X-black Lcd™: ne demek? | X-black Lcd™: anlamı nedir? | X-black Lcd™:

X-black Lcd™: anlamı nedir?

X-black Lcd™: ne demek?

X-black Lcd™: anlamı nedir?

X-black Lcd™: | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Sony X-black LCD™, bir yerine iki tane özel tasarlanmış lamba ile güçlü bir şekilde aydınlatılır. Ekran yüzeyi yansımayı önleyici bir katman ile kaplanmıştır. Bu da geniş bir kontrasta sahip canlı ve gerçeğine uygun renkler sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) eksenden uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katıp karıştırılma, ilâve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ek, ilâve (kelimenin başına veya sonuna).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eklemek, ilâve etmek; takmak; koymak, atmak (imza).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX kafa biriminin çift alan işlevi sayesinde, arka koltuk yolcuları DVD filmlerin keyfini çıkarırken, aynı anda ön koltuk yolcuları en sevdikleri radyo istasyonları ya da CD parçaları arasından istediklerini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısraları on ikişer heceli şiir; İskenderiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okuma kabiliyetinin kayboluşu, aleksi , okuma yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Anglosakson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve; ek bina, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilhak etmek, ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilhak (arazi); mülhak arazi; (huk). müsadere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iştahsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanda oksijen azlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koyun ve davarlara anz olan bir hastalık, antraks, şarbon; şirpençe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (biyol). antitoksik.antitoxin i antitoksin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). endişe, kuruntu, vesvese , korku, huzursuzluk; büyük arzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, mustarip, sıkıntılı , vesveseli, üzüntülü; to veya for ile çok arzulu, istekli, hevesli. anxiously (z). endişe ile, istekle. anxiousness (i). endişe , ıstırap, huzursuzluk sit in the anxious seat ABD, (k).dili endişeli olmak, diken

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, tepe, uç; (geom). açının tepesi; (astr). apeks, güneş hareketinin hedef noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inme, nüzul, felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). approximate, -Iy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaklaşık olarak, takribi, tahmini, yakın. approximately (z). yaklaşık olarak, tahminen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaşmak, yaklaştırmak, yakın olmak, yakına gelmek, yakına getirmek. approxima'tion (i). tahmin; yaklaşma, yakın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). apraksi, işlev yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). apteriks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). cinsiyetsiz, erkekliği ve dişiliği olmayan, eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). asfeksi, oksijen yokluğundan ileri gelen boğulma, nefes kesilmesi. (havagazından boğulma gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, oksijensiz bırakmak; boğulmak.asphyxia'tion (i). oksijen yokluğundan boğulmaya sebep olma, boğulma, nefes kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataraksiya; huzur, sukun, rahat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden faaliyetlerinde düzensizlik, adalelerin koordinasyon bozuklugu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En iyi ses efekti için iki kayıtlı stereo kanal (12 bit modu) arasında denge sağlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudunda hâsıl olan zehirli maddeden zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıb). kendi vücudunda hâsıl olan mikroplarla iltihaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). havada oksitlenme; ikinci bir maddenin de bulunmasıyla oksitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yardımcı, muavin; gram yardımcı fiil; (s). yedek; yedek motorlu (yelkenli).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., balta; (f). balta ile budamak; baltalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eksen ile ilgili; eksen teşkil eden, mihveri. axial pressure (fiz). eksensel basınç. axial turbine (mak). dik türbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). koltuk, ağaç dalı ile sapı yahut yaprak sapı ile dal arasında olan köşe veya koltuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). koltuk altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (anat)., (bot). koltuk altına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). moral, estetik, (din). gibi değer sistemlerinin incelenmesi, değer kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aksiyom, belit, kabul edilmiş gerçek. axiomat'ic (s). kendiliğinden belli; aksiyomla ilgili olan axiomatically (z). kendiliğinden belli olarak; aksiyom olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksen, mihver, kutup; (mak). dingil; (tar). itilâf, anlaşma, uyuşma. axis bearing (mak). dingil yatağı. axis friction (mak). mihver sürtünmesi. axis pressure dingil basıncı. axis of rotation deveran mihveri; (mat). dönüm ekseni magnetic ax

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dingil, mil. axle box dingil kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba dingili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evvelce İngiltere'nin Axminster şehrinde yapılmış olan bir çeşit Türk halısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(zool). bir çeşit salamandra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bir hayvanın vücut ekseni; akson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şapka muhafaza etmede kullanılan mukavva veya ince tahtadan yapılmış kutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit alüminyum oksit veya hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., çoğ, (fr.) guzel sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balmumu; f. balmumu sürmek, balmumu ile cilalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. nüktedan insan, zarif kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Benelux Devletleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., (eski), şiir arasında, arada, ortada. betwixt and between ikisi ortası, ne o ne bu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki mihverli; çift eksenli. biaxially z. iki eksenli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı bükülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. aşk mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. artık yıla ait; i. artık yıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. siyah renk; siyah boya; siyah elbise; zenci; s. siyah, kara; karanlık, kasvetli; kirli; uğursuz, kızgın, dargın; f. karartmak, siyahlatmak, siyaha boyamak; kararmak, siyahlanmak. a Black zenci. black-and-blue s. çürük, morarmış Black-and-Tan te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Siyah bir fon önündeyken renkler daha parlak görünür. Sony Black Trinitron® resim tüplerinde, renklerin daha yoğun olmasını sağlayan ve kontrastı artıran özel bir koyu ton bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü kalpli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kırmızı oy, ret oyu; f. karşı oy kullanmak; toplum dışı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen, bot. Rubus fruticosus; ayı dutu, diken dutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karatavuk, zool Turdus merula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara tahta, taştahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyah erkek keklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. boğucu gaz, karbondioksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karartmak, karalamak; lekelemek, iftira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. alçak kimse; s. alçak, edepsiz, rezil; f. küfretmek, sövüp saymak blackguardism i. alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karabaş ördek, zool. Aythya marila; ciltte bulunan siyah başlı küçük yağ birikintisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı,soba. v.b. boyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cop; büyük içki bardağı; bir kâğıt oyunu; bot. bir çeşit küçük meşe; siyah korsan flaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bayt. bir cins sığır vebası; dolandırıcı, kumarbaz kimse; ing. greve uymayan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kara liste; f. kara listeye almak, boykot etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., t. şantaj; tehditle birinden para koparma; f. şantaj yapmak. blackmailer i. şantajcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirci; nalbant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asfalt, asfalt yol; f. asfalt ile kaplamak. blackwater fever tıb karasu humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı boyacısı, lostracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boraks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bordo limanı; Bordo şarabı .Bordeaux mixture ağaçları korumak için kullanılan karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutu, sandık; bir kutu dolusu miktar; hediye kutusu, hediye; loca; külübe (bakçi veya nöbetçiler için); av külübesi; at arabalarında arabacının oturduğu yer; yolcu veya yük kompartımanı; mil yatağı, göz; müşkül durum; gazet. çerçeveli kıslm; (beysbol)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. el veya yumruk darbesi; f. tokat veya yumruk atmak (bilhssa kulağa); boks maçına girmek; boks yapmak. boxer i. boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kutuya veya sandığa koymak; gen. up ile kutulara yerleştirmek, sandıklamak, ambalaj yapmak; den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek. box the compass den. pusulaya göre kerteleri sırayla saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşir, bot. Buxus sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins köpek, bokser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boks. boxing glove boks eldiveni. boxing match boks maçı. Boxing Day ing. Noeli takip eden gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çogunlukla oldürücü olan sarı bir koyun hastalığı; s. bu hastalığa yakalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balta, savaş baltası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıhhatli (kadın); canlı,etli butlu: iri göğüslü: cazip, çekici, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden zayıflığı, kaşeksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). calyx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. calxes, calces) madenin yanması sonucunda meydana gelen oksit veya kül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. calyxes, calices) (bot). çiçek zarfı, kadeh, keis, kaliks, çanak; (zool). keis, kâse şeklindeki uzuv; (anat). havuzcuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ikizler burcundaki Kastor ve Polluks adlı yıldızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. Tüm Sony araç ses CD’si kafa birimleri ve değiştiricilerinde CD Text özelliği bulunmakta ve bu bilgileri okuyabilmekte ve gösterebilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. CD Text özelliğine sahip çalarlar, bu bilgiyi okuyabilir ve gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -vix,es, -vices)., (anat). boyun; rahim boynu; boyuna benzer herhangi bir kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kronaksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaranın üstünü kapatan yeni zar, sikatris: (bot). düşen bir yaprak veya tohumun bıraktığı iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ cimices)., (sim-ısiz). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cinema Black Pro modu, BRAVIA SXRD™ televizyonları ve Sony SXRD™ ev sinema projektörlerindeki kontrast oranını artırmak için Gelişmiş İris Kontrolü’nü kullanan benzersiz bir Sony özelliğidir. Bazı modeller, lamba gücü watt değerini de kontrol edebilmektedir. Resim Ayarları menüsünden Cinema Black Pro ayarlama işlevini seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). uzatma işareti; (s). uzatma işareti ile ilgili; eğri, çarpık; (f). etrafına dolamak; uzatarak telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klakson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (f) sahika, zirve, doruk, tepe, bir şeyin en yüksek noktası; düğüm noktası; (f). zirveye erişmek, zirveye eriştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tatlı sözlerle kandırmak, gönlünü yapmak; dil dökmek. coax a thing out of a person tatlı sözlerle kandırarak bir şey elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (mat). ortak eksenli. coaxial cable elek. yüksek frekanslı sinyaller taşımak için hususi bir şekilde imal edilen kablo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kuyruksokumu kemiği, koksiks, paldım kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazması kitap, bilhassa eski Kitabı Mukaddes veya klasik metinlerin nüshası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir arada var olmak. coexistence (i). bir arada var oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı yer veya zamanda var olmak. coextension (i). aynı yer veya zamanda bitme. coextensive (s). aynı yer veya zamanda biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine karıştırmak veya karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşik veya karışık herhangi bir şey; karmaşa; (psik). komplek. building complex site. inferiority complex aşağılık duygusu. superiority complex kendini üstün görme duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karmaşık; çapraşık, muğlak; bileşik, mürekkep, birkaç elemandan meydana gelmiş; karışık, birbirine eşit olmayan elemanlardan meydana gelmiş. complex number karmaşık sayı. complexity (i). müşkuüât, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cilt, ten; sima, görünüş, veçhe. complexioned (s). belirli bir ten rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlantı, irtibat, ilgi, alâka, ilişki, münasebet; çevre, muhit; bağ, rabıta; akrabalık, hısımlık, dostluk; siyasi veya dini çevre; cinsel ilişki; argo uyuşturucu madde tedarik eden kimse. connection by marriage hısımlık, dünürIük. business conn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). connection.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sözün gelişi, bir söz veya davranışa anlam kazandıran içinde vuku bulduğu şartlar; şartlar ve çevre. contex,tual (s). sözün gelişine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dışbükey, konveks, tümsekli; i yüzeyi dışbükey olan cisim. convex'ity (i). dışbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -tices)., (bot). kabuk, kışır; (anat). kabuk, korteks. cortical (s). kabuğa ait ; bir uzvun dış zarına ait. corticated (s). kabuklu, kışri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ineklerde çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kalça, kalça kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) züppe adam; horozibiği çiçeği, (bot). Celosia cristata white coxcomb kadife çiçeği, (bot). Amaranthus albus coxcombry (i). züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). filika veya kik serdümeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sorguya çekmek, sıkıştırmak; (huk). dava esnasında bir avukatın öbür tarafın şahidine sual sorması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haç üstünde Isa resmi veya heykeli. crueifix'ion (i). çarmıha gerilme; haç üstünde ölüm; bunu gösteren resim. erueiform (s). haç şeklinde. erueify (f). çarmıha germek ; cefa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönüm noktası, kritik an; çözülmesi zor mesele veya durum; çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sıvıların boşalması (nezle).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). Iüks, ihtişamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinarit ballğı, (zool). Dentex vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir bileşimdeki oksijeni çıkarmak. deoxida'tion (i). deoksidasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüner, maharet, el çabukluğu, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli çabuk, eline iş yakışır, usta, marifetli, hünerli. dexterously (z). hünerle, ustalıkla, el çabukluğu ile. dexterousness (i). hüner, ustalık, marifet, el çabukluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekstrin, nişastadan yapılmış yapışkan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzüm şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). dioksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (nad). müdire; (geom). doğrultman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG-4 teknolojisi tabanlı dijital bir video sıkıştırma formatı

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DivX, DivX, Inc. tarafından oluşturulmuş bir video codec standardıdır. Bu standart, bir yandan yüksek görünüm kalitesini korurken diğer yandan uzun video segmentlerini küçük bölümler halinde sıkıştırma yeteneğiyle ünlüdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD kalitesinde bilgisayarda film izlemenize olanak sağlayan bu format son dönemde gittikçe yaygınlaşmakta. Bu sistemi destekleyen DVD oynatıcılarda piyasalarda bulunabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disfranchise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Dixie land Amerika Birleşik Devletlerinin güney eyaletleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dolby® B/C ve S, kaset kaydedicinin sinyal-parazit performansını geliştirmek için tasarlanmış ses paraziti giderme sistemleridir. Dolby® HX Pro (Kafa Alanı Uzatması – Headroom Extension) erken kaset doygunluğundan kaynaklanan bozulmayı önleyerek performansı artırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamt ve şükran duası, hamt ilahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski)., (argo). fahişe, orospu, hafif kadın; metres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doktrin, fikir, dini görüşler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

HX teknolojisi sürücüler için geliştirilmiş sinyal sabitleme ve ses ince ayarlı kapasitörlerle daha fazla kristal netliğinde ses üretimi, ayrım ve yüksek dayanıklı performans sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift; (mak.) aynı zamanda veya aynı şekilde işler iki kısmı olan; bitişik olarak inşa edilmiş çift ev; iki katlı apartman dairesi. duplex pump çift silindirli tulumba. duplex telegraphy aynı zamanda ve aynı hat üzerinde aksi yönlerde telgraf gön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlemci, üstün dinamik aydınlık aralığı ve daha ince kuantizasyon sunarak görüntü ayrıntılarının iyileştirilmesini sağlar. Sony Super HAD CCD™ ile birlikte bu teknoloji, müthiş pürüzsüz, gerçekçi kontrast ve daha iyi renkler sunar. Geleneksel 10-bit sistemlerde analog görüntü dijitale çevrilirken sinyalin az bir kısmı kesintiye uğrar, ayrıntılarda ve kontrastta kayıp yaşanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri, kulak salgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akış, akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. terkipli ecza, öz, hulasa; alk. iksir, hayatı ebedîleştirdiği farz olunan madde. elixir of life abıhayat, hayat iksiri, bengisu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. şıkların fazla oluşu. embarras desriches şaşırtıcı fazlalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izahlı ilave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) burun kanaması

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), epoxy resin boya, tutkal,tamir işlerinde kullanılan dayanıklı bir plastik; iki ayrı maddenin bileşiminden meydana gelen ve karıştırıldığı zaman sertleşen dayanıklı bir tutkal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), astr. ekinoks, güntün eşitliği. autumnal equinox sonbahar noktası (21 Eylül'e rastlayan ekinoks). mean equinox ortalama ilkbahar noktası spring equinox, vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart'a rastlayan ekinoks).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karadeniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat, (Lat.), (ikt.) kullanma hakkı olmadan; ABD belirli bir senenin öğrencisi olup mezun olmamış kimse: ex '54. ex dividend (ekon.) kar hissesi ödenmiş vaziyette. ex quay (tic.) rıhtıma çıkarıldıktan sonraki harçları alıcıya düşen alım satım. ex önek -d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şiddetlendirmek, kızıştırmak; kızdırmak, sinirlendirmek. exacerba'tion (i.) şiddetlendirme, kızıştırma, şiddetlenme; hiddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) cebren almak; mecbur tutmak, icbar etmek; talep etmek; huk (birisini) mahkemeye celbetmek. exacting (s.) titiz, çok kuvvet ve enerji sarfettiren; her şeyin harfiyen yapılmasını isteyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tam, doğru, tamam; kati, kesin; tamamen doğru; pek ince. exactscience matematik gibi kesin sonuçlar elde edilebilen bilim, pozitif ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cebren alma; cebren ifa ve icra ettirme; cebren alınan para veya yaptırılan iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tam ve doğru olma, her işi yolunda, vaktinde ve doğru olarak yapma, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) tam, tamam, tamamen, aynen, kesin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) doğruluk, sıhhat, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübalâğa etmek, abartmak, büyütmek, izam etmek. exaggerated (s.) mübalâğalı, büyütülmüş, şişirilmiş. exaggeratedly (z.) mübalâğalı olarak. exaggera'tion (i.) mübalâğa, abartma, aşırılık, büyütme, izam. exag'gerator (i.) mübalâğacı, büyüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yüceltmek, paye vermek; övmek, methetmek, göklere çıkarmak; sevindirmek, aşka getirmek, gururlandırmak, heyecanlandırmak; kuvvetlendirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, aşkagelme, vecit; yükseklik, yücelik, ululuk; yükseğe çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yüceltilmiş, yükseltilmiş; yüksek, ulu, yüce, büyük; asil, soylu, haşmetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili); sınav, imtihan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınav, imtihan, yoklama, muayene, teftiş, tetkik; (huk.) sorgu. examination paper imtihan kâğıdı. give an examination imtihan etmek, sınav yapmak. pass an examination imtihan vermek, sınavı geçmek. postmortem examination otopsi. take an examination i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bakmak, dikkatle gözden geçirmek; muayene etmek; teftiş etmek; sınava tabi tutmak, imtihan etmek, yoklamak; sorguya çekmek. examinee' (i.) imtihana giren kimse, imtihan olan kimse. exam'iner (i.) imtihan eden kimse, mümeyyiz, ayırtman; muayene eden k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, ibret. for example örneğin, meselâ. make an example of ibret olsun diye cezalandırmak. set a good example iyi örnek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çog mata) (tıb.) eksantem, çiçek ve kızamık gibi hastalıklarda ciltte hasıl olan kızartı, leke ve kabarcıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tar.) Bizans İmparatorluğu devrinde Afrika veya İtalya'da genel vali; Ortodoks kilisesinde yüksek rütbeli piskopos. exarchate (i.) böyle bir valilik, il veya piskoposluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) yetkili olarak, salâhiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kazı yapmak, kazmak, hafriyat yapmak, kazıp çıkarmak, kazıp açmak. excava'tion (i.) kazı, hafriyat, çukur. ex'-cavator (i.) ekskavatör, kazma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geçmek, aşmak; üstün olmak, başkalarını geçmek; haddini aşmak, ifrata kaçmak, ileri gitmek. exceeding (s.), (z.) olağanüstü, fevkalâde. exceedingly (z.) fazlasıyla, ziyadesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (led, ling) geçmek, üstün olmak; mümtaz olmak, ileride olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fazilet, üstünlük, faikıyet, seçkinlik, mümtaz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ekselans, sefir veya vekile verilen unvan. His Excellency Ekselansları. Your Excellency Ekselans, zatı âliniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mükemmel, kusursuz; üstün, faziletli, mümtaz, faik. excellently (z.). peka1â, mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) talaş, ince yonga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saymamak, hariç tutmak, ayrı tutmak; karşı çıkmak, itiraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağ.) -den gayri, -den başka, hariç; (bağ.) yoksa, meğerki, olmadıkça, etmezse. not excepting dahil. always excepting -den gayri, hariç. exceptfor olmasaydı; hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istisna; (huk.) mahkemenin ara kararlarına itiraz. take exceptionto itiraz etmek, kabul etmemek; gücenmek. The exception proves the rule. istisna kuralı bozmaz. (Asıl anlamı: istisna kuralı bozar). without exception ayrım yapmaksızın, istisnasız with

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itiraz olunabilir, yakışık almaz, makbul olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (bir kitap veya yazıdan) seçme parça, pasaj; (f.) almak, seçmek, iktibas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) aşırılık, ifrat, fazlalık; (s.) fazla, ziyade, artan. excess fare bilet ücret farkı, mevki farkı, zam. excessluggage fazla bagaj. excess profits tax fazla kazanç vergisi. drink to excess içkiyi fazla kaçırmak. in excess of -den fazla, (onu) ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) değiş mübadele, değişme, trampa; yerini alma; kambiyo, borsa:telefon santralı, merkez. exchange broker borsa simsarı, sarraf, borsacı. exchange rate kambiyo kuru, döviz kuru; değişim oranı. exchange value mübadele kıymeti. bill of exchange poliçe, ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübadele etmek, değiş tokuş etmek, değiştirmek, trampa etmek. exchange positions yer değiştirmek, birbirinin yerini almak. exchangeable (s.) mübadele edilebilir, değiştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Değiştiriciye, başka bir CD çalınırken ses kaybı olmadan bir CD takılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (lng.) maliye; kraliyet veya devlet hazinesi; servet, para; (k.dili) bir kimsenin kişisel gelirinin tümü. Chancellor of the Exchequer (ing.) Maliye Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazırlanacak olan ilaçlara uygun bir şekil veya güzel bir tat vermesi için katılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) bir memlekette uygulanan istihsal, satış veya istihlâk vergi sistemi; bu vergiyi tahsil eden hükümet dairesi. excise duty bu vergi. exciseman (i.) bu verginin tahsildarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, kesip çıkarmak, atmak; oymak, temizlemek (ur). exci'sion (i.) kesme, kesip çıkarma, kesip atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay heyecanlanır, kolay telâşa kapılır, tahriki kolay. excitabil'ity, excit'ableness (i.) kolay heyecana kapılma; (fizyol.) uyarılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) heyecanlandırmak, kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak, telâşa vermek; (fizyol.), (biyol.) harekete geçirmek; uyandırmak, tembih etmek. excita'ti on (i.) tahrik, tembih. exci'tant (s.) tahrik edici, harekete geçirici, muharrik. excited (s.) heyecanl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, telâş, galeyan, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (elek.) dinamonun sabit sarmalarına cereyan veren yardımcı dinamo; (elek.) indüksiyonlu kıvılcımla radyo sinyali veren tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), fizyol adaleyi harekete geçiren sinir, uyarıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ansızın bağırıp çağırmak, hayretini ifade etmek, hiddetle söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hariç tutmak, dışarıda bırakmak, dahil etmemek, engel olmak, yoksun bırakmak, mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihraç, kabul etmeyiş,tart, ret, yoksun bırakma, mahrum etme. to the exclusion of hariç tutarak, dışında bırakarak, mahrum ederek, meydan vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) umuma açık olmayan; bir kimse veya zümreye has; tek, eşi olmayan; hariç tutan; of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan; (i.) yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat. exclusively (z.) yalnız, münhasıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kiliseden aforoz etmek, mahrum etmek, cemaatten tardetmek, Hıristiyan ayinlerine kabul etmemek. excommunica'tion (i.) aforoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) deriyi sıyırmak, deriyi yüzmek; şiddetle suçlamak, itham etmek. excoria'tion (i.) deriyi sıyırma, sıyrılma; şiddetle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pislik, dışkı. excremen'tal (s.) pislik kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nasır ve ur gibi hayvan ve bitki gövdelerinde hâsıl olan fazla cisim; fazlalık, normal dışı çoğalma. excrescent (s.) normalden fazla büyüyen, fazla, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ifrazat, salgı; pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ifraz etmek, çıkarmak (vücuttan). excretion (i.) salgı, ifrazat; ifraz etme,boşaltım. excre'tive, ex'cretory (s.) ifraz eden, salgı çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eza etmek, üzmek, ıstırap vermek, işkence etmek, acıtmak. excruciating (s.) eza verici, işkence edici. excrucia'tion (i.) ıstırap, işkence, eza, keder,elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dışarı akan; (bot.) ana gövdesi uzamış olan; fizyol kalpten akan (kan ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gezinti, yolculuk, kısa süreli seyahat; (mak.) yarım titreşim veya devir hareketi; bu harekette alınan mesafe. excursion ticket özel bir tur için indirimli gidiş dönüş bileti. excursion train özel indirimli tren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dolaşan, belirli bir çizgi takip etmeyen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özür, mazeret, bahane, sebep; özür dileme; izin verme, izin, hâk verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak; suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak; from ile izin vermek, müsaade etmek. Excuse me özür dilerim, affedersiniz, kusuruma bakmayın. excuse oneself özür dilemek, izin istemek. excusable (s.) affedilebili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alçak, melun, Lânete lâyık, murdar, tiksindirici, iğrenç; berbat, kötü, süfli. execrably (z.) kötü bir şekilde; alçakça, murdarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Iânet etmek, belâ okumak, nefret etmek. execra'tion (i.) lânet, nefret; melun şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; konser veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icra etmek, tatbik mevkiine koymak, yürürlüğe koymak; başarmak, üstesinden gelmek, yapmak, etmek; idam etmek, hükmü infaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) infaz, idam; yerine getirme, ifa, icra, tatbik etme, uygu lama, yapma; (güz.) (san.) yapış veya yapılış tarzı, icra usulü. executioner (i.) cellât, idam hükmünü tatbik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) idareci, yetkili şâhıs; (s.) idareci durumunda olan, yetki sahibi, icra salâhiyeti olan, kanunları yapan. executive officer (den.) ikinci kaptan, (çoğ.) güverte subayları. executive power icra kuvveti, yürütme yetkisi. executive session gizli c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse. exec'utory (s.) icrai.; (huk.) ileride veya belirli şartlar altında yürürlüğe girecek olan. exec'utrix (i.), (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ.) (drae) (i.) eski mimarîde kapalı toplantı yeri; kavisli bank.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yorum, tefsir, şerh, kutsal kitapların tenkitli yorumu. ex'egete (i.) yorumlayan kimse; tefsir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tefsir ilmi. exegetical (s.) yorumlama ile ilgili, tefsire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, numune, sembol, timsal, misal; suret, kopya, nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) örnek alınacak, tavsiyeye şayan, ibret teşkil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) örnek olmak, misal teşkil etmek; örnek olarak göstermek, misal göstermek; kopya etmek, (huk.) tasdikli suretini çıkarmak, resmi suretini göstererek ispat etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) (kıs eq) örneğin, meselâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) bağışık, muaf, ayrı tutulan, müstesna; (i.) muaf olan kimse, mükellef olmayan kimse: (f.) muaf tutmak, bağışıklık tanımak; hariç tutmak, istisna etmek. exemption (i.) muafiyet, bağışıklık, ayrı tutma,ayrılık, istisna etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) bir uzvu kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cenaze alayı; (çoğ.) cenaze merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sikke veya madalyanın arka yüzünün alt tarafındaki yazı yeri veya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (gayret, hak, güç) kullanmak, sarfetmek. exert oneself çabalamak, uğraşmak, gayret sarfetmek. exertion (i.) gayret,çaba, emek. exertive (s.) gayret sarfeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), tiyatro sahneden çıkarlar. exeunt omnes hepsi sahneden çıkarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pul pul olup dökmek veya dökülmek; kabuğu ince pullar hâlinde dökülmek (ağaç). exfoliation (i.) böyle dökme veya dökülme. exfoliative (s.) böyle dökülmeye sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) soluk alıp verme, nefes verme; soluk, nefes; herhangi bir şeyden çıkan koku veya buhar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nefes vermek, buhar çıkarmak, koku saçmak, buhar ve koku hâlinde çıkmak, nefes alıp vermek. exhalant (s.) dışarı veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mak.) egzos, egzos borusu; vakumla tozu dışarı atan alet. exhaustchamber (oto.) çürük gaz kutusu. exhaust pipe egzos borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tüketmek, bitirmek; boşaltmak; boşluk meydana getirmek; kuvvetini tüketmek; (bütün imkânları) denemek; bitap düşürmek, yormak; teferruatıyla incelemek,inceden inceye tetkik etmek; (kim.) eriyebilen maddeleri içinden çıkarmak. exhausted (s.) tükenmiş;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) etraflı, geniş, teferruatlı, ayrıntılı, bütün imkânlar sağlanmış. exhaustively (z.) etraflıca, ayrıntılı olarak, teferruatıyle. exhaustiveness (i.) genişlik,etraflı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) neşelendirmek,coşturmak, canlandırmak, hayat vermek, renk katmak exhilarant (s.), (i.) neşelendirici, canlandırıcı (şey). exhilara'tion (i.) neşe, canlılık, hayatiyet. exhil'arative (s.) neşelendiren,canlandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teşvik etmek; öğüt vermek,akıl öğretmek, nasihat etmek; uyarmak, ikaz etmek, ihtar etmek. exhortation (i.) teşvik; nasihat, öğüt, vaız. exhortative, exhor'tatory (s.) teşvik veya öğüt niteliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) toprağı kazıp çıkarmak; mezardan çıkarmak; açığa çıkarmak. exhuma'tion (i.) mezardan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntülerin kaydedilmesini ve saklanmasını sağlayan görüntü biçimi. Exif biçimi, gerçek resim verilerinin yanı sıra, etiketler halinde kayıt tarihi ve saati gibi fotoğraf makinesi verilerini kaydeder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ettiren; icbar edici, zorlayıcı, çok acele, acil; buhranlı; çok şey isteyen, fazla kuvvet ve enerji sarf ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azlık, kıtlık, yoksunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sürgün, sürülme; sürgün edilen kimse; (f.) sürmek, sürgüne yollamak. the Exile İ.Ö. VL yüzyılda Musevîlerin Babil'e sürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sürgüne ait, menfaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ufak, cüzi, az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) var olmak, mevcut olmak; bulunmak, olmak; kalmak, baki olmak; yaşamak, geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) varlık, mevcudiyet, var oluş; hayat, ömür; bulunma, tezahür. existent (s.) mevcut, mevcut olan, var olan, bulunan. existen'tial (s.) var olan, mevcudiyeti olan. existen'tialism (i.),(fels.) egzistansiyalizm, varoluşçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çıkış, gidiş, çıkılacak yer, çıkış kapısı; sahneden çıkış; f çıkmak, gitmek; tiyatro çıkar (sahneden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.).....'nın kitaplığından (üzerinde kitap sahibinin ismi bulunan ve kitabın başına yapıştırılan etikete yazılan ibare). exo önek dış, harici: exoskeleton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ectoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıkış, özellikle Musa Peygamber zamanında Musevilerin Mısır'dan çıkışları; Eski Ahit'te ikinci kitabın ismi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) memuriyetle, memuriyetinden dolayı, memuriyet veya mevkiden ileri gelen (üyelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) egzogami, dışarıdan evlenme. exogamic, exog'amous (s.) dışarıdan evlenme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bot.) dıştan büyüyen bitki; sapı her sene dış halkalarla büyüyen bitki. exo'genous (s.), (biyol.) dıştan doğan, dış etkilere bağlı olarak büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bir kilisenin dış dehlizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (tıb.) egzoftalmiye ait, göz küresinin fırlamasına ait exophthalmic goiter guatrdan meydana gelmiş egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) hastalık sebebiyle gözün ileriye fırlaması hali, egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlangıç; nutuk veya yazının giriş kısmı, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hayvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atmosferin basıncı en az olan en yüksek tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik şişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). ısı veren,hararet neşredici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dışarıdan gelme, ecnebi,harici, yerli olmayan; garip, tuhaf, alışılmamış, dikkati çeken, ekzotik. exoticism (i). dışarımalı, dışarıdan gelme; başka ülkelere ait olanları benimseme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) export, express.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek; geliştirmek,inkişaf ettirmek; şişirmek; genişletmek, tevsi etmek; açmak, yaymak; büyümek, gelişmek,inkişaf etmek; genişlemek, şişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş saha veya meydan;açılma, yayılma; genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etraflıca yazmak veya söylemek. expatia'tion (i). etraflıca yazma veya söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek,ümit etmek, ummak; (k).dili zannetmek, tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, bekleyiş,intizar, ümit; (huk). beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bekleyen, ümit eden, uman (kimse). expectant mother hamile kadın. expectantly (z). bekleyerek,ümitle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, intizar, ümit; beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhtemel, beklenilen; ümit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). doğru yolu aramadan istenilen sonucu elde etmek için en kolay yolu teşkil eden; uygun, münasip, muvafık, kestirme; (i). yol, çare, tedbir. expediency (i). yarar veya amaca erişmek için başvurulan çare; politika, bir işi doğru veya haklı olup olm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük ve eksiklere çare bulan kimse, bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefer, kesif heyeti veya seferi; zor yolculuk; sürat, acele; gönderme, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süratli ve becerikli; iş bilir. expeditiously (z). süratle, acele olarak, vakit kaybetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (led, ling) kovmak, azletmek, defetmek, tardetmek, çıkarmak; sürmek. expellant, lent (s)., (i). çıkaran; (i). defeden ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir, becerikli,uzman, mütehassıs, ehil; (i). uzman, mütehassıs,eksper, bilgi ve tecrübe sahibi kimse; bilirkişi. expertly (z). ustalıkla, mahirane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilirkişi raporu; ehliyet,hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kefaret etmek, yapılan kötülüğü affettirecek bir harekette bulunmak,cezasını çekerek ödemek (suç). expiable (s). kefaret edilebilir. expiation (i). kefaret. ex'piatory (s). kefaret kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek; incelemek, tetkik etmek, araştırmak; (tıb.) inceden inceye muayene etmek, ameliyatla araştırmak. explora'tion (i). keşif, araştırma, inceleme. explor'atory, explorative (s). keşif kabilinden,tetkik mahiyetinde. explorer (i). kâşif, keşfede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, nihayet; nefes verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitmek, sona ermek, müddeti hitama ermek; nefes vermek; ölmek, son nefesini vermek. expiratory (s). nefes vermekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, bitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlatmak, açıklamak, izah etmek, beyan etmek, belirtmek, tasrih etmek,aydınlatmak, tenvir etmek, tarif etmek; açıklamada bulunmak, izahat vermek. explainaway örtbas etmek tevil etmek, sözü çevirmek. explain oneself kendisi hakkında izahat vermek; mer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). heyecan ifade eden söz; gereği olmayan harf,hece, kelime; anlamı kuvvetlendirici söz; küfür; (s). fazla, boşluğu dolduran, tamamlayan (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yorumlamak, tefsir etmek; açıklamak, izah etmek, anlatmak. explic'able (s). anlatılabilir; anlaşılabilir. explication (i). açıklama, izah, izahat; ayrıntılı tasvir. explicative. explicatory (s). açıkalayıcı, izah edici; tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarih, apaçık, aşikar; kesin, katî. explicitly (z). açıkça, sarahatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahramanlık, yiğitlik; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sömürmek, istismar etmek,istifade etmek; kullanmak, işletmek. exploita'tion (i). kendi çıkarına kullanma, sömürme, istismar. exploiter (i). sömüren veya istismar eden kimse; işleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). infilak, patlama; galeyan, parlama, hiddetlenme. population explosion hızlı nüfus artışı. explosion oflaughter kahkaha tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). patlayıcı; (i). infilak maddesi, patlayıcı madde. high explosive yüksek patlamalı madde. explosively (z). patlayarak. explosiveness (i). patlama kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). beyan ve ifade eden; temsil eden; (i). örnek, misal, sembol; (mat). üs exponen'tial (s)., (mat). üsse ait, üs rakamı cinsinden olan. exponentially (z). üs rakamlarına dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihraç etme, ihracat; ihraç malı. export duty ihracat resmi. export license ihracat lisansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihraç etmek, dışarıya mal göndermek, ihracat yapmak. exporta'tion (i). ihraç etme, ihracat; ihraç edilen mal. ex'porter (i). ihraç eden kimse, ihracatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçu ortaya koyma, gizli bir şeyi açığa vurma; gizli kusurları meydana çıkaran makale veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maruz bırakmak, karşı karşıya getirmek; göstermek, arz etmek; terk etmek, bırakmak (çocuk); teşhir etmek; keşfetmek, açmak, meydana koymak, açığa vurmak, alenen göstermek; (coltoq). kirli çamaşırları ortaya dökmek; (foto). almak, çıkarmak(filim üzeri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıkça, meydanda; açık,maruz, korunmasız, muhafazasız; (foto). çekilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, izah, açıklama, şerh, yorumlama, tefsir; teşhir, sergileme; sergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonradan yapılmış olup öncekileride kapsayan; (huk). karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıklamak, izah etmek,şerh etmek, yorumlamak, tefsir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek; ifade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek; sıkıp çıkarmak, sıkıp içini boşaltmak. express oneself maksadını anlatmak, meramını ifade etmek. express in other terms başka sözlerle anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i)., (f). açık, belli, sarih;kesin, katî; özel, hususi, mahsus; tam, tıpkı; gayesine uygun; sürat sağlayan; (z). sürat postası ile, ekspresle; (i). nakliye şirketi, ambar; sürat postası, ekspres; (f). ambarla göndermek. express company nakliy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, deyim, ibare,söz, tabir; eda, yüzdeki ifade veya anlam;sıkıp içini boşaltma; (mat). ifade, ifade işareti. expressionism (i)., (güz san). ekspresyonizm. expressionless (s). ifadesiz, anlamsız, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamlı, manalı, dokunaklı, tesir edici, etkileyici; canlı. expressively (z). anlamlı olarak, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kesinlikle, katiyetle;belirli olarak, açıkça, sarahatle; özellikle, bilhassa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakliyat şirketi memuru; nakliyat arabacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istimlak etmek, kamulaştırmak. expropria'tion (i). istimlak, kamulaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovma, kovulma, tard, ihraç. expulsive (s). ihraç edici, ihraç kuvvetini haiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silmek, bozmak, çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sansürden geçirmek(kitap); arıtmak, ıslah etmek, temizlemek. expurga'tion (i). ıslah etme, arıtma, temizleme. ex'purgator (i). ıslah eden veya arıtan kimse. expur'gatory (s). ıslah edici, ıslah kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışarı çıkarmak. exserted (s)., (bot)., (zool). dışarı çıkmış (uzuv veya kısım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurutmak, suyunu çektirmek. exsicca'tion (i). kurutma, kuruma, kuruluk. ex'siccative (s). kurutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halâ mevcut, baki,günümüze kadar gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzatmak, yaymak; genişletmek, büyütmek, tevsi etmek; kapsamına almak, teşmil etmek; uzamak, büyümek, sürmek; yetişmek, varmak; (ing)., (huk). kıymet takdir etmek. extended insurance (sig). müddeti uzatılan sigorta. extended order (ask). (den). açılma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzatılabilir, uzatılması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzatma, uzama, genişletme, büyütme, uzatılma, genişleme; (tıb.) kemik veya kasları yerine oturtmak için çıkık bir uzvu çekip uzatma; (tic). vadenin uzatılması. extension course öğrenci olmayanlar için açılan yardımcı kurs, dinleyici öğrenciler için a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, yaygın, şümullü, vâsi, uzatılmış. extensively (z). geniş bir şekilde, yaygın olarak, ziyadesiyle, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bir uzvu çekip uzatan kas, açıcı, ekstensor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boy, uzunluk, mesafe, saha,büyüklük; kapsam, şümul; derece, mertebe,had; (huk). musadere emirnamesi, müsadere; (mat). uzanma. to a great extent büyük çapta. to the full extent of his power elinden geldiği kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, eksiltmek, hafifletmek, mazur göstermek; ciddîye almamak, hafiften almak. extenuating circumstances (huk). hafifletici sebepler. extenua'tion (i). azaltma, hafifletme; ciddiye almama, hafiften alma. exten'uator (i). hafifletici sebep. exten

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çalıştığı kurumda geceleri yatmayan; (i). gündüzlü öğrenci: asistan veya stajyer doktor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış kısmını ilgilendiren; (fels). dış dünyaya, algılanan dünyaya ait. externals (i). dışta veya yüzeyde kalan olaylar, durumlar, dış görün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). extraterritorial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sönmüş, sönük; nesli tükenmiş, varisi olmayan; battal, ilga edilmiş,kaldırılmış yok edilmiş. extinct animal nesli tükenmiş hayvan. extinct volcano sönmüş yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söndürme, sönme, imha; bir neslin tükenmesi; ortadan kaldırma; (fiz). ekstinksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek; (huk). feshetmek. extinguisher (i). yangın söndürme aleti, mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (Ied, ling) övmek, yüceltmek, lehinde konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla almak, koparmak,gaspetmek, slang sızdırmak (para); zorla yaptırmak. extortion (i). zorla alma, zorbalık,kanunsuz şekilde baskı yaparak alma; zorla alınan şey; şantaj. extortioner, extortionist (i). zorla alan kimse, zorba kimse, görevin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek dışarı, hariç; extra-legal kanun dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). fazla, gereksiz, zait, ayrı; üstün, âlâ, fevkalade; (z). fevkalade surette, ilâve olarak, ayrıca; (i). ekstra, zam, fazladan olan şey; ikinci, üçüncü v.s. baskı (gazete);(sin). ufak rollerde oynayan kimse. Dancingis an extra. Dans dersler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özet, hulâsa, öz, ruh; esans; seçilmiş parça, iktibas edilmiş kısım. beef extract et suyu özü. lemon extract limon özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, çekmek; söyletmek, itiraf ettirmek; özetini veya özünü çıkarmak; seçmek; (bir kitap vb'nden bir parçayı) almak, iktibas etmek; suretini almak. extractable (s). çıkarılabilir. extractor (i). sökücü, çıkarıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkarma, istihraç,çekme (diş); nesil, sülâle, nesep; özet, öz, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıkarılabilir; çıkarıcı; doğal maddeleri işlemeye ait. extractive industries doğal maddeleri işleme endüstrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ders programı dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir kemerin dış çevresi; kemer sırtı, kubbe sırtı, bir kemerin tümsekli yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya dava dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). maddesel evrenin dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konu dışı mevzu haricî; dıştan gelen, yabancı, ecnebi. extraneously (z). konu dışı olarak; dıştan gelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. extranet

bl. dış ağ

Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ’ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapola'tion (i). bilinene dayanan tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). israf,aşırılık, ifrat, taşkınlık, delilik, saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tutumsuz, müsrif, aşırı, müfrit, çok pahalı, mübalâğalı, fazla. extravagantly (z). tutumsuzca, aşırı olarak,mubalâğa ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fantezi, zarif ve hayal gücüne dayanan müzik veya piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başıboş dolaşmak; müsrif olmak, haddi aşmak, ileri gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb.) damarlardan dışarıya kan akıtmak veya akmak. extravasa'tion (i). bu çeşit akma; böyle akan kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak. extricables kurtarılabilir, çıkarılabilir. extrica'tion (i). kurtarma, kurtulma, çıkarma, ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici, dıştan gelen,arızi, esaslı olmayan, geçici; (fels). dışınlı, özdışlı. extrinsically (z). dıştan, hariçten, arızî olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dışa bakan, dışa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). ilginin içten dışa dönmesi, çevreyle ilgi kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). dışa dönük karakter, başkalarıyla ilgilenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itip çıkarmak, ihraç etmek; suyunu çıkarmak, sıkmak. extruded rods yumuşak halde iken deliklerden geçirilen demir çubuklar. extrusion (i)., (mad). ihraç etme, çıkarma. extrusive (s). ihraç eden; fırlatan, püskürten; (jeol). püskürük (volkanik kaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). coşkunluk, taşkınlık; bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, taşkın; bol, mebzul, bereketli, çok. exuberantly (z). coşkunlukla; bollukla, mebzulen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). coşmak, taşkınlık yapmak; taşmak, bereketli olmak, bol bol bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ter gibi dışarı vermek veya çıkmak, sızmak. exuda'tion (i). dışarı sızan şey, ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir zafer sonucu) coşmak,övünmek, sevinç izhar etmek. exulta'tion (i).. sevinç, sevinme, övünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin herkesin oturduğu banliyösünden daha uzak ve daha muteber yerinde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehirden uzak ve zenginlere göre düzenlenmiş banliyölerin topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ.) böcek ve yılan gibi hayvanların dökülmüş kabuk veya derileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuk dökmek, deri veya tüy dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bütün gün yaptığınız video çekimleri içinde sürekli bir çekimin bir sahnesinde yer alan kişilerin görüntülerini aramayı kolaylaştıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). kusur, kabahat, pot,toplum kurallarına aykırı davranış. make afaux pas pot kırmak, çam devirmek, kusurlu bir davranışta bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faksimile olarak kopya etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerleştirmek, oturtmak; sabitleştirmek; kararlaştırmak; (A.B.D). düzene sokmak; (A.B.D)., (k).dili tamir etmek; (A.B.D). (yemek) hazırlamak; (k).dili rüşvet yoluyla sonucu garanti altına almak; spor şike yapmak; (A.B.D)., (k).dili yola getirmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). marazi bağlılık, düşkünlük; tespit, katılaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). değişme veya solmaktan alıkoyan; olduğu gibi koruyan; (i). bu işi gören ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durağan, kımıldamaz, bağlı; sabit, solmaz (renk); (A.B.D)., (k).dili önceden ayarlanmış. well fixed argo paralı. fixed assets sabit değerler. fixed charges sabit masraflar. fixed focus (foto). sabit mihrak. fixed idea sabit fikir, idefiks. fixed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamirci; rüşvet yediren kimse; slang piston, torpil; (foto). fiksatif, sabitleştirici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa kız; yaş baruttan yapılmış fişek, vızlayan fişek; sesli oyuncak, kaynana zırıltısı; zıpkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili tertibat, teçhizat; garnitür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit oluş, karar, sebat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit şey. fixtures (i). sabit eşya; (huk). müştemilât, demirbaş. Iight fixtures elektrik teçhizatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keten; ketene benzer bir çeşit bitki. flaxseed (i). keten tohumu. flaxen (s). keten, ketenden: sarı, lepiska. flaxy (s). ketene benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bükmek, eğmek, kasılmak (kas).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bükülebilir, eğrilebilir, esnek; uysal, yumuşak başlı, mülayim; uyabilir, kalıba girer. flexibil'ity (i). eğilme kabiliyeti, esneklik; uysallık. flexibly (z). bükülme suretiyle; uysallıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülme, esneme, çevrilme, eğilme; bükülebilen yer, dirsek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bükülme hareketini yaptıran kas, fleksör kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, eğri büğrü, bükümlü, kıvrımlı. flexuosity (i). eğrilik, kıvrımlılık büküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğrilik, bükülme, dirsek, katlanma; kuş kanadının son mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). seyelân, akıntı; değişme; (fiz). akı; akış, cereyan; denizin meddi; eritici madde; emaye işinde kullanılan ve kolay eriyen bir çeşit cam; (f). akıtmak, eritmek: (tıb). akıntı vermek. flux density (fiz). elektrikli veya manyetik alanın gücü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıntı, akma, cereyan; (mat). bir miktarın değişme hızı. fluxional (s). akıntıya ait; değişen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, hile yapmak; sarhoş etmek; (kitap yapraklarının kenarlarını) kırmızıya boyamak; ekşitmek (bira).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tilki; tilki kürkü; kurnaz adam. fox chase tilki avı; bunu taklit eden oyun. fox glove (i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea. foxhole (i). askerin sığınacağı çuku.r fox hound (i). tilki avında kullanılan köpek. fox hunting tilki avı. fox terr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tilki gibi, kurnaz; tilki renginde, sarımsı veya kızılımsı kahverengi; zamanla solmuş, eskimiş; fazla ekşimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyikotu, (bot). Dictamnus fraxinella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, astr gökada, Sok büyük yllde kümesi; bh samanyolu; seçkin kim selerin toDlantlsu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) (10 1o) 100.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. halluces) (i.), (anat.) ayak başparmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yun). Ancak bir kere görülen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma ve Etrüsk'te kesilen kurbanın bağırsaklarına bakarak ilâhların arzularını oku- yan kâhin. haruspicy (i.) bu şekilde falcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şapka kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helis, sarmal eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul edilmiş dini esaslara aykın olan. heterodoxy (i). kabul edilmiş doktrinlere muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşı cinse ilgi duyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D)., (k).dili büyü, nazar; (f). nazarı değmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altılık grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). altıgen, altı kenar ve açılı şekil. hexag'onal (s). altıgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı köşeli yıldız, Süleyman'ın mührü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). altı yüzlü cisim. hexahedral (s). altı yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı mısra. hexametric(al) (s). aytı ayaklı, altı tefileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altı açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı devletten meydana gelen grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şaka, latife; hile, oyun; (f). aldatmak, oyun etmek, slang işletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cinsel sapık; s. cinsel sapıklıkla ilgili, homoseksüel. homesexual'ity i. homoseksüellik. Hon. kıs. Honorable; k.h. honorably, honorary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşana benzer küçük bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynuzları arkaya doğru kıvrık bir dağkeçisi, zool. Capra ibex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D buzdolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sabit fikir, saplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanpüskülü, bot. Ilex aquifolium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ.- ex.es,- i.ces) i., f. indeks, fihrist; katalog; gösterge, işaret; delil, kanıt; mat. üs; işaret parmağı; b.h., Kat. okunması yasak kitaplar listesi; f. indeks yapmak, indeks içine koymak; işaret etmek. index finger işaret parmağı. index number

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam doğru olmayan, yanlış, hatalı; hakikatten farklı, hakiki rakam veya ölçüden farklı. inexactly z. tam doğru olmayarak. inexactness i. tam doğru olmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur görülemez, affedilemez, mazeret kabul etmez. inexcusably z. affedilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. icra etmeyiş, bir işi yerine getirmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcudiyeti olmayan, varlığı olmayan. inexistence,- cy i. yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalvarışa kulak vermez, amansız, merhametsiz; değiştirilemez. inexorably z. yalvarışa aldırmayarak; karşı konulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasebetsiz, uymaz, tedbire aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi, tecrübesiz,eli yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kefaretle ödenemez, affı imkansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebebi anlaşılmaz, izah edilemez, açıklanamaz. inexplicably z. açıklanamayacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çapraşık, muğlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif olunamaz, anlatılamaz, ifade edilemez. inexpressibly z. tarif edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatımsız, ifade etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaptolunamaz, hücumla alınamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam olarak, tamamen, kısaltılmamış olarak, etraflıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülemez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kökünden sökülemez, kökleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölüm döşeğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, içinden çıkılmaz, ayrılamaz derecede karışmış. inextricably z. içinden çıkılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin içine tutturmak, içine geçirip bağlamak; sağlamca yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. asıl kelimenin ortasına konan ek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmez, çok sert; inatçı; sebatlı, bir kararda. inflexibil'ity i. eğilmezlik. inflexibly z. eğilmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akma, akın; nehir ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, zarar vermez. innoxiously z. zararsızca. innoxiousness i. zararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine karıştırmak veya karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhtelif şeylerin birbirine karışması; karışmış şey, ka rışım, halita; ilave edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sarhoş edici; (i.) sarhoş eden madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sarhoş etmek, mest etmek; sevinçten çılgın hale sokmak; (tıb.) zehirlemek. intoxica'tion (i.) sarhoşluk, mest oluş; (tıb.) zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kendisi söyledi bir delile dayanmayan söz veya ifade .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ağaç çileği, sarı ahududu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kutu açılınca içinden fırlayan yaylı kukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) uğursuz şey veya kimse, uğursuzluk; f. uğursuzluk getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içine para atılınca istenilen plakları çalan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanyana koymak, sıralamak. juxtaposi'tion i. bitişiklik, bitişme; yanyana koyma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .çok yüksek sesli otomobil kornası, klakson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Birleşik Amerika'da iç savaştan sonra güney eyaletlerinde zencilerin siyasi hakları olması aleyhinde kurulan gizli cemiyet; 1914'ten sonra kurulup Katoliklere, zencilere ve yabancı etkilere karşı çalışan gizli cemiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. es veya laryn.ges) (anat.) gırtlak, hançere, boğaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bazı bitkilerin sütlü özsuyu; kauçuğun hammaddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gevşek, sıkı olmayan; ihmalci, kayıtsız: kesinlikten uzak; zayıf: kaygısız; hafif ishale tutulmuş: seyrek dokunmuş; (bot.) seyrek yapraklı veya çiçekli. laxity, laxness (i.) gevşeklik. laxly (z.) gevşek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gevşeklik; gevşeme; (tıb.) boşalma (bağırsaklar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

muishil, yumuşaklık veren, ishal edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. leges) Lat kanun, kaide, usul. lex scripta yazılı hukuk, mevzu hukuk. lex talionis kısas usulü, misli ile mukabele usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir dilin kelimelerine ait; sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlüğün tertiplenmesi, lexicographer i. sözlüğü dü- zenleyen kimse, lügatçi. lexicographic(al) (leksıkograf'ik, ikıl) s. sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leksikoloji, kelimelerin anlam ve kullanışlarından bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. odun külünden külsuyu elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hareket intizamsızlığı, ataksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., liquid oxygen sıvı oksijen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. füme balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kerte hatları üzerinde seyre ait. loxodromics i. kerte hatları üzerinde seyir sanatı. loxodromic curve, loxodromic line her meridyen ile aynı açıyı yapan çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili aptal veya bön kimse, ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çoğ. es, luces) fiz. ışık ölçüsü birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mafsaldan çıkarmak, yerinden çıkarmak, burkmak. luxa'tion i. çıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lüks, çok süslü şey. de luxe lüks, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lüksemburg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.. bereketli, çok bol; çok süslü. luxuriance, -cy i. bolluk. luxuriantly z. bol olarak; çok süslü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lüks ya şamak; pek çok zevk almak; külfetli şekilde yetişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüks, lükse ait, zevk verici, çok rahat. luxuriously z. lüks olarak, çok rahat şekilde. luxuriousness i. lüks olma, rahatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lüks şey; çok zevk veren şey; lüks hayata dalma; fazla bolluk içinde yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaşak, kara kulak, zool. Caracal melanotis. pardine lynx vaşak, zool. lynx pardina. lynx-eyed s. çok keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İngiltere'nin batısında bulunan Man adasına mensup; i. Man dili. the Manx Man ahalisi. Manx cat kuyruksuz bir çeşit kedi. Manxman i. Man adası yerlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Karl Marx'a veya kuramına ait; i. Marksizm taraftarı. Marxism i. Marksizm. Marxist i., s. Marksist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. matrices, matrixes) bir cisme şekil veren veya dayanak olan şey; biyol. hücreler arasında bulunan madde; anat. dölyatağı, rahim; matb. hurufat kalıbı, matris; jeol. fosil, billur veya başka bir mineralin kaya içinde bıraktığı iz; jeol. gang;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. maximum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. maksi, ayak bileğine kadar uzanan (giysi); uzun, iri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. lae) i. çene kemiği, memeli hayvanların bilhassa üstçene kemiği. max'illar(y) s. çene kemiğine ait . maxillary gland biyol. çene altı bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kural, düstur; vecize, mesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azami, en büyük, en fazla. Maximalist i. aşırı sol kanat üyesi (bilhassa eski Rus Sosyalist partisinde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvetli bir patlayıci madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azami hadde çıkarmak; bir prensibi en geniş anlamıyle yorumlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. (çoğ. -ma veya -mums) azami derece, maksimum; gaye; s. azami, en çok, en ziyade. maximum pressure mak. azami basınç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. kâinatın tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Mexico.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika. Mexico City Meksiko. Mexican i., s. Meksikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görümü yoğunlaştıran veya değistiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civelek kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karıştırmak, birbirine karıştırmak; karmak; katmak; melez elde etmek için çiftleştirmek; karışmak, kaynaşmak, uyuşmak, bağdaşmak; i. karıştırma, karışma, karışım; kanşıklık veya şaşkınlık hali. be mixed up zihni karışmak; karışmak, atılmak. mix

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışık durum, anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık, karıştırılmış; karma. mixed doubles tenis her iki tarafta birer kadınla birer erkek olarak oynanılan oyun, kanşık. çiftler mixed fraction mat. tam sayılı bayağı kesir mixed group karma grup. mixed marriage değişik din ve milletten kimsel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karıştırıcı şey veya kimse; mikser, elektrikli yemek karıştırıcısı; k.dili tanımadıkları ile rahatça konuşabilen kimse; k.dili tarnıştırma toplantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışım; karıştırma; katıştırma; karışma, karıştırılma, kaynaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MMX® (Çoklu Ortam Uzantısı), video ve sesli uygulamaların etkili biçimde çalıştırılmasını sağlayan bir işlemci teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin ve Japonya'da bazı hastalıkların tedavisi için cildin üstüne konarak yakılan pamuğa benzer bitkisel bir madde; bu maddenin alındığı bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG EX (MPEG Extended), bir Memory Stick™ üzerinde aynı anda veri yazma ve okuma işlemlerinin gerçekleşmesini sağlar. 128 MB Memory Stick™ kullanılarak 90 dakikaya varan video kaydı yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG-VX hassas modu, maksimum 640×480 piksel çözünürlükte MPEG videoları çekmenizi sağlar

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kısımlı, kat kat, katmerli; elek. tek kanalda iki yönlü iletim sağlayan sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. murices) dikenli salyangoz, iskerlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantarda bulunan zehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. derinin sertleşmesi ile his ve zekanın körleşmesi gibi belirtiler gösteren bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kiliselerde dış dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ege Denizinde Naksos adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., (edat) en yakın, yanı başındaki; sonra gelen; z. sonra, ondan sonra, hemen sonra; (edat) en yakın. next door yanındaki ev, bitişik komşu. next door to az daha, hemen hemen. next of kin en yakın akraba. next to hemen hemen. next to nothing hiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. nexus) bağ, rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak su perisi. nixie (i.) dişi su perisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (z.), ünlem, (f.), argo hiç bir şey, hiç, yok; (z.) hiç; ünlem Dur! Dikkat et! (f.) engel olmak; reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıhhate zarar veren; zararlı, muzır, fena; ahlâkı bozan. noxiously (z.) zararlı olarak. noxiousness (i.) muzırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kargabüken, (bot.) Strychnos nuxvomica; bu ağacın zehirli tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NXT Fiat Panel isimli bu teknoloji, hafif ve ince hoparlör üretmeye olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iğrenç, tiksindirici; çirkin görünen. obnoxiously (z.) uygunsuz olarak, çirkince. obnoxiousness (i.) uygunsuzluk, çirkinlik, iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damarlı akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doktrini sağlam; . dinsel inançlarına sadık; doğru, tam, uygun; b.h. Ortodoks kilisesine mensup; yürürlükteki usule uygun. orthodoxly z. kabul edilmiş bir fikre uygun olarak. orthodoxy i. Ortodoksluk; akidenin doğruluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'ya mahsus iri bir ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili daha atik davranıp galip gelmek, kurnazlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereğinden fazla teşhir etmek; foto filme fazla poz vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla poz verme; fazlaca teşhir etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel istekle fazla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır vergi koymak; dayanabileceğinden fazla iş yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -oxen) öküz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. oksalat, oksalik asidin tuzu. oxalic acid oksalik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazayağı, bot. Oxalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz boyunduruğundan boynun altına gelen U şeklinde parça; A.B.D. Irmağın U şeklindeki dönemeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz arabası, kağnı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bileşikgillerden herhangi bir çiçek, san papatya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bağlı erkek ayakkabısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksitlenme, oksidasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. oksit oxidize f. oksijen ile birleştirmek, okside etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırdili, bot. Anchusa officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Amu Derya nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijen ile asetilenin bileşiminden meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksijen. oxygenate, oxygenize f. oksijen ile karıştırmak, içine oksijen katmak. oxygena'tion i. oksijenlesme, oksitlenme, oksitlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksijen ile hidrojen karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sirkeli bal şerbeti, sirkengebin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon., san. anlamı kuvvetlendirmek için zıt kelimelerin bir araya getirildiği deyiş tarzı: öldürücü şefkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. son hecesinde kuvvetli vurgusu olan; i. son hecesi vurgulu kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paradoks, mantığa aykırı görünen fakat hakikatte doğru olabilen düşünce; birbirini tutmaz sözler; birbirine aykırı söz ve davranışlar; karakterinde birbirine aykırı hususlar olan kimse. paradox'ical s mantığa aykırı görünen. paradox'ically z. birbir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. paralaks. parallac'tic s. paralaks bakımından, paralaks ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram aralarında bağlaç olmayan yan yana sıralanmış kelime veya cümle düzeni. paratactic s. aralarında bağlaç olmadan sıralama kabilinden, böyle sıralanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. başlıca, belli başlı, fevkalade, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şiddetli ve ani nöbet; feveran, galeyan, ani boşalma . paroxymal s. şiddetli nöbetle ilgili; galeyana gelme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barış. Pax vobiscum selâmün aleyküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepesi delikli biberlik; çabuk öfkelenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. peroksit; oksijenli su. peroxide blonde saçlannın rengini. peroksit ile açmış sarışın kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihnini karıştırmak, şaşırtmak, allak bullak etmek, hayrete düşürmek; karıştırmak, muğlak bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihni karışmış, şaşırmış; karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, zihni karıştırıcı. perplexingly z. şaşırtıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaşkınlık, karışıklık; zihni karıştıran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -es, phalanges) eski Yunanistan'da sık saflarla yürüyen mızraklı ve kalkanlı asker alayı; elbirliği ve azimle çalışan örgüt; anat. parmak kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. farinks, yutak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. phoenix

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'da bahçelerde yetişen bir çiçek. bot. Phlox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anka, ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen ve Arabistan çöllerinde yaşadığı farzedilen çok güzel bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. organizmanın ışığa karşı hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak dizilişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. flokseride familyasından üzüm kütüklerini tahrip eden pek küçük bir böcek, bir çeşit fidan biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hap kutusu; ask. küçük istihkam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. simsiyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D., (argo) sinema; resimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En ince detaylara kadar gelişmiş görüntü kalitesi veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili kaçık, çatlak, delidolu; (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. cama benzer bir plastik çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pleksimetre, göğüs muayenesinde hastanın göğsüne konulup üzerine hafif hafif vurulan ufak levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb perküsyon çekici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. plexus, plexuses) anat. örgü, pleksus, sinir ağı; ağ, şebeke . solar plexus bak. solar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. plevra boşluğunda gaz toplanması; ciğer söndürme, hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask.uzun saplı balta, teber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( çoğ. pontifices) i. eski Roma'da başkâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski. Karadeniz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Babil sürgününden sonraki Yahudi tarihi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (sonek); f. kelime sonuna ek ilave etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kapağı delikli bir cins parfüm kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. çiçek gibi kabarcıklar meydana getiren hastalık; frengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fiilen icra, uygulama, tatbikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir zaman veya olaydan önce mevcut olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (kelime başına) önek koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önek, kelimenin başına ilave olunan ek; bir ismin önüne konan unvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahane, sözde sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) başkan; rektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. kesin fiyat; fiks menü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun, ayrıntılı; yorucu, baş ağrıtıcı, sıkıcı. prolix'ity, prolixness i. söz uzunluğu. prolixly z. uzun uzadıya, ayrıntılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalıktan koruma veya korunma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -raxes, - races) zool. böceklerde göğsün ön kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. protoksit, herhangi bir seride en az oksijeni olan oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. yakınsal, uzvun bağlanma noktasına yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yakın, hemen yanındaki. proximately z. yakın olarak, bitişik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakınlık. proximity of blood kan yakınlığı, akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) gelecek ayda, kıs. prox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vekil; vekillik, vekâlet; vekaletname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ateşe dayanıklı cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. humma, yüksek ateş. pyrexial s. humma cinsinden, hummalı, hararetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. vücutta ateş yapan mikrop zehiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. piroksen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piroksenden oluşmuş kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selüloz nitratlardan bileşmiş bir karışım, pamuk barutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik kilisesinde mukaddes ekmeği saklamaya mahsus kutu; İngiltere darphanesinde miyar sikke muhafazasına mahsus sandık; f. sikkelerin ayarını kontrol etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca üst tarafı kapak gibi açılan tohum zarfı, piksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. Amerika'ya mahsus ve yıldız şeklinde çiçek veren bir çalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. pyxides) eski Yunanistan ve Roma'da kullanılan genellikle kapalı ve silindir şeklinde vazo; kutu, mücevherat kutusu; bot. piksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.dört katlı; çift yönlü telgraf sistemine ait; telgraf sisteminde gönderici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kare içinde her köşede ve ortada birer olmak üzere beş şeyin düzenlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ical s. donkişotvari, saçma şekilde romantik. quixotically z. donkişotçasına. quixotism i. don- kişotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radices, radixes) mat. bir sayı sisteminde temel olarak kullanılan rakam; bot. bitki kökü; kök kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baklagillerden kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki, (bot.) Crotalaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD sulandırılarak kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar sorguya çekmek. reexamina'tion (i.) tekrar edilen sınav; yeniden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar ihraç etmek; (i.) tekrar ihraç edilen mal; tekrar ihraç. reexporta'tion (i.) ithal edilen malın yeniden ihracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarpıp geriye veya başka yöne sekme; aksetme, yansıma, refleksiyon; aksettirilen şey, akis; üstüne atma, iftira, ayıplama, kınama; düşünme, tefekkür; fikir, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan; (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen; (i.) akis, yansımış şekil; (fizyol.) gayri ihtiyari vukua gelen hareket, refleks, tepke, yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket, refleks. reflex center gayri ihtiya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geriye çekmek veya bükmek; yansıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yansıyabilir, aksettirilebilir. reflexibil'ity (i.) yansıma niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (gram.) dönüşlü; dönüşlü fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geriye akış, cezir haline geliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gevşetmek, biraz salıvermek; zayıflatmak, yumuşatmak, hafifletmek; gevşemek, yumuşamak; dinlenmek, istirahat etmek, eğlenmek. relaxa'tion i. dinlenme, gevşeyip istirahat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. remiges) kuş kanadı tüyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye bükük. retroflex'ion i. geriye dönme veya kıvrılma; anat. rahmin ters dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. kral, hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su akımının etkisine tepki olarak bir organizmanın hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Almanya, Felemenk veya İskandinavya'ya mahsus yaklaşık olarak bir dolar değerinde gümüş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürüş sırasında kolay çalıştırma ve gelişmiş sürüş güvenliği sunan bir uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. salpinges) anat. boru, nefir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dik çatılı ufak ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu veya tramvay raylarına serpilen kumu taşımaya mahsus sandık; kum bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tabakalı akik taşı, alt tabakası kırmızı Süleymani taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyüklerine karşı saygısızlıkta bulunan çocuk; terbiyesiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arduvaz kaplamasında kullanılan çekiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saksofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir çesit anahtarlı ve nefesli çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşkıran çiçeği, bot. Saxifraga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Sakson Irkından olan kimse; Sakson dili; s. Saksonlara veya Saksonya'ya ait. Saxony i. Saksonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. saksofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir çeşit nefesli büyük çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. scoleces, scolices) zool. bağlrsak şeridinin başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) seks, eşey, cinslik, cinsiyet. sex appeal cinsi cazibe, seksapel. sexless (s.) eşeysiz, cinsliksiz, cinsiyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmışa ait; (i.) altmış ile yetmiş yaşları arasındaki kimse, altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmış, altmışar; altmış yaşındaki; (i.) altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altmış sayısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altı yüz; (i.) altı yüz yıllık devre; altı yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altı senede bir olan; altı sene süren; (i.) altı senede bir yapılan şey. sexennially (z.) altı senede bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) seksoloji, cinslik bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) altı günde bir gelen (nöbet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekstant, gemicilikte bir gökcisminin yüksekliğini ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) altı sesle söylenen veya altı çalgı ile çalınan parça: altılı koro veya orkestra; altılı takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) iki gezegen arasındaki altmış derecelik mesafeye ait; (i.), (astr.) bir birinden altmış derecelik mesafe ile ayrılmış iki gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerikan ve Fransız usulüne göre 21 sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre 36 sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on altı yapraklı kağıt tabakası; (i.) ortalama 10x15 cm ebadında olan kitap, (kıs.) 16 mo. veya 16 derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zangoç; küçük ölü hayvanları gömen bir cins böcek, (zool.) Necrophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) altı kat, altı misli; (f.) altı ile çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir batında doğan altı çocuktan biri; altılı takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cinsiyete ait, cinsi, seksüel; (biyol.) cinsiyeti olan. sexual intercourse cinsel ilişki. sexual organs tenasül uzuvları. sexuality (i.) cinsiyet; seks kuvvetine sahip olma. sexually (z.) cinsel bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (k.dili) seksi cinsel arzu uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hayali bir rakip ile idman yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kundura boyacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avcı kulübesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silis; sıcağa dayanan cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit; bir seferde tek haber gönderilebilen telgraf sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altı; i. altı rakamı veya sayısı (6,VI); tavlada şeş. sixfold s., z. altı kat, altı misli. sixfooter i. altı ayak boyunda kimse, uzun boylu kimse. six of one, half a dozen of another ya bu, ya öbürü. at sixes and sevens tam bir düzensizlik içi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı peni; altı penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. altı atar, altıpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on altı; i. on altı sayısı veya rakamı. sixteenth s., i. on altıncı; on altıda bir. sixteenth note müz. on altılık nota, iki çengelli nota. sixteenth rest müz. on altılık es. sweet sixteen genç kızın en şirin ve tatlı yaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altıncı; altıda bir; i. bir şeyin altıda bir oranındaki kısmı; müz. altı nota yukarı veya aşağıda bulunan nota; altı notalık ara; gamda la notası. Sixth day cuma. sixth sense altıncı his. sixthly z. altıncı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altmış; i. altmış sayısı veya rakamı. like sixty (argo). çok hızlı. the sixties 1960 ile 1969 arasındaki yıllar; 60-69 arası yaş sixtieth s., i. altmışıncı (şey); altmışta bir (kısım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gloksinya, bot. Sinningia speciosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saparna, bot. Smilax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enfiye kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabun sandığı; sokakta nutuk çekenlerin üstüne çıktığı sandık. soap box derby A.B.D. çocukların kendi yaptıkları arabalarla yokuş aşağı yarışı. soapboxer i., k.dili. sokakta nutuk çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. şosetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -dices) bot. çomak (çiçekdurumu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isfenks, sfenks; anlaşılması güç ve konuşmayan kimse. sphinx moth bir çeşit pervane. the Sphinx Mısır'da Gizeh sehrinde bulunan büyük isfenks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle çalışan çağırma hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhur, günlük; günlük ağacı, bot. Styrax; ecza. aselbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aselbent bot. Styrax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu., mit. ölüler diyarını kuşatan nehir. cross the Styx ölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -diees) mat. satır altına yazılan rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -lae) anat., zool. alt çene veya alt çene kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alt çeneye veya alt çene kemiğine ait; alt çenedeki tükürük bezlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde en az miktarda oksijen bulunan bir elemanın oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. sonek, sontakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir kelimenin sonuna ek koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. munzam vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. üst çeneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ek vergi; f. ek vergi koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri buğu dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SXRD™ (silikon X-tal Yansıtıcı Ekran), HD1080 panel çözünürlük gösterme yeteneğine sahiptir. Yüksek hızlı tepki süreleri ve yüksek kontrast oranı, hızlı hareket eden görüntülerde bile canlı görüntü gösterimi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. sözdizimi, sentaks, nahiv; sentaks kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ((çoğ.) syringes) müz. bir çeşit basit flüt; kuşların ses organı; anat. östaki borusu; ark. Mısır mezarlarında kaya içinden açılmış geçit. syrin'geal s. östaki borusu ile ilgili; kuşların ötme borusuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. hindiba kökü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vergi, resim; külfet, yük; f. vergi koymak, vergi yüklemek; mahkeme masrafım tayin etmek; isnat etmek, yüklemek; külfet olmak, yormak, tüketmek. tax certificate icra yoluyla alman mülkün vergi borcunun ödendiğini belirten vesika .tax list verg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiye tabi. taxabil'ity i. vergiye tabi tutma veya olma .taxably z . vergiye tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergilendirme; vergi; mahkeme masrafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. en ufak gramer bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden muaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tax collector vergici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taksi; f. taksi ile gitmek; hav. taksilemek taxi dancer.(A.B.D.) beraber dans etmek için ücretle tutulan kız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan postunu doldurma sanatı. taxider'mic s. hayvan postunu doldurmayla ilgili. taxidermist i. hayvan postunu dolduran sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksi saati, taksimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yerinden oynamış veya çıkmış bir uzvu el ile tekrar yerine koyma; refleks, yansı, tepke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınıflandırma ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi veren kimse, vergi mükellefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD nehir gemisinin kaptan köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) metin, parça; bahis konusu, konu; asıl kitap veya yazı. text hand büyücek ve düzgün el yazısı. text writer ders kitabı yazarı. corrupt text değişirilmiş metin. stick to one's text metne bağlı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, teletekst yazılımı ve menüleri için daha gelişmiş grafik kalitesi ve renk sunmaktadır. Super Trinitron® Wide TV’lerde, kanalın desteklemesi koşuluyla ek bilgiler ayrı bir pencerede gösterilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dokuma, tekstil; dokuma işlerine ait; (i.) dokuma kumaş, mensucat; dokunacak iplik veya madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) metne ait; kelimesi kelimesine. textually (z.) metinle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokum, dokunuş; kumaş; teşekkül, bünye, yapı. textural (s.) bir maddenin dokumuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir yapısı veya bünyesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Lat.) metin; (anat.) doku, nesiç. textus receptus eski bir kitabın geçerli sayılan metni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

I., anat. göğüs, toraks; zool. toraks. thoracic s. göüste olan, göğüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kav, çakmak kutusu; kav gibi çok çabuk yanan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nevruz otu, bot. Linaria vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilinen teletekst sisteminin Almanya’da kullanılan yeniden düzenlenmiş bir sürümü. Özel Top-Text dekoderiyle, yayın istasyonları tarafından sağlanan ücretsiz bilgi servislerine erişim sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan zehirlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zehir nev'inden, zehirden meydana gelmiş, zehirli. toxicant s., i. zehirli, zehirleyici, zehir meydana getiren; i. zehirli madde. toxica'tion i. zehirleme, zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i zehirbilim, ze hirler bilgisi, toksikoloji. toxicological s. zehirbilimsel. toxicologist i. zehirbilim uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toksin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıhlamak; sivri uçla delmek; kazıklamak, kazığa oturtmak; hayretten dondurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski Amu Derya ötesi, Semerkant bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde üç oksijen atomu bulunan oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kısımdan mürekkep, üç kat; i. üç daireli ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) (or ekiyle biten bazı isimlerin dişil sekli: aviatrix, executrix)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TruSurround XT®, BRAVIA LCD TV’lerde bulunan bir ses geliştirme teknolojisidir. Çok kanallı sanallaştırma özelliği ile, sadece iki hoparlörü kullanarak bir surround ses efekti üretmeyi hedefler. Yedi adede kadar (6.1) ses kanalını işleme alabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. smokin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (şiir) arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Texas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fotoğrafı karanlık çıkarmak; güdük ışığa tutmak. underexposure i. fotoğrafı karanlık çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkından az vergi almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tetkik edilmemiş; eleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. misli görülmemiş, benzeri olmayan, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itirazı mümkün olmayan, itiraz edilmeyen; kusursuz. unexceptionably z. kusursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenilmedik. unexpectedly z. beklenilmeden, ani olarak, ansızın. unexpectedness i. ansızın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günü geçmemiş, vadesi gelmemiş, müddeti tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlamamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keşfedilmemiş, araştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izah edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusunu ifade etmeyen; ifadesiz, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sökmek, çözmek; kararsız kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek eksenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. her iki cinse uygun, cins farkı gözetmeyen; i. cins farkı gözetmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek cins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışmamış, karıştırılmamış, saf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ortodoks olmayan; geleneklere karşı, adetlere ayklrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cinsiyetinden yoksun kılmak; kadınlıktan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. asıl metin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. wife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli hanıma yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karısını öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karısına aşırı derecede düşkün. uxoriously z. karısına düşkün olarak. uxoriousness i. karısına aşırı düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. varices) tıb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -texas, -tices) zirve, doruk, tepe; anat başın tepesi; astr. başucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canını sıkmak, sinirlendirmek, kızdırmak, taciz etmek; darıltmak; tartışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinirlenme, kema; kızacak şey, sinirlenecek şey, üzüntü, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici, can sıkıcı, üzücü, gücendirici. vexatiously z. sinirlendirerek. vexatiousness i. sinirlen diricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzgün, sinirli, canı sıkkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. üzgün bir halde. vex'edness i. üzgünlük, sinirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayraktar, sancaktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bayrağı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) bayrak, sancak; sancak bölüğü; bot. kelebek şeklindeki çiçeğin büyük üst yaprakçığı, bayrak: tüy bayrağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişi tilki; şirret kadın, huysuz kadın, cırlak kadın. vixenish, vixenly s. dişi tilki gibi; hırçın tabiatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -texes veya -tices) girdap, özellikle girdabın ortası; kasırga. vortical s. girdap gibi dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. voces) insan sesi. vox populi halkın sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.dili. plak yapmak, plak doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mum, balmumu; balmumuna benzer herhangi bir madde; parafin; kırmızı balmumu; kulak kiri; bot. bitkilerin ifraz ettiği balmumuna benzer madde; kunduracı zifti veya mumu; cilâ; f. üstüne balmumu sürmek, mumlamak; cilâlamak. wax bean sarı kabuklu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. öfke nöbeti. wax'y s. öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. artmak, yükselmek, büyümek, olmak. wax beautiful güzelleşmek. wax eloquent belâgatli konuşmak. wax strong kuvvetlenmek. The moon waxed and the moon waned. Günler geçti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarfiyat; lüzumsuz sarfiyat, israf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekkuyruk kuşu, zool. Bombycilla garrula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balmumu işi; balmumundan yapılmış insan heykeli; çoğ. balmumundan yapılmış insan heykelleri müzesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tablet PC’Ierde kullanılan, dokunmatik ekran ve el yazısına uyumlu Windows işletim sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikiş kutusu; alet kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Wide Extenden Graphics Array’in kısaltması. 16: 9 çözünürlük destekleyen bir görüntü standardı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

WXGA çözünürlük ekranın boyutuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. WXGA basitçe geniş ekran demektir. Standart dizüstü bilgisayarlardaki 4:3 en boy oranına kıyasla, en boy oranı 16:9 veya 16:10’dur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Türk alfabesinde bulunmayan bu harf, ancak yabancı kelimelerde geçer ve «ks» sesini verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kimya).

1.Ksenon elemanının senbolü.

2.Romen rakamlarında on (10).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Matematikte bilinmeyen birinci kemiyeti gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Chist, Chiristian.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz alfabesinin yirmidördüncü harfi (ks, gz,z seslerini verir); Romen sistemine göre 10 rakamı; cebirde bilinmeyen (x) işareti; absis; kesin olmayan sonuç; X şeklindeki şey; yazı yazmasını bilmeyenin imzası; öpücük şareti; yanlış işareti. King's X!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony X-black LCD™, bir yerine iki tane özel tasarlanmış lamba ile güçlü bir şekilde aydınlatılır. Ekran yüzeyi yansımayı önleyici bir katman ile kaplanmıştır. Bu da geniş bir kontrasta sahip canlı ve gerçeğine uygun renkler sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. röntgen ışını, X ışını; röntgen filmi; f. röntgen ışınları ile tedavi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

x.v.Colour özelliği, tam RGB paletinden iki kat daha fazla renk sağlar. x.v.Colour özelliği, ekranda çok daha gerçekçi görüntüler sunulmasını sağlar ancak, bu görüntüleri en iyi şekilde izleyebilmek için bir High Definition TV’ye sahip olmanız gerekir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MEX-1HD’nin maksimum kayıt hızını gösterir. CDDA’dan (CD Digital Audio), tümleşik sabit diske veri transferi, normal çalma hızından sekiz kat daha hızlı olabilir. Alternatif olarak normal hızlı (x1) kaydı seçebilir ve işlem sırasında tüm CD’yi dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. çiçeklerde bulunan sarı renk maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. buharlaşınca sarı renk bırakan nitrojenli beyaz bir karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sokrat'ın karısının ismi; hırçın ve şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pıtrak, bot. Xanthium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) sarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., antro. sarışın; i. sarışın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. deride sarı lekeler hasıl eden hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyokim. bitkilerde bulunan sarı renk maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarı; sarı ırka ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akdeniz'e mahsus üç direkli yelkenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tohumda erkek bitki poleninden gelen dominant vasıfların görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) yabancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ayrı cinslerden olan organizmaları çiftleştirme. xenogamous s. ayrı cinslerden olan organizmaların çiftleştirilmesinden meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. cansızdan doğma; neslinden tamamen farklı olduğu düşünülen üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Xenon lambalar, görüntülerin mümkün olan en gerçekçi ışıkla görüntülenmesini sağlayacak şekilde, geniş bir renk alanı ve ton gösterimi sunar. Doğal ve doğal renkler güneşinkine benzer bir ışık spektrumu ile elde edilir ve böylece beyazlar daha net ve kırmızılar da daha parlak olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ksenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı düşmanlığı veya korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) kuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deriyi kurutup kabuklaştıran bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrostatik usulle kopye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. kurak yerlerde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. olağanüstü kuruluk ( deri veya göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tic. mark. elektrostatik usulle kopye çıkaran makina; bu makina ile çıkarılan kopye; f. bu makina ile kopye çıkrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan alfabesininharfi, x harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -na) anat. göğüs kemiğinin arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kılıç şeklindeki, hançersi; i. göğüs kemiğinin arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Christmas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Büyük beğeni kazanan XMB™, BRAVIA’nıza hangi cihazların bağlı olduğunu görebilmenizi kolaylaştıran ve bunlara kolayca erişmenizi sağlayan çekici ve sezgisel bir grafik kullanıcı arayüzüdür (GUI). Ayarlar seçeneğinin yanı sıra, bağlantılarınız Fotoğraflar, Dijital TV, Analog TV ve Giriş Cihazları gibi anlaşılması kolay gruplar içerisinde, yatay çubukta görüntülenir. İleri ve geri ilerlemek için uzaktan kumandanızı kullanın. Simgelerden birini seçtiğinizde, TV kanalları, Blu-ray Disc™ oynatıcı ya da Sabit Disk Sürücü DVD Kaydedici gibi kullanılabilir seçenekleri gösteren bir dikey çubuk otomatik olarak görüntülenir. Bu çubukta, ilgili seçenekleri tıklatarak bir kanal seçebilir ya da bir disk oynatabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Christian.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Christianity.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. chi,rho ( Yunanca Hristos kelimesinin ilk iki harfi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Büyük beğeni kazanan XMB™, BRAVIA’nıza hangi cihazların bağlı olduğunu görebilmenizi kolaylaştıran ve bunlara kolayca erişmenizi sağlayan çekici ve sezgisel bir grafik kullanıcı arayüzüdür (GUI). Ayarlar seçeneğinin yanı sıra, bağlantılarınız Fotoğraflar, Dijital TV, Analog TV ve Giriş Cihazları gibi anlaşılması kolay gruplar içerisinde, yatay çubukta görüntülenir. İleri ve geri ilerlemek için uzaktan kumandanızı kullanın. Simgelerden birini seçtiğinizde, TV kanalları, Blu-ray Disc™ oynatıcı ya da Sabit Disk Sürücü DVD Kaydedici gibi kullanılabilir seçenekleri gösteren bir dikey çubuk otomatik olarak görüntülenir. Bu çubukta, ilgili seçenekleri tıklayarak bir kanal seçebilir ya da bir disk oynatabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. odunsu doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) tahta, odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta resim kalıbı. xylography i. tahta kalıptan resim basma sanatı, tahta üzerinde kalıpla renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtayı kemiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ksilefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da bedeneğitimine mahsus uzun ve üstü kapalı taraça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemiklerin üstünü kazımaya mahsus cerrah aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. kayağantaş kesmeye mahsus balta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by