Yapış ne demek? | Yapış anlamı nedir? | Yapış

Yapış anlamı nedir?

Yapış ne demek?

Yapış anlamı nedir?

Yapış | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Sahte tavır ve hareket: O yapışlara da bayılırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to affix a stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional. constructional. constructive. organic. structural. tectonic. textural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical. constitutional. structural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

structured. structural. constitutional. constructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. cohesive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yapışmış, Ar. mültasık: Deri ete yapışıktır.

2.Dokunan, temas eden, bitişik: Fanila tene yapışık durmalı. Kulakları yapışık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. attached. coherent. cohesive. conjoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. stuck on. attached. adhering. adhesive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck on / to. clinging tightly to. struck together. boring or importunate (person. adherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çeneleri gaga biçiminde uzamış balıklar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokunduğu şeye yapışan, Osm. lüzûcetli: Yapışkan çamur.

2.mec. Ayrılıp gitmeyen: Pek yapışkan adamdır. Yapışkanotu = Yaprakları değdiği yere yapışan bir cins bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(duvarfesleğeni): Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. adhesion. bond. clinch. coherence. coherency. cohesion. conglutination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesion. cohesion. sticking. clinging. adherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. adhesion. sticking. clinging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dokunduğu şeye tutunup ayrılmamak, Osm. iltisak etmek: Kitabın yaprakları birbirine yapışmış.

2.Dokunmak: Elim duvara yapışınca soğukluğunu hissettim.

3.Girişmek, çok istekle bir şeye başlamak: İşe yapıştım.

4.Ayrılmayıp tâciz etmek, çok oturmak: O, bir kere yapıştı mı gitmez.

5.Koyuvermemek üzere tutmak, adetâ yapışmış gibi bırakmamak: Eteğine yapıştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. cleave. clench. clinch. cling. clutch. cohere. conglutinate. fasten on. glue. seize. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. bind. bond. cling. cohere. grip. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick to. to adhere to. to cling to. to seize sth eagerly and then to act to work. to cling to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Tabiatta evini yapan arı, kayalara ve gemilerin altındaki kesimlerine tutunan midye gibi çok iyi yapıştırıcı üreten canlıların sayısı az değildir.

Yapıştırıcıların hikayesi tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Mağara duvarlarına resim benzeri şekiller yapan atalarımız bunları duvarlara yumurta akı, kurumuş kan ve su bitkilerinin özleriyle sabitliyorlardı.

Sonraları, milattan önce 3500 yıllarından başlayarak eski Mısırlılar ve Sümerler hayvan derilerini ve kemiklerini kaynatarak daha sağlam yapıştırıcılar yapmayı öğrendiler. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yapıyorlar. 250 temel maddeden binin çok üstünde özel türler üretiyorlar.

Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olmaları gerekmektedir.

Aslında iki maddeyi birbirlerine ideal bir şekilde yaklaştırabilsek yapıştırıcı bile kullanmadan birbirlerine yapışabilirler. Her iki maddenin yüzeylerindeki atomların farklı kutupları birbirlerini çekerler. Pratikte ise bu oluşumu sağlamak mümkün değildir.

Atomların birbirlerini çekebilmeleri için iki cismin yüzeyleri arasındaki mesafenin milimetrenin 10 milyonda birini geçmemesi gerekir. Oysa son derecede pürüzsüz olarak görülen bir cismin bile yüzeyinde milimetrenin on binde dördü kadar yükseklikte girinti ve çıkıntılar vardır.

Bu durumda her iki malzeme aynı cins olsalar bile yüzeyleri hiçbir zaman ideal düzlükte olamayacağından, aradaki boşlukları doldurmak, en fazla miktarda bağ oluşturarak moleküllerin birleşmesini sağlamak için araya bir yapıştırıcı gerekir.

Yapıştırıcının akıcı ancak kuruduğunda katılaşıp kolay kolay kopmayacak özellikte, yüzeylerin ıslanabilir, tamamen temiz toz ve yağdan tamamen arındırılmış olmaları gerekmektedir. Peki nasıl oluyor da bu kadar güçlü olan yapıştırıcılar tüpün içinde tüpe yapışmadan durabiliyorlar?

Bir çok yapıştırıcının içinde iki tür katkı malzemesi vardır. Biri yapıştırıcı sıvının moleküllerini birleşmeye zorlar, stabilizer denilen diğeri de tersi. Tüpün içinde bunlar bir halatı birer ucundan çeken iki kişi gibidirler. Tüpün iç yüzeyi tamamen nötr olduğundan biri diğerine üstün gelemez, denge halindedirler. Yapıştırıcı tüpten çıkınca havadaki nem stabilizer kısmının etkinliğini yok eder, yapıştırıcı sertleşir ve sürüldüğü yere yapışır.

Yapıştırılacak yüzeylere yapıştırıcıdan ince bir tabaka sürülmesi tavsiye edilir çünkü fazlası yapıştırıcının kendi içinde bağlar oluşturup sertleşmesine yol açar.

Tüpün kapağı açıldıktan sonra ağız kısmında görülen ve tüpün kullanılması için delinen sızdırmaz kısım da yapıştırıcının hava ve nem alıp tüpün içine yapışmaması için alınmış bir tedbirdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yapıştırılan şey, yapıştırılmış şey. 2.Gelinin yüzüne yapıştırılan küçük elmas vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yapışmasını sağlamak.

2.Vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixate. agglutinate. bond. cement. conglutinate. fix. glue. gum. gunk up. paste. plant. stick. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. bind. bond. clout. glue. plaster. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. to glue. to paste. to tape. to stick one thing onto another. to adhere one thing to another. to land sb (a blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by