Wi-fi® ne demek? | Wi-fi® anlamı nedir? | Wi-fi®

Wi-fi® anlamı nedir?

Wi-fi® ne demek?

Wi-fi® anlamı nedir?

Wi-fi® | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Wi-Fi® teknolojisi bilgisayar, PDA ve diğer cihazlar için kablosuz ağ yaratmak üzere radyo dalgaları kullanır, böylece kablo gerekmeden veri aktarabilir ya da İnternet’e erişebilirsiniz. Daha kolay bir mobil çözüm sunmak açısından, seyahat sırasında iş ağlarına ya da İnternet’e bağlanmak için idealdir. Wi-Fi® ağları, Orijinal IEEE 802.1b’den 5 kat daha hızlı bir bant genişliği sunarak, 1Mbps’ye kadar veri hızına sahip IEEE 802.1b standardını ya da 54Mbps veri hızına sahip en son IEEE 802.1g teknolojisini kullanabilir. Wi-Fi® onaylı bir ürün, diğer Wi-Fi® cihazlarıyla uyumlu olduğu anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., her nasıl olursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı; cıvıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (Al). Allaha ısmarladlk; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bailiff denilen yetki bölgesi; A.B.D. ihtisas sahası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle A.B.D.'nin kuzeydoğusunda yetişen bir cins sarılı kırmızılı kış elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekletilmiş şaraplann üzerinde meydana gelen ince tabaka halindeki kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., (eski), şiir arasında, arada, ortada. betwixt and between ikisi ortası, ne o ne bu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşlrtmak, sersemletmek, hayrette bırakmak. bewilderment i. şaşkmlık, sersemlik, hayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü yapmak; tehir etmek; cezbetmek, hayran etmek. bewitcher i. cezbedici kimse, çekici kimse, alımlı kimse. bewitching s. cazibeli. bewitchingly z. cazibeli olarak. bewitchment i. büyü, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kodaman, mühim kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uzun ve eğri av bıçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. et suyu; tirit, et suyuna batırılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum fitili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bilakis, aksine; ters istikamete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yandan esen rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çapraz, birbirini keserek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Darvin veya onun evrim teorisine ait. Darwinism (i). Darvin nazariyesi, Darvincilik, doğal ayıklanma öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo ahmak kimse, alık kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çizim, karakalem resim, resim taslağı; kroki, plan; çizme sanatı; piyango, çekiliş. drawing account açık hesap. drawing board resim tahtası. draw (ing). book resim defteri. drawing card ilgi çekici kimse veya program. drawing compasses resim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş azalmak veya ufalmak, küçülmek; önemini kaybetmek, zeval bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kartal gibi hızlı ve yüksekten uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulağa kaçan, (zool.) Forfi cula auricularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kenarı üste gelecek şekilde, yan yan, yandan . not be able to get a word in edgeways karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dik, dikine; ucu ileriye doğru; uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafım sarmak, örmek, tırmanmak (sarmaşık), bükmek, dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarmak, dolaştırmak, bükmek, örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) dolaşmak, a sarılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görgü şahidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple tarafından geliştirilen, bilgisayara ve çevre ürünleri bağlanmada kullanılan yüksek hızlı arayüz bağlantısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fels). elindelik, ihtiyar, hür irade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gönüllü, kendiliğinden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) Limosa familyasından çulluğa benzeyen bir kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), good will iyi niyet, hüsnüniyet, hayırhahlık; neşe; (ikt.) bir ticaret yerinin itibar ve müşteri ilişkileri gibi manevi değerleri. good-will ambassador iyi niyet elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İngiltere'de Greenwich şehri. Greenwich mean time, G.M.T. Greenwich meridyenine göre ayarlanan milletlerarası saat ayarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın Güneyinde, Güney Atlas Okyanusunda adalar. Güney Georgia Falkland Adaları’nın yaklaşık 1300 km doğu-güneydoğusunda yer alır. Güney Sandwich Adaları ise Güney Georgia’nın yaklaşık 640 km güneydoğusunda bulunmaktadır.

Coğrafi konumu: 54 30 Güney enlemi, 37 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 3,903 km².

Sınırları: 0 km.

İklimi: Çeşitlilik göstermektedir. Batıdan esen rüzgarlar yıl boyunca çeşitli aralıklarla görülmektedir. Bütün yağışlarla birlikte, adalara kar da düşmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Paget Dağı (Güney Georgia) 2,934 m.

Doğal kaynakları: Balık (Adaların toprakları ya koruma altında alanlar ya da özel bilimsel bölgelerdir; dört özel fok türü ve dört özel penguen cinsi yaşamaktadır.

Doğal afetler: Volkanik aktivite ve gemiler için zor deniz şartları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları.

ingilizce: South Georgia and the South Sandwich Islands.

Bağımsızlık durumu: Birleşik Krallıklara bağlıdır. Adalar şimdi aynı zamanda Falkland Adaları’nın valisi de olan bir Komisyoner tarafından yönetilen bir Birleşik Krallık Denizaşırı Toprak alanıdır.

Milli bayram: Liberasyon Günü, 14 Haziran (1982).

Anayasa: 3 Ekim 1985.

Hukuk sistemi: İngiltere hukuku.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomi balıkçılık ve çevre turizmi güdümlüdür. Güney Georgia’yı ziyaret başvuruları, ziyaretçilere bir enformasyon bülteni sunan Komisyoner’e yazılı olarak yapılmaktadır. Grytviken’da bir balina avcılığı müzesi mevcuttur. Isles Koyu fok ve kuş gözlemciliği için pek çok fırsat sunar.

İletişim Bilgileri

İletişim notu: Bütün telefon, faks ve e-posta iletişimleri uluslararası uydu sistemleri vasıtasıyla kullanılmaktadır. Halka açık telefon ve faks imkanları yoktur. Güney Georgia’yla yapılacak telefon görüşmelerinin uluslararası operatör tarafından kaydının alınması gerekir. Güney Georgia pulları kullanılarak posta gönderilebilir, fakat postanın ulaşması iki aya kadar uzayabilir.

Internet kısaltması:.gs.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Grytviken.

Hava alanları: yok.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahmak, budala, ebleh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kuru ot balyalarını bağlamakta kullanılan tel; (s.), (k.dili) ayarsız, bozuk; deli, çatlak. go haywire (k.dili.) sapıtmak, delirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bununla; ilişikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev hanımı; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. obüs, havan topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin içine doğru büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine örmek veya sarmak; örülmek, sarılmak. intertwiningly (z.) birbirine örerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wound) birbirine sarmak, bir arada bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entwine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entwist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yeni Zeland'a mahsus bir kuş, kivi, bak. apteryx; ask, (argo) uçuş yapma yan havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bilgisi olan, malumatı olan; çok bilmiş, şeytan, kurnaz, açıkgöz. knowingly (z.) bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zarkanatlılardan bir böcek, (zool.) Neuroptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmurkuşuna benzeyen bir kuş, kızkuşu; (zool.) Vanellus vanellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ways z., s. uzunluğuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. ciltte kabarcıklar meydana getiren zehirli bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keza, aynı şekilde ve de, ve yine, bunun gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Malawi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ. wives i. ebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kış ortası, karakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (argo) sanrı uyandırıcı; çıldırtıcı; i. sanrılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya kuş beyinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) hiç bir suretle, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka suretle, başka türlü; yoksa, olmazsa, aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek bol; taşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borç olan; borçlu. owing to sebebiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkuşu, zool. Vanellus cristatus; kara başlı martı; sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zeki, çabuk anlar, çabuk cevap verir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pas rengi ardıçkuşu; Amerika'ya mahsus kırmızı kanatlı bir çeşit karatavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden tel döşemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sandviç; f. sandviç yapmak; iki şey veya madde arasına sıkıştırmak. sandwich man k.dili önünde ve arkasında ilân levhaları asılı olan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inatçılık, benlikçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikiş, dikilecek veya dikilmiş şey. sewing circle bir araya ge!erek yardım için dikiş diken kadınlar. sewing machine dikiş makinası. sewing silk ibrişim. sewing woman dikişçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zeki, şeytan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gösteriş, göz önüne serme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters huylu, aksi, her zaman kusur bulan. shrewishly (z). terslikle, aksilik ederek. shrewishness (i). terslik, aksi huylu oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan tarafa indirilen şiddetli darbe; f. yandan çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güç anlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yönde. in somewise bir noktada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün eyaleti kapsayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli iradeli; inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneşin hareket ettiği yönde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıca benzer bir kuş, kılıç kırlangıcı, zool. Apus apus; çok süratli hareket eden bir çeşit kertenkele; iplik sarma silindiri. whitebellied swift yelyutan, akkarınlı sağan, zool. Apus melba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. çabuk hızlı süratli; çabuk gelen; ayağına tez çevik; çabuk geçen, kısa süren, ömürsüz; z., (şiir) çabucak, süratle. swiftfooted s. hızlı koşan ayağına tez. swifthanded s. eline ayağına çabuk. swiftwinged s. hızlı uçan. swiftly z. süratle hızla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i., k.dili. içmek, kafayı çekmek; bir yudumda dikmek; i. bir içim, yudum; içme, slang. kafayı çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok içmek, arzu ile içmek; i. domuz yemi; sulu yem, yal; çerçöp; (argo) bir yudumda içilen içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swam, swum, -ming) i. yüzmek; batmamak, su yüzünde durmak; gen. in ile taşmak, dolmak; boğulmak, içine batmak; yüzdürmek; yüzerek geçmek; i. yüzme; yüzme hareketi. swim against the stream olaylara karşı koymak. swim bladder balıkta hava kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (swam, swum, -ming) baş dönmesi, baygınlık; f. başı dönmek, sersemlemek, bayılmak. My head is swimming Başım dönüyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabukluların karnı altında bulunan yüzgeç ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüzme; baş dönmesi; s. dönen (baş); yüzen, yüzmeye ait veya uygun; sulu, yaşlı (göz). swimming hole A.B.D. derede yüzmeye elverişli derin kısım. swimming pool A.B.D. swimming bath ing. yüzme havuzu. swimmingly z. kolaylıkla, süratle, başarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, dolandırıcılık etmek; i. dolandırıcılık, dolandırma. swindler i. dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'pox i. domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf makinasının arkasında bulunan çeşitli açılara göre düzenleme cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dövmek, kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sallanan şey veya kimse; (argo) çılgınca hayatın tadını çıkarmaya uğraşan kimse; (argo) eşini paylaşan çiftten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tokmağı; f. tokmakla dövmek (keten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hızlı gitmek için kanatları kısmen kapanabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; hayvan gibi, kaba. swinishly z. hayvanca. swinishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kuvvetli bir darbe indirmek, kolunun bütün hızıyla vurmak; slang. aşırmak, yürütmek; çalmak; i. tulumba kolu; kuvvetli darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) kalitesiz bira; bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keten tokmağı; hububatı harman yerinde dövmek için kullanılan uzun değneğin ucuna bağlı kısa değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. girdap gibi dönmek veya döndürmek; i. girdap gibi dönme; girdap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. havada hareket ederken ıslık gibi ses çıkarmak; hışırdamak (ipekli kumaş); i. hışırtı, fışırtı; (argo) homoseksüel kimse; s., ing., (argo) cazip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İsviçreli, İsviçre'ye mahsus; i., (tek. ve çoğ.) İsviçreli kimse, İsviçre halkı. Swiss chard pazı. Swiss cheese isviçre'de yapılan iri delikli sarı bir peynir, gravyer. Swiss steak domates ve soğan sosuyla yenen İsviçre usulü biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Switzerland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince ağaç dalı, çubuk; inek kuyruğunun ucu; ilâve saç, postiş; demiryolu makası; elek. devre anahtarı, anahtar; şalter; f. çubukla vurmak, dövmek; sallamak (kamçı); d.y. makastan geçirmek; elektrik düğmesini çevirmek; değiş tokuş etmek. switc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. viraj, dönemeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sustalı bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telefon santralı; anahtar tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu makasçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led -ling) bir tarafı mil üzerinde dönen çifte halka; den. fırdöndü; f. mil veya mihver üzerinde döndürmek veya dönmek. swivel block den. milli makara. swivel chair vidalı döner iskemle. swivel gun mil üzerinde dönen top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) telaş, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romla yapılan bir içki. swizzle stick içki karıştırmak için kullanılan çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onunla; aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) iki, çift, iki kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çifte ağızlı savaş baltası; demirin bir ucu keser ve öbür ucu balta şeklinde bir çeşit kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iki kere, iki defa. twice-told s. iki defa söylenmiş, çok söylenmiş; eskimiş, köhne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. döndürerek oynatmak; önemsiz şeylerle meşgul olmak; i. hafifçe döndürme. twiddle one's thumbs parmaklarıyle oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince dal, sürgün, çubuk. twig'gy s. ince dala benzer veya buna ait; ince dalları çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) İng., (argo) anlamak, kavramak; incelemek, iyice bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca karanlık; başarının sönmesi; mec. yarı buçuk veya az bilgi. Twilight of the Gods İskandinav mit tanrılarla devlerin birbirlerini mahvettikleri savaş. twilight sleep doğum ağrılarını azaltmada kullanılan hafif anestezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., (eski) it will.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kabarık ve çapraz dokunmuş kumaş; f. böyle kumaş dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (-ned, -ning) ikiz; çift; f. ikiz doğurmak; ikiz olarak doğmak; ikiz gibi kılmak. twin'born s. ikiz olarak doğmuş. Siamese twins birbirine yapışık olarak doğmuş ikiz kardeşler. the Twins ikizler burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. çifte uskurlu; iki ağızlı vida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sicim; sarma; sarılış; ipliğin karışıp dolaşması; f. bükmek, sarmak; sarılmak, çöreklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire sancı vermek, ıstırap vermek, birdenbire sancılanmak; i. birden gelen şiddetli sancı; azap, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpıştırmak; pırıldamak; çabuk çabuk görünüp kaybolmak; biduziye yanıp sönmek; i. göz kırpıştırma; pırıldama, pırıltı; bir göz açıp kapama müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz kırpıştırma; pırıltı, pırıldama; bir an. in the twinkling of an eye göz açıp kapayıncaya kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiz doğurma; iki şey veya kimsenin birleşmesi; iki kristalin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dönmek; fırıldatmak; çevirmek; burmak; i. çevriliş, dönüş, kıvrılış; kıvrım, büklüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bükmek; sarmak; burmak; burkmak; ters anlam vermek; bükülmek; sarılmak; burulmak; şaşırtmak; helezoni döndürmek; kıvrımlar meydana getirmek; dolambaçlı yönde çevirmek; bozmak; i. bükülme; sarılma; burma; burkulma; ibrişim; burmalı ekmek; bükme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. azarlamak, kusurunu yüzüne vurmak; takılmak, kızdırmak; i. takılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire kapıp çekmek; seğirmek; i. çekip koparma, kapıp çekme; bir kasın gayri ihtiyari oynaması, seğirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cıvıldamak; kıs kıs gülmek; yüreği çarpmak, heyecanlanmak; cıvıldar gibi söylemek; i. cıvıltı; heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (şiir) arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habersiz. unknowingly z. bilmeyerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (dolaşık veya sarılmış şeyi) açmak; çözülmek, açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bükümünü açmak, ayırıp açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hantal, lenduha gibi, kaba, heyulâ gibi, idaresi güç. unwieldiness i. hantallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. irade dışı, kendiliğinden gelen; istek dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteksiz; gönülsüz, zoraki yapılan veya söylenen. unwillingly z. istemeyerek. unwillingness i. isteksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkusuz. unwincingly z. göz kırpmadan, ürkmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) sarılmış şeyi çözmek, açmak: düzeltmek; gevşetmek, rahatlatmak; gevşemek, açılmak, rahatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız; makul olmayan . unwisely z. akılsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dileğinden vazgeçmek; olmamasını dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzu edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıksız, şahitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan; kasıtsız. unwittingly z. istemeyerek, bilme yerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya sallanış; ilerleme, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekkuyruk kuşu, zool. Bombycilla garrula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadan anlar; kamuoyunu sezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasının iyiliğini isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (bağlaç), zam., i., (eski) ne ile; nasıl; (bağlaç) ile; zam., i. imkânlar, gereçler. the clue wherewith the riddle was solved bilmeceyi çözümleyen ipucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gereçler, araçlar; para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanaldatana benzer A.B.D.'ye özgü bir gece kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz üniformalı sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“Wireless Fidelity” kelimelerinin kısaltması olup kablosuz bağlılık veya kablosuz bağlantı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarımı sağlayan bir bağlantı standartıdır. WI-FI ile kablosuz olarak internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında veri aktarımı sağlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® teknolojisi bilgisayar, PDA ve diğer cihazlar için kablosuz ağ yaratmak üzere radyo dalgaları kullanır, böylece kablo gerekmeden veri aktarabilir ya da İnternet’e erişebilirsiniz. Daha kolay bir mobil çözüm sunmak açısından, seyahat sırasında iş ağlarına ya da İnternet’e bağlanmak için idealdir. Wi-Fi® ağları, Orijinal IEEE 802.1b’den 5 kat daha hızlı bir bant genişliği sunarak, 1Mbps’ye kadar veri hızına sahip IEEE 802.1b standardını ya da 54Mbps veri hızına sahip en son IEEE 802.1g teknolojisini kullanabilir. Wi-Fi® onaylı bir ürün, diğer Wi-Fi® cihazlarıyla uyumlu olduğu anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köy, kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fitil wicked s. fitilli. wicking i. fitil maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. günahkâr, kötücül, habis; kötü, hayırsız; adi, bayağı, aşağılık; tehlikeli, fena; şeytansı; k.dili. çok ustalıklı; i., the ile kötü kişiler. wickedly z. günahkarca. wickedness i. günahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sepet örgüsü için saz veya dal; sepet işi; s.dalardan örülmüş; sepet örgüsüyle yapılmış. wickerwork sepet işi, sepet örgüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük kapı içinde veya yanındaki ufak kapı; değirmen kanalının kapısı; krikette üç kazıktan ibaret kale; kroke oyununa mahsus tel kavis. a sticky wicket İng. zor durum. wicketkeeper i. krikette top hedefinin arkasında duran oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ters yöne; batıdan doğuya; soldan sağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. geniş, açık, engin, vasi, ferah; enli; şümullü; uzak; dilb geniş; bol; z. uzaklara; tamamen, iyice; açıkta, açığa; i. krikette hedeften uzaklaşmış. top wide of the mark nişandan uzak; çok yanlış; yanılmış. widely z. genellikle; yaygın olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 TV kabini içindeki Super Spectrum Sound hoparlör konsepti ve hoparlör yerleşimi, etkileyici bir stereo ses elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş açılı (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamen uyanık; açıkgöz, zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşkın; saf, masum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişletmek, açmak, bollaştırmak; açılmak, genişlemek, bollasmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardına kadar açık; k.dili. kanun bakımından gevşek (şehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. enli perdede gösterilen (filim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düğme, açılır menü vs… gibi pencere bileşenlerine verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dul kadın; bazı iskambil oyunlarında kapalı olarak yere konan kağıtlar; matb. sayfa veya kolon başında yarım satır; f. dul bırakmak; kıymetli bir şeyden mahrum etmek. widow's mite fakir bir kimsenin yaptığı ufak yardım. widows walk deniz göre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en, genişlik, enlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -wives) karı, zevce, eş, hanım, refika. take to wife evlenmek. wife'hood i. zevcelik, karılık. wife'less s. karısız, karısı olmayan. wife'ly s. zevceye yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) peruka, takma saç; f., ing., k.dili. azarlamak, paylamak. wig out A.B.D.,(argo) esrar etkisinde bulunmak; çok heyecanlı olmak. wig'ging i., ing., k.dili. azar tekdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., terz tela. wigeon oak widgeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıpır kıpır oynamak, kıpırdaşmak, kımıldamak, yerinde rahat durmamak; i. kıpırtı. get a wiggle on (argo) acele etmek, sallanmamak, çabuk olmak. wiggler i. kıpırdak çocuk; sivrisinek larvası veya kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) insan, yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i. işaretle (haber) vermek; i. işaret verme; işaretle verilen haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika yerlilerinin çadır veya kulubesi; alacık; A.B.D., k.dili. siyasi toplantılar için kullanılan bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yabani, yabanıl, vahşi; çılgın, deli gibi; arsız, terbiyesiz; hoyrat; zırzop; savruk; dönek, güvenilmez; hiddetli, azgın; fırtınalı; çok hevesli, meraklı; hükmedilmemiş; serseri (kurşun); bazı iskambil oyunlarında kıymeti sabit olmayan (kart);

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yaban kedisi; dağ kedisi, vaşak, zool. Lynx; şirret kadın, ters huylu kadın; lokomotif ve tender; rizikolu iş; değeri şüpheli maden ocağı; evvelce verimsiz olan bir sahada bol petrol veren ilk kuyu; s. çürük, rizikolu, sağlam olmayan (iş);

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz başlı Güney Afrika antilopu, gnu, zool. Connochaetes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (şiir) şaşırtmak, şaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır, sahra; el değmemiş bölge; boşluk; şaşırtıcı kalabalık veya yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söndürülmesi güç ateş. spread like wildfire söndürülmesi imkansız derecede yayılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. av kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yabani ağaç veya fidan ve bunların meyvası; s. evcilleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayat; yabanıl hayvanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyun, hile, düzen, desise; f. hile yapmak, oyun oynamak; cezbetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. willfull.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karar vermek, niyet etmek; arzulamak; kastetmek, amaçlamak; gerçekleşmesini tahayyul etmek; vasiyet etmek, vasiyetle bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (would, (eski) wilt; wouldest, wouldst) gelecek zaman: -ecek. (istek), (kararlılık): I will win this game Bu oyunu kazanacağım (yetenek): This flower will grow even in sand Bu çiçek kumda bile yetişir. (alışkı): They would always visit him on Sund

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meram, maksat; murat, arzu dilek, istek, niyet; irade; vasiyet, vasiyetname. will power irade. against one's will isteğine karşı. at will istediği vakit, canı istediği gibi. ill will kin, garez, husumet; kötü niyet. make ones will vasiyetnamesini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bataklık yakamozu; ılgım; s. aldatıcı, yanıltıcı, Zümrüdüanka gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerikaya mahsus ve deniz kenarında yaşayan kanatları aklı karalı büyük bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, söz dinlemez, direngen; kasıtlı, bilerek yapılan. will fully z. kasten, mahsus. willfulness i. inatçılık; kasten yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., (argo), the ile sinirlilik, can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istekli hazır; razı; içten; gönüllü, isteyerek yapan. willingly z. isteyerek, seve seve. willingness i. isteyerek yapma, gönüllülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söğüt, bot. Salix; söğüt odunu veya kerestesi; soğut ağacından yapılmış kriket veya beysbol sopası. willow pattern aslında beyaz Çin porselen tabaklarında kullanılan ve içinde söğüt ağacı bulunan mavi renkte bahçeli köşk resmi. osier willow, bask

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pamuk veya yün ditme makinası; f. bu makina ile yün veya pamuk ditmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ister istemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i.,soldurmak, solmak; canlılığını yitirmek; isteği veya cesareti kırılmak; i. mecalsizlik, argınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski), thou ile eceksin; istiyorsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hilekâr, düzenbaz, oyunbaz, kurnaz. wiliness i. duzenbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. matkap, burgu; f. burgu ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik rahibelerinin kullandığı uzun baş örtüsü; baş ve boyuna dolanan ipek veya keten atkı; f. böyle atkı örtmek; dalgacıklar meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (won, -ning) i. kazanmak, yenmek, galip gelmek; birinci gelmek; ele geçirmek, temin etmek; gönlünü kazanmak; gayesine erişmek; fethetmek; (maden veya kömür) çıkarmak; i. zafer, yengi, başarı; kazanç; birinci gelme. win by a head yarışta bir at başı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acısı duyulan veya korkulan bir vuruştan ürküp çekinmek; i. ürkme, çekinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vinç, bocurgat; f. vinçle çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) i. döndürmek; sarmak; çevirmek; kurmak (saat); dolaşmak; geri dönmek; gizli gizli sokulmak; sarılmak; eğrilmek; bükülmek; i. dönemeç, yolun döndüğü yer; kurma .wind down yavaslamak; açmak (araba penceresi) .wind its way dolaşıp gitmek. wind

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgar, yel, hava; kasırga, hortum, bora; havanın estiği yön; havanın getirdiği koku, nefes; haber; soluk, nefes; boş laf; çoğ. orkestrada nefesli çalgılar; bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere; kafası dumanlı, sarhoş. in the wind's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi arasındaki çap farkı; den. geminin rüzgâra maruz kalan yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. dillidüdük, çalçene kimse; çenesi düşük kimse, geveze kimse; körük; (argo) göğüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâr ile savrulmuş; rüzgâr etkisiyle meyilli büyumüş (ağaç); kakül şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârın taşıdığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârla kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğu kesilmiş, soluksuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat kurgusu; sarılgan asma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlarda bilek şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bocurgat, ırgat; f. ırgatla çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. durgun, rüzgarsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek, donkişotluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere; pencere çerçevesi. window blind güneşlik. window box pencerenin dış tarafına konulup içine çiçek ekilen sandık. window dressing vitrin dekorasyonu; gösteriş, göz boyama. window frame pencere çerçevesi. window sash pencerenin açılır kapanır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tablet PC’Ierde kullanılan, dokunmatik ekran ve el yazısına uyumlu Windows işletim sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vitrin gezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarlada sıra sıra yere yatırılmış ekin; rüzgar sürüklemesiyle meydana gelmiş yaprak sırası; tohum ekmek için açılan saban izi; ağaçları rüzgârda devrilmiş arazi; f. tırmıkla dizi haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. rüzgâr hortumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere'de Windsor şehri; Büyük Britanya kral ailesinin soyadı. Windsor chair tahta çubuklardan yapılmış bir çeşit rahat sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapanış, bitiş; son kısım; (beysbol) topu atmak için kolu kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı, rüzgarı çok; rüzgar gibi, değişken; fırtınalı; hızlı; gaz yapan; havai; geveze; övüngen. windiness i. rüzgarlılık; gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarap; meyva şarabı; f. şarap içirmek, şarap içmek. wine cellar şarap mahzeni. wine measure şarap ölçü sistemi. wine merchant şarap tüccarı. wine stone şarap fıçısının dibinde kalan asit tartarik, kefeki taşı. wine vinegar üzüm sirkesi. wine an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayyaş, bekri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı şarap renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap kadehi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzüm cenderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap eksperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanat, cenah; kol; uçuş; uçuşan şey; kapı kanadı; açıkta oynayan futbolcu; mim. binanın yan çıkıntısı; ek bina; tiyatro yan oda; ask. ve den. kol; f. uçmak, kanatlanmak; kanat takmak; tüy takmak; uçurmak; uçarak götürmek; uçarak geçmek; yan par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayakları kanatlı; çabuk koşar; zool. ayakları uçmaya yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık kanatlar arasındaki mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpmak; göz kırparak işaret etmek; pırıldamak; i. göz kırpma; göz işareti; bir göz açıp yumma süresi, lahza; pırıltı. wink at görmezlikten gelmek. I can't sleep a wink Hiç uyuyamıyorum. forty winks k.dili. şekerleme, kısa uyku, kestirme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) kirpik; atlara mahsus meşin göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit deniz salyangozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kazanma, galip gelme; gen. çoğ. kazanç, kazanılan para; s. kazanan, galip; cazip, alıcı, sevimli, hoş. winning stroke başarı kazandıran vuruş. winningly z. cezbederek, cazip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buğdayı savurup tanelerini ayırmak; inceleyip ayıklamak; elemek; rüzgâr ile dağıtmak; kanatlarını çırpmak, uçmak; i. harman savurma küreği, yaba, harman savurma. winnowing machine harman savurma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -noes, -nos) A.B.D., (argo) şarap içen ayyaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevimli, hoş; neşeli, şen; çekici, alımlı. winsomely z. sevimli şekilde. winsomeness i. sevimlilik; çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. kış; soğuk hava; tatsız günler; (şiir) ihtiyarlık; f. kışı geçirmek, kışlamak; kışlatmak; s. kışla ilgili, kışlık. winter cactus subayra, bot. Epiphyllum grandiflora. winter cherry güveyfeneri, bot. Physalis alkekengi. winter quarters kışlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keklik üzümü, pirola, bot. Gaultheria procumbens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğuktan kurumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kışa benzer; kışa yakışır; soğuk. wintrily z. kış gibi. wintriness i. kışa benzerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarap tadındaki, şaraba benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocağında iki ana geçit arasındaki meyilli kısa dar geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. silmek, silip kurutmak; i. silme, siliş; temizleme; (argo) vuruş, tokat, dayak; (argo) mendil; (argo) alay, istihza. wipe away tears gözyaşlarını silmek. wipe one's boots on hor görmek, horlamak. wipe out, wipe off silmek, bozmak; yok etmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silici; silme aleti; silgiç; elek. kontak kolu; mak. dirsekli makara. windshield wiper silgiç; silecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tel; telgraf teli; telgraf; at yarışı hedefi; f. tel ile bağlamak; elektrik tesisatı ile donatmak; k.dili. telgraf göndermek, telgraf çekmek, tellemek; tele geçirmek; tel tuzakla tutmak; kroke oyununda topu telin arkasına getirerek vurulmasma mâni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-drew, -drawn) haddeden çekip tel yapmak; çekip uzatmak; münakaşa veya sözü çok uzatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tel. gibi tüyleri olan teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. telsiz; i., ing. radyo; telsiz telgraf veya telefon; f., ing. telsiz telgraf çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perde arkasından ipleri çekme, slang. torpil patlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. telle gizlice dinlemek; i. telle gizlice dinleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle gizlice dinleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel veya tel mamuller fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin köklerine arız olup sarı tele benzeyen ve güç kopan bir kurt, kök kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaliteli (yazı kâğıdı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telden yapılmış; tele benzer; sırım gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) tahmin etmek, zannetmek: düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl, akıllılık; ilim, irfan; bilgelik, hikmet, dirayet; bilgece söz. wisdom tooth yirmi yaş dişi, akıl dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) yoluyle; tarzda; -e bağlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) haberdar etmek, bilgi vermek. wise up (argo) aklını başına toplamak, hizaya gelmek; akıllanmak. Wise up! Sakın ha! Dikkat et! Gözünü aç!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usul, tarz, suret, yol, yöntem . in any wise herhangi bir suretle. in no wise hiç bir suretle, katiyen, asla. in some wise bir dereceye kadar. on this wise bu veçhile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı, tedbirli; tecrübeli, bilgin olan, ferasetli; bilgece; mahir, usta; k.dili. haberli; A.B.D., (argo) küstah. wise guy (argo) ukalâ, pişkin herif. .Don't get wise! Haddini bil! get wise (argo) haberdar olmak, dorusunu bilmek. I'm wise to him

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukalâ; bilgiçlik taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) nükteli söz, saka; f. nükteli söz söylemek. wisecracker i. nükteci kimse, şakacı kimse, hazırcevap kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dilemek, istemek, arzu etmek, rağbet etmek, temenni etmek; i. arzu, istek, dilek, emel, temenni; arzu olunan şey. wish ing. well dilek kuyusu. I wouldn't wish that on anyone Kimsenin başına gelmesini istemem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lâdes kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzulu, istekli. wishful thinking hüsnükuruntu. wishfully z. arzuyla, hasretle. wishfulness i. isteklilik; hüsnükuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. yavan, sulu, hafif; karaktersiz, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tutam, bir tutam şey; bağlam, deste, ufak demet; hüzme; ufak süpürge; bataklık yakamozu; f. süpürmek; buruşturmak. wisp'y s çok ince, çok hafif, çok zayıf; bir tutam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. wit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salkım, bot. Wistaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzulu, istekli, özlemli; dalgın. wistfully z. arzuyla, istekle. wist fulness i. isteklilik, özlemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl, fikir, us; anlayış, zekâ; duygu; nükte, zarif söz; nükteci kimse; yaratıcılık. a nimble wit keskin zekâ. at one's wit's end çözüm yolu bulamayan, tamamen şaşırmış. drive one out of one's wits çileden çıkarmak, çıldırtmak. have veya keep one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (wist, witting) (eski) (geniş zaman I wot, thou wost, he wot, we, you, they witen) bilmek, öğrenmek. to wit yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sihirbaz kadın, büyücü kadın; cadı, acuze, kocakarı; büyüleyici güzellikte kadın; yaramaz kız; f. büyülemek, meftun etmek; büyü yapmak. witch doctor büyücü doktor. witch hazel Amerika'da yetişen ve güzün sarı çiçekler açan bir çalı, bot. Hama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyü, sihir, afsun; büyücülük, bakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihir, büyü; cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrıkotu, bot. Triticum repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sihir, büyü, füsun; büyücülük; s. büyüleyici, teshir edici, füsunkâr; büyüye elverişli. witchingly z. büyüleyici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda danışma kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the books with my mother Kitapları anneme bırak. I'm with you there ! O konuda seninle aynı fikirdeyim. With this, she slapped his face H

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) karşı; geri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo), bak. with it.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) bununla beraber, mamafih; ayrıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (-drew, -drawn) geri çekmek, geri almak, geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal, withdrawment i. çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn s. çekilmiş; içine kapanık, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. söğüt çubuğu, saz; sögüt çubuğundan yapılmış bağ; f. sazla bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. solmak, kurumak; sararıp solmak; çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak; çürütmek, bozmak; utandırmak, susturmak. withering s. solan; utandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. widdershins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number def

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. söğüt dalı; saz; s. sazdan yapılmış; dayanıklı ve esnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız, kafasız. witlessly z. akılsızca, kafasızca. witlessness i. akılsızlık, kafasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt; f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak. witness box , witness stand tanık kürsüsü. Witness my hand and seal. İmzam ve mührüm bu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlayışlı , zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nükteli söz, şaka, espri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilerek yapılmış, kasıtlı, maksatlı. wittingly z. bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarif, nükteli, esprili, hazır cevap; zeki.wittily z. zekice; hazır cevaplıkla. wittiness i. zeka, espri kabiliyeti, hazır cevaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) evlenmek, karı almak; kadınla evlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hane. iki ayaklı ve kuyruğu dikenli olan kanatlı ejderha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) usta kimse; şahane şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyücü, sihirbaz; k.dili usta kimse; s. sihirli, büyülü; cazip, büyüleyici. wizardry i. büyücülük, sihirbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pörsümüş, pörsük, kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz yerel ağ.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., müz. tahtadan yapılmış nefesli sazlar, tahtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cihanşümul, evrensel, dünyaya yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önce pişirilip sonra dilim dilim kızartılan bir çeşiy peksimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. 16. yy.'da yaşamış olan İsviçreli Protestan lideri Zwingli'nin öğretilerime ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by