Yek-dest ne demek? | Yek-dest anlamı nedir? | Yek-dest

Yek-dest anlamı nedir?

Yek-dest ne demek?

Yek-dest anlamı nedir?

Yek-dest | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). El birliğiyle çalışanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Abdest = El suyu). Namaz kılmak için şeriate göre yüz ve dirsekle beraber el ve ayakları yıkamak ve başa meshetmekten ibaret temizlenme işi: abdest almak, abdest vermek = Azarlamak, abdest iktiza etmek = Rüyada kirlenmek, ihtilâm, abdest bozmak = Ayak yoluna gidip dışarı çıkma ihtiyacını gidermek, abdestimde şüphem yoktur = İmanım vardır (halk arasında gusüle de bazen abdest denildiği için, birine küçük, diğerine büyük abdest derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Purification by washing the hands before prayer; a Mohammedan rite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدست] abdest. 2.paylama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abdest almaya mahsus ibrik.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (Abdest-hâne = Abdest evi).

1.Abdest almaya ve el, yüz yıkamaya mahsus musluklu ve kurnalı yer.

2.Abdest bozacak yer, ayakyolu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدستخانه] tuvalet. 2.abdest alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl abdest alırken giyilen bir nevi kısa cüppe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kısa cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdest almamış, abdesti bozulmuş, pehrizslz, sakınılması icap eden günahlardan sakınmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بادبدست] eli boş, züğürt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: bezistân, kullanılanı: Bedesten). Kıymetli kumaşlar, silâhlar ve mücevherler vesaire alışverişine mahsus örtülü ve mahfuz çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered bazaar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market where antiques. objets d'arts. jewelry etc. are sold. vaulted and fireproof part of a bazaar where valuable goods are kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değerli eşyanın satıldığı kapalı çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eline çabuk kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El çabukluğu, eline çabuk olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇEYREK) (i. F. çâr = dört, yek = bir).

1.Çeyrek, dörtte bir. Ar. rub: Bir lelemanın çeyreği. 2.Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı, oraya ancak bir saat, bir çeyrekte gidilir.

3.Mecidiye denen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım. bk. Çeyrek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul. İki tane Düyek’ten yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و یک] dört ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چيره دست] yetenekli, becerikli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, mahrem, el altından. clandestinely (z). gizlice. clandestineness (i). gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Onda bir. (bk.) Öşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, dest = el).

1.Elde etme, tutma, yakalama: Cinayeti işleyenleri derdest ettiler.

2.Elde bulunan, yapılmakta veya görülmekte olan: O iş derdesttir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دردست] yakalama. 2.el altında olma. derdest edilmek yakalanmak. derdest etmek yakalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El. (bk.) Derdest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Ova, sahra, kır.

2.Beyâbân, çöl.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست] el.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشت] kır. 2.ova. 3.çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). El ve ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşık el, bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçükten beslenip alıştırılmış, ele alıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, Avîhten = asılmak). Ufak hediye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, üstünlük, zafer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, bûsîden = öpmek). El öpme. İfâ-yı resm-i destbûsi = El öpme törenine katılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)

1.El uzatma, sarkıntılık.

2.El uzatan, sarkıntılık eden, zulüm yapan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tezgâh, dokuma Aleti, atölye.

2.Zenginlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, giriften = tutmak). Düşenin elini tutan, yardımcı. Ar. mutn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El açan, avuç açan, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı, imdâda yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, (bk.) BAzî

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El işi, iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.El çeken, kör bir kimseyi elinden tutup gezdiren.

2.El uzatan, dilenci. 3.Bir işten vazgeçen.

4.At ve yay gibi elde kolaylıkla idare olunan nesne.

5.Kazanç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâlîden = silmek). El silecek yağlık. Ar. makrama, (makreme), mendil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâye = asıl, esas). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin kılavuzluğu ile bir işe tâyin edilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Fakir.

2.Dindar.

3.Mendil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest =s el, resîden = yetişmek). Eli yetişen, nâil olan, muvaffak: Meramına destres olamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı, Ar. muin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardım, Ar. muAvenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Millî, dinî, mitolojik hikâye.

2.Türk halk şiir ve musikisinde bir çeşit. (bk.) DAstân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epopee. epos. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem. saga. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستان] hikaye. 2.destan. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Hikaye, kıssa. 2.Hile, mekr, tenvir. 3.Rüstem’in babasının lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık, Ar. amâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستار] sarık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بدست] elden ele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوس] el öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوسی] el öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.El, tutam, bağ, demet: Bir deste çiçek, bir deste kaşık.

2.Sap, kabza: Hançer, bıçak destesi. 3.Havan eli. 4.(denizcilik) Gemi demir attığı zaman salıp zincirin üzerine binmesi ki, zincirin çok gerilmesine sebep olur: Deste etmek. Deste more.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. bouquet. sheaf. bundle. deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. bunch. bundle. wad. bouquet. packet. package. pack. deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دسته] grup. 2.demet. 3.kulp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Demet, tutam, takım. 2.Kabza, tutacak y(Erkek İsmi) 3.On yapraklık altın varak defteri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boya vesaire ezmeye mahsus yuvarlak ve sert taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül demeti, destesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarınden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir duvar ve binayı yahut bir ağacı durdurup takviye etmek için vurulan dayak: Destek vurmak, destekle tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary. backup. supporting. support. stand-by. brace. prop. rest. underlay. upholder. buttress. backing. backup. aid. supporter. friend. anchorage. assistance. bolster. booster. bracer. bracket. contribution. cooperation. corbel. countenance. crut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. assistance. auspices. backing. boost. brace. bracket. buttress. comfort. console. cooperate. countenance. favour. pier. promotion. prop. reinforcement. rest. shore. shoulder. stand. strut. support. truss. beam. reinforcements. help. helper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppet. rest. backstay. outrigger. cleat. stay-by. skid. bolster. strutting. holdfast. staff. counterfront. angle tie. abutment. aid and com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer. booster. buttress. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporting. bracing. boost. corroboration. logrolling. pump priming. strutting. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. supporting. backing. truss. propping. shoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Destek vurarak sağlamlaştırmak.

2.Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supported. to be propped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported. propped up. upborne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in sheaves. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça dest-ere = el bıçkısı. Türkçe söylenişi: testere). El bıçkısı. El ile kullanılan küçük bıçkı. Zemin testeresi = Yuvarlak kesmeye mahsus testere. Kıl testeresi = İnce tahtadan oyma çıkarmak için ufak bıçkı. Testere balığı = Uzun burunlu bir cins balık. (bk.) Testere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستره] testere, bıçkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگاه] tezgah. 2.atölye. 3.halı dokuma tezgahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگير] elden tutan, yardım eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe söylenişi: testi). Topraktan su vesair sıvıları koymaya mahsus kulplu kap: Su, pekmez, yağ .testisi. (bk.) Testi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستی] testi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gidilecek yer; gönderilen yer; hedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., to veya for ile nasip etmek, tahsis etmek, tayin etmek, ayırmak; belirli bir gayeye doğru yöneltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader, nasip, kısmet, mukadderat, alın yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., gen of ile yoksul, yoksun, mahrum, muhtaç, fakir. destitu'tion (i). yoksulluk, mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستکار] il işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستمال] mendil. 2.el bezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست مزد] ücret, el emeği. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دسترس] ulaşma, elde etmek. destres olmak ulaşmak, elde etmek. destres olunmak ulaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, mahvetmek, yıkmak; yok etmek, imha etmek, vücudunu ortadan kaldırmak, öIdürmek; iptal etmek, bertaraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çok hızlı giden küçük savaş gemisi, torpido muhribi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small fast lightly armored but heavily armed warship. a person who destroys or ruins or lays waste to; 'a destroyer of the environment'; 'jealousy was his undoer'; 'uprooters of gravestones'. , the agent employed in the killing of the first-born; the de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naval vessel of small displacement and maximum speed having a battery of light rapid-fire guns and heavy deck torpedo tubes These vessels have a moderate steaming radius and are intended for the protection of capital ships and for convoy and scouting du

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast warship, smaller than a cruiser, developed to fight torpedo boats about 1890, and later submarines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yok edici şey veya kimse, telef edici şey veya kimse; den torpido muhribi; muhrip, destroyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fırlatılan roket veya bombayı) hedefe ulaşmadan imha etmek. destructor (i). roket imha cihazı; (ing)., çöp fırını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harap etme, mahvetme, yok etme, helâk, yıkılma; yıkım; belâ; afet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıkıcı, zararlı, tahrip edici. destructive criticism yıkıcı eleştiri. (edebiyatta)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission izin. müsaade. gangway!. make way!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. leave. make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستور] izin. 2.zerdüşt rahibi. 3.uzak dur. 4.izin ver.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (el demek olan dest ile «ver» edatından mürekkeptir. Cem’i desâtîr gelir).

1.Hüküm ve nüfuzu olan vezir: Destûr-ı mükerrem, destûr-ı Azâm.

2.Zerdüşt dininin mânevî reisi ve lideri. 3.Büyük defter, başvurulan defter-i kebîr.

4.Esas kaide, bir ilim ve fende kaidelerin uygulandığı esas kaide ve umumî örnek: Hesap, cebir düsturu.

5.Türk devletinin kanunlar dergisi. 6.Ruhsat, izin, mezuniyet. Destur = İzin verin geçelim. Müsaade edin, açılın. Bu mânâ ile cin ve perilere karşı da kullanılıp, karanlıkta bir yere girileceği vakit «destur» denilir. Destûr-ül-amel = Her iş ve hareket ona tatbik edilmek üzere örnek alınan kaide ve nizam veya tâlimat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوردست] ırak, çok uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 8 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaşça en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. girân-destân). Eli ağır, işini ağır gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Gül demeti. 2.mec. Şiir ve biografl mecmuası: Güldeste-i şuarâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology seçki. antoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güldemeti, çiçek destesi. - Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلدسته] çiçek demeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) hâk ile yeksân edilmek yerle bir edilmek. hâk ile yeksân etmek yerle bir etmek. hâk ile yeksân olmak yerle bir olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birlikte çalışan, arkadaş: Hem-dest idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Tavla oyununda iki zarın tek benekli taraflarının üste gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاردستان] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs i.e.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmaz arsız, iffetsiz açık saçık; hayasız, küstah, haddini bilmez. immodestly z. hayâsızca, kustahça im modesty i iffetsizlik; hayâsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کأن لم یکن] olmamışçasına, yok sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa elli. mec. Pinti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen büyük bir ağaç (manlhot utllissima).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak gönüllü, mutevazı; gösterişsiz; ılımlı; tutarlı; namuslu, iffetli. modestly z. tevazu ile, gösterişsizce. modesty i. alçak gönüllülük, tevazu; iffet; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalın, parlak beyaz kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel veya sütun tabanı, kaide; esas, temel; f. sütun üstüne koymak. set on a pedestal idealize etmek, yüksek paye vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yaya, yayan giden kimse; s. yürümeye ait, yaya yürüyen, piyade; ağır, sıkıcı; adi. pedestrianism i. ağır ve adi yazı üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Tavlada zarların beş bir gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüyek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و یک] beş ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda İtalyan şehirlerinde vali veya hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kadere mahsus; kadere inanan; i. kadercilik- yanlısı. predestinarianism i. kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. önceden mukadder kılmak, önceden nasip etmek; s. kısmet olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdir, kader, kaza, nasip, kısmet; takdiri ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. predestinate .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavlada zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenara çekilmek; yan çizmek, sorumluluktan kaçınmak; bertaraf etmek; uzatmak, sallantıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki adet PCI Express ekran kartını aynı anda çalıştırabiliyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی دست] yoksul. 2.eli boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهيدستی] yoksulluk. 2.eli boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ teng = dar, dest = el). Eli boş, yoksul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنگ دست] elidarda, yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir, Ar. vâhid.

2.Tek, Ar. münferid.

3.Birlik. Yekden = Birden, birdenbire: Yekden zengin oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک] bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birer birer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gözlü, bir gözü kör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aynı fikirde, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El birliğiyle çalışanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birbirine, birbirini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalpleri bir, aynı arzuda bulunanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kalemde, birden: İsteklerini yek-kalem aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Biteviye, bir düziye hep aynı şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir parçadan ibaret, bütün, parçasız: Yekpâre mermerden heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte, rengi bir, alaca olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Bir gün süren, bir günlük.

2.mec. Pek muvakkat, süreksiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Düz, bir seviyede, beraber. Hâk ile yeksân = Toprakla bir olmuş.

2.Bir, müsavi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Baştan başa, hep, cümle, bütün.

2.Birlikte, hep beraber.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir lisan söyleyen, bir lisanla konuşan: Oranın ahalisi yek-zebândır.

2.Söz birliği eden, sözleri bir: Onlar hep, yek-zebândır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک بيک] bir bir, birer birer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Tek gözlü. 2.(Tür.) Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ یک جهت] tek yön. 2.aynı görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک جنس] aynı türden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Eşi benzeri olmayan, tek. 2.Bir çeşit gerdanlık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دل] bir gönül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümeni hareket ettirmek için başına takılan kol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniform. monotonous. drab tekdüze. monoton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. even running. humdrum. uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massive. monolithic. solid. in a single piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a single piece. one-piece. massive. monobloc. integral. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

built of one piece. integral. massive. all of one piece. of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یک پاره] tek parça. 2.bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Tek parça, bütün, som.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bir renkte olan. 2.Sözünün eri olan. 3.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bir yüzlü, iki yüzlü olmayan. 2.Güvenilir dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekru).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یکسان] bir şekilde. 2.birlikte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Düz. 2.Bir, berab(Erkek İsmi) 3.Her zaman, bir düzeyde. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekser).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک شنبه] pazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yalnız başına. 2.Bir baştan bir başa. 3.Ansızın, nagehan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک سویه] aynı düzeyde, eşit seviyeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tek, yalnız, Ar. münferid: Yektâ arzum budur.

2.Misli ve benzeri olmayan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tek, yalnız. 2.Eşsiz, benzersiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.).

1.Ansızın, birden, birdenbire.

2.Durup dururken.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک تنه] tek başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Dört işlemin toplamının neticesi, karacümle: Bu rakamların yekûnu ne etti?

2.Hep, bütün, cümle, tekmil: Bunun yekûnu iki yüz liralık bir iştir. Cem’an yekûn = Diğer yekûnların yekûnu, evvelce ayrı ayrı toplanmış rakamların yekûnu. Yekûn çekmek = Nefes almadan birçok lâf edip aralıkta durmak veya sözü bitirmek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یکون] toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zîr = alt, dest = el) (c. zîr-destân). El altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیردست] el altındaki, emir altındaki, ast.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by