Ward ne demek? | Ward anlamı nedir? | Ward

Ward anlamı nedir?

Ward ne demek?

Ward anlamı nedir?

Ward | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koğuş; bölge, mıntıka; huk. vesayet altında bulunan çocuk; vesayet, koruma; kilit dili; f. emniyetli yerde korumak. ward off savuşturmak, geçiştirmek, geri çevirmek. ward heeler A.B.D., (argo) semtin oylarını kazanmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(f).ödül müküfat; olarak vermek;hükmen vermek, hükmetmek, verilmesini emretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli işe yakışmaz, sakar, hantal, biçimsiz, yakışık almayan, münasebetsiz , kaba; idaresi güç. awkwardly (z). acemicesine. awkwardness (i). beceriksizlik, acemilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). geriye doğru, tersine, geri geri; geçmiş zamanlara doğru, geri; (s). geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen; isteksiz, çekingen ; geç backwardly (z).geriye doğru olarak backwardness (i). geriye doğru olma; geç kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korkak kimse. cowardly (s). korkak, ödlek, alçak, yüreksiz. cowardice, cowardliness (i). korkaklık, alçaklık, namertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, çabuk yetiştirmek, ilerlemesine yardımcı olmak; göndermek, yeni adrese göndermek, sevketmek. forwarder (i). sevkeden firma, malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi; ambar. forwarding address yeni adres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ileride olan, öndeki, ön; ileri, ilerlemiş; küstah, cüretkâr; aşırı, müfrit; radikal; (i)., futbol ön sırada yer alan oyuncu, forvet. forward buying ileride teslim edilmek üzere satın alma. forward pass (A.B.D). futbol ileri doğru verilen pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri doğru, ileri, doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak, dikkati çekmek; nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, inatçı, asi, serkeş. frowardly (z). terslikle. frowardness (i). terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çimen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). cennete yönelen; (z). cennete doğru; göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). cehenneme doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eve doğru olan, eve doğru giden; z. eve doğru, vatana doğru. homeward bound evine veya memleketine dönmekte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içeride bulunan, iç, dahili; bâtıni, manevi, ruhsal; (i.) iç kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içte, içeride; derunen, derinliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içyüz, gerçek hal; bâtınilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) içeriye doğru, fikir veya ruhun derinliğine doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., den. rüzgâr altı tarafına ait veya buna doğru; i. rüzgar altı tarafı veya yönü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) kuzeye doğru; (s.) kuzeye bakan; (i.) kuzey taraf. north wardly (z.), (s.) kuzeye doğru (olan); kuzeyden (esen). northwards (z.) kuzeye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ileriye doğru giden, ilerleyen, ilerlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,onwards z. ileriye doğru, ileri, ileride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. dış, harici; z. dışarıya doğru; görünüşte; i. dış, dış kısım; dıştaki alem; dış görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dıştan; dışa doğru; dıştan görünüşe göre, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dışarıya doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mükâfatlandırmak, mükâfatını vermek, ödül vermek; karşılığını vermek; gönül okşamak; taltif etmek; i. mükâfat, ödül, karşılık; ücret, bahşiş. rewardable s. mükâfatlandırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sağa doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. göğe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keşişleme yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharç, kâhya; ambar memuru, idare memuru; erkek hostes, kamarot, gemi garsonu; işçi temsilcisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın kamarot, hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekilharçlık; idare, yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güneşe doğru (olan). sunwards z. güneşe doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim, çimenlik; f. çimenle kaplamak veya kaplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, uysal; yaklaşan. toward'ly s. eski uslu, uysal; uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) -e doğru, doğrultusunda, tarafına doğru; -e yakın, -e karşı; için. towards evening akşama doğru, akşam üzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukafatlandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, ters; huysuz; uygunsuz, münasebetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yukarıya doğru giden; yukarıya dönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yukarı doğru, yukarı. upwards of -den daha fazla, -den yukarı, -in üstünde; yak laşlk olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -e doğru, yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompostoluk bir çeşit armut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; hükümdar asası; İng. hapishane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin tüm giysileri, giyecekler; gardırop, giysi dolabı; tiyatro kostümleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde oyun salonu ve yemekhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ward.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhafızlık; vasilik, vesayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, dik başlı, inatçı, aksi; düzensiz, intizamsız, darmadağınık. waywardly z. inatçılıkla, dik başlılıkla; düzensiz bir şekilde. waywardness i. inatçılık, dik başlılık; düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by