Yan Taraf ne demek? | Yan Taraf anlamı nedir? | Yan Taraf

Yan Taraf anlamı nedir?

Yan Taraf ne demek?

Yan Taraf anlamı nedir?

Yan Taraf | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askıda oluş, muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda, askıda, muallâkta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [آغایان] ağalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hîn). (bk.) Hİn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Vakit vakit, ara sıra, gâh gâh: ahyânen gelirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيانا] arasıra, kimi zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding-ring. engagement ring. marriage ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambiance

hava

Durum, ortam, çevre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarly. vulgar. common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاميانه] bayağı, avamca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kolayca bükülen, ateşe dayanıklı liflerden oluşmuş bir çeşit asbest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asbestos. rock wool. slag wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asbestos rockwood. amianthus. mineral wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Ari, Hint-Avrupalı, HintAvrupa dilini konuşan tarih öncesi kavim; (s). bu kavme veya Hint-Avrupa diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arius adlı bir papaz tarafından IV. yüzyılda kurulan ve Hıristiyan inanışının tersine olarak isa’yı tanrı tanımıyan mezhep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Aşyân) (i. F.). Kuş yuvası. Mesken, ikametgâh. Bu mânâ ile terkiplere de girer: Firdevs-Aşiyân = Cennet-mekân, yeri cennet olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشيان] yuva. 2.ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایان] tanıdıklar, dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuş yuvası. Mesken, ikametgâh. Bu mânâ ile terkiplere de girer: Firdevs-Aşyân = Cennet mekân, bk Aşiyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşyân ile aynı mânâdadır. (bk.) Aşiyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.). Cehennemlik olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی البيان] aşağıda açıklanacak olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli, açık. Ayan beyan: Besbelli, apaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ayn = göz. (bk.) Ayn) (O mânâ ile uyûn cem’i daha çok kullanılmıştır).

1.Bir memleketin ileri gelenleri, eşrâf, mûteberân: Ayân-ı memleket.

2.Senatör, Ayân meclisi üyesi: Ayândan filan zat (Bu da Azâ kelimesi gibi hem cem, hem müfred gibi kullanılır). Hey’et-i Ayân, meclis-i Ayin = Senato.

3.(Müfret gibi). Vaktiyle kaymakamlık vazifesini ifa eden idare memuru: Görice Ayânı. Falan yere Ayân tâyin olundu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيان] açık, belli, aşikâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Saygı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gözün ışığı, nuru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ayan: Açık, belirli. Ayan’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعيان] ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı ve vakarlı adama yakışır surette olan: Babayâne tavır, kıyafet = Yaşlı ve vakarlı adama yakışır bir surette: Babayâne giyiniyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابایانه] babaca, babacan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Babayâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Bâğîlik ve serkeşlikle edilen: Hareket-I bâğiyâne = BAğîlik ve serkeşlikle: Bâğiyâne hareket ediyor = Eşkıyaca davranıyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). banyan ağacı, Hint inciri, (bot). Ficus benghalensis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir saygı ifadesi olarak kadınların öz veya soyadlarının başına getirilir: Bayan Fatma, Bayan Yücel. Adı bilinmeyen bir kadından bahsederken isim yerine kullanılır: Beni bir bayan aramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. lady's. mrs. mrs. ms. ms. lady. madam. madame. missis. mistress. dame. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. madam. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEYAN) (i. A.).

1.Söyleme, bildirme.

2.(Edebiyat). Belâgatin anlatış yollarını gösteren bölümü.

3.Belli. Beyan etmek bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. statement. representation. asseveration. profession. pronouncement. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession. pronouncement. rescript. statement. declaration. announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. announcement. statement. clarity. account. affirmance. asseveration. avowal. description. expression. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيان] açıklama, ifade etme, dile getirme. beyân edilmek açıklanmak, dile getirilmek. beyân etmek açıklamak, dile getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Bildirme, söyleme, açıklama. 2.Belagat ilimlerinden ikincisi. 3.Belli apaçık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(BEYANAT) (i. A.). Sayılı kimselerin bir konu üzerine söyledikleri, bildirdikleri demeç: Başbakanın beyanatı büyük bir ilgiyle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيانات] açıklamalar, demeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseyi tutmama hali, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پایان] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

except for the fact that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. apart from. aside. apart from the fact that. irrespective of the fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kebap. (bk.) büryan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بریان] kebap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıçtan tek kürekle sandalı yürütme: Boyana küreği, boyana etmek. Boyna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya vurulmak, Osm. telvîn edilmek: Araba boyandı, ahşap binalar dıştan yağlı boya ile boyanır. Boya sürülmek, lekelenmek, kirletilmek. Kana boyanmak = Yaralanmak, ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye. paint. to be painted. to dye. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be painted. to be dyed. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Saçları parlatmak, yatırmak ve şekillendirmek için kullanılan güzel kokulu bir çeşit yağ, saç yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliantine. hair gloss. lacquer. pomade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haarfestiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among other things. among the other things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su üzerinde durabilme, yüzme hassası; neşe, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzen (cisim); batmaz; neşeli, ümitsizliğe kapılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kebap. (bk.) Biryan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyan ağacı Ar şecer üs-sûs. Buyan balı. Buyan kökü = Meyan kökü. Acı buyan = Abdest bozan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Mutluluk, uğur, talih. 2.İyi biliş, sevab. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sun’İ olarak köpürerek ve ses çıkararak akan su, sunî şelâle (Fr. cascade).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. fall. cascade. cataract. chute. linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falls. overfall. waterfall. cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(LCentiyana, Yilanotu, Esekturpu, Gentina lutea, Gentina radix): Doğu Karadeniz Bölgesi ve uludağ’da yetişen, 1 metre kadar yüksekliğinde, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. İçi sarı, dışı esmerdir. Kökü şifalıdır. Sarı ve mavi türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah artırır, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve ekşimelerini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(CEREYAN) (i. A.).

1.Akma, akıntı, suyun cereyanı: Anadolu’da cereyan eden Kızılırmak. CereySn-ı havi = Hava cereyanı (bu da Türkçe değilse de «Fransızca kurander (courant d’air)»den daha iyidir).

2.Geçme, geçiş, gidiş: Zamanın cereyanı; cereyan etmekte olan temmuz ayında.

3.Vuku, vâki olma. Ar. hudûs: Aralarında bir anlaşmazlık cereyan etmiş; vak’aların cereyan şekli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. draught. run. flow. draft. current. course of events. movement. tendency. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. race. stream. tide. current. draft. course of events. movement. tendency. influx. jet. run. drift. course. rapid. swift. progress. switch. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریان] akış. 2.oluş. 3.akım. cereyân etmek olmak, gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). renk değiştiren; (i). bu şekilde parlayan taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Dünya ahalisi olan insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu’nun bazı taraflarında köylü kadınların giydikleri uzun ve pek geniş şalvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük ve derisi sert, kısa ayaklı ve koyu renkli bir cins kırkayak. Çıyan otu — Bir nevi ot. Ar. adras-ül-kelb. Yılan çıyan = Zehirli sürüngen ve böcek cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir cins bitki. Ar. şeceret-üt-tenîn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti; basiret; başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası, gaipten haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garipten haber veren, gözle görülmeyen şeyleri gören; (i). bu hassaları haiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakletme; araba; (huk). terk, feragatname, temlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇOYGAN veya ÇÖYGEN (i.). Döğülmemiş dökme demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cündîcesine, iyi binicilere, süvarilere yakışır tarzda, böyle bir tarz takınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arayıcı, tâlip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek mavi, koyu mavi; (kim). siyanür ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kiyanusa ait; siyanüre ait; mavi. cyanic acid siyanik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyanür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kiyanus; siyanür iyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dâhiye yakışır Daire bir şekilde, dâhice, dehâ eseri göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dâİ’nin c. duâ edenler, duâcılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık tutmak ve saklamak üzere deniz kenarında, koy ve boğazda sınırlanmış yer: Dalyan kurmak, dalyan balığı. Dalyan gibi = İnce ve uzun boylu, mütenasip yapılı, boylu boslu genç: Dalyan gibi delikanlı. Dalyan gibi kadın (benzetilen şey, dalyana kurulan yüksek direk olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpond. fishgarth. fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalyanın balık avı yerinde balık avlayan balıkçı. Böyle bir yerin sahibi veya müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ.

2.Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dânâ’nın c. bilenler, bilgililer, Arif insanlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Titreşimlerden kaynaklanan veri okuma sorunlarını telafi ederek sürekli ve hatasız müzik çalımını sağlayan bir tampon hafıza.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasdanma, Ar. ittikâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. prop. rest. base. abutment. anchorage. fulcrum. ground. hinge. mount. pivot. shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote. rest. shore. support. base. basis. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. base. basis. baseline. bracing. resource. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan yerde dayanmaya mahsus kısa değnek. Ar. ukkâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayanan, dayanıklı. Ar. mütehammil, Fars. tâb-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beka, devam, ömür.

2.Metanet, sebat, karşı durma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekalı, devamlı, çok süren, ömrü olan: Dayanıklı çiçek, kumaş.

2.Sebatlı, metin, kuvvetli: Dayanıklı hayvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasting. long lasting. enduring. durable. resistant to. proof. fast. for hard wear. heavy-duty. cast-iron. consolidated. firm. gritty. hard. hardy. impervious. impregnable. indestructible. invulnerable. keeping. nonperishable. patient. refractory. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. firm. hardy. lasting. resistant. serviceable. solid. substantial. tough. hard-wearing. enduring sağlam. strong güçlü. metin. -proof. -resistant geçirmez.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. stabilized. strong. tough. resistant. durable. stout. unfading. long wearing. solid. stable. proof. arduous worker. everlasting. fast. forbearing. hardy. perdurable. serviceable. sturdy. substantial. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. firmness. tenacity. solidity. resistance. durability. fortitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bekasız, devamsız, ömürsüz, çok sürmez.

2.Sebatsız, metanetsiz, gevşek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy. frail. weak. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. not resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be leaned on. to be based on. to be borne. to be tolerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Dayanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Dayanıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durability. toughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interdependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji). Bir bütünü meydana getiren kısımların, duygu ve düşünce birliğine dayanarak, birbirlerine karşılıklı bağlanmaları. Ar. tesanüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. interdependence. interdependency. solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity. interdependence. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dayanıp kuvvet kazanmak, birbirini kollamak, mütesanit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity. hang together. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayanmak işi. (bk.) Dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. endurance. resistance. tolerance. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. leaning. state of leaning. resistance. dependence. patience. stay. sufferance. tolerance. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Arkayı veya vücudun diğer bir yerini bir şeye yükleterek durmak. Osm. istinâd etmek, yasdanmak: Duvara dayandım, oğlunun koluna dayanmıştı.

2.Güvenmek, itimat etmek: Ben, size dayandım.

3.Sebat ve mukavemet etmek, metanet göstermek, durabilmek: O mevkide iki gün dayandı.

4.Sürmek, yaşamak, bozulmamak, devamlı olmak: Bu bina, bu esvap, bu hayvan çok dayandı.

5.Sabır ve tahammül etmek: Soğuğa, sıcağa, acıya dayanmak: Ben artık dayanamam.

6.İyilikte, yardımda bulunmak, imdada yetişmek: Askerle, erzakla dayandı.Arkasını vermek, altına girmek: Siz de dayanın, kaldıralım, hep birden dayanalım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand the racket. last. endure. resist. go on. survive. hang on. hold on. stand. bear up. take. take it. tolerate. withstand. lean. lean upon. rest. rest against. rely on. rely upon. be based on. stand on. abut. bear up against. bear with. brook. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. brook. consist. endure. last. lean. lump. repose. resist. rest. stay. stomach. support. withstand. to lean. to be based on. to resist. to endure. to bear. to bear up. to stand. to put up with. to stomach. to withstand. to hold out. to last. to push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against / on. to be based on. to rely on. to resist. to last. to stand up. to wear well. to endure. to bear. to put up with. to reach. to arrive at. to push. to shove. to carry. to stabilize. to lean. abide. abut. bear with sb. brook. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, miyân = orta, bel). Ortada, arada bulunan. Darmeyân etmek = Araya sürmek, söylemek, bildirmek: Birtakım özürler dermeyân ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درميان] ortada. dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak. dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریانورد] denizci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Nur denizi, deryası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («dîn» den imüb.). Mükâfatı ve cezayı hakkıyle veren (Esmâ-i Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın adlarındandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dindarlık, dinin kaide ve hükümlerine tamamiyle riayet: Eshab-ı diyânetten bir zattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion din.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diyânetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Din kaidelerine riayet eden, dindâr. Ar. müttakî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dîn). Dinler, (bk.) Din.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادیان] dinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérience

deneyim

Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit başkomutan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faience. tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faience. porcelain. wall tiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall tile. ceramic. faience. china. dutch / glazed tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. firdevs = cennet, Aşyân = Yuva). Cennet-mekân, cennetlik, merhum, mağfûr: Cennet mekân ve firdevs Aşyân Sultan Osman HAn Hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fetâ). Fetâlar, gençler, fütüvvet sahipleri, (bk.) Fetâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتيان] gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kurdele ve benzerlerinin kelebek biçiminde bağlanmış şekli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk; (mim). alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy (i). aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kaynama: Su galeyan etti. 2.mec. coşkunluk, coşma: Galeyâna geldi. Nokta-i galeyan = Suyun kaynamaya başladığı ısı derecesi ki, 100 santigrat derecesidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. fit. agitation. excitement. ebullition. rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excitement. rage. agitation. paroxysm. popular tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غليان] kaynama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the winner. winning ticket. winner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the winner horse. winning ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gardien). Kolcu, nöbetçi, muhafız: Karantina, hapishane gardiyanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaoler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaoler. jailer. screw. turnkey. warder. prison guard. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. prison guard. jailer. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolculuk, bekçilik, nöbetçilik: Karantinada gardiyanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusma, kay, istifrağ: Gaseyân etmek (Arapça’da asıl mânâsı bulanma ve bulantı’dır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. vomiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غصيان] kusma. 2.kusmuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçuk gibi, birdenbire oluveren, kabarcıklı türlü deri döküntülerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Gedâlar, yoksullar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ağlayan. GirySn olmak = Ağlamak.

2.Ağlayarak: Giryan giryan gidiyordu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریان] ağlayan. giryân etmek ağlatmak. giryân olmak ağlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar. Güneş yanığını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kalamin losyonu.

Hazırlanışı : Kalamin losyonu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunburn. suntan. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Amerika’nın Kuzeyinde, Kuzey atlas Okyanusu kıyısında, Surinam ile Venezuela arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 5 00 Kuzey enlemi, 59 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 214,970 km².

Sınırları: Toplam

2,949 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,606 km, Surinam 600 km, Venezuela 743 km.

Sahil şeridi: 459 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli, kuzeydoğu rüzgarının etkisi ile değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Genellikle engebeli yüksek ovalar, alçak kıyı arazileri, kuzeyde savanlardan oluşur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Roraima Dağı 2,835 m.

Doğal kaynakları: Boksit, altın, elmas, kereste, karides, balık.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %2.23.

daimi ekinler: %0.14.

Diğer: %97.63 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yağmur sezonu boyunca beklenmedik su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 767,245 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -7.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 32.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.86 yıl.

Erkeklerde: 63.21 yıl.

Kadınlarda: 68.65 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.04 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 11,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,100 (2003 verileri).

Ulus: Guyanalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Doğu Hindistanlı %49, siyah ırk %32, melez %12, Kızılderili %6, beyaz ve Çinliler %1.

Din: Hıristiyan %50, Hindu %33, Müslüman %9, diğer %8.

Diller: İngilizce, Kızılderili lehçeleri, Creole, Hindu, Urdu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.8.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guyana Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guyana.

Eski adı: İngiliz Guyanası.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Georgetown.

İdari bölümler: 10 bölge; Barima-Waini, Cuyuni-Mazaruni, Demerara-Mahaica, Doğu Berbice-Corentyne, Essequibo Adaları-Batı Demerara, Mahaica-Berbice, Pomeroon-Supenaam, Potaro-Siparuni, Upper Demerara-Berbice, Upper Takutu-Upper Essequibo.

Bağımsızlık günü: 26 Mayıs 1966 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Şubat (1970).

Anayasa: 6 Ekim 1980.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslarar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guyana. Guy Fawkes Day (ing.) 5 Kasım, Guy Fawkes'ın yakalanışının kutlandığı gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حاجيان] hacılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kese, torba, çanta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميان] heybe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sayıklama.

2.Saçma, herze, yâve, halt: Hezeyân etmek, söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking nonse. delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. nonsensical talk. raving. drivel. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هزیان] sayıklama. 2.saçmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). İsâ dinine tâbi olan, İsevî, Nasrânî, Hıristiyanlar, Hıristiyan kavimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (m. Hıristiyâniyye). Isâ dinine mensup ve ait, Nasrânî, İsevî (yanlış tâbir olup, yerine Nasrânî ve İsevî kullanılması doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyanet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kendisine gösterilen emniyet ve itimadı kötü kullanan veya vaad ve taahhüdünü yapmayarak hilekârlıkta bulunma.

2.Kendi devlet ve memleketi aleyhinde düşmana hizmet etme, hainlik: Eski Romalılar en ağır cezayı hiyanete tahsis etmişlerdi. Halk dilinde yanlış ve sevimsiz olarak hâin ve vefasız mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Hiyanet adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. treachery. perfidy. treason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treason. treachery. perfidy. faithlessness. disloyalty. infidelity. lése majesté. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيانت] hainlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanet eden, hâin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanetle, hâinâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيانتکار] hain.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde).

1.Hainlik, hiyanet.

2.Vefasızlık, sözünde durmayış.

3.Hilekârlık, gaddarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christian. christian. the galilean. nazarene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity. christianism. the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. hidrojen ile siyanürun bileşiminden meydana gelen. hydrocyanic acid hidrosiyanür asit, siyanür asidi (çok kuvvetli bir zehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 bardak sıcak suya 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Tamamı bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral. two-sided. two-way. mutual. reciprocal. two sided. two way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hint-İran dil ailesinin Hint kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration of intention. expression of one's will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. İslâm). İslâm dîninde olanlar, Müslümanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSYAN) (i. A.).

1.Asî olma, baş kaldırma, itaatsizlik.

2.Tanrı emirlerini yapmama, günah, Ar. ism: Cenâb-ı Hak’tan isyanımın afvını dilerim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutiny. rising. rebellion. revolt. insurrection. riot. uprising. outbreak. insurgence. insurgency. sedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil insurrection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصيان] başkaldırı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mutiny. to rebel. to riot. revolt. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellious. mutinous. rebel. rebel. mutineer. rioter. insurrectionist. insurgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutineer. rebel. rebellious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. rioteer. mutineer rebellious. mutineer. rioter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.İtalyan vatandaşı.

2.İtalyanca konuşan,

3.İtalya’ya ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). italyan dili. Latin dillerinin başlıcalarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Getirme, söyleme: Deliller ityân etti (Arapça’da mânâsı «bitirme» ise de, Türkçe’de o mânâ ile kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتيان] getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيان] açık, ayan beyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayn» dan) (kullanılışı ayan şeklindedir). Gözle görünen, açık, Aşikâr, belli: Güneş gibi iyândır. lyân yazı = Celî yazı, iri harfli yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kızgın, kükremiş, coşmuş. Şîr-i jiyin = Kükremiş arslan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژیان] kükremiş. 2.kızgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Coşmuş, kükremiş, kızgın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkıyanotu = Kolgan dahi denilen bir cins diken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قليان] nargile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Devedikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Karakabarcık şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süratli, şiddetli, dağdan sürat ve şiddetle inen sel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Akarsu sel. 2.Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. key). Keyler, şâhlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük hükümdar, şah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Key’e, şâha ait, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yıldız. 2.Merkez.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = lâcivert). Bu renkte bir kimya maddesi. Birleşikleri vardır. Hâmız-ı kiyanus vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kudsî). Kudsîler, melekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيان] melekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand piano. grand (piano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (motacilla).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çürümesini engellemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, yânî = mânâ’dan geniş zaman). Mânâsız. Mâlâyânî = MAnâsız ve münasebetsiz şey, saçma sapan, abes: Mâlâyânî ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) LAubâlî şekilde.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlayan, parlayıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlayan, parlayıcı, konforlu, lüks hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, lâ = menfilik edatı, yânî = «Anî» den geniş zaman, delâlet ve ifade etmek). Mânâsız ve faydasız söz veya iş, boş şey, abes: Mâ-lâ-yâni ile uğraşmamalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادیان] kısrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Tavuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماکيان] tavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soytarı, palyaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİYAN) (i. F.).

1.Bel: Çok ince miyânı var.

2.Orta, ortalama. Miyân-ı râh = Yolun ortası.

3.Ara, aralık, Ar. mâbeyn: Meyânımızda olan sevgi. Miyân-beste = Bel bağlamış, hazır. Mû-miyân = Kıl gibi belli, çok ince belli. 4.(musiki) Şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılan parçalardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyân-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Araya giren, iki kişinin aralarını bulan, aracılık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araya girme, aracılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) arasında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Şerbeti yapılan ve ilâç gibi de kullanılan bir bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(piyan): Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaçcıktır. Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur. Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir. Başak biçimindedirler. Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi mor renklidir. Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır. İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır. Meyan balı da kökünden elde edilir. Üç yıllık kökler kullanılır. Kullanıldığı yerler: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide - 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İncebağırsak iltihaplarını giderir. Vücuda serinlik verir. Kabızlığı giderir. Fazlası tiryakilik yapar ve zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Göğüs kemiğinin arka tarafında hissedilen yanma ile kendini gösterir. Nedeni midede fazla miktarda asit bulunmasıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal ve iki çorba kaşığı limon suyu konur. Karıştıtılıp içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (halk dilinde: meyân). t. Bel: Miyânından haber sârarsan ıklîm-İ melâhatte (mısrâ).

2.Orta, vasat. Mlyân-ı râh = Yolun ortası.

3.Ara, aralık. Ar. mâbeyn: Miyânımızda olan sırlar. Mû-miyân = Kıl belli, ince belli. 4.(musiki) Türk musikisinde şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılır, (bk.) Meyân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ميان] orta. 2.bel. 3.ara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerin

3.hânesi kl, geçki yapılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: meyâne).

1.Orta, vasat.

2.Ara, Ar, mâbeyn: Miyânemizde. Bu meyânade = Bu arada.

3.Helva gibi bazı yemeklerin kıvâmı: Mlyânesi daha gelmedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. mû = kıl, miyân = bel). Kıl belli, ince belli.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri de vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herhangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan ‘stearin’ kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda da parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Taeihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri vardır. Ayin ve adakların vageçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanılışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil, Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herjangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan “stearin” kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürâİce, riyâ ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İstihzâ ile, eğlenerek: Müstehziyâne bir tebessümle, o sözleri müstehziyâne söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırlıkla, acelesiz, fazla düşünerek: müteenniyâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متواضيانه] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 2 zamanlı basit ve en küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Unutma, unutuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نسيان] unutma. 2.unutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Görünür, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, prens.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمایان] görünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Okumayı seven. 2.Çağıran, davet eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok yan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan). Arzın kıt’alararası büyük denizlerinden her biri: Atlas Okyanusu, Hind Okyanusu, Büyük Okyanus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanic. ocean. the deep. main. brine. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean. drink. sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) - Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arzın kıt’alarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania. oceanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. fore / n , adj / ön ;. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şarkıyyât. Doğu, bilhassa İslâm ülkelerine ait ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientaliste

Doğu bilimci

Doğu bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. orientalisme

Doğu bilimi

Avrupa’ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientation

1. yönlendirme,

2.uyumlanma ,

3.eğitme

1. Yönlendirmek işi. 2.Uyumlanmak işi. 3.Eğitmek işi, terbiye etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. orienteering

yönbul

Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(hi. F. c.). Osmanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın başına takılan süsler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan alp. Güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Son, Ar. Ahir, nihayet, gaaye: Bu iş pâyâna erdi. 2.Uç, kenar. Bî-pâyân = Sonsuz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایان] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Son nihayet. Uç, kenar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prop. pit prop. buttress. support. shore. pier. pillar. plank. spur. standard. stock. strut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abutment. buttress. footing. prop. shore. strut. support. pile. bracing. bolster. backstay. propping. study. shorer. hanging. gib. leg. batter pile. pillar. stemple. skid counterfort. pier. stilt. stake. crutch. supporter. stiffener. falsework. cantilever

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Sabit, devamlı: Devlet ve ikbali pâyende olsun.

2.(Türkçe’de) Destek, dayak, yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan destek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolster. to stay. to prop. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propped. supported. stayed. buttress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sonsuz, nihayetsiz, tükenmez.

2.Uçsuz, kenarsız. Ar. nâmütenâhî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir nevi kıymetli ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرنيان] işlemeli atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kur’a çekip isabet edecek şeya razı olmak şartıyle muayyen miktar para vermek tarzında talih oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle. sweepstakes. sweepstake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle. drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. «pianoforte» den kısaltma, Fr. «piano»dan). Ensiz bir masa şeklinde olup içindeki tellere vurulmak üzere klavyelerine parmakla dokunarak çalınan mâruf musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano. pianoforte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano. pianoforte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli BRAVIA TV’ler çarpıcı bir çok parlak siyah kaplama ile birlikte gelir. Tutkulu tasarım gelişmişliğinde ulaşılan zirve, herhangi bir oturma odasının tam kalbinde yer alır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polyanna, dünyayı hep güllük gülistanlık gören kız (E.H. Porter'ın aynı isimli romanının kahramanı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birden fazla kocası olma sistemi, çok kocalılık; bot. erciklerin çok ve serbest olması, poliandri. polyandrous i. çok kocalılık sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ii bir çeşit çuha çiçeği, bot Primula polyantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik etme; levazım, zahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پویان] koşan, hızla giden. 2.geçip giden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçip gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koşan, hızla yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pyongyang, Kuzey Kore'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yalvarırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çobanlığa ait, çobanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. râvî). Rivayet edenler. Râviyiıvı ahbir = Haberleri rivayet edenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (halk dilinde: rezene). Dereotu çeşidinden bir bitki ki, hıyar turşusuna konur. (bk.) Rezene.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rezene): Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(|. A.). Suya kanmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Suya kanmış, suya doymuş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tabaklanmış olan cilâlı deri, bilhassa keçi derisi. 2.Sahiyandan yapılmış: Sahtiyan ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. russia leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. morocco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سختيان] işlenmiş cilalı deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halktan senede bir alınan vergi, Osm. tekâlif-i resmiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçalardan kıvrık, sarma kabuklu hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. helix. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Münasip, lâyık, yakışır, yaraşır: Bu bize şâyân değildir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایان] layık, yaraşır, yakışık alır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uygun, yakışır, münasip, layık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşmaya değer, şaşılacak, hayret edilecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serserice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: SİYYAN) (i. A.). Eşit ve beraber olan iki şey: İkisini seyyân mı tutuyorsunuz? Seyyânen taksim etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİYYANEN) (i. A.). Müsavi şekilde, eşit olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sabi). Çocuklar. (bk.) Sabî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبيان] çocuklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sipâhîce, sipâhîye yaraşır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızgın, kükremiş arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerâyîn) (anatomi). Kırmızı kan damarı, nabız vuran damar, büyük damar, atardamar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شریان] atardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şiryâniyye) (tıp, anatomi). Şiryân damarına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koruma, muhafaza, himaye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيانت] koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seyyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine denk, eşit. (bk.) Seyyânen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيانا] eşit olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde 4 zamanlı bir büyük usul. Mürekkep usullerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

children çocuklar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

children. male children. naive child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large room where juvenile delinquents are kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ashab-ı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyan-ı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseer. overlooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü: Süryâniyye). Eski Suriye halkı ve dili. Fr. Syraniaque.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person whose mother tongue is Syrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâmî dillerden biri. Şimdi ancak birkaç bin kişi tarafından konuşulmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Syriac (the language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (y. k.). Bir tamlamada belirten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genitival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinative. modifying. determining. defining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etrâf, tarafîn).

1.Yan, cihet, üst ve alt, ön ve arka, sağ ve sol gibi cihetlerin herbiri: On taraf, arka taraf, üst taraf, alt taraf, yan taraf, sağ taraf, sol taraf.

2.Yer, memleket, kıt’a, ülke, cihet: Bazı taraflara yağmur yağdı; o tarafların meyvesi güzeldir.

3.Ind, nezd, yan: Tarafınıza gönderildi, tarafınızdan geldi. 4.Taraftarlık, tarafgirlik, koruma: Siz onun tarafını tutuyorsunuz; o, sizden tarafa çıkıyor.

5.Fırka, parti, bölük, aralarında muhalefet bulunan kısımların herbiri: Onlar iki taraf olmuşlar, birkaç tarafa ayrılmışlar.

6.Muharebe veya muhâkemede yahut güreş ve oyun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya topluluğun herbiri: Bir tarafın vekili geldi öbür taraf daha vekil göndermedi. Alt taraf = Ar. mâbaad: Romanın alt tarafını yarın okuyacaksınız. Üst taraf =

1.Ar. mâkabl: Bunun üst tarafını okuduk.

2.Fazla, artık, kalan, bakıyye: Ust tarafını sonra veririm. O taraf = Orası. Bu taraf = Burası. Bir taraftan = Bir yönden Ber-taraf = Aradan çıkmış: O mesele ber-taraf oldu; orası ber-taraf. Onu ber-taraf et = O, şöyle dursun, onu şöyle bırak, aradan çıkar. Bitaraf = Tarafsız. Taraf taraf = Cihet cihet, her yanda. Taraf tutmak = Taraftarlık etmek. Her taraf = Her yer, her cihet, her yan Her taraftan = Her yerden veya herkesten. Hiçbir taraftan = Hiçbir yerden veya hiç kimseden: Hiçbir taraftan yardım beklemiyorum.Havali, civarlar: Etrafta yağmur yağdı. Etrâf-ı erbaa = Dört cihet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرف] yön. 2.ülke. 3.muhatap iki kişiden her biri. 4.yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, kısım kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. dâşten = tutmak). Birinin tarafını, bir tarafı tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taraftarlık. TâRAFDARLIK (i. F.). Taraf tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. giriften = tutmak) (c. F. tarafgîrân). Taraf tutan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taraf tutma, taraf çekme, taraftarlık, Osm. tarafgirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفدار] yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداران] yandaşlar, taraftarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداری] yandaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.), iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the two parties (to a contract in a legal proceeding. the plaintiff and the defendant. the prosecution and the defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفين] iki taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفگير] yan tutan, yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafgiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partiality. biased behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yan tutmak, taraf tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. taraf), (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yan ve ciheti olan. İki taraflı = İki tarafı Olan. Üç taraflı = Üç yanı olan, üç tarafa da mensup bulunan.

2.Taraftarları çok olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided. partial. partisan. tendentious. unfair. colored. coloured. biased. biassed. interested. one-sided. one-way. prejudiced. warped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of or affecting sides. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taraf tutmayan, Osm. bî-taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. objective. fair-minded. even-handed. non-partisan. non-party. free from bias. candid. clinical. colorless. colourless. detached. disinterested. dispassionate. equitable. judicial. non-committal. noncommittal. nonpartisan. nonparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispassionate. impartial. neutral. objective. unbiased. impertial. unbiassed. detached. disinterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even handed. impartial. neutral. unbiased. adlaphrous. candid. clinical. disinterested. dispassionate. equitable. even. on the fence. noncommittal. nonpartisan. nonparty. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. detachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. disinterest. disinterestedness. equity. fair mindedness. impartiality. neutrality. objectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorable. favourable. sympathetic. fan. follower. supporter. partisan. sympathizer. adherent. advocate. pro. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. advocate. follower. partisan. pro. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. follower. partisan. supporter. adherent. partial. disciple. fan. favo u rable. people. proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geliverme, oluverme, birdenbire çıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تازیان] araplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Karrtçı, kırbaç.

2.Tanbur ve benzeri çalgıların tellerine dokunmaya mahsus kemik veya boynuz parçası, Ar. mızrâb (galatı: tezene).

3.mec. Vasıta, Alet, sebep.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازیانه] kırbaç. 2.tezene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی ميان] içi boş. 2.kof.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترسایان] Hıristiyanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Açık ifade ve beyan etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Taşma, taşkınlık.

2.Azgınlık, serkeşlik.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طغيان] taşkınlık, azgınlık. 2.taşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Coşma, taşma. İsyan. 2.Kur’an’da, Allah’a asi olanların yaptıkları eylemin adı. Tuğyancıların vasfedilişi de tağut kelimesiyledir. İsim olarak kullanmak uygun değildir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Semiz, şişman. 2.Zengin. 3.Kibirli, gururlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üryân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. üryâne). Çıplak, Fars. bürehne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عریان] çıplak, üryan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyulmuş gibi derisi ince bir nevi erik: Üryânî eriği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykuyu kaçıran, ikaz eden, Ar. münebbih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyandırmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uykudan kaldırmak: Beni yarın erkenden uyandırın.

2.mec. Gafletten kurtarmak: Bu mânâlı söz beni uyandırdı.

3.Cehaletten kurtarmak: Eğitim yoluyla halkı uyandırmaya gayret etmeli. 4.Parlatmak, tutuşturmak, yakmak: Şu ateşi, şu mumları uyandırın.

5.İmâr etmek, mâmur bir hâle getirmek, şenlendirmek: Şu camii uyandırsak (bu mânâsı eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wake up. awake. wake. waken. arouse. stir. stir up. inspire. excite. awaken. call. disabuse. disabuse of. evoke. kindle. knock up. quicken. rouse. rouse up. undeceive. whet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arouse. awake. evoke. excite. rouse. stimulate. wake. waken. to instill. to wake. to wake up. to waken. to awake. to rouse. to arouse. to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to waken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uyumayan: Geceyarısı ben uyanıktım.

2.mec. Gözüaçık, zeki: Pek uyanık bir çocuğa benziyor.

3.Cehaletten kurtulmuş olan: Oranın ahalisi uyanıktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. wakeful. alert. vigilant. wary. open-eyed. watchful. sharp. argus-eyed. astir. aware. canny. conscious. enterprising. guarded. heady. leery. nimble. shrewd. sleepless. smart. unwinking. waking. wide awake. with it. on the alert. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. awake. canny. knowing. tricky. vigilant. wakeful. wary. watchful. wide-awake. smart. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uyumayan adamın hâli. 2.Zekâ.

3.Gafletin zıddı, ileriyi görüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wakefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awakening. revival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uykudan kalkmak, uyku kaçmak: Bu sabah pek erken uyan.dım.

2.mec. Gaflet uykusundan kurtulmak, göz açmak.

3.Cehâletten kurtulmak.

4.(botanik) Canlanıp sürmeye başlamak: O yağmurdan sonra çayırlar uyandı.

5.Şenlenmek, mâmur olmak, açılmak: Orada ve son zamanda büyük bir bina uyandı (bu mânâsı eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wake up. awake. wake. awaken. waken. rouse. rouse up. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. tumble. wake. waken. to wake. to wake up. to rouse. to realize. to understand. to get. to latch on. to come up. awaken. to be aroused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عریان] çıplak, anadan doğma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîyâne yırttı.

2.Ürküp kaçarak: Vahşîyâne kaçtı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [واليان] valiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gardiyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. variant reading. detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. detour. diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan bir cins tavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ön ve arka, üst ve alttan başka olan taraf, kenar, Ar. cenâh: Sağ yan, sol yan, yandan.

2.Taraf, cihet, semt: O yandadır, ne yandan geliyor?

3.Civar, yakınlık: Yanındadır, yanına gitti. 4.Yan, nezd, kat: Benim yanımda, onun hiç kıymeti yoktur.

5.Vücudun bir tarafı: Bir yanı hiç tutmuyor.

6.Yandan, doğrudan doğruya olmayan, eğri: Yan bakış. Yan bakmak = Düşmanca bakmak. Yan çizmek = Usulcacık sıvışmak. Yan gelmek = Çekilip rahat etmek. Yanına kalmak = Ettiği yolsuzluğun cezasını görmemek, cezasız kalmak. Yan yana = Bitişik: Yan yana oturdular. Evlerimiz yan yanadır. Yan yana yürüyorlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancillary. aslant. asquint. awry. collateral. flanking. lateral. parietal. side. sidelong. sideward. subordinate. awry. sidelong. flank. side. by-. bye-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancillary. cockeyed. flank. lateral. part. side. sidelong. sideways. skew. place. vicinity. direction. auxiliary. subsidiary. askew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. flank. neighbourhood. vicinity. diggings. behalf. edge. hand. sideways. sub. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side by side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abreast. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Side by Side. collateral. side by side. abutted side by side. abreast. adjoining. cheek by jowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), -den yana = Cihetçe, dair, bakımından, gelince: Yiyecekten yana sıkıntımız yoktur, terbiyeden yana nasıldır? Yazıdan yana pek geridir. Yana yana. (bk.) Yanmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yön, taraf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafının herbiri, Fars. ruh, ruhsâr, Ar. izâr. Yanak yumrusu = Elmacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. malar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. cheak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral. lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanda olan, yana düşen. 2.Alaca, değişik renkli. 3.Kırmızı pembe. 4.Nehir yatağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aflame. alight. burning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language group of the Hokan family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language group of the Hokan family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlayan, parıldayan. 2.Kaplıca. 3.Aralık ve Ocak ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zaman zaman kraterinden ateş, taş vesaire püskürten dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano volkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaklaşmış, bitişik: Gemi sahile, rıhtıma yanaşıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawn up alongside. docked alongside. parked alongside. hitched alongside. drawn-up alongside each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına varılmak, yaklaşılmak, Osm. takarrüb olunmak: O adama, o kadar pahalı mala yanaşılamaz. Hırsından yanına yanaşılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanaşmak işi. 2.Muvakkat işçi ve rençber, gündelikçi: Bahçede yanaşma işliyor, hamam yanaşması.

3.Gezdirip satmak üzere bir bağ ve bahçeden öteberi alıp satan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. handmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing up alongside (a place. drawing near. approaching. being willing to agree to. going along with. cozying up to. farmhand. hired labourer on a farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakınına gitmek, yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek: Bana birisi yanaşıp bir şey söyledi. 2.mec. Razı olur, gibi olmak, muvafakat eder gibi olmak.

3.(gemi) Rampa etmek, bitişmek, uğramak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw into. accost. approach. draw close. draw near. lend oneself to. roll up. walk up. walk up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidle. to draw near. to approach. to come near/closer. to draw up alongside. to pull alongside. to accede. approach. to come alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw up alongside. to pull alongside to dock. to draw near. to approach. to sidle up to. to be willing to agree to. to go along with (a plan. to cozy up to. to try to ingratiate oneself with sb. to board. to come closer. to range. to c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakınına getirmek, yaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip bir şeyden memnun olmayan, titiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi beğenmeyip daima şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At zırhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sideways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sideways. from the side. in profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinden yana olan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devedikeninin büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin felsefesine göre hayatın özünü oluşturan eril eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek eğri, büğrü ve çarpık (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). iltihap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t).

1.Yanmış, yanık.

2.Fazla zarar görmüş.

3.Bina, orman vesairenin yanması: Bu gece filan yerde yangın vardı. Yangın kulesi = Yangını görüp haber vermek üzere işaret çekmeye mahsus yüksek kule. Yangın topu = Vaktiyle yangını haber vermek için atılan top.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. madly in love. fever. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. blanket insurance. calamity. casus major. fire insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'de Yang-Çe nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: YâNIK) (i.). Kara yanı, veba çıbanı, yumrucuk. Yanıbaşında. (bk.) Yan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YANİ) (e.). Bundan maksat, demek, demek isteniyor ki: Gelemem, yani gelmeye mecâlim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. namely. sc. scil. scilicet. videlicet. viz. to wit. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namely. viz. that is. that is to say. so to speak. in other words. in a word. in short. you know. you see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namely. that is to say.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I mean. in other words. i.e. to wit. videlicet. viz. scilicet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanmış şey: Yanık kokusu.

2.Yanma izi: Yüzünde bir yanık vardır, elinin yanığı.

3.mec. Aşk ateşiyle tutuşmuş: Yanık adam.

4.Cılız, sıska: Yanık çocuk, yanık kara. (bk.) Yanı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegiac. on. burn. scald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. scald. burned place. blight. lighted. alight. lit. alit. stunted. underdeveloped. which kindles an intense feeling of sadness or melancholy in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanmış olan, esm(Erkek İsmi) 2.Duygulu, dokunaklı. 3.Kavruk, gelişmemiş. 4.Aşık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakabarcık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aşık, vurgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır:

- Basit Yanıklar : Bunlar, deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir.

- Önemli Yanıklar : Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.

Basit yanıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çürük elma, tuz. veya Patetes

Hazırlanışı : Bir tane çürük elma ezildikten sonra, üzerine 1 kahve kaşığı tuz ekilip, yanığın üzerine konur. İkincisi; Çiğ Patates dilimlenerek yada rendelenerek yanık üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teessüf olunmak: Buna yanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hatâ etmek: Yalnız bir cevapta yanıldım.

2.Bir hata ve kabahatte bulunmak, istemeyerek yanlışlık yapmak: Bu defa yanıldım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the wrong sow by the ear. err. misapprehend. mistake. be mistaken. make a mistake. be off. slip. slip up. stumble. stumble in. stumble into. come unstuck. be wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

err. to err. make a mistake. to go wrong. to be mistaken. to make a mistake. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mistaken. to make a mistake. to err. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yer alan betilerin, gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler, gerçeklikle gönderme yapan sanatsal ögelerdir; onları gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak, ancak yanılsamanın varlığı hâlinde olanaklıdır. Dolayısıyla yanılsama, gerçekliğin sanat yapıtında “yeniden üretilmesi” demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların, iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık - gölge ve modle gibi yanılsama teknikleri kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captious. colorable. elusory. fallacious. illusive. illusory. misleading. perversive. specious. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. facade. specious. misleading. fallacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misleading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süratle söylenirken yanılmaması güç olan tabir ki, bilmece gibi oyun şeklinde söylenir: «Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanlış fikirlerle karşıdakinin zihnini karıştırıp yanıltmak; Ar. mugalâta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallacy. sophistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hata ettirmek, şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. feint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. mislead. to mislead. to lead into error.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mislead. to cause sb to make a mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yandan: Yanın yanın gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yanya şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's hearing. nearby. close by. hard. at the side of. by the side of. alongside. beside. by. next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. along. alongside. behind. beside. by. near. on. pro. a) near. next to. alongside b) with. on c) over and above. in addition d) in the company of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboard. alongside. beside. by. close. at one's elbow. at hand. near at hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. reply. respond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. meet. respond. to answer. to reply cevaplamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply to. make a response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birden ve kuvvetle çekiş; f. hızla ve birden çekmek. yank out birden zorla çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s. Birleşik Amerika'nın özellikle kuzey doğu eyaletleri ahalisinden biri; Kuzey Amerikalılara verilen bir lakap; s.Amerika'ya ait, American.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimine getirerek insanın üzerinden gizlice bir şey aşıran hırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagsnatcher. cutpurse. lifter. pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipper. light-fingered gentry. knuck. light- fingered. pickpocket. snatcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sesin bir yere çarpıp geri dönmesi, aks-i sadâ, Fr. &ho.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. rebound. reflection. reflexion. repercussion. replication. repercussions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. reflection. repercussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yankı yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. resound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. resound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anechoic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yankı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. errant. erroneous. false. improper. inaccurate. inadvisable. incorrect. inexact. mistaken. untrue. wrong. wry. amiss. wrong. wrongly. corrigendum. error. fallacy. fault. inaccuracy. lapse. miscue. mistake. mis-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. corrupt. errant. error. fallacious. false. garbled. improper. inaccurate. incorrect. inexact. lapse. misguided. mistake. mistaken. nice. trouble. uncalled-for. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. erroneous. error. incorrect. wrong. blunder. mistake. misstep. wrongly. incorrectly. erroneously. amiss. errant. false. faulty. improper. inaccurate. inexact. off. off the beam. out. oversight. trip. unfaithful. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). sahte, yapma, taklit, yanlış, hatalı; yalan, asılsız, aslı esası olmayan, yalancı; hakikatsiz, vefasız; hain; güvenilmez; (mak.) kuvvetlendirmek veya muhafaza etmek için konulan (parça); (müz.) ahenksiz, yanlış;(z). hile ile; yalan söyleyerek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misapprehend. misconstrue. misinterpret. mistake. misunderstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to misapprehend. to misconceive. to misread. to mistake. to misunderstand. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mispell. misspell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatâ etme, hatâlı söz, iş veya hareket: Bir yanlışlık ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. error. falsity. fault. impropriety. inaccuracy. inexactitude. inexactness. mistake. slip. slip-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. falsity. fault. mistake. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. mistake. blunder. black. bloomer. boner. cock up. fallacy. falsity. faux pas. inexactitude inexactness. slip. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanmak işi. (bk.) Yanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combustion. swelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combustion. fire. burning. oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combustion. burning. burn. ignition. gleam. kindling. combustion process. fusing. combustibility. blowout. inflammation. inflammability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tutuşmak, parlamak, alevlenmek: Ateş yandı, soba daha yanmadı.

2.Ateş alıp kül olmak: O konak yandı.

3.Ateşte lüzumundan fazla kalmak, çok pişip yanmış gibi olmak: Yemek yandı.

4.mec. Çok elem, keder veya aşk ve hicran çekmek.

5.Zarar ve ziyan görmek, ders almak: Avdan yandım.

6.Dert anlatmak: Yanıp yakılmak.Oyunu kaybetmek: Ben yandım.Çok üzülmek, acımak: Şu çocuğun hâline yanıyorum. Birinin nârına yanmak = Biri yüzünden zarar görmek. Can yanmak = Ders ve ibret alacak surette zarar görmek. Yanıp yakılarak = Büyük bir üzüntüyle: Dostunun vefatını yanıp yakılarak anlatıyordu. Yana yana = Yürek acısıyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broil. burn. burn out. fire. fuse. fuze. glow. go on. be hot. inflame. kindle. light. light up. scorch. smart. sting. swelter. take. toast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. broil. burn. kindle. smart. sting. strike. to burn. be consumed by fire. catch fire. to be burned out. to be scorched. to be blighted. to be painful. hurt. to be very thirsty. to be ruined. become invalid. to be forfeited. to be on fire. to be aligh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on fire. to burn. to burn up. to burn down. to burn out. to be burned / scorched / singed. to get a burn or scald. to get sunburned. to get tanned by the sun. to be on. to have a burning sen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireproof. incombustible. non-inflammable. nonflammable. noninflammable. flame-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incombustible. nonflammable. fireproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireproof. heat- proof / resisting. incombustible. non flammable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çarpık, iğri büğrü, yengeç gibi (adam).

2.Yan yan giden: Yanpiri çizgi, yanpiri yürüyüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsız, yılışık, geveze, ağzı yayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsızca gevezelik etmek, tatsızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğri, çarpık, yanpiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflex. reflection. reflex akis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to imitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yan yürümek, çarpık yürümek.

2.Taklit etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Yansımak işi. 2.Bir şeyin sesine benzeyen seslerle yapılan kelime.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reflection. reflex. reflexion. repercussion. response. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. repercussion. mirror. echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. reflection. echoing. repercussions. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere çarpıp istikamet değiştirmek, aksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to be reflected. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. rebound. reflect. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine çarpan bir şeyi geri atmak, aksettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. externalize. mirror. picture. project. re-echo. reflect. return. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. reflect. to reflect. to mirror. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflect. to reflect. to echo. image. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detached. disinterested. dispassionate. impartial. neuter. neutral. noncommittal. objective. unbiased. dispassionate tarafsız. bitaraf. neutral nötr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. unbiased. dispassionate. lorry. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânet, beddua, nefret.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumurtlama yolu ile üreyen hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Süsler, pırıltılar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ZİYAN) (i. F.). Zarar, hasar, kâr zıddı: Ziyan gördüm, ziyana uğradım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. damage. harm. injury. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. loss. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیان] zarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarar ve ziyana sebep olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zarar ve ziyan veren, zararlı: Fare, hayvanların en ziyankârıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیانکار] zarar veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarar ve ziyan verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zarar ve ziyanı olmayan: Ziyansız bir ticarettir.

2.Zararsız, oldukça iyi, kötü olmayan: Ziyansız adamdır.

3.Fena değil, oldukça, zararsız: Ziyansız yazıyor.


Türkçe Sözlük by