Yalan Yere Yemin ne demek? | Yalan Yere Yemin anlamı nedir? | Yalan Yere Yemin

Yalan Yere Yemin anlamı nedir?

Yalan Yere Yemin ne demek?

Yalan Yere Yemin anlamı nedir?

Yalan Yere Yemin | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

false swearing. false oath / swearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made into bales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unduly. uneconomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filed. to be put in its file. to be classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gravyer peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie based upon another lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whopper. a big lie. plump lie. rank lie. whacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Internet’in aksine, yalnızca yerel alanla (örneğin firma ağları) sınırlı bir iletişim ağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayalanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. being fermented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Maya ve hamurla ekşimek, Osm. tahammür etmek: Hamur, süt mayalanmak.

2.mec. Birikip çoğalmak, Osm. terâküm etmek: Kendisinde mayalanmış mal vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «gayr» dan). Başka türlü olma, uymama, uygun olmayış, farklılık, muhalefet: Bu iki şey arasındaki mugayeret açıktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغایرت] zıtlık, aykırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. amusement. dalliance. procrastination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kandırılmak, aldanmak.

2.Boş şeyle uğraşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste time. dilly-dally. monkey around. fool around. fool about. fool. be amused. amuse oneself. dally. delay. disport oneself. footle. fribble. frivol. hang out. linger. loiter. mess around. piddle. play around. be pleased with. potter. potter about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distract oneself. to keep oneself amused (in order to ward off boredom or sadness. to be detained. to be put off. to be distracted. to be amused. dally. dally with. dawdle. dilly dally. disport. hover. idle. linger. potter putter. stick around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden eritme ocağına hava veren boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gerçek ve doğru olmayan, sahte, asılsız, esassız: Yalan dünya.

2.Yalan söyleyen, yalancı: İstemeyerek yalan çıktım. Yalandan =

1.Doğru olmayarak: Yalandan topallıyor.

2.Esaslı ve ciddî olmayarak, görünüşte, muvakkat: Yalandan bir ev yaptı, yalandan süpürdü. Yalan yanlış = Doğru ve mükemmel olmayarak, yanlış ve hatâ ile karışık: Yalan yanlış bir şey yazmış. Yalan yere = Yalandan: Yalan yere yemin etmem. Yalan dolan = Yalan yanlış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth. falsity. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsehood. lie. untruth. fabrication. fib. artificial. bull shit. deceit. fable. false hood. fiction. hollow. humbug. illusion. invention. mendacious. prevarication. sham. story. tale. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false swearing. false oath / swearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. mendacious. quack. twisty. untruthful. fabricator. fabulist. fibber. liar. prevaricator. sham. simulator. taleteller. twister. pseudo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. deceitful. liar. storyteller. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liar. imitation. artificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerçek olmayarak, şakadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalan söyleyen adamın hâl ve sıfatı, yalan söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. falsehood. lying. telling lies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of sb who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzmece olarak.

2.Ustünkörü, derme çatma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denial. disclaimer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalan olduğunu bildirmek, Osm. tekzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. call back. confute. contradict. controvert. deny. disavow. disclaim. disprove. impugn. kill. give the lie to. oppugn. refute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. deny. to deny. to contradict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false or untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dil ile kendi ağzını ve dudaklarını yalamak: Tatlı bir şey yemiş, yalanıp duruyordu.

2.Bir parça faydalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YEMİN) (i. A.) (c. eymân).

1.Sağ el, sağ taraf, sağ. Yemîn ve yesâra bakmamak — Sağa, sola bakmamak.

2.And, Ar. kasem: Yemin etmek, yemîn-i billâh etmek. Yemin vermek = Yemin ettirmek, yemin teklif etmek.

3.(tes.) Yemîneyn: iki sağ el. Zu’l-yemîneyn = iki elini de rahatça kullanabilen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration. attestation. oath. profession. sacrament. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oath. vow. oath ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oath. swearing. assurance. jurament. pledge. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ یمين] sağ, sağ yön. 2.ant, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. take oath. take an oath. to make an oath. to swear. to take the oath. adjure. make oath. to swear / to take an oath. swear an oath. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bitki kök ve saplarının yerçekimi tesiriyle belli bir istikamet almalar! hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Belirli bir yer ile ilgili olan, örf. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Yerel Karartma (LED) teknolojisi, orijinalinin mükemmel bir eşi olan görüntüler yaratır. Sürekli yanan flüoresan (CCFL) tüpler yerine LED’ler kullanarak, daha fazla netlik için renk kontrastını geliştirir. Yerel Karartma (LED) ekranda olup bitenlere tepki verir ve görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın kapatılabilmesini sağlar. Sonuç ise saf, gerçek siyahlar ve enerji tüketimi açısından daha verimli bir TV’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden köksapları yumru hâlinde olan biifcbitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(helianthus tuberosus): Bileşikgiller familyasından; basit yapraklı, yüksek, çok yıllık otsu bir bitkidir. Toprak altındaki yumruları inulin bakımından zengindir. Yumruları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini artırır. Kabızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Bol idrar söktürür. Böbreklerin ve pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Basur memelerine faydalıdır. Romatizma, nikris ve mafsal ağrılarında şikayetleri azaltır. Cildin güzel olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Yeryüzünden bir parça, arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go by foot. to ride shank's mare. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by