Yed ne demek? | Yed anlamı nedir? | Yed

Yed anlamı nedir?

Yed ne demek?

Yed anlamı nedir?

Yed | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. yedeyn) (c. eydî, eyâdî) (Türkçe’de çok defa müzekker gibi kullanılır).

1.El, Fars. dest.

2.mec. Zor, güç, kuvvet, kudret.

3.İmdat, yardım.

4.Yed-be-yed = Elden ele, doğrudan, muamele için dolaşmayarak. Yed-i beyzâ = Hz. Mûsâ’nın mucize olarak beyaz bir el göstermesi. Yed-i tasarrufuna, yed-i zabtına geçirmek = Eline geçirmek. YecM tûlâ = Geniş bilgi, bilgi genişliği, tam bilgi. Yed-i vâhid = İnhisar, tekel. Zilyed = Elde eden, bir malı ele geçirip tasarruf etmekte olan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ید] el. 2.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz işe karışan, halt edici.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) patlak gözlü; gözleri faltaşı gibi açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zeki bakışlı, akıllı. clearheaded (s). iyi düşünen clear-sighted (s). basiretli. clear title ipotekten ari mülkiyet hakkı; sağlam. tapu in the clear engellerden uzak; şüphe altında olmayan. out of the clear birdenbire. steer clear sakınmak The coa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşı gözlü; çarpık, eğri; argo saçma, budala; argo kufelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. teyyid masdarından olup, dua yerine kullanılan bazı Arapça terkiplerde geçer). Eyyed-allah = Allah müeyyed etsin I Eyyed-allah-ı meleke = Allah mülkünü müeyyed etsin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ziyâde’den itaf). Da ha veya en ziyâde, çok fazla

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yeşil gözlü, kem gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) adi, harcıa1em, günlük; dile düşmüş; basmakalıp; kaşarlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin bakışlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin gösterdiği doğru yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مایه دار] mayalı. 2.paralı. 3.mal sahibi. 4.güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fazlaca mirasa konan.

2.Har vurup harman savuran, (bk.) Miras.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mirasyedi işi ve hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözleri gece körlüğünden rahatsız olan; gözleri fal taşı gibi açılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lyd» den masdar) (c. muâyedât).

1.Bayramlaşma, biribirine bayramı tebrik etme: Dostlarla muâyede edemedim.

2.İmparatorluk devrinde bayram günü protokole girenlerin padişahı törenle tebrik etmeleri: Muâyede merasimi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معایده] bayramlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eyd» den imef.) (mü. müeyyede).

1.Kuvvet ve metanet verilmiş, sağlam: Kavl-i müeyyed.

2.İmdad ve yardıma erişen, imdad gören. Müeyyed-i min-Allah = Tanrı’nın yardımına erişmiş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Teyid edilmiş, kuvvetlendirilmiş, sağlam. Doğrulanmış. Yardım gören. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقيد] bağlı, zincire vurulmuş. 2.kayıtlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şîyd»den imef.). Yüksek, sağlam yapılmış, tahkim olunmuş (bina).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ziyâdet» ten masdar). Bir mal ve mülkün, en fazla verene satılmak üzere arttırmaya konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction. auction sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزایده] açık arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sürgüne gönderilmek.

2.Menfî hâle getirilmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz dikkatli; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlak gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Official Auction Market)

Mahkemelerin, icra dairelerinin ve diğer resmi dairelerin Borsa’da yapılmasına gerek gördükleri menkul kıymet satım işlemlerinin yapıldığı pazardır


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاید] belki, şayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه دار] gölgeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2.Koruyan, sahip çıkan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. serbest çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financier. capitalist. investor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner or investor of capital. equity owner. magnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمایه دار] sermaye sahibi, kapitalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin görüşlü; tetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kömür rengi gözleri olan; çekik gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların yaklaşık yüzde 30’unun dondurma gibi çok soğuk bir gıdayı yedikten veya soğuk bir içeceği çabucak içtikten sonra başları ağrır. ‘Beyin donması’ veya ‘dondurma başağrısı’ da denilen bu ağrı, kalp hastalarının sol kollarında duydukları ağrı gibi, orijini farklı, duyulduğu yerin farklı olduğu bir ağrı çeşididir. Ağrı ağızda değil de başta duyulmaktadır.

Bir görüş, bunun nedeninin sinüslerimiz, yani burnumuzdan aldığımız havayı akciğere giderken nemlendiren, hastalandığımızda şişen, burnumuzun üstündeki boşluklar olduğunu ileri sürüyor. Buna göre soğuk bir şey yenildiğinde, boşluklardaki hava aniden soğuyarak, ağrıya hassas sinir uçlarını tetikliyor ve ağrının başta hissedilmesine sebep oluyor.

Diğer bir görüşe göre ise ağzımızın kenarlarında ve tavanında bulunan damarlardaki kan hücrelerinin akışı ağrıya neden oluyor. Soğuk bir şey yenildiğinde kan, o bölgeyi ısıtmak için soğuk kısma hücum ediyor. Bu kanın bir kısmı başımızın ön tarafından geliyor ve geldiği yerdeki acı/ağrı alıcılarını ikaz ediyor ve bu sebeple de ağrı başta duyuluyor.

Hangi görüşün tam doğru olduğu henüz kesinlik kazanmış değil. En iyisi soğuk gıdaları biraz daha yavaş yiyip, içmek ve ağızda biraz bekletip ısıtmak. Böylece hem gıdanın lezzeti daha iyi alınır hem de kimsenin başı ağrımaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşı gözlü; yan bakan; taraf tutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, karıştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istediği şekilde iş bulamayan, kâfi derecede çalıştırılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dehşete düşmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işsiz: yeterince kullanılmayan; i. işsiz kimse; the (ile) işsizler. unemployment i. işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع ید] el koyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

el konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

el koymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşkın; saf, masum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunmadan önce boyanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyanmış yün ipliğinden dokunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşim denilen damarlı yeşil taş ki, Türkler, Müslümanlık’tan önce bu taştan put yapar, yağmur dilemek için suya atarlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvan çekecek ip, yular sapı.

2.Akıntıya karşı sahilden kayık ve gemi çekmeye mahsus .ip: Kayığı yedeğe vermek.

3.Yularından çekilerek götürülen boş at: Seyis bir yedek götürüyordu.

4.Lüzumu hâlinde kullanılmak için bir şeyin fazla bulundurulan eşi: Yedek bir anahtarım var, saatin yedek camı. Yağ yedeği = Büyük yağ tulumu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary. backup. donkey. duplicate. jury. pilot. spare. stand-by. substitute. backup. refill. replacement. reserve. stand-by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replacement. reserve. reserved. spare. standby. halter. towrope. led animal. substitute. sub. backup. extra. auxiliary. emergency. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standby. backup. substitute. auxiliary. back up. backing up. odd hand. odd man. reserve. shot in the locker. spare. stop gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yedek bir at götüren seyis.

2.Akıntıya karşı iple kayık çeken adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk şiir ve musikisinde «müstezâd» a tekabül eden bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yedek olarak bulundurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yedeğe alan.

2.(musiki). Dizinin duraktan önceki notası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Altı ile sekiz arasındaki sayı: 7, Ar. seb’a, Fars. heft: Yedi gün, yedi kat gök, on yedi. Yediveren = Senede birkaç defa meyve veya çiçek veren asma, gül vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «yemek» fiilinden). Mirasyedi = Mirasa konmuş, mec. Müsrif, hesabını bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seven. seven. hepta-. sept-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yediger).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Yedi köşeli çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heptagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heptagon. heptagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük ayı takım yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük Ayı’yı meydana getiren yedi yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 7 saz veya ses için yazılmış çok sesli eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yedi parçadan meydana gelen veya yedi beneği vesairesi olan: Yedili iskambil kâğıdı: Kupanın yedilisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yedi lira vesaire kıymetinde olan: Yedilik kumaş.

2.Yedi metre vesaire boyunda olan: Yedilik direk.

3.Yedi kilo vesaire ağırlığında olan, yedilik kuzu.

4.Düğünün yedinci günü giyilmek üzere güvey tarafından geline yaptırılan kıymetli elbise: Güzel bir yedilik yaptırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yedi derecesinde olan, altıncıdan sonra gelen, Ar. sâbî,, Fars. heftüm: Haftanın yedinci günü, yedinci ay, yedincisi, on yedinci, yüz yedinci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seventh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seventh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağ ve kireçle kendirden yapılmış bir nevi macun ki, su borularını birleştirmede kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yemeye sevketmek, yahut zorlamak veya müsaade etmek: Misafirlere yemek yedirdiniz mi? Hayvanlara ne yediriyorsunuz? Aldığı bayat balığı kendisine yedirmeli. 2.Muhtaçlara yemek vermek: Hasis değildir, çok yediriyor.

3.Yutturmak, sindirmek: Yağı una yedirmek.

4.Sarf etmek, kaybettirmek: Kumaşın fazlasını dikişe yedirmeli. 5.Para vermek: Para yedirdi. Nefsine yedirmek = Kabûl etmek, razı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. rub in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let eat. to feed. to let absorb. to mix in slowly. to make eat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get to eat (sth. to feed. to work one thing into another by rubbing or show mixing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında yedi: Ortaklara yedişer lira düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılın her mevsiminde meyve veren, çiçek açan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yılda her mevsim çiçek açan gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(hayvanı) Yularından tutup götürmek, çekmek: Bir ata binmişti, diğerini de yanında yediyordu.

2.(kayığı) Akıntıya karşı sahilden çekmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Zİ’L-YED) (bk.) Zİ.

Türkçe Sözlük by