Yat ne demek? | Yat anlamı nedir? | Yat

Yat anlamı nedir?

Yat ne demek?

Yat anlamı nedir?

Yat | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

yacht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yacht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Ab-ı hayat v.s. (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيات] ahlak bilgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخياط] iplikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Akıl ile keşif ve tahkik ve sırf müsbet esastan ibaret olan maddeler ve hususlar: Aklîyât ile nakliyât arasında her vaKit uygunluk olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ameliye» bu mânâ ile lisanımızda kullanılmaz). Bir fen ve ilmin icraat ve tatbikat ciheti: Ameliyat-ı cerrahiye, ameliyat-ı kimyeviye, ameliyat görülmedikçe kimyadan bir şey anlaşılmaz. Tıp fakültelerinde talebelerin tahsillerini tamamlamaları, mahir profesörlerin nezaretinde büyük hastahanelerde ameliyat görmelerine bağlıdır. Dilimizde fiil gibi de kullanılır: Filan operatör dün pek büyük bir ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical. operating. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgery. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical operation. performance. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليات] işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hastaların ameliyat edildiği oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. theater. theatre. operating theater. operating theatre. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatre. operating theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. operating theater. operating theatre. operating theater theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arabiyyet). (bk.) Arabiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yer ilmi, jeoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy price. exorbitant price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقيات] arkeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطيات] bağışlar, ihsanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ayet) Ayetler, (bk.) Ayet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آیات] ayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) – Hayatın gözü, hayat pınarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. property. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Hayattan kurtulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legumes. pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eskiyip tazeliğini kaybetmiş, tazenin zıddı: Bayat ekmek.

2.Eski, modası geçmiş, artık kullanılmaz: Bayat mal, eşya

3.Tatsız, lezzetsiz, soğuk. Dükkân bayatı = Eskiden, dükkânda kalıp satılmayan hurda eşya.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fresh. dated. stale. old. corny. cut-and-dried. threadbare. trite. twice-told. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corny. rancid. stale. old. trite. hackneyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale. old. fogy. cold. corny. mouldy. shopworn. threadbare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir basit makam. Uşşak makamının inici şeklidir. Adını Oğuzlar’ın Bayat kabilesinden almıştır ve «Beyâtî» telâffuzu saçmadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakıp eskitmek: Suyu bayatlatmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Base Price)

Bir hisse senedinin seans içinde işlem görebileceği üst ve alt fiyat limitlerinin ve fiyat adımlarının belirlenmesine esas teşkil eden fiyattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. mantık). Delil ve ispata muhtaç olmayacak görünüşte açık ve anlaşılan şeyler, umûr-ı bedîhîyye: Be dîhiyyâta karşı söz söylemek abestir

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Estetik ilmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بليات] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Sağ, diri, hayatta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برحيات] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریات] antropoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bayatî makamının yanlış telâffuz şekli. (bk.) Bayatî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işiyle geçirme. 2.Türk müziğinin en eski makamlarından olup, hala kullanılmakta olan bir makamdır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حيات] cansız, yaşamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Price)

Borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre oluşan fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya yaptırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya sürdürmek, bir vasıtayla boya yaptırmak: Evi kime boyattınız? Çarşafı kırmızıya boyattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth painted / dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنيویات] bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sofa bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيات] cemiyetler, dernekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cibâyet’in c. câbîllkler, vergi ve gelir toplamalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten çalışılacak işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cinâyetin c. cinâyetler büyük, ağır suçlar.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cüz’İ’nin c.

1.Ehemmiyetsiz, değersiz, ufak tefek şeyler.

2.Mânâsı düşünüldüğü zaman zihinde ortaklık kabul etmeyen şeyler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزئيات] küçük şeyler, önemsiz şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin üstüne istinat ettirmek: Elimdeki şeyi duvara dayattım.

2.Dik cevap verip karşı durmak, zıt gitmek, cevap vermemek: Biraz daha sordum, dayattı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insist. stick out. exact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insist. to cause to lean. to insist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth leaned on sth else. to insist on getting one's own way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Silisli sert kabukları olan ve fosilleri kalın yer tabakaları meydana getiren bir alk familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diatonik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beyt). Beytier, evler. (bk.) Beyt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابيات] beyitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EDEBİYYAT) (i. A. c.). Edebî ilimler, şiir, kompozisyon, dil, gramer, arûz vs.’ye ait ilimler ki, fennin zıddıdır (Fr. lettres). Edebiyyât-ı Arabiyye, edebiyyât-ı şarkıyye, edebiyyât-ı garbiyye. kütüb-i edebiyyât = Arap, Doğu, Batı, edebiyatı, edebiyat kitapları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. belles lettres. polite letters. letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters yazın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edebiyatla uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. teacher of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «evvel» den imen.). Bir iş veya hâdisenin başlan, ilk kısmı, asıl madde veya vak’alardan önce ortaya çıkan alâmetler. Ar. mebâdî, mukaddemât: Bu işin evveliyyâtı vardır; evveliyyâtını bilmedikçe işi anlıyamazsınız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوليات] daha öncesi, eski durumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Doğru gerçek olmayıp farz ve takdir esasına dayanan şeyler: Faraziyatla uğraşıyor. Faraziyât-ı gayri mümkine = Gerçekleşmesi imkânsız düşünce ve fikirler. Fr. utopies.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fars edebiyatı, Farsça kaideleri, şiir vs. Fârisiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Astronomiyle alâkalı bilgiler: Felekiyyâtla uğraşmak; felekiyyâttan bahseden bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلکيات] astronomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Felsefe ile alâkalı fikir ve düşünceler. Filozofların fikir ve görüşleri: Felsefiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teknoloji.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فنيات] teknoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FERYAD) (i. F.).

1.Bağırıp, çağırma. Osm. vâveyla. Figan: Bir kadının feryâd ettiğini işittim; bir feryat koptu.

2.İmdat isteme, sızlanma: Feryadına yetişen olmadı; feryada takati yoktu.

3.Şikâyet, sızlanma: Vapurun yolsuzluğundan yolcular feryat ediyorlar.

4.El-aman, İllallah: Bir yaramaz çocuk ki, elinden feryat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. wail. outcry. scream. bellow. clamor. clamour. howl. jeremiad. lamentation. ululation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. ejaculation. scream. screech. squall. wail. yell. shriek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. cry for help. complaint. clamour. howl. hue. lamentation. scream. screech. shout. shriek. squall. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cry. howl. shriek. squall. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şikâyet eden, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Fİ’liyyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acts. deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکریات] düşünce ile ilgili çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİYAT) (i.). Ar. fiy kelimesinin çokluğu olup, dilimizde teklik gibi de kullanılır: Bunun fiyatı nedir? (bk.) Fiat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price. cost. figure. terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost. price. rate. valuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price. charge. cost. demand function. expense. figure. rate. rate regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Increments (tick))

Her hisse senedi fiyatı için bir defada gerçekleşebilecek en küçük fiyat değişimidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Indices)

Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimleri dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda daha düşük fiyatlı satım emirlerinin, daha yüksek fiyatlı satım emirlerinden; daha yüksek fiyatlı alım emirlerinin, daha düşük fiyatlı alım emirlerinden önce karşılanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricing. inventory pricing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get expensive. to go up in price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. priced. dear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİİLİYYAT) (i. A. c.) Fiilen ve gerçekten yapılan şeyler, vücuda getirilen işler, düşüncede ve sözde kalan niyet ve tasavvurlardan veya hayalî, farazî işlerden olmayıp meydanada görülen işler: Ben adamın sözlerine kulak asmam, fiiliyatına bakarım. Fiiliyatı görüldü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فعليات] eyleme dökülen işler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zinaya ait, meşru olmayan cinsî münasebete ait durumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.). Fars dili ve edebiyatı: Fürsiyyât ile çok uğraşmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غایات] gayeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gazeller. Gazelliyyât-ı Fuzûlî = Fuzûlî’nin gazelleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزليات] gazeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night-life. night life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's berth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Eski Roma sirklerinde birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla boğuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Mutlu, huzurlu bir hayat. 2.Gül gibi güzel hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dibindeki ağırlık dolayısıyle yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dik bir durum alan oyuncak.

2.mec. Müşkül durumlarda kendisini çabucak toparlamayı beceren kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler. roly-poly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hads.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gizli işler, sırlar: Hafiyyât-ı umOr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفيات] gizli şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation. earthwork. cutting. excavations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavations. digging. dig. excavation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kazmaya ait işler, toprak işleri, eski eserleri toprak altından çıkarmak için yapılan kazılar: Arkeologlar hafriyyât yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفریات] kazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلقيات] folklor, halk bilimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamâset anlatan şiirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Sanki sözün boş yerlerini doldurmaya mahsus «şey» ve «şu» gibi fazla ve lüzumsuz kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطائيات] hatalar, yanlışlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Havâİ şeyler ve sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa.

2.Avlu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAYAT) (i. A.). Dirilik, canlılık, sağlık, yaşayış, Fars. zindegî, ömür: Hayatında, hayatı müddetince, hayat ve mematı bir. Ab-ı hayat = (bk.) Ab. Hayât-ı câvidâni = Ebedî ömür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living. life. living. vita. existence. experience. heart's-blood. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living. life. vita. existence. experience. heart's-blood. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات] yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yaşayan, diri. 2.Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3.Yaşama, yaşayış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who enjoys life. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated. lively. full of beans. live. perky. rambunctious. vivacious. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle for life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss of life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living standard. standard of living. life standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of life. life pattern / style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hayat = dirilik, Fars. bahşîden = bağışlamak). Ömrü arttıran, pek ferah verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. F.) Hayat arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات جنسيه] cinsel yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات دینيه] dinsel yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات روز مره] gündelik yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيات بخش] hayat veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Hayat artıran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Yaşatan, yaşamaya zorlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayatiyye). Yaşayış ve ömre ait. c. Hayâtiyyûn = Felsefede rûhiyyûn ile uzviyyûn meslekleri arasında bir meslek ki, hayatı hususî bir varlık olarak ele alırlar. Fr. vitalistes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital. pertaining to life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital. pertaining to life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حياتی] hayatla ilgili, yaşamsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dirilik, canlılık. 2.Büyük önem taşıyan. 3.Hayata, yaşayışa ait, hayatla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( HAYATİYYAT) (i. A c.). Biyoloji, Fr biologie

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Canlılık, yaşama belirtisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حياتيات] biyoloji, yaşambilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist. survive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayta ten imüb.). Dikişçi, terzi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خياط] terzi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mizaha ait şiir, hikâye veya sözler: Hezliyyâtı çok sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hicviyye). Hiciv şiirleri ve bunları toplayan şiir dergisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایات] hikayeler, öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSSİYAT) (İ.A. c.). Duyguya ait hassalar, duygular: Kalbi hissiyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feelings. emotions. sentiments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسيات] duygular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dikişçilik, terzilik.

2.(cerrâhi) Kesilip yarılan bir uzvun, yapışmak üzere dikilmesi: Barsak hıyâtesi, damar hıyâsesi vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Köylü, kaba, eli bir şeye yakışmayan, bir şeyi güzel muhafaza etmeyi bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tatlı yemekler ve şekerlemeler, tatlı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Başlangıçlar. Başlangıçta olanlara öğretilen bilgiler ve bu bilgilere Ait kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). insan topluluklarının yaşayışını, bu toplulukları idare eden nizamları inceleyen ilim. Sosyoloji, Fr. sociologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتماعيات] sosyoloji, toplumbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyolog, toplumbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mübalağalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihsâ). İstatistik, Fr. statistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيات] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. masdar).

1.İleride lüzumu görülür İhtimal ve düşüncesiyle tedbirli davranma: ihtiyat üzere bulunmak, ihtiyatlı davranmak.

2.Basîret, uzak ve doğru görüşlülük, tedbir, gafletin aksi. 3.Şimdi lüzumsuz gibi görünüp ancak ilerde lüzumu ihtimaline göre saklanan şey: İhtiyat akçası, ihtiyat askeri. 4.(askerlik) Askerin devamlı silâh altında tutulmeyıp, icabında alınmak üzere terhis edilen sınıfı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

substitute. reserve. precaution. spare. backlog. wariness. cautiousness. caution. deliberation. discretion. providence. prudence. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudence. caution. precaution. reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. caution. precaution. hold as a reserve. capital reserve. counsel. discretion. foresight. forethought. prudence. safeguard. spare. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ احتياط] tedbirli davranış. 2.yedek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contingency reserve. reserve fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İhtiyat yoluyla, ilerde lâzım olur düşüncesiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a reserve. as a precaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vorsichtshalber. vorsichtigshalber. vorsorglich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتياطا] tedbirli davranarak, ihtiyatlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ihtiyâtiyye). ihtiyata dayanan veya ait olan: Tedbir-i ihtiyâtî = İhtiyatî tedbir. Aslklr-I ihtiyâtiyye = İhtiyat askerleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary injunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احتياط کار] tedbirli, ihtiyatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). ihtiyata uyan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı lâzım gelen tedbirleri tamamlamış, uzak görüşlü, basiretli: Çok ihtiyatlı adamdır. Ben daima ihtiyatlı davranırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic. provident. prudent. safe. wary. cautious. discreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. foresighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymayan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı vaktiyle tedbir düşünmeyen, gafil: İhtiyatsız adamdır. İhtiyatsız davrandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence. lack of restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). İktisat ilmi veya iktisada alt şeyler, ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیات] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divinity. theology. theology tanrıbilim. teoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLAHİYYAT) (i. A. e.).

1.Felsefenin ulûhlyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı.

2.Dint ilimlerin bütünü, Fr. tiologle (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur): llâhiyât Fakültesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهيات] tanrıbilim, teoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. inayet). İnâyetler, lutuflar, ihsanlar, iyilikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنایات] iyilikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Birinin, gerçeğe uygun olmamak üzere, kendiliğinden kurduğu, söylediği, hükmettiği şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyi daha önce kendisinin yapma kudreti, teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnisiyatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. isnâd). I. İsnatla alâkalı fikirler.

2.İsnatla alâkalı şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Beni İsrâil kitaplarında hurafe kabilinden, mitoloji ile tarihin karışmasından doğmuş hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİYAD) (i. A.). Adet edinme, alışma, dadanma: Her sabah bir saat atla gezinmeyi itiyat etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. consuetude. custom. groove. habituation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a habit of. to get into the habit of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfumes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfumes. attars. essences. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Güzel kokulu esanslar, yağlar vesair şeyler, esans, losyon, parfüm. Mevâdd-ı ıtriyy» = Kokulu maddeler: Itriyât satıyor, Japon çiçeklerinden yapılan ıtriyât pek makbûldur, ıtriyât kullanmak sünnet-i seniyyedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itriyat satan kimse veya dükkân, attâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطریات] kokular, ıtırlar, parfümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابليات] yetenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Closing Price)

Bir seansta Borsa kaydına alınan (tescil edilen) en son işlemin fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tabiatta kaya şeklînde bulunan tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the condition of being alive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kemmiyet). Kemiyetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bulunup meydana çıkarılan şeyler: Faydalı keşfiyyât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİTABİYYAT) (i.). Bibliyografi, bibliyografya, kitap bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Çirkin ve kötü işler: O adam kubhiyyâta düşkündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Tanrı’ya ve meleklere alt işler: Kudsiyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bütün makamları dolaşmak iddiasında bulunan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Strike Price, Exercise Price)

Opsiyon sözleşmelerinde, opsiyona konu olan kıymetin, opsiyonun kullanılacağı anda alınacağı veya satılacağıu fiyattır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete works. collected works. corpus. corpus juris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde pek çok makamı içine alan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. külliyye bu mânâda kullanılmaz).

1.Bir işin teferruatı olmaksızın toptan olan kısım ve ciheti: O, işin külliyâtı ile meşguldur, teferruata girişemez.

2.Bir yazarın ve şairin bütün eserlerini veya bütünüyle bir mevzuu içine alan seri, Lat. corpus: Külliyyât-ı SAdî, külliyyât-ı Zİyâ Paşa.


Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Boş sözler, saçmasapan şeyler: Lağviyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ya benzetilerek uydurulmuş bir sözdür). Boş lakırdılar, saçma-sapan sözler, Ar. türrehât, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.İlm-i ledün.

2.mec. Bir işin gizli cihetleri: Siz işin ledünniyyâtına vâkıf değilsiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Oyunlar, eğlenceler.

2.Mânâsız şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Levsler, kirli, pis şeyler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dil ilmi, Fr. linguistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لسانيات] dilbilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (sonradan yapılmış bir Arapça kelimedir). Oyuna alt eğlenceler, tiyatro, canbaz, hokkabaz vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high life. fat living. luxurious life. luxury life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high life. fat living. luxurious life. luxury life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادامالحيات] ömür boyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDİYYAT) (i. A. c.). Madde ve cisme ait şeyler, gözle görülür ve elle tutulur şeyler, maneviyyât ve rûhâniyyât zıddı: Yalnız maddiyatla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Madene ait maden sayılan şeyler, gelişmesi olmayan cisimler, Ar. cemâdât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدنيات] madencilik bilimi, mineraloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Geometrinin mahrut (koni) şekillerinden bahseden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. inwardness. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. morale. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. spiritual things. incorporeal things. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنویات] manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alamanadan küçük, balıkçı kayığı.

2.Bu kayıklarla atılıp, karadan çekilen küçük ağ.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدحيات] övgüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منهيات] yasaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şeriatte nehiy ve yasak edilmiş şeyler: Menhiyyâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gözle görünür şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Bir tarafa olan sevgi, istek ve meyil: Meyliyyât-ı nefsâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزیات] meziyetler, üstünlükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eski yazma kitaplarda görülen, ince bir san’atla işlenmiş olan, renkli resimlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Minyatür yapan ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.), iddiâlar, haksız yere dava olunan şeyler, esassız ve asılsız faziletler, haksız istekler: Bu adamın da ne çok müddeayyâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (feriy’den imef. olup müfteriyât şekli galattır. Müfredl dilimizde kullanılmaz). Birine yalandan isnat olunan »uçlar, iftiralar, uydurma ithamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتویات] içindekiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (doğrusu «muhteveyât» olsa gerektir).

1.Yazılmış bir şeyin hâvi olduğu, ihtivâ ettiği, içine aldığı bahisler, mündericât, içindekiler: O kitabın, mektubun muhteviyyâtı neden ibarettir?

2.Bir kabın ve zarfın içinde bulunan şeyler: Bu sandığın muhteviyyâtı nedir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mukteziyât şekli galattır).

1.İktizâ eden ve lâzım gelen şeyler, lüzumlu işler: Yolculuğun muktezeyâtını hazırlamak.

2.Neticeler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten masdar). Gösteriş, riyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müstedâlar, istenenler. (bk.) Müsted’A.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. suretinde müştehiyât şekli galattır). Arzu olunan, şehvet veren şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pivot bearing. trunnion shoulder. trunnion bearing. spigot bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Eziyet veren ve rahatsız eden şeyler ve hayvancıklar: Kışın soğuğuna karşılık yazın da birçok mûziyâlı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معطيات] veri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYAT) (i. A. c.).

1.Taşıma ve göç işleri, erzak ve mühimmat nakli işleri. 2.Nakil ve rivayetle bilinen şeyler: Nakli ilimler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo-carrying. transportation. portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. shipping. forwarding. freighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. transport. shipping. freighting. forwarding. transportation. expedition. conveying. shipment. haul. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent. forwarder. dispatcher. carrier. carter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZARİYYAT) (i. A ). Teorik bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEŞRİYYAT) (i. A. c.).

1.Herkese duyurulan şeyler.

2.Gazetelerin yazdıkları şeyler: O gazetenin neşriyatı daima doğrudur.

3.Basıp yayma, yayınlar.

4.Yalan ve uydurma haberler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publications. broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نشریات] yayın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Yeni hayat, yeni yaşam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. niyyet). Niyetler. (bk.) Niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normal price. regular price. charge price. normal / regular price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the olympics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفيات] gelenekle ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. palliatif

1. geçici,

2.tıp geçiştirici

1. Kısa ve belli bir süre için olan.

2.Tedavi edici etkisi olmayan, ağrı ve sızıları geçici olarak azaltan, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market price. market price / rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Market Price)

Sermaye piyasası aracının arz ve talebinin karşılaşması sonucu oluşan fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. «piatta»). Yemek tabağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Ruh hekimliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychiatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychiatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içindeki sıcaklığı dışarıya yayacak şekilde yapılmış cihaz. Otomobil radyatörü motoru soğutmaya, kalorifer radyatörü konduğu yeri ısıtmaya yarar: Elektrik radyatörü, gaz radyatörü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایات] sancaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current price. market price. going fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Reference Price)

Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen, fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Resmi işler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روایات] rivayetler, söylentiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریاضيات] matematik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) matematikçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Matematiğe lit ilimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رباعيات] rubailer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rubai, dörtlük. The Rubaiyat Ömer Hayyam'ın bir şiiri ve onun Fitzgerald tarafından yapılmış İngilizce çevirisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Psikoloji, ruh ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روحيات] psikoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şahsa ait sözler veya işler, bir insanın yalnız şahsını ilgilendirmesi icab eden taraflarına yöneltilmiş sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SARFİYYAT) (i. A. c.). Harcotunan şeyler: Bu ay çok sarfiyat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastage. expenses. expenditure. consumption. costs. expenditures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenses. costs. expenditures. consumption. using sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صرفيات] harcamalar. 2.salgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقيات] doğubilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) doğubilimci, oryntalist, müsteşrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şark» den).

1.Doğu dili, tarihi ve edebiyatlarıyla uğraşan ilim kollarına toplu olarak verilen bir ad.

2.«Şarkı» kelimesinin Ar. kaide ile yapılmış cemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Şathiyyeler. (bk.) Şatıh, şathiyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شطحيات] ince anlamlı ve eğlendirici manzume.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale price. selling price. ask price. public price. selling rate. sales price. asked rate. disposal / sale price. sales / selling price. disposal price. output price. public fas. short price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ses bilgisi, fonetik, Fr. phonâtique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Yanlışlar, yanlışlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهویات] yanlışlıklar. 2.yanılgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şekil bilgisi. Fr. morphologie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. tıp). Hasta koğuşları, hastaya bakılan yerler, klinikler. Sertriyylt-ı dâhiliyye = iç hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şerîate uygun ve tâbî işler: Şer’iyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sendung. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Asker, erzak ve askerî mühimmât sevkı işleri: Sevkıyyât-ı askeriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeytân). Şeytanlar. (bk.) Şeytan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شياطين] şeytanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. tes. A.). İki Sicilya; Sicilya ve Napoli krallıklarından müteşekkil eski Güney İtalya devleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifihî olan, ağızdan alınan sözlü ifadeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکایات] şikayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياسيات] politika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Diplomasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kalça sinirlerinin iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Andızotu.

Hazırlanışı : İki adet andızotu kökü dövülüp, ağrılı yerlere sürülür. 3 saat sonra ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sciatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social life. community / social life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçak ve aşağılık şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدیات] zulümler. 2.haksızlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Minimum Price)

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en düşük fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fizik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيات] doğa bilimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحریات] araştırmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) araştırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tahiyye). (bk.) Tahiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling price. maximum price. ceiling / maximum price. maximum fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Price)

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقيات] görüşler, anlayışlar, değerlendirmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترقيات] ilerlemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأدیات] ödemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Dram, komedi vesair piyeslerin temsil edildiği yer.

2.Tiyatroda sahneya konulan oyun: Bir tiyatro yazdı; edebiyatın en mühim kollarından biri de tiyatrodur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theater. theatre. playhouse. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playhouse. showman. stage. theatre. theater. drama. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drama. house. playhouse. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tiyatro oyuncusu.

2.Tiyatro işleten kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thespian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theater owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show business. show biz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatrical technique. the theater business. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kendi başlarina beslenmeyip başkalarının köklerinden veya kanlarından beslenen bitki ve hayvanlar. Tufeyliyyât-ı nebâtiyye = Piç sürgünler, urlar ve mantarlar gibi. Tufeyliyyât-ı hayvâniyye = Bit vesaire gibi, diğer canlıların kanını emerek yaşayan böcekler; parazitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TÜRKİYYAT) (i. A. T ). Türkoloji.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) [ترکيات] Türklük araştırmaları, türkoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahırete ait işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ulvî şeyler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Settlement Price)

Vadeli işlemler piyasasında pozisyon alan hesapların günlük kar/zarar ve teminat yükümlülüklerinin hesaplanmasında kullanılan fiyattır. Genelde seansın sonuna doğru oluşan fiyatların ortalaması şeklinde hesaplanır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وفيات] ölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vefat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Gerçekte var olmaksızın tasavvur olunan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ولایات] vilayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Mutual Fund)

Kanun’da tanımlanan yatırım fonlarına benzer özellikleri taşıdığı Kurul’ca kabul edilen, yurtdışında kurulmuş yatırım fonlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Yabancı, meçhul, bilinmeyen.

2.Düşman, muhalif.

3.Uğursuz, meş’um.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Artificial Market/ Artificial Price)

Bir veya birkaç üyenin, bir veya birden fazla seanslar boyunca herhangi bir menkul kıymet için, sözkonusu menkul kıymetin gerçek piyasa değerini yansıtmayacak şekilde fiyat (yapay fiyat) teşekkül ettirecek şekilde sürekli olarak önceki alım emrine göre daha yüksek fiyatlarda alım emirleri veya sürekli olarak daha düşük fiyatlarda satım emirlerinin borsaya iletilmesi ile oluşturmaya çalışılan piyasaya yapay piyasa denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yataghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatağan; saldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. berth. den. doss. flop. haunt. hotbed. kip. mattress. recess. sack. bearings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. bedding. berth. bunk. den. sack. couch. lair. anchorage. riverbed. stratum. ore bed. deposit. bearing. den. mattress. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedstead. course. channel. seam. vein. lode. placer. den. lair. bearing. receiver of stolen goods. bearing lining. bush. bushing. dump. friction / journal / guide / sliding / thrust bearing. plateau. bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber. bedroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedclothes. bedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedroom suite or set of bedsheets and pillowcases (for one b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dorm. dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. dorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedridden. housebound. confined to bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanently bedridden. bed ridden. confined to bed. confined. invalid. laid up. sick- abed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat. horizontal. level. supine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. horizontal. horizontal ufki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horizontal. landscape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital goods. hedge. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprise. investment. deposit. investment plasman. envestisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Mutual Fund)

Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ve inançlı mülkiyet ilkesine göre sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Mutual Fund Participation Certificate)

Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. put to bed. credit. deposit. embark. fund. incline. instate. invest. lay down. lay low. pay into. put to sleep. repose. repose on. shelter. subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay. sink. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put to bed. to invest. to accomodate. to put sb in hospital. to cause sb to lie down. to lay sb / sth flat. to cause sth to lean to one side. to deposit. to lay down. to lower. to recline. to steep. to slant. to repose. to remit. place. to sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detente.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come off the boil. calm down. cool. cool down. quiet. quiet down. resettle. settle. simmer down. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. settle. subside. to calm down. to become quiet. to die down. to subside. to still. to simmer down. to cool down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die down. to subside. to calm down. compose oneself. pass off. quench. settle down. simmer down. soften.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbiturate. placatory. sedative. tranquillizer. calming. soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tranquilizing. calming. soothing. appeaser. disarming. downer. sedative. tranquillizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement. conciliation. placation. sedation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. allay. alleviate. appease. assuage. attemper. becalm. calm. comfort. compose. conciliate. defuse. disarm. ease. hush. lull. mitigate. moderate. mollify. pacify. placate. propitiate. quell. quiet. quieten. remit. salve. sedate. settle. smooth d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. compose. disarm. ease. lay. mollify. pacify. quench. relieve. salve. sedate. settle. soothe. steady. still. subdue. tranquillize. to calm. to quieten. to tranquillize. to sedate. to mollify. to allay. to relieve. to appease. to ease. to al

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. to mollify. assuage. allay. alleviate. appease. becalm. comfort. conciliate. cool. disarm. moderate. pacify. palliate. placate. propitiate. smooth. soften. steady. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. inclined. prone. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. capable. inclined. laid down. deteriorated. stale. trained. skilled. leaning to one side. apt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is inclined to. susceptible to. predisposed to. sth which is leaning to one side. which is listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aptness. bent. familiarity. predisposition. proclivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. habit. aptness. inclination. predisposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aptitude. knack. bent. susceptibility. predisposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going to bed. leaning to one side. accomodations. board and lodging. inclination. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hit the hay. hit the sack. bang. go to bed. couch. be couched. incline. kip. kip down. lay. lay oneself down. lie. lie down. lie up. recline. repose. repose oneself. rest. have a screw. go to sleep. sleep with. turn in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. recline. to go to bed. to turn in. to be in bed. to lie. to lie down. to recline. to lie at anchor. to be imprisoned. to stay in prison. to become flat. to go by the board. to lie on. to have sex. to bed. to sleep together. to sleep with sb. to be bu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go to bed. to be lying down. to enter into hospital. to lie. to lie flat. to lean to one side. fated not to occur. to have sexual intercourse. to have sex. incline. lay along. lie along. lie down. repose. turn in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kanun, santur vb. sazların genel adı. 2.Saklanan kullanılmayan şey. 3.Tembel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Dış görünüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضروریات] zorunluluklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zât ve şahsa ait şeyler (şahsiyat gibi): Zâtiyyâtla uğraşmak İyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zevk ve eğlenceyle alâkalı

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی حيات] canlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zürriyyet). Zürriyetler, nesiller, (bk.) Zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذریات] soylar, zürriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by