Yakı ne demek? | Yakı anlamı nedir? | Yakı

Yakı anlamı nedir?

Yakı ne demek?

Yakı anlamı nedir?

Yakı | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Deriyi kabartıp su akıtmak veya işletmek için vücudun bir yerine yapıştırılan yakıcı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. cataplasm. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. blister. cautery. adhesive / sticking plaster. plastering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affable. likable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. charming. congenial. cuddly. cute. folksy. gracious. likable likeable. pleasant. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. heykel). Heykeller. (bk.) Heykel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هياکل] heykeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياقی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aklı başında olmayan, yaptığını bilmeyen. Mest-i lâ-yâkıl = Çok sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da sofrada pişirilen bir çeşit türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Afyon kullanmaya alışmış, afyonkeş.

2.Keyif verici şeyler kullanmaya alışık: Kahve tiryakisi. 3.mec. Huysuz, ters, titiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addicted. inveterate. confirmed. addict. fiend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تریاکی] esrarkeş. 2.sigara tutkunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.). Tiryakinin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yakan: Ateş yakıcıdır.

2.Acıtan: Biber, ısırgan yakıcı bir şeydir.

3.Pek ziyade üzücü olan, Fars. sûzân, Ar. muhrik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter. burning. caustic. parching. piquant. poignant. scorching. torrid. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. caustic. torrid. smarting. biting. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mordant. sth which produces a burning effect. caustic (agent. burner. igniter. tarry. incendiary. pyrotic. lighter. acrid. pungent. caustic. hot. poignant. scorching. torrid. vitriolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tutuşturulmak: Mumlar yakıldı.

2.Hasbıhâl etmek, dert anlatmak: Yanıp yakıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzak olmayan: Yakın yer.

2.Fazlaca yakın olan: Yakın akraba.

3.Çok benzeyen: Sarıya yakın bir renk.

4.Erişilmesine az bir şey kalmış olan, Ar. karîb: Yaşı elliye yakındır.

5.Yakın yerde, uzak olmayarak: Yakın oturuyor, yakın gel. Yalçında =

1.Yakın yerde. İ. Az vakit sonra, çok geçmeden: Yakında gelecektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( (i. A.). Hiç şüphesiz, olarak, bilme, inanmış olma, Ar. itmînân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقين] kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). İki yakın makam arasındaki geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely. nearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotly. intimate. at close range. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Asla şüpheye yer olmayacak şekilde bilerek: Yakînen bilirim ki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقينا] kesin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. yakîniyye). Şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak bilgiye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. by. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. close. at one's elbow. at hand. in close vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yakın yerlerde.

2.Son zamanlarda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın olma, Ar. kurb, kurbiyet: Bu evin çarşıya yakınlığı.

2.Akrabalık: Aramızda yakınlık vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency. affinity. approximation. closeness. connection. connexion. contiguity. familiarity. immediacy. imminence. intimacy. kinship. nearness. propinquity. proximity. relationship. terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. familiarity. immediacy. imminence. proximity. nearness. closeness. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closeness. proximity. nearness. warmth. rapport. sympathy. good feeling. immediacy. nearest. propinquity. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaining. beefs. jeremiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi vücudunun bir yerine bir şey sürmek: Kına yakınmak.

2.Şikâyet etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain about. beef. complain. cry out. fuss. grouch. moan. to laugh on the wrong side of one's mouth. nark. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe birbirine yaklaşarak uzanan ışınlar, çizgiler, Ar. mütekarib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerden küçük bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(meragülü): Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaraşma, iyi gitme, uygunluk.

2.Münasebet: Bu işin yakışığı yoktur.

3.Güzellik. Yakışık almak = Münasip olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uyar, yakışır, yaraşır: Yakışıklı kıyafet.

2.Münasip, münasebetli. 3.Güzel, şanlı: Yakışıklı adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comely. good-looking. handsome. personable. shapely. sightly. smart. well-favored. well-favoured. stunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. personable. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. good-looking. easy on the eye. good looking. snazzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışıklı olmayan, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. unbecoming. unseemly. unsuitable. rude. ill assorted. in bad form. incorrect. indecent. infra dig. uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz.

2.Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzeyen bir tarafını bularak ortaya atılan uydurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakışacak hâle koymak, yaraştırmak, muvafık ve uygun hâle getirmek: Giydiği şeyi vücuduna yakıştırır.

2.Kabûl etmek, münasip görmek: Bu sözü, bu türlü hareketi size yakıştıramadım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make something suitable. to think something is becoming. to make go with. to think becoming to. to ascribe. to impute. to expect of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth look good on or in. to make sth go with. to regard sth as suitable for sb. to take a fact and make up a story to suit it. to embroider. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Isı sağlamak için yakılan şey. Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combustible. fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel (for heating. fuel oil. combustible. dead weight tonnage. fuel. tons deadweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by