Wych-elm ne demek? | Wych-elm anlamı nedir? | Wych-elm

Wych-elm anlamı nedir?

Wych-elm ne demek?

Wych-elm anlamı nedir?

Wych-elm | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ karaağacı, bot. Ulmus glabra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denote. imply. mean. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). solucanları bağırsaktan defeden;(i). solucan ilâcı, solucan düşürücü ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. befall. happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعدالميلاد] milattan sonra, İsa’dan sonra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعث بعد الموت] ölümden sonra diriliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Milletlerarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international uluslararası. enternasyonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amass. cluster. congregate. gather. mass. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come together. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çelmek işi. 2.Arkadan bağlanan baş örtüsü.

3.Birini düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma. Çelme takmak = Çelme ile düşürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çalmak fiilinin hafifi).

1.Vurmak, çarpmak: El, kanat, kılıç çelmek.

2.Düşürmek, yere vurmak.

3.Kesmek, Osm. zebhetmek.

4.Kapmak, çarpmak.

5.Gidermek, akıl çelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divert. to deviate. to dissuade. to tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trip up. to change sb's mind. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çelme takmak.

2.Başarıya ulaşmasına engel olmak: Parlak bir istikbali vardı, ama zavallıyı çelmelediler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ne kadar pişerse piçsin, çiğ kalacak gibi bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop up. show one's face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squatting down. squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dizleri toplayıp kalçalar baldırlara dokunacak surette durmak: Eteklerini toplayıp çömeldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crouch. squat. to squat. to crouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squat down. cower. crouch. squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Delmek işi. 2.Delinmiş, delmekle yapılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piercing. boring. drilling. perforation. penetration. fenestration. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prick. boring. drilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drilling. piercing. boring. perforated. perforation. pricking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Delmek, bir şeyin içine delik açmak, bir yandan bir yana, yahut yalnız bir yanda yarık ve çukur açmak. Osm. sakbetmek: Tahtayı, toprağı, kâğıdı, kızın kulağını delmek: Kurşun, ağacı delip geçti: Toprağı delip su aramak. İşi delmek = iç yüzüne vakıf olmak. Kulak delmek = İkaz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pierce. hole. bore. drill. make a hole in. broach. dig into. dig through. perforate. pick. prick. ream. ream out. spike. stab. stave in. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. drill. impale. perforate. pierce. prick. puncture. to pierce. to bore. to drill. to perforate. to prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a hole in. to pierce. to bore. to drill. to puncture. to perforate. to prick. to tap. to riddle. to cut-through. to wimble. to stick. to stave. to punch. broach. pick. stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dikleşmek.

2.Bir yerde durup beklemek, dinelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlamlaşmak, dinçleşmek. Osm. tüvânâ ve tendürüst olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinlemek işi. (bk.) Dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayakta durmak, hareket etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. straightening. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. improvement. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düz hale gelmek, düz edilmek. Osm. tesviye olunmak: A’etsiz zemin düzelmez.

2.Tertip ve tanzim olunmak, yoluna konmak: Ticaretimiz düzelecektir.

3.İslah, tashih ve tamir olunmak: Elbise, müsvedde düzeldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improve. get better. recover. do better. mend. ameliorate. amend. come along. look up. meliorate. refine. reform. smooth down. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mend. rally. recover. reform. straighten. to be put in order. to straighten. to get better. to improve. to reform. to rally. to get well. to recover. to clear up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to begin to go well. to straighten out. to improve. to get better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yabani elma): Gülgillerden; ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karaağaç, bot. Ulmus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı: alma). Gülgillerden kırmızı, sarı ve beyaz arasında değişik renkte meyveleri olan bir ağacın ve meyvesinin adı. Ar. tüffah, Fars sîb: Arnavut, Amasya, ferik elması, mec. Yuvarlak şey, top, kürecik: Göz, çene elması. Acı elm», deve, diken elması = Bitki çeşitleri. Yerelması = Şekli patates, lezzeti elmaya benzer meşhur bir kök ki sebze çeşidinden olup etli ve zeytinyağlı yemeği olur. Elma baş = Bir cins ördek. Elmakürk = Tilki postunun bir cinsi ki, kenarına elma dibi denir. Bir elmanın yarısı = Pek benzer. Kızılelma = Vaktiyle Roma şehrine verilen ad. mec. Osmanlı Türkleri’nin ülküsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malic. apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(malus): Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin bulantı ve kusmalarını azaltır. Hastalıkların çabuk geçmesini sağlar. İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasında yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Kanı temizler. Kolestrolü düşürür. Damar sertliği ve kalp krizlerini önler. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kabızlığı giderir. Şeker hastaları için faydalıdır. Dizanteri ve paratifoda iyileşmeye yardımcı olur. Öksürüğü keser. Kompostosu ateşi düşürür. Susuzluğu keser. Uçukları geçirir. Cildin taze ve güzel kalmasını sağlar. Göz ve kulak ağrılarında da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee toffy taffy apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apple juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yuvarlak başlı ördek cinsi (podiceps cristatus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elma satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oyluk kemiğinin başı. Ar. tüffâhe.

2.Çıkıntılı kemik: Yanak, çene elmacığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high part of the cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elma İle yapılmış.

2.Elma ağacı çok (yer).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elma ağaçlan bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan).

1.Billûrlaşmış saf karbondan ibaret parlak taş ki, en makbul cinsine pırlanta derler. Cevher, gevher.

2.Elmastan mamul veya elmasla süslü: Elmas yüzük, küpe. mec. Pek aziz ve değerli, pek parlak ve güzel: Elmasım, elmas yârim. Elmas parçası = Pek parlak ve güzel şahıs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diamond. rock. glass cutter. diamond-cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diamond. rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) 1.Bilinen kıymetli taş. 2.Pek sevgili ve kıymetli. 3.Billurlaşmış saf ve şeffaf karbon. 4.Ucunda sivri bir elmas parçası bulunan ve cam kesmekte kullanılan alet.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (elmas, pâre = parça). Elmas parçası, mec. Pek güzel ve parlak kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elmas vesair mücevherat yapan ve satan adam, cevahirci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Donmuş et suyu ile şeker vesaireden yapılan billûr gibi parlak ve şeffâf bir tatlı: Elmâsiyye tabağı = Bu tatlıya mahsus tabak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. K elmas, tırâşîden = yontmak). T. Camın en makbulu ki, elmasla veya elmas gibi yontulmuş zannolunur. Billûr, kristal.

2.Bu halde olan billûrdan yapılmış: Elmastıraş bardak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turunçgillerden, Hindistan’da yetişen bir ağaç ve yemişi (feronia elephantum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelmek işi, Ar. vürûd. (bk.) Gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming. concourse. arriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. coming. originating from. derived from. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gelmek, beriye hareket etmek. Ar. vürûd, Fars. Amed: Babam dün geldi. Her akşam eve gelir. Çocuklar şimdi okuldan gelecektir.

2.Geriye dönmek, Osm. rücû etmek: Gidip gelme: Osm. azîmet ve avdet: Gittiği ‘yerden gelmez. Git ama, çabuk gel.

3.Girmek, yaklaşmak, başlamak, olmak: Yaz geldi. Ramazan geliyor. Tatil, imtihan geliyor.

4.Yetişmek, Osm. vusûl, muvasalat etmek: Vapur kaçta gelir?

5.Ortaya çıkmak, belli olmak, Osm. zuhûr etmek, peydâ olmak, hâsıl olmak, tebâdür eylemek. Kendisine bir alıklık geldi, iki günde bir sıtma gelir. Hatırıma, aklıma geldi. 6.Dokunmak, isabet etmek, rasgelmek: Başına bir taş geldi. Başına bir musibet gelmiş. Gelen çekilecek.Uymak, uygun ve muvafık olmak, yakışmak: Bu palto bana gelmez. Bu kıyafet benim yaşımda bulunanlara gelmez. Bu hesap işinize gelir mi?Tesadüfen olmak, bulunmak, çıkmak, tesadüf etmek: O çizme bana dar, kısa geldi. Yediğim yemek mideme ağır geldi. Yağan yağmur ekinlere çok iyi geldi.Ğörünmek zannolunmak: Bu yol bana pek uzun geldi. Bu meyve size acı gelmedi mi? Bana öyle geliyor ki = Zannediyorum.Çekmek, tahammül etmek, dayanmak: Bu at yüke gelmez. Ben çok yürümeye gelmem. O adam şakaya, latifeye gelmez.Netice vermek, Osm. intâc olunmak, netice suretiyle hasıl olmak, müncer olmak: Bundan ne gelir? Bundan çok şey gelebilir. Bu hal neden gelir?Dûçâr olmak, uğramak: Aha gelmek. Ahıma geleceksiniz.Gelir getirmek, irâd olmak, vâridat ve aidat suretinde hasıl olmak: Çiftlikten, malından, vakıftan kendisine senede bir kaç bin lira gelir.Kabûl etmek, muvafakat eylemek: Sonunda benim sözüme geleceksiniz. O da benim fikrime geldi.Kabil olmak, uymak: Hesaba, kaleme, imlâya, tarife gelmek. 16. Çıkmak, görünmek, Osm. sudûr etmek, sâdır olmak: Benden öyle iş gelmez. O adamdan böyle bir iş gelebilir mi? 17. Yalandan göstermek veya görünmek: Görmezden gelmek = Görmez gibi olmak. Bilmezden gelmek — Bilmez gibi olmak, tecahül etmek. Arkadan gelmek = Takip etmek. Aşağı gelmek:

1.İnmek, Osm. nüzul etmek.

2.Yıkılmak, düşmek. Ağıra gelmek = Güce gitmek, hiddete sebep olmak. Elden gelmek = Mümkün olmak, iktidar dahilinde olmak: Bu iş benim elimden gelmez: Ben yapmaya muktedir değilim. Elden gelen = İktidar dahilinde olan, kabil ve mümkün olan: Elden geleni esirgememeli, yapmalı. Elden ne gelir: Ne yapılabilir? Ele gelmek =

1.Yakalanmak, tutulmak, Osm. ahz ve girift olunmak.

2.Sahip olunmak, tasarruf olunmak, müyesser olmak: Böyle bir mal kolay ele gelmez (geçmez). İçeri gelmek = Girmek, Osm. dühûl etmek. İçe gelmek = Kalbe doğmak, Osm. sünûh etmek. İşe gelmek = Yaramak, kullanılabilir olmak. İleri gelmek = Netice çıkmak: Bu hal neden ileri geliyor? İlerigelen = Hatırlı kimse: Kasabanın ilerigelenleri: Eşraf ve Ayânı. İmâna gelmek =

1.İnanmak, Müslüman olmak, Osm. ihtidâ etmek.

2.mec. Sonunda doğruyu kabul etmek, kanmak. Başa gelmek =

1.Üste çıkmak, Osm. tasaddur etmek.

2.Vuku bulmak. Derde uğramış olmak: Başıma bir belâ geldi. Başıma geleni bilseniz. Başıma neler geldi. Başı taşa gelmek


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. come to. come. attain. carry over. come up to. fall on. get. pull. roll up. set. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come. to appear. to seem. to suit. to come around to. to cost. accrue. draw in. draw in / into. fetch up. get. originate. pull. reach. spring. turn up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri balık kılçığı, büyük balıkların kılçık vaziyetinde olan kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gençleşmek, gençlik tazeliğini almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gerginliği giderilmek, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. irhâ olunmak: Dizgin, yay gevşeldi. 2.Sıkılık ve pekliği azalmak: Kuşak, et gevşeldi. Kilidin yayı gevşeldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). dümen yekesi, dümen takımı; idare. Down with the helm. Rüzgâraltı yöresine getir (gemi). Port your helm. iskeleye dümen kır. take the helm dümen başına geçmek; idareyi eline almak. helmless (s). dümensiz; yekesiz; baskısız, başıboş. helms

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişip koyulaşan ve sallanınca oynayan şey. (bk.) Heltme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Meme başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Organlarını sallaya sallaya yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynarken helme haline gelmek, koyulaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). miğfer, baş zırhı, tolga; spor faaliyetlerinde ve inşaatta giyilen koruyucu başlık, kask; sıcak memleketlere mahsus, mantara benzer bir maddeden yapılmış güneş şapkası. helmeted (s). migferli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağırsak solucanı, kurt. helmin'thic (s). solucana ait; solucanı defettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmek. 2.sırayı bozmadan durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slimming. slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İnce veya ince olmak, incelmek: Bu ip pek inceldi. 2.Yalandan zarafet göstermek; zarafete özenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slim. thin. to thin. to become thin/fine. to be refined. to slim. to lose weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become thin. to try to appear refined. to reduce. to lose weight. fine down. refine. slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل الميلاد] milattan önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kayaları delmek işinde kullanılan siyah elmas, karbonado.

2.mec. Maden kömürü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. black diamonds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas’ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden Roma’yı hatırlatan bu tâbir, sonraları «Türkçülük ülküsü» mânâsında kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dull. to atrophy. the waste away. to decline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuyu veya kaynak kurumaya; ateş, sönmeye yüz tutmak.

2.(biyoloji) Bir organ şu veya bu sebepten beslenmeyerek küçülmek, dumura uğramak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dull. to become blunt. to die down. to dry up. to atrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Beceriksiz, çapaçul.

2.Bir yabânf bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müslüman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلمان] müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on. to perpetuate. to be usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take precedence. to antecede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; etkilemek, bunaltmak; garketmek, boğmak; başından aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kuvvetli, karşı konulamaz; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen incidentally. to meet by chance. to change upon sb. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaçmış ilmik, kaçık; dolaşıklık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Barış içinde bulunma, huzur, erinç. 2.Güzel, hoş (kadın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış içinde bulunma, huzur, erinç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan’ından olup, Rasulullah’la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selman-ı Farisi’ye nispetle bu ad kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barışla ilgili, barışçıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boş bir yer insanların yerleşmesiyle yurt hâline gelmek, meskûn olmak.

2.Gelişip serpilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seyrekleşmek, (bk.) Seyrekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rare. to become less frequent. to become wide apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sparse. to thin out. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have gone on for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lemeân» dan) (c. telmîAt) (edebiyat). Bir mısraı bir dilde, başka mısraı diğer bir dilde yazılmış beyitlerden mürekkep şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Söylenen bir atasözünden, bir şiir veya meşhur bir hikâyeden mânâ çıkararak İmâ yoluyla dokunup açıkça söylememe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. allusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميح] gönderme, îmâlı anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميحات] göndermeler, îmâlı anlatmalar..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميحا] göndermede bulunarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parıldatma, renk renk yapma. 2.Dizeleri başka başka dillerde olan koşuk, manzume yapma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yumru olmak, kanburlanmak, domalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yamrı yumru olmak, kanburlaşmak: Tümseldl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilgi uyandıramamak, etkileyememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. conquer. cope. fare. manage. obviate. overcome. surmount. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. get around / round. get it together. to put a good show. surmount. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slumberous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. su basmak; bastırmak, boğmak, mağlup etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ karaağacı, bot. Ulmus glabra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtmaçlı zırh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, telâş ve acele ile yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden köksapları yumru hâlinde olan biifcbitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(helianthus tuberosus): Bileşikgiller familyasından; basit yapraklı, yüksek, çok yıllık otsu bir bitkidir. Toprak altındaki yumruları inulin bakımından zengindir. Yumruları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini artırır. Kabızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Bol idrar söktürür. Böbreklerin ve pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Basur memelerine faydalıdır. Romatizma, nikris ve mafsal ağrılarında şikayetleri azaltır. Cildin güzel olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitation. turn. going towards. tending. inclining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönmek, teveccüh etmek, bir tarafa dönüp bakmak, yüzünü çevirmek.

2.Kast ve niyet etmek, azmetmek.

3.Eğilinmek, meyletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. bend. face. front. head. head for. slant. steer for. tend. wend one's way. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. front. run. shepherd. tend. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become high. rise. to become lofty. to be exalted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promotional. advance. advancement. ascension. ascent. climb. distinction. escalation. flux. gain. hike. increase. pickup. preferment. progress. promotion. raise. rise. rising. scaling. step-up. swell. swelling. upheaval. uprising. upsurge. upthrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advancement. ascent. boost. elevation. promotion. rise. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascension. boom. explosion. upward movement. preferment. progress. promotion. rising. upsurge. upswing. upward surge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yükselmek işi. (bk.) Yükselmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha yüksek olmak: Bu bina çok yükseldi. 2.Yukarı kalkmak, yukarılara çıkmak, ösm. suâd etmek: Bazı kuşlar havada çok yükselir, balon o kadar yükseldi kl, görünmez oldu.

3.(ses) Ziyadeleşmek, uzaktan işitilecek surette hızlı çıkmak, dik olmak: Benim sesim o kadar yükselemez.

4.Pahaya çıkmak, ağırlaşmak, piyasa hayli yükseldi. 5.(denizcilik) Bir sahilden veya burundan açılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. ascend. be in the ascendant. be in the ascendent. climb. escalate. gain. go up. harden. heighten. improve. louden. nose up. get one's promotion. rear up. rise. scale up. soar. steepen. step up. sublime. swell. tower. upheave. upsurge. work one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. ascend. climb. heighten. increase. rise. surge. to rise. to ascend. to go up. to mount. to increase. to advance. to come up. to climb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rise. advance. ascend. to be in the ascendant. climb. escalate. get up. head up. heighten. make. mount. move higher. rally. spring. swell. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zayıflamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by