Yara Izi ne demek? | Yara Izi anlamı nedir? | Yara Izi

Yara Izi anlamı nedir?

Yara izi ne demek?

Yara izi anlamı nedir?

Yara izi | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

cicatrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. scar. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicatrice. scar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bu Acize ait veya mensup ve müteallik, tevazu tâbiridir: Pcder-i Acizî = Pederim; »Üy-I Aciziye — Taraf-ı Acizaneme, Acizâne tarafıma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزی] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Beceriksizlik, kabiliyetsizlik.

2.Fakirlik, tevâzu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجزیت] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragacanth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ağız yaraları, “basit” ve “derin” veya “sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Her gün 1 adet orta büyüklükte çiğ soğan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İmtizaç, uyuşma, muaşeret: Hüsn-i Amîziş (iyi geçinme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir musiki sisteminde nota yazısının ve aralık esasının dayandığı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. unexpectedly. bang. out of the blue. instantaneous. for a wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Arızîye). Yaradılıştan olmayıp sonradan zuhur ve taalluk eden: İlim insanda zâtî değil, Arızî bir haldir. (bk.) Arazî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. temporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارضی] geçici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrophysique

gök. b. yıldız fiziği

Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. footprint. footstep. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot mark. foot print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aziz’e ait. - XVI. yy.’da yaşamış Türk şairi. “Yedikuleli Azizi’ lakabıyla tanınır. Asıl adı Mustafa’dır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

us.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

us.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Galatı: mızıkçı). Oyunda hile yapan, hilebâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Sıkılmak, darlıkta bulunmak.

2.Müzevirlikte bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Biz zamirinden: Bizim işimiz, bizim gelmemiz, bizimle beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

our. ours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

our.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bize müteallik olan, bizim tasarrufumuz altında bulunan: Sizin ineğiniz bizimkinden ziyade süt veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BIZR) (i. A.). Dılak. Kadın tenasül organının bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris. clitoris klitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth rate. rate of growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çizik..

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruk yağının kıkırdağı.

2.Cızlayan, hisseden, hassas.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizmekten hasıl olan iz, hat, yol: Bu aynanın bir çiziği var. Sudanlılarin yanaklarındaki çizikler. Çizik çizik = Yol yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. scar. scrape. dint. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. mark. scrape. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. line. mark. bruise. clink. nip. rent. gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Baştan savma, üstünkörü bir şekilde yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rasgele yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizgileri olan: Çlzikll, çizili bir ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruled. lined. marked. scratched. drawn. delineated. canceled. crossed out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmek işi. (bk.) Çizilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgiler ve hatlar peyda etmek, sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalanmak: Bu kâğıt kolay çizilmiyor, bu ayna çizilmiş.

2.Çizgi çekilerek kaydı silinmek: Onun İsmi defterden çizildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked / drawn / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir şeklin belli kaidelere uygun olarak çizilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. construction. illustration. picture. technical drawing. ichno-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. drawing. construction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artwork. drawing. design. design work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif sıyrık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Et ve ona benzer şeylerin şiddetle yanarken çıkardıkları sesi taklit ve tasvir eder: Cızır cızır yandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanarken veya kızarırken cızır cızır etmek, cızır cızır yanmak veya kızarmak.

2.Kalemin ses çıkarması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. to sizzle. to creak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cızırdama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. splutter. sputter. cross talk. strays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. scratch. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaking sound. splutter. whiz whizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cızırtı çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zühre, Çulpan, Venüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptallığı yüzünden her zaman densizlik eden, pot kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twat. blockhead. pisser. jerk. ponce. fucker. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Foklara benzer bir iri deniz memelileri takımı.

2.Masallarda belden aşağısı balık, belden yukarısı kız şeklinde tasvir edilen hayali bir yaratık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Sıralama, Ar. nazım, silk: Teşbih, inci dizisi. 2.Sıralanmış, bir Doğan sıra teşkil eden şey: Bir dizi inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batch. battery. course. line. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. serial. paradigm. scale. progression. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

array.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Series. file. range. rank. row. series. string. line. scale. progression. train. linkage. configuration. tier. bank. gear. layer. queue. form. formation. lineup. catena. tail. strand. skein. ordinal. course. alignment. strung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in rows. lined up. string together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serial film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV series.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dizi halinde sıralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıralanmış, sıralı. Osm. silke çekilmiş: Dizili asker; dizili saksılar, inci. 2.Tertip olunmuş: Dizili sayfalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranged in a line or row. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıralanma, bir sıra teşkil etme. Matbaacılıkta harflerin baskıya hazır olmak üzere tertip edilmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. arranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıralanmak, dizilmek, sıraya konmak, bir sıra teşkil etmek: Yolun üzerinde dizildiler.

2.(harf) basılmak üzere yazı tertip olunmak: Bu kitaptan kaç forma dizildi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range. to be arranged in an order. to be set in type. to be strung. to be lined up. to line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged in an order. to line up. to be set in type. to be strung up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. typesetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concordance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dizme. (bk.) Dizme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1.Eskiden, Katolik inançlarına karşı gelenleri araştırıp cezalandırmak üzere kurulan kilise mahkemelerinin adı. 2.Engizisyon (Latince:inquisitio, soruşturma), Katolik Kilisesine bağlı bir mahkeme sistemi idi. Gerek kararları, gerek siyasi ve dini görüşleri nedeniyle üç büyük engizisyon adından çok söz ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Inquisition. holy- office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derinlere kadar işleyen yara, dolama, kurlağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık yeşil, asma filizi renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film star. motion picture star. cinemactor. movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. feasibility

yapılabilirlik

Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Cisimlerin hususiyetleri İle kimyevî değişikliğe uğratmaksızın hal veya hareketlerini değiştirme esasları üzerinde çalışan ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.İnsan vücudu ile alâkalı: Kültür fizik = Vücudu kuvvetlendirmeye, zindeleştirmeye hattâ bazı hafif sakatlıkları düzeltmeye yarayan hareketler, beden eğitimi. 2.Bir şahsın fizyonomisi, dış görünüşü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fizikle alâkalı (nisbet bildirmek için Arapça ekle yapılan «fizikî» sözü ile aynı mânâyı ifade etmek için uydurulan «fiziksel» sözü yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physique. physics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physics. physical. physical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fizik bilgini veya öğretmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist. physics teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Varlıkların duyum dışı sayılan temellerini araştıran felsefe dalı. (bk.) Metafizik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریزی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression. geometrical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırîziyye). Tabiî, esasta olan: Harâret-i gırîziyye = İnsan ve hayvanda solunumdan meydana gelen iç sıcaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ekşilik, kekrelik.

2.(kimya) Bir cismin ekşi olması.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hizb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. sect. in-group. splinter group. faction. cabal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. faction. schism. coterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction group. clique. faction. parliamentary group. in group. schism. sect. splinter. split in a party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a factionary. factionist. factious. fractionalist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creating a faction. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into factions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Ebedî hayata kavuştuğu söylenen llyas Peygamber’in lakebıdır: Hızır İlyas. Hızır İlyas (hıdrellez) günü = Hıristiyanlarca Circis Peygamber’e mahsus gün ki, eski nisanın 23. ve şimdiki takvime göre mayısın

6.günü olup ekimin 26’sındaki «kasım» günleriyle beraber yılı hemen hemen eşit iki kısma böler. Aslı «Yeşillik günü» mânâsiyle «RÜz-i Hızır» olsa gerektir; zira tam ağaçların yapraklandığı ve ortalığın yeşillendiği mevsimdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an immortal person believed to come in time of need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yeşil. Yeşillik. 2.Kehf suresinde 59-81.ayetlerde bahsi geçen ve Hz.Musa’nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstanbul’un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtiyâr). Astrolojide yıldızlara göre herhangi bir işin yapılacağı ve yapılmıyacağını gösteren bâtıl hükümler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. barren. dud. hopeless. pathetic. useless. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good- for-nothing. incommodious. kaput. trifling. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Zerdüşt dininde iyilik ilâhı.

2.İslâm’dan sonra iranlılarin «Tanrı» mânâsında kullandıkları kelimelerden biri İZİN


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. authorization. permit. allowance. toleration. consent. leave. day off. vacation. holiday. concession. excuse. furlough. green light. imprimatur. liberty. pass. sanction. vac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. consent. countenance. leave. licence. okay. permission. permit. sanction. ok. the go-ahead. license. discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. permit. vacation. leave of absence. allowance. authorization. countenance. go ahead. leave. letter of grant. licence license. pass. permission. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذن] izin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. authorize. brook. consent. countenance. empower. excuse. have. let. permit. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a discharge. allow. consent. empower. grant permission. to give leave. to grant leave. let. okay. to give permission. to grant permission. permit. to give sanction. set one's seal to. suffer. to give time off. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İzin ve ruhsat almış olan, mezun.

2.İzin olarak memleketine veya evine gitmiş olan (memur, er, talebe vesaire).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on leave. on vacation. off duty. approved. authorized. licensed. off. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off. on leave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on leave. on vacation. on leave of absence. authorized. entitled. on furlough. licenced licensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İzni olmayan, ruhsatsız.

2.Mektepten hafta sonu çıkmaya ve evine gitmeye izinli olmayan, ceza olarak bu izinden mahrum olan (talebe): Uç hafta izinsiz kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission. kept in. detention. unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. campusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics. geophysics yerfiziği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development pace. rate of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public interest. the public interest. public benefit. common interest. common weal. public capacity. the public good. public purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: carte de visite). Ziyaret kâğıdı. Herkesin isim, unvan, görev ve adresi yazılı ince mukavva parçası ki, ziyaretlerde tebriklerde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Kart.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business card. card. visiting-card. visiting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visiting card. calling card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling card. business card. business / calling card. pasteboard. personal card. visiting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kırmızı, çok kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright red. scarlet. ruddy. aglow. crimson. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very red. carmine. crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very red. crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kızıl, pek kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirghizistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirghizia. kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya, Çinin batısı.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 75 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 198,500 km².

Sınırları: toplam: 3,878 km.

sınır komşuları: Çin 858 km, Kazakistan 1,051 km, Tacikistan 870 km, Özbekistan 1,099 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Tien Shan’ın yüksekliklerinde kuru kıtasaldan kutupsala değişiklik görülür; güneybatıda subtropikal iklim görülür, kuzey dağ eteklerindeki bölgelerde subtropikal iklim görülür.

Arazi yapısı: Tien Shan zirvesini vadi ve havzalar kuşatmışlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Kara-Darya 132 m.

en yüksek noktası: Jengish Chokusu 7,439 m.

Doğal kaynakları: Çok hidro güç, altın kaynakları ve diğer metaller, kömür, petrol, doğal gaz, cıva, bismut, kurşun, çinko.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.55.

daimi ekinler: %0.28.

Diğer: %93.17 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,720 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,213,898 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.32 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.5 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 34.49 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.49 yıl.

Erkeklerde: 64.48 yıl.

Kadınlarda: 72.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,900 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kırgız.

Nüfusun etnik dağılımı: Kırgız %52.4, Rus %18, Özbek %12.9, Ukrayna %2.5, Alman %2.4, diğer %11.8.

Din: Müslüman %75, Rus Ortodoksları %20, diğer %5.

Diller: Kırgızca - resmi dil, Rusça - resmi dil.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.7.

erkekler: %99.3.

kadınlar: %98.1 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kırgızistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kırgızistan.

Yerel tam adı: Kyrgyz Respublikasy.

yerel kısa şekli: yok.

Eski adı: Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Kyrgyzstan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bişkek.

İdari bölümler: 7 bölge ve 1 şehir; Batken Oblasty, Bishkek Shaary, Chuy Oblasty (Bishkek), Jalal-Abad Oblasty, Naryn Oblasty, Osh Oblasty, Talas Oblasty, Ysyk-Kol Oblasty (Karakol).

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kal


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırmız renginde, kızıl, al, Ar. ahmer, Fars. sürh: Kırmızı erik; kırmızı çuha. ‘ ıpkırmızı = Çok kırmızı (asıl kırmız rengine yani kızılın yalnız bir çeşidine mahsus iken, dilimizde kızıl yerine geçip bu kelimenin yerini almıştır).

2.Kızıl renk, kızıl boya: Kırmızıya boyamak; kırmızıdan hoşlanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. scarlet. ruby. cherry. florid. gules. ruddy. red. scarlet. ruby. carmine. gules. erythr-. erythro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. sanguine. scarlet. snooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. carmine. crimson. cochineal. scarlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amberfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.

İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.

Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.

Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalını sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?

Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir. İlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.

Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red pepper. cayenne pepper. capsicum. chilli. chili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cayenne pepper. red pepper. hot pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(guinea pepper): Olgunlaşak kızarmış yıllık biberin kurutularak toz haline getirilmiş şeklidir. Kullanıldığı yerler: Hazmı kolaylaştırır. Mide tembelliğini giderir. İştah açar. Kusmayı önler. İshali keser. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. İshali keser. İdrar ve ter söktürür. Cinsel istekleri kamçılar. Grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. Merhemi lumbago, nevralji ve romatizmada faydalıdır. Egzama, yüksek tansiyon, üremi veya damar sertliğinden şikayet edenler kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redden. to turn red. glow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıllık, kızıl renk, Ar. humret, ihmirâr: Bu gülün kırmızılığı; akşamüstü bulutların kırmızılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness. ruddiness. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızıya çalan, kırmızıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reddish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reddish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırmızı, el, Ar. ahmer, Fars. sürh: Kızıl elma, kızıl toprak; kızıl boya.

2.Kırmızı olacak derecede ısınmış, kızgın, kor gibi: Kızıl demir.

3.Kızıl renkli saç, sakal, bıyık, tüy, Ar. eşkar: Kızıl sakal.

4.Bir tarz ve cinste pek mübalâğalı, aşırı derecede olan: Kızıl deli. 5.Altın, altından, Ar. müzehheb, Fars. zerrîn:

6.mec. Aşırı solcu, komünist. Kızıl Adalar = İstanbul Adalarının eski bir adı. Kızılbaş =

1.Safevî asker, Fars. sürh-serân.

2.Müfrit Şiî bir zümre. Kızıl hastalık = «Kızıl» denilen bulaşıcı hastalık. Kızılsöğüt = Söğüt ağacının bir cinsi. Kızılşap = Açık eflâtûnî renk. Kızılyaprak = Ağarotu. Kızılyumurta = Paskalya yumurtası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızamığa benzer ve ondan daha şiddetli bulaşıcı bir çocuk hastalığı, iskarlatin («kızıl hastalık» da denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kıldan ip.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra, ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse böbrek iltihabına neden olabilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam adaçayı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Ilıdıktan sonra gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. rusty. lurid. red. scarlet fever. scarlatina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger. red. redhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarlet fever. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palamutlardan, kerestesi kolay işlenir bir ağaç (Lat. alnus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redwood. alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yurt içinde ve dışında, deprem, savaş, salgın hastalık, yangın ve su baskını gibi hallerden zarar görenlere her türlü yardımı sağlayan ve bağışlarla yaşayan bir hayır kurumu,Osm. Hilâl-i Ahmer (Kızıl Haç’ın —iran hariç— Müslüman ülkelerde aldığı addır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızımsı, kırmızıya çalar. Kızılcabuğday = Bir cins yumuşak buğday. Kızılca kıyamet = Velvele, büyük patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırmızıca, kırmızımsı.

2.Bir çeşit düzgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reddish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightful row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılcıkgillerin örnek bitkisi. Kızılcık meyvesi, zeytinden küçük, kırmızı ve mayhoş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cornus): Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7-8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1-1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur. Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapar. Kabukları ateş düşürür. Ağız paslanmasını giderir. Ağız yaralarını geçirir. Şurubu, vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familyaya iri gövdeli ağaçlar girer; yüz kadar cinsi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red indian. indian. american indian. red indian. redskin. amerind. amerindian. injun. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. american indian. red indian. redskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red-skin. an American Indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden Roma’yı hatırlatan bu tâbir, sonraları «Türkçülük ülküsü» mânâsında kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hıristiyan ülkelerde Kızılay karşılığı olan yardım teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Ikiçeneklilerden, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serçegillerden, göçmen bir kuş (Lat. phoenicurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırmızılık, kırmızı renk, Ar. humret. Yangın kızıllığı = Alevin aksi. Kızıliıkotu = Eşekkulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri kızmak: Böyle şeylere kızılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Işık tayfında kırmızının ötesindeki alanda yayılan ve ısı ışınlarından ibaret olup, gözle görülemeyen ışıltı, enfraru).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Açık eflâtun renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden, yol kenarlarında biten bir bitki (Lat. agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

isim, halk ağzında

1.Köy muhtarı yardımcısı.

2.Köy kâhyası.

3.Köy bekçisi


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. vehement. heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escalation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Şiddetlenmek, alevlenmek, Osm. iştiâl ve iştidâd eylemek: Kavga, münakaşa kızıştı.

2.Revaç bulmak, değeri artmak: Pazarlık, alışveriş kızıştı.

3.Kızgınlık ve ısı peydâ etmek, azmak, çiftini aramak: Aygır, koç, tavuklar kızıştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to get excited. to be on heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become fierce or heated. to begin to fight or struggle fiercely. to become lively or violent. to go into rut. escalate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızışmasını sağlamak, hararetlendirmek, tutuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. to incite. to provoke. to abet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the fury or violence of. to enliven. to get people worked up. to incite. to make-red hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Queen of spades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Queen of spades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fizikötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métaphysique

fel. doğa ötesi

Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendental. metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military band. harmonica. brass band bando. mouth organ armonika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass band. harmonica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.) (musiki). Askeri orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. F.) (musiki). 1826’da kurulan ve konservatuar mahiyeti de taşıyan Türk imparatorluk orkestra ve icrâ hey’eti teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Yersiz bahaneler bularakbir oyunu, bir işi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. unpredictable. poor sport. spoilsport. killjoy. wet blanket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who wants to quit as soon as things start going against him. sb who won't play the game. spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mızıklanma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not playing the game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quit as soon as things start going against him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi, bir oyunu bozmak için sudan bahaneler çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beef. to carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grumble. to complain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nâçizlik, değersizlik, ehemmiyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Nâfizlik, sözü geçerlik.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Belli bir nüfustaki ölümlerin sayısı. Değişik biçimlerde hesaplanır. Bir hesaplama yöntemi olan kaba ölüm hızı, belli bir coğrafi alanda beher 1.000 kişi başına yıllık ölümlerin toplam sayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paralysie

tıp inme

Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fingerprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger print. finger mark / print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fingerprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger print. finger mark / print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. «râfıza»dan imen.) (mü. râfıziyye). Şiî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şît mezhebi, Şiî inancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Zarara uğrama tehlikesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk. risk risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hükümdara yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. temellük, mülk edinme, tasarruf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekiz derecesinde olan, yedinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth. eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيارات] gezegenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce işleyen ağrı, sinir ağrısı: Bacaklarımda sızı vardır, birtakım sızılar dolaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. pain. hurt. sting. discomfort. pang. prick. throe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. sting. ache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. pain. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Ağlaşma, şikâyet.

2.Hoşnutsuzluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sızlamak mânâsını kuvvetlendirmek için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sen zamirinin çokluk genitifidir. Sizin babanız, sizin peder, bu kitap sizin midir? sizinle beraber, sizin gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

your.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thy. your. yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

your.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahar (kâğıt); haşıl (kumaş), helme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siz zamirinin aitlik şeklidir. Mâlikin hakkında, mâlik olunanın teklik olduğunu gösterip mâlik olunanları da çokluğu istenirse «ler» edâtı eklenir: Seninki, seninkiler; sizinki, sizinkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kabdan veya taşlar arasından damla damla terleyip akan sıvı: Yağ sızıntısı, su sızıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leakage. leak. ooze. efflux. outflow. creep. creepage. emanation. escape. runaway. seepage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. leak. leakage. ooze. dripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leakage. ooze. seepage. complaining. compliant. discontent. dissatisfaction. sth which has leaked / trickled / oozed out. dribble. seep. tricklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default interest. moratory interest. past due interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden ramazanda meyhaneler zorunlu olarak kapatılırdı. Bayram arifesinde meyhaneciler gedikli müşterilerinin evlerine midye ya da uskumru dolmaları gönderirlerdi. Bu ikramlara „unutma bizi dolması’ denirdi.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uysal, nazik yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stimulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautionary. premonitory. stimulus. exciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stimulus. stimulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vezir. Grand Vizier sadrazam. vizierate, viziership i vezirlik, sadrazamlık. vizierial s. vezire ait, sadrazam tarafından verilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi).

1.Uçuşan böcekler gibi ince bir sesle gürültü etmek: Sivrisinekler vızlayıp, vızıldayıp duruyordu.

2.Yavaş bir sesle fakat durmadan şikâyet etmek, sızlanıp durmak: Artık sen de vızıldayıp durma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sing. whiz. whizz. whoosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buzz. to hum. to bellyache continuously. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sızlanmak, aralıksız şikâyet edip durmak: Artık çok vızıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi).

1.Uçuşan böceklerin çıkardığı ince ses: Arıların vızıltısı.

2.Aralıksız ve sıkıcı şikâyet, sızıltı: Artık vızıltı elverir, bak bir vızıltı çıkmasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sibilance. whiz. whizz. zing. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. fizz. whiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. hum. continuous bellyaching. burr. whiz whizz. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bir işin sürat ve kolaylıkla olmasını taklit ve tasvir eder, haydi haydi: Bu işi vızır vızır yapar, vızır vızır geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Ziyaret.

2.Hekimin bir hastayı ziyareti. 3.Hekim ücreti: O tabibin vizitesi kaç liradır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee. visit. daily attendance. doctor's rounds/fee. domiciliary/medical visit. fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, kudret, zor, güç. Yârây-ı suhan Söz söylemek kudreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «yarmak» tan, belki aslı: yarık).

1.Vücutta silâhla açılmış gedik, Ar. ceriha: Kılıç yarası, kurşun yarası.

2.Her ne şekilde olursa olsun vücutta açılmış gedik: Firengi yarası, kolları yara içinde, yara yeri, izi. 3.Cansız şeylerde kesik yer: Ağaçta balta, kundurada bıçak, elbisede makas yarası.

4.mec. Acı, büyük keder: Yürek yarası (eski şiir dilinde: yâre).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. canker. cut. hurt. injury. lesion. raw. sore. trauma. ulcer. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. lesion. sore. wound. injury. gash. boil. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injury. wound. open sore. ulcer. laceration. gash. rent. tear. hurt. insult. lesion. trauma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یارا] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicatrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. scar. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicatrice. scar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YA RAB) (i. A ). Ey Rabbim, Ey Mevlâ’m, Allah’ım: Aman YArabbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi yaratan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. physical constitution. make-up. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. making. natural disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Silâh.

2.Levazım, mühimmat.

3.(argo) Erkeklik organı. Dalyarak =

1.Kılıç çekmiş.

2.mec. Hemen her şeye düşünmeden atılan. Yat yarak = Silâhlar ve mühimmat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Silâh ve mühimmat tedarik etmek.

2.Hazırlanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yara açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. hit. hurt. injure. lacerate. maul. prick. rasp. scotch. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injure. lacerate. maul. shoot. wound. to wound. to injure. to cut sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wound. to injure. to do sb an injury. to hurt sb's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yerinde yara açılmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme, kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa, yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir. Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz bezi ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Basit yaralarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz tohumu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 100 gram maydanoz tohumu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Bu suyla pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injured. scarred. sore. stricken. wounded. casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casualty. injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injured. wounded. sth which has an open sore or ulcer on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.işe gelmek, iş görebilmek, kullanılabilir hâlde olmak: Bu bana yaramaz.

2.Faydalı olmak, kendisinden faydalanılmak: O adam bize çok yaradı.

3.Uygun ve muvafık gelmek, sıhhate faydalı olmak: Buranın havası bana yaradı, bu yemek, bu su bana yaramıyor.

4.Lâyık olmak, gerekmek: Ona iyilik yaramaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. agree with. avail. benefit. correspond. do for. lend itself to. profit. serve. be of service to. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefit. to be serviceable. to be of use. to be useful. to do good. to benefit. to be suitable. to work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be of use to. to serve sb's purpose. to serve. to avail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işe gelmez, hayırsız, faydasız.

2.Kötü, Ar. şerîr, muzır, habîs.

3.Zorba.

4.Gürültücü, patırtıcı, rahat durmaz: Yaramaz çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-effective. good-for-nothing. elfin. elvish. impish. mischievous. naughty. obstreperous. prankish. rompy. skittish. undisciplined. unmanageable. wicked. little perisher. pickle. rogue. scalawag. scamp. scapegrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elfin. bad. handful. impish. naughty. rascal. rogue. scallywag. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischievous. naughty. useless. good-for-nothing. unlicked cub. impish. no- good. puchish. wicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escapade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. uselessness. naughtiness. rudeness. unsuitability. misbehaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughtiness. mischievousness. devilment. devilry. escapade. misbehaviour. mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Dostlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاران] dostlar, arkadaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaranmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birinin işine yarayacak ve birine faydalı olacak harekette bulunmak: Ne yaptımsa bizim komşuya yaranamadım.

2.Yalandan birinin hoşuna gidecek harekette bulunmak: Kendisine yaranmak için yapıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) YArab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşe gelir, faydalı, lâzım: Yarar bir şey değildir, yarar su.

2.Cesur, yiğit: Çok yararlığı görüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. avail. benefit. convenience. efficacy. gain. grist to the mill. stead. use. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. avail. benefit. expediency. gain. interest. point. profit. service. use. utility. useful. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. benefit. profit. behoof. efficacy. gain. service. serviceableness. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarar temin etmek, faydalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put account. turn to account. take advantage of. avail oneself of smth. benefit. capitalize. enjoy. impose. parlay. pass over. pass up. practice on. practice upon. practise on. practise upon. profit. profit by. refer. rejoice in. use. make use of. u.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avail. enjoy. harness. utilize. to make use of. to utilize. to benefit. to take advantage of. to cash in. to capitalize on sth. to avail oneself of. to draw on/upon sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw benefit from. to benefit from. to profit from. to make good use of. to utilize. benefit. draw upon. exploit. profit. pull a fast one. take advantage of. turn. turn to account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. beneficial. benign. benignant. efficacious. good. handy. healthful. healthy. helpful. profitable. salubrious. salutary. sanative. sanatory. subservient. of use. useful. wholesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. asset. constructive. efficacious. expedient. helpful. nutritious. positive. profitable. remunerative. serviceable. useful. beneficial. profitable faydalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial. serviceable. useful. worthwile. advantageous. effectual. expedient. functional. practicable. profitable. suitable. efficacious. good. healthful. helpful. instrumental. lucrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make oneself useful. pay. to stand sb in good stead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşe yarama, faydalı olma, Osm. nâfî, müfîd ve lâzım olma.

2.Cesaret, yiğitlik: Bu muharebede çok yararlığı görüldü.

3.Ehliyet, kabiliyet, iktidar: Onun yararlığı mâlûmdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility. service. usefulness. efficacy. efficiency. functionality. practicability. use. degree of utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless. footless. inexpedient. invalid. otiose. pointless. profitless. unobliging. unserviceable. useless. no good. of no avail. gainless. it's no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. hopeless. idle. pointless. useless. vain. unprofitable. pointless faydasız. nafile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. unserviceable. useless. of no use. functionless. futile. idle. incapacitated. ineffectual. inefficacious. inefficient. inept. inutile. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları, elleri ile ayakları arasına gerilmiş zardan ibaret olan memeli bir hayvandır ki, gözleri ışığa dayanamadığından yalnız gece dolaşır (vespertilio).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat. flying fox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışma, uyma, uygunluk, münasebet: Yaraşık almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming. it befits. suitable. seemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışma, uyma, muvafık ve münasip gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakışmak, uymak, iyi gelmek, Osm, mutâbık ve muvflfık gelmek.

2.Münasip olmak, uygun gelmek: O iş size yaraşmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. befit. behoove. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suit. to become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uydurmak, yakıştırmak, Osm. tatbîk ve tevfîk etmsKı

2.Bezemek, tezyin etmek, süslemek.

3.Asılsız bir şeyi insanı inandıracak suratfe ileri sürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoktan var eden, Allah, Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaratan, Allah, Ar. halik, hallâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creative. fertile. imaginative. ingenious. inspired. inventive. original. originative. pregnant. procreative. productive. architect. author. builder. composer. creator. father. inventor. originator. procreator. worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author. creative. creator. imaginative. inventive. original. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creative. creator. generating. imaginative. inventive. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. creativeness. creativity. genius. ingeniousness. ingenuity. invention. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality. vision. creativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creativeness. creativity. ideality. ingenuity. inventiveness. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yaratılmış canlı varlık, mahlûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. creature. criter. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. creature. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yoktan var ediliş, Ar. halk, hilkat, Fars. Aferîniş: Alemin yaratılışı.

2.Cibillet, tabiat, fıtrat: Onun yaratılışı öyle.

3.Bünye, mizaç: Yaratılışı zayıf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genesis. creation. temperament. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoktan var edilmek, Osm. halkolunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaratmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. creating. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yoktan var etmek, Osm. halketmek: Allah, yeri ve göğü yarattı.

2.Meydana getirmek, Osm. ibdâ etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beget. call into being. compose. conceive. create. father. incur. originate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

create. to create. to give existence to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

create.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde ‘zeka testi’ olarak geçen, İngilizcesi ‘zeka bölüm puanı’ gibi bir anlama gelen ‘Intelligence Quotient Score’ veya kısaca 1Q olarak adlandırılan bu test, İngilizcesinde belirtildiği gibi, bir insanın bazı branşlardaki akademik yeteneğinin ve bilgi derecesinin karşılaştırmalı olarak üstünlük derecesini ölçmeye yarayan bir testtir.

Aslında insan yüzlerce değişik zihinsel yeteneklere sahiptir. Bu yeteneklerin bir kısmı bu testlerle doğru olarak ölçülebilir, insanların bazı akademik yetenekleri ortaya çıkartılabilir. Zeka testleri ile insanların zeka derecelerinin diğer yeteneklerine etkisi hakkında az çok bilgi edinilebilir.

IQ test soruları genelde sözcük sorularını, mantık, akıl yürütme ve sayı dizisini tamamlama gibi soruları içerir. Çocuklara uygulanan zeka testlerinde önce çocuğun zeka yaşı hesaplanır.

Çocuğa normal yaşının altındaki ve üstündeki yaş gruplarına ait sorular sorulur. Hangi yaş grubunun sorularını tümüyle bildiyse (birden fazlaysa en yükseği) o yaş grubu çocuğun tavan yaşı olarak kabul edilir. Bunun üstündeki gruplarda bildiği soru sayısı, toplam soru sayısı göz önüne alınarak, ay bazında tavan yaşına ilave edilir.

Zeka yaşının ve zeka seviyesinin bulunmasını bir örnekle açıklayalım. 9 yaşındaki bir çocuğa 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 yaş gruplarından 12’şer soru soruluyor. 6, 7 ve 8 yaş grubu sorularının hepsini biliyor. 9 yaş grubundan 10, 10 yaş grubundan 8, 11 yaş grubundan ise 6 soruyu doğru cevaplıyor. 12 yaş grubu sorularını bilemiyor. Buna göre çocuğun zeka yaşı :

8 yaş + 10 ay + 8 ay + 6 ay = 8 yaş + 24 ay = 10’ dur.

Zeka seviyesi (IQ) ise zeka yaşının 100 ile çarpılıp, doğum yaşına bölünmesi ile elde ediliyor. Bu örnekte zeka seviyesi:

IQ = (zeka yaşı x 100)/ doğum yaşı = (10xl00)/9 = 111’dir.

Zeka seviyesinin değerlendirilmesi ve toplumda bulunma oranı ise şöyle:

Bir kişinin 1Q seviyesini ölçmenin en iyi nedeni, onun gelecekteki akademik yeterliliğini değerlendirmek olabilir. Eğer bir konuda IQ puanı yüksek ise, o konuya yöneltilebilir, eğitim gösterilip eksikler tamamlanabilir. Puan düşükse o konu ile fazla uğraşmayıp bir başka konuya yönlendirilebilir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir husus şudur ki, IQ testleri insanların müzik, sanat yeteneklerini, his, psikolojik ve ruhsal durumlarını ölçemez. Yüksek IQ puanı o kişinin ilerde mutlu olacağını, akıl sağlığını ve ruhsal gelişimini garanti edemez. Düşük 1Q puanı da o kişinin ilerde zenginlik, his ve ahlak bakımından başarısız olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenlerle günümüzde zeka testleri ile beraber bir de ‘duygusal zeka’ (emotional intelligence) yani EQ testleri de yapılmaktadır. Bu test özellikle kurum ve kuruluşlarda, takım çalışmalarında verimi arttırmak, bireysel başarıyı toplu başarıya dönüştürmek için önem kazanmaktadır.

Dünyada normal insanların yapabilecekleri bütün işler için 50 ve üstü IQ puanı yeterlidir. Zaten insanların çoğu bu seviyededir. Dünyada bu seviyede IQ puanına sahip olup da önemli görevlere gelmiş, büyük iş adamı ve zengin olmuş bir çok insan vardır.


Genel Bilgi by