Win ne demek? | Win anlamı nedir? | Win

Win anlamı nedir?

Win ne demek?

Win anlamı nedir?

Win | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (won, -ning) i. kazanmak, yenmek, galip gelmek; birinci gelmek; ele geçirmek, temin etmek; gönlünü kazanmak; gayesine erişmek; fethetmek; (maden veya kömür) çıkarmak; i. zafer, yengi, başarı; kazanç; birinci gelme. win by a head yarışta bir at başı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle A.B.D.'nin kuzeydoğusunda yetişen bir cins sarılı kırmızılı kış elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekletilmiş şaraplann üzerinde meydana gelen ince tabaka halindeki kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yandan esen rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Darvin veya onun evrim teorisine ait. Darwinism (i). Darvin nazariyesi, Darvincilik, doğal ayıklanma öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çizim, karakalem resim, resim taslağı; kroki, plan; çizme sanatı; piyango, çekiliş. drawing account açık hesap. drawing board resim tahtası. draw (ing). book resim defteri. drawing card ilgi çekici kimse veya program. drawing compasses resim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş azalmak veya ufalmak, küçülmek; önemini kaybetmek, zeval bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kartal gibi hızlı ve yüksekten uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafım sarmak, örmek, tırmanmak (sarmaşık), bükmek, dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) dolaşmak, a sarılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin içine doğru büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine örmek veya sarmak; örülmek, sarılmak. intertwiningly (z.) birbirine örerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wound) birbirine sarmak, bir arada bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entwine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bilgisi olan, malumatı olan; çok bilmiş, şeytan, kurnaz, açıkgöz. knowingly (z.) bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zarkanatlılardan bir böcek, (zool.) Neuroptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmurkuşuna benzeyen bir kuş, kızkuşu; (zool.) Vanellus vanellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kış ortası, karakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (argo) sanrı uyandırıcı; çıldırtıcı; i. sanrılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek bol; taşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borç olan; borçlu. owing to sebebiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pas rengi ardıçkuşu; Amerika'ya mahsus kırmızı kanatlı bir çeşit karatavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikiş, dikilecek veya dikilmiş şey. sewing circle bir araya ge!erek yardım için dikiş diken kadınlar. sewing machine dikiş makinası. sewing silk ibrişim. sewing woman dikişçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gösteriş, göz önüne serme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, dolandırıcılık etmek; i. dolandırıcılık, dolandırma. swindler i. dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'pox i. domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf makinasının arkasında bulunan çeşitli açılara göre düzenleme cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dövmek, kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sallanan şey veya kimse; (argo) çılgınca hayatın tadını çıkarmaya uğraşan kimse; (argo) eşini paylaşan çiftten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tokmağı; f. tokmakla dövmek (keten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hızlı gitmek için kanatları kısmen kapanabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; hayvan gibi, kaba. swinishly z. hayvanca. swinishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (-ned, -ning) ikiz; çift; f. ikiz doğurmak; ikiz olarak doğmak; ikiz gibi kılmak. twin'born s. ikiz olarak doğmuş. Siamese twins birbirine yapışık olarak doğmuş ikiz kardeşler. the Twins ikizler burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. çifte uskurlu; iki ağızlı vida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sicim; sarma; sarılış; ipliğin karışıp dolaşması; f. bükmek, sarmak; sarılmak, çöreklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire sancı vermek, ıstırap vermek, birdenbire sancılanmak; i. birden gelen şiddetli sancı; azap, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpıştırmak; pırıldamak; çabuk çabuk görünüp kaybolmak; biduziye yanıp sönmek; i. göz kırpıştırma; pırıldama, pırıltı; bir göz açıp kapama müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz kırpıştırma; pırıltı, pırıldama; bir an. in the twinkling of an eye göz açıp kapayıncaya kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiz doğurma; iki şey veya kimsenin birleşmesi; iki kristalin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habersiz. unknowingly z. bilmeyerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (dolaşık veya sarılmış şeyi) açmak; çözülmek, açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkusuz. unwincingly z. göz kırpmadan, ürkmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) sarılmış şeyi çözmek, açmak: düzeltmek; gevşetmek, rahatlatmak; gevşemek, açılmak, rahatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya sallanış; ilerleme, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekkuyruk kuşu, zool. Bombycilla garrula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz üniformalı sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acısı duyulan veya korkulan bir vuruştan ürküp çekinmek; i. ürkme, çekinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vinç, bocurgat; f. vinçle çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wound) i. döndürmek; sarmak; çevirmek; kurmak (saat); dolaşmak; geri dönmek; gizli gizli sokulmak; sarılmak; eğrilmek; bükülmek; i. dönemeç, yolun döndüğü yer; kurma .wind down yavaslamak; açmak (araba penceresi) .wind its way dolaşıp gitmek. wind

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgar, yel, hava; kasırga, hortum, bora; havanın estiği yön; havanın getirdiği koku, nefes; haber; soluk, nefes; boş laf; çoğ. orkestrada nefesli çalgılar; bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere; kafası dumanlı, sarhoş. in the wind's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi arasındaki çap farkı; den. geminin rüzgâra maruz kalan yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. dillidüdük, çalçene kimse; çenesi düşük kimse, geveze kimse; körük; (argo) göğüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâr ile savrulmuş; rüzgâr etkisiyle meyilli büyumüş (ağaç); kakül şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârın taşıdığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârla kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğu kesilmiş, soluksuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat kurgusu; sarılgan asma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlarda bilek şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bocurgat, ırgat; f. ırgatla çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. durgun, rüzgarsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek, donkişotluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere; pencere çerçevesi. window blind güneşlik. window box pencerenin dış tarafına konulup içine çiçek ekilen sandık. window dressing vitrin dekorasyonu; gösteriş, göz boyama. window frame pencere çerçevesi. window sash pencerenin açılır kapanır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tablet PC’Ierde kullanılan, dokunmatik ekran ve el yazısına uyumlu Windows işletim sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vitrin gezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefes borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarlada sıra sıra yere yatırılmış ekin; rüzgar sürüklemesiyle meydana gelmiş yaprak sırası; tohum ekmek için açılan saban izi; ağaçları rüzgârda devrilmiş arazi; f. tırmıkla dizi haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. rüzgâr hortumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere'de Windsor şehri; Büyük Britanya kral ailesinin soyadı. Windsor chair tahta çubuklardan yapılmış bir çeşit rahat sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapanış, bitiş; son kısım; (beysbol) topu atmak için kolu kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı, rüzgarı çok; rüzgar gibi, değişken; fırtınalı; hızlı; gaz yapan; havai; geveze; övüngen. windiness i. rüzgarlılık; gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarap; meyva şarabı; f. şarap içirmek, şarap içmek. wine cellar şarap mahzeni. wine measure şarap ölçü sistemi. wine merchant şarap tüccarı. wine stone şarap fıçısının dibinde kalan asit tartarik, kefeki taşı. wine vinegar üzüm sirkesi. wine an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayyaş, bekri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı şarap renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap kadehi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzüm cenderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap eksperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanat, cenah; kol; uçuş; uçuşan şey; kapı kanadı; açıkta oynayan futbolcu; mim. binanın yan çıkıntısı; ek bina; tiyatro yan oda; ask. ve den. kol; f. uçmak, kanatlanmak; kanat takmak; tüy takmak; uçurmak; uçarak götürmek; uçarak geçmek; yan par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayakları kanatlı; çabuk koşar; zool. ayakları uçmaya yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık kanatlar arasındaki mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpmak; göz kırparak işaret etmek; pırıldamak; i. göz kırpma; göz işareti; bir göz açıp yumma süresi, lahza; pırıltı. wink at görmezlikten gelmek. I can't sleep a wink Hiç uyuyamıyorum. forty winks k.dili. şekerleme, kısa uyku, kestirme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) kirpik; atlara mahsus meşin göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit deniz salyangozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kazanma, galip gelme; gen. çoğ. kazanç, kazanılan para; s. kazanan, galip; cazip, alıcı, sevimli, hoş. winning stroke başarı kazandıran vuruş. winningly z. cezbederek, cazip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buğdayı savurup tanelerini ayırmak; inceleyip ayıklamak; elemek; rüzgâr ile dağıtmak; kanatlarını çırpmak, uçmak; i. harman savurma küreği, yaba, harman savurma. winnowing machine harman savurma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -noes, -nos) A.B.D., (argo) şarap içen ayyaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevimli, hoş; neşeli, şen; çekici, alımlı. winsomely z. sevimli şekilde. winsomeness i. sevimlilik; çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. kış; soğuk hava; tatsız günler; (şiir) ihtiyarlık; f. kışı geçirmek, kışlamak; kışlatmak; s. kışla ilgili, kışlık. winter cactus subayra, bot. Epiphyllum grandiflora. winter cherry güveyfeneri, bot. Physalis alkekengi. winter quarters kışlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keklik üzümü, pirola, bot. Gaultheria procumbens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğuktan kurumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kışa benzer; kışa yakışır; soğuk. wintrily z. kış gibi. wintriness i. kışa benzerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarap tadındaki, şaraba benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocağında iki ana geçit arasındaki meyilli kısa dar geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., müz. tahtadan yapılmış nefesli sazlar, tahtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. 16. yy.'da yaşamış olan İsviçreli Protestan lideri Zwingli'nin öğretilerime ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by