca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bütün yurt davalarının sadece ordu gücüyle çözülebileceğini esas alan siyasî görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. askeri; askerliğe veya savaşa ait; ordu veya silâhlı kuvvetler tarafından yapılan; i., the ile silâhlı kuvvetler, ordu. military law askeri hukuk. military police askeri inzibat teşkilâtı; inzibat eri, kıs. MP As. İz. militarily z. askeri bakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tesir etmek, ağır basmak. militate against aleyhine etkilemek. militate in favor of lehine etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milis; A.B.D. yedek askerler militiaman i. yedek er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mililitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekil, usul, tarz; man. bir önermenin gerekliliğini, imkân veya imkansızlığını ifade eden hal; tıb tedavi usulü veya cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yekpare taştan direk veya abide. monolith'ic s. yekpare taştan yapılmış; yekpare, bütün; bütüncül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi, ahlâk; ahlâk doğruluğu; törellik; ahlâk dersi. morality play on beşinci ve on- altıncı yüzyıllarda karakterlerin erdem ve kötülük gibi ahlâki değerleri simgelediği bir tür dram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «cild» den İf.). Kitapları dikip kenarlarını düzelterek kap gaçiren işçi: Bu kitapları mücellide göndermeli, mücellit dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder. bookbinder ciltçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları dikip kap geçirme, ciltçilik san’atı: Mücellidlikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halt» dan if.) (mü. muhtelite). Karışık, çeşitli şeylerden mürekkep: Muhtelit komisyon, (matematik, geometride) Sath-ı muhtelit = Çeşitli şekil ve durumları olan yüzey, Fr. surface mixte. (anatomi) Adale-i muhtelite = Boynun arkasındaki kas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختلط] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKALLİD) (i. A. «kalb» den if.) (mü. mukallide).

1.Taklid eden, bir şeyin aynını yapmaya çalışan: O şâir Nef’İ’nin mukallididir.

2.Birinin tavırlarının aynını yaparak veya onun gibi söyleyerek maskaralık eden ve bu işiyle herkesi eğlendiren: O, mukallit bir adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mukallit, taklitçi insanın hâli ve işi, taklit, taklitçilik: Mukallitlik o adama vergidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir ofset makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caused by. resulting from. born of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikiyi duyabilmek kabiliyeti ki, musiki icrâsında teknik kabiliyetin zıddı sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurilik iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğum oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Napoli şehrine özgü veya onunla ilgili; i. Napolili. Neapolitan ice cream katmerli dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. antro. ikinci taş devrine ait, neolitik, cilâlı taş çağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asalet, soyluluk, asılzadelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yok etmek, silmek, bozmak, gidermek. oblitera'tion (i.) yoketme, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Kalsiyum bioksidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık yumurtası gibi taneli bir çeşit kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. originalité

özgünlük

Özgün olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik iliği iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. otolite

anat. işitme taşı

Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. jeoloji). Toparlak taneler hâlinde kalker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (ozalid, fabrikaca konulan isim). Ozalit kâğıdı üzerine çekilmiş, plan, yazı vesaire kopyası. Ozalit kâğıdı = Kopya çıkarmak için kullanılan, ışığa hassas kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blueprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozalit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blueprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozalit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taş devrine ait, yontma taş devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. askeri niteliği olan fakat orduya bağlı olmayan (kuruluş, örgüt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı tutma, tarafgirlik; tarafgirlikten ileri gelen haksızlık; yeğleme; özel sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir nevi sert karbonlu pik demir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çınar, meşe vb. ağaçların meyvesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pearlite. perlite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perlite , pearlite , perlite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Leblebi iriliğinde kalker tanesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaylar arasında en fazla oy alma; birden fazla oluş; çokluk, ekseriyet; (A.B.D.) bir seçimi kazanan kimsenin ikinci gelen şahıstan fazla olarak aldığl oy sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omruilikteki gri maddenin iltihabı,çocuk felci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. political, politics.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nazik, terbiyeli, kibar; yüksek seviyede. politely z. nezaketle, nazikane. politeness i. nezaket, incelik, kibarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polythéiste

top. b. çok tanrıcı

Çok tanrıcılık yanlısı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çok tanrı esasına dayanan din sistemi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polythéisme

top. b. çok tanrıcılık

Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. maharetli;siyasi, politik, tedbirli, ihtiyatlı, basiretli;kurnaz;iyi düşünülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete veya hükümete ait; siyasi, siyasete ait, siyasal;siyasi bir partiye ait. political agent siyasi delege. political economy iktisat ilmi. political science idari ilimler, siyasal bilgiler. politically z. siyaset bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasetçi, politikacı, siyaset uzmanı; devlet adamı; kendi yararına politikayla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. politika, siyaset;parti entrikaları, siyasi desiseler;siyasi partilerin idaresi, politikacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Siyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. siyasal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy , politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Siyasî işler, siyâset.

2.mec. Yüze gülme: Çok politikacı adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy. politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet şekli, idare şekli;devlet, hükümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birkaç perdeyi birden kullanma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imkan, olanak; gerçekleşmesi mümkün olan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygulanabilme, tatbik imkanı, elverişli olma; pratik iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rafael öncesi sanat görüşünü izleyen ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prenslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olasılık, ihtimal; muhtemel şey. in all probability her ihtimale göre. What are the probabilities? Tahminler nedir?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vurgu bakımından sonradan gelen kelimeye bağlı (sözcük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. israf; bolluk; eli açıklık, aşırı cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. piyelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. pirofilit, taş kalem yapmak için kullanılan genellikle beyaz veya yeşil renkte alüminyum silikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört harften ibaret (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niteliğe ait, niteleyici, nitel. qualitative adjective niteleme sıfatı. qualitative analysis kim. nitel çözümleme, kalitatif analiz. qualitatively z. nitelik bakımından, nitel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nitelik, vasıf, keyfiyet; hususiyet, özellik, mahiyet; üstünlük; nevi, çeşit, sınıf; meziyet, artam; man. bir önermenin olumlu veya olumsuz hali; s. kaliteli; yüksek sosyeteye mensup. average quality orta nitelik. high quality yüksek kalite. o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rentabilité

ekon. verimlilik

Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rentability. profitability. profit-earning capacity. remunerativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rationalité

fel. ussallık

Akla dayalı olanın niteliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Gerçek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réalité

gerçeklik

Gerçek olan, var olan şeylerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality. the real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hakikat, gerçeklik; gerçek, realite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kuvvete dayanan politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kralllk, hükümdarlık, saltanat; kral hükümdarlığı veya üIkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme.

2.tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmete lâyık olma, itibar, saygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesuliyet, sorum, sorumluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). «Litre» nin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter. centilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uydu, peyk, satelit, bir gezegenin uydusu; büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse, bende, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. sedliç tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtiyarlık, yaşlılıktan ileri gelen zafiyet, bunaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hassasiyet, duyarlık, seziş inceligi; çoğ. aşırı hassasiyet; anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duyarlık; şehvet, kösnü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde demir bulunan göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzerlik, müşabehet; teşbih, mesel, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slit, ting) i., s. düz ve uzun yarık açmak; ince ve uzun yarmak, uzunluğuna kesmek; i. düz ve uzun yarık; dar ve uzun delik; yarık; s. ince ve dar, kısık (göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaymak, kayar gibi yürümek veya gitmek; kaydırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadaşlık; cemiyet; Kat. hayır cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek taş mücevher; tek başına oynanılan kağıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız, münferit; ıssız, tenha; kasvetli; tek, bir; tek başına; i. münzevi kimse. solitary confinement hücre hapsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnızlık, tek başına olma; ıssız yer, tenha yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellik, hususiyet; çoğ. ayrıntılar, teferruat; spesyalite; ihtisas, uzmanlık; huk. mühürlü sözleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécialité

özellik

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol. bazı kayalarda bulunan küre şeklindeki billursu cisim. spherulitic s. bu cisimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhanilik, manevilik; kiliseye veya papaza ait şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (split, ting) yarmak, ortasından ayırmak, çatlatmak; hiziplere ayırmak; dağıtmak: bölmek; paylaşmak, bölüşmek. split hairs kılı kırk yarmak. split one's sides gülmekten kasıkları çatlamak, kahkahadan yerlere yatmak. split off yarılmak parçalanma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yarık, çatlak; bozuşma, ayrılık; bölünme; kıymık, ufak parça; sepetçilikte kullanılan ağaç tiriz; küçük şişe (içki); muzla yapılmış dondurmalı tatlı; bir bacağı öne öbürünü arkaya uzatarak yapılan akrobasi hareketi; s. ayrılmış; kırık, çatla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin, şiddetli. splitting headache şiddetli baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olduğu yerde sağlam durma; muhkem olma; salamlık; katılık; karar, sebat, temkin; mak. muvazene, denge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony InfoLITHIUM şarj edilebilir pil birlikte verilmektedir: diğer teknolojilerde yaşanan ‘bellek etkisi’ içermeden, olağanüstü pil kullanım süresi sağlar. Dahili mikro işlemci, fotoğraf makinesiyle iletişim kurarak, kalan çekim süresini bir dakikalık hata payıyla gösterir. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony elektrik adaptörleri de sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Omurgalılarda denge ve yönetimle olan alâkası bakımından işitme taşlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda sütun tepesinde yaşayan münzevi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahile yakın; inme çizgisi ile 40 metre derinlik arasındaki sulara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surréalité

gerçeküstü

Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galat» tan).

1.Yanlış çıkarma, yanlışlık yükleme.

2.Yanıltma, karıştırma.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغليط] yanıltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halt» ten).

1.Karıştırma, bir şeyin hâlisliğini bozacak surette içine başka şeyler katma.

2.Bozma.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخليط] karıştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLİD) (i. A.) (c. taklîdât).

1.Takma, asma, kuşatma.

2.Birinin hareketinin veya şekil ve sûretinin aynını yapma, benzemeye veya benzetmeye çalışma.

3.Bir şeyin sahtesini yapma.

4.Birinin bir hareketinin aynını yaparak kendisiyle eğlenme, maskaralık etme: Herkesi taklit eder, herkesin taklidini yapar.

5.Bir san’at eserinin veya ticarî maddenin sahtesi: Bu malın taklidi ucuzdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitated. imitative. fake. false. counterfeit. sham. bogus. mock. pinchbeck. simulated. snide. imitation. fake. sham. mimicry. mockery. mimic. mock. simulation. simulacrum. affectation. bastard. echo. gold brick. hit-off. impression. mimesis. repetit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. counterfeit. dummy. fake. false. impression. sham. simulated. spurious. takeoff. imitated. colorable imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making an imitation of. copying. duplicating. imitating. aping. mimicking. impersonating. mocking. faking. counterfeiting. forgery. artificial. bogus. counterfeit. ersatz. fake. false. imitated. imitation. mime. mock. mockery. phony. sham. shoddy. show. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. copy. counterfeit. do. echo. imitate. mimic. simulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to copy. to reproduce. to duplicate. to imitate. to make an imitation of sth. to try to act like. to ape. to mimic. to impersonate. to mock. to fake. to counterfeit. to sham. act. echo. feign. follow. pretend. simulate. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. imitator. copyist. forger. ape. copycat. mimic. mime. impersonator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. apish. copycat. mimic. imitator. copy-cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitator. mimic. copier. sb who imitates or copies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin bilhassa ibadet zamanında kullandıkları atkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâte» den masdar). Musallat etme, sataştırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilmi nitelik; ilmi veya fenni terimlerin kullanılması; fen veya sanayi ile ilgili ayrıntılar; incelik, ayrıntı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muvakkatlik, geçicilik; gen., çoğ. kilise gibi dinsel bir kuruluşa ait emlâk ve gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tümbelti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teodolit, yatay ve düzey açılan öIçmeye mahsus yer ölçümü aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tonalite, tonculuk, bir bestenin ton özelliği; resimde renk uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı veya zeytin renginde, grena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. totaliter, bütüncül; i. totaliter yönetim yanlısı. totalitarianism i. totalitercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Totaliter rejim veya doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muhalefete hiçbir hak tanımadan bütün vatandaşları devlet otoritesinin hizmetinde ve emrinde toplayan idare sistemi: Rusya’da totaliter bir rejim vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. translitération

dil b. harf çevirisi

Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka dilin alfabesiyle yazmak. translitera'tion i. transkripsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Magnezyum kalsiyum, demir ve aleminyumlu tabiî silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç harften ibaret (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trablusgarp ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. körbağırsak iltihabı. typhlitic s. bu iltihapla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek harften ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakikatsizlik, gerçeksizlik; düşsüllük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokunulamama, paryalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. faydacıl; i. faydacıl kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayda, yarar, menfaat, yararlık; kamu hizmeti; kamu hizmet şirketi; çoğ. kamu hizmet şirketi hisseleri; fels. faydacılıkta çoğunluğun mutluluk ve çıkarı. public utilities kamu hizmet kurumlan. utility man (tiyatro) ufak rollere çıkan kimse; (beysbo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp kapakçığı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. beyaz lekeli bir çeşit volkanik kaya. variolit'ic s. bu kayaya ait; benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavga, çatışma; münakaşa, hafif çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Rom. tar. hafif piyade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikeylik. vertically z. dikey olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat, dirilik, can, ruh; canlılık; dayanma kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçucu, uçabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçuş; uçma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. irade, irade kuvveti. voli tive s. iradeye ait, irade kabilinden; irade veya arzu ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. waggon i. dört tekerlekli yük arabası; dört tekerlekli açık oyuncak araba; k.dili. tevkif edilenleri taşımaya mahsus polis arabası; tekerlekli servis masası; İng. yük vagonu, katar; (argo) zırhlı savaş gemisi. on the wagon k.dili. içkiyi bırakmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vagonli, yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir araba dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. bir devletin dünya siyaseti; milletlerarası politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarımı sağlayan bir bağlantı standartıdır. WI-FI ile kablosuz olarak internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında veri aktarımı sağlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Elektrik akımı geçirmeyen, Ar. mücerrid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dielectric. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator izolatör. insulating. non-conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulating. nonconductive. insulative. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir iletkeni tecrit edici bir madde ile kaplamak, izole etmek, Osm. tecrîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolate. to insulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by