Write-up ne demek? | Write-up anlamı nedir? | Write-up

Write-up anlamı nedir?

Write-up ne demek?

Write-up anlamı nedir?

Write-up | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili makale; bir müessese hakkında yazılan övücü yazı; A.B.D. bir firmanın mal ve mülkünü kanunsuz olarak olduğundan yüksek gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nikahtan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (Fr). hizmetçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere ve Amerika'da kullanllan tartı usulu; (k).dili şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). müflis (kimse), iflas etmiş olan (kimse); iflas ettirmek, mahvetmek, tüketmek. go bankrupt iflas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iflas. declare bankruptcy iflas etmek. fraudulent bankruptcy hileli iflas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. infilak, patlama; k.dili hiddetten kendinden geçme; kavga; büyütülmüş resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısılma, bozulma, dağılma, parçalanma; Kan. buzların çözülmeye başladığı zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mamur, bayındır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğün çiçeği, bot. Ranunculus; altıntabak altın çiçeği, bot. ranunculus acris: kâğıthane çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ketchup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ketchup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). yüz misli, yüz katı; (f). yüz ile çarpmak; yüz misline çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s)., (i). yüz ile çarpmak, yüz misline çıkarmak; (s). yüz misli, yüz katı; (i). yüz katına çıkarılmış sayı veya miktar. centuplica'tion (i). yüz ile çarpma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dört cihetten biri ki, doğuya dönüldüğü takdirde sağ tarafa düşer. şimal karşılığı. Cenup rüzgârı = Lodos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. check-up

tıp tam bakım

Sağlık yönünden yapılan genel yoklama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıbbi muayene. check valve emniyet valfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). neşe ile cıvıldamak, cıvıltılı sesler çıkarmak; (i). cıvıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet, cinsel arzu. concupiscent (s). şehevi, nefsani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). uzunluğuna ortasından bükülmuş (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). reklam ilânları hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). namussuz, fırsatçı, rüşvet almaya alışmış, kötü, pis; bozuk, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozmak, ifsat etmek, ayartmak, baştan çıkarmak. corrupt text hata ve düzeltmelerle kıymeti azalmış yazı. corruptibles rüşvet kabul etmeye hazır; ayartılabilir; çürüyebilir. corruption (i). irtikâp, rüşvet yeme, fesat; kötü yol; çürüklük, küf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darbe, askeri darbe, hükümet darbesi.coup de grace (ask). acıya son vermek için indirilen öIdürücü darbe; herhangi bir nihai veya kesin darbe.coup de main (ask). ani hücum,ani darbe. coup d'etat hükümet darbesi.coup de theatre başarılı bir piyes;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kapılı dört kişilik otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kupa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çift, iki eş; karı koca; (mak). iki eşit ve birbirine zıt kuvvet, rotatif kuvvet. a couple of iki, iki üç. a couple of dollars aşağı yukarı iki dolar. a couple of minutes birkaç dakika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bağlamak, bitiştirmek, birleştirmek, ilâve etmek; bağlantı kurmak; çiftleştirmek; cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlayan şey veya kimse; (mak). kavrama, bağlama, rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyit, çift mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlama, kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kupon; faiz koçanı; müracaat kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gizleme, örtme, saklama (basın veya teftişten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza; sinir krizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). krup hastalığı. croupy (s). krup hastalığına tutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krupye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at sağrısı; kuskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses: Cup diye denize atladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small vessel, used commonly to drink from; as, a tin cup, a silver cup, a wine cup; especially, in modern times, the pottery or porcelain vessel, commonly with a handle, used with a saucer in drinking tea, coffee, and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The contents of such a vessel; a cupful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Repeated potations; social or excessive indulgence in intoxicating drinks; revelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is to be received or indured; that which is allotted to one; a portion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything shaped like a cup; as, the cup of an acorn, or of a flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cupping glass or other vessel or instrument used to produce the vacuum in cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To supply with cups of wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a cupping apparatus to; to subject to the operation of cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make concave or in the form of a cup; as, to cup the end of a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cock or cup containing grease, to serve as a lubricator. a small open container usually used for drinking; usually has a handle; 'he put the cup back in the saucer'; 'the handle of the cup was missing' a large metal vessel with two handles that is award

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a United States liquid unit equal to 8 fluid ounces. the quantity a cup will hold; 'he drank a cup of coffee'; 'he borrowed a cup of sugar'. a small open container usually used for drinking; usually has a handle; 'he put the cup back in the saucer'; 'the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tubular lining sunk in the hole Also the hole itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tubular lining sunk in the hole Also the hole itself D.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hole in the green into which the ball is eventually putted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To close the palm on the ball when tossing it up for a serve Cupping is against the rules, since it can be used to put spin on the ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Copper Units of Pressure In this pressure measuring technique a hole is drilled in the chamber and a piston fitted that presses on a calibrated copper slug The whole assembly is held in place with a yolk When the cartridge is fired the piston presses on t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The remnants of the universal veil surrounding the base of certain mushrooms, such as Amanita andVolvariella Also called 'volva '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The three defensive players that surround the player with the disc during a zone defence One player marking the disc and the two others 3 metres away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slight depression normally present in the part of the optic nerve that can be seen by looking inside the eye In glaucoma, the cup is larger than it should be. the base and liner or sleeve inside the hole that holds the flagstick in place Example: You ca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deviation from a straight line stretched across the width of a panel or board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of warp in which there is a deviation from flatness across the width of a board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an attachment on the Wing of a jump that holds the rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Equivalent to one condensed milk can: 10 fl oz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In usage this term is similar to mug, in that it implies a handle but no lid It frequently is applied to smaller vessels, and always to items which were made for drinking tea or coffee We have tea cups and coffee cups , but beer mugs or steins. a long ref

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distortion of a board in which there is a deviation flatwise from a straight line across the board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Common Underlying Proficiency theory of language interdependence asserts that a person who has high language proficency in one language will learn a second language better and faster because many of the basic concepts can be used to strengthen both la

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The volume of space that starts just below the inner rim The inside of the mouthpiece is usually curved; this curve can be extremely variable from design to design It may have relatively straight-sloping sides like a funnel , or a shape like that of a tul

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The metal or plastic cylinder fitted into the hole in the green Strictly speaking, it is only the liner of the hole, but in regular golf usage players will often say 'cup' when they mean 'hole,' just as they frequently will say 'just in bounds' when they

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distortion of a board in which there is a deviation from a straight line across the width of the board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fincan, bardak, kâse, kadeh; spor kupa; litrenin dörtte biri, 236 cm3. in his cups sarhoş. my cup of tea. (k).dili beğendiğim şey , hoşlandığım şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). şişe çekmek, hacamat yapmak, vantuz çekmek. cup one s hands avuçlarını bitiştirerek açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolap, yüklük, raf. a skeleton in his cupboard (bir kimsenin) şerefine halel getirecek sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ufak pota; (f). potada tasfiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bardak veya bir fincan dolusu miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da aşk tanrısı. Cupid's bow yay şeklinde üst dudak çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, tamah, açgözlülük,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cope. gown. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic gown. robe worn by imams. judges and professors. frock. robe. vestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Balık kılçığı.

2.Sık çalılık vesair sarmaşık şeyler. Çupra balığı = Taş balığına benzer kılçığı çok bir yuvarlak balık.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bakırlı, bakır gibi bakır karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). iki değerlikli bakır ile meydana gelmiş (bileşik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yüksük şeklindeki palamut kupulası, kadehçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili maskara kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqualung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa'da kralın en büyük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karışıklık içine itmek; engel olmak; yarmak, kesmek, çatlatmak, kırıp ayırmak. disruption (i). karışıklık içine itme; engel olma; kesilme, çatlama, bozulma, yarık. disruptive (s). yıkıcı, bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erik ve şeftali gibi tek çekirdekli ve etli meyve. drupelet (i). böğürtlen gibi bileşik meyvalardaki ufak tanelerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Dü ile başlayan Türkçe asıllı bazı sıfatların başına gelip mübalağa ve tekld gösterir: Düpedüz, dümdüz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kolaylıkla aldatılabilen kimse; (f). aldatmak, (slang) işletmek, gırgır geçmek. dupery (i). aldatma, işletme; işleme, aldanma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dümdüz olarak, tamamen düz bir şekilde.

2.Açıktan açığa.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift; (mak.) aynı zamanda veya aynı şekilde işler iki kısmı olan; bitişik olarak inşa edilmiş çift ev; iki katlı apartman dairesi. duplex pump çift silindirli tulumba. duplex telegraphy aynı zamanda ve aynı hat üzerinde aksi yönlerde telgraf gön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eş; kopya, aynı,(bir şeyin) aynı; (i). ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşini yapmak, kopyasını yapmak; suretini çıkarmak, teksir etmek; ikinci kere yapmak, tekrarlamak, çift yapmak. duplicate bridge turnuva brici. in duplicate iki nüsha halinde. duplicator (i). teksir makinası. duplica'tion (i). teksir etme, teksir,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek bir DV kablosuyla bağlı bir oynatıcıdan, tüm veriler (video, ses, alt-kod veriler, vs.) dahil olmak üzere kasetin kopyalanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikiyüzlülük, düzenbazlık, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the blue. for no reason at all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumurtalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) patlayıp çıkmak, patlamak, püskürmek, indifa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) patlama, püskürme, indifa (yanardağ); diş çıkması; fırlayan şey; (tıb.) kızartı, kabarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) patlayan, indifa eden püsküren; kabarcıklar çıkaran. eruptively (z.) patlayarak, indifa ederek. -ery sonek -lik, -Iık (rockery, grocery gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sindirim sisteminin iyi çalışması, iyi hazmetme. eupeptic (s.) kolay hazmettiren; kolay hazmedilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tuba cinsinden nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatlı ses; (dilb.) ses ahengi. euphon'ic (s.) kulağa hoş gelen, telaffuzu hoş, ahenkli ses veren. eupho'nious (s.) sesi ahenkli, sesi kulağa hoş gelen. eupho'niously (z.) ahenkli bir sesle. eu'phonize (f.) sesi tatlılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütleğen, (bot.) Euphorbia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gözlük otu, (bot.) Euphrasia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fırat nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dilde aşırı yapmacık, yazıda aşırı süslü üslup. euphuist (i.) yapmacık bir dille yazan veya konuşan kimse. euphuis'tic (s.) yapmacık bir dille yazılan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kubbe; döküm ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu için kullanılan kadeh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıtçıt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermé-jup

çıtçıt

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbise takımı; yapılış, tertip; öncecilik, getupandgo i. oncecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) grup, küme, öbek; heyet, topluluk; (kim.) benzer nitelikli öğeler grubu; (jeol.) aynı zamanda teşekkü1 ettiği farzolunan kaya tabakaları; (biyol.) birbiri ile benzerlikleri olan hayvan veya bitki sınıfı; (f.) gruplara ayırmak, yan yana koym

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Türe göre (örn. pop, rock) ayrı bölümler seçmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hani balığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Aralarında herhangi bir bakımdan alâka veya benzerlik bulunan şeylerin topluluğu, bölük, öbek, takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. ensemble. party. gang. band. batch. body. bunch. category. clan. class. clump. clutch. push. series. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

band. batch. bracket. bunch. cluster. company. contingent. crop. ensemble. fellowship. group. knot. lot. outfit. party. pocket. ring. set. team. troop. section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. circle. clan. class. cluster. company. faction. flock. group. outfit. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to group. to separate into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into groups. group. to stand about in knots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide süs notalarından biri.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (zool.) Lebistes türünden ufak renkli balık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gurûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Grup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunset. sundown. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo güçlük, engel; özel mesele; meraklısı olunan şey; takınak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ağız şapırdatarak ve iştahlı bir tarzda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Keçiboynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust bean keçiboynuzu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harnup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher. free gift coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bunun üzerine, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hıçkırık; (f). hıçkırmak. the hiccups hıçkırık tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i)., (k).dili yüksek mevki veya rütbede olan; (i). yüksek mevkide bulunan kimse, üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). durdurma; gecikme; engel; yolunu kesip soyma, tabanca tehdidiyle soyma; yolun kapanması; (k).dili müşteriden fazla para isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması; k.dili ilişki, bağlantı; birkaç radyo istasyonunu birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlâkı bozulmamış, lekelenmemiş, iffetli, namuslu; bozulmamış, çürümemiş, kokuşmamış; değiştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sosyol üyelerinin karşılıklı bir dayanışma içinde olduğu herhangi bir grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başa çıkılmaz, yenilemez; geçilemez. insuperably z. başa çıkılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammül edilemez, çekilmez, dayanılmaz; haksız. insupportably z. dayanılmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, aralık açmak, ara vermek, fasıla vermek; intizamını bozmak, arasını kesmek; birinin sözünü kesmek, birinin işine mâni olmak. interrupted (s.) kesilmiş. interruptedly (z.) aralıklarla, fasılalarla. interruptive (s.) arayı kesici. interruptiv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasını kesen kimse veya şey; (elek.) birden cereyanı kesen ve veren tertibat, kesici tertibat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ara, fasıla, kesilme, inkıta, arası kesilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içeriye baskın, hücum, istilâ. irruptive (s.) baskın kabilinden. IRS hs, ABD Internal Revenue Service Milli Vergi Burosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD yükselme, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.).

1.Müşteri seyyâresl, gezegeni. 2.Eski Rumlar’ın en büyük tanrısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jupiter. jove. zeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jupiter. jupiter erendiz. müşteri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Romalıların baş tanrısı, Jüpiter; Jüpiter gezegeni, Erendiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jupon

iç etek

Kadınların giysi altına giydikleri etek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petticoat. underskirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underskirt. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçap, baharatll domates sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Eğlenerek vakit geçirmek yahut konuşmak, okumak üzere üyelere mahsus hususî toplantı ve eğlence yeri. Spor klübü: Spor derneği, bk. Kulüp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ko İle başlayan bazı Türkçe sıfatların başına girip mübalağa ve şiddet bildirir: Kopkolay, kupkuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croupier (at a gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club. clubhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ku ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip ifadeyi kuvvetlendirir: Kupkuru veya kopkalay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topraktan büyük ve ağzı dar kap, testi ve kavanozun büyüğü: Su küpü, turşu küpü. Altın küpü = mec. Pek zengin adam. Küplere binmek = İfrit gibi hiddetlenmek, gazaba gelip bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr. matematik). Birbirine eşit, kare biçiminde altı yüzü olan dikdörtgen prizma: Tavla zarı küp biçimindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Anadolu’da bir usul vurma Aleti, çömlek, dünbelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting (- out. coupe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The grade levels below black belt in the Korean martial arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cubic. cube. earthenware jar. cruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cube. large earthenware jar. vat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cube. cubic. large. earthenware jar. drunk. cruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuse sugar. lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. coupe).

1.Su vesaire bardağı.

2.Bir bardağın aldığı miktar: Bana bir kupa su verin.

3.Oyun kâğıtlarının yürek biçimli beneklisi: Kupanın beşlisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. coupi). Asıl yarım lando gibi kesme araba demekse de, eskiden umumiyetle kapalı ve yalnız arkadan oturulacak yeri olan arabalara denirdi. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. goblet. pot. mug. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. heart. plate. pot. brougham. coupé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking cup. cup given as a prize. heart. driver's cab. plate. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topaç, kunt, kısa ve biçimsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iki kapılı bir otomobil tipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kadınların kulağa astıkları süs, Fars. gûş-vâr: Bir çift küpe, tek taş pırlanta küpe.

2.Bazı hayvanların boyunlarından küpe gibi sarkan uzun bir çift fazla et parçası: Keçi yavrusunun küpesi olursa çok güzel olur. mec. Bir çift elmas küpe = Birbirine tamamiyle benzeyen iki şey. Kulağa küpe = Unutulmayacak öğüt ve ihtar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earing. pendant. earring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerin örnek bitkisi ve bunun türlü renkte olan (Lat. fuchsia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıçanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi küpeçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Küpesi olan. bk. Küpe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz familyasından beyaz etli bir balık (Lat. box boops).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geminin kenarlarına korkuluk olarak konan tahta siper.

2.Parmaklığın üstündeki ufkî düz ve kalın tahta: Merdiven, trabzan küpeştesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark. gunwale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunwale. railing. banister. handrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. gunwale. gunnel. bulwarus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küplerin konduğu yer, mahzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok kuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-dry. bone dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. coupon). Bilet, tahvil vesairenin faizlerini almaya mahsus küçük parçaları veya umumiyetle kesilecek parça: Tahvil kuponu, vapur biletinin kuponu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupon. counterfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupon. a piece of cloth sufficient to make one garment. on pack. coupon sheet. credit slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Coupon)

Hisse senedi sahiplerinin bazı ortaklık haklarının (karpayı, bedelli/bedelsiz sermaye artırımına katılma hakları) kullanımını teminen hisse senetleri üzerinde bulunan ve sistematik olarak numaralandırılmış kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. coupure

kesik

Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. cut. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. cutting. denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Denomination)

Para, tahvil ve hisse senetlerinin, üzerlerinde yazılı değere göre, her birimine verilen isimdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(KUTB) (i. A.).

1.Yer küresinin, yer ekseninin geçtiği farzedilen iki noktasından her biri. Kuzey Kutbu, Güney Kutbu.

2.Gök küresinin etrafında döndüğü farzedilen ekseninin iki ucundan her biri. 3.Elektrik akımını meydana getiren gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu ik noktadan her biri: Müsbet ve menfi kutuplar.

4.Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri. 5.Bir konuda yüksek bilgi ve selâhiyeti olan kimse. Kutup yıldızı = (astronomi) Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan yıldız. Daima kuzeyde gözükür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. terminal. polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. an authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.).

1.Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina.

2.Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be polarized. to be divided into opposing groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dövmek, dayak atmak, sopa çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azalma; sakinleşme; ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoklamada sıraya girme; spor oyuna başlamadan oyunculann yerlerini alması; sıra tutma; sıra; program.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tevkifhane, tutukevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Değerli bir şeyi bedavadan ele geçirmek mânâsındaki «lüpe konmak» deyiminde geçer. Bazen isim olarak da kullanılır: Lüp buldu mu dayanamaz.

2.(ses taklidi) Büyücek bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying glass. reading glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lay up point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Late Upper Palaeolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lying Up Position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying glass. reading glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lay up point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Late Upper Palaeolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lying Up Position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüp düşkünü, lüpe meraklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acı bakla, bot. Lupinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurda ait; aç kurt gibi; vahşi, yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deri veremi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uydurma, yalan; makyajlı, yüzü boyalı; tamamlanmış; tazmin edilmiş, zararı ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAĞLÜB) (i. A. «galebe» den imef.) (mü. mağlûbe). t. Yenilmiş, kendisine galebe çalınmış, muharebe veya münakaşada kaybeden: Muharebeye başlandığı an kimin galip, kimin mağlûp olacağı belli olamaz.

2.Birinin zoru altında bulunan, karşı koyamıyan, Fars. zebûn: İnsan nefsine mağlûp olmamalıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHCÜB) (i. A. «hicâb» dan imef.) (c. mahcûbe).

1.Örtülü, perdeli (asıl Arapça mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılmıştır).

2.Utanan, utanmış, Fars. şermende.

3.Utangaç tabiatlı kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. abashed. shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. shy. bashful. out of countdown. coy. embarrassed. faint hearted. hangdog. sheepish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb ashamed. confound. confuse. embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb ashamed. confound. confuse. embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the credit of the account. entered in an account set-off. stoppage. deduction for a counterclaim. debit note. deduction. offsetting entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verrechnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the credit of the account. entered in an account set-off. stoppage. deduction for a counterclaim. debit note. deduction. offsetting entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verrechnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Netting Between Different Markets)

Üyelerin, bir piyasadan doğan alacaklarını talimatları doğrultusunda diğer bir piyasa işleminden doğan borçlarını ödemede kullanabilmeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set-off. offsetting. to enter in an account. to charge off / to deduct losses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set-off. offsetting. to enter in an account. to charge off / to deduct losses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapılış; makyaj, yüze düzgün sürme; matb. mizanpaj, tertip; bütünleme sınavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. yurt özlemi, evseme, yurtsama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alış ile satış fiyatlan arasındaki fark; fiyat yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(marupa): İkiçenekliler sınıfının, simaroubaceae familyasından, Amerika’da dokuz türü olan, bileşik almaşık yapraklı bir ağaçtır. Antillerde yetişen şişmarouba amara; 20 m kadar boyunda bir ağaçtır. Kabuğu düz, pürüzsüz, grimsi ve çok acıdır. Kerestesi kıymetlidir. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Kalp hastalıklarında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. keseli; i. keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. receivable account. due. demand. active. debt. lien. money on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEKTÜB) (i. A. «ketebe» den imef.) (mü. mektûbe). Yazılmış, yazılı, Fars. nüviste, Ar. muharrer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEKTÜB) (I. A.) (c. mekâtîb). Gerek iş ve gerek sevgi ve tebrik ve başsağlığı için yazılıp gönderilen kâğıt, eski Türkçe: bitig, Fars. nâme, Ar. risâle, varaka, nemîka: Mektup yazdım gönderdim, mektup alamadım. Mektûb-ı sâmî = Sadâret emirnâmesi ki, «emr-i sâmî» de denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. epistle. missive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. reminder. valentine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. chit. communication. epistle. lettergram. note paper. post book. postage book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelope. letter cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektûbî. (bk.) Mektûbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektupçu görev ve sıfatı: Maliye mektupçuluğu, Erzurum vilâyeti mektupçuluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters. intercommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine mektup yazmak, Osm. mükâtebe, mürâsele, muhâbere etmek: Taşrada bulunan babamla daima mektuplaşıyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to exchange letters. to be in correspondence with sb. communicate by letter. to be in correspondence. to stand in correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENSÜB) (i. A. «nisbet» ten imef.) (mü. mensûbe). Bir şahıs veya şeye nisbet ve ilgisi olan, aitlik. (gramer) İsm-i mensöb = Nisbet gösteren sıfat ki, Türkçe’de ekseriya «li» ve Arapça ile Farsça’da «İ» edâtiyle olur: Bağdadlı, Bağdâdî gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected with. belonging/related to member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related to. connected to. attached to. belonging to. member. employee. sb who has a connection or affiliation with. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışık durum, anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «behm» den imef.) (mü. mübheme). Belirsiz, sınırsız, tayin olunmayan, her tarafa çekilebilen: Müphem söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vague. indefinite. ambiguous. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. equivocal. vague. indefinite. uncertain. cloudy. dark. doubtful. equivocate. exigent. hazy. loose. nebulous. recondite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhemiyyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtedâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtedî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtelâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. in love with. suffering from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. affiliated with. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtenî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtezel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. common. ordinary. cheap and plentiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undefeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebahtı limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neon tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) evlenmeye veya düğüne ait; (i.), (gen.) (çoğ.) nikâh, düğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işgal eden kimse. occupancy (i.) işgal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iş, meşguliyet, meslek, sanat; işgal, zorla alma. army of occupation işgal ordusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tutmak, zaptetmek, işgal etmek; meşgul etmek. be occupied with ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekiz kat, sekiz misli, sekiz kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekizli, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlanmış olup artık değiştirilemeyen iş, Osm. emr-i vâki’, (bk.) Oldubitti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fazlalık; f. fazla tedarik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrote, written) fazla ince bir üslupla yazmak; fazla uzun yazmak; bir yazı üzerinde düzeltme yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhen güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fakir kimse, yoksul kimse; hükümetin beslediği fakir kimse. pauperism i. fakirlik, yoksulluk. pauperiza'tion i. fakirleştirip sadakaya muhtaç hale getirme. pauperize f. sadakaya muhtaç hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili canlandırıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hız alma, hızlanma; pikap kolu; radyoda mikrofon tertibatı; alıcı veya kaydedici cihaz; oto pikap; k.dili gelişme, ilerleme; oyunda top yere dokunduktan sonra tutma veya vurma; k.dili canlandırıcı şey; (argo), slang avlanacak keklik, kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. duvara asılabilen; A.B.D., (argo) cazibeli; i. duvara asılan seksi kadın resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. belirli bir geçmişteki olaydan daha önce olmuş olayın hikâyesi, (kıs. plup).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oklukirpi, zool.Hystrix cristastus. porcupine beater dişleri veya sivri uçları olan bir makina. porcupine fish kirpi balığı, zool. Diodon hystrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir mülkü başkasından evvel işgal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasından evvel ele geçirmek; işgal etmek; zihnini işgal etmek. be preoccupied zihni meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.önceden farzetmek; gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.önceden farzedilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) köpek yavrusu; ayıbalığı yavrusu; köpekbalığı yavrusu; f . yavrulamak (köpek) pup tent iki kişilik ufak çadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. poppa).

1.(denizcilik) Geminin arkası, kıçı.

2.Gemiye arkadan gelen rüzgâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any insect in that stage of its metamorphosis which usually immediately precedes the adult, or imago, stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of air- breathing land snails having an elongated spiral shell. an insect in the inactive stage of development intermediate between larva and adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stern. astern. poop. pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stage between the larva and the adult in animals that have complete metamorphosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The third stage in a butterflies life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transition stage in a life cycle of insects between larva and adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Insects go through a number of different life stages At the end of the final larval stage, the once softbodied larva develops a hard outer shell and becomes a pupa Inside the insect begins reforming itself from the breakdown and rearrangement of larval ti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The resting stage between juvenile and adult forms of an insect; in butterflies, the pupa is encased by a chrysalis Typically this stage is immobile and does not feed; internally, however, complete reconstruction is taking place [image].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stage in gypsy moth development when the larva changes into the adult moth. : inactive stage of insects with complete metamorphosis during which development into the final adult form is completed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inactive pre-adult form of an insect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stage in an INSECT LIFECYCLE between LARVA and adult This is the stage during which METAMORPHOSIS takes place and pupae are often covered in a hard covering and are apparently inactive Under the covering a radical re-arrangement of body structures occ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The third, inactive stage of an insect's life cycle intermediate between larva and adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. pupae) zool. böceğin tırtıl hali ile alacağı son şekil arasındaki devre, pupa; böceğin kelebek olmadan önce koza içindeki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrenci, talebe; huk. vesayet altındaki kız veya oğlan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. gözbebeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrencilik, talebelik devresi; huk. küçük olma hali, vesayet altında bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talebeye ait; vesayet altında bulunan kimseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. gözbebeğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. pupa meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kukla; iplerle oynatılan kukla, maryonet; başkasının elinde oyuncak veya alet olan kimse. puppet play, puppet show kukla oyunu. puppeteer' i. kuklacı. puppetry i. kukla oyunculuğu; manasız gösteriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpek ve köpekbalığı yavrusu; hoppa delikanlı, züppe genç. puppy love hissi ve çocuksu aşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzükoyun yatarak vücudu esnetme hareketi, şınav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili önceden ayarlanmış. a putup job hileli iş, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört ayaklı (hayvan). quadrupedal s. dört ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., f. dört kat; i. bir şeyin dört misli; f. dörtle çarpmak, dört misli çoğaltmak veya büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dörtlü, dörtlü grup; dördüzlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.dört katlı; çift yönlü telgraf sistemine ait; telgraf sisteminde gönderici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. beş kat, beş misli; f. beş misli yapmak veya olmak, beş misli artırmak veya artmak. quintuplet i. beş şeyden meydana gelen takım; beşiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) telafi etmek; zarar ödemek; (huk.) elde tutmak; (i.) telafi; elde tutma. recoup oneself zarar veya masrafı telafi etmek. recoupment (i.) telafi, tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak; zararını telâfi etmek. recupera'tion (i.) nekahet. recuperative (s.) nekahet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) tekrarlamak; iki kat etmek; (gram.) kip teşkili için bir harf veya heceyi tekrarlamak; (s.) tekrarlanmış, iki kat, iki misli, katmerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki kat etme veya olma, iki misline çıkarma veya çıkma, tekerrür; (gram.) bir hece veya harfi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden işgal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. davarı bir araya toplama; k.dili toparlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tavuk nezlesi. roup'y s. nezleli; İskoç. kısık sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinciliği kazanan yarışmacı veya aday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rupi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kopma, kırılma; millet ler veya bireyler arasındaki uyumun bozulması; tıb. fıtık, debelik; f. koparmak, kırmak; kopmak, kırılmak; ilişkisini kesmek; fıtık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RüsOb.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Büyük kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şapır şapır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz ördeği. greater scaup karabaş patka, zool. Aythya marila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vicdanı elvermeme; tereddüt; 1,296 gramlık eczacı tartısı; az miktar; f. vicdanı elvermemek; tereddüt etmek. have scruples about a thing vicdani sebeple çekinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdanının sesini dinleyen; dakik, titiz. scrupulosity, scrupulousness i. vicdanlılık; dakiklik, titizlik. scrupulously z. vicdanla; titizlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., f. frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik; f., İng., (argo) katliam yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geçindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) yedi kat; (f.) yediyle çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses tüpü, kulaklığınızla daha net ve parazitsiz sesler dinleyebilmeniz için, konuşan kişinin sesiyle çevredeki sesleri ayırır

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) durum, vaziyet; ABD, argo kolaylıkla kazanılacak şekilde planlanmış maç; ABD, (k.dili) içkiye katılan buz ve soda; ABD, (k.dili) lokantada sofra takımı; fiziksel yapı; duruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) altı kat, altı misli; (f.) altı ile çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir batında doğan altı çocuktan biri; altılı takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden düzenleme, yeni personel atama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalışacak işçileri seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mop up. mop up profits. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. syrup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. hata, yanlış, sürçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. şiddetli çarpışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafiğin tıkanması, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorba; et suyu; kim. temel elemanların karışımı; foto. banyo eczası; (argo) yoğun sis; A.B.D., (argo) nitrogliserin. soup kitchen fakirlere parasız çorba dağıtılan mutfak, imaret. soup ticket parasız çorba almak için vesika. soup up A.B.D., (argo) (

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bir nebze, bir tadımlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkası için nutuk metni yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dik; ayakta durarak yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. artıran; i. artma, yükselme; makina süratini artırma cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) soygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzengi; den. marsepet ayağı. stirrup bone anat. üzengikemiği. stirrup cup ata bindikten sonra içilen veda kadehi; veda içkisi. stirrup leather, stirrup strap üzengi kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maşrapa, tas; Katolik kiliselerinde kapıya yakın olan ve içinde su bulunan kurna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. k.dili. burnu havada olan, kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaraya konulan ilâçlı sıcak bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sersemletici, uyuşturucu; i. uyuşturucu ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sersemlik; hayret, şaşkınlık; duyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hissizleştirmek, uyuşturmak; sersemletmek, şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etkileyici, tesirli, harikulade; heybetli, cüsseli, iri yapılı. stupendously z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız ahmak, budala, anlayışsız; saçma, değersiz. stupidly z. budalaca, ahmakça. stupid'ity, budalalık, ahmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuşukluk, baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir grubun bölümü, ikinci derecede grup; biyol. alttakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. gündoğumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take into the mouth with the lips, as a liquid; to take or drink by a little at a time; to sip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small mouthful, as of liquor or broth; a little taken with the lips; a sip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To eat the evening meal; to take supper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat with supper. take solid or liquid food into the mouth a little at a time either by drinking or by eating with a spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small amount of liquid food; 'a sup of ale'. take solid or liquid food into the mouth a little at a time either by drinking or by eating with a spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superscript This Physical Style element makes contained text superscripted in relation to surounding content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Koran, sent by computer?. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Love Publishing Company 1777 South Bellaire Street Denver, Colorado 80222.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) i. yudum yudum içmek, yudumlamak; i. yudum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) akşam yemeğini yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. above, superior, supplement.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Soupape).. Tulumba ve sairede açılıp kapanan delik. Emniyet supabı Bazı makinelerde İstim çok dolu olunca çıkmak ve kazan patlatmamak için yapılmış delik ki buhar basıncı ile kendiliğinden açılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir gaz veya sıvının geçmesine yol veren, fakat geri dönmesini önleyen kapak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valve. valve. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clack. cap. inlet. valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super. classy. some. gee-whiz. topping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. bloody. damn. divine. fantastic. funky. incredible. marvellous. neat. nifty. phenomenal. plush. rare. smashing. super. superb. superlative. swell. terrific. terrifically. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super , extra ordinarily good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) üstün, üzerinde, fevkinde, fazlasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) tiyatroda önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üstün kalite, ekstra cins; mücellithanede kullanılan pamuk takviye bezi; tic. âlâ derece, âlâ derecede olan şey; s., (argo) üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SACD’ye bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premium gasoline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super ESP² (Elektronik Şok Koruması), ESP²’nin üç katı şok koruması sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot fotoğraf makinelerindeki teknoloji, CCD’nin ışık toplama performansını güçlendirir. Bu, her bir pikselin üst kısmına mikroskobik bir objektif yerleştirip üzerine mümkün olduğunca fazla ışığın odaklanması sağlanarak çalışır. Bu şekilde renk parazitleri azaltılıp resim kalitesi yükseltilir. Bu özellik ayrıca Advanced HAD CCD™ olarak Handycam® ürün serisinde de bulunabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki yüksek frekanslı sürücü birimi kullanarak konuşma ve bas frekansları geliştiren bir hoparlör sistemi. Bu sistem, mükemmel stereo ses üretimini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan benzersiz resim sabitleme teknolojisi, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makineleri ürün serilerinde bulunmaktadır. Titremeyi algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve yararı (daha az bulanıklık) tüm ürünlerde aynıdır fakat her birindeki teknoloji biraz farklı çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® resim tüpleri, HDTV (Yüksek Tanımlamalı TV) kullanımı için idealdir. Tüpte, resim kalitesini önemli ölçüde geliştiren parlak bir kaplama bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenilmesi mümkün, galebe çalınabilir, hakkından gelinebilir, çaresi bulunabilir, atlatılabilir. superably z. hakkından gelinebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyla bulunmak, pek çok miktarda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek çok, mebzul, bol, taşkın. superabundantly z. pek bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha da ilave etmek, yeniden katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaşlılık veya yetersizlik sebebiyle işten çıkarmak, emekliye ayırmak; geçersiz diye çıkarmak. superannuated s. emekli; eskimiş; kullanılmaz hale gelmiş; modası geçmiş. superannua'tion i. emeklilik; emekli maaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhteşem, görkemli; âlâ, nefis, enfes; zengin, zarif. superbly z. muhteşem bir şekilde; tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şilepte mal sahibi tarafından tayin olunan satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kompresörle güçlendirmek; fazla yüklemek; i. fazla yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompresor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaşa ait; kaşın üstündeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. aşırı soğukken elektrik akımını dirençsiz olarak geçirebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir sıvıyı) donma derecesinin altında dondurmadan soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) âla, en iyi, slang. kıyak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. süper ego.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok üstün. supereminence i. aşırı üstünlük. supereminently z. büyük üstünlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. görevinden fazla iş görmek. supereroga'tion i. vazife dışında iş yapma, fuzulî iş görme. supererogatory s. asıl görevden fazla veya ayrı; lüzumsuz, fuzuli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üst familya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gebe hayvanın doğurmadan evvel bir daha gebe kalması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzeyde kalan, satha yakın veya satıhta olan; sathi, yüzeysel, üstünkörü, yarım yamalak. superficiality, superficialness i. yüzeyde kalış, sathilik. superficially z. görünüşte, üstünkörü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıh, yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. son derece güzel; pek ince, çok zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. mutlak sıfırın bir derece üstündeki sıvı hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla, lüzumsuz, gereksiz. superflu'ity, superfluousness i. fazlalık, aşırı bolluk. superfluously z. çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine dökmek; dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla ısıtmak; ısıtıp sabit olmayan bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün ağırlıklı (eleman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine koymak; bir şeye ilave etmek. superimposi'tion i. bir şeyin üzerine koyma veya ilâve etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başka bir şeyin üzerine dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şeye ilaveten meydana getirmek, ek olarak katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, nezaret etmek, yönetmek, idare etmek, kontrol etmek. superintendence i. bakma, yönetme, yönetim. superintendency i. müdürlük, yöneticilik; yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yönetici, müdür, şef, idare memuru; s. yönetimsel; yöneten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. daha yüksek, âlâ, üstün, faik; olağanüstü; (to ile )fevkinde, daha üstün; üstünlük taslayan; bot. üst tarafında bulunan, üst; i. üstün derecede olan kimse; manastırda baş rahip; matb. satırdan yukarı basılmış rakam veya harf. superior court A

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstte olan, kaplayan, örten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. en yüksek; mükemmel, eşsiz, üstün; gram. enüstün; fazla; i. en yüksek derece veya miktar; gram. en üstünlük. talk in superlatives abartmak, mübalâğa etmek. superlatively z. en üstün derecede. superlativeness i. fevkaladelik, üstünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstün insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göksel, semavi; ilâhi; yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyun üstünde yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. normal üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fazla, zait; lüzumundan fazla; i. gerekli sayıdan fazla olan kimse; (tiyatro) önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper fosfat gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne koymak; geom. üst üste gelecek şekilde koymak. superposi'tion i. üstüne koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla doymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne yazmak; zarf üstüne adres yazmak. su'perscript s., i. üste yazılan; i. satırın üstüne yazılan küçük harf veya rakam; mat. satır yukarısına yazılı kuvvet veya türev gösteren işaret. süperscrip'tion i. bir şeyin üstündeki yazı; serlevha, başlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine geçmek, yerini almak; yerine başkasını koymak; yerine başka bir şey koyarak iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. aşağı bir mahkeme kararının icrasını durduran yüksek mahkeme emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süpersonik, sesten hızlı. supersonics i. süpersonik ilmi, sesten hızlı olguları inceleyen bilim dalı. supersonic transport süpersonik araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütün üç boyutlu yerlerinin nokta olduğu ileri sürülen matematiksel uzam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok güçlü radyo dalgaları gönderen gökcismi; as, mesleğinde üstün olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç bağımlı memleketi idare eden memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batıl itikat, hurafe, boş inan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıl itikat kabilinden; batıl itikatlı, boş şeylere inanan. superstitiously z. batıl inançlara saplanarak. superstitiousness i. batıl inançlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine bina etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel üzerine kurulan bina, ilâve kat; zemin katı üzerinde bulunan binanın tümü; üst yapı; üst kademe; ilişkiler; demiryolunun taş zemini üstünde bulunan travers veya ray; den. palavra üstündeki yapı kısımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. munzam vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takip etmek, izlemek, arkasından gelmek; sonra meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denetlemek, teftiş etmek, nezaret etmek; idare etmek, bakmak. supervi'sion i. denetleme, nezaret, murakabe; idare. supervisor i. müfettiş, denetçi. supervi'sory s. denetçiye özgü; denetimsel; denetleyici, teftiş edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğu Anadolu’da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞÜBHE) (i. A.) (c. şübühât).

1.iki veya daha fazla şey arasında hangisi olduğunu kestirememe: Bu meselede şüphem vardır.

2.Bir şeyin olup olmadığı hakkında tereddüt: Şüphe hasıl oldu. Şüphe götürmek = Şüpheye yer olmak: Bu iş, bu söz şüphe götürmez, bu işin şüphe götürür yeri yoktur. Şüphe yok, Ne şüphe? = Şüphe mi var? Tasdik tâbirleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubt. fears. suspicion. uncertainty. if. dubiousness. disbelief. discredit. haze. impeachment. incertitude. misdoubt. mistrust. query. question. surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredit. query. question. reservation. suspicion. doubt. suspicion kuşku.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubt. suspicion. uncertainty. discredit. distrust. hesitation. humph. incertitude. misgiving. qualm. quandary. query. question. reservation. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspicious. sceptical. skeptical. distrustful. dubious. from missouri. mistrustful. unbelieving. sceptic. skeptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptical. suspicious. sceptical septik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeptic. full of doubts. suspicious. skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Müsbet veya menfi, hiçbir kat’İ hükme ulaşmayan, şüphe içinde kalmayı gerekli bulan doktrin, septisizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scepticism. scepticism kuşkuculuk. septisizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Şüpheye düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüpheye düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be doubtful of. suspect. be in doubt about. impeach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question. suspect. to have a suspicion/doubt. to doubt. to suspect. to question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suspect. to get suspicious about. to doubt. to be in doubt about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şüphe taşıyan.

2.Hâli emniyet vermeyen: Şüpheli adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. suspect. uncertain. suspicious. sceptical. fishy. creaky. shadowy. shady. chancy. contestable. debatable. dicey. discredited. disputable. dodgy. dubious. dubitative. equivocal. funny. funny peculiar. hazardous. indecisive. indefinable. murk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. debatable. doubtful. equivocal. fishy. loose. precarious. problematic. questionable. suspect. suspicious. uncertain. dubious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. questionable. suspicious. uncertain. suspicious looking. open to doubt. dubious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. definite. undoubted. unquestioned. sure. sure as death. decided. indubitable. undisputed. beyond doubt. doubtless. without doubt. certainly. sure. of course. no doubt. without doubt. clearly. decidedly. easily. without fail. by all means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. decisive. doubtless. easily. positive. secure. sure. undoubted. certain. of course. no doubt. without doubt. surely. certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond doubt. certain. rare. without a doubt. certainly. decided. doubtless. naturally. positive. secure. sure. surely. undoubted. unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphe olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., anat. el ayasını yukarıya döndürmek. supina'tion i. el ayasını yukarıya döndürme. supinator i., anat. supinator, el bileğini dışarıya döndürücü adale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latince'de -i veya -den halindeki isim-fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırt üstü yatmış; yatay durumdaki, meyilli; kaygısız; miskin, enerjik olmayan. supinely z. kaygısızca; miskinlikle. supineness i. kaygısızlık; miskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. supplement.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akşam yemeği; yemekli gece toplantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayağını kaydırıp yerine geçmek, yerini kapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. yumuşak, kolayca eğilip bükülebilir, elastiki, esnek; uysal, yatkın, başkalarının suyuna giden; f. yumuşatmak. suppleness i. esneklik, elastikiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilâve, ek; zeyil; mat. bütünler açı; f. ilâve etmek, eklemek; doldurmak. supplemen'tal, supplemen'tary s. ilâve olan, bütünleyici; mat. bütünleyen, tamamlayan. supplementa'tion i. ekleme, ek, ilave, zeyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rica, niyaz, yalvarış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. rica ve niyaz eden, yalvaran (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rica ve niyaz etmek, yalvarmak; dua ederek yakarmak. supplicatingly z. yalvararak. supplica'tion i. yalvarış, yakarış, niyaz. supplicatory s. yalvarış kabilinden; niyaz eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağlayan kimse; ihtiyacı karşılayan şey; tedarik eden firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sağlamak, tedarik etmek, temin etmek; ihtiyacı karşılamak; tatmin etmek; telafi etmek, yerini doldurmak; bir makamı işgal etmek; i. tedarik, teçhiz; mevcut; gen. çoğ. erzak, gereç, levazım, malzeme; vekil. cut off the supplies gerekli ihtiyaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. esnek olarak, kendini duruma uydurarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. desteklemek; tahammül etmek, götürmek, dayanmak, tutmak, kaldırmak, çekmek; kuvvet vermek, cesaret telkin etmek; beslemek, geçindirmek; masrafını vermek; devam ettirmek; ispat etmek, teyit etmek; savunmak, müdafaa etmek; yardım etmek, tutmak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilir, tahammül edilebilir; ispat edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftar; yardımcı; jartiyer; askı; bileklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. destekleyici; yardımcı; ispat etme hususunda faydalı. supportive therapy psik. hastaya problemlerinde yardımcı olarak yapılan psikoterapi; tıb. hastanın genel sıhhat durumunu kuvvetlendirerek hastalık bulgularının ortadan kaldırıldığı tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvuru mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zannetmek, farz etmek; doğru olduğunu kabul etmek; tasavvur etmek, düşünmek; tahmin etmek. Suppose he doesn't come. Farz edelim ki gelmedi. Ya gelmezse? Suppose we change the subject. Konuyu değiştirsek nasıl olur? He is supposed to be rich. Zengin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zan, tahmin, kıyas; varsayım, ipotez, faraziye. suppositional s. tahmin kabilinden, farazi. suppos'itive s. tahmini, farazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmiş, sahte; tahmin kabilinden; varsayılı, ipotetik, farazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. supozituvar, fitil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırmak, sindirmek; önlemek, menetmek; zapt etmek; örtbas etmek, saklamak; gizli tutmak; durdurmak, kesmek. suppres'sion i. baskı; zapt etme, tutma; bastırma, sindirme. suppres'sive s. zapteden, tutan; bastıran, sindirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cerahat toplamak; işlemek (yara). suppura'tion i. cerahat, irin. suppurative s. cerahat hasıl edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) fevkinde, üstünde, ötesinde, önünde, dışında,-den ziyade, maada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. tebeşir tabakalarının üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şuur eşiğini aşmış, bilinç ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. üst çeneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok moleküllü; molekülden daha karmaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünyadan üstün, semavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. deliğinin üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. huk. borçlunun senedi protesto etmesinden sonra kefilin ödemeyi kabul etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. böbreküstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. şakak üstü (kemiği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük, yücelik, ululuk; herkesten üstün olma, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yüksek, ulu, yüce; hakim; en yüksek mertebede; en yüksek derecede, en mükemmel; son. Supreme Being Hak Taalâ, Allah. Supreme Court Anayasa Mahkemesi. supreme good en büyük iyilik, en yüksek hayır gayesi. Supreme Soviet en üst Sovyet. supreme t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süpürge ile tozu alınıp temizlenmek: Bu oda bugün süpürülmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yeri süpürmekten çıkan çörçöp: Süprüntüleri nereye atıyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweepings. worthless and low-down people. waste. dust. mull. dry refuse. riff-raff. scum. screenings. stuff. crap. soft dirt. dregs. garbage. offal. outsweepings. riff raff. rubbish. shoddy. trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpürmekten çıkan çörçöpün atıldığı yer, mezbele, çöplük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. superintendent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teslim ve terk olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalık süpürecek filet, hasır süpürgesi = Odaları süpürmeye mahsus sazdan yapılmışı; çalı süpürgesi = avlu vesaire süpürmeye mahsus çalıdan yapılmış kabası, tavan süpürgesi = hasır süpürgesinin saplısı, meydan süpürgesi = çalı süpürgesinin saplısı, süpürge sapı = süpürgeye takılan sopa, elektrik süpürgesi = elektrikle işleyeni,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorghum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. ling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpürge yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of brooms. seller of brooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirting board. baseboard. plinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseboard. skirting board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towboard ; baseboard ; dashboard ; mopboard ; plinth ; skirting board ; ski. dado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeping. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Süpürge ile tozu ve çörçöpü alıp temizlemek: Şu odayı süpürmell.

2.Fırça ile silkip toz ve kılları alarak temizlemek: Ceketimi süpürdüler mi?

3.(Mec.) Süpürür gibi bir şeyin bütününü alıp götürmek, yalayıp yutup bir şey bırakmamak: Bir sofra dolusu yemeği tek başına silip süpürüverdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. sweep up. brush. give smth. a sweep. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. to sweep. to brush. to sweep away. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sweep ; to sweep away , to get rid of sb / sth completely. brush. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Süpürmeye zorlamak veya İzin vermek.

2.Giyeceğin toz ve kıllarını silktirlp temizletmek: Şu paltoyu hizmetçiye süpürtmeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpüren, süpürmek . vazifesiyle görevli hizmetçi. Ocak süpurücüsC = Ocakları süpürüp temizleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mürekkepbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrup. sirup. julep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekerli sos. syrupy s. ağdalı, soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAACCÜB) (i. A. «aceb» den). Şaşakalma, şaşkınlık. Şâyân-ı taaccüb = Şaşkınlığa değer. Bâls-i taaccüb = Şaşkınlık verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered mail. registered letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAASSUB) (i. A. «Asab» den).

1.Birine taraftarlık ve gayretkeşlik etme.

2.Kendi din ve milliyetini son derece üstün tutma, diğer bir din ve milliyette bulunanlara kin ve düşmanlık gösterme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. fanaticism. fanaticism bağnazlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism. bigotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approaching. drawing near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip germe aleti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek; köstebek derisi rengi, kahverengimsi gri renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-handed broom used to clean ceilings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay fincanı teacupful i bir çay fincanı dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling too ashamed (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. proportion. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. being composed. being put together. formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be composed of. to be made up of. to be put together. to be formed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being incumbent on. falling to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be incumbent on or upon. to fall to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb» dan).

1.Sıralanma, sırasında olma, sırası gelme.

2.Ait olma, icap etme, gerekme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claiming or pretending to be the owner of sth which does not rightfully bel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to claim or pretend to be the owner of sth which one does not rightfully po. to support and protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) insanlar arasındaki ilişkiyi düzeltmeye uğraşan eğitici grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onun üzerine, onun üzerinde; hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ısıyla işleyen) sıcaklık pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gecikme, güçlük; k.dili bağlantı, ilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. canlılıkla hareket etmek, kıvrak olmak; i. kıvraklık, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı tura için para atma; düşeş, şans işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğreti tepe saçı, ufak peruka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video kaset kaydı ve oynatımı için otomatik bir ayarlama yöntemi. Yalnızca 2,5 saniyede alınan ölçümler, parazit giderme ve frekans tepkisinin otomatik olarak düzeltilmesini sağlar. Her türlü VHS kasette kullanılabilen bu sistem, video kafalarının kullanım ömrünü önemli ölçüde artırmanın yanı sıra daha parlak görüntü, daha net resimler ve güçlü renkler sağlar. Tri Logic Plus, oynatma parametrelerinin daha iyi ayarlanması ve yeni parazit giderici sistemi sayesinde resim kalitesini önemli ölçüde geliştirir. Super Tri Logic ile Long Play kayıtlar bile en iyi görüntü kalitesinde izlenebilir. Tri Logic Digital, dijital bir devre kullanarak VHS sistemlerde genelde görüşen renk parazitini düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask . atlı askerlere karşı savunma aracı olarak kullanılan ve ortasına sivri kazık çakılı konik çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trup. trou'per i. trup uyesi; tecrübeli oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.) (oyun gösterenler hakkında). Kol, takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troupe. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troupe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tube. duct. gas cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tube. tubing. canister. test tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tube. test tube. cylinder. fluorescent light strip. roll on / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character , fellow , geezer , norm , type , critter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) koç, erkek koyun; balyozun kazık başını döven yüzü, şahmerdan; f. çiftleşmek (koç); tos vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test tube baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottled gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Laboratuvarlerda kullanılan bir ucu kapalı cam boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tube-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rack for test tubes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. iki penilik sikke; hiç, beş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. katlı; i. katlı kısım; (iskambil) yüzü çevrik kağıt; şans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.daktiloda yazı yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı makinası, daktilo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. yukarıda adı geçen sayfa veya yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırmak; bağlantıyı çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-wrote,-written) imza etmek; sigorta etmek; bir teşebbüsün masrafını ödemeyi taahhüt etmek; sağlama bağlamak.. underwriter i. sigortacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilmemiş, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boş, işgal edilmemiş; işsiz, boşta gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdansız; töresiz; prensipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. desteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «U» ile başlayan bazı sıfatların başına konan mübalağa edatıdır. Upuzun = Pek uzun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,s., (edat), i. yukarıya, yukarıda; yükseğe; müz. tize doğru; ileriye; -e kadar; öne, ileri; tamamen (Konuşma dilinde çoğunlukla anlamı değiştirmeden fiillere eklenir); s. yükselmiş; kalkmış; kaldırılmış; yüksek, kabarık; ilerlemiş; hazır; (edat) yuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-upped, -upping) yükseltmek; k.dili. vermek. The girl up and slapped him Kız onu tokatlayıverdi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) yukarıya; ayağa; tamamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgalı, alçalıp yükselen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz, girişken; ümit verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Upanişad, eski Hint din kitaplarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cava adasında bulunan özsuyu zehirli bir ağaç; bu ağacın özsuyu; zehirli şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., müz. vurgusuz tempo; s., (argo) canlı, neşeli, iyimser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. keman yayının ileri sürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, yüzüne vurmak. upbraidingly z. azarlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terbiye, yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (built) bina etmek, inşa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yukarıya çevrilmiş veya atılmış; i. yukarıya çevirme veya çevrilme, yukarıya atma veya atılma; yukarıya çevrilmiş veya atılmış şey; mad. hava bacası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z., k.dili. sahilden uzak, iç taraftaki; i. memleketin iç kısmı, taşra; z. iç kesimlere doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. günümüze uygun şekle sokmak, güncelleştirmek; düzeltme ve eklemeler yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukarı çekiş, havanın yukarıya yükselmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikine çevirmek; (kadeh) dikmek; baş aşağı etmek; boca etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z. yokuş; f. kalitesini yükseltmek; rüt- besini yükseltmek; z. yokuş yukarı. on the upgrade iyileşmekte; artmakta .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyüme, gelişme; büyüyen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zorla yukan kaldırmak. upheaval i. yukarı kaldırma; karışıklık, ayaklanma; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. yokuş yukarı; s. yukarıya giden; güç, çetin, muşkul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (held) yukarı kaldırmak; tutmak, tarafını tutmak, desteklemek; onaylamak, tasdik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döşemek; donatmak. upholsterer i. döşemeci. upholstery i. döşemecilik; döşemelik eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. ip germe tokası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakım, muhafaza; bakım masrafı, idame masrafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüksek arazi, yayla; s. yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arazi çıkıntısı; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması; yüceltme, manevi yükseliş; iyileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yukarı kaldırmak; yüceltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yukarı, en yukarıki, en üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) üstüne, üzerine, üstünde, üzerinde; -e,-de , ile; vukuunda, hususunda; şartıyle, göre; takdirde. tier upon tier tabaka tabaka, sıra sıra. upon my word vallahi, alimallah; Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstteki, üst kattaki; yukarıki, yukarıdaki; üst; i. saya, ayakkabı yüzü; çoğ. kumaş tozluk; k.dili. yataklı vagonun üst kat yatağı. upper berth üst yatak (tren veya vapurda). upper case matb. majüskül harflerin bulunduğu üst kasa; majüskül har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek seviyeli, yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lise veya üniversitede üçüncü veya dördüncu sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksta aşağıdan yukarıya doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en üst,enyukarıdaki; akla ilk gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yukarı Volta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. kibirli; kendini beğenmiş. uppishly z. kibirle. uppishness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukarı kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. doğru, dikey, dik; dürüst, doğru; z. doğru, dikine, dikey olarak; i .direk; dimdik duran şey; dik piyano, düz piyano; (futbol) kale. uprightly z. dürüstçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (rose, risen) kalkmak; kabarmak, yükselmek; ayaklanmak. uprising i. kalkma; ayaklanma, isyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. ırmağın yukarısındaki; z. nehir yukarı, ırmağın yukarı kısmına doğru; i. ırmağın yukarı kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, velvele, şamata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürültülü, velveleli; kahkahadan kırıp geçiren. uproariously z. gürültuyle; çok gülünç bir şekilde. uproariousness i. gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökünden sökmek, kökünden söküp çıkarmak; yok etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-set,-ting) devirmek; altüst etmek; keyfini bozmak; bozguna uğratmak, beklenmedik anda yenmek; sinirlendirmek; midesini bozmak; mak. demir parçasını kızdırıp çekiçle ucuna vurarak kısaltmak ve kalınlaştırmak, dövmek, şişirmek; devrilmek; altüst o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrilmiş; düzeni bozulmuş, altüst olmuş; üzüntülü, sinirli; dikine çevrilmiş; i. devrilme; altüst olma; k.dili. surprizli yenilgi, bozgun; bozulma . upset price müzayedede satıcının koyduğu asgari fiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. netice, sonuç, nihayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst taraf .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan alfabesinin yirminci harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., f. sahnenin arka kısmmdaki; z. sahnenin arka kısmında, sahnenin arka kısmına doğru; f. seyircilere arkasını döndürmek (bir aktörün diğerini); dikkati kendine çekerek başkasının rolünü çalmak; k.dili. kibirli davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yukarıya, yukarıda; s. yukarıdaki, üst kata ait; i. üst kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru, dürüst; dik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birden zengin olan kimse; s. türedi, sonradan görme, zıpçıktı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z.,( A.B.D.) (gen. New York ,sehri ile ilgili) merkez dışındaki, kuzey; i. taşra; z. merkezden uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,s. akıntıya karşı; ırmağın yukan kısmına doru; s. ırmagın yukarısındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazıda yukanya doğru kuyruk çekme; mak. yukarı doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kabarmak; i. kabarma, yükselme; dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepe topuzu. upswept s. tepede toplanmış (saç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya sallanış; ilerleme, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırma, yükseltme; kazandan bacaya giden boru; mad. hava bacası. quick on the uptake k.dili. hazırcevap, kavrayışlı, uyanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. yer kabarması, yer yükselmesi; yukarıya atılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.),( argo) sıkıntılı, sinirli, hırslı, tutaraklı; telâşlı; biçimci, tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çağcıl, zamana uygun, güncel, asri, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. şehir merkezinin dışında; s. şehir merkezinin dışındaki; i. şehir merkezinin dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilerleme, yükseliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukanya çevirmek veya çevrilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya dönme; iyileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yukarıya doğru giden; yukarıya dönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yukarı doğru, yukarı. upwards of -den daha fazla, -den yukarı, -in üstünde; yak laşlk olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÜSLÜB) (i. A.) (c. esâlîb).

1.Tarz, usûl, tutulan yol, stil.

2.(musiki) Bir eserin aslî hüviyetine uygunluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. genre. strong language. mode. touch. wording.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. style. style biçem. tarz. stil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. idiom. make. pen. style. taste. touch. turn of phrase. wording.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton waste. oakum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: stupa). (bk.) Usturpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustalıkla, tertipli bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. cleverly constructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. yukarıda gösterildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövüp saymak, şiddetle azarlamak. vitupera'tion i. sövüp sayma, hakaret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sövüp sayan, azarlayıcı, ağzı bozuk, küfürbaz. vituperatively s. sövüp sayan bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvetli; sefahate düşkün; duysal, hissi; zevki seven, zevke düşkün, tenperver. voluptuously z. şehvetli bir şekilde. voluptuousness i. şehvete düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. asansörsüz bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. ısınma; son hazırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) yıldızı sönmüş, bitmiş; k.dili. bitkin düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (bağlaç) bunun üzerine, ve bundan dolayı, üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapanış, bitiş; son kısım; (beysbol) topu atmak için kolu kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili radyoda haberlerin son özeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (wrote, written eski writ) yazı yazmak; teklif etmek;kaleme almak; ifade etmek; kaydetmek; kayda geçmek; kaitplik etmek. write down yazmak, kaydetmek, yazı ile yermek. nothing towrite ome about bahsetmeye değmez. write in bir metne ilave yapmak; oy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarar olarak kabul edilen miktar; iptal etme, çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili makale; bir müessese hakkında yazılan övücü yazı; A.B.D. bir firmanın mal ve mülkünü kanunsuz olarak olduğundan yüksek gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazar, müellif, muharrir, hattat. writer's cramp çok yazı yazmaktan ileri gelen el veya kol tutulması, kramp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Telâşla öteye beriye koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıkta, söz söyleyişte, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklara kaçan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. snob. coxcomb. snobbish. snobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected daudy. fob. beau. blue nose. dandy. fop. high- hat. oddball. popinjay. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lounge lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snobbery. foppishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandyism. foppishness. coxcombry. snobbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by