Yek-zeban ne demek? | Yek-zeban anlamı nedir? | Yek-zeban

Yek-zeban anlamı nedir?

Yek-zeban ne demek?

Yek-zeban anlamı nedir?

Yek-zeban | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir lisan söyleyen, bir lisanla konuşan: Oranın ahalisi yek-zebândır.

2.Söz birliği eden, sözleri bir: Onlar hep, yek-zebândır.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilinden ateşler püskürür gibi fevkalâde tesirli ve şiddetli söz veya şiir söyleyen, ateş dilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, zeban dil). Kötü söz söyleyen, hicveden, edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدزبان] ağzı bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilsiz, lisansız, Ar. ebkem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇEYREK) (i. F. çâr = dört, yek = bir).

1.Çeyrek, dörtte bir. Ar. rub: Bir lelemanın çeyreği. 2.Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı, oraya ancak bir saat, bir çeyrekte gidilir.

3.Mecidiye denen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım. bk. Çeyrek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرب زبان] yaltakçı. 2.ağzı laf yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul. İki tane Düyek’ten yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و یک] dört ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Onda bir. (bk.) Öşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iki dilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 8 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) hâk ile yeksân edilmek yerle bir edilmek. hâk ile yeksân etmek yerle bir etmek. hâk ile yeksân olmak yerle bir olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir dil kullanan, sözleri bir olanların her biri: Hepsi hem-dil ve hem-zebân idiler. Aynı dili konuşanlar: Çerkesler kabilelere ayrılmışlarsa da hepsi hem-zebândırlar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همزبان] aynı dili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Tavla oyununda iki zarın tek benekli taraflarının üste gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کأن لم یکن] olmamışçasına, yok sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen büyük bir ağaç (manlhot utllissima).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalın, parlak beyaz kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Tavlada zarların beş bir gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüyek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و یک] beş ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavlada zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيرین زبان] tatlı dilli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., ter = yaş, zeban = dil). Hazırcevap, güzel konuşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترزبان] hazırcevap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir, Ar. vâhid.

2.Tek, Ar. münferid.

3.Birlik. Yekden = Birden, birdenbire: Yekden zengin oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک] bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birer birer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gözlü, bir gözü kör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aynı fikirde, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El birliğiyle çalışanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birbirine, birbirini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalpleri bir, aynı arzuda bulunanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kalemde, birden: İsteklerini yek-kalem aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Biteviye, bir düziye hep aynı şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir parçadan ibaret, bütün, parçasız: Yekpâre mermerden heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte, rengi bir, alaca olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Bir gün süren, bir günlük.

2.mec. Pek muvakkat, süreksiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Düz, bir seviyede, beraber. Hâk ile yeksân = Toprakla bir olmuş.

2.Bir, müsavi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Baştan başa, hep, cümle, bütün.

2.Birlikte, hep beraber.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir lisan söyleyen, bir lisanla konuşan: Oranın ahalisi yek-zebândır.

2.Söz birliği eden, sözleri bir: Onlar hep, yek-zebândır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک بيک] bir bir, birer birer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Tek gözlü. 2.(Tür.) Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ یک جهت] tek yön. 2.aynı görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک جنس] aynı türden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Eşi benzeri olmayan, tek. 2.Bir çeşit gerdanlık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دل] bir gönül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümeni hareket ettirmek için başına takılan kol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniform. monotonous. drab tekdüze. monoton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. even running. humdrum. uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massive. monolithic. solid. in a single piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a single piece. one-piece. massive. monobloc. integral. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

built of one piece. integral. massive. all of one piece. of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یک پاره] tek parça. 2.bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Tek parça, bütün, som.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bir renkte olan. 2.Sözünün eri olan. 3.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bir yüzlü, iki yüzlü olmayan. 2.Güvenilir dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekru).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یکسان] bir şekilde. 2.birlikte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Düz. 2.Bir, berab(Erkek İsmi) 3.Her zaman, bir düzeyde. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekser).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک شنبه] pazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yalnız başına. 2.Bir baştan bir başa. 3.Ansızın, nagehan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک سویه] aynı düzeyde, eşit seviyeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tek, yalnız, Ar. münferid: Yektâ arzum budur.

2.Misli ve benzeri olmayan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tek, yalnız. 2.Eşsiz, benzersiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.).

1.Ansızın, birden, birdenbire.

2.Durup dururken.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک تنه] tek başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Dört işlemin toplamının neticesi, karacümle: Bu rakamların yekûnu ne etti?

2.Hep, bütün, cümle, tekmil: Bunun yekûnu iki yüz liralık bir iştir. Cem’an yekûn = Diğer yekûnların yekûnu, evvelce ayrı ayrı toplanmış rakamların yekûnu. Yekûn çekmek = Nefes almadan birçok lâf edip aralıkta durmak veya sözü bitirmek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یکون] toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dil, lisan.

2.Lügat, lehçe. Zebân-ı FArisî = Fars dili, Fars. ça.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زبان] dil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F., zebân = dil, dırâz = uzun). Dili uzun, haddini aşarak konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zebân = dil’ zeden = vurmak). Söz arasında kullanılan, dilin alıştığı, kullanılagelen (söz): «Ayine» sözü bizce «ayna» şeklinde zebanzeddir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زبان دراز] dili uzun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Terazi dili gibi Aletlerin dil şeklindeki kısmı.

2.Alev, yalım. Zebâne-keş = Alevlenen, alevi çıkan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زبانه] yalaz. 2.dilimsi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehenneme gidenlerle meşgul olan melek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زبانزد] ünlü, dillerde dolaşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by