Yalı ne demek? | Yalı anlamı nedir? | Yalı

Yalı anlamı nedir?

Yalı ne demek?

Yalı anlamı nedir?

Yalı | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).) (suyun yaladığı yer demektir).

1.Deniz veya ırmak kenarı, kıyı, sahil, Osm. leb-i deryâ: Yalıya inmek, yalı boyunca gitmek.

2.Deniz veya ırmak kenarındaki yazlık ev, sahil sayfiyesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strand. shore. beach. bank. waterside residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shore. strand. beach. bank. waterside house or mansion. coast. brink. seaside. water front. sea coast. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avustralya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmüş, renklendirilmiş. Ar. mülevven: Sarı, yeşil boyalı bir ev, boyalı elbise, boyalı saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslanmış, dayanmış. Ar. müttekâ: Döşeli dayalı = LAzım olan eşya iyice yerleşmiş ve dayanmış. Döşemesi, mobilyası güzel: Döşeli, dayalı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomed on. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliant. leaning against. propped up. based on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. propped up. shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi esasına dayanan bir tahlil usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dünyaya mahsus veya lâyık: Dünyalık adam: Dünya adamı.

2.Mal, servet: Dünyalığı nasıldır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industrialisme

sanayicilik

İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydutluk, fesatçılık, yol kesicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banditry. brigandry. brigandage. highway robbery. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn. finlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayâliyye). Vehim ve hayâle ait. Hayal denilen gölge oyununu oynatan adam, hayalci, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimerical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. fantastic. utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خيالی] hayalî, hayal ürünü. 2.Karagöz oynatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2.Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictitious export. fictitious exports. export of a dummy company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hülya kuran veya hülya veren; hülyası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. romantic. fanciful. moony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cam gibi, şeffaf; i., biyokim, hiyalin; anat. gözde bir zar; ,şiir cam gibi şeffaf yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir cins şeffaf opal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kethudâlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski gemilerin kıç tarafında önü parmaklı taraça (bahçelik de denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teşpamuğu, asbest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayası çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock. rocky. cliff. rocky place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocky. rock cliff. bottom foul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Laponca konuşan bir Kuzey Avrupa kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Lapp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. leyi). Leyller, geceler, bk. Leyi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ليالی] geceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Libyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Materyalizm doktrinine bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialiste

fel. maddeci

Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Tabiatta maddeden başka bir varlık kabul etmeyen doktrin. Spritüalizmin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialisme

fel. maddecilik

Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mayası olan, Osm. tahammür etmiş: Mayalı hamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leavened. yeasted. sth to which a starter has been added. yeasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Mayalama İşine yarayan: Mayalık hamur, yoğurt.

2.Damızlık: Mayalık kısrak.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. provided with furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Namibian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oya ve dantela takılmış, oya ile süslü: Oyalı yemeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satır başına bir peni ücret alan yazar, kalitesiz yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polish. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polish (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. providentialisme

fel. kayracılık

Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(hi.). Prusya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prussian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. pityalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. Rumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. precipice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Sicilya adası ahalisinden olan İtalyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sicilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the Sicilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signalling. signs. signposting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. sosyolo|i). Sosyalizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialiste

top. b. toplumcu

Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialistic. socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialist toplumcu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialisation

eğt. ve ruh b. toplumsallaştırma

Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). Mübadele ve imâl vasıtalarını ortak hâle getirerek sosyal sınıfları ortadan kaldırıp cemiyetin yapısını kökten değiştirmeyi hedef tutan doktrinlerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialisme

top. b. toplumculuk

Toplumsal refahı devlet inisiyatifinin getireceğini savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, hür teşebbüsü devletin ve sendikaların baskısı altında tutmaya çalışan, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran siyasi öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialité

özellik

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik.


Yabancı Kelime by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingfisher. kingfisher emircik. iskelekuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kesen Aletlerin ve kesici silâhların keskin tarafı: Kılıcın yalımı.

2.mec. Soy, cins, cevher, maya. Yalımı alçak = Kötü soylu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş. 2.Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. 3.Kaya. Sarp yer, uçurum. 4.Şimşek. 5.Kuvvet, kudret. 6.Onur, derece. 7.Çalım, gurur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oynayan, alev, şûle.

2.Parlaklık.

3.Şimşek, çakın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Tek, sade. Yalın kat = Bir kat.

2.Çıplak, açık: Yalın ayak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bare. naked. nominative. plain. severe. simple. simplex. simplificative. unvarnished. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. austere. bald. bare. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. nominative. plain. quiet. simple. sober. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. naked. flame. clean and spare. bare. uncovered. steep. simple. austere. bald. frugal. proper. spartan. stark. uncoloured. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Gösterişsiz, sessiz, sade. 2.Alev, ateş. 3.Taş, büyük kaya. 4.Çıplak, örtüsüz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Yalın). Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büsbütün tek ve tenha.

2.Büsbütün çıplak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yalınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kavak gibi kabuğu soyulur (ağaç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Elektrik akımı geçirmeyen, Ar. mücerrid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dielectric. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator izolatör. insulating. non-conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulating. nonconductive. insulative. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir iletkeni tecrit edici bir madde ile kaplamak, izole etmek, Osm. tecrîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolate. to insulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y.k.). Deniz sahillerindeki dik ve yüksek yar, uçurum.

Türkçe Sözlük by