With-it ne demek? | With-it anlamı nedir? | With-it

With-it anlamı nedir?

With-it ne demek?

With-it anlamı nedir?

With-it | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo), bak. with it.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. Gelişmiş 10-bit LCD panel teknolojisi, 1024 gölge geçişi sunmak için Sony tarafından BRAVIA TV’ler için geliştirilmiştir. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve her şeyin aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses, 6 ses bölümünde kaydedilir (= 1/2 kare, 1 stereo kanal). 32 kHz örnekleme frekansı ca. 16 kHz çalma frekansına izin verir. 12 bit modu genellikle ses ekleme ve ses üstü kayıt için kullanılır; ek stereo kanallar, ör. orijinal 6 ses bölümüne müzik ya da konuşma eklenebilir. Toplam 2 stereo kanal (her biri 16 kHz çalma frekansında).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses kalitesi için genişletilmiş 24 bit çözünürlüklü yüksek kalite Dijital Analog Dönüştürücü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden (bkz.el-Basıt).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iktidar, yetenek, kabiliyet; marifet, hüner; dirayet, zekâ; huk ehliyet, kudret abilities (i) kabiliyetler; hassalar, melekeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat) başlangıçtan, aslından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaldırılma, ilga abolitionist i herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inanmak, güvenmek, itimat etmek, itibar etmek; itimatname vererek memur etmek accredita'tion (i),(ABD). (bir okul, yüksek okul veya üniversiteye teftişten sonra verilen) muadelet belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acımasına sebep ol acıttım.

2.Cefa ve eziyet vermek. acımak, ağrıtmak, ağrı ve sızı vermek: Elimi


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. cause pain. pain. bite. sting. gnaw. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. sting. to hurt. to pain. to cause pain. to make sth bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain. to smart. to do sb hurt. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplan boğan, bıldırcın otu,(bot). Aconitum napellus. wolfsbane aconite kurtboğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanılan şey, iktisap; kütüphaneye yeni gelen kitap; müzeye yeni gelen eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak; davranmak hareket etmek. acquit oneself well vazifesini iyi yapmak. be acquitted beraat etmek, temize çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zimmetten kurtulma; ibra senedi, makbuz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faaliyet; fiil, amel; kuvvet; etki, tesir; faal oluş; tez canlılık, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keskinlik, sivrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ilave edilmiş şey; (mat). toplama in addition to (-e) ilâveten, ayrıca, fazla olarak. additional (s). biraz daha, ilâve edilen, eklenilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). katkı; katılan kimyasal madde; (s). toplamsal, ilâve olunacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adénite

tıp ak kan yangısı

Lenf düğümleri iltihabı.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan, Sarımsak

Hazırlanışı : Öğle ve akşam yemeklerinde yarımşar kuru soğan ile ikişer diş sarımsak yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). koymak, yapıştırmak, vermek (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden ocağına giden yatay geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kabul etmek, teslim etmek ; içeriye bırakmak, girmesine müsaade etmek: izin vermek, müsaade etmek admit of imkân vermek admittance (i). içeriye kabul; girme müsaadesi , giriş hakkı. No admittance. Girilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). itiraf edildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembih, ihtar, nasihat, öğüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli çabuk, usta, becerikli, mahir, hünerli. adroitly (z). hünerle.adroitness (i). hüner, marifet, el çabukluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilâve edilen, katma , ek olan, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) arızi, harici, tesadüfe bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlu sıkıntı, üzgü, zorluk, güçlük; çapraşık durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göktaşı: aerolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrit), (bk.) ifrit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, tatlılık, hatırşinaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğilim, meyil, eğinim; (kim). çekme; alâka, ilgi, cazibe; dünürlük, hısımlık, nikâhtan hâsıl olan akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aftâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) l. Güneş, gün ışığı. 2.Çok güzel, dilber, parlak yüz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir ölünün arkasından onun iyi hallerini ve ölümünden duyulan acıları ifade etmek üzere ya2ilan şiir” veya yazı, mersiye.

2.Ağlama, nevha.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegy. lament. threnody. requiem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegiac. elegy. lamentation. threnody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü için ağıt söyleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) propaganda ve kışkırtma bürosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağrıyı mucip olmak, veca ve elem vermek. Başağrıtmak = Tasdi ve iz’ac etmek, sıkıntıya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give / to cause pain. to let ache. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uhûd).

1.Bir işi üstüne alıp söz verme, uhdesine alma: Ahdettim.

2.Cenâb-ı Hakk’a karşı olan taahhüt, and, yemin: Ahdim olsun.

3.Sözleşme, mukavele, peymân, misak, muahede : Ahd ve peymân.

4.Tanrı’ca, İsrail’e vaki olan misak: Ahd-i Atıyk: Tevrat, Ahd-i Cedîd: İncil.

5.Zaman, devir, hengâm, asır: Ahd-i kadîmde, Romalılar’ın ahdinde, ahd-i şehâb = Gençlik zamanı.

6.Bir hükümdarın zamanı, saltanat devri: Sultan Orhan Gazi ahdinde; ahd-i Sultân Selîm hânîde.Fermân-ı Alî, hatt-ı hümâyûn.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alışveriş (Aksata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü.: Aide.) («avdet» den if.).

1.Dönen, rücû ve avdet eden. müz.

2.Taallûk eden, münasebet ve taallûku olan, râci, dair: bu vazife bana ait değildir; bunun iyiliği ve kötülüğü kendisine aittir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belonging to. concerning. relating to. relative to. appurtenant. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. relating to. regarding. belonging to. pertaining to. property of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An islet, or little isle, in a river or lake; an eyot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. belonging. regarding. relating to. pertaining to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agency for Instructional Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape. advanced intelligent tape; a helical scan technology developed by Sony for tape backup/archive of networks and servers, specifically addressing midrange to high-end backup requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aeromedical Isolation Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Information Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alliance Internationale de Tourisme. algorithm integration team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agreement on Internal Trade, signed by the federal and provincial governments Text is at http://strategis ic gc ca/SSG/il00021e html.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The AIT front card provides an ATM trunk interface for the IPX The AIT operates in conjunction with a backcard, AIT-T3 or AIT-E3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian Institute of Technology, Thailand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airside Integration Testing. Developed by Sony, using helical scan technology and 8mm tape AIT tape drives use Advanced Metal Evaporated tape formulation AIT drives and media achieve a native capacity of 25GB Unique MIC technology gives fast data access f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape, this a Sony magnetic tape using the 8mm cassette standard, these cassettes can hold up to 100GB. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitation

1. körükleme,

2.tıp çırpıntı

1. Körüklemek işi. 2.Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agité

körüklenmiş

Bir kimse tarafından kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrines. tenets. religious precepts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akd) (i. A.) (c. ukud).

1.Bağlama, rabtetme.

2.Düğümleme, düğüm yapma, çözme mukabili. 3.İki kişi veya iki taraf arasında olacak bir işin, iki tarafın rızasıyle kararlaştırılıp taahhüde alınması : Mukavele akdi, nikâh akdi, muahede akdi, ittifak akdi. 4.Kurma, tertip, tanzim, teşkil: Meclis akdi, cemiyet akdi: Meclis akdettiler.

5.(«Akdi-nikâh» dan muhtasar) nikâh icrası, nikâh etme, nikâhlanma işi ve töreni: Bugün falan evde akid vardır; dün akid icra olundu. Hall-i akd-ı umûr: İşlerin görülmesi ve idaresi: Hall-i akd-ı umûr onun elindedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. contract mukavele. marriage agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. contract. treaty. covenant. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın alnından burnuna doğru uzanan beyaz veya pembe leke, (edirne taraflarında gözlemeye akıtma derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. discharge. fluxation. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. delivery. infusion. conduction. shedding. outpouring. emptying. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akmasına sebep olmak, cereyan ettirmek, isâle etmek. Gözyaşı akıtmak = Ağlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. shed. drain. weep. disembogue. drain away. drain off. drip. funnel. spill. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. exude. pour. shed. to let sth flow. to pour. to drain. to shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discharge. to pour. to empty. to shed. to outpour. to drain. to conduct. to bleed. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Açonite) (botanik). Kurtboğan denilen bitki ki, özünden akonitin denilen zehirleyici madde çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Aconitine). Kurtboğan denilen bitkiden çıkan bir zehirleyici madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accreditation

denklik

Denk olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accreditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bankaların kendi şubelerine veya başka bir bankaya bir kimse için açtırdığı, miktarı belli hesap.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accréditif

1. ekon. güven yazısı,

2.ekon. kredi mektubu

1. Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap.

2.Bankaların veya mali kuruluşların müşterilerine ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak için şubelerine veya muhabirlerine gönderdikleri yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit. commercial letter of credit. documentary letter of credit. documented credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu uğurlu. 2.Ak. 3.Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devletinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Aktinyum, protaktinyum, toryum, tunyum, plutonyum, küryum, amerikyum ve berkelyum radyoaktif elemanlarının ortak ismi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activité

etkinlik

Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günün hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualité

güncellik

Güncel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newsreel. topicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). neşe ve çeviklik, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bağlaç gerçi, her ne kadar, ise de, fakat, yine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Alkol veya asitlerden elde edilen uçucu bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.) Umumiyetle, umumî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاطلاق] genellikle. 2.rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatal, bıçak yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). IX. yüzyıl Türk matematikçilerinden Musa oğlu Harezmli Muhammed’e, Araplar’ın verdiği «Alharezmî» kelimesinden, Batılılar’ın yaptığı bir terimdir. Ortaçağ’da ondalık sayı sistemine göre yapılan, sonraları ise, herhangi bir kaideye bağlı bulunan her çeşit hesap işlemine ad olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm. algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Hususiyetleri alkalileri andıran organik madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrial subway. subway crossing. underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklik, yükselti, irtifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belirsizlik, muğlâklık , müphemiyet, şüpheli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çevre, muhit, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, ihtiras (iyi şeyler için olunca makbul sayılır); heves; şiddetle arzu olunan şey. ambitious (s). haris, hırslı; çok istekli, tutkun; başarma isteği olan; büyük işler peşinde koşan. ambitiously (z). ihtirasla, hırsla, hevesle. ambitiousn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılık, letafet; (çoğ). hoş tavırlar; hayatın hoş ve konforlu yönleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anfiteatr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşak huyluluk , sevimlilik, tatlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amino acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. amonyak kelimesinden, kimya). Amonyakın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle meydana gelen bir birleşikler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) dostluk, ahbaplık, sevgi, hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kafadanbacaklı kabuğunun fosili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühimmat, cephane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir köşeye çekilmiş olan kimse, münzevi hayat yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bir çeşit yanardağ kültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

andesite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Oturulacak yerleri kademe kademe yükselen büyük yapı.

2.Kademeli şekilde yükselen arazi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)’. Kazdan büyücek, tuğla renginde bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut angıdî). (i.). Angıt kuşu ve tuğla renginde olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılı veya köşeli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin düşmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). Büyük bir olayı gelecek nesillere hatırlatmak için meydana getirilen, dikkati çekecek büyüklükte yapı, Abide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorial. monument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cenotaph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tomb of Atatürk in Ankara. mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a monument status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit veya tahsisat alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit; tahsisat, her yıl tahsil edilen belirli bir gelir; hizmete bedel olmayarak bir yerden verilen yıllık maaş.contingent annuity şarta bağlı yıllık maaş. deferred annuity ilerde belirli bir zamanda verilecek yıllık maaş. join

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarı bilinmeyiş, gerçek ismini saklama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Barsak iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok sert bir çeşit maden kömürü, antrasit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yahudi aleyhtarı. anti-Semit'ic (s). Yahudilerin aleyhinde olan. anti-Sem'itism (i). Yahudi aleyhtarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiquité

1. eskilik,

2.tar. İlk Çağ

1. Eski olma durumu.

2.En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküş yılı olan miladi 476’ya kadar süren çağ.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskilik, antikalık; eski zamanlar, eski zaman adamları, eski zaman medeniyeti; (gen). (çog).. eski zaman kalıntıları; çok ihtiyar kimse, çok eski şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). raşitizme karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mukabil, karşı tez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antitez, karşı tez, karşı sav; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşıt olan, tezatlı;tezat mahiyetinde .antithetically (z). tezat teşkil ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Toksinleri zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (biyol). antitoksik.antitoxin i antitoksin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ekon). tröstlerin teşekkül etmesine karşı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydana geleceğine önceden işaret veya ima edilen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan gelir. Fr. Anthracit, kimya). Maden kömürüne benzer bir maden ki, iyi yanmayıp kurşun kalemi imaline yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthracite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind coal. broken coal. coal glance. hard coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropoïde

insansı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah; istek, arzu, şehvet. Iose one's appetite iştahı kesilmek. ravenous appetite aç kurt iştahı, azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, münasip, yerinde. appositely (z). uygun bir şekilde. appositeness (i). uygunluk, yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). aynı şeyi açıklayan iki kelimenin yan yana konması; bir araya koyma, ekleme, ilave etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı şeyi açıklayan ve yan yana bulunan kelimelerin ikincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istidat, yetenek, kabiliyet , meyil, anıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Billûrlaşmış bir çeşit kalsiyum karbonat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çizgi ve satıhların kendi aralarında veya birbirleriyle kesişmesinden doğan çizgi veya nokta.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Baklagillerden, yerfıstığını veren bitki (Arachis hypogaea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakem, iki taraf arasındaki bir mesele hakkında kesin karar verme yetkisi olan tarafsız kimse: son söz sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). bir borsada satın alınan tahvilatı aynı zamanda diğer bir borsada kâr ile satma; arbitraj; hakem vasıtası ile bir davayı halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tahviller, hisse senedi, yabancı para v.s. yi daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arbitrage

tic. ara kazanç

Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital consumption allowances. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Arbitrage)

Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). indi, kendince, ihtiyari , keyfi. arbitrarily (z). keyfi olarak. arbitrariness (i). keyfi hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek; karar vermek; hakem kararıyla halletmek.arbitra'tion (i). hakem kararıyla halletme. arbitration court (huk) hakem mahkemesi. arbitrator (i). hakem, iki taraf arasındaki bir meselede kesin karar verebil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mimarlığa ait, yapı veya plan Çizmeye ait; teknik yönden mimarlığı andıran; bir sistemin organizasyon kurallarını belirten (ilim v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ beli, geçit, boğaz. (Argıdal ve argadal kelimeleri de bu mânâda kullanılabilir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temizleyen, arı duruma getiren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent. conditioner. sterilizer. purger. refiner. rectifier. filter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining. refinement. purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clarification. refinement. decontamination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. purification. cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clea sing. refining. treatment. sublimation. reduction. reducing. cleaning. processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yıkamak, yumak, tathir ve tanzif etmek.

2.Temizlemek, tasfiye etmek, sadeletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. purge. purify. rectify. refine. to purify. to clean. to cleanse. to refine. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to clean. to cleanse. to refine. sublimate. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2.Bu ilimle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s), (tlb) arterit; (s) mafsala ait; mafsal iltihabına ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tlb) mafsal iltihabı, arterit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık tavırlar; sunilik; taklit şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arthritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb sıskalık, karında istiska, karına su dolması, karında sıvı toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendiliğinden meydana gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bileşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz meydana getirebilen ve mavi turnusolü kırmızıya çevirmek özelliğinde olan hidrojenli birleşik, hamız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbolic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Esas olarak, sanayi tesislerinden, konutların ısıtılmasından ve otomobillerden kaynaklanan, sülfür ve azot oksitleri içeren su buharı emisyonlarının yol açtığı asit çökelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Astân (i. F.).

1.Eşik, atebe.

2.Dergâh, der-bâr, bâr-gâh.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ASTİN (i. F.). Esvab koyu, yen, gem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağın ve suyun asitli emisyonlarla kirlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock. hanging lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, kütülük şenaat , canavarlık. atrocities (i).(çoğ). mezalirn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutum, davranış, tavır; vaziyet alış; (hav). dünya ve ufka göre meyil (s).tutumla tutumla ilgili, vaziyete ait. attitudinize (f). tavır takınmak, vaziyet almak, çalım satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeyle aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürtüşme, yıpranma, aşınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı; cıvıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cüret; küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). hesapların gözden geçirilmesi, hesapların kontrolu, kesin hesap; (f). hesapları kontrol etmek. auditor (i). hesap kontrolörlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dinlemek; ABD dinleyici talebe olarak bir dersi takip etmek. auditive (s)., (i). işitmeyle ilgili (şey) auditory (s). işitme duyusu ve organları ile ilgili; (i)., (çog). dinleyiciler. auditory canal (anat). kulak yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (opera, koro, v.b.'ne girmek için yapılan) ses imtihanı; işitme hassası, işitme kuvveti, işitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). usta, mahir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr).sütlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yetki, salâhiyet, hâkimiyet , otorite; hükümet; itibar, nüfuz; bilirkişi, ehli vukuf, erbap; şahadet, şahit; yetkili sayılan kitap veya yazar. the authorities yetkili olanlar; polis ve hakimler author'itative (s). yetkili, salahiyettar; itima

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek, gözlemek, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kk yd. k.). (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparatus. device. instrument. utensil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eyitmek, söylemek, demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. matematik), iki düzlemin arakesiti: Bir kübde on iki ayrıt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çok uzamak, hadden ziyade boy peyda etmek.

2.Yoldan sapmak, taşkınlık etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get out of control. to get wild. to go too far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make worse. to aggravate. to exacerbate. lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan oluşan, havaya bırakılınca zehirli hâle gelen kirletici madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(jeol). bir çeşit bakır cevheri; fazla değeri olmayan bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tam bedenî kuvvet.

2.Gençlik, delikanlılık.

3.Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaytmetal, mil yataklarında kullanılan bir alaşım; buna benzer herhangi bir alaşım. babbitt bearings bu maden ile yapılan mil yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ABD ana babanın evde olmadıgı zaman çocuğa (çoğu zaman birgece için) bakmak. baby sitter çocuk bakıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gıyabındaçekiştirmek, arkasından konuşmak, iftira etmek. backbiter (i). dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). iğneardl dikiş; (f). iğneardı dikiş dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bahtı açık şanslı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط اطلسی] Atlas Okyanusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط کبير] Büyük Okyanus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). olta veya kapan için yem; aldatma, cezbetme; mola, konak; (f). oltaya veya kapana yem koymak; olta veya tuzak yemi ile cezbetmek; üzerine köpek saldırtmak (hayvan) ; eziyet etmek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tic. mark. bakalit; telefon ahizeleri v.b. yapımında ve elektrik veya hararet tecridi için kullanılan bir çeşit plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haydut, eşklya, yol kesen kimse. banditry (i). haydutluk. bandits, banditti (i)., (çoğ). eşklya takımı, haydut çetesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, zalimlik, medeniyetsizlik, sanat ve edebiyatta zevksizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barite ağır spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Tabiî haldeki baryum sülfat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek sesleri içinde tenor’la bas arasında ses sahası olan. Bazı çalgılara da bu ad verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barytone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı aleti, bariton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dini görevleri yüklenebilecek yaşa gelmiş Musevi erkek çocuk; ergenlik töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «baststan) (mü. basîta) (c. basâit). T. Düz, Arızasız.

2.Açık, vâsî, geniş.

3.Mürekkep olmayan, sade: Ecsâm-ı basîta = Basit cisimler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bast» dan if.) (anatomi). Bir uzvu uzatıp açan adale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. basic. easy. elementary. countrified. crude. elemental. everyday. facile. foolproof. frugal. homely. humble. jejune. potty. primitive. simplex. simplificative. simplistic. small. straightforward. undemanding. vulgar. frugally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. bluff. chaste. cheap. commonplace. dry. easy. elementary. facile. homely. plain. quiet. rudimentary. simple. spartan. uncoloured. unpretentious. unsophisticated. easy kolay. basic. plain sade. ordinary. unimportant. small-time. small-time. simple

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary. plain. simple. ordinary. common. manifest. natural. incomplex. unaffected. artless. bare. chaste. fiddling. homely. jammy. rustic. simple bonus. simple person. single. straight up and down. straightforward. uncoloured. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بسيط] sade. 2.kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple interest. interest on ordinary deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrtifâ, yükseklik tahtası: Basita-i şemsîyye, basita-i kutbiyye, basita-i ufkıyye, basita-i leylîyye = Bu Aletin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. homeliness. primitiveness. smallness. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., jeol. derinde bulunan bir çeşit volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit alüminyum oksit veya hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat’ın Gülçiçck Hatun’dan olma oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazitli mantarların üremesine yarayan sporları veren hücreler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bina patlaması sesinden yavaşça nefes alışa dek BRAVIA setinizden gelen her sesi ‘parazitsiz’ saf bir netliğe kavuşturur. BBE® dijital ses sinyaline yapay hiçbir şey eklemez bunun yerine sesi orijinal her ayrıntıyı ve farkı verebilmek için sadık biçimde yeniden yapılandırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak saadet, uhrevi saadet. the Beatitudes Hz isa'nın Matta incilinde geçen sözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

import without foreign exchange transfer. import with waiver. unpaid non-quota imports. non-cost import. imports free from payment. import without waiver. imports free of payment. import without velue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastası, deli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uygun olmak, münasip olmak, denk gelmek. befitting s. uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. nüktedan insan, zarif kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koni biçiminde olan bir çeşit fosil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, küçümsemek; alçaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dövüşkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem) şükretme;(ünlem) Hamd olsun!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fayda, kar, yarar, menfaat; menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri; hak, imtiyaz, yetki; f. hayır işlemek, iyiliği dokunmak; istifade etmek, yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sınıfına tanınan dokunulmazlık imtiyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vahşilik, canavarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyü yapmak; tehir etmek; cezbetmek, hayran etmek. bewitcher i. cezbedici kimse, çekici kimse, alımlı kimse. bewitching s. cazibeli. bewitchingly z. cazibeli olarak. bewitchment i. büyü, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Yezid, Yezid’in babası, kısaltılmıştır. - Arapça’dan Türkçeleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ev.

2.(edebiyat) İki mısradan mürekkep nazım parçası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stave. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاانقطاع] kesintisiz, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki harfli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. biyotit, kara mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki bölümlü, iki kısımlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Resimde, tüm öğelerin koordinasyonu ile asıl temanın, amacın vurgulanacağı bir birlik yaratılması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bisküvit, çörek, kremasız pasta; açık kahverengi; perdah vurmadan evvelki haliyle fırınlanmış çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizliğe riayet etmeyen adamların üstünde ve başında ve tavuklarla sair hayvanlarda hasıl olan ve ısırdığı yeri kaşındıran küçük bir cins böcek, kehle. Bit tutmak, baş biti, tavuk biti. Buğday biti = Buğdayda hasıl olan bir küçük böcek. Tahtabiti = Tahtaların aralıklarında barınan, kokan ve tâciz eden böcek, tahtakurusu. Çiçek biti = Çiçeklerde hasıl olan küçük bir böcek. Kasık biti = Kene. Külek biti = Kulağa kaçan, çatal kuyruklu bir böcek. Kâğıt biti = KAğıdı ve kitapları delip harabeden güve. Bltotu = Bite karşı kullanılan bitki. Ar. haşîşetülkamle. Bitpazarı = Çarşının eski elbiseler satılan yeri. (Batpazarı yazmakta mânâ yoktur). Bityeniği = Gizli ayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. headlouse. cootie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. nit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a bridle, usually of iron, which is inserted in the mouth of a horse, and having appendages to which the reins are fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Anything which curbs or restrains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of anything, such as may be bitten off or taken into the mouth; a morsel; a bite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A small piece of anything; a little; a mite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somewhat; something, but not very great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tool for boring, of various forms and sizes, usually turned by means of a brace or bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a key which enters the lock and acts upon the bolt and tumblers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cutting iron of a plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the Southern and Southwestern States, a small silver coin formerly current; commonly, one worth about 12 1/2 cents; also, the sum of 12 1/2 cents. 3d sing. pr. of Bid, for biddeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the British West Indies, a fourpenny piece, or groat. the cutting part of a drill; usually pointed and threaded and is replaceable in a brace or bitstock or drill press; 'he looked around for the right size bit' piece of metal held in horse's mouth by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small quantity; 'a spot of tea'; 'a bit of paper'. a small fragment of something broken off from the whole; 'a bit of rock caught him in the eye'. an indefinitely short time; 'wait just a moment'; 'it only takes a minute'; 'in just a bit'. an instance o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digIT A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidthis usually measured in bits-per-second See also: Bandwidth, Bit, bps, Byte, Kilobyte, Megabyte. -- A single digit number in base-2, in ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for binary digit The smallest unit of information a computer can have The value of a bit is 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BInary digiT The smallest unit of information in a computer, either on or off, represented in binary as either 1 or 0. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviated with small 'b' Binary Digit The smallest unit of data in a computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digit, the smallest unit of information in a computer, represented as a 0 or 1 One character is typically seven or eight bits in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit; a zero or one The basic unit of storage and information transfer in a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of data processing information A bit assumes the value of either 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contraction of binary digit, a bit is the smallest unit of information that a computer can hold Eight bits is equivalent to a byte The speed at which bits are transmitted or bit rate is usually expressed as bits per second or bps. -- A single digit numb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information on a computer network; a binary digit Data is transmitted in bits per second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest element of computerized data A full text page in English is about 16,000 bits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information in a computer, equivalent to a single zero or a one The word 'bit' is a contraction of a 'binary digit ' Eight bits are needed to create a single alphabetical or numerical character, which is called a 'byte '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single-digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero A bit is the smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit ; it is the most basic unit of data that can be recognized and processed by a computer. A bit is the smallest unit of data in a computer A bit has a single binary value, either 0 or 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information a computer can manipulate A bit is either 0 or 1 Eight bits combine to make one byte Abbreviated 'b '. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement that represents one figure or character of data A bit is the smallest unit of storage in a computer Since computers actually read 0s and 1s, each is measured as a bit The letter A consists of 8 bits which amounts to one byte Bits are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayarın işleyebileceği en küçük veri parçası. 0 ve 1 olmak üzere yalnızca iki değere sahip olabilir (“açık” ya da “kapalı” olarak da bilinmektedir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir aletin keskin olan ucu; matkap; gem; anahtarın kilide giren kısmı; f. gemlemek; tahdit etmek, sınırlamak. take the bit in one's teeth idareyi eline almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. parça, lokma, kırıntı, küçük bir kısım; kısa zaman; bilgi iletme birimi, elektronik beyin vb ile muhaverede en ufak birim;(sahnede) ufak rol; A.B.D., (argo) numara; ing. pek az değerli ufak para; A.B.D. yirmibeş sentin yarısı: two bits yirmibeş sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşvik ederek, kışkırtarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بيتاب] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيتابانه] bitkince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بتمامها] tümüyle, tamamen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. feeble. weary. dead-beat. tired out. all in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dişi köpek veya kurt; kancık; (argo) Şirret kadın; kötü kadın; f., (argo) şikâyet etmek; acemice iş yapmak. bitchy s. orospu tabiatlı, şirret

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısırmak, dişlemek; sokmak (arı v.b.); oltaya vurmak (balık) ; yakmak ; aşındırmak, yemek; ısırık, parça lokma; diş izi; keskinlik (içki,biber,soğuk). bite off more than one can chew başından büyük işe girişmek. bite the dust düşüp ölmek biting s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güllerin bitmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Bütün, yekpâre, tekmil. Bir düziye, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. incessantly bidüziye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı, tahrir, kitabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, fena bulmuş, ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mektup, yazılmış şey Ar. muharrerât, Fars. nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finished. exhausted. worn out. bad. serious. in trouble. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. in love. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. conclusion. end. epilogue. termination. ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. end. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. limitless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona erdirilmek, tamamına erdirilmek: Başlanılan mektep daha bitirilemedi. 2.Mahv ve helâk edilmek: O memleket kıtlıktan bitirildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitirme, tamamlamak.

2.Son Ahır, encâm, pâyân.

3.Müthiş, anasının gözü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashing. crack. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlama, götürü, kesme, maktû, mezun olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing. ending. graduation. closure. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. graduation. conclusion. finishing. finishing off. perfection. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona erdirmek, tamamlamak, ikmal ve itmam etmek: Ben işimi bitirdim.

2.Mahv ve helâk etmek, yok etmek, kuvvet bırakmamak: Bu sıtma beni bitiriyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı büttirmek). Tohumun filizlenip topraktan dışarı çıkmasına sebep olmak, yeşertmek. Bu yağmur ekilen tohumları çabuk bitirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. leave off. complete. bring to an end. end. terminate. graduate. run out. sign off. call it off. break up. carry through. cease. clean up. clear off. close. bring to completion. conclude. consume. deplete. drink. make an end of. put an end to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. complete. conclude. deplete. end. exhaust. finish. heal. scotch. spend. terminate. transact. to finish. to end. to conclude. to break sth up. to break sth off. to get through. to consume. to use up. to complete. to accomplish. to exhaust. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quit. end. to finish. to complete. to accomplish. to terminate. to exhaust. to destroy. arrange. carry through. clean up. close. conclude. consume. deplete. determine. devour. eat. to make an end of. finalize. fulfil. get through. pack in. perfect. sap. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. finale. termination. expiration. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. expiration. finish. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. windup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmış, kavuşuk, Ar. muttasıl, mülâsık, Fars. peyveste: Vapur iskeleye bitişikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. touching. next to. next-door. next-door house. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. attached. next door. adjoining. coterminous. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kökleriyle bittiği yere tutunarak yaşayan bütün canlıların genel adı, nebat. Ağaç, yosun, ot, mantar hepsi birer bitkidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable. herb. wort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. herb. plant. plant nebat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haulm halm. stalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkiye benzeyen, bitkiyi andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, hal ve tâkati kalmamış: O bitkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careworn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. fagged. groggy. haggard. jaded. listless. prostrate. shot. spent. weary. wonky. worn-out. tired out. dog-tired. all-in. dead beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. bushed. dead beat. dead tired. down- and-out. effete. gone. jaded. knackered. out on one's feet. peaky. played out. pooped. prostrate. spent. worn. worn out. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. weariness. deadness. fag. fatigue. frazzle. languor. lassitude. over-fatigue. prostration. staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediculosys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi bitini ayıklayıp kırmak: Güneşte oturup bitleniyordu.

2.Bitlenmek, bitli olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünde bit bulunan, kehlesi olan, pis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy. infested with lice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitme, bitiş. (bk.) Bitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sona ermek, tamam olmak, Osm. pâyâna varmak, hitâm bulmak: Yapmaya başladıkları cami bitti, yazdığınız mektup bitti mi?

2.Tükenmek, kalmamak: Mürekkebim bitti, kandilin yağı bitti. 3.Mahv ve harap ve perişan olmak, fenâ bulmak, bozulmak: Muharebede düşman tümeni bitti. 4.Kalakalmak.

5.Yorulup kalmak, bıkmak, bezmek: Sabahtan beri uğraşa uğraşa bittim.

6.İstihza ile hayret etmek, şaşmak: Söylediği şiire bittim.Nihayet derecede sevmek: Şu güzel ata bittim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum filizlenip topraktan dışarıya çıkmak, nâbit olmak: Ot biter, ekinler bitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. come to an end. finish. be at an end. expire. run out. adore. be very fond of. break off. break up. cease. conclude. die down. drop. end off. end up. fag. lapse. lay off. leave off. be out of smth. quit. sprout. stop. surcease. terminate. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. crack. die. discontinue. end. finish. lift. pass. peter. stop. terminate. wane. to finish. to end. to be over. to give out. to run out. to run out of sth. to be exhausted. to grow. to sprout. to fall for. to be fond of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to be finished. to come to an end. to be completed. to be exhausted. to be worn out. to grow. to sprout. cease. culminate. die. draw to close. draw to an end. to draw to an end. finish. pass. pine. run out. surcease. to be through. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. unfailing. unrelieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. departed. done. finished. over. past. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. done for. terminated. finished. all over. clapped out. complete. cut and dried. done. all to pieces. spent. wrapped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Sıracalıgillerden bir bitki. Birçok çeşidi vardır ve kuzey yarımküresinde yetişir (pedicularls).

2.Bitlere karşı kullanılan bir madde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAK (i. putrak). Çok şık, pek sık bitmiş, yeni bitip yüzünü büsbütün örtecek surette sık olan. Bıtrakotu = Demirdiken. Demirbıtrak = Eski cenk Aletlerinden olarak düşmanın ayağına batmak üzere yolun üzerine bırakılan üç köşeli demir diken. Kuzubıtrağı = Bir nev’i nebat, ganj. Bıtrak gibi kaynamak = Pek sık ve kalabalık olmak. Bıtrak gibi = Dallar üzerinde pek çok meyve olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., den. geminin kablosunu biteye bağlamak, biteye vurmak; i., den., sık sık çoğ. güverte babası, bite, bita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالطبع] doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتفصيل] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتمام] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AA turn of the cable which is round the bitts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a peculiar, acrid, biting taste, like that of wormwood or an infusion of hops; as, a bitter medicine; bitter as aloes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing pain or smart; piercing; painful; sharp; severe; as, a bitter cold day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing, or fitted to cause, pain or distress to the mind; calamitous; poignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Characterized by sharpness, severity, or cruelty; harsh; stern; virulent; as, bitter reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mournful; sad; distressing; painful; pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that is bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make bitter. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops proceeding from or exhibiting great hostility or animosity; 'a bitter struggle'; 'bitter enemies' expre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth. the property of having a harsh unpleasant taste. make bitter. extremely and sharply; 'it was bitterly cold'; 'bitter

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solution of quinine, caffeine, and certain other alkaloids Perceived primarily at the back of the tongue Generally normal characteristics of coffees connected with their chemical constitution, influenced by degree of roastin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually considered a fault in but characteristic of such wines as Amarone and certain other Italian reds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavour If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavor If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant, biting flavor usually an aftertaste A bitter aftertaste is sometimes associated with variations in manufacturing and curing or aging procedures It is more prevalent in cured cheeses having higher moisture contents Bitterness is often confus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic of over-extracted brews as well as over-roasted coffees, and those with various taste defects; it is a harsh, unpleasant tasted detected towards the back of the tongue Dark roasts are intentionally bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A harsh, unpleasant taste detected on the back of the tongue, found in over-extracted brews , as well as in over-roasted coffees and those with various taste defects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of ale which originated in England Typically pale to copper colored, with a pronounced hop character Some people consider bitter to be synonymous with pale ale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes one of the four basic tastes A common source of bitterness is tannin or stems Although a mild bitterness can often be a pleasant addition it is usually an indication of a flawed wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste sensation, usually sensed on the back of the tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste you get at the back of the tongue which should not be confused with the taste of tannins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The taste imparted by the resins of hops, best if balanced by other flavors; hop bitterness is generally responsible for the drinkability of beer. promotes appetite and aids digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant taste associated with raw teas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to stimulate the appetite Bitters stimulate the secretion of saliva and gastric juice reflexively by exciting the taste buds They are not effective if given directly into the stomach, as in the for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bitter is a style of ale which provides a strong hops taste to the palate In color, they normally range from gold to a coppery red Originally, every brewery in England generally had two ales, a bitter and a mild Compared to the mild, bitters were both dry

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Style of English beer that is dry and usually served draft Should not be served too cold. adj bitter [OE biter]. stimulates secretions of digestive and encouraging appetite. adj pahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that stimulates secretion of digestive juices and encourages appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject , acrimoniously , bitter , bitterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acı keskin; sert, şiddetli; kötü. to the bitter end iş bitinceye kadar; ölünceye kadar. a bitter pill yenilir yutulur cinsten olmayan durum. bitterish s. acımsı. bitterly z. acı olarak. bitterness i. acılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik balığı, zool. Rhodeus amarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balaban kuşu, okar, zool. Botaurus stellaris. little bittern cüce balaban, zool. Ixobrychus minutus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. içine acı otlar da karıştırılan bir nevi içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Bilgin Biot’nun adından). Kara mika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, ittifak = uyuşmak). Uyuşarak, ittifakla, müttefikan, birleşerek: Aralarında b’il-ittifak bu işe karar vermişler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Siyah bir fon önündeyken renkler daha parlak görünür. Sony Black Trinitron® resim tüplerinde, renklerin daha yoğun olmasını sağlayan ve kontrastı artıran özel bir koyu ton bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirci; nalbant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, şen; sevinçli; memnun. blithely z. neşeli olarak. blitheness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçmalayan, zırvalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, canlı. blithesomeness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldırım saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika bıldırcını, zool. Colinus virginiamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bazen esrarla alınan amfetamin içitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. torik, uskumru cinsinden birkaç çeşit balık. large bonito torik, peçuta, zool. Pelamys sarda. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borasit, Bandırma taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Yumuşak beyaz kütle veya sert billûr halinde bulunan magnezyum borat ve kloriti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cıvadra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak ringa balığı; bir cins kabuklu ufak deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Britanya, ingiltere adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Britanya, Britanya imparatorluğu. britannia metal bazen kaşık, çatal, bıçak yapımında kullanılan bir çeşit beyaz maden alaşımı, beyaz metal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Britanya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. breeches.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Britanya'ya ait; i. ingiliz, Britanyalı. Britisher i. ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanlarda Britanya adasmın güneyini istila eden Keltlerden biri; Britanya imparatorluğunda oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bretanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kolay kırılır, gevrek; i. içinde fındık v.b. bulunup soğuduğu zaman gevrekleşen ve erimiş şekilde yapılan tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü açılır kapanır uzun araba, brıçka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bronşit, nefes borusu ile bronşların arasındaki zarın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Bronş ve bronşçukların iltihaplanması. Bronşitin öksürük, hafif ateş, baş ağrısı ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

- Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

- Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Okaliptus yaprağı

Hazırlanışı : Kuru okaliptus yaprakları, ince ince kıyılır. Pipoya doldurulup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis. cold on the chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafa yaymak, sayialar çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaların köpeklerle dövüştürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem, kaba boğa dışkısı; bok; ünlem Yalan! Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bursan iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; halsizlik, zayıflık; fanilik, geçicilik,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak, zelil adam; (s). bayağı, aşağılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belâ, felâket, afet. calamitous (s). felâketli, felâket getiren, vahim, belâlı. calamitously (z). felâket ve belâ getirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum karbonattan meydana gelen taş (mermer, tebeşir, izlanda billuru).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır tutma, nasırlı bir halde olma; nasır; hissizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başın tepesindeki kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh alıcı, can çıkarıcı, insana belâ olan, güzel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yazının kilisece Kitabı Mukaddes'in bir bölümü olarak kabul edilip edilmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ستان] can alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabiliyet, yetenek; istidat; iktidar, güç; kapasite; ehliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hacim, oylum; istiap haddi; yetenek, kabiliyet; güç, iktidar; mevki, sıfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). kapilarite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). başşehir, başkent; büyük harf, majüskül; mal. sermaye, anamal, kapital; sütun başı; (s). sermayeye ait; belli başlı, baş, ana, önemli; mükemmel, kusursuz. make capital of kendi çıkarına kullanmak, istismar etmek. capital account sermaye hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sermayeye katmak, kapitalize etmek; büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek, faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş vergisi; adam başına eşit olarak tahsil edilen vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Washington'da ABD Kongresinin toplandığı bina; Roma'daki Jüpiter mabedi; (kh). eyalet meclisi binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilisenin danışma kurulu üyesi; (çoğ). böyle bir kurulun kanun veya nizamnamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kurulu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teslim olmak; silâhları bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlı olarak teslim olma; silahları bırakma; özet, hulâsa; (çoğ). kapitülasyonlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, -la) (bot). kömeç; (anat). kemik başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). kalp iltihabı, kardit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarpık hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. distort. to contort. to spring. to make crooked. to distort. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya ÇAŞUT (i.). Casus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Casusluk etmek, tecessüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Casusluk, tecessüs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalay cevheri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibne, oğlan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık fikirlilik, düşünce özgürlüğü; dünyaya yaygın oluş, evrensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nedensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cavid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyuk; (anat). kavite, boşluk; (dişçi). çürük, oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşhur bir kimse;şöhret,ün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hız, sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manastırda yaşayan tarikat mensubu. cenobit'ical (s). bir tarikata ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santilitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkeziyet, merkezde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocketbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket volume. pocketbook. pocket book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Verimsiz çorak y(Erkek İsmi) 2.Bekar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nevi, cins, örnek, türlü. Esası bir olup rengi veya çiçekleri muhtelif olan: Bu basmanın birkaç çeşidi vardır. Başka çeşiti yok mudur? Çeşit çeşit: Fars. gûnâ-gûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. multifarious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Kenarları birbirine eşit olmayan çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversification. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşidi çok olan. Ar. mütenevvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative. assorted. different. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli olma hali. Ar. tenevvû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. variation. variety. distinctness. diversity. diversification. variegation. range. multiplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety. diversity. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversity. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çöp çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakırlı pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). baslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayırsever, yardımsever, cömert; merhametli, şefkatli; hayır işleri ile meşgul olan. charitableness (i). hayırseverlik; merhamet, hoşgörürlük charitably (z). cömertçe; hoşgörürlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayırseverlik, yardımseverlik; merhamet; sadaka; hayır işi; hayır cemiyeti, yardım derneği charity school (ing). hayat okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iffet, ismet, saflık, temizlik. chastity belt bekâret kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek içecek masrafları için ödenen para makbuzu; (ing). not, mektup; çocuk, delişmen ve tecrübesiz kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iaf, havadan sudan konuşma; dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitin. chitinous (s). kitinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). hayvan bağırsağı, bumbar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyanlık; Hıristiyan dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zebercet, sarı yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «cühûd» dan, o da Arapça «yahûdî» den kl, Yahûda bin YAkub’a nisbetledir). Yahudi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yahudilik, Yahudi cinsiyet ve mezhebi. 2.Münâfıklık.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarsedefotu): Sedefotugillerden, çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve sarı renklidir. Çiçekleri dallarının dışına çıkmış demetler şeklindedir. Keskin bir kokusu vardır. Acıdır. Kullanırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp çarpıntılarını giderir. Mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çıbanların üstüne konulacak olursa, olgunlaştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİT (i.).

1.Kabuklu çekirdek, pamuk vesaire tohumu.

2.Yüzdekil çil lekesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devretmek, dolaşmak; turneye çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire; ring seferi bir yerden kalkıp gene aynı noktaya dönme; turne; gezici hâkim veya papazın yaptığı mutat seyahatler; gezici hakim veya papazlar; (elek). devre. circuit breaker devre kesici anahtar. circuit court şehirden şehre giden mahkeme. cir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaylı, dolambaçlı. circuitously (z). dolaylı olarak. circuitousness (i). dolaylılık. circuity (i). dolaylı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kûy ve çevgân, bir çeşit polo oyunu, vaktiyle atla ve ucu delmez mızraklarla oynanılan oyun: Cirit oynamak. Fareler cirit oynuyor = Bu muzır hayvanın çokluğunu anlatıl’ (asıl Arapça’da yapraksız hurma ağacı demek olup, anlaşıldığına göre bu oyun önceleri öyle dallarla oynanılırmış).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dart. javelin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

javelin. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

javelin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Pek hafif bir sesi taklit ve tasvir eder: Çıt pıt yürümek («çıtır» dahi denilir: Çıtır pıtır yürüyor). Pek hafif ses: O kadar halk toplandığı halde çıt yoktu. Kimse çıt etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir cins bez.

2.Çalı, değnek ve kamış gibi şeylerden örülmüş geçici bölme: Çit çevirmek = Çitle bölmek. Araba çiti = Saman arabasının yanlarındaki sepet kanat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. cracking sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fence. fencing. barrier. ring fence. hedge. paling. palisade. enclosure. hurdle. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrier. compound. enclosure. fence. hedge. hoarding. hurdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). citation, cited citizen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yontulmuş çok ince kereste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çentik, ufak gedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lath. long narrow strip of wood. slat. slatting. molding. reglet. batten. stave. screed. strip. ledge. welt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah. hunting cat. hunting leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hisar, kale; harp gemisinde zırhlı bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şiveleri çetrefilce olan Rumeli Türkleri’ne verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ipekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Mercan balığına benzer bir cins alaca balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ipek ve pamukla dokunan bir çeşit kumaş.

2.Sarı çizgili, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, bir balık çeşidi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir eserden bir diğerine aktarma, iktibas; aktanlan bölüm; celp, mahkemeye çağrı; celp kağıdı; kahramanIlğından dolayı bir asker veya taburun günlük emirde zikredilmesi. ci'tatory (s). aktarma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde dikili bulunduğu şeyin iki kenarını, birbirine tutturmaya yarayan iki parçadan ibaret, madenî veya plastik Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap fastener. press stud. popper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastener. press stud. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). delil olarak iktibas etmek, bir eserden bir bölüm aktarmak; mahkemeye celbetmek; çağırmak, davet etmek; bahsetmek, zikretmek, hatıra getirmek; (ask). kahramanlığını günlük emirde zikretmek. citeable (s). aktarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda kullanılan bir çeşit kitara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çentik, ufak gedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek ve sevimli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir şehri veya şehirleri kapsayan; şehir haline konmuş; şehir gibi meydana getirilmiş. citified (s). şehir hayatına uymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatık, sıkı, buruşuk: Çıtık alın, kaş, çehre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub together while washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak çentiği olan: Çitili kavun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çitme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çetin, katı: Çetin dağ, çetin yol, çetin ceviz.

2.inatçı, muannid, sert: Çetin mizaç, çetin adam.

3.Zor, güç, müşkül: Çetin iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıtırdama, çıtırtı, (bk.) Çıtırdamak, çıtırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çocukların kolaylıkla ve tatlı tatlı konuşmasını ifade eder.

2.Çıtı pıtı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıtır çıtır ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıtırdama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackle. crackling. click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip pekişmek, kilitlenmek, çit gibi sarmaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok aşırı nezaket, lüzumsuz kibarlık ve dayanıksızlık gösteren: Böyle şey söylenmez. Çıtkırıldımın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. high- hat. softy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilen parmak yahut ateşe atılan tuz yahut sıçrayan kıvılcım gibi şey, patlayıp ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmakları veya ateşte tuz, mısır ve kestane gibi bir şeyi çıtırdatmak, patlatmak. Kıvılcım çıtlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack (one's knuckles. to drop a hint about. hint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terebinth berry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(celtis): Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ayak terlemelerini keser. Yaraları tedavi eder. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını dindirir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük taneli ve tek çekirdekli siyah ve leziz bir meyve. Çitlenbik ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki merlengeç çeşidindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakız ağacının verdiği kırmızı meyve, bir nevi merlengiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çit yapmaya elverişli dal veya çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüm salkımının küçük dalı, parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Afganistan’da bir kabile. Büyük ekseriyetle ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü ve gür saçlı, hoş ve cazip tavırlı olmalarına rağmen haşin, sert yapılı ve gaddar olarak bilinmektedirl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). asit sitrik tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). asit sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık sarı, limon sarısı; sarı renkli bir kuvars taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaçkavunu; ağaçkavunu ağacı, (bot). Citrus medica; ağaçkavunu kabuğunun reçeli veya şekerlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhem, sabun ve parfüm yaplmında kullanllan ve kokulu bir ottan çıkarılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). turunçgiller familyasma ait. citrus fruit turunçgillerden herhangi bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cithara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehir, kent, büyük kasaba; şehir halkı. city block kesişen sokaklarla ayrılan arsa. cityreds şehirde büyümüş. city dump çöplük. city editor gazetede mahalli muhabirleri idare eden müdür. city father ehri yöneten kimse. city manager belediye baskanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarllk, terbiye; kibar söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yahut çiğit ve galatı: çevid). Hind’de ve Yemen’de yetişen bir bitkiden çıkarılan koyu mavi boya ki, sarılığı kaybettirmek için az miktarda çamaşıra da konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo. blue dye. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çivit bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Cıvık hale getirmek.

2.Yakışık almayacak bir hale gelmek, lâubali davranmak, saçmalamak: Sen artık iyice cıvıtmaya başladın. (ses taklidi). Kuşların bağırmasını tasvir ve taklit eder: Kuşlar cıyak cıyak bağrışıyorlardı, dövme gibi şiddetli bir muameleye uğrayan çocuklar hakkında dahi söylenir: Çocuğu cıyak cıyak bağırttı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be impertinent. to spoil a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.isa Cemiyeti denen bir Hıristiyan tarikatının üyesi: Cizvit papazı.

2.Fesatçı, bozguncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jesuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklık, vuzuh, berraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koalisyon, birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot kabini; gemilerin kıç tarafında bulunan alçak güverte; eski harp gemilerinde revir; horoz dovüşlerinin yapıldığı yer; mücadele alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilme, vukuf; idrak, kavrama; aklın bilme veya idrak kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilmeye veya kavramaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk)., (Lat). itirafname, ikrar, davalınln yazılı ikrar ve kabulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek miras, miras ortaklığı. coinheritor (i). miras ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cinsi münasebet, çiftleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., A.B.D., argo çekici, davet edici (bakış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bonbon, birçeşit şekerleme; şekerli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, medeni davranış, karşılıklı iyi muamele. comity of nations milletlerin birbirlerinin hukuk ve adetlerini tanımaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed -ting) işlemek, yapmak; emanet etmek, teslim etmek, tevdi etmek; kanun tasarısı v.b.'ni komisyona havale etmek; söz vererek bağlamak. commit oneself bir karara varıp bunu ilân etmek. commit oneself to kendini adamak, hasretmek. commit to memory e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaat, taahhut; kesin karar; teslim etme, teslim olma; bağlantı; havale; irtikap, (suç) işleme; (huk). birinin hapishane veya akıl hastanesine kapatılması için mahkemeden alınan karar, hapis ilâmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komite, kurul, komisyon. committee of the whole meclisin komisyon halinde toplanması. in committee encümende, komisyonda. joint committee birleşik komisyon. standing committee daimi encümen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mal, emtia, eşya; yararlı şey. staple commodities başlıca satış ürünleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı yerde veya aynı şartlar altında yaşayan insan topluluğu; toplum, cemiyet; ahali, halk, amme; müşterek tasarruf, ortak mal sahipli. community center A.B.D. şehir kulübü, bir bölgede oturanlann meselelerini çözümlemek veya eğlenmek için toplandıkl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rekabet, yarışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rakip olan; rekabet ile ilgili; müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortaklığı; karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşik, mürekkep; karma, karışık, muhtelit; (b.h)., (mim). Korent uslubu ile ionik üslup karışımı olan sütun şekline ait; (bot). bileşikgiller familyasından; (i). alaşım, halita, bileşim, terkip; (bot). bileşikgillerden herhangi bir bitki. com

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümleme, derleme, bir araya getirme; tertip, terkip; nitelik, mahiyet; alaşım, halita; bileşim: kompozisyon, yazı ödevi, tahrir; beste, bestecilik; uzlaşma, anlama; (matb). dizgi, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). mürettip, dizgici, dizici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini beğenmişlik, kibir, gurur; garip fikir, fantazi kavram. self-conceit (i). kendini beğenmişlik. conceited (s). kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenk; (kon). (san). uyum; tutarlık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden; birlikte bulunan; (i). tabii sonuç. concomitantly (z). aynı zamanda olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, durum, vaziyet; sağlık; şart, kayıt, sınırlama. favorable conditions uygun şartlar. in condition çalışır vaziyette; spor idman içinformunda; in good condition iyi durumda, bozulmamış (olarak). on condition that şartı ile. out of condition işe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uygun bir duruma getirmek; şart koşmak, kayıt altına sokmak; bütünleme sınavına tabi tutmak. conditioning machine tavlama makinası, ıslah makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). şarta bağlı, kayıtlı; (i). ikmal imtihanı. conditional clause şart cümlesi. conditional mood şart kipi. conditional sale şarta bağlı satış. conditionally (z). şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun bir duruma getirilmiş; şarta bağlı. conditioned reflex, conditioned response (psik). şartlı refleks, şartlı davranış. air-conditioned (s). klimatize edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iletkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oluk, su yolu, kanal; (elek). cereyan tellerini muhafaza eden boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, benzeyiş; biteviyelik. in conformity with mucibince,... e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan olan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, uyum; (mat). benzeşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). konjonktivit, konjonktiv iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kan akrabalığı,aynı soydan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir seçim bölgesindeki seçmenler; seçime iştirak edenler; seçimle ilgili olanlar; seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşiği meydana getiren; seçme hakkı olan: anayasayı değiştirme yetkisi olan;(i). seçmen; öğe, unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teşkil etmek; meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek; tayin etmek, atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayasa; tüzük, nizamname; beden yapısı, bünye; huy, yaradılış, tıynet; yapı; bileşim, terkip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuran, teşkil eden, esas; anayasayı veya nizamnameyi hazırlamaya yetkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemhudutluk; yekpare bir saha veya kütle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamlıIık, süreklilik, ardı arkası kesilmeyiş; program metni; detaylı senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı koyma; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pişman, nadim, tövbekâr. contrition (i). pişmanlık, nedamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş haline gelmiş gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gazet). bir metni baskıya vermeden evvel tashih etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). reklam ilânları hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercanın tek polipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumansız barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenen varoluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). sahte, kalp; (i). taklit; (f). kalp para basmak; taklit etmek, sahtesini yapmak. counterfeiter (i). kalpazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itimat etmek, inanmak; (tic). matluba geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kredi, güven, itimat, emniyet; itibar, şeref; nüfuz, tesir; okullarda bir kursun başarıyla bitirilmesiyle kazanılan hak; üniversite kurslarının değer birimi; (çoğ)., (sin). filimde tanıtma yazıları. credit agency tüccarların veya müşterilerin mali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeref kazandıran, beğenilir, takdir edilir, övülmeye değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). safdillik, her şeye inanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçluluk, mücrimlik; suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). saçlı, kıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ criteria) öIçüt, kriter, tenkitçinin kullandığı ölçü, değer birimi, mikyas; denektaşı mihenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin değerini öIçen kimse; eleştirici, münekkit; muhalif kimse, karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel, tahlili; tenkit eğilimli, tenkitçi; eleştiren, eleştiri mahiyetinde; buhranlı vahim, nazik, tehlikeli; dönüm noktasına ait. critical condition buhranlı durum, kriz hali. critical mass (fiz). uranyum gibi radyoaktif elemanların fasılasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirme, tenkit; yerme, kınama. adverse criticism yerme kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirmek, tenkit etmek; yermek, kınamak, kusur bulmak; değerini ölçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştiri, tenkit; etüt, travay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (leh). hayvan, mahluk, yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanaviçe işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edepsizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mad). flüor sodyum ve alüminyumdan mürekkep bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk öIçüsü, gez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabakgillerden bir bitki; (kim). Iaboratuvarda kullanılan kabak şeklinde bir kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanık, mücrim, suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, tamah, açgözlülük,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merak, tecessüs; garabet, nadir şey, tuhaf şey; dikkat çeken sey. curiosity shop hediyelik eşya dükkânı. out of curiosity sadece öğrenmek merakından ötürü. raise one's curiosity birisinin merakını uyandırmak, dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane iltihabı, sistit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çareviç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داد و ستد] alışveriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saçan, perakende ve perişan eden.

2.Tevzi ve taksim eden, müvezzi. 3.Püskürtüp defeden.

4.Müsrif, israf eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersive. distributor. distributer. deliveryman. peddler. pedlar. runner. spreader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. spreader. postman. letter carrier. catalyst. divider. dissolving. diffuser. decomposer. mailman. deliveryman. analyzer. catalyzer. catalytic. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın.

2.Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı.

3.Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing. distributive. dividing. distribution. handling. circulation. deploy. dispensation. dispersal. dispersion. division. repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. distribution. issue. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. distribution. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. deliveryman. roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. disbandment. dispensation. dispersal. dissipation. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçmak, ayırmak ve perişan etmek: Bu kâğıtları odanın içinde kim dağıttı?

2.Tevzi ve taksim etmek, bölüştürmek, ayrı ayrı vermek: Aşure dağıtıyorlar, gazeteleri müvezziler dağıtır.

3.Öteye beriye püskürtüp defetmek: Rüzgâr bulutlan dağıttı: Ağız dağıtmak = Terbiyesizcesine fena sözler söylemek: Ağzını pek dağıtıyor. Ağzını, burnunu dağıtmak = Pek fena döğmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deal. deal out. distribute. hand out. deliver. dispense. dissolve. decompose. crack up. scatter. disband. disperse. diffuse. bestrew. demount. deploy. disject. disjoint. dismantle. dispel. disrupt. dissipate. divert. dot. drown. fling off. issue. lit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutter. deal. deliver. diffuse. disarrange. disband. disintegrate. dispel. dispense. disperse. disrupt. dissipate. dissolve. distract. distribute. issue. litter. scatter. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller. still. distillery. distilling apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alembic. distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Damıtma yoiuyle elde edilmiş. Ar. mukattar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation. fractionation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sıvıyı, buharlaştırdıktan sonra soğutarak, yabancı maddelerden arınmış bir halde yeniden sıvı haline getirmek, inbikten geçirmek. Osm. taktir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distil. rectify. to distil. to distill. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distillate. distil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Jeoloji kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kültesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). matafora; çapa kaldıran matafora.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takatini kesmek, kuvvetten düşürmek , zayıflatmak. debility (i). zayıflık, takatsizlik, kuvvetsizlik; anormal derecede halsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zimmet, borç; (f). zimmet kaydetmek; birinin zimmetine kaydetmek. debit an account bir hesabı zimmetine kaydetmek. debit balance zimmet bakıyesi. debit a person with a sum, debit a sum against a person, debit a sum to a person bir meblağı bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başını kesmek, boynunu vurmak .decapita'tion (i). boynunu vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hile, yalan; hilekarlık, dolandırıcılık, düzenbazlık. deceitful (s). hilekar, aldatıcı. deceitfully (s). hilekarlıkla, yalancılıkla. deceitfulness (i). hilekarlık, yalancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desilitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eskimiş, yıpranmış, hemenhemen işlemez hale gelmiş, ihtiyarlıktan zayıflamış, eli ayağı tutmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdatarak ateşte kavurmak (tuz, maden vb)', ateşte çatırdamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyarlıktan ileri gelen elden ayaktan kesilme, düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap açığı, zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, belirli, muayyen, kararlaştırılmış, mukarrer; kesin, kati. definite article İngilizcede isimden önce kullanılan ve nitelediği ismi belirleyen kelime, yani the. definitely (z). kesinlikle, tamamen, kati surette. definiteness (i). kesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, izah, tavsif; berraklık, vuzuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, nihai, son, tam ve eksiksiz; tayin eden, sınırlandıran, tahdit eden, mukarrer. definitively (z). kesinlikle; nihai olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimsizlik, sakatlık, çirkinlik; sakat kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanrı, ilah, mabut; ilahi varlık. the Deity Allah, Cenabı Hak, Ulu Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On litrelik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter. decalitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahdit etmek, sınırlamak, hudut tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtar, tembih (okullarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kahve fincanı; küçük bir fincan kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). taş veya maden üstünde bulunan ağaç veya yosun şekli; üzerinde ağaç veya yosun şekli olan taş veya maden parçası; (tıb). sinir hücresine giden ince bir lif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğunluk, kesafet, koyuluk, sıkılık; aptalık; foto şeffaf olmama derecesi kesafet; (elek). alan birimine göre elektrik miktarı, kesafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş çıkarma, diş bitmesi; bir insan veya hayvanın bütün dişleri veya bu dişlerin cinsi, sayışı ve tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanet; depozito; pey, rehin; mevduat; teminat akçesi; tabaka,tortu; döküntü, birikinti, sel kumu; (mad). birikinti, maden yatağı; depo. deposit account mevduat hesabı. demand deposits vadesiz mevduat money on deposit bankadaki para, mevduat. time d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). koymak; dibine çökmek, tortu bırakmak döküntu bırakmak; emanet etmek, depozito etmek tevdi etmek; bankaya yatırmak; paranın bir kısmını vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahttan indirme, hal', azil; yeminle yazılı ifade, ifade, delil; depozito verme; tortu veya dökuntü bırakma; tortu, döküntü, sel kumu. make one's deposition yeminle yazılı ifade vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tevdi eden kimse, mudi, para yatıran kimse; tortu bırakan şey, birikinti bırakan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. deposito

ekon. güvence akçesi

Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consigned money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir taahhüt sırasında yatırılan teminat akçası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. deposito

ekon. güvence akçesi

Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. security. down payment. caution money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution money. deposit. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlak bozukluğu azgınlık; fesat, doğru yoldan ayrılma dalalet; günahkar olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). deri iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction book. schoolbook. textbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hassasiyetini azaltmak; (tıb). hassaslığını azaltmak veya ortadan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Litrenin onda birine eşit hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter. decilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., edat nefret, kin, garez; edat -e rağmen. in despite of -e rağmen, bununla beraber, yine de; karşı koyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., gen of ile yoksul, yoksun, mahrum, muhtaç, fakir. destitu'tion (i). yoksulluk, mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). molozların aşınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). aşıntı, kum ve moloz gibi birikim. detrital (s)., (jeol). aşıntıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yıktırmak, yuvarlatmak, baş aşağı çevirtmek: Şu testiyi çocuklara devritmemeye bakın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüner, maharet, el çabukluğu, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ayıran, belirten, tefrik ve temyiz eden; (i). fonetik işaret. diacritical mark harfin fonetik değerini belirten herhangi bir işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeffaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diapozitif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pozitif fotoğraf filmi veya camı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyetçi, diyet mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak; parmak genişliği (20 milimetre); sıfırdan dokuza kadar tam sayıların her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rütbe veya mevki sahibi kimse, büyük adam, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıymet, değer, kadir, itibar, şeref; paye, derece; vakar, asalet; mevki sahibi, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. digital

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle bir çift sistemi kullanılarak ayrı darbeler ya da örnekler serisi şeklinde elektronik olarak kaydedilmiş bilgiler

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ses seviyelerinde, D/A dönüştürücüde bas ve tiz sesleri güçlendirir; ses kalitesini artırır ve kulaklık çıkışının parazitlerini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yapıyı bozmadan 4:3 standart letterbox yayına zoom yapar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Damlayan kireçli suların mağaraların tabanında meydana getirdikleri irili ufaklı sütunlardan her biri, stalagmit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sitaden = almak). Gönül alan, kendisine bağlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzeri kabartma çizgili ince pamuklu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo ahmak kimse, alık kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patlayıcı bir madde. Nitrogliserin ile yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). diyorit, yeşil taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malûliyet; yetersizlik, kifayetsizlik, kuvvetsizlik, zaaf; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yenmek, mağlup etmek, bozguna uğratmak; sinirlendirmek, rahatsız etmek; şaşırtmak. discomfiture (i). rahatsızlık; şaşkınlık; bozgun, yenilgi, hezimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamsızlık, fasıla, inkıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itibardan düşürmek, kötülemek; şüpheye düşürmek, güvenini sarsmak; inanmamak, kulak asmamak, itimat etmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itibarsızlık; itimatsızlık, şüphe. be to somebody's discredit birinin şerefine halel getirmek, bir kimsenin şerefini lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayıplanacak haysiyet kırıcı, şerefe halel getirici. discreditably (z). şerefe halel getirecek şekilde, yakışık almaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). unvan veya iddiadan mahrum etmek, yetkisini elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mirastan mahrum etmek, reddetmek. disinheritance (i). mirastan mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşitsizlik, müsavatsızlık, fark, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyifsiz, neşesiz. dispiritedly (z). keyifsiz olarak. dispirited ness (i). keyifsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock. liquid assets. liquidity position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzen, tertip, idare, nizam, tanzim; eğilim, temayul; mizaç, tabiat, huy; istidat, hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tez, tetkik, çaIışma, travay; nutuk, söylev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, aralarını bozmak; ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, ahenksizlik, uyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanışsızlık, faydasız oluş; zararlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hendek; ark; (f). hendek kazmak; hendekle çevirmek; hendeğe atmak; (A.B.D). raydan çıkmak; (A.B.D)., argo kurtulmak, den kaçmak; argo arızalı bir uçağı suya indirmek. ditchdigger (i). hendek kazıcısı; ağır ve adi işte çalışan kimse. ditchw

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki eşit tanrıya inanma; iki zıt prensibin varlığına inanma. ditheist (i). bu inancı kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). titremek; (i). titreme, titreyiş be a11 in a dither tir tir titremek, çok heyecanlanmak, fazla telaşa kapılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ditiramp; kaside tarzında duygulu ve düzensiz bir üslupla yazılmış şiir. dithyrambic (s). bu tarzda yazılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Lif lif ayırmak: Bezi, kumaşı ditmek.

2.Pamuk vesaireyi atmak, taramak.

3.(kuş) Gagasıyle parça parça koparmak: Karga leşi didiyordu.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyikotu, girit otu, (bot). Dictamnus albus, ilaç için kullanılan birkaç çeşit ot. dittany of Crete kurt helvası, (bot). Origanum dictamnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z)., ünlem, (f). aynı şey (az önce anılan); (z). yukanda bahsedildiği gibi, aynı, aynen, tıpkı; ünlem, k.dili Kabull; (f). tekrarlamak; kopya etmek, makinayla suret çıkarmak. ditto mark denden işareti, ().

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bestelenmek için yazılmış şiir, kısa ve basit şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkalık, çeşitlilik, fark; çeşit, cins, nevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanrılık vasfı, ilahi vasıf, metafizik kuvvet, salt mükemmellik; ilâhiyat; ilâh, mabut, tanrı, tanrıça; Tanrıdan aşağı insandan üstün göksel yaratık, melek; bir çeşit şekerleme. divinity school ilâhiyat okulu. the Divinity Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devat»dan). Yazı yazmaya ve belde taşımaya mahsus eski tarzda bir hokka. Divit madenden olur, mürekkep ve kalem koymak için bitişik bir de borusu bulunurdu, (bk.) Devat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devat-dâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Divit yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diapozitif.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diapositive

saydam

Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filmslide. transparency. diapositive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Birçok madenlerden meydana gelmiş pürtüklü külte.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D.)., (k.dili). yardımsız yapılabilecek şekilde hazırlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). dolerit, dolantaşı, koyu renk birkaç çeşit volkanik taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). kalsiyum, magnezyum ve karbonattan ibaret bir çeşit beyaz mermer, dolomi Dolomites Tirol,da bu kayadan oluşmuş dağlar, dolomitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eve ve aileye bağlılık, evcimenlik; ev hayatı, aile hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony dijital ses kayıt cihazlarında dahili olarak bulunan Dragon Voice Recognition yazılımı, PC’nizle senkronize edildiğinde kayıtlı bilgileri otomatik olarak yazıya dökebilmenizi sağlar. MP3 formatında kayıt yapan taşınabilir dijital kayıt cihazlarımızı tamamen destekleme özelliğiyle, kaydedilen dosyaları indirerek veya e-postayla göndererek tamamını yazmanıza gerek kalmadan kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüphe, tereddüt. dubitative (s). şüpheli, ,şüphe veya kararsızlık belirten .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). İçinde ferro krom bulunan peridotit çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikiyüzlülük, düzenbazlık, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dayanıklılık, mukavemet; sürekli oluş, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dinamit, nitrogliserinden yapılmış patlayıcı bir madde; (f). dinamitle havaya uçurmak; (kuyu açmak için) dinamitlemek .dynamiter (i). dinamitçi, dinamitle uçuran kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulak tırmalayıcı, sağır edici (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. Fr.). Soğuk ve sıcağa karşı dayanıklılığı kükürt vasıtasıyle arttırılmış kauçuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebonite. hard rubber. vulcanite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard rubber , vulcanite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ebonit, bir çeşit siyah sert kauçuk, volkanit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaynama; taşkınlık, coşkunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başkasının yazdığı bir yazıyı basılmak üzere hazırlamak, telif etmek; düzeltmek, düzenlemek; bir gazetede mesül müdür olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kamera modundan çıkmadan kaseti ileri ve geriye doğru izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baskı, tabı, bir kitabın bir defada basılması veya basılma sekli; bir kitabın bir defada basılan nüshalarının sayısı,tiraj .de luxe edition lüks baskı. first edition ilk baskı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éditeur

yayımcı

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publisher. editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitabı matbaaya gitmek üzere tertip edip hazırlayan kimse, müellif, editör; gazete müdürü, başyazar. editorship (i). kitap hazırlama veya yazma, müelliflik, editörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). gazete vb'nin müdürüne ait veya böyle bir kimsenin uslubuna göre; (i). başmakale. editorialize (f). haber naklederken yorum yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrât).

1.ifrit gibi, ifrite benzer adamlar, hilekârlar, kurnazlar.

2.Şeytanlar.

3.Pek hâin cinler.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. educative. instructional. instructive. pragmatic. pragmatical. didactic. educator. trainer. handler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educational. instructive. trainer. tutor. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Talim ve terbiye, maarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructional. education. training. instruction. schooling. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. education. schooling. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeci, maarifçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. trainer. educationalist. educationist. academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educator. educationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationalist. educator. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Terbiye etmek, talim ve terbiyeye tabi tutmak, yetiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. discipline. drill. educate. groom. school. season. train. to educate. to train. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to educate. to train. to instruct. discipline. edify. process in. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mürebbî, köy eğitmeni: Eskiden köyde öğretmenlik yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. educationalist. educationist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationist. instructor. educator. village teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutorial. educator. instructor. training instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğri etmek, eğmek: Çehre eğritmek = Abusluk etmek, surat asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bend. to warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., zam, (bağ). ikisinden biri, ya o ya bu, iki, her iki, her; (bağ). ya, de. Either he is talking or he is singing. Ya konuşuyor ya da şarkı söylüyor. Either of them is enough. ikisinden biri kâfidir. either this or that ya bu ya o. nor you, eithe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksiltmek, noksan ve eksik etmek, azaltmak, kısmak. Osm. tenkis etmek: Ben tütünü ekşittim, atın yemini ekşitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşi etmek, ekşi hale getirmk. Ar. tahmîz: Ayranı ekşittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. handbook. manual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elâstikîyet, esneklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) büyülü, tekin olmayan, korku uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik; elektrik bahsi, elektrik bilimi static electricity statik elektrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. negatif kutba çekilen; alkalik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektroliz muamelesine elverilşi cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında negatif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temin etmek, sağlamak (bilgi, cevap); aydınlığa çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle meydana gelen mücessem şekil, mücessem kat’ı nâkıs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élite

seçkin

Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elite. select. élite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. belirli bir sosyal sınıfın en seçkin kısmı, seçkin kimseler, seçkin sınıf: s. seçkin; ufak boy (on punto) harfleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acılaştırmak; gücendirmek, acı hisler uyandırmak. embitterment i. acılaştırma; gücendirme darıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesor).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) dışarı vermek, çıkarmak, ihraç etmek, fıskırtmak, atmak; yaymak, yayımlamak, neşretmek; ifade etmek, söylemek (fikir, düşünce). emissive s. yayan, neşreden. emitter i. çıkaran şey, fışkırtan şey; elek. emitor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitically z. bitişik veya ekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir hayvanın iç organlarında yaşayan asalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanlık, husumet kötü niyet besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçaklık, habislik, iğrençlik, büyük kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Araştırma veya öğretim kurumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute. college. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bağırsak iltihabı, anterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazandırmak, yetki vermek, salâhiyet vermek; ünvan vermek, ad takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varoluş, varlık, mevcudiyet, vücut, şey, zat; fels. öz, kendilik, mahiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark. eolitik kültüre mahsus bir çeşit taş araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taş devrinin en eski zamanlarına ait, eolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épiphyte

bit. b. üst bitken

Başka bir bitkinin üzerinde biten ancak asalak olmayan (bitki).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar kitabesi; bu tarzda yazılan manzum veya düz parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). İç zarların dış tabakası: Geniş ağız, mide gibi iç boşluklar epitelyumla kaplıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğün kasidesi, düğün için yazılan şiir veya şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) epitelyum, mukozanın dış tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıfat, lakap; hakaret veya hoşnutsuzluk belirten söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özet, öz; örnek, misal;sivrilmiş veya zirveye ulaşmış kişi. epitomist (i.) özet çıkaran veya hulasa eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) özetlemek, hulasa etmek; temsil etmek, örnek teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itidal, ılım,temkin, sükun, vakar. equa'nimous (s.) ılımlı,mutedil, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız, bitaraf,adil, insaflı, haktanır; (huk.) adalet ve nısfete uygun; mahkemede müdafaası mümkün. quitableness (i.) insaf, adalet; tarafsızlık. equitably (z.) insafla, adaletle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binicilik, atıcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adalet, insaf, hakkaniyet,denkserlik; (huk.) resmi kanunlara ilave edilen adalet üzerine kurulmuş kurullar ve evvelki emsal; (huk.) davalı ve davacı arasında eşitlik ve denkserlik namına verilen karar; (tic.) borç ve ipotekten sonra firma ve sahibini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münzevi, inzivaya çekilmiş kimse, keşiş. eremit'ic (-aI) (s.) inziva kabilinden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik) (uyd. k.). Ergimesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. dissolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defroster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı veya donmuş hâlinden sıvı hâline geçrilmek. Osm. izâbe olunmak: Kurşun, yağ, kar eritildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be melted or dissolved by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Çok eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. melting. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. melting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı veya donmuş halde bulunan bir cismi sıvı hâline komak. Osm. izâbe etmek: Kurşunu, mumu, karı eritmek, mec. Çok zayıflatmak, vücutta et ve yağ bırakmamak: Zavallıyı üzüntüler eritti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. melt. resolve. thaw. to melt. to thaw. to dissolve. to fuse. to squander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt. to dissolve. to squander. fuse. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Asmera.

Nüfus: 3.200.000.

Komşuları: Güneyde Etiyopya Doğuda Cibuti, Batıda Sudan Kuzeyde Kızıldeniz.

Din: Müslüman ve Hıristiyan.

Dil: 7 yerli dil.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Eritre 1890’dan 1941’de İngilizlerin eline geçene kadar bir İtalyan kolonisiydi. İngiliz ve BM denetiminin ardından, 1952’de federe bir birim olarak Etyopya’ya bırakıldı. Etyopya 1962’de Eritre’yi bir eyalet olarak ilhak etti. Bu, 24 Mayıs 1993’te Eritre bağımsızlığını resmen ilan edene kadar sürecek olan 31 yıllık bir bağımsızlık mücadelesine neden oldu.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eritre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. érythrocyte

anat. alyuvar

Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erytrocyte. red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) âlim, geniş bilgi sahibi, allâme. eruditely (z.) âlimane, geniş bilgi sahibi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok geniş ve çeşitli bilgi, okuma ve araştırma ile edinilen bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ecza.) eritrit; (mad.) doğal kırmızı kobalt sülfat. erythro - önek kırmızı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazı masası, yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Esericedit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ESER-İ CEDID) (i), iyi vasıflı yazı kâğıdı mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) Müsavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. equivalent. even. coequal. commensurate. coordinate. tantamount. on a par with. coequal. equi-. iso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commensurate. equal. equivalent. even. fair. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. the same. is equal to. replica. identical. analogous. duplicate. matching. symmetric. balanced. commensurate. coordinate. equivalent. even. on the level with. not a pin to choose between. tantamount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. equalize. equate. to equalize. to make equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to equal. compensate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be equalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşit olma, Osm. müsâvât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egalitarianism. equality. evenness. parity. equivalence. equation. equalization. equivalent. par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality. parity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality. equation. par. parity. tie. analogy. symmetrical. identity. equivalence. homology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal gayrimüsavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki veya daha çok şeyin eşit olmaması, müsavatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inequality. disparity. imparity. unevenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequality. disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kullanılarak eski ve köhne haline konmak: Kitaplar bu kadar çabuk eskitilir mi?

2.Kullanamayarak eskimeye bırakılmak: Tütün eskitildikçe daha iyi olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kullanarak eski hâline komak, yıpratmak: O elbiseyi, o potini eskittim, bu çocuk, kitaplarını çabuk eskitiyor.

2.Kullanmayarak eskimeye bırakmak: Bu zeytinyağını eskitmeli. 3.Müzmin hale getirmek: Hastalığı eskitmek iyi şey değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to wear to pieces. use up. to wear sth out. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear to pieces. to use up. fret. overwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ruh, can, neşe. esprit decorps bir grup içindeki birlik duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) edebiyet, ezel ve ebed, nihayetsizlik, sonsuzluk; ölümsüzlük; çok uzun bir zaman .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incelik, şeffaflık, havailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. evsat).

1.Evsaflar, ortaklar, (bk.) Evsat.

2.c. Orta günler, orta zamanlar, ortalar: Muharremin evâsıtında, evâsıt-ı ömründe.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواسط] ortalar, ortadakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sakınılabilir, kaçınılabilir, bertaraf edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tam ve doğru olma, her işi yolunda, vaktinde ve doğru olarak yapma, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay heyecanlanır, kolay telâşa kapılır, tahriki kolay. excitabil'ity, excit'ableness (i.) kolay heyecana kapılma; (fizyol.) uyarılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) heyecanlandırmak, kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak, telâşa vermek; (fizyol.), (biyol.) harekete geçirmek; uyandırmak, tembih etmek. excita'ti on (i.) tahrik, tembih. exci'tant (s.) tahrik edici, harekete geçirici, muharrik. excited (s.) heyecanl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, telâş, galeyan, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (elek.) dinamonun sabit sarmalarına cereyan veren yardımcı dinamo; (elek.) indüksiyonlu kıvılcımla radyo sinyali veren tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), fizyol adaleyi harekete geçiren sinir, uyarıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azlık, kıtlık, yoksunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çıkış, gidiş, çıkılacak yer, çıkış kapısı; sahneden çıkış; f çıkmak, gitmek; tiyatro çıkar (sahneden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük ve eksiklere çare bulan kimse, bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefer, kesif heyeti veya seferi; zor yolculuk; sürat, acele; gönderme, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süratli ve becerikli; iş bilir. expeditiously (z). süratle, acele olarak, vakit kaybetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarih, apaçık, aşikar; kesin, katî. explicitly (z). açıkça, sarahatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahramanlık, yiğitlik; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sömürmek, istismar etmek,istifade etmek; kullanmak, işletmek. exploita'tion (i). kendi çıkarına kullanma, sömürme, istismar. exploiter (i). sömüren veya istismar eden kimse; işleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, izah, açıklama, şerh, yorumlama, tefsir; teşhir, sergileme; sergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). extraterritorial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin herkesin oturduğu banliyösünden daha uzak ve daha muteber yerinde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görgü şahidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demek, söylemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolaylaştırmak, teshiletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolaylık, suhulet; fesahat;serbestlik; uzluk, hüner; (ask.) özel bir iş için yapılmış bina. facilities (i). vasıta, imkân,bina, tesisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapma, suni, düzme,uydurma, gösterişten ibaret. factitiously (z). suni olarak, uydurarak. factitiousness (i). yapma oluş, sunilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gram.) bir nesnenin yanı sıra bir de belirleyici tümleç olan fiili gösteren: They made him king. Onu kral yaptılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y.). Organik yahut inorganik maddeleri alıp sindirebilen hücre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phagocyte

biy. yutar hücre

Organik veya inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan hücresi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Fagositlerin vücuda giren mikroplan sindirmesi olayı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phagocytose

biy. hücre yutarlığı

Vücuda giren mikropların yutar hücreler tarafından yutulup yok edilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). fahrenhayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inanç, itikat, iman; güven, itimat,emniyet, tevekkül; din; sadakat, vefa. faith cure itikatla şifa bulma. faith healer itikatla hastalığı iyi ettiğini iddia eden kimse. faith in God Tanrıya inanış, Allaha iman. bad faith kötü niyet, bozuk niyet, hıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler, bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully (z). sadakatle, imanla. faithfulness (i).sadakat, iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadakatsiz, hain, güvenilmez; inanmayan; imansız, dinsiz, kâfir; kararsız. faithlessly (z). sadakatsiz bir şekilde,imansız bir şekilde. faithlessness (i). güvensizlik; imansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Başkasının vasıtasıyle yapılan veya başkasının yapmasına meydan verildiğini ifade eden fiil: Arttırmak, kırdırmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. factitif

db. ettirgen fiil

Geçişli veya geçişsiz fiil kök veya gövdelerine -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan ve taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı fiil.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yalan oluş, doğru olmayış,yanlış oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyice tanıma, bilme, aşinalık, teklifsizlik, hususiyet, alışkanlık,ünsiyet; (gen.) (çoğ.) davranışlarda serbestlik,arsızlık, Lâubalîlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis. quinsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis anjin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fâsid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious. perverse. immoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmaklık, aptallık, budalalık, akılsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çok sevilen kimse veya şey; sevgili, gözde; spor kazanması beklenen yarışçı; (s). çok sevilen. favoriteson (pol). kendi seçim bölgesince başkanlığa aday gösterilen kimse. a favorite with tarafından sevilen, tercih edilen. favoritism (i). taraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony FD Trinitron® WEGA®, hem yatay, hem dikey düzlemde tamamen düz ekranlı ilk resim tüpüdür. Neredeyse hiç yansımasız, etkileyici düzeyde titreşimsiz görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (terz). civankaşı dikiş, zikzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (Lat). yapmıştır, amelehu (''bunu yapan'' anlammda sanatçının imzası ile beraber kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğurganlık, veludiyet; verimlilik, müsmirilik; yaratıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutlamak, tebrik etmek. felicitate someone on an occasion bir kimsenin bayramını kutlamak, yaptığı bir işten dolayı bir kimseyi tebrik etmek. felicita'tion (i). tebrik, selâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mutlu, mesut; uygun, münasip, yerinde, isabetli. felicitously (z). memnun edici surette; isabetli olarak. felicitousness (i). mutluluk, saadet; isabet, yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutluluk, saadet; nimet, refah; uygunluk; etkileyici ifade veya uslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. féodalité

tar. derebeylik

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudality. feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism derebeylik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den smüş.) (mü. feride). Benzersiz, misilsiz, yektâ. (bk.) Ferîd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Avcı kuş. 2.Donmuş, katılaşmış şey.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, yabanilik; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, vahşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). Fe2-O3 ihtiva eden bir karışım; demir ve çelikte bulunan demir filizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). festival; bayram, şenlik, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit süpürge darısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Yarma, yarılma, çatlama.

2.(tıp) Kasık yarığı, kasık zarının yarılmasıyle bağırsakların torba içine dolmasından ibaret sakatlık: Fıtık hastalığı (bu mânâda galat olarak fetk yerine fıtık denir). Fıtk-ı rahim, fıtk-ı mesane = bu organların aşağıya sarkması, (bk.) Fıtık.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uydurma, hayali fictitiously (z). hayal mahsulu olarak. fictitiousness (i). hayal mahsulu oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, vefa; doğruluk. high fidelity (elek). sesi tabii olarak kaydetme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flebit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet; nihai oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, sonu olan, biten, fani: ölçülebilir, sayılabilir; (mat). sonlu. finite verb (gram). mastar ve sıfat fiillerin aksine olarak fiilin belirli şahıs ve sayı gösteren şekli. finitely (z). sınırlı olarak. finiteness (i). fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fenalığa sevk ve teşvik edip dürtme. Ar. iğvâ, iğfâl, ifsâd: Fit vermek.

2.Kumarda kaybettikten sonra kazanma, eşitlik elde etme: Fit olmak, (denizcilik) Fit tulumbası = Makinelerin hareketiyle işleyen ve kazana su vermeye mahsus tulumba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fitlemek vesaire, (bk.) Fit vesaire.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fit

1. ödeşme,

2.razı olma

1. Ödeşmek işi. 2.Benimseme, kabul etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Old English, a song; a strain; a canto or portion of a ballad; a passus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adapted to an end, object, or design; suitable by nature or by art; suited by character, qualitties, circumstances, education, etc.; qualified; competent; worthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prepared; ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conformed to a standart of duty, properiety, or taste; convenient; meet; becoming; proper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make fit or suitable; to adapt to the purpose intended; to qualify; to put into a condition of readiness or preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring to a required form and size; to shape aright; to adapt to a model; to adjust; said especially of the work of a carpenter, machinist, tailor, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To supply with something that is suitable or fit, or that is shaped and adjusted to the use required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be suitable to; to answer the requirements of; to be correctly shaped and adjusted to; as, if the coat fits you, put it on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be proper or becoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be adjusted to a particular shape or size; to suit; to be adapted; as, his coat fits very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quality of being fit; adjustment; adaptedness; as of dress to the person of the wearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coincidence of parts that come in contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of an object upon which anything fits tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke or blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden and violent attack of a disorder; a stroke of disease, as of epilepsy or apoplexy, which produces convulsions or unconsciousness; a convulsion; a paroxysm; hence, a period of exacerbation of a disease; in general, an attack of disease; as, a fit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mood of any kind which masters or possesses one for a time; a temporary, absorbing affection; a paroxysm; as, a fit of melancholy, of passion, or of laughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A passing humor; a caprice; a sudden and unusual effort, activity, or motion, followed by relaxation or inaction; an impulsive and irregular action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A darting point; a sudden emission. the manner in which something fits; 'I admired the fit of her coat' a display of bad temper; 'he had a fit'; 'she threw a tantrum'; 'he made a scene' insert or adjust several objects or people; 'Can you fit the toy into

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being even. having no store to settle. feet. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a display of bad temper; 'he had a fit'; 'she threw a tantrum'; 'he made a scene'. a sudden uncontrollable attack; 'a paroxysm of giggling'; 'a fit of coughing'; 'convulsions of laughter'. the manner in which something fits; 'I admired the fit of her coat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The matching of the investor's requirements and needs such as risk tolerance and growth potential preference with a specific investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to ability of film to be registered during stripping and assembly Good fit means that all images register to other film for the same job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A situation in which the investor's requirements and needs such as risk tolerance and growth potential preference are met by a specific investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abr /CRS Foreign independent tour Now generally used to indicate any independent travel, domestic or international, that does not involve a package tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Failures In Time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amount of internal clearance in a bearing Fit can also be used to describe shaft and housing size and how they relate to the bore or outside diameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ability of an item to physically interface or interconnect with or become an integral part of another item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual travel in which a tour operator has previously arranged blocks of rooms at various destinations in advance for use by individual travelers These travelers travel independently, not in a group, usually by rental car or public transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Foundation for International Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to the relationship between the business strategy and the business environment, when the organization pursues purposes and takes actions that are consistent with the needs, perceptions, and behaviors of the other actors within the environment. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Viewing operation that expands the window area to include all elements, on all turned on levels in the view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One Failure In Time corresponds to one fail per billion chip-hours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The consistencies, coherence and congruence of the organisation. find the values that make the equation agree best with the data You can use a least squares fit program to get a and b, the parameters of a straight line that describe the data well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The alignment of two or more printed images on the same paper, negative, or other material See register/registration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fitness Improvement Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Feature Integration Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The relation between two mating parts with reference to the conditions of an assembly For example: Wrench fit; close fit; medium fit; free fit; loose fit The quality of fit is dependent upon both the relative size and the quality of finish of the mating p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The general term used to specify the range of tightness or looseness as a result of a specific combination of allowances and tolerances in the design of mating part features There are four fits: clearance, interference, transition, and line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fundamentals of Instructor Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwashing liquid , washing-up liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, münasip, yakışır, yaraşır, Iâyık, elverişli; hazır; zinde, sıhhatli. fit for nothing hiç bir işe yaramaz. fit to be seen görülmeye hazır. fit to be tied (h). dili çok kızmış, çok sinirli; sabırsız, patlayacak halde. a dish fit for a king kra

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) (i). uygun olmak; uygun bir hale getirmek, prova etmek; uydurmak; dikkatle üzerine koymak; uymak; uygun gelmek, münasip olmak; yakışmak; (i). uyma, uygun gelme, munasip olma. tight fit sıkı geçme. fit out ihtiyacını temin etmek, teçhiz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık nöbeti, sara, ihtilaç, tutarak; ani olarak zuhur eden geçici hal; devre. a fainting fit baygınlık nöbeti, bayılma. by fits and starts ara sıra, düzensiz olarak, ıspazmoz kabilinden. have a fit sarası tutmak; slang deli olmak. have a fit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Futa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Futa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (zool). sansara benzer küçük bir hayvan, kokarca; bu hayvanın kürkü. fitch (i)., fitch brush kokarca kılından fırça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fitne). Fitneler, (bk.) Fitne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتن] fitneler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Barsakların karın çeperini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik meydana getirmesi, kavlıç, (bk.) Fetk.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Keçiboynuzu

Hazırlanışı : Her gün 100 gram keçiboynuzu dövülüp yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture. rupture kavlıç. yarımlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kandil ve muma konulan pamuktan bükülmüş ip. Fitil emdiği yağla yanıp ortalığı aydınlatır: Kandilin fitili bitti; bu mumların fitilleri pek kalın.

2.En evvel icat olunan tüfek ve topların falyelerine konulan kaytan ki, bir ucu tutuşturulup ateş falye deliğine ulaşınca içlerindeki barut parlayıp silâh boşanırdı: Tüfek, top fitili. 3.Merheme batiniıp yaraya geçirilen uzun tiftik.

4.Kumaşın altına kaytan gibi bükülmüş bir şey konup dıştan kabarık yol gibi görünen dikiş: Fitil yapmak; fitil çevirmek. Fitili almak = Birdenbire hiddet edip parlamak. İdare fitili = Eskiden kullanılan pek az yağ yakan ve az ışık veren kandil. Burnundan fitil fitil gelmek = Edilen fenalığın karşılığını görmek. Fitiltaşı — Cam gibi şeffaf, kâğıt gibi yumuşak ve kolay kesilir, ateşte yanmaz bir maden ki, soba, kapı ve pencerelerine ve buna benzer şeylere takılır. Osm. hâcer-i fetîle, dağ keteni, Fr. amiante. Fitil vermek = Kızdırmak, azdırmak, (denizcilik) Fitil tahtası = Geminin iç kaplamasından iki lumbar arasında kaplanan tahtalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wick. candlewick. cord. fuse. fuze. portfire. detonator. flute. piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wick. suppository. fuse. slow match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuse. match. suppository. wick. seton. tent. piping. primer. tampon. bob. heart yarn. heart. core. cord. stripe. slow match. slub. roving. silver. detonator. pissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Fişek, dinamit gibi patlayıcı şeylerin fitilini ateşlemek.

2.mec. Fitil vermek, birini kızdırmak veya kışkırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to light the fuse of. to incite. to enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attach a fuse or wick to. to light the fuse of. to incite sb to do something rash. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fitili olan veya fitille ateşlenen ateşli silâh: Fitilli top, fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a wick. corded. having a suppository. having a fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with a wick. fuse. seton or piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fıtr, fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fit vermek, kışkırtmak, Osm. ifsâd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fit veren, Osm. ifsâd eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). Iâyık olduğu şekilde, munasip surette, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zihin açıklığı, uyanıklık, anlayış, zeyreklik: Eshâb-ı zekâ ve fıtnattan = Zekâ ve fıtnat sahiplerinden (fetânet ile aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطنت] kavrayış, zekîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı. Türk şairlerinden meşhur bir İslam hanımının adıdır. Asıl adı Zübeyde’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fiten).

1.Azdırma, baştan çıkarma.

2.Karışıklık, fesat. Fars. şûriş.

3.Fitne ve fesada sebep olacak derecede güzel kadın.

4.Ara bozan, karıştırıcı, hilekâr adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation. disorder. sedition. mischief-making. factious. factional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discard. dissension. strife (caused by sb not actually involved in it. cabal. sedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتنه] bölücülük, kargaşa çıkartma. 2.sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fitne, Fars. Amîhten = karıştırmak). Fesat karıştıran, fesatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Ar. fitne = fesat, Fars. cüsten = aramak). Fesat arayan, iş karıştırmaya vesile arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fitne = fesat, Fars. engîhten = koparmak). Fesat kopana, fesad çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fitneci, fesatçı-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief-maker. sower of dissent. factious. seditious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gammazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize sb behind his / her back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fitness

sağlıklı yaşam

Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iiyakat; uygun ve yerinde oluş; sıhhatte oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. phytogeography

coğ. bitki coğrafyası

Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oruç açma, oruç bozma. Zekât-ı fıtır. (bk.) Fıtra. lyd-ı fıtr = Ramazan bayramı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فطره] fitre. 2.kuru üzüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (yukarıdaki kelimenin aynıdır). Ramazan bayramında verilen miktarı belirli sadaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğerin arkasına hususî kayışlarla bağlanan eşya, terki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.),

1.Yaradılış, Ar. hilkat, Fars. Aferîniş: Fıtrat-ı Alem.

2.Yaratılış, ahlâk, tabiat, maya. Herkesin fıtratı başkadır. Asalet onun fıtratında vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطرت] yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطرتا] yaratılıştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fıtriyye). Hilkatte, yaratılışta olan, doğuştan. (Fr. par naissance), Ar. hulki, tabiî, cibillî. İstidâd-ı fıtrî, mehâsin-i fıtriyye = Doğuştan iyi huylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connate. inborn. inbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطری] yaratılıştan gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). prova eden terzi; (mak). boru işlerine bakan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (gen). (çoğ). prova; tertibat, teçhizat, takım; (s). uygun, münasip, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fetâ). Fetâlar, gençler, fütüvvet sahipleri, (bk.) Fetâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتيان] gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit oluş, karar, sebat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. feasibility

yapılabilirlik

Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).habis, çok çirkin, alçakça; ağır suç kabilinden. flagitiously (z). habis bir şekilde, ağır suç teşkil edecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Toplardamarlarda iç zar iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yapan fabrika tarafından konulan isim). Sinek, sivrisinek gibi böcekleri öldürmekte kullanılan ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move with celerity through the air; to fly away with a rapid motion; to dart along; to fleet; as, a bird flits away; a cloud flits along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To flutter; to rove on the wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pass rapidly, as a light substance, from one place to another; to remove; to migrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove from one place or habitation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be unstable; to be easily or often moved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nimble; quick; swift. [Obs.] See Fleet. a secret move ; 'they did a moonlight flit' a sudden quick movement move along rapidly and lightly; skim or dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray insecticide. spray gun used to spread insecticides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sudden quick movement. a secret move ; 'they did a moonlight flit'. move along rapidly and lightly; skim or dart. A flow control unit - the basic unit of information sent through a message passing system that uses virtual cut-through or wormhole routing

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small unit of information at link layer, of size of one or several words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flit, böcekleri öIdürücü ilâç. flitgun (i). flit makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) (i). oradan oraya dolaşmak, gitmek, kuş gibi gelip geçmek; çırpınmak: (i). çırpınma, kuş gibi geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tuzlanmış domuz döşü; kızartılmaya elverişli balık eti; uzun yekpare kereste parçası, direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çırpınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum flüorürü; (bak). fluorspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonolite

min. sesli taş

Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). (f). ceza olarak bir şeyin veya hakkın kaybedilmesi; (s). ceza olarak kaybedilmiş; (f). ceza olarak kaybetmek. forfeitable (s). ceza olarak kaybedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceza olarak kaybetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Formol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resmî işlerin gerektirdiği muameleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi olma, resmiyet; biçimcilik; formalite, usul, âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). metanet sebat, tahammül. fortitudinous (s). metanetli, cesur, tahammüllü, dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). evrimin doğal kanunların rastlantılı sonucu olduğuna inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir rastlantı sonucu vaki olan, tesadüfi. fortuitously (z). tesadüfen, kazara. fortuitousness, fortuity (i). tesadüf, rastlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphoric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik; kardeşlik cemiyeti; dinsel veya toplumsal gaye ile kurulan birlik; erkek talebe kuruluşu; aynı sınıf veya meslekten olan erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ted, ting) cam haline gelmeden önceki hammadde karışımı; (f). cam karışımını belirli derecede ısıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

buğday yiyen ufak sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zambağa benzer bir çiçek; benekli kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip pan. deep fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlemeye benzer bir çeşit börek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). parça, ufak parça; (f). parça parça kesmek, dağıtmak. fritter away boşuna sarfetmek, ziyan etmek, israf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppalık; saçmalık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (parmak, yüz, kulak) soğuk ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, soğuktan çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). meyva, yemiş; semere, mahsul, verim; tohum; (bot). bir bitkinin tohumlu kısmı; netice; sonuç; (A.B.D)., argo, slang ibne; (f). meyva verdirmek veya vermek; verimli kılmak veya olmak. fruit cake meyvalı kek. fruit cup bardak veya kadeh için

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyva; meyva verme; sonuç, netice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyva taşıyan gemi; meyva ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). yemiş satan kimse, meyvacı, manav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, yemişveren, verimli, mahsuldar. fruitfully (z). verimli olarak. fruitfulness (i). verimlilik, bereket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muradına erme, tahakkuk, gerçekleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). semeresiz, meyvasız; faydasız, nafile; kısır. fruitlessly (z). nafile olarak, boş yere. fruitlessness (i). semeresizlik, faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva gibi; meyvalı; dalkavuk olan; argo ibne olan; argo çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by