Yd ne demek? | Yd anlamı nedir? | Yd

Yd anlamı nedir?

Yd ne demek?

Yd anlamı nedir?

Yd | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. yard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). anidrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (kim). susuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’a dahil olan. Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

month by month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın ışığı, aydan yayılan ışık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güney Arabistan’ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (1722-1778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul’a ziyaretler yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. -Ay’a ait arzu, istek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde bir müddet Yürük Aksak usûlü için kullanılmış terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ay» Ar. kamer, «tün» gece).

1.Aylı (gece), Ar. mukammer.

2.Aydınlık, Osm. Rûşen, zıyâ-dâr, münevver.

3.Açık, aşikâr, açıkça görünen.

4.Mübarek, mesut. Gözünüz aydın = Bir sevdiğine veya arzusuna nail olana söylenen tebrik tabiridir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightened. cultured. literate. educated. intellectual. lettered. well-read. well informed. informed. read. intellectual. literate. luminary. egghead. long-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egghead. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. well-lighted. clear. lucid. enlightened person. educated. enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Aylı gece, mukmin. 2.Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevv(Erkek İsmi) 3.Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4.Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5.Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevv(Erkek İsmi) Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan’ndan ünlü bir komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, aydın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aydınlık olmak, aydınlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Bir sathın karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile nisbetli olarak aydınlık görünmesi. Bir şeyin iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanları benimsemediğinizi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightenment. illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. dawn. light. lighten. to lighten. to become luminous. to brighten up. to become clear. to be enlightened. to be filled in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become luminous. to become clear. to become informed. brighten. come into focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the intelligentsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrative. informative. illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. enlightenment. clarification. edification. elucidation. irradiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarification. illumination. stage lighting. clearing. enlightenment. lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir yeri ışıklı hale getirmek.

2.Bir meseleyi anlaşılmasını kolaylaştıracak şekilde izah etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let daylight into smth. illuminate. light up. brighten. set light to. lighten. dissolve. clear. clear up. solve. charge. civilize. clue. elicit. elucidate. enlighten. enucleate. flash. flash on. illume. illumine. irradiate. light. post. rake up. shi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. elucidate. enlighten. illuminate. irradiate. lighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illumine. to illuminate. to clarify. to enlighten. brighten. bring round light. clue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ay ışığı, mehtap, ay aydınlığı.

2.Işıklı ışık.

3.Işıklı yer.

4.Dam bacası, çatıdaki pencere.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sunny. luminous. sunlit. light-well. clear. high-speed. brightly. illumination. light. daylight. skylight. enlightenment. radiance. air-shaft. airway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. irradiation. light. luminous. sunlit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. light. daylight. clarity. light shaft. opening for light. luminous. bright. luminousness. brilliant. illumined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belli bir alandan geçen ya da verilen ışık miktarını açıklar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi’nin oğlu veya torunu (1302).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay, mehtap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. «piyade» den Arapçalaştırılmış). Satranç oyununda piyade taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baydur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Tehlikeli y(Erkek İsmi) 2.Sahra, çöl. 3.Mekke ile Medine arasında düz bir y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ekin harmanı, harman yeri. 2.Doğru kelime.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyca eş, bir boyda olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بویدار] kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbonhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay demlendirmekte kullanılan küçük ibrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. tea kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot. kettle. teakettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasive. deterrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrent. dissuasive. aversive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasiveness. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dissuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasion. determent. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazveçirmek, döndürmek: Kendisini o fikirden, o niyetten caydırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from. discourage. to dissuade. to deter. to disincline. to deflect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deter. disincline. divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Uzun boyunlu ve güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Ceyda).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce

3.yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddiyüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -dras -drae) eski bir çeşit su veya civa saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük asker, askercik. Cüneyd-i Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Tarsus ,Cayı (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayal; (f). hayal kurmak, dalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu çıkarmak; suyu çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oyalanmak, yavaş yavas iş görmek, ağırdan almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (571-639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye’de vefat elti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field of contest for brave men. field of contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yed). Yedler, eller. (bk.) Yed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koku, Ar. râyiha, Fars. bûy. 2.is, sis, duman, duhân. Eyd ağacı = Tütsü için ve güzel koku vermek için yakılan ağaç, ödağacı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Kendi malının muhafazasını başkasına bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yed). Yedler, eller. (bk.) Yed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDE) (i. A.). Menfaat, kâr, istifade, (bk.) FAide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use. advantage. benefit. profit. avail. handiness. service. stead. usefulness. utility. grist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefit. gain. good. service. use. utility. value. advantage. profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility. benefit. advantage. usefulness. use. value. behoof. effectiveness. gain. profit. service. serviceableness. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فایده] yarar, fayda, kazanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utilitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bir işin doğru olup olmadığını, o işin faydalı olup olmamasıyle ölçen ahlâk doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utilitarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( FAİDELENMEK) (f.). Menfaat görmek, kâr etmek. Osm. müstefid olmak: Bu ticaretten hayli faydalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take advantage of. profit by. make use of. use. trade on. rejoice in. exploit. follow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to profit. to utilize. to benefit from. to make use of. to take advantage of sth/sb. to cash in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to benefit / to profit from. to derive benefit from sth. to turn to good purpose. take. take advantage of. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDELİ) (i.). Menfaat veren, faydası dokunan, yararlı, müfîd, asıllı, kârlı, kazançlı: Faydalı iş, faydalı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. profitable. helpful. of use. advantageous. beneficial. benignant. favorable. favourable. rewarding. salutary. serviceable. utilitarian. utility. valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. useful. beneficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. worthwhile. advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZ) (I.). Faydası olmayan. Osm. gayr-i müfîd, gayr-i nâfî, asılsız, boş, işe yaramaz: Faydasız iş, faydasız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain. of no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZLİK) (i.). Faydası dokunmazlık, menfaat eksikliği: O ilâcın faydasızlığını tecrübe ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). formaldehit, formol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chervil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(chervil): Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili geri kafalı kimse; müşkülpesent kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagpipe. pipes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. bagpipes. pipes. bagpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagpiper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed (by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. clad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GEYDİRMEK) (f.).

1.Birinin vücudunu elbise, çamaşır ve şapka, çorap ve ayakkabı gibi şeylerle örtmek, elbisesini üstüne geçirmek, Osm. iksâ etmek: Şu çocuğu giydirin. Kendisini giydirip kuşattım.

2.Esvap, çamaşır vesair elbise vermek, Osm. ilbas etmek: Kendisi her bayram birkaç yetim ve kimsesiz çocuk giydirmeyi Adet etmiştir.

3.Giymeye bırakmak; giymesine müsaade etmek: Bana o ceketi giydirmedi. Giydirip kuşatmak = mec. Sövüp saymak, iyice küfretmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attire. clothe. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dress to clothe sb. to abuse. to reproach. clothe. dress. gear. rig. rig out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok acı veren bir cins çıban, ateş çıbanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scraper. grader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer. scraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. southerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south-eastern. southeast. south-easterly. southeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast. southeastern. southeasterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport. air drome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy ile hayvanları yürütmek, yürütmeye çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıncı, çapulcu, yağmacı, haydut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Sürüp akın etmek, hay huy diye bağırarak hücum etmek.

2.Sürüyü gütmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asıl mânâsı arslan olup Hazret-i Ali’ye lakap olmuştur. Pek cesur ve kahraman mânâsına da gelir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arslan, esed, gazanfer, şir. 2.Cesur, yiğit adam. 3.Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazret-i Ali’ye (veya arslana) yakışır bir cesaretle: Bir savlet-i hayderâne ile hücum etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dervişlerin giydikleri kolsuz ve omuzbaşlarında üçgen şeklinde birer parçası olan bir çeşit kısa elbise ki, hırkanın altına giyilerek ebdestlik yerini tutardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (hay ile di’den mürekkep).

1.Tenbih, teşvik ve acele ettirmek için kullanılır: Haydi gidelim, haydi iş başına! Çokluğu söylenince «haydin» denir: Haydin çocuklar! Haydin şimdi. 2.Peki, olsun: Haydi onu kabûl edelim, haydi sizin dediğiniz olsun. Haydi haydi = Ferah ferah, kolay kolay, vızır vızır: O yüz kilo kaldırır, seksen kiloyu haydi haydi (bk.) Hadi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurry up. all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now then !.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi artık. (bk.) Hadisene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(Macarca>A.) [حيدود] eşkiya, haydut, yolkesen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (c. hayâdîd tamamen yanlıştır) (Türkçe haydamaktan veya Macarca hayduk’dan). Dağ hırsızı, yol kesici, eşkiya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigand. bandit. gangster. filibuster. footpad. hoodlum. mobster. mugger. outlaw. little perisher. plugugly. robber. thug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit. outlaw. rascal. rogue. thug. brigand. robber. naughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit. brigand. robber. road agent. filibuster. footpad. freebooter. raider. ruffian. stick- up man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ hırsızlığı, yol kesicilik, Ar. şekavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highjacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage in banditry. to misbehave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zindelik devresi, en enerjik çağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., holyday yortu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı bitkilerin yapraklannda bulunan tatlı özsu; bazı ufak böceklerin salgısı olan tatlı sıvı; pekmezle ıslatılan bir çeşit tütün; bal gibi tatlı olan herhangi bir şey. honeydew melon kavun, şamama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoiden i. kaba ve arsız kız, erkek Fatma. hoydenish s. arsız kız tavırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

düşüp kırılınca tamir edilemeyen şey (bir çocuk şiirinde yumurta anlamma gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Belli, Aşikâr, Ar. belirli, açık: Bu işin böyle olduğu hüveydâdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Kadın İsmi) - Açık, apaçık, belli, besbelli, zahir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هویدا] açık, aşikâr, besbelli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. Herkül tarafından öldürülen dokuz başlı yılan; astr. güney yarım kürede bulunan yılana benzer bir takımyıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -drae, -dras) i., zool. tatlı su polipi; suyılanı; kolayca defedilemeyen bela. hydraheaded s. çok başlı, yok edilmesi güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortanca,bot. Hydrangea hortensia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fire hydrant yangın musluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hidrat; f. su ile karıştırarak bileşik meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. su kuvvetiyle işleyen, hidrolik; su altında sertleşen; i. hidrolik. hydraulic brake hidrolik fren. hydraulic cement su altında sertleşen çimento. hydraulic lift hidrolik yük asansörü. hydraulic press hidrolik pres. hydraulic ram yükseğe su çıkar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidrojenli, hidrojen cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen ile diğer bir unsurun bileşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek suya ait, hidro-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidrosel, husye veya skrotumda su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. beyinde su toplanmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. hidrojen ile siyanürun bileşiminden meydana gelen. hydrocyanic acid hidrosiyanür asit, siyanür asidi (çok kuvvetli bir zehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics i. sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu, hidrodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidroelektrik, su gücüyle hâsıl olan elektriğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi kayağı; deniz altı yatay dümeni; kayakla su üzerinde giden küçük gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen. hydrogen bomb hidrojen bombası. hydrogen peroxide oksijenli su. hydrogen sulphide kim. hidrojen sülfidi. hydrog'enate f. hidrojenle birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrografi, yeraltı ve yerüstü sularını inceleme ve haritalarını çıkarma ilmi. hydrographer i. hidrografi uzmanı; bahriye haritacısı. hydrograph' ic(al) s. deniz haritacılığına ait; hidrografiyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroloji, su bilimi hydrolog'ic(al) s. hidrolojik, su bilimi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal şerbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrometre. hydromet'ric(al) s. hidrometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidropati, su kürü. hydropath'ic(al) s. hidropatik, su kürü ile yapılan. hy'dropath i. hidropatist, su ile tedavi uzmanu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sucul, hidrofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kuduz hastalığı; sudan korkma illeti. hydrophobic s. kuduz hastalığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. sıskalık cinsinden, sıskalık illetine tutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı, suya inebilen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilaçlı su içinde bitki yetiştirme metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fotoğraf banyosunda kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sıvı halindeki koloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrosfer, suküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidrostatikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrostatik, makina ilminin sıvıların dengesinden ve basıncından bahseden dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroterapi, su tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıcak suya ait; sıcak suyun yeryüzü kabuğundaki cisimler üzerindeki etkisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. sulu, bileşiminde su bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. deniz anası ve mercan gibi suda yaşayan hayvanlar familyasına ait; i. selenterelerin bir sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. e’yâd). Bayram: Tebrîk-i iyd = Bayram tebriki: İydiniz saİd olsun = Bayramınız kutlu olsunl lyd-i adhâ = Kurban Bayramı, Hacılar Bayramı. lyd-i fıtr = Ramazan Bayramı, Şeker Bayramı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.)

1.Bayrama ait.

2.Bayram hediyesi veya bahşişi veyahut kasidesi: Kasîde-i lydiyye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çevrildikçe içindeki renkli cam parçalarını, yine içindeki küçücük aynalara aksettirerek çok renkli geometrik şekiller gösteren boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Public Disclosure)

Sermaye piyasasının açıklık ve dürüstlük içinde işleyişini sağlamak, tasarruf sahipleri, ortaklar ve diğer ilgililerin zamanında bilgilendirilmesini temin etmek amacıyla, sermaye piyasası araçlarının değerini ve yatrımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek önemli olay ve gelişmelerin (özel durumların) kamuya açıklanmasıdır.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da çok bulunan yeşil çekirgeler familyasından ve on ayakları ile tiz bir ses çıkaran böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قيد] bağ. 2.zincir. 3.kayıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciable. noteworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noteworthy. some. thundering. walloping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be recorded. to be entered. to be noted. to be enrolled. to be registered. to be taken notice of. to be scored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. registration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entering. recording. registering. enrolling. scoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. record. enroll. enrol. enlist. write down. enter. book. calendar. check in. inscribe. list. set down. tape. have smth. taped. tape-record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. record. enroll. enrol. enlist. write down. enter. book. calendar. check in. inscribe. list. set down. tape. have smth. taped. tape-record. jot. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol to record. to score. to inscribe. book. book down. enlist. to put on file. get down. matriculate. to make a nfr. note. note down. put down. read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth recorded / registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the condition of being alive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyun oynamaya yarayan yassı ve kayar taş: Kaydırak oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide. flat round stone. hopscotch. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaymaya sevk olunmak, kayarak indirilmek: Yeni yapılan gemi, kızak üzerinde denize kaydırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slid / to be skidded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaydırmak işi. bk. Kaydırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding. travelling. tracking. dollying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kaymaya sevketmek, kayarak indirmek: Yeni yapılan gemiyi kızağın üzerinde kaydırarak denize indirdiler.

2.Ayağının kaymasına sebep olmak: Sokağa atılan karpuz kabukları adamı kaydırır, mec. Ayağını kaydırmak = Mevkiinden, işinden etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dislocate. slide. slip. slip in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll. to slide. to skid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth skidded / slid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enrolled. be enroled. be enlisted. be written. check in. enter. enter into. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be enrolled. to be entered. to be recorded. to be registered. to be enlisted. enrol l oneself. put oneself down. register oneself. sign up. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hîle, aldatma, dolap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کيد] hile, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.ince ince doğratmak, bıçak veya satırla çok ince dilimler haline koydurmak: Tütün, et kıydırmak.

2.Nikâh yaptırmak: Belediye dairesinde nikâhını kıydırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb cut up sth. to have sb kill or harm sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köy ahalisinden olan, köylü: O, benim köydaşımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth put somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

east by north.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast. northeastern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kayıtsızlık, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيد] kayıtsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيدی] kayıtsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çoğu ev sineması projektöründe, Lens Kaydırma işlevi doğru orantılı görüntü yansıtırken resmin yatay ve dikey olarak konumunu (bazı modellerde yalnızca dikey kaydırma kullanılabilir) ayarlar. Bu işlev yüksek resim kalitesini korurken yansıtma alanını genişletir. Bunu, tam panel yüzeyini kullanarak ve elektrikli işlemeden kaçınarak gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içi ve dışı metalle kaplanmış olup elektrik toplanması için kullanılan cam kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.deniz sigortası işlerine bakan ve gemiciliğe ait haberler neşreden şirket. Lloyd's list denizcilik havadislerini neşreden gazete. Lloyd's Register Lloyd sicil defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA TV’niz açıldığında, logo da hafifçe aydınlatılır. Logo aydınlatması adı verilen bu rahatsız edici olmayan zarif özellik, BRAVIA menü sisteminden kolayca kapatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit pikrikten meydana gelen kuwetli bir patlaylıcı madde, lidit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Lidya, Manisa yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (eski) Lidya'ya ait; kadınsı; şehvet düşkünü; i. Lidyalı kimse; Lidya dili. Lydian mode müz. eski Yunanlılarda yumuşak ve sinirleri gevşetici bir gam. Lydian stone mihenk taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maydanozgillerin örnek bitkisi; kokulu yaprakları birçok yemeklere katıldığı gibi kökünden ve meyvelerinden kokulu bir yağ da çıkarılır (petrosellnum hortenes). Frenkmeydonuzu = Maydanozgillerden bir bitki (Lat. caerefollum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(midenuvaz): Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir. Kansere karşı korur. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı çanakyapraklı Iklçeneklîlerden bir familya. Örnek bitkisi maydanozdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uluslararası radyo imdat, işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEYDAN) (i. A.) (c. meyâdin) (Farsça’dan Arapça’laşmış).

1.Şehir ve kasaba içinde açık ve geniş düz yer.

2.Açık ve düz yer, açıklık saha, kır: Bir tarafı tepelerle ve bir tarafı meydanlarla çevrili bir yer.

3.Bir işin yapılmasına mahsus yer: Muharebe, talim meydanı, nişan meydanı.

4.Belli, açık, apaçık, Aşikâr: Meydana çıktı, hakikat meydandadır.

5.Ara, vakit, fırsat.

6.Ortalık: Meydanda bir sebep yoktur.Bektaşî tekkelerinin semâ-hânesi. Atmeydanı = Koşu yeri. Meydar.a atılmak = Kendini meydana koyup karşılık vermeye hazırlanmak. Meydan okumak = Karşılaşmaya davet etmek, kevgayı icap edecek muamelede bulunmak. Meydana çıkmak = Görünmek, saklanmamak, açıkta olmak. Meydana çıkarmak =

1.Keşfetmek, bulup açığa çıkarmak.

2.Göstermek, saklamaktan vazgeçmek: Sonunda çaldığı malı meydana çıkardı. Meydan süpürgesi = Avluyu veya ev dışı yerleri süpürmeye yarıyan saplı çalı süpürgesi. Meydan taşı = Bektaşî tekkesinin semâhânesinde mumları koymaya mahsus bir taş. Meydana koymak, getirmek = Varlık vermek. Büyük bir eser meydana getirdi. Meydan vermek = Fırsat vermek, vakit vermek: Bir şeyi söylemeye, bir iş görmeye meydan vermedi ki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space. square. arena. agora. common. esplanade. maidan. piazza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus. clearing. concourse. range. room. square. arena. ring. ground. field. opportunity. occasion. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground. public square. open space. arena. ring. field. place. court yard. piazza. esplanade. piste. room. list. squall. park. quadrangle. bowl. circle. circus. clearing. court. forum. plaza. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميدان] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık bir hey’etle icrâ edilen fasıl musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare. defiance. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revealed. to come to light. to be seen (in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık yer, açıklık, hneydanımsı yer: Evimin önünde bir meydanlık var.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Handycam, mum ışığı gibi çok düşük aydınlatma koşullarında bile renkli çekim yapılmasını sağlayan gelişmiş lensler ve kedi gözü CCD’ler kullanır. Minimum aydınlatma Lüks olarak belirtilir. 1 Lüks, 1 metre mesafedeki 1 mumdan elde edeceğiniz ışık miktarıdır. Lüks değeri ne kadar düşük olursa, kameranın hassasiyeti de o kadar yüksek olur ve görüntü o kadar iyidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir su molekülü ile birleşmiş olan eleman veya bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sebatsız, kararsız, geçici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıkta olmayan, bellisiz, görünmeyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ön aydın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksijen ile hidrojen karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle oymak, çukurlatmak, kazıtmak, Osm. hâkkettirmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü temiz, aydınlık kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. fil ve suaygırı veya gergedan gibi kalın derili hayvan; vurdumduymaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DHR-1000’inizde PALplus sinyallerini kaydedebileceğinizi gösterir. Bu sistemde 16:9 geniş ekran TV’ler/Monitörler için yüksek kaliteli görüntü sağlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı, payın altına yazılan bir çizgi ile paydan ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایدار] kalıcı, sağlam, sürekli, devamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerleşme, süreklilik, sebat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner. sharer. shareholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder. joint owner. stakeholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tediye günü, maaş veya ücretin verildiği gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.: tatil etmek). T. Muvakkat tatil, istirahat. Paydos etmek = Muvakkat tatil etmek. Paydos vakti = İşin tatil edildiği zaman, istirahat saati. 2.Bazı sebeplerden dolayı yapı vesaire işlerinin tatil olunması: Parası tükendiği için yapıyı paydos etmeye mecbur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recess. break. rest. respite. end of a work period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. rest. end of the workd day. stopping work for a while. taking a break. knocking- off time. recess. respite. standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beliren, çıkan, mevcut ve meydanda olan. Peydâ olmak = Meydana çıkmak, zuhûr etmek. Peydâ etmek = HAsıl etmek: Başka bir tavır peydâ etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. visible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيدا] ortada, açıkta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Meydanda açıkta. Hazır, mevcut.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. acquire. to have illegitimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. to give birth to (an illegitimate child. to produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peydâ etmek (uygunsuz şeyler hakkında: edinmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step by step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step by step. gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پی در پی] peşpeşe, ardy sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hoş, ince, nazik, Rüveyde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rüveyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal record. record of conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيد] av.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. sayd = ay, Fars. gâh = yer). Av avlanan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. saydalâniyye). Eczacılıkla alâkalı, eczacılığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczacılık, ispençiyari ık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Şeffaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparent. clear. pellucid. hyaloid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filmy. limpid. transparent. transparent şeffaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slide. transparent. airy. clear. glare. limpid. luculent. translight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. transparency şeffaflık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صيدگاه] avlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işini yaptırmak. Deliye pösteki saydırmak Boş yere uğraştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb count sth. to cause sb to respect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşktan aklını kaybetmiş, deli: Aşık-ı şeydâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيدا] mecnun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Aşk çılgını, çok tutkun, aşık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şeyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şeydâyî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şeyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşktan delilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustura ile çok itinalı tıraş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very close (shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paraşütü açmadan önce gosteri yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basit tahta eşyalar yapma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Soyları bir olan, hemcins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consanguine. cognate. agnatical. agnatic. agnate. kin. cognate. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of the same line or race as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being of the same line. race or strain as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Giyeceğini çıkarmak: Çocukları soydurup yatırmalı.

2.Derisini veya kabuğunu çıkarmak, yüzdürmek: Kuzuyu, portakalı, elmayı soydurmalı.

3.Birinin eşyasını, parasını çaldırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb peel undress rob (another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Eskiden kalbin ortasında bulunduğu sanılan, siyah nokta.

2.Mec. Kalbde gizli olen şey, niyet, duygu.

3.(Botanik) Tohumların tam ortasındaki nokta ve tanecik.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. 2.Tohumun ortasında bulunan tanecik. 3.Kalpteki gizli günah. - İsim olarak kullanılması uygun değildir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlık şafak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. peer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toy kuşunun iri çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: doğdarı). Toy denilen iri kuşun büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - deniz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Geceleyin söylenen selâm sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good afternoongood evening. good night. good evening!. good night!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «abd» in küçültülmüşü). Küçük kul, kölecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ubeyd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ubeyde).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Köle, kölecik, kul.- Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakir ve değersiz kula yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Küçük köle, kölecik. Ashabın kullandığı isimlerdendir. Ubeyde b. el-Cerrah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Übeyd).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). Bir gök cisminin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük bir gök cismi, peyk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satellite. minion. secondary planet. secondary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon. satellite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satellite. earth satellite. moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satellite city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, VCR’ınızın, zamanlayıcı programlaması yapılmış olduğunda uydu alıcınızı kontrol etmenizi sağlar. VCR otomatik olarak doğru kanala geçer ve kaydı başlatır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to becomea sattelite nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uydurmak işi: Uydurulmuş, düzenlenmiş, asılsız, yalan: Uydurma bir hikâye, (bk.) Uydurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made-up. false. fake. fictive. fictitious. fabled. untrue. untruthful. apocryphal. cardboard box. colorable. fabulous. improvised. mendacious. out of whole cloth. quack. trumped-up. making up. falsification. fabrication. invention. fake. fiction. unt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabrication. fabulous. farfetched. fiction. fictitious. mythical. shoddy. untruthful. coined. invented. made-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock and bull story. cop- out. fabricating. fabrication. factitious. fairy tale. faked up. fib. fiction. fictitious. figment. invention. pure invention. mendacious. mythical. pseudo. trumped up. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tatbik etmek, uygun getirmek: Ceketi vücuda uydurmalı.

2.Düzeltmek, tesviye etmek, yoluna koymak: İşleri uydurup sonra rahat etmeli. 3.Düzmek: Kendiliğinden birtakım haberler uydurmuş.

4.İyi tesir bırakmıyacak şekilde elde etmek: Bu kitabı nereden uydurdunuz? Ayak uydurmak = Peşinden gitmek, birine ve bir şeye uymak. Anahtar uydurmak = Asıl anahtardan başka bir anahtarla kilidi açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. make up. concoct. fake up. cook up. cook. fabricate. frame. invent. manufacture. tell a fib. adjust. adapt. fit. suit. tune up. tune. accommodate. attune. conform. dream up. fashion. feign. fib. forge. fudge. gear. improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. assimilate. concoct. conform. contrive to do. fabricate. fake. fake up. fit. forge. frame. fudge. gear. hammer out. invent. mate. realign. shift. square. suit. tailor. trump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Uydurma anlamında Fransızca’ya benzetilerek uydurulmuş bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uydurma şey, Ar. sânia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made-up. fake. fictitious. trumped-up. invented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newfangled. ragged. sloppy. make-up. made-up. fake. invented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mickey mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tatbik edilmek: Bu mesele kanunun bu maddesine uydurulamaz.

2.Tesviye edilmek, düzeltilmek: Bahçenin her tarafı uydurulup sonra istenen şeyler dikilmelidir.

3.İcat edilmek’, düzülmek: Bu haber uydurulmuş bir şeye benziyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Küçük damar, ince damar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses bilgisinin ilk bir kaç saniyesini sürekli olarak kaydeden bir özelliktir. Böylece kayıt düğmesine geç basılsa bile kaydın başlangıcı yakalanabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Öz, asıl, cevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Zuider- Zee, ljssel denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by