Yak ne demek? | Yak anlamı nedir? | Yak

Yak anlamı nedir?

Yak ne demek?

Yak anlamı nedir?

Yak | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

yak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bovine mammal native of the high plains of Central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its neck, the outer side of its legs, and its flanks, are covered with long, flowing, fine hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its tail is long and bushy, often white, and is valued as an ornament and for other purposes in India and China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are several domesticated varieties, some of which lack the mane and the long hair on the flanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also chauri gua, grunting cow, grunting ox, sarlac, sarlik, and sarluc. large long-haired wild ox of Tibet often domesticated noisy talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy talk. large long-haired wild ox of Tibet often domesticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tibet yöresine özgü yaban sığırı, yak, zool. Bos grunniens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ked, -king)(A.B.D.) (argo) gevezelik etmek, durmadan konuşmak; kahkaha ile gülmek, saçma sapan şeylere gülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. amoniaque, kimya). Nişadır ruhu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammoniac. ammonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa).

1.İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır.

2.Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı.

3.Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı.

4.Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven.

5.Çay ağzı, mansab.

6.Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır.Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam.On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem.At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltan: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak =

1.Bir memlekete girmek Ar. Kudüm.

2.İsrar ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı — Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = İsrar etmek. Baştan ayağa ı= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencere altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek =fc Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Dsmuzayağı fc Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa).

1.İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır.

2.Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı.

3.Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı.

4.Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven.

5.Çay ağzı, mansab.

6.Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır.Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam.On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem.At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltası: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak =

1.Bir memlekete girmek Ar. Kudüm.

2.Israr ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı = Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = Israr etmek. Baştan ayağa f= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencerS altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek = Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Domuzayağı ±= Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayak ağrıları; çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ağrıyan yerler iyice ovulur. Ayak ikinci parmağının üçüncü parmakla birleştiği noktanın iyice ovulması da çok faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrive at. to enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekikyağı, ayva

Hazırlanışı : Çıbanın üzeri, kekikyağı ile yağlanır. Sonra, orta büyüklükte bir ayva ortasından kesilerek üzerine konur. Sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. footprint. footstep. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot mark. foot print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant who runs errands. delivery boy. footboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ.

2.Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.).

1.Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ.

2.Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear. pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footwear. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. shoe-seller. shoe-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. shoerepairer's shop. shoe repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. uprising. breach of the peace. commotion. insurgence. insurgency. insurrection. mutiny. putsch. revolt. riot. rising. upheaval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurrection. mutiny. rebellion. revolt. riot. rising. uprising. rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. revolt. civil commotion. emeute. insurgence. insurrection. mutiny. riot. ruction. stampede. upheaval. uprise. uprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Davranıp ayağa kalkmak, yürümek.

2.Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Davranıp ayağa kalkmak, yürümek.

2.Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot. to rebel. to revolt. to start walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise in rebellion. to rise in revolt. to break out in revolt. to rebel. to revolt. to get on one's feet. to begin to walk. bear arms against. to rise in insurrection. mutiny. riot. run riot. squeal. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayağı olan, yürüyen.

2.Yüksek (hayvan).

3.Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ayağı olan, yürüyen.

2.Yüksek (hayvan).

3.Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footed. walking. footed. podous. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking. footed. legged. movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foot or leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Canbaz nalını.

2.Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Canbaz nalını.

2.Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloii). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. up. afoot. afoot. on one's legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. on foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar workers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakasına yapışarak, yakapaça: Serseriyi çalyaka götürdüler, (bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affable. likable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. charming. congenial. cuddly. cute. folksy. gracious. likable likeable. pleasant. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cıyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a shrill voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dayanacak değnek, asâ, sopa.

2.Dövmekte kullanılan değnek veya sopa, kötek.

3.Kapı arkasına veya başka bir şeye dayatılan destek, payanda: Kapı dayağı.

4.Darbe, darp, vurma, dövme: Dayak atmak, dayak yemek, dayak cezası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. corporal punishment. whipping. rod. prop. bashing. basting. birching. caning. chastisement. dressing-down. drubbing. dusting. flogging. fustigation. hiding. lacing. licking. sock. trimming. wallop. whacking. whaling. the works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. thrashing. whacking. beating. going-over. prop. support. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. prop. support. backing. back rest. abutment. backstay. backstop. bar. bearing. bearing pile. strut. holdfast. fulcrum. reinforcement. leg. horse. column. stand-by. stock. pillar. stirrup. ground swell. auto seat pad. corporal punishmen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. chastise. cudgel. flog. to tan sb's hide. lam. lambaste. larrup. lather. lay in. lick. tan. trounce. wallop. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Büyük yer kırığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bir metropolidin maiyetinde bulunan genç rahip ki, metrepolidin stajyeri sayılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diachronie

dil b. art zamanlılık

Değişik zaman ve evrim açısından incelenen dil olaylarının özelliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. diachronique

art zamanlı

Evrim açısından ele alınan süre içinde birbirini izleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Merdiveni veya inilip çıkılacak kısmı olmayan ev yahut yol, yer.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. lâyık’tan itaf.). Daha veya pek ve en lâyık ve münasip olan: O adam bu işe elyaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo). Afi, gösteriş caka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. showing off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. posing. monkey tricks. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show off. swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. nifty. swanky gösterişli. cakalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek üzere iken: Giderayak bunu yapmıyacaktınız!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the last moment. just before leaving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. heykel). Heykeller. (bk.) Heykel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هياکل] heykeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياق] içgüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياقی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «$evk» ten masdar). Göreceği gelme, çok özleme, fazla arzu etme, Ar. tehassür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتياق] şevklenme, şevk duyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fransızlar’ın konyak (cognac) içkisine Tekel Idaresi’nce uydurulan isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy. eau de vie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognac. brandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy. cognac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kar üzerinde kayarak gitmek için ayaklara takılan, hususî olarak yapılmış uzun tahta kızak, ski. 2.Kayakla kayma sporu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light canoe, made of skins stretched over a frame, and usually capable of carrying but one person, who sits amidships and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is peculiar to the Eskimos and other Arctic tribes. a small canoe consisting of a light frame made watertight with animal skins; used by Eskimos travel in a small canoe; 'we kayaked down the river'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski. skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a decked boat propelled with a two-bladed paddle from seated position Contrast with canoe, an open boat propelled with a single bladed paddle from a kneeling position. a one-person watercraft covered in skins with a small central opening for the user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow covered boat, pointed on both ends, propelled by the rider paddling with an oar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small boat propelled with a double blade paddle, from a seated position Most kayaks are decked Kayaks are derived from the frame and sealskin hunting boats of the Arctic LR above: Polo BAT, 2 53m long; white water play boat , about 3 5m long; touring ka

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of fully-decked canoe The paddler is seated and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, decked watercraft usually paddled by one or sometimes two paddlers The paddler sits in the boat and paddles the craft with a double bladed paddle Based on the traditional watercraft of the native peoples of the North American Arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, low-profile boat similar to a canoe, and increasingly used for wilderness travel. A canoe-shaped boat in which the frame is completely covered except for an opening in the middle for the paddler. a small canoe consisting of a light frame made wat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimo balıkçı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayak sporcusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Kullanıldığı yerler: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çokayaklılar takımından olan böceklere verilen ad.

2.Kasık biti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millepede. millipede. polypod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millipede. crab louse kasıkbiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millipede millepede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Acıma bilmez, zâlim, acımaz, merhametsiz: Pek kıyak adam.

2.Şiddetli, şedîd, cesur: Kıyak kahramandı. Aşırı, fevkalâde, mübalâğalı: Kıyak güzel; kıyak bahadır; kıyak zengin,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. pretty. fine. great. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. great. swell. super. sharp-looking. easy on the eye. superduper. up to the knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless gambler. pot-smoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgememe, merhametsizlik, gaddarlık: Onun kıyaklığı emsalsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being swell or super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fransa’deki bir kasabanın adıyla anılan alkollü bir içki, Fr. cognac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy. cognac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Vadi, dere. 2.Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. 3.Dağ yolu üzerindeki otluk. 4.Etkili, dokunaklı.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aklı başında olmayan, yaptığını bilmeyen. Mest-i lâ-yâkıl = Çok sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «liyâka» şeklinde de kullanılır).

1.Lâyık olma, yararlılık, değerlilik, istihkak: O adamın bu işe, bu işin size liyâkati vardır; her işte liyakat aramalı.

2.Ehliyet, iktidar: Erbâb-ı liyâkatten; onun iktidar ve liyâkati bellidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. suitability. capacity. competence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. deservingness. worthiness. suitability. capability. competence. desert. mark. qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لياقت] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Layık olan, değerlilik, yararlılık. 2.İktidar, hüner, fazilet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Liyâkatli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. liyâkatmend’in c.),. Liyâkatliler, değerliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehil, müstahak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsiz, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. imcompetent. unworthy. undeserving. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsizlik, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Manyaya uğramış ruh hastası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «yakaz» dan if.) (mü. müteyakkıza).

1.Uyanık, uyanmış.

2.Gözü açık, gaflette olmayan, uzak görüşlü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. vigilant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Uyanıklıkla, gaflette olmayarak, uzak görüşle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. Ar. «zayk» dan mas.). Sıkıntı, yokluk, parasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyk» dan masdar).

1.Darlık, sıkıntı, güçlük, müşkilât.

2.Yokluk, züğürtlük, geçinmede darlık, sıkıntı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrasment. the state of being in financial difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متيقظ] uyanık, teyakkuz durumunda olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaz ve ördek gibi parmaklarında perde bulunan kuşlar

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rlyâkârlıkla, mürâllikle, ikiyüzlülükle: Riyâkârâne hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ریاکار] ikiyüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ریاکارانه] ikiyüzlüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) ikiyüzlülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

2. Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata’daki şimdiki Yer Altı Camii’nin bulunduğu yerden, Saray Burnu’ndan ve Kız Kulesi’nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi’ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: sacayağı). Üstüne sec örtülen tepsinin ve tencere vesairenin altına konularak altında ateş bulunan demirden sehpâ. mec. Biribirine menfaat veya dostlukla iyice bağlı üç kişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokunması verev, kabaca çuha: Yerli şayak, İngiliz şayağı

2.Şayaktan yapılmış: Şayak esvab.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sevk» ten).

1.Sözün gelişi, ifade şekli. 2.Tarz, üslûp: Bu siyâkda bir şey yazmalı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياق و سباق] sözün gelişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden). Vaktiyle malî vs. vesikeların kaleme alındığı bir Arap yazısı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da sofrada pişirilen bir çeşit türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yakîn»den). Tamamiyle ve esasını bilme, asla şüphe etmeyecek surette öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «yakaz»dan) (c. teyakkuzât).

1.Uyanma, uykudan kalkma.

2.mec. İbret gözünü açma, uyanıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being vigilant or on the alert. vigilance. circumspection. awakening. waking up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تيقظ] uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tiryak, tiryaki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça tiryâk’ten Arapça’laşmış). T. Eskiden bazı hastalıklara karşı kullanılan bir cins macun.

2.Afyon.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تریاک] panzehir. 2.afyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Afyon kullanmaya alışmış, afyonkeş.

2.Keyif verici şeyler kullanmaya alışık: Kahve tiryakisi. 3.mec. Huysuz, ters, titiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addicted. inveterate. confirmed. addict. fiend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تریاکی] esrarkeş. 2.sigara tutkunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.). Tiryakinin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki katlı bir ipi büke büke germek için, araya geçirilen tahta parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhyme. rhyme kafiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhyme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed. rhyming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrhymed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

v neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hareketli görüntüler arasından bir kareyi dondurma işlemine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Viyak sesi çıkararak bağırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (yeni doğmuş çocuk). Ağlamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ked, -king) (argo) gevezelik, boş laf; f. gevezelik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elbise boynu, elbise veya çamaşırın boyun geçecek ve boynu örtecek yeri: Gömlek yakası, sırmalı yaka, yakası kirli. 2.Kenar, sahil: Deniz yakası. Yakadan atmak = Defetmek, kurtulmak. Yakası açılmadık = Duyulmamış, kullanılmamış. Yakayı ele vermek = Tutulmak, kaçamamak, ele geçmek. Yaka ısırmak = Hayret etmek, şaşmak. İki yakası bir yere gelmez = İşini bilmez, müsrif. Yaka paça = Sürükleyerek. Çalyaka etmek = Şiddetle tutmak, tevkif etmek, yakalamak. Yaka silkmek = Nefret etmek, usanmak. Yakasına yapışmak = Yakalamak. Yakayı kurtarmak = Kurtulmak, sıyrılmak. Yaka yırtık = Boynu etrafında bir sıra ters tüyleri olup uğursuz sayılan at. Yakayı ele vermek Yakalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. collaret. collarette. dickey. dicky. flange. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. flange. neck. side. bank. shore. edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. side. cape. flange. ring. neck. hillside. outskirt. breasting. leech. crimp. front. rim. ridge. ruft. sea shore. shrouding. bank. neckband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsı sağlamak için yakılan her çeşit madde, Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. grasp. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. arrest. catching. capturing. seizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakasından tutmak, ele geçirmek: Hırsızların birini yakalamışlar.

2.Bulmak, rastgelmek: Kendisini sokakta yakaladım, güzel bir kitap yakaladım.

3.Mesul tutmak, birinden istemek: Ben seni yakalarım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. catch. catch hold of. catch up on. claw hold of. clutch. collar. cop. embrace. entrap. grab. grapple. grasp. grip. get hold of. hook. intercept. nab. nail. nobble. overtake. pinch. pull up to. seize. seize on. snap up. snatch. tackle. take. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. catch. collar. grab. grasp. grip. nab. seize. stalk. tackle. to catch. to collar. to grip. to grasp. to seize. to nail. to nab. to bag. to arrest. to run sb in. to stop. get hold of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. trap. to catch. to apprehend. to arrest. to capture. to collar. to grab. to grapple. to grasp. to seize. to get hold of. claw. clutch. cop. corral. ensnare. entrap. get. grip. hitch. lay fast. lay hand on. nab. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutulmak: Hırsız yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch an infection. attack. attaint. catch. incur. become infected. smite. be smitten with. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incur. to be caught. to be arrested. to contract. to go down with sth. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be / to get caught. to be collared. to be seized. to be spotted. to be held responsible. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ele geçirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yakaya mahsus, yakaya gelen: Yakalık kürk.

2.Kolalı gömleğin iğreti yakası: Yakalık takmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Gece denizde balıkların veya küreklerin hareketi neticesindeki fosforlaşma hâdisesi sonunda görülen ışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakamozlar meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakarmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. begging. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalvarmak, dilemek, rica etmek: Yalvarıp yakardım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beg. to impose. to entreat. to beseech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitten. anflehen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقظه] uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yakzan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Deriyi kabartıp su akıtmak veya işletmek için vücudun bir yerine yapıştırılan yakıcı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. cataplasm. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. blister. cautery. adhesive / sticking plaster. plastering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yakan: Ateş yakıcıdır.

2.Acıtan: Biber, ısırgan yakıcı bir şeydir.

3.Pek ziyade üzücü olan, Fars. sûzân, Ar. muhrik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter. burning. caustic. parching. piquant. poignant. scorching. torrid. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. caustic. torrid. smarting. biting. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mordant. sth which produces a burning effect. caustic (agent. burner. igniter. tarry. incendiary. pyrotic. lighter. acrid. pungent. caustic. hot. poignant. scorching. torrid. vitriolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tutuşturulmak: Mumlar yakıldı.

2.Hasbıhâl etmek, dert anlatmak: Yanıp yakıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzak olmayan: Yakın yer.

2.Fazlaca yakın olan: Yakın akraba.

3.Çok benzeyen: Sarıya yakın bir renk.

4.Erişilmesine az bir şey kalmış olan, Ar. karîb: Yaşı elliye yakındır.

5.Yakın yerde, uzak olmayarak: Yakın oturuyor, yakın gel. Yalçında =

1.Yakın yerde. İ. Az vakit sonra, çok geçmeden: Yakında gelecektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( (i. A.). Hiç şüphesiz, olarak, bilme, inanmış olma, Ar. itmînân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقين] kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). İki yakın makam arasındaki geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely. nearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotly. intimate. at close range. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Asla şüpheye yer olmayacak şekilde bilerek: Yakînen bilirim ki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقينا] kesin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. yakîniyye). Şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak bilgiye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. by. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. close. at one's elbow. at hand. in close vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yakın yerlerde.

2.Son zamanlarda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın olma, Ar. kurb, kurbiyet: Bu evin çarşıya yakınlığı.

2.Akrabalık: Aramızda yakınlık vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency. affinity. approximation. closeness. connection. connexion. contiguity. familiarity. immediacy. imminence. intimacy. kinship. nearness. propinquity. proximity. relationship. terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. familiarity. immediacy. imminence. proximity. nearness. closeness. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closeness. proximity. nearness. warmth. rapport. sympathy. good feeling. immediacy. nearest. propinquity. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaining. beefs. jeremiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi vücudunun bir yerine bir şey sürmek: Kına yakınmak.

2.Şikâyet etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain about. beef. complain. cry out. fuss. grouch. moan. to laugh on the wrong side of one's mouth. nark. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe birbirine yaklaşarak uzanan ışınlar, çizgiler, Ar. mütekarib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerden küçük bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(meragülü): Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaraşma, iyi gitme, uygunluk.

2.Münasebet: Bu işin yakışığı yoktur.

3.Güzellik. Yakışık almak = Münasip olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uyar, yakışır, yaraşır: Yakışıklı kıyafet.

2.Münasip, münasebetli. 3.Güzel, şanlı: Yakışıklı adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comely. good-looking. handsome. personable. shapely. sightly. smart. well-favored. well-favoured. stunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. personable. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. good-looking. easy on the eye. good looking. snazzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışıklı olmayan, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. unbecoming. unseemly. unsuitable. rude. ill assorted. in bad form. incorrect. indecent. infra dig. uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz.

2.Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzeyen bir tarafını bularak ortaya atılan uydurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakışacak hâle koymak, yaraştırmak, muvafık ve uygun hâle getirmek: Giydiği şeyi vücuduna yakıştırır.

2.Kabûl etmek, münasip görmek: Bu sözü, bu türlü hareketi size yakıştıramadım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make something suitable. to think something is becoming. to make go with. to think becoming to. to ascribe. to impute. to expect of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth look good on or in. to make sth go with. to regard sth as suitable for sb. to take a fact and make up a story to suit it. to embroider. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Isı sağlamak için yakılan şey. Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combustible. fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel (for heating. fuel oil. combustible. dead weight tonnage. fuel. tons deadweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximate. approximative. proximate. rough. some. about. circa. just about. well-nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximate. around. circa. round. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximate. approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. more or less. near. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri yaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. imminence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. approaching. approximation. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). l. Yakın gelmek, yanaşmak: Ateşe yaklaşın, Ramazan yaklaştı.

2.Benzemek: Bu kumaş popline yaklaşıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. come close to. approximate. bear down on. close. come near. come on. come up. converge. draw. draw close. draw near. draw on. go on for. get hotter. near. step up. verge. walk up. walk up to. get warmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go near. to come near. to approach. to near. to draw near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakına getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approximate. to bring near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. to draw one thing near another. to approximate sth to. close up. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakmak işi. (bk.) Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauterization. cautery. firing. incineration. lighting. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighting. burning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. ignition. lighting. kindling. switching on. firing. burning up. firing up. combustion. cremation. calcination. carbonization. cauterization. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ateşe vermek: Barakaları yakmışlar, bu kış çok odun yaktık.

2.Tutuşturmak, alevlendirmek: Biraz ateş yakalım, sobayı yakalım mı? Mumları yakın.

3.Çok ısınmak, çok sıcak olmak: Bugün güneş yakıyor.

4.Acıtmak, biber gibi keskin bir acı ile tesir etmek: Hardal dilimi yaktı, bu ilâç çok yakıyor.

4.mec. Aşka düşürmek: O kız biçareyi yaktı.

6.mec. Çok zarar vermek: Adam bu çürük malı satarak beni yaktı. Başını nâra yakmak = Belâya düşürmek. Abayı yakmak (argo) = Aşık olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. burn. cauterize. fire. flash. ignite. incinerate. kindle. light. light up. turn on. scathe. scorch. sear. set on fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. consume. fire. incinerate. kindle. sear. sting. strike. to burn. to fire. to set on fire. to scorch. to singe. to inflame. to turn on. to strike. to blow. to blow sth out. to sting. to ruin. to shoot. to kill. to hurt. to cauterize. to consume. scor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to light. to ignite. to set fire to. to set sth on fire. to scorch. to sear. to burn. to switch on. to put on. to turn on. to inflame sb with love. to shoot sb with a gun. to fire. to roast. to kindle. to incinerate. to heat. to illumina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yahşi, yahşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kabak. Kavun, karvpuz, hıyar gibi toprakta uzanıp, yetişen bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Erkek keklik. 2.İbranice, “Takib eden, izleyen”. -Hz.Yusuf (a.s.)’un babası ve Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden (Hz.Ya’kub). Hz.İshak (a.s.)’ın oğlu. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A ), (c. yevâkît). Alüminyum oksit birleşiminde çok değerli bir taş. Gök yâkut = Mavisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kuzey-doğu Sibirya’da yaşayan bir Türk kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. oriental ruby. true ruby. vermeil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Turkish language of the Yakuts, a Mongolian people of northeastern Siberia, which is lingua franca over much of eastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people a member of a Turkic people of northeastern Siberia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. yakut. of the Yakuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people of northeastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ یاقوت] yakut. 2.dudak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak kırmızı, şeffaf kıymetli taş. 2.Sibirya’nın kuzey kısmında yaşayan bir Türk kavmi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yakutlar’ın konuştuğu Türkçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanık, Ar bîdâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقظان] uyanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uyanık, gözü açık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Gök küresinde kuşak biçiminde bir alan. Güneş, görünürde bu kuşak boyunca derece derece yer değiştirerek bir yıl sonunda tekrar çıkış noktasına varır: 12 takım yıldız bu kuşak üzerindedir. Buna göre kuşak 12 kısma ayrılır: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Arslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlan, Kova, Balık.

Türkçe Sözlük by