Yal ne demek? | Yal anlamı nedir? | Yal

Yal anlamı nedir?

Yal ne demek?

Yal anlamı nedir?

Yal | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düz.

2.Parlak, ışık saçan.

3.Çıplak, açık.

4.Köpeğe verilen bulamaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Boyun ve gerdanın kökü, kalın tarafı.

2.mec. Kuvvet, zor, güç. Yâl-ü bâl = Vücudun mütenasip, düzgün olması, boybos, boyu bosu yerinde.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یال] yele. 2.boyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيال] yılkılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline dyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asocial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asocial. dissociable. insociable. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avustralya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eş, zevce.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailing. fagoting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bale. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made into bales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya ile örtmek, lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmüş, renklendirilmiş. Ar. mülevven: Sarı, yeşil boyalı bir ev, boyalı elbise, boyalı saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaptıkaçtı; büyük sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir çeşit kırmızı boya.

2.Altının kırmızılığı.

3.Temiz renk. 4, Sâf şarap.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir nevi kırmızı boya. 2.Altının kırmızılığı. 3.Temiz renk. 4.Saf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sâf şarap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Ben-i İsrail peygamberlerinden biri. “Tanrı benim yargıcımdır” anlamına gelir. İki tane Daniyal vardır: a) Babillilcre esir olmuş genç Daniyal, b) Hz.Nuh ile Hz.İbrahim arasında geçen zamanda yaşayan Daniyal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslanmış, dayanmış. Ar. müttekâ: Döşeli dayalı = LAzım olan eşya iyice yerleşmiş ve dayanmış. Döşemesi, mobilyası güzel: Döşeli, dayalı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomed on. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliant. leaning against. propped up. based on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. propped up. shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında resim netliğini artıran (resim ayrıntısı amplifikasyonu) ve görüntü kenarı parazitlerini azaltan (kontrast kazanımı) bir filtreleme tekniğidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, sadakatsiz, hain. disloyally (s). vefasızca, haince. disloyalty (i). vefasızlık, hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialecte

dil b. lehçe

Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Münakaşa yahut muhakeme sanatına has olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectique

eytişim

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi esasına dayanan bir tahlil usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyes, roman, hikâye gibi eserlerde iki yahut daha fazla kimsenin konuşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialog. dialogue. script. duologue. colloquy. interlocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue. dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to put in a file. to classify. to throw into the discard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filed. to be put in its file. to be classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dünyaya mahsus veya lâyık: Dünyalık adam: Dünya adamı.

2.Mal, servet: Dünyalığı nasıldır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceyl). (bk.) Ceyl.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. keyl). Keyller, kileler, (bk.) Keyl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اکيال] kileler. 2.ölçekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mil). Miller, (bk.) Mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industrialisme

sanayicilik

İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydutluk, fesatçılık, yol kesicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banditry. brigandry. brigandage. highway robbery. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eyâlet). Eyâletler, umumî valilikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایالات] eyaletler. 2.memleketler, topraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eyâlât). Büyük vilâyet, umumî valilik: Budin, Mısır, Anadolu, Provans, Britanya, Gaskonya eyaletleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. state. principality. commonwealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. province. principslity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, one of the administrative divisions or provinces of the Ottoman Empire; now called a vilayet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province. state. commonwealth. county.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zeyl). Zeyller, kuyruklar, ekler. (bk.) Zeyl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اذیال] ekler, zeyiller. 2.kuyruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn. finlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkistan ırmaklarında bulunan bir çeşit timsah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAYAL) (i. A.) (c. hayâlât).

1.Bir şahıs veya şeyin insanın aklında canlanan şekli: Hayali bir dem aklımdan çıkmıyor.

2.Asıl ve hakikati olmaksızın canlandırılan, görüldüğü sanılan şey: Hayal görmek, hayal gibi gözün önünden geçmek.

3.Gölge gibi az ve karışık surette görünen veya hatıra gelen şey: Hayal gibi görünüyor, hayal meyal görüyorum, hayal gibi aklıma geliyor.

4.Bir şey veya şahsın suya, ayna vesaireye akseden şekli: Suda kendi hayalini görmüş.

5.Kuruntu (bu mânâsıyle tahayyül demek daha uygundur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimenin aynı). Perde arkasında ve ışık önünde deri veya mukavvadan resimler oynatarak gölgelerini seyrettirmekten ibaret oyun ki en mühim şahsı olan «karagöz» ismiyle de tanınır. Hayal oynatmak. Hayâl-i fener = Fr. lanterne magique denilen ve resimler gösteren fener. mec. Çok zayıf insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pink elephant. imagination. reflection. day dream. vision. fantasy. fancy. castles in spain. castles in the air. bubble. delusion. dream. illusion. illusiveness. phantasy. pipe dream. reverie. shadow. simulacrum. specter. spectre. waking dream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydream. dream. fancy. fantasy. illusion. image. reflection. reverie. romance. vision. imagination. spectre. phantom. pipe dream. idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydream. image. imagined thing. imagination. reflection. ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيال] hayal, düş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2.Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. 3.Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey, görüntü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagination. imaginative power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli belirsiz, ancak seçilebilir bir halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaguely. indistinctly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayal kurma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayale tapan, hayal peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hayâl’in c.). Hayaller. (bk.) Hayâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيالات] hayaller, düşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal denilen gölge oyunu oynatan adam, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful. imaginative. wool gathering. woolgathering. day-dreamer. visionary. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydreamer. dreamy. romantic. visionary. dreamer. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamer. unrealistic. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayalde canlandırarak, tahayyül ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيالا] hayali olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aslı olmadığı halde gözün önünde görüldüğü sanılan şekil: Hayâlet gördü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phantom. ghost. phantom. apparition. shadow. phantasm. shade. specter. spectre. spirit. spook. sprite. wraith. shades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparition. ghost. phantom. shade. shadow. spectre. spook. phantasm. specter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparition. ghost. phantom. specter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيالت] hayalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayâliyye). Vehim ve hayâle ait. Hayal denilen gölge oyununu oynatan adam, hayalci, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimerical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. fantastic. utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خيالی] hayalî, hayal ürünü. 2.Karagöz oynatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2.Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictitious export. fictitious exports. export of a dummy company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. fanciful. escapist. imaginative. notional. quixotic. romantic. vaporous. day dreamer. dreamer. visionary. stargazer. illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visionary. given to imagination. daydreamer. dreamer. dreamy. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined to fantasize. living in a dream world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيال پرست] hayalci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hülya kuran veya hülya veren; hülyası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. romantic. fanciful. moony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cam gibi, şeffaf; i., biyokim, hiyalin; anat. gözde bir zar; ,şiir cam gibi şeffaf yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir cins şeffaf opal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam gibi şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »hile» den masdar) (c. ihtiyâlât). Hile kullanma, hileye müracaat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتيال] hile yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Riyâl ve riyâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (ayâl olarak söylenmesi galattır. Müfredi dilimizde kullanılmaz).

1.Bir evde oturup geçimleri ortak olan bir adama ait olan şahısların hepsi, aile, familya: Ehl-i lyâl, kesir-ül-ıyil = Çok nüfuslu aile.

2.Karı, eş, zevce: Bu kadın kimin lyâlidir? lyâlim keyifsizdir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيال] eş, hanım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيال] hanım, eş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kethudâlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. ticaret). Poliçe senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski gemilerin kıç tarafında önü parmaklı taraça (bahçelik de denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie based upon another lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teşpamuğu, asbest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayası çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock. rocky. cliff. rocky place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocky. rock cliff. bottom foul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. to copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whopper. a big lie. plump lie. rank lie. whacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Laponca konuşan bir Kuzey Avrupa kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Leyller, geceler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gecel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. leyi). Leyller, geceler, bk. Leyi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ليالی] geceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sadık, vefalı. loyalist i. her zaman krala sadık kalan kimse. loyally z. sadakatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakat, hulus, bağlılık. loyalty oath A.B.D. sadakat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Malzeme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matériel

gereç

Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Materyalizm doktrinine bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialiste

fel. maddeci

Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Tabiatta maddeden başka bir varlık kabul etmeyen doktrin. Spritüalizmin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialisme

fel. maddecilik

Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maya koymak, içine maya karıştırmak. Maya çalmak = Aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayalanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. being fermented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Maya ve hamurla ekşimek, Osm. tahammür etmek: Hamur, süt mayalanmak.

2.mec. Birikip çoğalmak, Osm. terâküm etmek: Kendisinde mayalanmış mal vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mayası olan, Osm. tahammür etmiş: Mayalı hamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leavened. yeasted. sth to which a starter has been added. yeasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Mayalama İşine yarayan: Mayalık hamur, yoğurt.

2.Damızlık: Mayalık kısrak.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal kelimesine uydu rarak kullanılır: Hayal meyâl bir şey göldüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den imüb.) (mü. meyyâle). Fazla meyleden, pek mâli, pek istekli ve düşkün: Bu çocuk oyuna meyyaldir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميال] eğimli. 2.eğilimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mekâyil). Ölçek çeşidinden hububat ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. provided with furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mummify. embalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mumya hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kas ağrısı, kasınç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Namibian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi canlı ve çabuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oy al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delayed. distraction. diversion. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oya ve dantela ile süslemek, oya yapmak.

2.mec. Meşgul edip bir şeyi unutturmak: Şu çocuğu al da biraz oyala.

3.Atlatmak: İki aydır beni oyalıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put off. divert. string along. waste smb.'s time. delay. temporize. entertain. amuse. stall. stall off. embroider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to detain sb. to put sb off with trumped-up excuses. to distract. to keep sb busy. to divert. to amuse. detain. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. amusement. dalliance. procrastination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kandırılmak, aldanmak.

2.Boş şeyle uğraşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste time. dilly-dally. monkey around. fool around. fool about. fool. be amused. amuse oneself. dally. delay. disport oneself. footle. fribble. frivol. hang out. linger. loiter. mess around. piddle. play around. be pleased with. potter. potter about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distract oneself. to keep oneself amused (in order to ward off boredom or sadness. to be detained. to be put off. to be distracted. to be amused. dally. dally with. dawdle. dilly dally. disport. hover. idle. linger. potter putter. stick around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oya ve dantela takılmış, oya ile süslü: Oyalı yemeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy alp.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satır başına bir peni ücret alan yazar, kalitesiz yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarpuz, kabak, yaban fesleğeni, filiskin, bot. Mentha pulegium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i ). Şiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadeh, şarap bardağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پياله] kadeh. 2.şarap kadehi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kadeh, şarap bardağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polish (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. providentialisme

fel. kayracılık

Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(hi.). Prusya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prussian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. pityalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İspanyolca’dan). Eski yirmi beş kuruşluk İspanya ve Avusturya gümüş sikkesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riyal. rial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Saudi Arabia. the basic unit of money in Qatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmparatorluk devrinde tuğ ve tümamiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. Rumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. krala ait, krala yakışır; kral himayesinde; şahane, muhteşem, saltanatlı; muazzam, çok büyük; i. büyük tabaka kağıt; den. kontra babafingo. royal mast den. kontra babafingo direği. Royal Navy İngiltere deniz kuvvetleri. royally z. görkemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. royalty

huk. telif hakkı

Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; kral ailesinden kimseler; saltanat; mülk sahibine verilen işletme payı; bir kitabın yayımlanmasından sonra yazarına verilen pay; hak sahibine verilen pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. precipice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyelân» dan imüb.) (mü. seyyâle). Akan, akıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيال] akışkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Akan, akıcı, akışkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. seyyâlât). Akan şey. (hâl) Seyyâle-i berkıyye = Elektrik akımı, Fr. courant 4lectrique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سياله] akıntı. 2.sıvı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Sicilya adası ahalisinden olan İtalyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sicilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the Sicilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. signal

çevir sesi

Telefon numarasının aranmaya hazır olduğunu belirten ince ve monoton ses.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. bleep. buzz. buzzer. indicator. pip. signal. dialling tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Analog sinyalin, bir dijital video kamera ile dijital sinyale dönüştürülmesine olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directional signal light. turn-signal light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalling. signs. signposting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Cemiyetle, toplumla alâkalı, içtimâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social. sociable. clubby. clubbable. clubable. conversable. socio-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gregarious. social. social toplumsal. içtimai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social life. community / social life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social security. social insurance. social insurance / security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social organism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social relief. social relief. national assistance. public social assistance. out relief. poor relief. benefit pension. public charge. family casework. payment of benefits. provident benefit. supplementary payment. welfare. welfare g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. sosyolo|i). Sosyalizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialiste

top. b. toplumcu

Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialistic. socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialist toplumcu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialisation

eğt. ve ruh b. toplumsallaştırma

Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). Mübadele ve imâl vasıtalarını ortak hâle getirerek sosyal sınıfları ortadan kaldırıp cemiyetin yapısını kökten değiştirmeyi hedef tutan doktrinlerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialisme

top. b. toplumculuk

Toplumsal refahı devlet inisiyatifinin getireceğini savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, hür teşebbüsü devletin ve sendikaların baskısı altında tutmaya çalışan, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran siyasi öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize. to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécial

özel

1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.

2.Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialité

özellik

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik.


Yabancı Kelime by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Parıl gibi parlamayı-ifade eder ve ekseriya art arda kullanılır: Sular yalab yalab akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alevin oynayıp parlaması.

2.Parlama, parıltı.

3.Parlayan, parıldayan, Fars. drahşân: Yalabık renk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel, yakışıklı, sevimli. 2.Parlak, ışıltılı. Şimşek. 3.Çevik, atik, işgüzar. 4.Kavgada üstün gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların su vesaire içtikleri kap, tekne: Köpeğin yalağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). ı. Yalamak işi. 2.Yüzde çıkan bir çıban.

3.Aşınma, (bk.) Yalamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick. licking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick. a lick. worn off by friction. erosion. abrasion. shading. licking. worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick. licking. worn by friction. lapping. sweeping. reverberation. reverberatory. worn-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düzler gibi sürtmek.

2.Dil ile silmek: Parmağını yaladı.

3.Dokunarak geçmek. Bal tutan parmağını yalar = Kârlı işte bulunan ondan faydalanır. Tükürdüğünü yalamak = Sözünü geri almak. Çanak yalamak = Dalkavukluk. Avucunu yalamak = Umduğunu bulamamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick. give a lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. lick. to lick. to graze. to lick up. to sweep over. to graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lick. to lick sth up. to lap sth up. to skim over. to pass just above the surface up. to sweep. to reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gerçek ve doğru olmayan, sahte, asılsız, esassız: Yalan dünya.

2.Yalan söyleyen, yalancı: İstemeyerek yalan çıktım. Yalandan =

1.Doğru olmayarak: Yalandan topallıyor.

2.Esaslı ve ciddî olmayarak, görünüşte, muvakkat: Yalandan bir ev yaptı, yalandan süpürdü. Yalan yanlış = Doğru ve mükemmel olmayarak, yanlış ve hatâ ile karışık: Yalan yanlış bir şey yazmış. Yalan yere = Yalandan: Yalan yere yemin etmem. Yalan dolan = Yalan yanlış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth. falsity. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsehood. lie. untruth. fabrication. fib. artificial. bull shit. deceit. fable. false hood. fiction. hollow. humbug. illusion. invention. mendacious. prevarication. sham. story. tale. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false swearing. false oath / swearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. mendacious. quack. twisty. untruthful. fabricator. fabulist. fibber. liar. prevaricator. sham. simulator. taleteller. twister. pseudo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. deceitful. liar. storyteller. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liar. imitation. artificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerçek olmayarak, şakadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalan söyleyen adamın hâl ve sıfatı, yalan söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. falsehood. lying. telling lies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of sb who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzmece olarak.

2.Ustünkörü, derme çatma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denial. disclaimer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalan olduğunu bildirmek, Osm. tekzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. call back. confute. contradict. controvert. deny. disavow. disclaim. disprove. impugn. kill. give the lie to. oppugn. refute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. deny. to deny. to contradict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false or untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dil ile kendi ağzını ve dudaklarını yalamak: Tatlı bir şey yemiş, yalanıp duruyordu.

2.Bir parça faydalanmak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parıltı. 2.İvedi, hızlı, çabuk. 3.San renkli bir kuş. 4.Şimşek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dil ile sildirmek.

2.Yakından sürterek geçmek: alev, saçağı yaladı.

2.(argo) Başkasını da bir parça faydalandırmak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Peygamber, elçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir haberi bildirmek üzere gönderilmiş adam, haberci. 2.Peygamber, resûl, nebî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dil ile silen, yalayan.

2.Sürterek üstünden geçen.

3.Süpürüp götüren, yalayıcı ateş, Fr. rasant.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev. 2.Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alev.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Alev. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alev gibi parlak yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Berk, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın kırmızı ışıklar açar hali. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düz, sarp, pek dik: Yalçın kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rugged. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitous. steep. smooth and bare. rugged. step. smooth. slippery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. smooth and slippery. craggy. rugged. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sarp. 2.Düz kaygan. 3.Parlak, cilalı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Yalçın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, parlayan. 2.Elçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, parıldayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ak, parlak, ışıltılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çeşitli maddelere altın veya gümüş renk ve parlaklığını vermek için üzerlerine sürülen veya yapıştırılan altın ve gümüş suyu veya ince tabakası ve bunların taklidi. 2.mec. Yalandan iş, üstünkörü çalışma, gözboyama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilding. gilt. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilt. gilding. false decoration. veneer. silvering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilding or silvering substance. veneer. gloss. gilt. glitter. gold latten. glance. gleam. glare. wash. false front. gold. grease paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaldız yapan.

2.Ustünkörü iş yapan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaldız sürmek işi. 2.Ustünkörü iş yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaldız yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver. to cuckold. gloss. overgild. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gilded. to be silvered. to be cuckolded. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaldız sürdürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. gilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Sığır boynuzu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yale kilidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یا ليت] keşke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Serap, ılgın. 2.Alev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).) (suyun yaladığı yer demektir).

1.Deniz veya ırmak kenarı, kıyı, sahil, Osm. leb-i deryâ: Yalıya inmek, yalı boyunca gitmek.

2.Deniz veya ırmak kenarındaki yazlık ev, sahil sayfiyesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strand. shore. beach. bank. waterside residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shore. strand. beach. bank. waterside house or mansion. coast. brink. seaside. water front. sea coast. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingfisher. kingfisher emircik. iskelekuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kesen Aletlerin ve kesici silâhların keskin tarafı: Kılıcın yalımı.

2.mec. Soy, cins, cevher, maya. Yalımı alçak = Kötü soylu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş. 2.Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. 3.Kaya. Sarp yer, uçurum. 4.Şimşek. 5.Kuvvet, kudret. 6.Onur, derece. 7.Çalım, gurur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oynayan, alev, şûle.

2.Parlaklık.

3.Şimşek, çakın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Tek, sade. Yalın kat = Bir kat.

2.Çıplak, açık: Yalın ayak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bare. naked. nominative. plain. severe. simple. simplex. simplificative. unvarnished. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. austere. bald. bare. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. nominative. plain. quiet. simple. sober. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. naked. flame. clean and spare. bare. uncovered. steep. simple. austere. bald. frugal. proper. spartan. stark. uncoloured. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Gösterişsiz, sessiz, sade. 2.Alev, ateş. 3.Taş, büyük kaya. 4.Çıplak, örtüsüz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Yalın). Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büsbütün tek ve tenha.

2.Büsbütün çıplak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yalınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kavak gibi kabuğu soyulur (ağaç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Elektrik akımı geçirmeyen, Ar. mücerrid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dielectric. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator izolatör. insulating. non-conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulating. nonconductive. insulative. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir iletkeni tecrit edici bir madde ile kaplamak, izole etmek, Osm. tecrîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolate. to insulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y.k.). Deniz sahillerindeki dik ve yüksek yar, uçurum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kağnı tekerleği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yalın, tek. 2.Işın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalgın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haydi, yürü! Başla, kalk git.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Sarp ve sivri yer: Dağ yalmanı.

2.Kesici silâhların iki tarafı keskin ve sivri ucu: Kılıç yalmanı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç, kama, bıçak, mızrak’ın ağzı veya ucu. 2.Sarp, dik. Eğik, eğinik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalayıp sömürmek, çekip yutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kimsesiz, tek, tenha, Ar. münferid, arkadaşsız, kendi başına.

2.Sade, Ar. mücerred: Bu dolmada yalnız pirinç vardır, odada yalnız siz eksiktiniz.

3.Ancak, fakat, sadece: Ben yalnız hasta olduğum vakit işime gitmem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. isolated. lone. lonely. lonesome. private. single. single-handed. sole. solitary. solo. unaccompanied. unattended. alone. exclusively. just. merely. only. singly. solitarily. solo. on one's tod. by yourself. only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. bigoted. desolate. exclusively. lone. mere. only. private. purely. singular. solitary. unaccompanied. unattended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. by oneself. lonely. lonesome. solitary. isolated. however. desolate. exclusively. individual. merely. save. single. single house. sole. unaccompanied. unattended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız olarak: Yalnızca oturuyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yalnız olma hâli,

2.Arkadaşsızlık, kimsesizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. loneliness. privacy. singleness. solitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. isolation. loneliness. solitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solitude. solitariness. isolation. loneness. loneliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik).

1.Geminin yanlamasına sallanması: Bu vapur çok yalpalıyor.

2.Yelken gemisinin rüzgâra karşı gidebilmek için bir sağa bir sola dolaşarak ilerlemesi: Yalpa vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling or lurching of a ship. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schlingern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokulgan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sway from side to side. to roll. to lurch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yayvan, yayılıp açılmış: Yalpık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordolatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. blandishment. blarney. cheap flattery. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalkavukluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to toady to. to fawn on over. to lickspittle. bow and scrape. to stoop to conquer. cringe. curry favour. fawn on sb. flatter. grovel. toady. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Işık, parıltı. 2.Kuyruklu yıldız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yaltır). Ayın ışıltısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yalvaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalavaç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Ricacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağılık bir şekilde yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration. appeal. begging. conjuration. cry. entreaty. invocation. plea. pleading. prayer. praying. supplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yardım isteyerek rica etmek. Yalvara yakara = Bin bir rica ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjure. appeal. beg. beseech. conjure. crave. desire. entreat. implore. intercede. invoke. plead. pray. sit up and beg. solicit. supplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. beg. beseech. entreat. implore. plead. solicit. supplicate. to beg. to implore. to plead. to appeal. to beseech. to entreat. to suppicate niyaz etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beg. to entreat. to implore. to plead with. to call on sb. appeal. beseech. call down. conjure. cry. cry on. obtest. plead. pray. request. solicit. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalvarmasına meydan vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen yalnız (bk.) Yapayalnız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yay). -Sportmen.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu işlevsellik, HDD’den DVD’ye normal hızdan 64 kat daha hızlı biçimde içerik aktarmanıza olanak sağlar. Örneğin, bir saatlik içerik HDD’den DVD’ye bir dakikanın altında bir sürede aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çift deck’li sistemlerde bulunan hızlı kopyalama sistemi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Uzun etekli.

İsimler ve Anlamları by