War ne demek? | War anlamı nedir? | War

War anlamı nedir?

War ne demek?

War anlamı nedir?

War | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) savaşmak, harp etmek, muharebe etmek, cenk etmek; düşmanlık etmek, düşman olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş, harp, muharebe; mücadele; strateji; s. savaşa özgü, savaşta kullanılan, savaş sonucu oluşan. war cloud savaş bulutu, savaşa alâmet olan şey. war correspondent savaş muhabiri. war crime savaş suçu. war criminal savaş suçlusu. war cry sava

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat çapraz; aykırı, tersine, karşı; edat bir taraftan karşı tarafa; karşı, zıt. athwartship (z)., (den), alabandadan alabandaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(f).ödül müküfat; olarak vermek;hükmen vermek, hükmetmek, verilmesini emretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).haberdar, farkında, vakıf, uyanık. be awere of farkında olmak, farkına varmak. awareness (i). farkında olama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli işe yakışmaz, sakar, hantal, biçimsiz, yakışık almayan, münasebetsiz , kaba; idaresi güç. awkwardly (z). acemicesine. awkwardness (i). beceriksizlik, acemilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). geriye doğru, tersine, geri geri; geçmiş zamanlara doğru, geri; (s). geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen; isteksiz, çekingen ; geç backwardly (z).geriye doğru olarak backwardness (i). geriye doğru olma; geç kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (ünlem) sakınmak, kaçınmak; dikkat etmek, gözünü açmak; b.h., (ünlem) Dikkat! Sakm ha! Aman!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siper ile korumak, muhafaza altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devekuşu cinsinden fakat daha ufak boyda bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korkak kimse. cowardly (s). korkak, ödlek, alçak, yüreksiz. cowardice, cowardliness (i). korkaklık, alçaklık, namertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda'nın Delft şehrinde yapılan çini işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f).,(s). cüce, bodur hayvan veya fidan; (f). büyümesini önlemek, cüceleştirmek; karşılaştırma yaparak gölgede bırakmak, küçük göstermek; (s). kısa boylu, cüce olan, bodur. dwarf elder yaban mürveri,(bot.) Sambucus ebulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodurca, oldukça kısa . dwarf stinger küçük ısırgan otu, (bot.) Urtica urens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek, toprak işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz tabaklar; çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, çabuk yetiştirmek, ilerlemesine yardımcı olmak; göndermek, yeni adrese göndermek, sevketmek. forwarder (i). sevkeden firma, malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi; ambar. forwarding address yeni adres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ileride olan, öndeki, ön; ileri, ilerlemiş; küstah, cüretkâr; aşırı, müfrit; radikal; (i)., futbol ön sırada yer alan oyuncu, forvet. forward buying ileride teslim edilmek üzere satın alma. forward pass (A.B.D). futbol ileri doğru verilen pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri doğru, ileri, doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak, dikkati çekmek; nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, inatçı, asi, serkeş. frowardly (z). terslikle. frowardness (i). terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) madeni eşya, hırdavat; nalbur dükkânı; silâh; kompütör aksamı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). cennete yönelen; (z). cennete doğru; göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). cehenneme doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eve doğru olan, eve doğru giden; z. eve doğru, vatana doğru. homeward bound evine veya memleketine dönmekte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle mutfakta kullanılan ev eşyalan, kap- kacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içeride bulunan, iç, dahili; bâtıni, manevi, ruhsal; (i.) iç kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içte, içeride; derunen, derinliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içyüz, gerçek hal; bâtınilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içeriye doğru, fikir veya ruhun derinliğine doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., den. rüzgâr altı tarafına ait veya buna doğru; i. rüzgar altı tarafı veya yönü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık; soğuk, kayıtsız, ilgisiz. lukewarmly z. ılık olarak; ilgisizce. lukewarmness il ılıklık; kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir cins deniz anası; eski harp gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) kuzeye doğru; (s.) kuzeye bakan; (i.) kuzey taraf. north wardly (z.), (s.) kuzeye doğru (olan); kuzeyden (esen). northwards (z.) kuzeye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ileriye doğru giden, ilerleyen, ilerlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,onwards z. ileriye doğru, ileri, ileride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. dış, harici; z. dışarıya doğru; görünüşte; i. dış, dış kısım; dıştaki alem; dış görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dıştan; dışa doğru; dıştan görünüşe göre, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dışarıya doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaş öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Ne hak ile? Hangi yetkiyle? q.v. kıs. quod vide müracaat, buna bakınız, b., bk. rabbin'ical s hahamlara veya öğrettikleri şeylere ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit yosun, (bot.) Laminaria digitata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mükâfatlandırmak, mükâfatını vermek, ödül vermek; karşılığını vermek; gönül okşamak; taltif etmek; i. mükâfat, ödül, karşılık; ücret, bahşiş. rewardable s. mükâfatlandırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sağa doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler, toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de sıcak renklerdirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gümüş eşya, gümüş sofra takımı; kaşık ve çatal takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keşişleme yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bünyesi kuvvetli, iri yapılı; cesur, yürekli, yiğit; i. cesur ve kuvvetli adam; sadık parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharç, kâhya; ambar memuru, idare memuru; erkek hostes, kamarot, gemi garsonu; işçi temsilcisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın kamarot, hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharçlık; idare, yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert bir çeşit çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güneşe doğru (olan). sunwards z. güneşe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da ulusal egemenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim, çimenlik; f. çimenle kaplamak veya kaplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. arı veya böcek oğlu; hareket halindeki böcek sürüsü; küme, sürü, yığın; f. ana kovanından ayrılıp başka yere gitmek, oğul vermek; sürü halinde toplanmak; kaynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ip veya ağaca tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (şiir) esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esmer, siyah; güneşten yanmış. swarthiness i. esmerlik, karalık, güneş yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra takımı (çatal, bıçak, kaşık) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. çapraz; i. filika oturaklarından biri, kürekçinin oturduğu tahta; f. karşı gelmek, muhalefet etmek; işini bozmak, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneke kaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, uysal; yaklaşan. toward'ly s. eski uslu, uysal; uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) -e doğru, doğrultusunda, tarafına doğru; -e yakın, -e karşı; için. towards evening akşama doğru, akşam üzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan, habersiz; önemsemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hazırlıksız olarak, evvelden düşünmeden; beklenmedik bir anda, gafil avlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukafatlandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, ters; huysuz; uygunsuz, münasebetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barışçı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazeretsiz: savunulamaz; affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, mazeretsiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanlk olmayan, gafil, dikkatsiz, tedbirsiz. unwarily z .tedbirsizce. unwariness i. gaflet, tedbirsizlik, dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yukarıya doğru giden; yukarıya dönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yukarı doğru, yukarı. upwards of -den daha fazla, -den yukarı, -in üstünde; yak laşlk olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kuş gibi ötmek, şakımak; çağıldamak; terennüm etmek; titrek ses çıkarmak; i. kuş gibi ötüş, şakıma; tatlı ses; nağme, makam; sığırsineği sürfesinin hayvanlann sırtında meydana getirdiği çıban. warble fly sığırsineği, zool. Hypodermatidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş gibi öten kimse; tatlı sesli kimse; ötleğengillerden bir kuş; Amerika'ya özgü sinek yiyen bir kuş, zool. Parulidae. barred warbler çizgili ötleğen, zool. Sylvia nisoria. garden warbler bahçe ötleğeni, zool. Sylvia borin. masked warbler maskeli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koğuş; bölge, mıntıka; huk. vesayet altında bulunan çocuk; vesayet, koruma; kilit dili; f. emniyetli yerde korumak. ward off savuşturmak, geçiştirmek, geri çevirmek. ward heeler A.B.D., (argo) semtin oylarını kazanmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -e doğru, yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompostoluk bir çeşit armut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; hükümdar asası; İng. hapishane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin tüm giysileri, giyecekler; gardırop, giysi dolabı; tiyatro kostümleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde oyun salonu ve yemekhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ward.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhafızlık; vasilik, vesayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım (eşya); çoğ. emtia, satılacak mallar; çanak çömlek, seramik eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dikkat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depo, imalât yerinde satış bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp, savaşma, savaş; mücadele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merminin patlayıcı madde taşıyan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cenkçi, dövüşken, kavgacı; savaşa ait; askeri; savaşla tehdit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihirbaz, büyücü, cinci; falcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık, hafif sıcak; ısıtan, sıcak tutan; hararetli; canlı; gayretli, şevkli; heyecanlı, çabuk heyecanlanan; sıcakkanlı; sıkıcı; güz. san. sıcak (renk); yeni, taze; saklanan şeye veya gerçeğe yaklaşmış durumda olan. warm front meteor. sıcak hava kitl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısıtmak, kızdırmak; ısınmak, kızmak; teşvik etmek, teşvik olunmak .warm to veya toward şevkle sarılmak. warm up ısınmak; ısıtmak; yarışmadan önce hafif idman yapmak; motoru ısıtmak için çalıştırmak; konser veya temsilden önce son bir hazırlık yapm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüreği sıcak, sevgi dolu; samimi, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaşa kışkırtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcaklık, ılıklık; hararet, ateşlilik, çoşkunluk; samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. ısınma; son hazırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikaz etmek, uyarmak, tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; huk. ihbar etmek, ihtar etmek; öğütlemek, tavsiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ihtar, uyarma, ikaz; ihbar; s. uyarıcı; ihbar eden. a week's warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak, ikaz etmek, tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek, ibret almak. warn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eğrilmek; eğrilip çarpılmasına sebep olmak; doğru yoldan sapmak veya saptırmak; den. bir yere bağlanmış palamarı çekerek yürütmek; hav. yesarilenmek. warped s. eğrilmiş; sapık, sapkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğrilik, çarpıklık; dokumacılıkta çözgü, arış; den. palamar, levalık yoma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılderililerin savaşa gitmesi. on the warpath kavgaya hazır; parlamaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temin etmek; teminat vermek, garanti etmek; korkusuzca beyan etmek; salahiyet vermek; memur etmek; izin vermek, ruhsat vermek; kefil olmak; hak kazandırmak; her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek. No excuse can warrant this misbehavior. Hiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. tevkif müzekkeresi; arama tezkeresi; kefalet, teminat, garanti; ruhsat, yetki, salâhiyet; makbuz; ask. tayin emri. warrant for one's arrest tevkif müzekkeresi. warrant officer gedikli erbaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşanın çok olduğu yer; ufak av hayvanları üretim sahası; ırmakta balık üretim sahası; kalaballk mahalle; İng. parmaklıklı yerde yabanıl hayvan üretme imtiyazı; ağıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaşçı, cenkçi, muharip; cenk eri, asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Varşova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siğil. warts and all olduğu gibi, bütün ayrıntılarıyle, güzel olmayan taraflarını saklamadan. wart hog Afrika yaban domuzu, zool. Phacochoerus aethiopicus. wart'y s. siğilli, üstü siğil dolu; siğil gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı sütleğen, bot. Euphorbia helioscopia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaştan yıpranmış, savaş yorgunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatlı, uyanık, açıkgöz. be wary of ...den sakınmak; dikkat etmek. warily z. uyanık olarak. wariness i. uyanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, dik başlı, inatçı, aksi; düzensiz, intizamsız, darmadağınık. waywardly z. inatçılıkla, dik başlılıkla; düzensiz bir şekilde. waywardness i. inatçılık, dik başlılık; düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

renkli zemin üzerinde beyaz süsü olan bir çeşit ingiliz çömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by