We ne demek? | We anlamı nedir? | We

We anlamı nedir?

We ne demek?

We anlamı nedir?

We | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. biz, bak. I.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevap, karşılık, mukabele; (müz). bir çalgının başka bir çalgıya cevap vermesi; hesabın doğru sonucu. answerless (s). cevapsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cevap vermek, gelmek (çağrılınca) , gitmek; halletmek; mukabele etmek, karşılamak; ihtiyacı karşılamak; ödemek , hesap görmek; to i/e tekabül etmek, uymak. answer back karşılık vermek. answer for that ondan sorumlu olmak. answer the doorbel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korkutmak, dehşete düşürmek huşu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, huşu, haşyet. awesome (s). korku veren, korku veya huşu ifade eden. awestricken, awestruck (s). huşu içinde, hayran kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). rüzgâr üstüne, rüzgâr üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s).,(den). dipten ayrılmış (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mücevherle donatmak; ziynet eşyasıyla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kösemen, boynunda çan asılı olan koç; ne yaptığını bilmeyen bir topluluga önderlik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z. arada, arasında, aralarında, aralarından; araya; ortada, ortaya. between you and me söz aramızda. few and far between nadiren, seyrek. in between sallantıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. boru çiçegi, kahkaha çiçedi, gunduz sefası, cadır çiçegi, bot Convolvulus arvensis hooded bindweed kopek pençesi, bof Calystegia sepium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki haftada bir vaki olan; haftada iki kere olan; i. iki haftada bir yayınlanan dergi veya bülten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engerekotu, bot. Echium vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağırsak; gen. çoğç iç kısımlar; f. bağırsaklarını çıkarmak. bowel movement dışkı çıkarma; dışkıç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafına kameriye yapmak; ihata etmek, kuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç Euchre'' denilen iskambil oyununda bacak;(şiir) bahçe köşkü, kameriye, kulübe; den. pruvada iki lenger çapadan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. çiftlik; sayfiye evi. the Bowery New York şehrinde bulunan, eskiden adi eğlence yerleri ve otellerle dolu olan uzun ve geniş bir cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira yapan kimse, biracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum (ışık öIçü birimi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş otu, sıçankulağı, (bot). Cerastium arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örümcek ağı; dayanıklı olmayan herhangi bir şey; tuzak, ağ, hile; (çoğ). örümcek ağları; zihin karışıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamu yararı, amme menfaati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

harp gemilerinde kumanda kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denge sağlamak için ağırlık koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çömelmek, korkudan yere çökmek, korkup çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gevşek bükülmüş iplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahta çivi, ince yuvarlak tahta; (f). tahta çivi ile tutturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). dul kadına hayatı boyunca kocasının gayri menkullerinden tahsis olunan irat; drahoma, çeyiz parası, ağırlık, başlık; kabiliyet, istidat, vergi; (f) . çeyiz veya ağırlık vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). havale alan kimse, muhatap kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekmece, göz; (çoğ). don, külot. chest of drawers çekme gözlü konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeken kimse, çekme işini gören araç veya kimse; plan çizen kimse; barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mercimeği, (bot.) Lemna minör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (dwelt veya dwelled, dwell ing.) oturmak, ikamet etmek, sakin olmak; hayat sürmek, yaşamakta devam etmek; on (ile) bir konu üzerinde durmak, kalmak, devam etmek. dwell in de ikamet etmek oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikamet eden veya oturan, kimse, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Tanımlamalı (ED) Tweeter. Bu karbon kompozit tweeter, hafifliği üstün dayanıklılıkla birleştirerek, Super Audio CD’lerin dinlenilmesi için ideal, 70kHz’ye uzanan bir frekans aralığına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edelvays, Alp dağlarına mahsus küçük beyaz bir çiçek, (bot.) Leontopodium alpinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koymak, muhafaza etmek gizlemek, gölgelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yetki vermek, salâhiyet tanımak; izin vermek, müsaade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişi koyun, marya. ewe Iamb dişi kuzu; (fig.) gözbebeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ibrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i)., (s). Uğurlar olsun, Güle güle. (i). ayrılma, gitme; veda, geçirme,uğurlama; (s). son, ayrılma. farewell dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony FD Trinitron® WEGA®, hem yatay, hem dikey düzlemde tamamen düz ekranlı ilk resim tüpüdür. Neredeyse hiç yansımasız, etkileyici düzeyde titreşimsiz görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüy siklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey; (kim)., (çoğ). buhardan toz haline gelmiş olan madde; (f). çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak; açılıp gelişmek, olgunlaşmak, ke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek açan bitki, belirli zamanlarda çiçek veren bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süslü gösterişli, tumturaklı: çiçeklere ait, çiçekli, çiçeği çok. floweriness (i). gösteriş, tumturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak giyecekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (swore, sworn) bırakmak için yemin etmek; yeminle inkâr etmek, yeminle reddetmek; bırakmak. forswear oneself yalan yere yemin etmek. foresworn (s). yalan yere yemin etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana; bir çeşit parlak koyu kırmızı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dik dik bakmak, öfke ile bakmak; i. öfkeli bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu: simsar, tellâl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Grand WEGA®, en yeni, 16:9 resim biçiminde yüksek çözünürlüklü LCD arkadan projeksiyonlu TV’lere verilen addır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hodançiçeği, (bot.) Lithospermum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetiştirici, üretici .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 31 Ekim akşamı, çocukların türlü kıyafetlere girerek eğlenceler tertip ettikleri hortlak gecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı çiçekli bir bitki, (bot.) Hieracium mouseear hawk weed tırnak otu, farekulağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. beygirgücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. mamafih, bununla beraber, ama, fakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(indwelt) iskan etmek; nüfuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wove, woven) beraber dokumak, dokuyarak birbirine birleştirmek; birbirine karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (inwove, inwoven) başka kumaş içine dokuyup örmek, bir kumaş içine başka bir şey dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kıymetli taş, cevher, mücevher; cep saatlerinin içindeki taş; değerli şahıs veya şey; f. kıymetli taşlarla süslemek; cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek. jeweller i. kuyumcu; mücevherat satıcısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula, bot. Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamberçiçeği, bot. Centaurea nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) ihtiyat askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hafif; ehemmiyetsiz; i., spor tüy siklet; eksik ayar; zekâ ve şahsiyeti önemsiz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. indirmek; azaltmak, eksiltmek, tenzil etmek; zayıflatmak; alçaltmak, rezil etmek; müz. pesleştirmek; inmek, azalmak, eksilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. daha aşağı; daha alçak. lower case minüskül, küçük harf. lower chamber halk meclisi, avam kamarası. lower class alt tabaka. lower criticism metnin aslını araştıran eleştiri. lower court huk. bidayet mahkemesi, alt mahkeme. lower deck ikinci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. surat asmak, somurtmak; karartmak (bulut); i. asık surat, kaşlarını çatarak bakma. lowering s. somurtkan; kararmış (gök).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

denize iniş yapan havacılara mahsus bir çeşit cankurtaran yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tartı tamam olsun diye ilâve edilen ağırlık; takım tamam olsun diye ilâve olunan değersiz kimse veya şey (okeye dördüncü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan kuvveti; işçi sayısı, personel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tur alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1620 tarihinde ingiltere'den Amerika'ya meşhur bir göçmen kafilesini götüren geminin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta siklette boksör veya güreşçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta ortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'nin orta bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütümsü özsuyu ve tohumlarında ipek gibi tüydemetleri olan bir bitki, bot. Asclepias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hiç bir işi beceremeyen (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyuna takılan şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. sarmal merdivenin orta direği; tırabzanın başındaki veya dibindeki direk. newel post tırabzan babası. New England Birleşik Amerika'nın kuzeydoğu kısmındaki eyaletlerine verilen ortak ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanlıkta manzarayı ekran üzerinde gösteren elektronik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatak kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karayel. northwesterly (s.) karayel yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Norveçli; Norveç diline ait; (i.) Norveçli kimse; Norveç dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) noel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha fazla dayanmak; yıpranmak; tüketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korkutup hareketten alıkoymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararsız hale getirmek; cebir ve kuvvetle yenmek; çok tesir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkıcı, kahredici; çok kuvvetli (sebep, koku, his).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerinde yükselmek, daha yüksek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tartıda fazla gelen miktar, fazla ağırlık: şişmanlık; şişman: f. fazla yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. borcu olmak, borçlu olmak; bir hissin etkisi altında olmak; minnettarı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgâr çiçeği, bot. Anemone pulsatilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok ufak; i. ufak boylu kimse, ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kıs. dwt yirmi dört buğday ağırlığında eczacı tartısı (1,56 gram).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Picture Power, akıllı resim ve kontrast geliştirme teknolojilerini içermektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazayağı, bot. Cheno podium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetenek, kabiliyet; iktidar, kuvvet, kudret, güç; hüküm; etki, tesir, hakimiyet, nüfuz, yetki, salâhiyet; fiz. erk, erke; devlet, hükümet; huk. bir başkası adına herhangi bir işi yapma yetkisi, vekâlet, ve kâletname; melaike; mat. üs, bir sayının k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, kudretli; yetki veya nüfuzu olan; keskin, sert etkili, tesirli; k.dili çok miktarda. powerfully z. kudretle, kuvvetle. powerfulness i. kudretlilik, kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik santralı; (argo) olağanüstü enerjiye sahip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetsiz, kudretsiz, elinden hiç bir şey gelmeyen. powerlessly z. kuvvetsizce, eli kolu bağlı olarak. powerlessness i. kuvvetsizlik, eli kolu bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret; cesaret isteyen iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saman nezlesine sebep olan yaygın bir ot, bot. Ambrosia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) konfeksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eleştirmen, tenkit yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mahmuz; f. mahmuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa biten ot; ikinci mahsul; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vida ile sıkıştırılmış; yivli; eğri büğrü; İng., (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yosunu, su yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. haftada iki defa çıkan (yayın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iağım. sewer system kanalizasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanalizasyon; lağım pisliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sağanak, sağanağa benzer herhangi bir şey; duş; bol verilen şey; (A.B.D). geline veya bebeğe hediyelerin verildiği parti; (f). yağdırmak, sağanak halinde yağdırmak veya yağmak. shower bath duş. heavy shower sağanak. Iight (slight) shower ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. shower screen

duş kabini

Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir tür kabin, banyo kabini.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmakotu, bot. Potentilla anserina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kebap şişi; şişe benzer herhangi bir şey; saka kılıç; f. kebap şişine geçirmek; şişe dizmek; şişlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su biberi, bot. Poly gonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güney güneybatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güneybatı, lodos yönü; s. lodosa doğru; lodostan esen; z. lodostan veya lodosa doğru. southwester i. şiddetli lodos rüzgârı; geniş kenarlı gemici şapkası. southwesterly s. lodostan veya lodosa doğru. southwestern s. lodos tarafında olan. sout

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney-batı Afrika, Namibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. southwester.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavşanotu, veronika, bot. Veronica officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. nokta kaynağı yapmak; i. nokta kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişirilmiş; (argo) sarhoş, küfelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula gibi pis kokulu herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayçiçeği, gün çiçeği, günebakan, bot. Helianthus annuus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) yeminle tasdik etmek; yemin ettirmek; yeminle vaat etmek; yemin etmek, ant içmek; huk. yeminle ifade vermek; küfretmek, sövmek, sövüp saymak. swear at bir kimseye küfretmek. swear by bir şey üzerine yemin etmek; tam manasıyla güvenmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ter; terletici iş; herhangi bir cisimden ifraz olunan ter gibi sıvı; f. terlemek, ter dökmek; ter gibi madde ifraz etmek; mayalamak (tütün yaprağı); k.dili. ağır iş görmek; terletmek; ter ile ıslatmak, ısıtarak halletmek; eritip arasına akıtmak (

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri buğu dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazak, hırka, süeter, pulover; terleyen kimse veya şey; işçilerini çok çalıştıran ve az ücret ödeyen patron; terletici ilaç. sweater girl k.dili. vücut hatlarını belli edecek derecede dar kazak giyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhate zararlı şartlar altında az ücretle işçi çalıştıran iş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terli, terlemiş, ter gibi; terletici, ağır, güç. sweatiness i. terlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveçli; k.h., İng. İsveç'te yetişen bir cins şalgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsveç'e ait, İsveçli; İsveç diliyle ilgili; i. İsveç dili, İsveççe. Swedish massage tıb. İsveç beden hareketleri ile birlikte yapılan masaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swept) süpürmek, süpürge ile temizlemek, toplamak veya götürmek, süpürüp götürmek; sürüklenmek, sürüklemek; yayılmak; süpürge gibi sürümek; süpürge sürter gibi sürtmek; her tarafına dikkatle bakmak; taramak; salınarak hızla geçmek; azametle yürüy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçü, sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük bir alanı kapsayan, şümullü, genel, umumi. sweeping statement geniş ve genel kapsamı olan ifade. sweepings i., çoğ. süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango ve at yarışlarında kazanınca verilen büyük meblağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. tatlı, şekerli; taze; hoş, latif, güzel; sevimli, şirin; mülâyim, nazik, yumuşak; mak. sessiz, gürültüsüz; verimli, mümbit (toprak); sert olmayan (şarap); i. tatlı şey, tatlı; çoğ. bonbon, şekerleme; güzel ve hoş kokulu şey; sevgili, maşuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tatlılaştırmak, tadını artırmak, hoş bir hale getirmek; k.dili. daha cazip bir hale getirmek; tatlı olmak. sweetener, sweetening i. şekerli olmayan tatlılaştırıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sevgili; sevgilim, canım; ing. şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi tatlı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tatlı tatlı, sevimli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hoşluk, tatlılık, sevimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaymak ağacı, bot. Annona squamosa; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed; -ed veya swollen)i., s. şişmek, kabarmak; büyümek, yükselmek, artmak, çoğalmak; göğsü kabarmak, iftihar etmek; k.dili. kurulmak, çalım satmak; büyütmek, şişirmek, kabartmak, artırmak çoğaltmak; müz. crescendo ve takiben diminuendo yapmak; i. k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirpi balığı, zool. Tetraodon spadiceus; balon balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ter dökmek; sıcaktan bayılacak hale gelmek; i., k.dili. hararet basması; sıcaklık duyma. sweltering s. boğucu sıcak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sweep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. doğru yoldan sapmak, inhiraf etmek; yoldan çıkmak, sapmak; direksiyonu kırmak; doğru yoldan saptırmak; i. doğru yoldan sapma, inhiraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufacık, minnacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşekli yıldırımlı fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili iyi cins, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havlu, silecek, peşkir; f. havlu ile kurulamak veya kurulanmak. Turkish towel kaliteli havlu. towel(l)ing i. havluluk bez throw in the towel; k.dili pes demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kule, burç: kale, hisar; f. başkalarından yüksek olmak; dikine havalanmak (kuş). tower over bir diğerinden daha yüksek olmak. a tower of strength insana manevi kuvvet veren kimse. the Tower Londra'nın eski kalesi. water tower yüksek su deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, kule gibi; çok şiddetli, şiddeti artan towering rage dehşetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. üç haftada bir veya haftada üç kere (olan veya çıkan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mala, sürgü; fidanları sökmeye veya dikmeye mahsus el küreği; f. mala ile sıvamak, malalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çimdikleyip çekmek; i. çimdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzü kabarık olarak dokunmuş yünlü kumaş, tüvit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gelişigüzel şarkı söylemek veya ıslık çalmak; çalmak (çalgı); i. kemanınkini andıran ses. tweedledum and tweedledee birbirine tıpatıp benzeyen iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. between.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuş yavrusunun cıvıltısı; f. böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiz sesler için küçük hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. cımbızla almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. cımbız; cerrah aletleri takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on ikinci; on ikide bir. Twelfth-night i. Noelden on iki gün sonraki gece (beş ocak gecesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on iki. Twelve Apostles Hazreti İsa'nın havarisi olan on iki resul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. on ikili, kromatik, makamı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. on iki kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., bak. duodecimo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıl, sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yirminci; yirmide bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) herif; ulan, velet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevaplandırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmemiş, baş eğmemiş, boyun eğmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç çamaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. normalden az ağırlığı olan; zayıf; i. normalden az olan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis olunmamış, kutsal olmayan; kutsalllğı bozulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) sözünü geri almak, yemininden dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapmaz; değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmak bilmez, yorulmaz, bıkmaz, usanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wove, woven) (dokunmuş veya işlenmiş şeyi) sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nahoş, tatsız, hoş karşılanmayan, istenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi olmayan, rahatsız, hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (ölümüne) ağlanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepe topuzu. upswept s. tepede toplanmış (saç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sesli harf; s. sesli harf kabilinden. vowel harmony ses uyumu. vowel point hareke, Arapça veya İbranice hareke veya nokta. close vowel dilb. dar sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harekelerini koymak, noktalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçe şebboyu, bot. Matthiole; sarı şebboy, bot. Cheiranthus cheiri; k.dili. partide dans edecek kimsesi olmadığı için duvara yakın kalan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı sütleğen, bot. Euphorbia helioscopia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ütü istemez ve yıkanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. artık su savağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nöbetçi kulesi, bekçi kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. we had, we would.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. we are.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. we have.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf, kuvvetsiz, mecalsiz, takatsiz; hafif, dayanıksız; metanetsiz; sebatsız; akılsız, şaşkın; eksik; hükümsüz; foto. silik çıkmış; dilb. vurgusuz; düşük. weak sister k.dili. dayanıksız ve zayıf kimse. weakly s., z. hasta, hastalıklı; z. zaaf ile;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıf düşürmek; zayıflatmak, zayıflamak; takatini kesmek, takati kesilmek; hafifletmek, hafiflemek; direnci azalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gölgebalığıgillerden bir çeşit balık, zool. Cynoscion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüreksiz, korkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dizleri zayıf; zayıf karakterli; yüreksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cılız kimse veya hayvan; s. cılız, güçsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iradesiz; aklı zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) refah, gönenç, saadet, sağlık. for the public weal umumun refahı için; kamu yararına. in weal or in woe iyi veya kötü günlerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. ormanlık; kır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zenginlik, servet, varlık, para, mal; bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zengin, servet sahibi, varlıklı; bol. wealthiness i. zenginlik. wealthily z. varlıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sütten kesmek, memeden kesmek; soğutmak, vaz geçirmek. wean'ling i. sütten yeni kesilmiş yavru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silâh. weaponry i. silahlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayanıklılık, dayanma; aşınma, yıpranma, eskime; giysi, elbise. the worse for wear eskimiş, çok kullanıldığı belli. wear and tear normal halde aşınıp eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wore, worn) giymek; göstermek; taşımak; kullanmak; eskitmek, aşındırmak, yıpratmak, yemek; yormak; dayanmak; eskimek, aşınmak, yıpranmak; tükenmek. wear away aşındırmak; biteviye geçmek; tükenmek. wear badly dayanıksız olmak, az dayanmak. wear down a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıpratıcı; yorucu; giyilmeye elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, yorucu, bıktırıcı, usandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. yorgun, usanmış, bıkkın, bezgin; yorucu, yoran, usandırıcı, sıkıcı; yorgunluk belirten; f. yormak, yorulmak; usanmak, usandırmak; bezmek, bezdirmek. wearily z. canından bezmiş bir halde; yorgunlukla. weariness i. bezginlik, yorgunluk, usanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) gırtlak, nefes borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sansargillerden herhangi bir hayvan, zool. Mustela, sansar, gelincik, kakım, samur; sinsi kimse, çakal; f., A.B.D., k.dili. kaçamaklı konuşmak. weasel out of -den sıyrılmak. weasel-faced s. sansar yüzlü. weasel word kaçamaklı söz, bir sözün a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hava, hava durumu; kötü hava, fırtına; ortam, şart, durum; s., den. rüzgâr üstü tarafındaki. weather bureau meteoroloji bürosu. weather eye hava değişikliğini çabuk sezme kabiliyeti. keep one's weather eye open k.dili. göz kulak olmak. weather

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. havaya göstermek; hava tesiriyle değişmek; atlatmak, savuşturmak, geçiştirmek; (çatıya) meyil vermek; den. rüzgar istikametinden geçmek; hava tesirlerine karşı dayanmak. weathering i. hava etkisiyle meydana gelen değişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her türlü kötü hava şartlanna maruz kalmış, fırtına yemiş; fırtınanın yıprattığı, yanık (yüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bindirme, siper tahtası; f. bindirme tahtalarla kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıldak, rüzgârgülü; dönek kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (hava, güneş, rüzgâr veya yağmur etkisiyle) yıpranmış. weathered in (A.B.D.) hava muhalefeti yüzünden kapalı (havaalanı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) k.dili. meteoroloji uzmanı; hava durumunu okuyan spiker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her türlü hava şartlarına karşı dayanıklı, havadan bozulmaz, rüzgâr geçirmez. weather strip, weather stripping pencere keçesi, tecrit şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tecrit şeridi yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadan anlar; kamuoyunu sezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava etkisiyle bozulmuş veya aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wove, woven) i. dokumak; örmek; kurmak, yapmak, icat etmek; zikzak yapmak; i. dokuma; örme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokumacı, çulha. weaver's hitch den. yoma bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokumacı kuşu., zool. Ploceidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f (bed, bing) ağ; örümcek ağı; ağ gibi karışık şey veya tertip; dokuma, dokunmuş kumaş; mak. örs bogazı, ray bogazı, bağlantı levhası; örgü; anat., zool. zar, perde; tüy bayrağı; tomar; f. etrafına ağ örmek; ağ gibi sarmak. webfingered s. el par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ded; -ded veya wed; -ding) nikah ile almak veya varmak: ile evlenmek bağlanmak; evlenmek, kocaya varmak, dünya evine girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli, evlenmiş; evliliğe özgü. wedded to bağlı, kendini adamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlenme merasimi, düğün; evlilik yıldönümü. wedding cake düğün pastası. wedding ring nikah yüzüğü. golden wedding evliliğin ellinci yıldönümü. silver wedding evliliğin yirmi beşinci yıldonumü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıskı, kama, çivi, takoz; kıskı şeklinde sey; üçgen şeklinde ilerleyen küme; çivi yazısında çivi şeklindeki işaret; f. kıskı ile kesmek veya ayırmak; kıskı sokmak; kıskı sokup sıkıştırmak; sıkışmak, takılmak; sıkıştırmak. wedg'y s. kıskı gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. topuk girintisi olma yan ve tabanı topuğa doğru yukselen kadın ayakkabısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

renkli zemin üzerinde beyaz süsü olan bir çeşit ingiliz çömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlilik, izdivaç. in wedlock evlilik sırasında. out of wed lock evlilik dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarşamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (weer, weest) ufacık, küçücük, minimini, minnacık, minicik; az. wee folk periler, cinler, cüceler, ifritler, iyi saatte ol sunlar. wee hours geceyarısından sonraki zaman, sabahın erken saatleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matem kolçağı; şapkada matem şeridi; çoğ. dul kadınların giydiği matem elbisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yabani ot, zararlı ot; değersiz hayvan; ıskarta şey; ot tabakası; (argo) haşiş; f. yararsız otları çıkarıp temizlemek; zararlı şeyleri defetmek. weed out çıkarmak. the weed k.dili. tutun, sigara. poke weed şe- kerciboyası, bot. Phytolacca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yabani otları bol; k.dili. çiroz gibi, kara kuru, ıskarta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta. week in week out haftalarca. weeks ago haftalarca önce. a full week tam bir hafta; olaylarla dolu bir hafta .by the week hafta hesabına göre. for weeks haftalarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta arasındaki gün, iş günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. haftalık; z. haftada bir, her hafta; i. haftalık yayın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) zannetmek, sanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.), k.dili. sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufacık, minicik, küçücük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wept) i. ağlamak, göz yaşı dökmek; sızmak, damlamak; i. ağlama; ağlama nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağıtçı: şapkadan sarkan matem kurdelesi; daldan sarkan yosun; duvarda damlama deliği, akak; çoğ., k.dili pırasa bıyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağlayan, gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt, bot. Salix babylonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarpan balığıgillerden herhangi bir balık. greater weever trakunya, çarpanbalığı; zool. Trachinus draco. lesser weever varsam, zool. Trachinus vipera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buğday biti; pamuk kurdu; bitki kurtlarından birkaç cins. weevily, weevilly s. kurtlanmış, kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaşın atkısı, argaç; örülmüş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tartmak; tetkik etmek, duşünmek, ölçünmek, aklında tartmak; ağırlığında olmak; itibar edilmek. weigh anchor den. demir almak, vira etmek. weigh down yüklemek, yük altına koymak; omuzlarını çökertmek; ağırlık koyup bastırmak; bel vermek; kederlenme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol under weigh harekette, yolda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ağırlık, siklet; tartı, vezin; yük, sıkıntı; tesir, itibar, nüfuz, önem, ehemmiyet; dirhem; ağır cisim; istatistik bağıl değer; gerilme gücü; f. yüklemek, ağırlık vermek; katmak. weight lifter halterci. by weight tartı ile. carry weight itibarl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haltercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rejimle kilosunu ayarlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır, gülle gibi; yüklü; sıkıntılı; önemli, ehemmiyetli, hatırı sayılır, itibarlı, nüfuzlu. weightily z. ağır olarak; kuvvetle; tesir ederek. weightiness i. ağırlık; tesirli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büğet, bağlağı, set; çit dalyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tekinsiz; esrarengiz, garip, acayip; sihirbazlıkla ilgili; kadere ait; i., iskor, büyü; kader. the Weird Sisters kader tanrıçaları. weird'ly z. tekinsizce. weird'ness i. tekinsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.),( argo) garip kimse; acayip şey, tuhaf olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazanılmış özelliklerin kalıtımsal olmadığını ileri süren evrimcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Welsh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s.,(ünlem) iyi karşılamak, memnuniyetle karsılamak, hoş karşılamak; nezaket göstermek, samimiyet göstermek; i. samimi karşılama, hoş karşılama; nezaket gösterme; s. hoş karşılanan, iyi karşılanan; sevindirici, hoşa giden, rahatlatıcı, makbule ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kızdırıp kaynak yapmak, kaynatmak; kaynamak; sıkıca birleştirmek; kaynak almak, kaynayabilmek; i. kaynak yeri; kaynak yaparak birleştirme. weld'able s. kaynakla eklenebilir, kaynağa gelir, kaynar. weld'er i kaynakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük muhabbetçiçeği, bot. Reseda luteola; kuçük muhabbet çiçeğinden çıkarılan sarı boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi hal, iyilik; sıhhat, afiyet, refah; yoksullara yardım. on welfare ihtiyaç dolayısıyle resmi kuruluştan yardım alan. welfare mother bakacak kimsesi olmayan küçuk çocuklu kadın. welfare state yurttasların bireysel ve toplumsal gereksinmelerini s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) gök kubbe, sema, asuman. make the welkin ring (şiir) gökleri çınlatmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. (better, best) iyi, güzel, hoş, ala, iyice; hakkıyle, Iâyıkıyle; çok, pek; tamamen, hayli, oldukça; s. iyi, güzel; sıhhatça iyi, sıhhatli; kârlı, elverişli. Well begun is half done iyi başlayan iş yarı yarıya bitmiştir. well on in life yaşı hayl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi. I Well, to be sure... Eh olabilir. Well, well ! Vah vah ! Aman efendim ! Hayret ! Well, as I was saying Ha ! Diyordum ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. we will, we shall.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuyu, çeşme, memba, kaynak; pınar; hokka; sahanlık, merdiven veya asansör boşluğu; f. kaynamak, yerden fışkırmak. well up yükselmek. well sweep kaldıraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru nişan alınmış, doğru atılmış; iyi maksat ile yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mükemmel teçhizatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğrulanmış, ispat edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. refah, iyilik, saadet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli, kibar; soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, iyi yapılmış; iyi pişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel, güzel görunuşlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) zengin, para babası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven için bırakılan boşluk; kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşhur, ünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi niyetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hemen hemen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hali vakti yerinde olan, mutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok okumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş kap samlı, çok yönlü; dolgun, tombul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylen miş; hoş sohbet, sohbeti tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saygın, itibarlı, makbul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zengin, hali vakti yerinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasının iyiliğini isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyice eskimiş, çok giyilmiş; bayatlamış; lâyık, hak edilmiş, değimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Gal eyaletine ait; Gallilere özgü; i. Gal dili. the Welsh Gal halkı. Welsh'man i. Gal'li kimse. Welsh rabbit,Welsh rarebit kızarmış ekmeğe sürülen birada eritilmiş peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) borcunu ödememek, dolandırmak; sözünü tutmamak, vaat ettiği işten caymak. welsh on one (argo) atlatmak, sözünü tutmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. elbisede kenar şeridi; kösele şerit; süsleyici bant; çıta; değnek veya kamçı izi; böyle iz bırakan vuruş; f. şerit koymak; k.dili. vurup iz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. dünya görüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ağnamak, yatıp yuvarlanmak; dalga gibi kabarıp yuvarlanmak; i. yuvarlanma; karışıklık, kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altmış iki ile altmış yedi kilo arasında boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. bir devletin dünya siyaseti; milletlerarası politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al dünyanın içinde bulunduğu durumdan dolayı meydana gelen kötumserlik veya umutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) ingilizcede (w) sesi için kullanılan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. özellikle başta çıkan yağ kisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kız, eksik etek; eski hizmetçi kız; eski fahişe, orospu; f., eski fahişe ile münasebette bulunmak, zamparalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu Almanya'daki İslav kavmin biri. Wend'ic, Wend'ish kavme ait; i. bu kavmin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (şiir) yola koyulmak; katetmek, yol gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. go.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ağlar için kullanılan bir güvenlik protokolü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. weep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. be.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. were not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al., mit. kurt şekline girmiş insan; kurt şekline girebilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda diyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. be.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. batı, garp; s. batıdaki, batı; batıya doğru olan; batıdan gelen (rüzgâr); çöken; z. batıya doğru. the West Batı, Asya'nın batısındaki ülkeler; (A.B.D.) Mississippi ırmağının batısındaki eyaletler. west by north batı kerte karayel. west by sou

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıya doğru giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. batıya yönelmek; i. batı rüzgârı veya fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıya doğru yönelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. batıdan; batıya doğru; s. batıya bakan; batıdan esen (rüzgâr).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. batı, batısal; batıya ait; batıdan esen; i. batılı; kovboy romanı veya filmi. Western Church Batı Roma imparatorluğundaki kilise, Katolik kilisesi. westerner i. batılı. westernize f. batılılaştırmak. westernmost s. en batıdaki. West Indies Bat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. batıya doğru katedilen mesafe; batıya yönelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Londra'nın bir ilçesi. Westminster Abbey Londra'da Gotik tarzda yapılmış meşhur kilise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ter, -test), f. (-ted,- ting), i. yaş, ıslak; yağmurlu; kim .su veya başka sıvı ile yapılan; k.dili. içki yasağı olmayan (yer); kurumamış; f. ıslatmak; ıslanmak; işemek; i. yaşlık, nem, rutubet; su; yağmur; yağmurlu hava; (A.B.D.) içki yasağı ale

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bebeğe meme vermek: itina ile bakmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.), k.dili. Meksikalı kaçak tarla işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idiş koç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslanma, ıslatma; ıslatan şey. wetting agent kim. sıvıya ilâve edilen ıslatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünü için koyun besleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haftalık çalışma saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünyadan bezmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırılsıklam, çok yaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İbr. Yehova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçen hafta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by