Yam ne demek? | Yam anlamı nedir? | Yam

Yam anlamı nedir?

Yam ne demek?

Yam anlamı nedir?

Yam | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(tekrar unsuru). Ya ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelerek ifadeyi kuvvetlendirir: Yamyassı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hint yerelması, bot. Dioscorea; İskoç. patates; (A.B.D.) tatlı patates.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyamak fiili. Ar. telvîn.

1.Boyanmış, fırça ile kalem işi boyanma.

2.Tabiî olmayan, sahte, hileli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. painting. dyeing. dye. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring. painting. dyeing. painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting. painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boya sürerek veya boyaya batırarak bir renk vermek, Osm. telvîn etmek: Evi, esvabı, saçı boyamak: Göz boyamak = Aldatmak, iğfal etmek, sihir gibi bir hileyle kötü şeyi iyi gösterip iğfal etmek, kandırmak.

2.Şiddetle azarlamak, küfretmek: Adamı öyle bir boyadı ki, şaşa kaldım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. dye. color. colour. decorate. engrain. imbrue. stain. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. to paint. to dye. to apply / to spread paint. to spray paint on. to daub paint on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yakub peygamberin en küçük oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasdanma, Ar. ittikâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Destek koymak, Osm. ittikâ ettirmek: Binaya bir destek dayamak, başına kolunu dayamak.

2.Bir şeye istinat ettirmek, alıştırıp durdurmak: Merdiveni duvara dayamak, arkasını ağaca dayamak.

3.Şiddetle vermek, teslim etmek, yollayıvermek, bırakıvermek: Gider gitmez bir acı kahve dayadılar, sabahleyin kendisine çocuğu dayarlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base on. base upon. prop up. support. lean against. prop. recline. recline on. recline upon. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nestle. rest. to lean against. to set against. to rest. to base on. to thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth against. to set sth against. to base sth on sth. prop. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yevm). Yevmler, günler, (bk.) Yevm. m. gibi. 1.Zaman, hengâm, devir: O eyyâmda, onun eyyâmında.

2.Nüfuz, iktidar: Eyyâm buldu; şimdi onun eyyâmdır.

3.Gemiye müsait rüzgâr: Gemi eyyâm buldu; eyyâm ola (gemici dilinde: heyamola). Gemicilerin demiri alırken söyledikleri sözdür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

days günler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glückliche tage. zeti. günstiger wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایام] günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fujiyama Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çadırcı. 2.İran’ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı: Eyyâm ola, yahut: Hey yâ mevlâ). Tayfaların gemi demirini alırlarken veya kürek çekerlerken ve bunu taklid ederek ağır bir şeyi çeken her sınıf işçinin bir ağızdan söyledikleri bir tâbirdir. Heyamola ile = Zorla, pek büyük güçlükle: Okulun sınıflarını heyamola ile atladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. hayme). Haymeler, çadırlar, (bk.) Hayme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. banotundan çıkarılan bir alkaloit, musekkin olarak kullanılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapezoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). (yara) Kapanıp onulma: Yarası iltiyâm buldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التيام] yara iyileşmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapanabilir, onulması mümkün yara (yanlış ve zevksiz bir terkiptir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kalkma, ayağa kalkma, ayakta durma: Kıyâm etmek = Kalkmak. Kıyamda olmak = Ayakta bulunmak.

2.Birine saygı maksadiyle ayağa kalkma: Tevâzuundan her gelene kıyâm eder.

3.Namazın ayakta kılınan kısmı: Kıyamda okunacak duâ.

4.Namaz kılmak, ibadet: İşi gündüz siyim, gece kıyâm idi. Bir işe kalkışma, teşebbüs: Emrindeki adamların hepsini azle kiyim etti. Karşı durma, ayaklanma.Mahşer. Bâsü-bâdel-mevt = Ölümden sonra canlanma, dirilme, diriliş, kıyamet: Yevmül-kıyâm = Kıyâmet günü, Osm. rûz-ı mahşer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing up. revolt. rebellion. mutiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قيام] kalkma. 2.ayaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kalkma, ayağa kalkma, ayakta durma. 2.Namazda ayakta durma. 3.Bir işe başlama. 4.Ayaklanma. 5.Ölümden sonra dirilme, ayağa kalkma.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başkaldırmak, isyan etmek, ayaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahır zamanda bütün ölülerin kalkıp dirilmesi, dünyanın çözülmesi: Kıyâmet günü. Kıyimete kadar = Dünyanın sonuna kadar.

2.mec. Pek büyük musibet, felâket, Afet: Bu, benim İçin bir kıyâmettir.

3.mec. Gürültü, patırdı: Kıyâmet koptu, kıyâmeti kopardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday. pandemonium. resurrection. ruckus. ruction. storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apocalypse. storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday. the end of the world. judgment judgement. resurrection. ruckus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قيامت] mahşer günü. 2.gürültü patırtı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgement day. day of reckoning. the last day. the day when the dead will be resurrected. crack of doom. the last d. doomsday. judgment judgement day. last judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightful row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. meymenet), Meymenetler, uğurlar, (bk.) Meymenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maymûn). Maymunlar, (bk.) Maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kın, kılıç kını.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيام] kın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Badem.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (peygam’dan). Haber. Peyâm-Aver = Haber getiren. Peyâm-ber = Haber getiren, peygamber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيام] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Haber, başkasından alınan bilgi, nebe.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيامبر] peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Haberle, bilgi ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölünün iyiliklerini sayarak ağlayıp yas tutmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oruç, Ar. savm, Fars. rûze. Şehr-i sıyâm = Oruç ayı, Ramazân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيام] oruç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir deliği veya yırtık bir yeri kapayıp tamir etmeye mahsus parça: Yama vurmak.

2.Bazı kimselerin yüzündeki leke: Yanağında yaması var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botch. patch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The king of the infernal regions, corresponding to the Greek Pluto, and also the judge of departed souls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In later times he is more exclusively considered the dire judge of all, and the tormentor of the wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He is represented as of a green color, with red garments, having a crown on his head, his eyes inflamed, and sitting on a buffalo, with a club and noose in his hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu god of death and lord of the underworld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darn. patching. covering with a patch. birthmark. patchwork. darning patch. mending patch. mend. gusset. vamp. booty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Judge of departed souls, the Minos of the Hindus He is represented as of a green colour, and sits on a buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God of Death; ruler of the realm of the dead the 'Land of the Fathers': he was the first man to die and therefore the welcomer of others to his realm. 1 Controller, Ordainer, Lord of the Law; in the Rg-veda he seems to have been originally a form of the S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restriction There are five yamas which constitute the first of the eight limbs of raja yoga See raja yoga and ashtanga pages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu god of death, generally pictured in mythology as a large dark skinned man, carrying a mace, and riding a buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The king of death, a Vedic deity. righteous behaviour. mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stop. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu god of death and lord of the underworld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağa yamanmış ve yapıştırılmış gibi bayır yer: Dağ yamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brae. brow. declivity. fall. hillside. shoulder. slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. slope. side (of a mountain. fall. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. 2.Yakın. 3.Bedel, karşılık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yama yapan, eskici, tamirci. 2.mec. Pek hasis ve cimri adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muavin, yardımcı, yardak: Aşçı yamağı. Yamak terliği = Sivri burunlu aba terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yamalı, yama vurulmuş, ekli. Yarım yamalak = Tamam olmayan, noksan, kusurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yama vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to patch. vamp. vamp up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaması olan, yama vurulmuş.

2.Yüzünde büyücek bir lekesi olan, yüzü lekeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patched. patchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Yama vurmak.

2.Yapıştırmak, atmak: Bir sille yamadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. to patch. to foist sb / sth on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicken. ausflicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kötü, fena, Ar. fâsid.

2.Şiddetli, yavuz: Yaman adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. egregious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. violent. capable. intelligent. efficient. bad. disagreeable. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightfully good. amazingly good. disastrous. terrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kötü, korkulan, şiddetli. 2.Cesur, güçlü. 3.İşbilir, kurnaz, becerikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, cesur erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yama konmak, yama yapıştırılmak, yama ile tamir olunmak: Artık bu gömlek yamanmaz, yamanacak hâli kalmamış.

2.Yanaşmak, birine mal olmak, yük olmak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yama yapıştırtmak, bir parça yapıştırarak veya diktirerek tamir ettirmek: Eski çamaşırını yamatmak için birini arıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürücü, menzilci. 2.Kalın, keçe yağmurluk.

3.Bazı eyerlerin üzerine konulan yün örtü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Çin'de yüksek memura mahsus daire veya lojman, eski Çin'de hükümet dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. şikayet etmek, ağlamsamak, sızlanmak, dırlanmak; bağırmak, yaygara etmek; i. yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yanpiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumru sıfatıyla birlikte kullanılır. Yamrı yumru = Engebelik, yumruları ve çukurları olan: Yamrı yumru bir küre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir yana doğru eğik.

2.Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen, Osm. şibh-i münharif.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan eti yiyen, Fars. merdüm-hâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannibal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannibal. given to cannibalism. man eater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen yassı.

Türkçe Sözlük by