Wit ne demek? | Wit anlamı nedir? | Wit

Wit anlamı nedir?

Wit ne demek?

Wit anlamı nedir?

Wit | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl, fikir, us; anlayış, zekâ; duygu; nükte, zarif söz; nükteci kimse; yaratıcılık. a nimble wit keskin zekâ. at one's wit's end çözüm yolu bulamayan, tamamen şaşırmış. drive one out of one's wits çileden çıkarmak, çıldırtmak. have veya keep one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (wist, witting) (eski) (geniş zaman I wot, thou wost, he wot, we, you, they witen) bilmek, öğrenmek. to wit yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı; cıvıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü yapmak; tehir etmek; cezbetmek, hayran etmek. bewitcher i. cezbedici kimse, çekici kimse, alımlı kimse. bewitching s. cazibeli. bewitchingly z. cazibeli olarak. bewitchment i. büyü, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo ahmak kimse, alık kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görgü şahidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) Limosa familyasından çulluğa benzeyen bir kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahmak, budala, ebleh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bununla; ilişikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. obüs, havan topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya kuş beyinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkuşu, zool. Vanellus cristatus; kara başlı martı; sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zeki, çabuk anlar, çabuk cevap verir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zeki, şeytan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güç anlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Switzerland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince ağaç dalı, çubuk; inek kuyruğunun ucu; ilâve saç, postiş; demiryolu makası; elek. devre anahtarı, anahtar; şalter; f. çubukla vurmak, dövmek; sallamak (kamçı); d.y. makastan geçirmek; elektrik düğmesini çevirmek; değiş tokuş etmek. switc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. viraj, dönemeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sustalı bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telefon santralı; anahtar tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu makasçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsviçre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onunla; aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. azarlamak, kusurunu yüzüne vurmak; takılmak, kızdırmak; i. takılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire kapıp çekmek; seğirmek; i. çekip koparma, kapıp çekme; bir kasın gayri ihtiyari oynaması, seğirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cıvıldamak; kıs kıs gülmek; yüreği çarpmak, heyecanlanmak; cıvıldar gibi söylemek; i. cıvıltı; heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıksız, şahitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan; kasıtsız. unwittingly z. istemeyerek, bilme yerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (bağlaç), zam., i., (eski) ne ile; nasıl; (bağlaç) ile; zam., i. imkânlar, gereçler. the clue wherewith the riddle was solved bilmeceyi çözümleyen ipucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gereçler, araçlar; para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sihirbaz kadın, büyücü kadın; cadı, acuze, kocakarı; büyüleyici güzellikte kadın; yaramaz kız; f. büyülemek, meftun etmek; büyü yapmak. witch doctor büyücü doktor. witch hazel Amerika'da yetişen ve güzün sarı çiçekler açan bir çalı, bot. Hama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyü, sihir, afsun; büyücülük, bakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihir, büyü; cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrıkotu, bot. Triticum repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sihir, büyü, füsun; büyücülük; s. büyüleyici, teshir edici, füsunkâr; büyüye elverişli. witchingly z. büyüleyici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda danışma kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the books with my mother Kitapları anneme bırak. I'm with you there ! O konuda seninle aynı fikirdeyim. With this, she slapped his face H

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) karşı; geri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo), bak. with it.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) bununla beraber, mamafih; ayrıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (-drew, -drawn) geri çekmek, geri almak, geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal, withdrawment i. çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn s. çekilmiş; içine kapanık, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. söğüt çubuğu, saz; sögüt çubuğundan yapılmış bağ; f. sazla bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. solmak, kurumak; sararıp solmak; çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak; çürütmek, bozmak; utandırmak, susturmak. withering s. solan; utandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. widdershins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number def

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. söğüt dalı; saz; s. sazdan yapılmış; dayanıklı ve esnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız, kafasız. witlessly z. akılsızca, kafasızca. witlessness i. akılsızlık, kafasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt; f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak. witness box , witness stand tanık kürsüsü. Witness my hand and seal. İmzam ve mührüm bu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlayışlı , zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nükteli söz, şaka, espri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilerek yapılmış, kasıtlı, maksatlı. wittingly z. bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarif, nükteli, esprili, hazır cevap; zeki.wittily z. zekice; hazır cevaplıkla. wittiness i. zeka, espri kabiliyeti, hazır cevaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by